İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Elif Irmak Başvurusu (B. No: 2014/3085)

1. Başvuru, mahkemelerin tarafsız ve bağımsız olmadığı, açılan

Başvuru No2014/3085Tarih12 Ocak 2017Okuma11 dk · 2.153 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Elif Irmak Başvurusu

Karar tarihi
12 Ocak 2017
Başvuru Numarası
2014/3085
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.153 kelime·11 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, mahkemelerin tarafsız ve bağımsız olmadığı, açılan

alacak davasında verilen Yargıtay onama kararının gerekçesiz olduğu, Yargıtay

tetkik hâkimi görüşünün tebliğ edilmediği, davanın reddinin Anayasaya uygun

olmadığı, yargılamanın makul sürede sonuçlanmadığı nedenleriyle adil yargılanma

hakkının, mülkiyet hakkının, hak arama özgürlüğünün, angarya yasağının, çalışma

ve sözleşme özgürlüğünün ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 3/3/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından, başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu tarafından 5/6/2008 tarihinde Üsküdar 1. İş

Mahkemesinde açılan alacak davasında başvurucu, iş akdinin davalı işverence

feshedilmesinden sonra açtığı işe iade davasının kabul edilerek kesinleşmesi

üzerine yasal süresi için yaptığı işe iade talebine davalı tarafın yasal süresi

içinde cevap vermediğini, işe davetin yasal süre geçtikten sonra yapıldığını,

işverenden yasal haklarının ödenmesini talep ettiğini, bunun üzerine işverenin

yeniden işe davet yazısı gönderdiğini, iyi niyetli olarak, geçersiz olan bu işe

davetini kabul edip işe başlamak için başvurmasına karşın idarenin kendisini

oyaladığını, ardından eski görevinin dışında başka bir görevle

görevlendirildiğini ancak yeni görevi kabul etmediğini belirtmiş ve kıdem

tazminatı, ihbar tazminatı, ücretli izin alacağı, boşta geçen dört aylık ücret

alacağı, iş güvencesi tazminatı ve işçilik alacaklarının faiziyle birlikte

tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

9. Yapılan değerlendirme sonucu Üsküdar 1. İş Mahkemesi

23/2/2010 tarihli karar ile davanın kısmen kabulüne hükmetmiş, bu hüküm

Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin 26/9/2012 tarihli ilamı ile bozulmuş, bozma

üzerine dava dosyası İstanbul 5. Anadolu İş Mahkemesinin E.2012/646 sıra

sayısına kaydedilerek yargılamaya devam edilmiştir.

10. Bozma ilamı doğrultusunda yeniden yapılan değerlendirme

sonucunda İstanbul 5. Anadolu İş Mahkemesi 10/9/2013 tarihli kararı ile

başvurucunun, iş akdinin feshedilmesi üzerine açtığı işe iade davasının kabul

edilerek kesinleştiğini, kararın başvurucu vekiline mahkeme kaleminde tebliğ

edildiğini, tebliğ üzerine başvurucu vekilinin başvurucunun işe başlatılması

için davalı işverene süresi içinde yazılı olarak talepte bulunduğunu ardından

davalı işveren tarafından işe başlatma başvurusunda bulunan başvurucu vekiline

bir aylık süre içinde işe başlatma yazısı tebliğ edilerek başvurucunun

20/02/2008 tarihinde işe başlaması gerektiğinin bildirildiğini, bu hususun

başvurucu vekili tarafından 29/02/2008 tarihinde başvurucuya tebliğ edildiğini,

başvurucunun ise aynı tarihte davalı işverenden hak ettiği tazminatlar ve

kanuni haklarını talep ettiğini oysa işe başlatma yazısını tebliğ alması

üzerine dört gün içinde işe başlaması gerekirken kanunda öngörülen bir aylık

süre geçtiğinden bahisle tazminat ve alacaklarını istediğini, başvurucunun

profesyonel asker olan eşinin tayinin Tunceli’ye çıkması birlikte dikkate

alındığında başvurucunun işe başlama konusunda samimi olmadığını belirtmiş ve

başvurucunun süresi içinde işe iade için talepte bulunmadığına kanaat ederek davanın

kısmen kabulüne ayrıca başvurucu vekilinin 2/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş

Kanunu'nun 21. maddesi 5 fıkrasının anayasaya aykırılık iddiasına ilişkin

itirazının reddine hükmetmiştir.

11. İlk Derece Mahkemesi kararı Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 19/12/2013

tarihli ilamı ile onanmış ve yargılama süreci sona ermiştir.

12. Onama ilamı başvurucuya 3/2/2014 tarihinde tebliğ edilmiş,

başvurucu 3/3/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

13. Mahkemenin 12/1/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

14. Başvurucu makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

15. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

16. Medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin olan iş mahkemeleri

nezdinde açılan davalarda yargılama süresi tespit edilirken sürenin başlangıç

tarihi olarak uyuşmazlığı karara bağlayacak davanın açıldığı tarih sürenin sona

erdiği tarih olarak yargılamanın sona erdiği (Nesrin

Kılıç, B. No: 2013/772, 7/11/2013 § 69), yargılaması devam eden

davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul süre şikâyetiyle ilgili

kararını verdiği tarih esas alınır (Mehmet

Salih Ayyıldız, B. No:2012/397, 17/11/2014, § 25).

17. İş mahkemelerinde görülen davalarda yargılama süresinin

makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanın karmaşıklığı ve kaç

dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu

ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındaki menfaatinin

niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Nesrin

Kılıç, §§ 57, 58).

18. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda

verdiği kararlar dikkate alındığında somut olayda yaklaşık beş yıl yedi aylık yargılama

süresinin makul olmadığı sonucuna varmak gerekir.

19. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

B. Diğer İhlal İddiaları

20. Başvurucu, iş mahkemesinde açtığı alacak davası sürecinde

tarafsız ve adil yargılama yapılmadığını, görev yapan hâkimlerin mesleğe

başlamalarının ve stajlarının Adalet Bakanlığına bağlı olarak

gerçekleştirildiğini, adaylık eğitiminin Adalet Bakanlığına bağlı olan Adalet Akademisinde

verildiğini, çalışma ortamlarının ve iş yüklerinin çok olduğunu, bu hususların

bağımsızlık ve tarafsızlığı zedelediğini, bu durumun Türkiye'nin genel bir

sorunu olduğunu; yargılama kapsamında Yargıtayca

yapılan değerlendirme sonucu verilen onama kararının gerekçesiz olduğunu,

Yargıtay tetkik hâkimi görüşünün kendisine tebliğ edilmediğini, davanın

reddinin ve somut olaya uygulanan kanun hükümlerinin Anayasa'ya uygun

olmadığını belirterek adil yargılanma hakkının, mülkiyet hakkının, hak arama

özgürlüğünün, angarya yasağının, çalışma ve sözleşme özgürlüğünün ihlal

edildiğini ileri sürmüş, ihlallerin tespiti ile 15.000 TL maddi ve 10.000 TL

manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.

21. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki

nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi

takdir eder (Tahir Canan, B. No:

2012/969, 18/9/2013, § 16). Bu kapsamda başvurucunun davanın reddinin ve somut

olaya uygulanan kanun hükümlerinin Anayasaya uygun olmadığı şikâyetinin özünün

derece Mahkemesi tarafından delillerin değerlendirilmesinde ve yorumlanmasında

isabet olmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.Dolayısıyla başvurucunun mülkiyet hakkının,

hak arama özgürlüğünün, angarya yasağının, çalışma ve sözleşme özgürlüğünün

ihlali iddialarının, adil yargılanma hakkı kapsamında yargılamanın sonucunun

adil olmadığı yönünden incelenmesi uygun görülmüştür. Başvurucunun diğer

şikâyetleri ise ayrı başlıklar altında değerlendirilmiştir.

1. Hâkimlerin Bağımsızlık ve Tarafsızlıklarının

Sağlanamadığına İlişkin İddia

22. Mahkemelerin “bağımsızlığı

ve tarafsızlığı” adil yargılanmanın koşulları arasındadır.

Mahkemelerin bağımsızlığı, genellikle hâkimlerin bağımsızlığı ile eş anlamlı

kullanılmakta ve biri diğerinin nedeni ve doğal sonucu olarak anlaşılmaktadır.

Hâkimlerin bağımsızlığı, onlara tanınan bir ayrıcalık olmayıp her türlü etki,

baskı, yönlendirme ve kuşkudan uzak olarak adalet dağıtacakları yolundaki güven

ve inancı yerleştirme amacına yöneliktir. Demokratik bir toplumda, hâkim

bağımsızlığının yalnız yürütme organına karşı değil, devlet yapısı içindeki tüm

kurum ve kuruluşlar ile kişilere karşı da sağlanması gerekir (AYM, E.2011/29,

K.2012/49, 30/3/2012).

23. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Sözleşme'nin 6.

maddesi bakımından bir mahkemenin "bağımsız"

olup olmadığı incelenirken, üyelerinin atanma biçimi ve görev süreleri, dıştan

gelecek baskılara karşı mevcut güvencelerin olup olmadığı ve bir bağımsızlık

görüntüsü verip vermediğine bakılması gerektiğini tekrarlamaktadır (Çıraklar/Türkiye, B.No: 70/1997/854/1061, 28/10/1998).

24. Nitekim incelenmekte olan başvuru ile benzer mahiyetteki

şikâyetlerin ileri sürüldüğü ve Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümünce 4/12/2013

tarihinde karara bağlanan 2013/5486 numaralı Yasemin

Ekşi başvurusunda bu yönden yapılan inceleme sonucu ilgili şikayet yönünden açık ve görünür bir ihlal saptanmadığından,

açıkça dayanaktan yoksunluk kararı verilmiştir (Yasemin Ekşi, B. No: 2013/5486, 4/12/2013, §§ 37-52).

25. Bu kapsamda somut olay bakımından yapılan incelemede de

Mahkemenin ve hâkimin bağımsızlığı ve tarafsızlığını kuşkuya düşürecek bir

olgunun bulunmadığı anlaşılmış bu çerçevede anılan başvuruya ilişkin kararda

yapılan değerlendirmelerden ayrılmayı gerektirir bir durum da görülmemiştir.

26.Açıklanan nedenlerle açık bir ihlal saptanmadığından,

başvurucunun söz konusu iddiası açıkça

dayanaktan yoksun bulunmuştur.

2. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

27. Anayasa’nın 36. ve 141. maddeleri uyarınca her türlü mahkeme

kararının gerekçeli olması gerekir. Ancak bu hak, yargılamada ileri sürülen tüm

iddialara ayrıntılı şekilde yanıt verilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Bu

nedenle, gerekçe gösterme zorunluluğunun kapsamı kararın niteliğine göre

değişebilir (Mehmet Yavuz, B. No:

2013/2995, 20/2/2014, § 51). Kanun yolu incelemesi yapan merciin, yargılamayı

yapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması ve bunu aynı gerekçeyi kullanarak veya

atıfla kararına yansıtması yeterlidir (Yasemin

Ekşi, B. No: 2013/5486, 4/12/2013, § 57).

28. Somut olayda, yapılan açık yargılama sonunda tarafların,

davanın sonucuna etkili olabilecek tüm iddia ve savunmalarının tartışılarak

verilen kararda hükme ulaşılması için yeterli gerekçe bulunduğu

anlaşılmaktadır. Kanun yolu incelemesi sonucunda verilen kararın, gösterilen

gerekçe ve karar sonucunu uygun bulduğu dikkate alındığında gerekçeli karar

hakkının ihlal edildiğinden bahsedilemez.

29. Açıklanan gerekçeyle başvurunun bu kısmının, diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

3. Yargıtay Tetkik Hakimi

Görüşünün Bildirilmemesi Nedeniyle Adil Yargılanma Hakkının İhlaline İlişkin

İddia

30.Silahların eşitliği ilkesi, davanın taraflarının usule

ilişkin haklar bakımından aynı koşullara tabi tutulması ve taraflardan birinin

diğerine göre daha zayıf bir duruma düşürülmeksizin iddia ve savunmalarını

makul bir şekilde mahkeme önünde dile getirme fırsatına sahip olması anlamına

gelmektedir. Taraflardan birine tanınan, diğerine tanınmayan avantajın fiilen

olumsuz bir sonuç doğurduğuna dair delil bulunmasa da silahların eşitliği

ilkesi ihlal edilmiş sayılabilir. Devletin, davanın taraflarından birini diğerine

nazaran önemli ölçüde avantajlı hâle getiren kanuni düzenlemeler yapması,

silahların eşitliği ilkesi ve dolayısıyla yargılamanın hakkaniyete uygun

yürütülmesi kuralına aykırılık oluşturur. Bunun için yargısal süreci etkilediği

iddia edilen düzenlemenin taraflardan birinin davadaki başarı şansını önemli

ölçüde azaltması, ortaya çıkan bu sonuç ile kanuni düzenleme arasında bir

illiyet bağı bulunması ve bu illiyet bağını kesen veya zayıflatan başka etken

ortaya çıkmamış olması gerekir (Mürsel

Malkoç, B. No: 2013/9466, 27/10/2015, §§23,24)

31. Tetkik hâkimleri, daire başkanı tarafından verilen dava

dosyalarının ilk incelemelerini yapar ve hazırladığı yazılı veya sözlü raporu

daire başkanı veya üyelerine sunar. Dolayısıyla dava dosyası hakkında karar

verecek heyet ile bilikte çalışır ve heyet adına

inceleme yaparak rapor hazırlar.

32. AİHM bir kararında, Danıştay tetkik hâkiminin kanaatlerinin

önceden tebliğ edilmemesine ilişkin olarak bu yargı mensubunun görevinin

savcının göreviyle mukayese edilebilir olmadığını belirterek adil yargılanma

hakkının ihlal edilmediğine karar vermiştir. AİHM kararına göre tetkik

hâkimleri, Danıştay Başkanı ve kurul ve daire başkanları tarafından kendilerine

verilen görevleri yerine getirmekle ve bunlar tarafından havale edilen davaları

incelemekle sorumlu iken savcılar Danıştay Başsavcısının emri altında

çalışmaktadırlar. Genel olarak tetkik hâkimleri soruşturma yapmayıp, daha evvel

soruşturması tamamlanmış bir dosya hakkında görüşlerini sunmaktadırlar. Tetkik

hâkiminin, mütalaasını yazılı ya da sözlü olarak sunarak hâkimlerin karar

vermesine yardımcı olmayı amaçladığı doğrudur. Ancak bu görevin, Danıştay

Başkanı ve Daire Başkanlarını temsilen yerine getirdiği hukuki görevlerinden

olduğu gözükmektedir. Danıştay Başkanı ve Daire Başkanlarının yönetimindeki

tetkik hâkimleri karar taslaklarını yazar ve tutanakları hazırlarlar.

Dolayısıyla AİHM, Sözleşme'nin 6. maddesinin 1. fıkrasının bu bakımdan ihlal

edilmediği sonucuna varmıştır (Meral/Türkiye,

B.No: 33446/02, 27/11/2007).

33. Somut olayda Yargıtay tetkik hakimi

tarafından İstanbul 5. Anadolu İş Mahkemesi dosyası ve kararı incelenerek rapor

hazırlanmış ve Yargıtay daire başkanı ve üyelerine sunulmuştur. Tetkik

hâkiminin raporu dinlendikten sonra daire başkanı ve dört üyeden oluşan heyet

tarafından hüküm onanmıştır. Tetkik hâkiminin taraflı veya önyargılıdavranmasına

neden olacak rapor sunduğunu gösteren bir unsur bulunmadığından rapor

başvurucuya tebliğ edilmemişse de bu durum adil yargılanma hakkı kapsamında

silahların eşitliği ilkesinin ihlali niteliğinde kabul edilemez.

34. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının, diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

4. Yargılamanın Sonucu İtibarıyla Adil

Olmadığına İlişkin İddia

35. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında, kanun

yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda

incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde dava

konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ileuyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun adil olup olmaması

bireysel başvurukonusu olamaz. Ancak bireysel başvuru

kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden, bariz takdir hatası veya

açık keyfîlik içeren tespit ve sonuçlar bu kapsamda

değildir (Ahmet Sağlam, B. No:

2013/3351, 18/9/2013, § 42).

36. Başvurucu tarafından ileri sürülendavanın

reddinin ve somut olaya uygulanan kanun hükümlerinin Anayasaya uygun olmadığı

şikâyetlerinin yukarıda belirtilen içtihat kapsamında kanun yolu şikâyeti

niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.

37. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının, diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

38. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) numaralı

fıkrası şöyledir:

“Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının

ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi

hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere

hükmedilir. …”

39. Başvurucu manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

40. Somut olayda makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği

sonucuna varılmıştır.

41. İhlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları

karşılığında başvurucuya net 7.800 TL manevi tazminat ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

42. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Diğer ihlal iddialarının açıkça dayanaktan yoksunolmaları nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 7.800 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

D. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin İstanbul 5. Anadolu İş Mahkemesine

(E.2012/646, K.2013/431) GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

12/1/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Recep

KÖMÜRCÜ

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

Recai AKYEL

Raportör Yrd.

:

İsmail Emrah

PERDECİOĞLU

Başvurucu

:

Elif IRMAK

Vekili

:

Av. Boran

ÇİÇEKLİ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/3085, 12 Ocak 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  7. A. Makul Sürede
  8. B. Diğer İhlal İddiaları
  9. C. 6216 Sayılı Kanun'un
  10. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  11. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  12. Yıldırım
  13. Kömürcü
  14. Akıncı
  15. Topal
  16. Perdecioğlu
  17. Çiçekli
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/3085
Tarih
12 Ocak 2017

İlgili Kararlar

  • Mehdiye Eşin Başvurusu (B. No: 2014/20330)
  • Zehra Gezik Başvurusu (B. No: 2014/19803)
  • Ali Kemal Tekin Başvurusu (B. No: 2014/875)
  • Betül Mişokka Başvurusu (B. No: 2014/866)
  • Halas Aslan Başvurusu (B. No: 2014/4994)
  • Abdulkerim Kaçıran ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/15590)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.