İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ali Kemal Tekin Başvurusu (B. No: 2014/875)

1. Başvuru, isnadın sebebinin ve niteliğinin zamanında

Başvuru No2014/875Tarih2 Şubat 2017Okuma18 dk · 3.633 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Ali Kemal Tekin Başvurusu

Karar tarihi
2 Şubat 2017
Başvuru Numarası
2014/875
R.G. Tarih ve Sayı
22/2/2017-29987
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.633 kelime·18 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, isnadın sebebinin ve niteliğinin zamanında

bildirilmemesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 14/1/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü sunmuştur.

7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAYLAR ve OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucu 1979 doğumlu olup olayların gerçekleştiği tarihte

Umman'daki bir üniversitede çalışmaktadır. Beyanına göre Arapçayı yeterli

düzeyde bilmemektedir.

10. Başvurucunun boşanma davası devam ederken müşterek

çocuklarının velayeti Mahkemece başvurucunun eşine verilmiştir.

11. Başvurucunun müşterek çocuğunu alarak Umman'a gitmesi

üzerine eşi tarafından başvurucu şikâyet edilmiş ve Malatya Cumhuriyet

Başsavcılığının 3/11/2010 tarihli iddianamesiyle çocuğun kaçırılması ve

alıkonulması suçlarından başvurucunun cezalandırılması için Malatya 2. Sulh

Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır.

12. Başvurucunun savunmasının alınması için Umman'a istinabe

(adli yardımlaşma) evrakı düzenlenmiş ve başvurucunun savunması Umman

Sultanlığı adli makamlarınca 17/10/2012 tarihinde alınmıştır. Başvurucunun

savunması İngilizce bilen tercüman eşliğinde alınmıştır. Başvurucunun iddiasına

göre ana dilde (Türkçe) tercüme talebi reddedilmiştir.

13. Umman Sultanlığı adli makamınca iddianamenin savunması

öncesinde başvurucuya tebliğ edildiğine veya ifadesi sırasında okunduğuna dair

bir kayıt bulunmamaktadır. Suçlamanın dayanağı olan ceza normu (suçlamanın

niteliği) ise başvurucuya sözlü olarak bildirilmiştir.

14. Başvurucu istinabe suretiyle alınan savunmasında eşi ile

çocuğun kendisine verilmesi hususunda anlaştığını, annenin rızası ile çocuğu

teslim aldığını, onu kaçırmadığını, Türkiye'ye gidip ayrıca savunma yapacağını

beyan etmiş; savunma için süre talep etmemiştir.

15. Malatya 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 22/1/2013 tarihli kararı

ile çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçlarından başvurucunun 1.500 TL adli

para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Mahkûmiyet kararında,

anılan savunmanın dışında başka delillere de dayanılmıştır.

16. Temyiz üzerine karar, Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 9/10/2013

tarihli ilamı ile onanmıştır.

17. Başvurucu, anılan ilamdan 2/1/2014 tarihinde haberdar

olduğunu beyan etmiştir.

18. Başvurucu 14/1/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

1. İlgili Mevzuat

19.17/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun

“İddianamenin sanığa tebliği ve sanığın

çağrılması” kenar başlıklı 176. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“(1) İddianame, çağrı kâğıdı ile birlikte

sanığa tebliğ olunur.

(...)

(4) Yukarıdaki fıkralar gereğince, çağrı

kâğıdının tebliğiyle duruşma günü arasında en az bir hafta süre bulunması

gerekir.”

20. 5271 sayılı Kanun’un “Ara

verme” kenar başlıklı 190. maddesi şöyledir:

“(1) Duruşmaya, ara verilmeksizin devam

edilerek hüküm verilir. Ancak, zorunlu hâllerde davanın makul sürede

sonuçlandırılmasını olanaklı kılacak surette duruşmaya ara verilebilir.

(2) 176 ncı

maddede belirlenen süreye uyulmamış ise duruşmaya ara verilmesini istemeye

hakkı olduğu sanığa hatırlatılır.”

21.5271 sayılı Kanun’un “Ara

verme” kenar başlıklı 190. maddesinin (2) numaralı fıkrasının ilgili

kısmı söyledir:

“Sanık, alt sınırı beş yıl ve daha fazla hapis

cezasını gerektiren suçlar hariç olmak üzere, istinabe suretiyle sorguya

çekilebilir. (...) Sorgusundan önce sanığa, ifadesini esas mahkemesi huzurunda

vermek isteyip istemediği sorulur.”

2. İlgili Yargı Kararları

22. Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 2/3/2016 tarihli ve

E.2015/16928, K.2016/3932 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

"Sanığa, CMK'nın 176/1. maddesi uyarınca

iddianame tebliğ edilmeden ve aynı Kanunun 190/2. madde ve fıkrası gereğince

iddianamenin okunmasından önce duruşmaya ara verilmesini isteyebileceği hususu

da hatırlatılmadan hükümlülük kararı verilerek savunma hakkının kısıtlanması [bozmayı

gerektirmiştir.]"

23.Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 10/12/2015 tarihli ve

E.2015/4957, K.2015/33241 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

"İddianame, çağrı kâğıdı ile birlikte

sanığa tebliği olunur (CMK 176/1). (...) Sanıktan duruşmada kendisini savunmak

için bir istemde bulunup bulunmayacağı ve bulunacaksa neden ibaret olduğunu

bildirmesi istenir; müdafii de sanıkla birlikte davet

olunur. (...) CMK 176/3). Yukarıdaki fıkralar gereğince, çağrı kâğıdının

tebliğiyle duruşma günü arasında en az bir hafta süre bulunması gerekir (CMK

176/4). 176. maddede belirlenen süreye uyulmamış ise duruşmaya ara verilmesini

istemeye hakkı olduğu sanığa hatırlatılır (CMK 190/2).

Sanık, savunmasını hazırlamak için gerekli zamana ve kolaylıklara sahip

olma hakkına sahiptir (AİHS 6/3-b)

Somut olayda, iddianame ve çağrı kâğıdı tutuklu olan sanığa tebliğ

edilmemiş ve CMK'nın 176. maddesinin 2. fıkrası

gereğince herhangi bir işlem yapılmamıştır. Sanık 04.10.2013 tarihli duruşmaya

getirtilmiş, iddianame okunarak savunması sorulmuş, ancak CMK'nın

190. maddesinin 2. fıkrası uyarınca duruşmaya ara verilmesini istemeye hakkı

olduğu hatırlatılmamıştır. Sanıkrahatsızlığı ve

yakınlarından vefat edenlerin bulunması nedeniyle avukatları ile

görüşemediğini, ayrıca suçlama hakkında bilgisinin bulunmadığını belirterek,

savunmasını yapmak üzere süre verilmesini istemiştir. Sanığın müdafileri de

savunma için süre verilmesi talebinde bulunmuşlardır. Sanığın ve müdafilerinin

bu talebi Mahkeme tarafından, aynı tarihli oturumda, dava zamanaşımının

29.12.2015 tarihinde dolacağı ve sanığın şimdiye kadar savunmasını hazırlayacak

durumda olduğu gerekçesiyle reddedilmiş ve sanığın sorgusu yapılmamıştır.

Böylece, AİHS'nin ve CMK'nın

belirtilen hükümlerine aykırı hareket edilerek, sanığın savunma hakkı

kısıtlanmıştır."

B. Uluslararası Hukuk

1. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi

24.Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.

maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı ve (3) numaralı fıkrasının (a)

bendi şöyledir:

“1. Herkes davasının, … cezai alanda kendisine

yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş,

bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, adil ve kamuya açık olarak …

görülmesini isteme hakkına sahiptir.

…

3. Bir suç ile itham edilen herkes aşağıdaki

asgari haklara sahiptir:

a) Kendisine karşı yöneltilen suçlamanın

niteliği ve sebebinden en kısa sürede, anladığı bir dilde ve ayrıntılı olarak

haberdar edilmek”

2.Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İçtihadı

25. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Sözleşme'nin

şüphelinin/sanığın yalnızca işlediği iddia olunan fiil ile bu fiilin kendisine

isnat edilmesinin nedenleri hakkında bilgilendirilmesini değil fiilin ne

şekilde vasıflandırıldığı hususunda da detaylı bir şekilde bilgilendirilmesi

hakkını güvence altına aldığına vurgu yapmaktadır (Penev/Bulgaristan, B. No: 20494/04, 7/1/2010, § 33).

26. Mahkeme, ceza davalarında şüpheliye/sanığa karşı yapılan

suçlamayla ilgili detaylı bilgilendirme yapılmasına ve sonuç olarak derece

mahkemesinin benimsediği vasıflandırmanın yargılama sürecinin adil olmasının

temini için temel bir ön koşul teşkil ettiğine karar vermiştir (Penev/Bulgaristan, § 34).

27. Suç isnadı altındaki kimseye, kendisine yöneltilen

suçlamaların ağırlığını tamamen anlayabilmesi ve bu doğrultuda kapsamlı bir

savunma hazırlayabilmesi için bilginin detaylı sağlanması gerekmektedir. Ancak “detaylı” bilginin kapsamı her davanın

kendine özgü koşullarına bağlı olarak değişiklik gösterebilir. Bu bağlamda

isnadın bildirilmesine ilişkin 6. maddenin (3) numaralı fıkrasının (a)

bendinin, suç isnadı altında bulunan herkese savunmasını hazırlayabilmesi için

yeterli zaman ve kolaylıklara sahip olma hakkı tanıyan (b) bendi ile ilişkili

bir şekilde ve daha genel olarak 6. maddenin (1) numaralı fıkrasında düzenlenen

adil yargılanma hakkı ışığında değerlendirilmesi gerekir (Mattoccia/İtalya, B.No:

23969/94, § 60).

28. Şüphelinin/sanığın, aleyhine yapılan suçlamanın sebebi ve

türü hakkında bilgilendirilme yöntemine ilişkin herhangi bir özel ve şekli şart

öngörülmemektedir (Pélissier ve Sassi/Fransa [BD],

B. No: 25444/94,25/3/1999, § 53).

29. AİHM, Brozicek/İtalya (B. No: 10964/84, 19/12/1989, §

41) davasında İtalyan olmayan ve İtalya’da ikamet etmeyen başvurucunun

İtalyanca bilmediği için yazının içeriğini anlamakta güçlük çektiğini İtalyan

adli makamlarına çok açık bir şekilde bildirdiği hâlde İtalyan adli

makamlarının, başvurucunun aslında aleyhindeki isnatları bildiren mektubun

anlamını tebligattan anlayabilecek kadar İtalyanca bildiğini kanıtlayamamaları

durumunda bu bilgilerin çevirisini sunması gerektiğine karar vermiştir.

Mahkeme, Kamasinski/Avusturya (B. No: 9783/82, 19/12/1989, §

81) davasında savunma hazırlamak için yeterli olacaksa suç isnadına ilişkin

bilginin iddianamenin sözlü bir tercümesi ile de aktarılabileceği sonucuna

varmıştır.

30. AİHM, ayrıca suç isnadı altındaki kimseye yöneltilen

suçlamada ve suçlamanın “gerekçesinde” yapılabilecek tüm değişikliklerin

usulüne uygun olarak eksiksiz bir şekilde haberdar edilmesi, bunlara karşı

girişimde bulunabilmesi ve yeni durum temelinde savunmasını hazırlayabilmesi

için yeterli zaman ve imkân tanınması gerektiği kanaatindedir (Mattoccia/İtalya, § 61). Çünkü Sözleşme’nin 6.

maddesinin (a) bendi ile suç isnadı altında bulunan kişinin “savunmasını

hazırlamak için gerekli zaman ve kolaylıklara sahip olma” hakkına ilişkin (b)

bendi birbiriyle bağlantılıdır (Pélissier ve Sassi/Fransa, §§ 51-54)

31. Süpheli/sanık, isnatla ilgili

olarak yargılamaya başlanmadan veya en azından hâkim önüne çıkmadan önce

savunmasını hazırlamaya yetecek kadar sürede bilgilendirilmelidir (Chichlian ve Ekindjian/Fransa,

B. No: 10959/84, 16/3/1989 tarihli Komisyon raporu, § 49).

3. Adli Yardımlaşma Sözleşmesi

32. Türkiye Cumhuriyeti ile Umman Sultanlığı Arasında Hukuki,

Ticari ve Cezai Konularda Adli Yardımlaşma Anlaşması'nın (Resmî Gazete, Sayı:

27588) ilgili maddeleri şöyledir:

"Madde

25

1) Akit Taraflar, ceza alanında birbirlerine karşılıklı olarak adli

yardımda bulunmayı taahhüt ederler.

2) Ceza alanında adli yardımlaşma özellikle belgelerin tevdii, arama,

delil teşkil eden belge ve eşyalara el konulması ve teslimi, bilirkişi incelemesi,

sanıkların ve tanıkların sorgulanması, bilirkişilerin dinlenmesi ve keşif

yapılması gibi usul işlerinin yerine getirilmesini kapsar.

Madde 27

1) Bir adli yardım talebinin yerine getirilmesi için istenilen makam

kendi Devletinde yürürlükte bulunan kanuni hükümleri uygulayacaktır. Bununla

birlikte, istenilen makam isteyen makamın talebi üzerine, istenilen Tarafın

kanunlarına aykırı olmadığı ölçüde diğer Akit Tarafın usul hükümlerini

uygulayabilir.

Madde 29

1) Tebliği istenilen belgeler, istenilen Taraf dilinde yapılmış veya

resmen tasdik edilmiş tercümelerle birlikte gönderildiği takdirde, istenilen

makamca tebligat kendi Devletinin bu konuyu düzenleyen kanuni hükümlerine uygun

şekilde yapılacaktır. Aksi takdirde istenilen makam bu belgeyi muhatabına ancak

muvafakat etmesi halinde tebliğ edecektir."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

33. Mahkemenin 2/2/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. İsnadı (Suçu) Öğrenme Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlığın Görüşü

34. Başvurucu; adli yardımlaşma yoluyla savunması alınmadan önce

iddianamenin kendisine tebliğ edilmediğini ve savunması sırasında da

okunmadığını, ifadesinin alınırken Türkçe bilen tercüman yerine İngilizce bilen

bir tercümanın hazır bulundurulduğunu, bu nedenle suçlamanın niteliği ve

nedenleri hakkında kendisine ayrıntılı bilgi verilmediğini, böylece adil

yargılanma hakkı kapsamında savunma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

35. Bakanlık AİHM kararlarına atıfla isnadın bildirilmediği bir

yargılamanın adil olamayacağını, bildirimin sanığın "anladığı dilde"

yazılı/sözlü yapılabileceğini, isnadın ana dil dışındaki bir dilde

bildirilmesinin gerektiği hâllerde adil bir yargılama için bildirimin yazılı

yapılmasının gerekebileceğini, somut olayda başvurucunun Arapça bilmediği için

tercüman yardımından yararlandırıldığını, hakkındaki isnadı anladığını ve

savunma yaptığını bildirmiştir.

36. Başvurucu, başvuru formunda belirttiği iddialarını Bakanlık

görüşüne karşı beyanında tekrar etmiştir.

2. Değerlendirme

37. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddialarının adil yargılanma

hakkı kapsamındaki isnadı öğrenme hakkı yönünden

incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

38. Anayasa’nın 36. maddesinin(1)

numaralı fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak

suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

39. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar

verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

i. Genel İlkeler

40. Anayasa'nın 36. maddesi uyarınca herkes "savunma"

ve "adil yargılanma" hakkına sahiptir. Savunma hakkının sağladığı

"güvenceler" esasen adil yargılanma hakkı içinde yer almaktadır.

Savunma hakkı, hukuk devleti ilkesinin gereklerinden ve adil yargılanma hakkının

önemli güvencelerinden biri olması nedeniyle Anayasa'nın 36. maddesinde ayrıca

ifade edilmiştir.

41. Ceza yargılamasında savunma haklarının güvence altına

alınması, demokratik toplumun temel ilkelerindendir (Erol Aydeğer, B. No: 2013/4784,

7/3/2014, § 32).Savunma, ceza adaletinin hakkaniyete

uygun gerçekleşmesini sağlamaktadır. İddiaya karşı savunma tanınmadığı sürece

silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerine uygun muhakeme yapılması

ve maddi gerçeğe ulaşılması da mümkün değildir.

42. Suç isnadı altındaki kişiye savunma hakkının şeklen değil

gerçek anlamda sağlanması gerekir. Bunun için suç isnadı altında bulunan

kişiye, savunmasını hazırlayıp mahkeme önünde dile getirebilmesi ve böylece

yargılamanın sonucunu etkileyebilmesi için isnadın bildirilmesi gerekmektedir.

Hakkındaki isnadı bilmeyen kimsenin savunma yapması mümkün değildir.

Dolayısıyla isnadın bildirilmediği bir yargılamanın adil olduğundan söz

edilemez. Bu itibarla adil yargılanma hakkının isnadın bildirilmesine ilişkin

güvenceyi de kapsadığı anlaşılmaktadır. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine

"adil yargılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, taraf

olduğumuz uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılama

hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim Sözleşme'nin 6.

maddesinin (3) numaralı fıkrasının (a) bendinde, bir suç ile itham edilen

herkesin kendisine karşı yöneltilen suçlamanın niteliği ve sebebinden en kısa

sürede anladığı bir dilde ve ayrıntılı olarak haberdar edilme hakkı düzenlenmiştir.

43. İsnat, sanığın savunma yapabilmesi için bildirilmektedir.

Bunun için bildirimde, sanığın hangi fiil ile suçlandığının ve hangi suçu

işlediğinin açıklanması gerekmektedir. Diğer bir ifadeyle sanık, isnadın

sebebinden ve niteliğinden haberdar edilmelidir. Sanığın hangi fiili nerede ve

ne zaman işlediği (yüklenen suçu oluşturan olay/olaylar) "isnadın

sebebini" oluşturur. Bunların soyut olarak değil sanığın savunma

hazırlayabilmesine yeterli düzeyde ve ayrıntılı olarak açıklanması gerekir.

Böylelikle sanık, davaya konu fiili nerede ve ne zaman işlemekle suçlandığını

bileceğinden savunmasını buna göre yapabilecektir. Fiilin hukuki yönden

vasıflandırılması ise "isnadın niteliği"dir.

Suçlamanın niteliği hakkındaki bilgi de savunma yapmaya yeterli düzeyde olmalı

ve bildirimde sanığın işlemekle suçlandığı fiilin hangi normu ihlal ettiği

belirtilmelidir. Yargılama sırasında fiilin hukuki niteliğinin değişmesi

durumunda da sanık bu değişiklikten haberdar edilmelidir. Böylelikle silahların

eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerine uygun olarak yargılamanın adilliği

de sağlanmış olur.

44. Anayasa'nın 36. maddesinde, isnadın bildirim şekline ilişkin

bir zorunluluk bulunmamaktadır. Bildirim, yazılı veya sözlü yapılabilir. Maddi

ve hukuki olguların karmaşık ve anlaşılmasının zor olması durumunda bildirimin

yazılı yapılması yargılamanın adilliğinin temini için gerekebilir. Ceza

muhakemesinde bildirim, genellikle iddianamenin tebliği suretiyle

yapılmaktadır. İdianamenin tebliğ edilmesiyle

sanığın, yazılı bir biçimde suçlamaların maddi ve hukuki temelinden resmî

olarak haberdar olduğu kabul edilmektedir.

45.İsnadın, sanığın "anladığı dilde" bildirilmesi gerekir. Aksi durumda

isnadın bildirilmesi bir anlam ifade etmez. Mahkemenin dilini "anlayan" ve "konuşan"

bir sanığa başka bir dilde isnadın bildirilmesi gerekmez. İsnadın ana dilde

bildirilme zorunluğu da bulunmamaktadır. İsnadı anlayabilecek ölçüde Türkçe

bilmeyen fakat birden fazla dil bilen sanığa isnadın hangi dilde

bildirileceğine sanık değil derece mahkemeleri karar verecektir. Buna karşın

yetkili yargısal mercilerin -özen yükümlülükleri gereği- Türkçe bilmeyen

sanıklara sunulan tercümenin yeterlilik düzeyini değerlendirme zorunluluğu

vardır. Bazı durumlarda bildirimin sanıkların tercüme talep ettikleri dilde

yapılması, yargılamanın adilliği açısından gerekebilir. Bu hâlde dahi esaslı

belgeler dışında tüm dava dosyasının sanığın anladığı dile çevrilmesi zorunlu

değildir.

46.Sanığın, hakkındaki isnadı bir an önce öğrenmesi ve buna göre

savunma yapması için isnadın sanığa zamanında bildirilmesi gerekir. Bunun için

isnat, kovuşturmaya başlanmadan veya sanığın mahkeme önüne çıkmasından önce

savunma hazırlamaya olanak verecek bir sürede bildirilmelidir. Bu bakımdan isnadıöğrenme hakkı, savunma için gerekli zaman ve

kolaylıklara sahip olma hakkı ile ilişkilidir. Sanığa veya müdafiine

-savunma için gerekli hazırlıkları yapmaları amacıyla- isnadın bildirilmesiyle

(iddianamenin tebliğiyle) duruşma günü arasında yeterli bir sürenin verilmesi

gerekir. Aynı şekilde suçun hukuki niteliğinin değişmesi hâlinde de savunmanın

yeniden hazırlanması için gerekli zaman ve kolaylıklar sağlanmalıdır. Nitekim

bu anayasal gereklilikler, ilgili usul kurallarında da somutlaştırılmaya

çalışılmıştır. 5271 sayılı Kanun’un 176. maddesinin (4) numaralı fıkrasına göre

suçlamaların maddi ve hukuki dayanaklarını sanığa bildiren iddianamenin tebliği

ile savunma arasında en az bir haftalık sürenin bulunması gerekmektedir. Ayrıca

5271 sayılı Kanun’un 226. maddesi uyarınca sanık -suçun hukuki niteliğinin

değişmesinden önce haber verilip de savunmasını yapabilecek bir hâlde

bulundurulmadıkça- iddianamede kanuni unsurları gösterilen suçun değindiği

kanun hükmünden başkasıyla mahkûm edilemez. Aynı maddede, ek savunma

verilmesini gerektiren hâllerde istem üzerine sanığa ek savunmasını hazırlaması

için süre verilmesi bir zorunluluk olarak öngörülmüştür.

47. Diğer yandan adil yargılanma hakkına yönelik dile getirilen

müdahale iddiaları, yargılama sürecinin ileriki aşamalarında telafi edilmişse

adil yargılanma hakkı ihlal edilmiş sayılmaz. Müdahale iddiasının Anayasa'nın

36. maddesi açısından değerlendirilmesinde yargılamanın bütünlüğü içinde somut

davanın kendine özgü koşulları dikkate alınmalıdır. İsnada konu olayın

sadeliği/karmaşıklığı, başvurucunun kendisine yüklenen suçu oluşturan

olaylardan önceden haberdar olup olmadığı vesonradan

başvurucuya savunma fırsatı verilip verilmediği dikkate alınabilecek

hususlardandır.

ii. İlkelerin Olaya

Uygulanması

48. Somut olayda yabancı bir ülkede bulunması nedeniyle

başvurucunun savunması, uluslararası istinabe suretiyle (adli yardımlaşma

yoluyla) alınmıştır. İstinabe duruşmasında, başvurucuya öncesinde tebliğ

edilmeyen iddianame okunmamış ancak suçlamanın dayanağı olan ceza normu sözlü

olarak bildirilmiştir. İsnat olunan suçu oluşturan olayların ne olduğu (isnadın

sebebi) ise başvurucuya sorulan sorular yoluyla anlaşılmıştır. Başvurucu, iddianemenin tebliği edilmemesinden şikâyetçi olmuşsa da

isnadın yazılı şekilde bildirilme zorunluluğu bulunmamaktadır.

49. Başvurucuya suçlamanın dayanağı olan ceza normu ve yüklenen

suçu oluşturan olay, anladığı dil olan İngilizce tercüme yoluyla

bildirilmiştir. Başvurucu, ana dilde tercüme yerine İngilizce tercüme

yapılmasından şikâyetçi olmuş ise de isnadın ana dilde değil sanığın

"anladığı dilde" bildirilme zorunluluğu bulunmaktadır. Başvurucunun

İngilizceyi yeterli düzeyde bilmediğine dair iddiası da bulunmamaktadır.

50. Başvurucuya yüklenen suçu oluşturan maddi olaylar ve

bunların hukuki niteliği, başvurucunun yetkili makam önüne çıkmasından önce

savunma hazırlamasına imkân tanıyacak bir zamanlamayla bildirilmemiştir. Ancak

başvurucu hakkında çıkarılan yakalama emri iki yıla yakın bir sürede infaz

edilmemiştir. Başvurucunun annesi de iştirak eden olarak aynı davada yargılanmaktadır.

Ayrıca başvurucu sahte noter muvafakatnamesi

düzenleme suçu nedeniyle başka bir davada da yargılanmaktadır. Dolayısıyla

başvurucu, isnat konusu olaydan ilk defa savunmasının alınması esnasında

haberdar olmamıştır.

51. Başvurucu istinabe suretiyle alınan savunmasında da eşi ile

çocuğun kendisine verilmesi hususunda anlaştığını, annenin rızası ile çocuğu

teslim aldığını ve onu kaçırmadığını beyan etmiştir. Dolayısıyla başvurucu

suçlamaları inkâr ederek savunma yapma fırsatı elde etmiştir. Başvurucu,

savunma için süre talep etmemiş; Türkiye'ye gidip ayrıca savunma yapacağını

belirtmiştir. Suçlamanın başvrucunun öncesinde

haberdar olduğu bir eyleme ilişkin olduğu, olayın karmaşık nitelikte olmadığı

ve başvurucunun temyiz aşamasında müdafi yardımından yararlandığı görülmüştür.

Bu itibarla yargılama bir bütün olarak değerlendirildiğinde -somut olayın özel

koşullarında- başvurucunun suçu (isnadın sebebini) öğrenme hakkının ihlal

edilmediği sonucuna varılmıştır.

52. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan suçu (isnadın sebebini) öğrenme hakkının ihlal edilmediğine karar

verilmesi gerekir.

Serruh KALELİ bu görüşe katılmamıştır.

B. Diğer İhlal İddiaları

53. Başvurucu savunmasının usule uygun şekilde alınmadığını, savunmasını

alan Umman Sultanlığı adli makamının mahkeme sıfatını taşımadığını, bu makamca

elde edilen delillere dayanılarak mahkûmiyet kararı verildiğini, Yargıtay

tarafından da bu eksiklikler değerlendirilmeden karar verildiğini belirterek

Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

54. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında, kanun

yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda

incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde dava

konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi,

hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile uyuşmazlıkla ilgili varılan

sonucun adil olup olmaması bireysel başvurukonusu

olamaz. Ancak bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil

eden, bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik

içeren tespit ve sonuçlar bu kapsamda değildir (Ahmet Sağlam, B. No: 2013/3351, 18/9/2013, § 42).

55. Somut olayda Mahkemece, sanık savunmasına, sahteliği Adli

Tıp Kurumu raporuyla belirlenmiş muvafakatnameye,

katılan beyanına ve başvurucu hakkında sahtecilik suçundan açılmış dava

dosyasına dayanılmak suretiyle başvurucunun çocuğun kaçırılması suçundan

cezalandırılmasına karar verilmiştir. Diğer bir ifadeyle mahkûmiyet hükmü

belirleyici olarak sanık savunması dışındaki delillere dayandırılmıştır. Başvurucunun

anılan iddialarının esas itibarıyla Derece Mahkemelerince verilen kararların ve

delillerin değerlendirilmesinde isabet bulunmadığına, dolayısıyla kararın

sonucuna ilişkin olduğu görülmektedir. Yapılan yargılamada, Mahkemenin ve Yargıtayın kararında bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik oluşturan herhangi bir durum da tespit

edilmemiştir.

56. Başvurucu ayrıca kendisine müdafi atanmadığını, müdafi

yardımından yararlandırılmadan elde edilen delillerin mahkûmiyete esas

alındığını, bu sebeplerle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

57. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun uyarınca başvurucunun başvuru

konusu olaylara ilişkin iddialarını açıklama, dayanılan Anayasa hükmünün ihlal

edildiğine dair hukuki iddialarını kanıtlama, bireysel başvuru kapsamındaki

haklardan hangisinin hangi nedenle ihlal edildiği ve buna ilişkin gerekçeleri

ve delilleri sunma yükümlülüğü bulunmaktadır (Veli

Özdemir, B. No: 2013/276, 9/1/2014, §§ 19, 20).

58. Başvuruya konu ihlal iddiasıyla ilgili deliller sunarak

olaya ilişkin iddialarını kanıtlama yükümlülüğü başvurucuya ait olmasına rağmen

müdafi talebinde bulunulduğuna dair Anayasa Mahkemesine bir delil

sunulmamıştır. Dolayısıyla başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların

kanıtlanamadığı sonucuna ulaşılmıştır. Kaldı ki başvurucu kanun yolu aşamasında

seçtiği müdafinin yardımından da yararlanmıştır.

59. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki suçu öğrenme hakkına

ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,

2. Diğer ihlal

iddialarının açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamında suçu öğrenme hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE Serruh KALELİ'nin karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,

C. Yapılan yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde

BIRAKILMASINA,

D. Kararın bir örneğinin bilgi için Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 2/2/2017 tarihinde karar verildi.

KARŞIOY

Başvuru, isnadın sebebinin ve niteliğinin zamanında

bildirilmemesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına

ilişkindir.

Mahkememiz Birinci Bölümü, başvurucunun yukarıdaki iddiası

hakkında 2.2.2017 tarihli toplantıda verdiği kararıyla başvurucuya yüklenen

suçu oluşturan maddi olaylar ve bunların hukuki niteliğinin, başvurucunun

yetkili makam önüne çıkmasından önce savunma hazırlamasına imkân tanıyacak bir

zamanlamayla bildirilmediğini kabul etmiştir. Ancak başvurucu hakkında

çıkarılan yakalama emrinin iki yıla yakın bir sürede infaz edilmediği,

başvurucunun annesinin de iştirak eden sıfatıyla aynı davada yargılanmakta

olduğu, başvurucunun sahte noter muvafakatnamesi

düzenleme suçu nedeniyle başka bir davada da yargılandığı, dolayısıyla

başvurucunun isnat konusu olaydan ilk defa savunmasının alınması esnasında

haberdar olmadığı ve savunma yapma fırsatı elde ettiği gerekçeleriyle

başvurucunun suçu (isnadın sebebini) öğrenme hakkının ihlal edilmediği sonucuna

varılmıştır.

Öncelikle belirtmek gerekir ki, sanığın, hakkındaki isnadı bir

an önce öğrenmesi ve buna göre savunma yapması için isnadın sanığa zamanında

bildirilmesi gerekir. Bu Devletin adil yargılanma hakkı bakımından bir pozitif

yükümlülüğüdür. Anılan yükümlülük, suçu öğrenme hakkının sağladığı güvencelerden

biridir. Bunun için isnat, kovuşturmaya başlanmadan veya sanığın mahkeme önüne

çıkmasından önce savunma hazırlamaya olanak verecek bir sürede bildirilmelidir.

Bu hak, talebe bağlı olarak kullanılabilecek bir hak değildir.

Öte yandan, “isnat” ile “isnada konu olay” birbirinden farklı

kavramları ifade etmektedir. İlkinde, kamusal makamların eylemi “suç isnadı”

olarak vasıflandırması ve hangi fiilin işlendiğinin somutlaştırılması söz

konusudur. Diğer kavram ise çerçevesi kamusal makamlarca çizilmemiş, hayatın

akışındaki bir yaşanmışlığı ifade etmektedir. Kişinin yaşanmış bir olaydan

önceden haberdar olması, isnattan haberdar olduğu anlamına gelmez. Yukarıda

belirtilen hak, isnattan zamanında haberdar olmayı düzenlemektedir. Bu sebeplerle

başvurucunun isnat konusu olaydan savunmasının alınmasından önce haberdar

olduğu görüşüne katılmak olanaklı değildir.

Kişinin yakınlarının aynı davada sanık olması da Devleti suçu

(isnadı) bildirme yükümlülüğünden kurtarmaz. Mahkememiz, annesinin de iştirak

eden sıfatıyla aynı davada yargılanmakta olmasını da başvurucunun isnat konusu

olaydan önceden haberdar olduğuna gerekçe yapmıştır. “Annesi (suça iştirak

ettiği iddia edilen), sanığa (başvurucuya) isnadı bildirmiştir” imasını taşıyan

bu saptamanın anılan hakkın sağladığı güvencelerle bağdaşmadığı açıktır. Bu

yaklaşım, varsayımdan ibarettir.

Başvurucuya yüklenen suçu oluşturan maddi olaylar (isnadın sebebi)başvurucunun yetkili makam önüne çıkmasından önce

savunma hazırlamasına olanak verecek bir sürede ve etraflıca bildirilmemiştir.

İsnadın nedeni (yüklenen suçu oluşturan olaylar), başvurucuya savunma sırasında

sorulan sorular yoluyla (dolaylı olarak) ortaya çıkmıştır. İsnadın sebebinin

yazılı olarak bildirilmesi zorunluluğu bulunmamaktaysa da bu durum, sözlü

bildirimin etraflıca yapılmasına engel değildir.

Başvurucu isnadın sebebinden (hangi fiili işlemekle

suçlandığından) ilk defa savunmasının alınması esnasında haberdar olmuştur.

İstinabe yolu ile savunması alınmadan önce, başvurucuya ifadesini esas

mahkemesinde vermek isteyip istemediği sorulmamış; yabancı bir ülkede olan

başvurucunun öznel durumu nazara alınmamıştır. Savunma hakkına yönelik

müdahalenin telafi edilmesi için özen gösterilmemiştir. Bu bağlamda, iddianame

başvurucuya (sanığa) duruşma gününden önce tebliğ edilmediği halde duruşmaya

ara verilmesini isteyebileceği de hatırlatılmamıştır.

Açıklanan gerekçelerle; başvurucunun suçu (isnadın sebebini)öğrenme hakkının ihlal edildiği sonucuna

vardığımdan, başvurunun bu kısmı yönünden karar sonucuna katılınmamıştır.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh KALELİ

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Raportör

:

Akif

YILDIRIM

Başvurucu

:

Ali Kemal

TEKİN

Vekili : Av. Mustafa Umut YALÇIN Üye Serruh KALELİ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/875, 2 Şubat 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. OLAYLAR ve OLGULAR
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. İsnadı (Suçu) Öğrenme Hakkının İhlal
  11. B. Diğer İhlal İddiaları
  12. B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  13. C. Yapılan yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde
  14. D. Kararın bir örneğinin bilgi için Adalet Bakanlığına
  15. Karşıoy
  16. Gökcan
  17. Yıldırım
  18. Tekin
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/875
Tarih
2 Şubat 2017

İlgili Kararlar

  • Betül Mişokka Başvurusu (B. No: 2014/866)
  • Halas Aslan Başvurusu (B. No: 2014/4994)
  • Abdulkerim Kaçıran ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/15590)
  • Uğur Eldemir Başvurusu (B. No: 2014/12287)
  • Mehmet Demir Başvurusu (B. No: 2014/13082)
  • Şehnaz Ayhan Başvurusu (B. No: 2014/14205)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.