İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ecrin Akkaya Başvurusu (B. No: 2015/8599)

1. Başvuru, maden ocağında çalışan işçilerin yaşamlarının

Başvuru No2015/8599Tarih8 Mayıs 2019Okuma11 dk · 2.264 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Ecrin Akkaya Başvurusu

Karar tarihi
8 Mayıs 2019
Başvuru Numarası
2015/8599
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.264 kelime·11 dk okuma·10 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, maden ocağında çalışan işçilerin yaşamlarının

korunması için gerekli tedbirlerinin alınmaması sonucu ölüm olayı meydana

gelmesi ve olaydan kaynaklanan zararın yetersiz şekilde tazmin edilmesi

nedenleriyle yaşam hakkının; uzun süren yargılama nedeniyle de makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 22/5/2015 tarihinde başvurucunun velisi tarafından

yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirilmesine gerek görülmediğini

bildirmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden elde edilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Bir kamu iktisadi teşebbüsü olan Türkiye Taş Kömürü Kurumuna

(TTK) bağlı Karadon Taşkömürü İşletme Müessesesinin

asıl işveren, özel hukuk hükümlerine tabi bir şirketin ise alt işveren olarak

işlettiği Zonguldak'taki bir maden ocağında 17/5/2010 tarihinde meydana gelen

grizu patlaması sonucu başvurucunun babası E.A.nın da

aralarında bulunduğu birçok kişi ölmüş; pek çok kişi de yaralanmıştır.

Başvurucu, olay tarihinden sonra 24/12/2010 tarihinde dünyaya gelmiştir.

9. Başvurucu, vekili aracılığıyla babasının ölümüne yol açan

olayın tamamen işverenlerin kusuru neticesinde meydana geldiğini ileri sürerek

30/5/2013 tarihinde TTK ve alt işveren aleyhine Zonguldak 3. İş Mahkemesi (İş

Mahkemesi) nezdinde tazminat davası açmıştır. Açtığı davada başvurucu 1.000 TL

maddi, 80.000 TL manevi tazminat talep etmiştir.

10. Başvurucu 9/5/2014 tarihinde maddi tazminat talebini ıslah

yoluyla 43.537,23 TL'ye çıkarmıştır.

11. Yaptığı yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar

veren İş Mahkemesi başvurucu lehine -başvurucunun doğum tarihinden itibaren

işleyecek yasal faizi ile birlikte- 43.537,23 TL maddi, 45.000 TL manevi

tazminata hükmetmiştir. Anılan kararın gerekçesinin ilgili kısımları şöyledir:

"...

Zonguldak 1. İş Mahkemesinin 2010/420 Esas

sayılı dosyası aynı iş kazasına ilişkin açılan tazminat davasına ilişkin olup

dosya kusur durumu yönünden dava dosyamızca bekletici mesele yapılmış bu

dosyada aldırılan kusur raporları ile Ankara 13. İş Mahkemesinin 2010/712 Esas

sayılı dosyasında aldırılan kusur raporları arasındaki çelişkide giderilmek

suretiyle 17/05/2010 tarihinde meydana gelen ( grizu patlaması şeklindeki ) iş

kazasında davalı asıl işveren TTK'nın % 30 diğer

davalı ... A.Ş.'nin ise % 70 kusuru bulunduğu

anlaşılmakla; bu kusur oranı dikkate alınarak 16/05/2013 tarihi itibariyle

dosya karara çıkarılmıştır. Kusur raporları kazanın oluşuna uygun bulunup

çelişkide giderildiğinden ve kazanın niteliği gereği davacılar murisine

yüklenebilecek bir kusur da bulunmadığından bu dosyanın kesinleşmesi

beklenmemiştir. Ancak yargılama sırasında Yargıtay 21. HD'in

2013/16994 Esas 2014/5229 Karar sayılı ve 18/03/2014 tarihli ilamı ile 1. İş

Mahkemesinin 2010/420 Esas sayılı dosyası onanmıştır.

...

Dosya, davacının maddi zararının tespiti için

hesap uzmanı bilirkişiye tevdii olunmuş, bilirkişi tarafından düzenlenen

14/03/2014 tarihli raporu ile; davacının 43.537,23-TL maddi destek kaybının

belirlendiği anlaşılmıştır.

Davacı vekili harçlandırılmış

ıslah dilekçesi ile bilirkişi raporu doğrultusunda davasını ıslah etmiştir.

Tüm dosya kapsamı birlikte

değerlendirildiğinde; 17/05/2010 tarihinde davalı TTK'nın

asıl işveren, diğer davalı ... A.Ş.'nin ise alt

işveren olarak işlettiği Karadon'daki maden ocağında

meydana gelen grizu patlaması şeklindeki iş kazasında davacı murisi [E.A.]nın da aralarında bulunduğu 30 işçinin yaşamını

yitirdiği ve ayrıca 11 işçinin yaralandığı tartışmasızdır. Yargılama aşamasında

kusur tespiti yönünden aldırılan bilirkişi raporlarında TTK'nın

% 30 diğer davalı ...AŞ.'nin ise %70 kusuru [b]ulunduğu anlaşılmıştır...

Maden işi tehlikeli işlerden olup çalışma

koşulları nedeniyle kaçınılmazlık iş kazalarının oluşumuna etki etse de iş

güvenliği önlemlerinin alınması kazaları büyük ölçüde önlemektedir. Nitekim

gelişmiş ülkelerdeki maden kazası sıklığı ve ölüm oranı ile ülkemizdeki kaza

sıklığı ve ölüm oranı iş güvenliği önlemlerinin önemini açıkça ortaya

koymaktadır. Yaşam hakkı insan haklarının en önemlisi olup bu hakkın ihlali

hiçbir şekilde korunamaz.

Davalıların gerekli iş güvenliği önlemlerini

almamaları nedeniyle davaya konu ölümün gerçekleştiği kaza meydana gelmiş olup

davacı bu nedenle babasını hiç tanıyamadan ve bu duyguyu bilmeden yaşamak zorundadır.

Maddi desteği kadar manevi yönden de destek vebu

nedenle güven duygusunu kaybetmiştir .Davacının bu nedenle ömrünün her

aşamasında bu ölüm nedeniyle manevi yönden büyük elem ve üzüntü duyacağı

açıktır. Ölümle doğan kaybın telafisi mümkün olmasa da duyulan elemin bir nebze

hafifletilmesinde manevi tazminat önemli bir etken olup kazadaki kusur durumu,

davacıların yaşı, ekonomik koşullar ve tazminatın genel ilkeleri dikkate

alındığında manevi tazminata ilişkin talebi[n] kısmen kabulüne, maddi tazminata ilişkin talebin ise

kabulüne karar [verilmiştir.]

..."

12. Başvurucu, manevi tazminat miktarının yetersiz olduğunu ve

iş kazaları nedeniyle hükmedilen tazminatların benzer yaşam hakkı ihlallerinin

önlenmesi bakımından caydırıcılıktan uzak olması nedeniyle ülkede iş güvenliği

tedbirlerine yeterince uyulmadığını ileri sürerek İş Mahkemesince verilen

kararı vekili aracılığıyla temyiz etmiştir.

13. TTK da başka hususlar yanında işin diğer davalıya ihale

yoluyla verildiğini, diğer davalıyla aralarında asıl işveren-alt işveren ilişkisi bulunmadığını ve tüm

sorumluluğun diğer davalıya ait olduğunu belirterek İş Mahkemesi kararını

temyiz etmiştir.

14. Temyiz incelemesini yapan Yargıtay 21. Hukuk Dairesi (Daire)

5/3/2015 tarihinde dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni

gerektirici sebeplere ve özellikle davalılar arasındaki kusur durumunun ileride

açılabilecek rücu davasında değerlendirilebileceğine işaret ederek bütün temyiz

itirazlarının reddiyle İş Mahkemesi kararının onanmasına karar vermiştir.

15. Dairenin kararı başvuru vekiline 24/4/2015 tarihinde tebliğ

edilmiş olup başvuru 22/5/2015 tarihinde yapılmıştır.

16. Başvurucu, vekili aracılığıyla temyiz incelemesinde yapılan

maddi hata sonucu manevi tazminatın yetersiz olduğuna yönelik temyiz talepleri

hakkında karar verilmediğini belirterek Daireden kararın düzeltilmesi talebinde

bulunmuştur.

17. Daire 17/9/2015 tarihinde, İş Mahkemesi kararlarıyla ilgili

olarak Yargıtayca verilen kararlara karşı karar

düzeltme yoluna başvurulamayacağı ve temyiz incelemesi sonunda verilen kararda

maddi yanılgı bulunmadığı gerekçesiyle karar düzeltme talebini reddetmiştir.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

18. 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun

haksız fiillerden doğan borç ilişkileri ndeki

sorumluluğu genel olarak düzenleyen 49. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu

zararı gidermekle yükümlüdür."

19. 6098 sayılı Kanun'un "Manevi

tazminat" kenar başlıklı 56. maddesinin ikinci fıkrası

şöyledir:

"Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde,

zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir

miktar paranın ödenmesine karar verilebilir."

B. Uluslararası Hukuk

20. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "İnsan haklarına saygı yükümlülüğü"

kenar başlıklı 1. maddesi şöyledir:

"Yüksek Sözleşmeci Taraflar kendi yetki

alanları içinde bulunan herkesin, bu Sözleşme'nin birinci bölümünde açıklanan

hak ve özgürlüklerden yararlanmalarını sağlarlar."

21. Sözleşme'nin "Yaşam hakkı" kenar başlıklı 2.

maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili bölümü şöyledir:

"Herkesin yaşam hakkı yasayla

korunur..."

22. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre ölüme kasten

sebep olunduğu veya ölümün bir saldırı ya da kötü muamele sonucu meydana

geldiği iddiasına ilişkin davalarda tazminat ödenmesine hükmedilmesi Sözleşmeci

devletleri, sorumluların tespit edilmesine ve cezalandırılmasına yol açabilecek

soruşturma yürütme yükümlülüğünden muaf tutmamaktadır (Al-Skeini ve

diğerleri/Birleşik Krallık [BD], B. No: 55721/07, 7/7/2011, § 165; Mustafa Tunç ve Fecire

Tunç/Türkiye [BD], B. No: 24014/05, 14/4/2015 § 130; Mehmet TURSUN /Türkiye, Mehmet Tursun ve

diğerleri/Türkiye (k.k.), B. No: 23307/10, 64591/11, 22/5/2018, §

56). Bu tür olaylarda tazminatın yeterli kabul edilerek başvurucunun mağdur

sıfatının bulunmadığı sonucuna varılabilmesi için iki unsurun birlikte

bulunması gereklidir. İlk olarak devletin yetkili makamları, sorumluların

tespit edilmesini ve cezalandırılmasını sağlayabilecek şekilde derinlemesine ve

etkin bir soruşturma yürütmelidirler. İkinci olarak ise başvurucu, gerektiği

takdirde tazminat almalı ya da en azından kötü muamelenin neden olduğu zarar

nedeniyle tazminat talebinde bulunma ve tazminat elde etme imkânına sahip

olmalıdır (Mehmet Tursun/Türkiye, Mehmet

Tursun ve diğerleri/Türkiye, § 56; Gäfgen/Almanya [BD], B. No: 22978/05, 1/6/2010, § 116).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

23. Mahkemenin 8/5/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Yaşam Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin

İddia

1. Başvurucunun İddiaları

24. Başvurucu, kanuni engele rağmen olayın meydana geldiği

madenin işletmeciliğini alt işverene veren TTK'nın

gerekli iş güvenliği önlemleri almadığı gibi alt işvereni de etkin olarak

denetlemediğini, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı (Çalışma Bakanlığı) ile

ilgili kamu kurumlarının iş güvenliği ve işçi sağlığı konularında gerekli

denetimleri yapmadığını oysa başvuruya konu edilen olayın öngörülebilir ve

önlenebilir olduğunu, Anayasa'nın 17. maddesinin bireyin yaşamını her türlü

tehlikeden korumak ve bu kapsamda yaşam hakkına yönelen ihlallerin durdurulup

cezalandırılmasını sağlayacak etkili bir idari ve yargısal sistem kurma

konusunda devlete yükümlülük yüklediğini belirterek yaşam hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

25. Bundan başka başvurucu, İş Mahkemesince hükmedilen manevi

tazminatın azlığı nedeniyle benzer olayların yaşanmaması için gerekli olan

caydırıcılık niteliğinden uzak olduğunu ifade ederek hem yaşam hakkının hem de

adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

2. Değerlendirme

26. Anayasa Mahkemesi olayların başvurucular tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddialarının özü, kamu

makamlarınca yaşamı koruyucu önlemlerin alınmadığına ve yetkili yargısal

mercilerce karar altına alınan yetersiz tazminat miktarlarının somut olay

dolayısıyla oluşan zararların giderimini telafi

etmekten uzak olduğu gibi yargısal sistemin benzer ihlallerin önlenmesine

ilişkin önemli rolünü de zedelediğine ilişkindir.

Bu nedenle Anayasa Mahkemesi, adil yargılanma hakkıyla bağlantı kurularak ileri

sürülen iddianın da yaşam hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği kanısındadır.

27. Anayasa’nın iddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak

17. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes,

yaşama... hakkına sahiptir.”

28. Anayasa’nın 5. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

“Devletin

temel amaç ve görevleri, (...) kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal

hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal,

ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının

gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”

29. Somut olayda başvurucu, Çalışma Bakanlığı ile ilgili kamu

kurumlarının da iş güvenliği ve işçi sağlığı konularında gerekli denetimleri

yapmadığını ileri sürmüştür. Ne var ki başvurucu; TTK ve madeni işleten şirket

hakkında açtığı tazminat davasının neticelenmesinden sonra bireysel başvuru

yaptığı gibi anılan kamu makamları aleyhine tazminat davası açıp açmadığı,

açmışsa bu davanın akıbetiyle ilgili Anayasa Mahkemesine herhangi bir bilgi de

vermemiştir. Bu sebeple TTK dışındaki kamu kurum ve kuruluşları yönünden

herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır.

30. Anayasa Mahkemesi maden kazası sonucu meydana gelen ölüm

olayına ilişkin etkili ceza soruşturması yapılmaması nedeniyle yaşam hakkının

ihlal edildiği iddiasına ilişkin Naziker Onbaşı ve

diğerleri (B. No: 2014/18224, 9/5/2018, §§ 51, 53) başvurusunda; kömür madeni işletme işinin

bu işte çalışanlar başta olmak üzere kişilerin yaşamı ile vücut bütünlüğü

bakımından birtakım riskler içermesi sebebiyle tehlikeli bir faaliyet olduğunu

ve bu nedenle devletin yaşamı koruma yükümlülüğü kapsamında anılan hizmetin

yerine getirilmesinde kişilerin yaşamı ile vücut bütünlüğünün korunması, ölüm

ve yaralanma olaylarının önüne geçilmesi için gerekli tedbirleri almak zorunda

olduğunu belirterek öngörülebilir bir riskin bulunduğu ve bu riskin bertaraf

edilmesi için alınması gereken birtakım önlemler olduğu anılan durumda etkili

yargısal sistem kurma yükümlülüğü bakımından mutlaka etkili bir ceza

soruşturması yürütülmesi gerekliliği bulunmadığının söylenemeyeceği sonucuna

varmıştır.

31. Bununla birlikte maden kazası sonucu meydana ölüm olayından

kaynaklanan maddi ve manevi zararlarının giderimi için açtığı tazminat davasına

ait yargılama sürecinden sonra bireysel başvuru yapan başvurucu, başvuruya konu

olay hakkında yürütülen ceza soruşturmasıyla ilgili herhangi bir bilgi

vermediği gibi anılan soruşturmaya ilişkin bir şikâyetini de dile

getirmemiştir. Bu nedenle başvurunun yaşam hakkı kapsamında hangi bağlamda ele

alınacağının belirlenmesi gerekir.

32. Kasten ya da saldırı veya kötü muameleler sonucu meydana

gelen ölüm olayları ile -somut başvuruda olduğu gibi- olası sonuçlarının

farkında olmalarına rağmen kamu makamlarının kendilerine verilen yetkiler

kapsamında tehlikeli bir faaliyet nedeniyle oluşan riskleri bertaraf etmek için

gerekli ve yeterli önlemleri almamaları nedeniyle ortaya çıkan ölüm

olaylarında, sorumluların tespitine ve cezalandırılmalarına imkân verebilecek

nitelikte ceza soruşturması yürütülmesi ölenin yakınlarının mağdur sıfatlarının

ortadan kalkması için yeterli değildir.

33. Mehmet Doğan ([GK],

B. No: 2014/8875, 7/6/2018, § 55) kararında belirtildiği gibi bireysel başvuru

kapsamında bir temel hak ve hürriyetin ihlal edilmesi durumunda ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırıldığından söz edilebilmesi için mümkün olduğunca

eski hâle getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanması da

gerekir. Bu sebeple varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararlar

giderilmelidir.

34. Somut olayda başvurucu, olayın meydana gelmesinde tam

kusurlu olduklarını iddia ederek TTK ve alt işveren aleyhine tazminat davası açmıştır.İş Mahkemesince yapılan yargılama sonunda yaşam

hakkına yönelik ihlallerin hiçbir şekilde korunamayacağı ve gerekli iş

güvenliği önlemlerinin alınmaması nedeniyle ölüm olayının gerçekleştiği

belirtilerek davalıların kusurlu olduklarını açıkça kabul edilmiştir. Başka bir

ifadeyle somut olayda yaşam hakkının ihlal edildiği derece mahkemelerince

tespit edilmiştir. Bu durumda Anayasa Mahkemesince yapılması gereken iş, yaşam

hakkının ihlali nedeniyle ortaya çıkan manevi zararla ilgili giderimin sağlanıp

sağlanmadığını ve bu bağlamda İş Mahkemesince hükmedilen tazminat miktarının

benzer olayların yaşanmaması için gerekli olan caydırıcılık niteliğinden uzak

olup olmadığını saptamaktan ibarettir.

35. Yargılama sonunda başvurucu lehine hüküm altına alınan

45.000 TL manevi tazminat hem Anayasa Mahkemesinin benzer yaşam hakkı

ihlallerinde hükmettiği tazminat miktarıyla uyumludur hem de bu miktarın

nesnelliğinden ve yeterliliğinden şüphe edilmesini gerektirecek herhangi bir

neden bulunmamaktadır. Bu sebeple yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olduğu sonucuna varılmıştır.

36. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

37. Başvurucu, yargılamanın yaklaşık iki yıl sürmesi nedeniyle

makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

38. Anayasa'nın 36. ve 141. maddeleri bağlamında medeni hak ve

yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanması

gerektiğine dair temel ilkeler Anayasa Mahkemesince daha önce incelenmiş ve bu

konuda kararlar verilmiştir (Güher Ergun ve

diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013; Güher Ergun ve Tosun Tayfun Ergun, B. No: 2012/12,

17/9/2013). Başvuru konusu olayda bu ilkelerden ayrılmayı gerektiren bir husus

bulunmamaktadır.

39. Somut olayda 30/5/2013 tarihinde açılan davanın 5/3/2015

tarihinde Daire tarafından onanarak kesinleştiği anlaşılmıştır.

40. Başvuruya konu yargılama süreci incelendiğinde davanın iki dereceli bir yargılama sisteminde toplam

1 yıl 9 ay 5 gün sürdüğü, yargılama sürecinin bütünü dikkate alındığında

başvurucunun haklarını ihlal edecek bir gecikme olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

41. Açıklanan gereklerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

8/5/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Burhan ÜSTÜN Hicabi DURSUN Kadir ÖZKAYA Yusuf Şevki HAKYEMEZ Raportör : Murat İlter DEVECİ Başvurucu : Ecrin AKKAYA Vekili : Av. Mehtap CABAK ÖZCAN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2015/8599, 8 Mayıs 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Yaşam Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin
  11. B. Makul Sürede
  12. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  13. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2015/8599
Tarih
8 Mayıs 2019

İlgili Kararlar

  • Fadi Mansour Başvurusu (B. No: 2015/10717)
  • Eczacıbaşı Yapı Gereçleri San. ve Tic. A.ş. Başvurusu (B. No: 2015/16697)
  • Zeki Hakan Nebioğlu Başvurusu (B. No: 2015/2418)
  • Adnan Ayan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/19256)
  • Osman Gündüz Başvurusu (B. No: 2015/1197)
  • Mehmet Gürbüz ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/9093)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.