İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Emine Adıgüzelman Başvurusu (B. No: 2014/10625)

1. Başvuru, boşanma davasında delillerin hatalı

Başvuru No2014/10625Tarih12 Ocak 2017Okuma16 dk · 3.137 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Emine Adıgüzelman Başvurusu

Karar tarihi
12 Ocak 2017
Başvuru Numarası
2014/10625
R.G. Tarih ve Sayı
21/2/2017 - 29986
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.137 kelime·16 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, boşanma davasında delillerin hatalı

değerlendirilmesi sonucunda verilen kararın adil olmaması ve bir kısım talebin

gerekçesiz reddedilmesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği

iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 26/6/2014 tarihinde Malatya 2. Aile Mahkemesi

(Mahkeme) vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil

edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 25/11/2014 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 25/3/2016 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, başvuruya ilişkin görüş sunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu aleyhine 14/12/2011 tarihinde eşi tarafından

boşanma davası açılmıştır. Başvurucu da aynı dosya üzerinden karşı dava yoluyla

boşanma, maddi ve manevi tazminat, tedbir nafakası ve ziynet eşyası alacağı

taleplerinde bulunmuştur.

8. Dava kapsamında davacı ve davalının tanıkları dinlenmiş,

tarafların sosyal ve ekonomik durumları araştırılmış, ziynet alacağı talebi

yönünden kuyumcu bilirkişiden rapor alınmıştır.

9. Mahkeme 19/4/2013 tarihli ve E.2011/932, K.2013/275 sayılı

kararı ile asıl ve karşı davanın ayrı ayrı kabulü ile tarafların boşanmalarına,

başvurucu için dava süresince takdir edilen 300 TL tedbir nafakasının karar

kesinleşinceye kadar devamına, başvurucunun maddi ve manevi tazminat ile ziynet

alacağı taleplerinin reddine karar vermiştir. Gerekçeli kararın ilgili kısmı

şöyledir:

“Davacı- karşı davalı vekili tarafından

mahkememize verilen 14/12/2011 tarihli dava dilekçesinde bildirdiği sebeplerle

müvekkilinin davalı-karşı davacıdan boşanmasına ve karşı davacının davasının

reddine karar verilmesini dava ve talep etmiş[tir].

Davalı- karşı davacı vekili tarafından

mahkememize verilen 11/01/2012 tarihli karşı dava dilekçesinde bildirdiği

sebeplerle davacının davasının reddine kendi davalarının kabulünekarar

verilmesini dava ve talep etmiş[tir].

Açılan dava M.K.nın 166/1. maddesine dayalı açılmış boşanma

davasıdır.

T.M.K.nın 166/1. fıkrasında, “Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri

kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her

biri boşanma davası açabilir.” hükmü, 185. maddesinde “Evlenmeyle eşler

arasında evlilik birliği kurulmuş olur. Eşler, bu birliğin mutluluğunu el

birliğiyle sağlamak ve çocukların bakımına, eğitim ve gözetimine beraberce özen

göstermekle yükümlüdürler. Eşler birlikte yaşamak, birbirine sadık kalmak ve

yardımcı olmak zorundadırlar.” hükmü, 186/3. maddesinde ise “Eşler birliğin

giderlerine güçleri oranında emek ve mal varlıkları ile katılırlar.” hükmü

düzenlenmiştir. Dinlenen taraf tanıkları beyanlarından da anlaşılacağı üzere

tarafların artık bir araya gelmelerinin zor olduğu ve evlilik birliğinin

kendisine yüklediği sorumlulukları yerine getirmediği anlaşılmakla, evlilik

birliğinin temelinden sarsıldığı sübut bul[muştur].”

10. Başvurucu tarafından boşanma hükmü dışındaki yönlerden

temyiz edilen bu karar, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 15/1/2014 tarihli ve

E.2013/18298, K.2014/502 sayılı ilamı ile onanmıştır. Onama ilamının ilgili

kısmı şöyledir:

“Taraflar arasındaki davanın yapılan

muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen,yukarıda

tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-davacı (kadın) tarafından kusur

belirlemesi, tazminatların reddi, nafakalar ve ziynetler yönünden temyiz

edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı

delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle

davalı-davacı kadının miktar da belirterek yoksulluk nafakası isteminin

olmadığının anlaşılmasına göre, yerinde bulunmayan temyiz

itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA ... karar

verildi.”

11. Başvurucunun karar düzeltme talebi, aynı Dairenin 7/5/2014

tarihli ve E.2014/8278, K.2014/10510 sayılı ilamı ile reddedilmiştir.

12. Nihai karar başvurucuya 27/5/2014 tarihinde tebliğ edilmiş,

başvurucu 26/6/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

13. 22/11/2011 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun

166. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri

kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her

biri boşanma davası açabilir.”

14. 4721 sayılı Kanun’un 169. maddesi şöyledir:

“Boşanma veya ayrılık davası açılınca hakim, davanın devamı süresince gerekli olan, özellikle

eşlerin barınmasına, geçimine, eşlerin mallarının yönetimine ve çocukların

bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri resen alır.”

15. 4721 sayılı Kanun’un 174. maddesi şöyledir:

“Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma

yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun

bir maddi tazminat isteyebilir.

Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik

hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevi tazminat

olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir.”

16. 4721 sayılı Kanun’un 175. maddesi şöyledir:

“Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf,

kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü

oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir.

Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz.”

17. 12/1/2011 tarihli ve 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun 133. maddesi şöyledir:

“(1) Karşı dava, cevap dilekçesiyle veya esasa

cevap süresi içinde ayrı bir dilekçe verilmek suretiyle açılır.

(2) Süresinden sonra karşı dava açılması hâlinde,

mahkeme davaların ayrılmasına karar verir.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

18. Mahkemenin 12/1/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

19. Başvurucu, aleyhine açılan boşanma davasına karşı dava

açarak boşanmanın yanı sıra nafaka, tazminat ve ziynet alacağı taleplerinde

bulunduğunu, yargılama sonunda boşanma dışındaki taleplerinin reddine karar

verildiğini, bu kararın eksik araştırma ve hatalı değerlendirme ile

verildiğini, kararın gerekçesiz olduğunu, sunduğu delillere ve lehine olan

tanık beyanlarına neden itibar edilmediğinin gerekçeli kararda açıklanmadığını,

lehine hükmedilen nafaka miktarının düşük olduğunu, boşanmaya sebep olan

olaylarda davacıyla eşit kusurlu sayılması için yeterli delil bulunmadığını,

tazminat ve ziynet alacağı taleplerinin haksız reddedildiğini belirterek

Anayasa’nın 2., 5., 10., 12., 17., 20., 36. ve 60. maddelerinde düzenlenen ilke

ve hakların ihlal edildiğini ileri sürmüş; yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

20. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).

21. Başvurucu, Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil

yargılanma hakkının yanı sıra farklı maddelerde yer alan ilke ve hakların da

ihlal edildiğini ileri sürmüş ise de başvurucunun şikâyetinin özünün, karşı

dava yoluyla ileri sürdüğü taleplerinin hatalı değerlendirme sonucunda

reddedilmesiyle adil olmayan karar verildiği ve bir kısım talebinin gerekçesiz

reddedildiğine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

22. Öte yanda başvurucu, eksik araştırma ile karar verildiğini

iddia etmekle birlikte dava kapsamında talep ettiği hangi araştırmanın

yapılmadığı veya toplanmasını istediği hangi delillerin toplanmadığı konusunda

somut bir iddia ortaya koymamıştır.

23. Bu itibarla başvurucunun iddiaları adil yargılanma hakkı

kapsamında değerlendirilmiş olup karşı dava dilekçesindeki bir kısım talebinin

gerekçesiz reddedildiğine ilişkin iddiası gerekçeli karar hakkı yönünden,

hatalı değerlendirme sonucunda adil olmayan karar verildiğine ilişkin iddiaları

ise yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığına ilişkin iddialar başlığı

altında incelenmiştir.

a. Yargılamanın Sonucu

İtibarıyla Adil Olmadığına İlişkin İddialar

24. Başvurucu, hatalı değerlendirme sonucunda boşanma dışındaki

taleplerinin reddine karar verildiğini, lehine hükmedilen nafaka miktarının

düşük olduğunu, boşanmaya sebep olan olaylarda davacıyla eşit kusurlu sayılması

için yeterli delil bulunmadığını, tazminat ve ziynet eşyası taleplerinin haksız

reddedildiğini belirterek anayasal haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

25. Anayasa'nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi

gereken hususlarda inceleme yapılamaz.”

26. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

“Mahkeme,

… açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

27. 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasında

açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine karar

verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında

ise açıkça dayanaktan yoksun başvurular kapsamında değerlendirilen kanun yolunda

gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda

incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.

28. Anılan kurallar uyarınca ilke olarak derece mahkemeleri

önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece

mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup

olmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası derece

mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda

bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik içermesi

ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri

ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular,derece mahkemesi

kararları bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik

içermedikçe Anayasa Mahkemesince incelenemez (Necati

Gündüz ve Recep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).

29. Somut olayda başvurucu; aleyhine açılan boşanma davasına

karşı dava açarak boşanma, maddi ve manevi tazminat, tedbir nafakası ve ziynet

alacağı taleplerinde bulunmuştur. Mahkeme, davacı ve davalı tanıklarını

dinleyerek bu tanık beyanlarına göre tarafların artık bir araya gelmelerinin

zor olduğu ve evlilik birliğinin kendilerine yüklediği sorumlulukları yerine

getirmedikleri, her iki tarafın eşit kusurlu davranışlarıyla evlilik birliğinin

temelinden sarsıldığı kanaatine ulaşmış ve tarafların boşanmalarına karar

vermiştir (bkz. § 9). Bu karar, Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmiştir.

30. Mahkemece dosya kapsamındaki deliller değerlendirilerek

evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında her iki tarafın eşit kusuru olduğu

kanaatine varılması ve başvurucunun kişilik hakkına yönelik bir saldırı tespit

edilmemesi üzerine 4721 sayılı Kanun’un 174. maddesi (bkz. § 15) dikkate

alınarak başvurucunun maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar

verildiği anlaşılmaktadır.

31. Öte yandan başvurucunun miktar da belirterek yoksulluk

nafakası isteminin olmaması nedeniyle başvurucu lehine dava süresince takdir

edilen tedbir nafakasının kararın kesinleşmesinden sonra yoksulluk nafakası

şeklinde devamına hükmedilmediği Yargıtay onama ilamından (bkz. § 10)

anlaşılmıştır.

32. Derece Mahkemelerince yukarıda belirtilen şekilde yapılan

değerlendirme sonucunda evlilik birliğinin sarsılmasında tarafların eşit

kusurlu oldukları kabul edilerek başvurucunun maddi ve manevi tazminat ile

nafaka taleplerinin reddine karar verilmiş olmasında adaleti ve sağduyuyu hiçe

sayan tarzda herhangi bir keyfîlik tespit

edilmemiştir.

33. Mahkemenin gerekçesi ve başvurucunun anılan iddiaları

incelendiğinde iddiaların özünün Derece Mahkemeleri tarafından delillerin

değerlendirilmesinde ve yorumlanmasında isabet olmadığına ve esas itibarıyla

yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu görülmektedir.

34. Başvurucu; yargılama sürecinde karşı tarafın sunduğu

deliller ve görüşlerden bilgi sahibi olamadığına, kendi delillerini ve

iddialarını sunma olanağı bulamadığına, karşı tarafça sunulan delillere ve

iddialara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı bulamadığına ya da

uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının Derece Mahkemeleri

tarafından dinlenmediğine ilişkin bir bilgi ya da kanıt sunmadığı gibi

Mahkemenin kararında bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik

oluşturan herhangi bir durum da tespit edilmemiştir.

35. Açıklanan nedenlerle yargılamanın sonucu itibarıyla adil

olmadığına ilişkin iddiaların açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

b. Gerekçeli Karar

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

36. Başvurucu, karşı dava dilekçesinde yer alan boşanma

dışındaki taleplerinin reddine ilişkin kararın gerekçesiz olduğunu ileri

sürmüştür.

37. Başvurucunun karşı dava yoluyla ileri sürdüğü maddi ve manevi

tazminat ile nafaka taleplerinin hangi sebeple reddedildiği gerekçeli karardan

anlaşılmakla birlikte (bkz. §§ 30, 31) ziynet alacağı talebiyle ilgili

gerekçeli kararda herhangi bir değerlendirmeye yer verilmediği görülmüştür. Bu

nedenle ziynet alacağı talebi yönünden gerekçeli karar hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olmadığı sonucuna

varılmıştır.

38. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir nedeni de bulunmadığı anlaşılan ziynet

alacağı talebiyle ilgili gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

39. Başvurucu; karşı dava yoluyla ileri sürdüğü boşanma

dışındaki taleplerinin reddine ilişkin kararın gerekçesiz olduğunu, sunduğu

delillere ve lehine olan tanık beyanlarına neden itibar edilmediğinin gerekçeli

kararda açıklanmadığını belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

40. Anayasa’nın “Hak arama

hürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak

suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile

adil yargılanma hakkına sahiptir.”

41. Anayasa’nın “Duruşmaların

açık ve kararların gerekçeli olması” kenar başlıklı 141. maddesinin

üçüncü fıkrası şöyledir:

“Bütün mahkemelerin her türlü kararları

gerekçeli olarak yazılır.”

42. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin meşru

vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya

davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu

belirtilmiştir. Anayasa'da adil yargılanma hakkının kapsamı düzenlenmediğinden

bu hakkın kapsam ve içeriğinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.

maddesi çerçevesinde belirlenmesi gerekir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 22).

43. Anayasa Mahkemesi, Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme

yaptığı birçok kararında ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve Avrupa İnsan

Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle Sözleşmenin

lafzi içeriğinde yer alan ve AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının

kapsamına dâhil edilen gerekçeli karar hakkı ve silahların eşitliği ilkesi gibi

ilke ve haklara Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir (Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13,

2/7/2013, § 38).

44. Hakkaniyete uygun yargılamanın bir unsuru olan gerekçeli

karar hakkı, Anayasa'nın 141. maddesinin birinci fıkrası uyarınca mahkemelerin

uyması gereken bir yükümlülük olarak düzenlenmiştir. Bir muhakemede usule

ilişkin koruma sağlayan adil yargılanma hakkının önemli unsurlarından biri olan

gerekçeli karar hakkı, kişilerin adil bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve

denetlemeyi amaçlamaktadır (Sencer Başat ve

diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, § 31).

45. Anayasa'daki hakların etkili bir biçimde korunması için

davaya bakan mahkemelerin Anayasa'nın 36. maddesine göre tarafların

dayanaklarını, iddialarını ve delillerini etkili bir biçimde inceleme görevi

vardır (Sencer Başat ve diğerleri,

§ 30). AİHM içtihatlarına göre bir mahkemenin davaya yaklaşımının anılan

mahkemenin başvurucuların iddialarına yanıt vermekten ve başvurucuların temel

şikâyetlerini incelemekten kaçınmasına neden olması hâlinde Sözleşme'nin 6.

maddesi, davanın hakkaniyete uygun bir biçimde incelenmesi hakkı bakımından

ihlal edilmiş olur (Kuznetsov/Rusya, B. No: 184/02, 11/4/2007, §§ 84,

85).

46. Öte yandan mahkemelerin başvurucuların önemli bazı

iddialarına yanıt vermemiş olması, kişinin iddialarının incelenmesi hakkının

yanında adil yargılanma hakkının önemli gerekliliklerinden biri olan

mahkemelerin kararı gerekçelendirme yükümlülüğü ile de ilişkilidir. Zira bir

muhakemede usule ilişkin koruma sağlayan adil yargılanma hakkının önemli

unsurlarından biri olan gerekçeli karar hakkı da kişilerin adil bir şekilde

yargılanmalarını sağlamayı ve denetlemeyi amaçlamaktadır (Sencer Başat ve diğerleri, § 31).

47. Mahkemeler “kararlarını hangi temele dayandırdıklarını

yeterince açık olarak belirtme” yükümlülüğü altındadır. Bu yükümlülük,

tarafların temyiz hakkını kullanabilmeleri için gerekli olmasının yanı sıra

tarafların muhakeme sırasında ileri sürdükleri iddialarının kurallara uygun

biçimde incelenip incelenmediğini bilmeleri ve ayrıca demokratik bir toplumda

toplumun kendi adına verilen yargı kararlarının sebeplerini öğrenmelerinin

sağlanması için de gereklidir (Sencer Başat

ve diğerleri, § 34).

48. Mahkeme kararlarının gerekçeli olması adil yargılanma

hakkının unsurlarından biri olmakla beraber bu hak, yargılamada ileri sürülen

her türlü iddia ve savunmaya ayrıntılı şekilde yanıt verilmesi gerektiği

şeklinde anlaşılamaz. Bu nedenle gerekçe gösterme zorunluluğunun kapsamı,

kararın niteliğine göre değişebilir. Bununla birlikte başvurucunun ayrı ve açık

bir yanıt verilmesini gerektiren usul veya esasa dair iddialarının cevapsız

bırakılmış olması bir hak ihlaline neden olacaktır (Muhittin Kaya ve Muhittin Kaya İnşaat Taahhüt Madencilik Gıda Turizm

Pazarlama Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, B. No: 2013/1213,

4/12/2013, § 26).

49. Bir kararda tam olarak hangi unsurların bulunması gerektiği,

davanın niteliğine ve koşullarına bağlıdır. Muhakeme sırasında açık ve somut

bir biçimde öne sürülen iddia ve savunmaların davanın sonucuna etkili olması,

başka bir deyişle davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte bulunması hâlinde

davayla doğrudan ilgili olan bu hususlara mahkemelerce makul bir gerekçe ile

yanıt verilmesi gerekir (Sencer Başat ve

diğerleri, § 35).

50. Gerekçelendirme; davanın sonucuna etkili olay, olgu ve

kanıtları açıklamak yükümlülüğü olmakla birlikte bu şekildeki

gerekçelendirmenin mutlaka detaylı olması gerekmez. Ancak gerekçelendirmenin,

iddia ve savunmadan birinin diğerine üstün tutulma sebebinin ve bu kapsamda

davanın taraflarınca gösterilen delillerden karara dayanak olarak alınanların

mahkemelerce kabul edilme ve diğerlerinin reddedilmesi hususunda makul

dayanakları olan bir bilgilendirmeyi sağlayacak ölçü ve özene sahip olması

beklenir (Sencer Başat ve diğerleri,

§ 37).

51. Zira bir davada tarafların hukuk düzenince hangi nedenle

haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri için usulüne

uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün içerik ve kapsamı ile bu hükme varılırken

mahkemenin neleri dikkate aldığı ya da almadığını gösteren, ifadeleri özenle

seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna

uyumlu hüküm fıkralarının bulunması "gerekçeli karar hakkı" yönünden

zorunludur (Sencer Başat ve diğerleri,

§ 38).

52. Somut olayda başvurucu, aleyhine açılan boşanma davasına

karşı dava açarak ziynet alacağı talebinde bulunmuştur. Mahkeme, taraflar

arasında geçimsizlik yarattığı iddia edilen olay ve olgular hakkında davacı ve

davalının tanıklarının beyanlarını alırken başvurucunun karşı dava yoluyla

talep ettiği ziynet eşyaları ile ilgili bilgi ve görgülerini de tespit etmiş;

ziynet alacağı talebi yönünden kuyumcu bilirkişiden rapor almıştır.

53. Yargılama sonunda Mahkeme, başvurucunun ziynet alacağı

talebinin reddine karar vermiş ancak gerekçeli kararında bu talebin hangi

gerekçeyle reddedildiği konusunda bir açıklamaya yer vermemiştir (bkz. § 9).

Yargıtay onama ilamında da bu taleple ilgili bir değerlendirme bulunmadığı

anlaşılmıştır (bkz. § 10).

54. Eşler arasında ziynet eşyası talebi, 4721 sayılı Kanun’da

boşanmanın ferî talepleri arasında düzenlenmediğinden uygulamada boşanma ve

ziynet davaları hukuki bağlantısı olmayan bağımsız davalar olarak

değerlendirilmekte, bu nedenle ziynet eşyalarına ilişkin taleplerin harcı

yatırılmak suretiyle ayrı bir dava dilekçesiyle ileri sürülmesi gerektiği kabul

edilmektedir (Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 8/3/2016 tarihli ve E.2015/14549,

K.2016/4448 sayılı ve 21/1/2016 tarihli ve E.2015/20785, K.2016/1184 sayılı

ilamları).

55. Başvuru konusu davada da başvurucu ziynet alacağıyla ilgili

talebini, harcını yatırmak suretiyle karşı dava yoluyla ileri sürmüştür. Bunun

sonucu olarak da başvurucu “davalı-karşı davacı” sıfatıyla davada yer almıştır.

56. Başvurucu ziynet alacağına ilişkin talebini boşanma

davasından bağımsız bir dava yoluyla ileri sürdüğünden bu talebin gerekçeli

kararda ayrı ve açık bir biçimde incelenmesi, bir başka deyişle gerekçeli

kararda bu taleple ilgili hükme varılırken nelerin dikkate alındığı ya da

alınmadığını gösteren, başvurucunun hangi nedenle haklı veya haksız görüldüğünü

anlayıp değerlendirebilmesine imkân sağlayan bir gerekçe bölümünün yer alması

zorunludur.

57. Somut davada ise başvurucunun ziynet alacağı talebiyle

ilgili gerekçeli kararda hiçbir değerlendirme ve açıklama yapılmadan talebin

reddine karar verildiği, Yargıtay onama ilamında da bu hususa değinilmeden

Mahkeme kararının onandığı anlaşılmıştır. Başvurucu tarafından bağımsız bir

dava konusu yapılan ziynet alacağı talebinin Derece Mahkemelerince herhangi bir

gerekçe ortaya konmadan reddedilmesi, başvurucunun davasının neden

reddedildiğini öğrenmesinin sağlanması gerekliliğine aykırı olduğu gibi adil

yargılanma hakkının önemli gerekliliklerinden biri olan mahkemelerin

kararlarını gerekçelendirme yükümlülüğüne aykırılık teşkil etmiştir. Bu nedenle

başvuru konusu davada başvurucunun gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği

sonucuna varılmıştır.

58. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36.maddesinde güvence

altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamında gerekçeli karar hakkının ihlal

edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

59. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

60. Başvurucu, yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmuştur.

61. Adil yargılanma hakkı kapsamında gerekçeli karar hakkının

ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

62. Adil yargılanma hakkı kapsamında gerekçeli karar hakkının

ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunduğundan kararın bir örneğinin ziynet alacağı davası yönünden

yeniden yargılama yapılmak üzere Malatya 2. Aile Mahkemesine gönderilmesine

karar verilmesi gerekir.

63. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığına ilişkin iddiaların

açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Adil yargılanma hakkı kapsamında gerekçeli karar hakkının

ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamında gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için ziynet alacağı davası yönünden yeniden

yargılama yapılmak üzere Malatya 2. Aile Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

D. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin bilgi için Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 12/1/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Recep

KÖMÜRCÜ

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

Recai AKYEL

Raportör

:

Kamil KAYA

Başvurucu

:

Emine

ADIGÜZELMAN

Vekili

:

Av. Arif

BAHŞİ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/10625, 12 Ocak 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  12. C. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkının ihlalinin
  13. E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  14. F. Kararın bir örneğinin bilgi için Adalet Bakanlığına
  15. Yıldırım
  16. Kömürcü
  17. Akıncı
  18. Topal
  19. Adıgüzelman
  20. Bahşi
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/10625
Tarih
12 Ocak 2017

İlgili Kararlar

  • Erol Gün Başvurusu (B. No: 2014/11159)
  • Abdulkadır Biçer ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/17247)
  • Mehmet Kazım Sevim ve Nihat Nayır Başvurusu (B. No: 2014/757)
  • Elif Irmak Başvurusu (B. No: 2014/3085)
  • Mehdiye Eşin Başvurusu (B. No: 2014/20330)
  • Zehra Gezik Başvurusu (B. No: 2014/19803)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.