İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Dursun Kanber Eroğlu ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/11724)

1. Başvuru, mal müdürlüğünce yapılan açık artırmada satın atılan

Başvuru No2014/11724Tarih20 Temmuz 2017Okuma16 dk · 3.221 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Dursun Kanber Eroğlu Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
20 Temmuz 2017
Başvuru Numarası
2014/11724
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.221 kelime·16 dk okuma·21 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, mal müdürlüğünce yapılan açık artırmada satın atılan

tescilli taşınmaza ilişkin tapu kaydının hiçbir yere uymaması nedeniyle

mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 16/7/2014 tarihinde

yapılmıştır.

3. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi

neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvuruculardan Dursun Kanber Eroğlu 1968 doğumlu olup

İstanbul'da, Engin Eroğlu ve Sırma Eroğlu sırasıyla 1979 ve 1944 doğumlu olup

Ankara'da ikamet etmektedirler.

A. Uyuşmazlığın Arkaplanı

9. Sivas ili İmranlı ilçesi Çalıyurt

köyü Karıklar Başı mevkiinde kâin 7.000 m² büyüklüğündeki tarla vasıflı ve

Hazine adına kayıtlı taşınmaz, İmranlı Mal Müdürlüğü (Mal Müdürlüğü) tarafından

1996 yılında yapılan açık artırma sonucu başvurucular murisi Hasan Eroğlu'na

ihale edilmiştir. Söz konusu taşınmaz 30/5/1996

tarihinde başvurucular murisi adına tapuya tescil edilmiştir. Ancak taşınmaz,

başvurucular murisine fiilen teslim edilmemiştir.

10. Taşınmazın bulunduğu bölgede 2005 yılında kadastro

çalışmaları yapılmıştır. Başvurucular murisi 20/5/2005

tarihinde İmranlı Kadastro Müdürlüğüne yaptığı başvuruyla, adına kayıtlı

bulunan taşınmazın Gökçebel köyü sınırları içinde

kalması ihtimaline binaen adına tespitinin yapılması isteminde bulunmuştur.

İdare tarafından başvurucuya herhangi bir cevap verilmemiştir.

B. Başvurucular Murisi

Tarafından Açılan Kadastro Tespitine İtiraz Davası

11. Başvurucular murisi 4/9/2006

tarihinde Gökçebel köyü tüzel kişiliği aleyhine

İmranlı Kadastro Mahkemesinde (Kadastro Mahkemesi) kadastro tespitine itiraz

davası açmıştır. Dava dilekçesinde, başvurucular murisine ait taşınmazın

sınırlarının sel suları sebebiyle değişerek Gökçebel

köyü Kande mevkiine kaydığı ve 12.507,88 m² olarak çayır vasfıyla 128 ada

35 parsel numarasıyla Gökçebel köyü tüzel kişiliği

adına tespit edildiği ileri sürülmüştür. Dilekçede Gökçebel

köyü tüzel kişiliği adına yapılan tespitin iptali ile taşınmazın başvurucular

murisi adına tespitine karar verilmesi talep edilmiştir.

12. Mahkemece 16/7/2007 ve 12/6/2008

tarihlerinde taşınmaz mahallinde mahallî ve teknik bilirkişilerle birlikte

keşif yapılmıştır. Mahallî bilirkişiler beyanlarında, 128 ada 35 parselin Deli

Mahmut köyünden İsmail isimli bir şahsa ait olduğunu ve buranın satış senediyle

Gökçebel köyü tüzel kişiliğine satıldıktan sonra köy

tüzel kişiliği tarafından çayırlık olarak kullanıldığını beyan etmişlerdir.

Mahalli bilirkişiler, başvurucular murisine ait tapu kaydında belirtilen yerin

ise dava konusu 128 ada 35 parselle bir ilgisinin bulunmadığını, "Kirikler

Başı" mevkiinde kâin taşınmazın bir buçuk iki kilometre daha ileride

olduğunu ifade etmişlerdir.

13. Mahkemece 26/11/2008 tarihli

kararla dava reddedilerek taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiştir.

Kararın gerekçesinde, mahallî bilirkişi beyanlarına dayanılarak başvurucular

murisine ait tapu kaydının, dava konusu 128 ada 35 parsele mevki ve hudut

itibarıyla uymadığı ve taşınmazın bir buçuk iki kilometre daha ileride olduğu

ifade edilmiştir.

14. Bu karar Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin (Daire) 28/6/2010 tarihli kararıyla onanmıştır.

C. Başvurucular

Tarafından Açılan Dava

15. Başvurucular murisi tarafından 27/9/2010

tarihinde Mal Müdürlüğüne başvurularak taşınmazın tapu kayıtlarına uygun tespit

edilerek teslim edilmesi isteminde bulunulmuştur. Mal Müdürlüğünce gönderilen 13/12/2010 tarihli cevap yazısında, taşınmazın mülkiyetinin

5/4/1996 tarihinde başvurucular murisine geçtiği, 2008 yılında yapılan kadastro

çalışmasında tapunun uygulanamaması ile ilgili idarelerinin bir sorumluluğunun

bulunmadığı bildirilmiştir.

16. Başvurucular murisi sonra 19/4/2011

tarihinde İmranlı Tapu Sicil Müdürlüğüne (Tapu Sicil Müdürlüğü) müracaat etmiş

ve taşınmazın bulunduğu yerin net olarak belirlenerek tarafına gösterilmesini

talep etmiştir. Tapu Sicil Müdürlüğünce 3/5/2011

tarihli yazıyla başvurucuya verilen cevapta tapu kaydının uyduğunu düşündüğü

taşınmaza ilişkin olarak kadastro tutanaklarının kesinleştiği 27/11/2008

tarihinden itibaren on yıl içinde hukuk mahkemelerinde dava açabileceği

hatırlatılmıştır.

17. Başvurucular murisi 20/10/2011

tarihinde ölmüştür.

18. Başvurucular 10/9/2012 tarihinde

İmranlı Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) Mal Müdürlüğü aleyhine dava

açmışlardır. Dava dilekçesinde, murislerince 4/9/2006

tarihinde kadastro mahkemesinde açılan davanın satın alınan parselin tespit ve

tesciline yönelik olmayıp 128 ada 35 parsel numaralı taşınmazın adına tescili

talebine ilişkin olduğu vurgulanmıştır. Anılan davanın

reddedilmesinden sonra Mal Müdürlüğü ve Tapu Müdürlüğüne yapılan başvuruların

sonuçsuz kaldığına işaret eden başvurucular, Hazinenin var olmayan bir yeri

satmasının mümkün olmadığına göre murislerince ihaleyle satın alınan yerin

tespiti ve adlarına tesciline, mümkün değilse muadil bir yerin adlarına

tesciline, bu da mümkün değilse taşınmaz bedelinin güncellenerek yasal faiziyle

birlikte ödenmesine karar verilmesi isteminde bulunmuşlardır.

19. Mahkeme 21/5/2013 tarihinde davayı

reddetmiştir. Kararın gerekçesinde, başvurucular murisince 128 ada ve 35 parsel

numaralı taşınmaza yönelik açılan davanın reddedildiğini ve başvurucuların da

taşınmazın nerede olduğunu bilmediklerini, yapılacak bir keşif sırasında tapuya

isabet eden taşınmazı gösteremeyeceklerini beyan ettikleri hatırlatılmıştır.

Gerekçenin devamında başvurucuların taşınmazın nerede olduğunu bilmemelerinin

ve gösterememelerinin davanın reddini gerektirdiği ifade edilmiştir. Mahkeme

ayrıca tazminat taleplerini de incelemiştir. Mahkeme öncelikle 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun

1007. maddesinde düzenlenen devletin tapu sicilinin tutulmasından kaynaklanan

hatalardan doğan sorumluluğunun koşullarını değerlendirmiştir. Mahkeme, 4721 sayılı Kanun'un 1007. maddesindeki kusursuz

sorumluluğun tapu siciline güvenerek kadastrosu yapılan taşınmazı satın alan

iyi niyetli üçüncü kişinin tapusunun, kadastro sırasında hakkını ileri sürmeyi

ihmal eden Hazine tarafından sonradan açılan dava neticesinde iptal edilmiş

olması hâlinde uygulanacağını açıklamış ve somut olayda bu şekilde bir durumun

bulunmadığı kanaatini belirtmiştir.

20. Taşınmazın ihale ile başvurucular murisine satıldığını gözeten

Mahkeme, borçlar hukuku hükümlerine göre tazminat sorumluluğunun doğup

doğmadığını da irdelemiştir. Mahkeme şu gerekçeyle sözleşmeden doğan tazminat

sorumluluğu yönünden de davanın reddi gerektiği sonucuna ulaşmıştır:

"Yine ikinci olarak akla borçlar hukuku

hükümlerine göre açılacak alacak davaları akla gelmektedir. İhale suretiyle

davacının murislerinin tapuda belirtilen taşınmazı satın almış olduğu davalının

da kabulündedir. Davaya konu tapu kaydı henüz uygulanamadığına göre davaya konu

olacak yer gerçekten de başka bir sebeple kadastro sırasında davacı adına

tespiti yapılmışbir yer olabilecektir. Bunun ıspatı genel kural gereği davacıya düşmektedir. Bunu da

yapılacak keşifte tapu kaydının zemine uygulanması neticesinde (az yukarıda

değinildiği şekliyle) belirlemiş olacaktır. Açıklanan tüm bu nedenlerle açılan

davanın reddi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir."

21. Başvurucular bu kararı temyiz etmişlerdir. Temyiz

dilekçesinde diğer iddiaların yanında davanın kadastrodan önceki sebeplere

dayanılarak açılan bir tescil davası olmayıp taşınmazın nerede olduğunun

tespiti talebini içerdiği vurgulanmış ancak Mahkemenin hatalı niteleme yaparak

davayı yanlış temelde incelediği ileri sürülmüştür. Uyuşmazlığın özünün Hazine

tarafından satılan taşınmazın neresi olduğunun gösterilmemesi olduğunun altını

çizen başvurucular, Mahkemenin buna yönelik bir incelemesinin bulunmadığını

dile getirmişlerdir. Dairenin 7/11/2013 tarihli

kararıyla temyiz istemi reddedilerek Mahkeme kararı onanmıştır.

22. Başvurucular, açılan davanın, ihaleyle satın alınan

taşınmazın tespiti ve teslimine yönelik olduğu yolunda vurguları içeren dilekçe

ile karar düzeltme isteminde bulunmuşlardır. Dairenin 4/6/2014

tarihli kararıyla karar düzeltme istemi de reddedilmiştir.

23. Nihai karar 24/6/2014 tarihinde

başvuruculara tebliğ edilmiştir.

24. Başvurucular 16/7/2014 tarihinde

bireysel başvuruda bulunmuşlardır.

IV.İLGİLİ HUKUK

25. Olay tarihinde yürürlükte bulunan 8/9/1983

tarihli ve 2886 sayılımülga Devlet İhale Kanunu'nun

53. maddesi şöyledir:

"Bütün İhaleler bir sözleşmeye bağlanır.

Sözleşme, idare adına ita amiri tarafından imzalanır.

Bu Kanunda belirtilen özel hallerde sözleşme

yapılması zorunlu değildir."

26. Mülga 2886 sayılı Kanun'un 60. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

"İdare 57 nci

maddede yazılı süre içinde sözleşme yapılması hususunda kendisine düşen

görevleri yapmak ve taşınmaz malların satımında, ferağa ait işlemleri

tamamlamak, şartnamede belirtilen sınır ve evsafa göre satılan malları

müşteriye teslim etmekle yükümlüdür. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi

halinde, müteahhit veya müşteri, sürenin bitmesinden

itibaren en çok 15 gün içinde, 10 gün müddetli bir noter ihbarnamesi ile

bildirmek şartıyla, taahhüdünden vazgeçebilir. Bu takdirde teminat geri

verilir. Müteahhit veya müşteri, ihaleye girmek ve teminat vermek için yaptığı

masrafları istemeye hak kazanır."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

27. Mahkemenin 20/7/2017 tarihinde

yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

28. Başvurucular, Mal Müdürlüğünden 1996 yılında satın alınan

taşınmazın fiilen teslim edilmediğini belirtmişlerdir. Taşınmazın komşu köy

adına tescil edildiği duyumunun alınması üzerine 2006 yılında açılan davanın

reddedildiğini hatırlatan başvurucular, ihale ile satın aldıkları kadastral parselin tespiti, mümkün olmaması durumunda

ödedikleri paranın güncellenerek iadesi istemiyle açtıkları davanın da

reddedildiğinden yakınmışlardır. Başvurucular, devlete güvenerek satın

aldıkları taşınmaza ilişkin mülkiyet hakkının ortadan kaldırıldığını ileri

sürmüşlerdir. Başvurucular ayrıca Mahkemenin yeterli incelemeye dayanmadan

karar verdiğinden şikâyet etmişlerdir.

B. Değerlendirme

29. İddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak Anayasa'nın "Mülkiyet hakkı" kenar başlıklı

35. maddesi şöyledir:

"Herkes, mülkiyet ve miras haklarına

sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla

sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına

aykırı olamaz."

30. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Mahkemenin yeterli

incelemeye dayanmadan karar verdiğine yönelik şikâyetin, mülkiyet hakkı

kapsamında incelenmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.

31. Somut olayda, Hazine adına kayıtlı taşınmaz Mal Müdürlüğü

tarafından 1996 yılında yapılan açık artırma sonucu başvurucular murisine

satılmıştır. Söz konusu taşınmaz 30/5/1996 tarihinde başvurucular murisi adına

tapuya tescil edilmekle birlikte başvurucular murisine fiilen teslim edilmemiştir.Başvurucular

murisince 4/9/2006 tarihinde açılan dava, 128 ada 35 parsel numaralı taşınmazın

Gökçebel köyü tüzel kişiliği adına yapılan kadastro

tespitine yönelik ise de başvurucular tarafından 10/9/2012 tarihinde açılan

dava, murislerine satılan taşınmazın yerinin tespit edilerek adlarına tescil ve

tespitiyle (mümkün değilse tazminat ödenmesiyle) alakalıdır. İkinci dava

dilekçesinde, somut bir taşınmaz gösterilmediği gibi kadastro tespitinin hatalı

yapıldığına dair bir iddiada da bulunulmamıştır. Başvurucu tarafından gerek

dava dilekçesinde gerekse temyiz ve karar düzeltme dilekçelerinde güçlü bir

biçimde ifade edildiği üzere ikinci davanın amacı, Mal Müdürlüğünü, 1996

yılında akdettiği satış sözleşmesinin gereklerini, yani taşınmazın tespit

edilerek başvuruculara teslimi edimini ifaya zorlamaktır. Dolayısıyla ikinci

davanın, devletin tapu sicilinin hatalı tutulmasından doğan sorumluluğuyla

herhangi bir ilgisi bulunmamaktadır. Başvurucuların, devletin hiçbir yere

uymayan tapu sicili oluşturduğu iddiasına dayalı bir tazminat istemleri söz

konusu değildir. Nitekim bireysel başvuru dilekçesindeki temel şikâyetin de

Hazine tarafından satılan taşınmazın tespit ve teslim edilmemesine yönelik

olduğu görülmektedir.

32. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde somut

başvuruda devletin tapu sicilinin tutulmasından kaynaklanan sorumluluğuna

ilişkin herhangi bir inceleme yapılmasının mümkün olmadığı anlaşılmamaktadır.

Bu bağlamda incelemenin, başvurucular murisine satılan taşınmazın fiili olarak

başvuruculara teslim edilmemesine yönelik şikâyetlerle sınırlı tutulması

gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

33. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Mülkün Varlığı

34. Anayasa'nın 35. maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet

hakkı, ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü mal

varlığı hakkını kapsamaktadır (AYM, E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015,

§ 20). Bu bağlamda mülk olarak değerlendirilmesi gerektiğinde kuşku bulunmayan

menkul ve gayrimenkul mallar ile bunların üzerinde tesis edilen sınırlı ayni

haklar ve fikri hakların yanı sıra icrası kabil olan her türlü alacak da

mülkiyet hakkının kapsamına dâhildir (Mahmut

Duran ve diğerleri, B. No: 2014/11441, 1/2/2017,

§ 60).

35. Taşınmaz mal varlığının mülk teşkil ettiği hususunda kuşku bulunmamaktadır.Somut olayda

başvurucular murisi adına kayıtlı bir tapunun varlığı da ihtilafsızdır. Ancak

söz konusu tapu kaydının gösterdiği taşınmazın maddi âlemde bir varlığının

bulunup bulunmadığı veya tapu kaydının somut olarak hangi arazi parçasına

isabet ettiği hususu açıklığa kavuşturulamamıştır. Bu durum,

"taşınmaz" mal varlığının mevcudiyeti ile ilgili ciddi kuşkuların

oluşmasına yol açmaktadır. Bununla birlikte başvurucular murisinin, tapu

kaydında gösterilen taşınmazı satın almak için bir bedel ödediği gözetildiğinde

en azından bu bedelin ödenmiş olmasından kaynaklanan bir mülkiyet hakkının var

olduğunun kabulü gerekir.

b. Müdahalenin

Varlığı ve Türü

36. Başvurucuların yakındığı husus, Mal Müdürlüğünce 1996

yılında ihale yoluyla murislerine satılan taşınmazın fiilen teslim

edilmemesidir. Hazineye ait taşınmazların ihale yoluyla özel hukuk kişilerine

satışı, olay tarihinde yürürlükte bulunan 2886 sayılı Kanun'un 53. maddesi

uyarınca bir sözleşmeye bağlanmaktadır. Sözleşmelerde belirlenen edimlerin ifa

edilmemesinden kaynaklanan uyuşmazlıklar kural olarak özel ihtilaf kapsamında

görülebilir. Ancak kamu ihaleleri sonucunda akdedilen

sözleşmelerin taraflarından birinin kamu kurumu olduğu ve sözleşme koşullarının

daha çok statü hukuku çerçevesinde belirlendiği gözetildiğinde ilgili sözleşme

ile kamu kurumunun yüklendiği edimin ifa edilmemesinin somut olayın koşulları

çerçevesinde özel bir ihtilaf olarak değil mülkiyet hakkına kamu tarafından

gerçekleştirilen bir müdahale biçiminde değerlendirilmesi ve negatif

yükümlülükler kapsamında incelenmesi mümkündür.

37. Somut olaydaki sözleşmenin konusu, ihale edilen taşınmazın

devridir. İdarenin taşınmazı başvurucular murisine devir borcu, sözleşmesel bir edim olmaktan öte aynı zamanda 2886 sayılı

Kanun'un 60. maddesinin ve anılan Kanun uyarınca yapılan ihalenin kazanılmış

olmasının doğurduğu bir ödevdir. Anılan maddeye göre idarenin, sattığı taşınmaz

malın ferağına ait işlemleri tamamlama, şartnamede belirtilen sınır ve evsafa

göre satılan malı müşteriye teslim etme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu hüküm

uyarınca taşınmazın başvurucuya tapuda devir ve şartnamede belirlenen

niteliğiyle teslim edilmesi gerekmektedir. Dolayısıyla taşınmazın devir veya

teslimi ödevinin ifasındaki her türlü başarısızlığın kamu müdahalesi olarak

değerlendirilmesi icap etmektedir.

38. Olayda taşınmaz 30/5/1996 tarihinde

başvurucular murisi adına tapuya tescil edilmiş ancak fiilen teslim

edilmemiştir. Yukarıda belirtilen gerekçelerle taşınmazın fiilen teslim

edilmemesinin mülkiyet hakkına kamu gücü tarafından yapılan bir müdahale

biçiminde değerlendirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.

39. Anayasa'nın mülkiyet hakkına müdahaleyle ilgili üç kural

ihtiva ettiği görülmektedir. Anayasa'nın 35. maddesinin birinci fıkrasında

herkesin mülkiyet hakkına sahip olduğu belirtilmek suretiyle "mülkten

barışçıl yararlanma hakkı"na yer verilmiş,

ikinci fıkrasında da mülkten barışçıl yararlanma hakkına müdahalenin çerçevesi

belirlenmiştir. "Mülkten yoksun bırakma" ve "mülkiyetin

kontrolü", mülkiyet hakkına müdahalenin özel biçimleridir. Mülkten yoksun

bırakma şeklindeki müdahalede mülkiyetin kaybı söz konusudur. Mülkiyetin

kullanımının kontrolünde ise mülkiyet kaybedilmemekte ancak mülkiyet hakkının

malike tanıdığı yetkilerin kullanım biçimi, toplum yararı gözetilerek

belirlenmekte veya sınırlandırılmaktadır. Mülkten barışçıl yararlanma hakkına

müdahale ise genel nitelikte bir müdahale türü olup mülkten yoksun bırakma ve mülkiyetin

kullanımının kontrolü mahiyetinde olmayan her türlü müdahalenin mülkten

barışçıl yararlanma hakkına müdahale kapsamında ele alınması gerekmektedir (Recep Tarhan ve Afife Tarhan, B. No:

2014/1546, 2/2/2017, § 55-58).

40. Belirtilmesi gerekir ki başvurucular murisine ait tapuda

gösterilen taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında başka biri adına tespit ve

tescil edildiğine ilişkin bir saptama bulunmadığı gibi başvurucuların şikâyeti

de buna yönelik değildir. Başvurucular, taşınmazın fiilen teslim edilmemesinden

yakınmaktadırlar. Başvuru konusu olayda, başvurucular murisine ait tapuda

gösterilen taşınmazın maddi âlemde var olup olmadığı varsa bunun hangi arazi

parçasına isabet ettiği hususlarının belirsiz olması nedeniyle başvurucuların

taşınmaz mülkiyetinin değil taşınmaz için bedel ödenmiş olmasından doğan

ekonomik bir menfaatinin bulunduğu ifade edilmiştir (bkz. § 35). Taşınmazın

fiilen başvuruculara teslim edilmemesi, başvurucuların taşınmazı kullanamaması,

dolayısıyla mülk teşkil eden bu ekonomik değerden yararlanmaması ile sınırlı

bir sonuç doğurduğundan mülkten yoksun bırakma kapsamında görülemez. Ayrıca

teslim etmemenin mülkiyetin kontrolü kapsamında yapılan bir tasarruf olmadığı

da açıktır. Bu durumda, somut olaydaki müdahalenin "mülkiyetten barışçıl

yararlanma" biçimindeki birinci kural kapsamında incelenmesi gerektiği

sonucuna ulaşılmaktadır.

c. Müdahalenin

İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

41. Anayasa’nın 35. maddesinde mülkiyet hakkı sınırsız bir hak

olarak düzenlenmemiş, bu hakkın kamu yararı amacıyla ve kanunla

sınırlandırılabileceği öngörülmüştür. Mülkiyet hakkına müdahalede bulunulurken

temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleri

düzenleyen Anayasa'nın 13. maddesinin de gözönünde

bulundurulması gerekmektedir.

42. Anayasa'nın 13. maddesi şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

43. Anılan madde uyarınca temel hak ve özgürlükler, demokratik

toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmaksızın

Anayasa'nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak

kanunla sınırlanabilir. Dolayısıyla mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin

Anayasa'ya uygun düşebilmesi için müdahalenin kanuna dayanması, kamu yararı

amacı taşıması ve ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerekmektedir(Recep Tarhan ve Afife Tarhan, § 62). Buna

göre öncelikle müdahalenin kanuni dayanağının bulunup bulunmadığı

incelenmelidir.

44. 2886 sayılı Kanun'un 60. maddesinin birinci fıkrasının

birinci cümlesinde idarenin taşınmaz malların satımında, ferağa ait işlemleri

tamamlamak, şartnamede belirtilen sınır ve evsafa göre satılan malları

müşteriye teslim etmekle yükümlü olduğu belirtilmiştir. Buna göre idarenin,

ihaleyle sattığı taşınmazın mülkiyetini devretmenin yanında taşınmazı fiilen

teslim etme mecburiyeti de bulunmaktadır. Diğer bir ifadeyle idarenin

sorumluluğu, sadece taşınmazın tapu kaydının devri ile sınırlı olmayıp aynı

zamanda kullanılabilir bir vaziyette başvurucuya fiilen teslim edilmesini de

kapsamaktadır. Taşınmazın fiilen teslimi, maddi âlemde isabet ettiği arazi

parçası belirlenerek başvurucunun fiili zilyetliğine bırakılması anlamına

gelmektedir.

45. Somut olayda Hazine adına kayıtlı taşınmaz Mal Müdürlüğü

tarafından 1996 yılında yapılan açık artırma sonucu başvurucular murisine

satılmıştır. Söz konusu taşınmaz 30/5/1996 tarihinde

başvurucular murisi adına tapuya tescil edilmekle birlikte başvurucular

murisine fiilen teslim edilmemiştir. Dahası başvurucular tarafından talep

edilmesine rağmen taşınmazın maddi âlemde hangi arazi parçasına tekabül ettiği

de idarece gösterilmemiştir.

46. Başvurucular tarafından açılan ve murislerine ait tapuda

gösterilen taşınmazın tespiti ve adlarına tescili veya (bu mümkün değilse)

tazminat ödenmesi istemini içeren dava, Mahkemece 21/6/1987

tarihli ve 3402 sayılı Kanun'un 12. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca kadastro

tespitinden önceki nedenlere dayanılarak açılan bir tapu iptali ve tescili

davası gibi değerlendirilerek sonuçlandırılmıştır. Bu çerçevede inceleme yapan

Mahkeme, taşınmazın nerede olduğunun gösterilmesi yükümlülüğünün başvuruculara

ait olduğunu değerlendirmiş ve başvurucuların bu yükümlülüklerini ifa etmemesi

nedeniyle davanın tespit ve tescile ilişkin kısmının reddine karar vermiştir.

Oysa dava dilekçesinde somut bir taşınmaza ilişkin kadastro tespitinin iptaline

yönelik bir istem yer almadığı gibi gerek dilekçede gerekse temyiz ve karar

düzeltme başvurularında davanın satın alınan taşınmazın maddi âlemde isabet

ettiği arazi parçasının tespitine yönelik olduğu açıkça ifade edilmiştir.

Yukarıda belirtildiği gibi ihale ile sattığı taşınmazı gösterme ve kullanıma

hazır bir vaziyette alıcıya teslim etme yükümlülüğü Mal Müdürlüğüne aittir.

2886 sayılı Kanun'un 60. maddesinin açık hükmü de bu yöndedir. Mahkemenin ispat

yükünü başvuruculara yükleyen bu kanaati açık bir takdir hatasına

dayanmaktadır.

47. Bu durumda idarenin 2886 sayılı Kanun'un 60. maddesi

uyarınca taşınmazı teslim sorumluluğunu ifa etmediği ortadadır. İdarenin bu

yükümlülüğünü yerine getirmemesine ilişkin olarak herhangi bir yasal dayanak da

gösterilmemiştir. Dolayısıyla taşınmazın teslim edilmemesi biçimindeki

müdahalenin yasal dayanağının bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

48. Sonuç olarak başvurucular murisince satın alınan taşınmazın

teslim edilmemesinin kanuni dayanağının bulunmaması nedeniyle Anayasa’nın 35.

maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

49. Başvurucuların mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin kanuni

dayanağının bulunmadığı saptandığından müdahalenin meşru amacının bulunup bulunmadığı

ve ölçülü olup olmadığı yolunda bir inceleme yapılmasına gerek bulunmamaktadır.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

50. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı

Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un50. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

51. Başvurucular, mülkiyet hakkına yapılan ihlalin tespiti ile

yargılamanın yenilenmesine ya da ödenen paranın güncelenmesi

ve nemalandırılması suretiyle belirlenecek maddi zararın tazminine karar

verilmesi isteminde bulunmuşlardır.

52. Kanuni dayanağı bulunmayan müdahaleyle başvurucuların

mülkiyet haklarının ihlal edildiği yukarıda saptanmıştır.

53. Mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçları, başvurucular murisine

satılan taşınmazın maddi âlemde isabet ettiği arazi parçasını belirleme ve

gösterme yükümlülüğünün Mal Müdürlüğüne yüklenmesi suretiyle ortadan

kaldırılabilir. Bu da yeniden yargılama yapılmasını zorunlu kılmaktadır. Bu

nedenle yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğundan kararın bir

örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere İmranlı Asliye Hukuk Mahkemesine

gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

54. Yeniden yapılacak yargılama sonucu Mal Müdürlüğünce bu

yükümlülüğün yerine getirilip getirilememesine göre başvurucuların tazminat

istemi değerlendirilebileceğinden bu aşamada tazminat istemi hakkında bir karar

verilmesine gerek bulunmamaktadır.

55. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet

hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin mülkiyet hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere İmranlı

Asliye Hukuk Mahkemesine (E.2012/108) GÖNDERİLMESİNE,

D. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARA MÜŞTEREK OLARAK ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 20/7/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

Celal Mümtaz

AKINCI

Recai AKYEL

Raportör

:

Ayhan KILIÇ

Başvurucular

:

1. Dursun

Kanber EROĞLU

2. Engin

EROĞLU

3. Sırma

EROĞLU

Vekili

:

Av. Zeki

DOĞANOĞLU

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/11724, 20 Temmuz 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Uyuşmazlığın Arkaplanı
  7. B. Başvurucular Murisi
  8. C. Başvurucular
  9. Iv.ilgili Hukuk
  10. V. İnceleme Ve Gerekçe
  11. A. Başvurucunun İddiaları
  12. B. Değerlendirme
  13. B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Mahkemenin yeterli
  14. A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL
  15. B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet
  16. C. Kararın bir örneğinin mülkiyet hakkının ihlalinin
  17. E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  18. Yıldırım
  19. Kömürcü
  20. Akıncı
  21. Eroğlu
  22. Eroğlu
  23. Doğanoğlu
  24. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/11724
Tarih
20 Temmuz 2017

İlgili Kararlar

  • Rıza Tekin Başvurusu (B. No: 2014/3084)
  • Abdullah Dayan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/9835)
  • Bis Enerji Elektrik Üretim A.ş. Başvurusu (B. No: 2014/11933)
  • Tevfik Alıncı Başvurusu (B. No: 2014/12071)
  • Sadettin Keskin Başvurusu (B. No: 2014/11170)
  • Osman Sevinç ve Antıranik Marancıoğlu Başvurusu (B. No: 2014/12075)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.