İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mehmet Demir Başvurusu (B. No: 2014/13082)

1. Başvuru, alacak davasında usul ve kanuna aykırı karar

Başvuru No2014/13082Tarih1 Şubat 2017Okuma15 dk · 3.013 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Mehmet Demir Başvurusu

Karar tarihi
1 Şubat 2017
Başvuru Numarası
2014/13082
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.013 kelime·15 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, alacak davasında usul ve kanuna aykırı karar

verilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının; Mahkeme ve Yargıtay kararlarında

esasa yönelik iddiaların karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının;

duruşmalı temyiz talebinde masraf yatırılmasına rağmen gider eksikliği gerekçe

gösterilerek duruşma talebinin reddedilmesi nedeniyle de aleni yargılanma

hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 6/8/2014 tarihinde Çorlu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 23/3/2015tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm tarafından 25/3/2016 tarihinde, başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için 25/3/2016

tarihinde Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

7. Müteahhit olan başvurucu ile arsa sahibi C.E. isimli şahıs

arasında Çorlu 2. Noterliğinde 29/9/2005 tarihli ve15957 yevmiye numaralı

düzenleme şeklinde taşınmaz mal satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi

düzenlenmiştir.

8. Arsa sahibi C.E.nin vefatı üzerine

mirasçıları, sözleşmeye göre inşaatın süresinde bitirilmediğini, iskân

ruhsatının alınmadığını belirterek inşaatın eksik kısımlarının giderleri

başvurucuya ait olmak üzere kendileri tarafından tamamlanmasına izin

verilmesine ve eksik bedel ile kira kaybından doğan alacakların tahsiline karar

verilmesi talebiyle Çorlu 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin (Mahkeme)E.2008/223

sayılı dosyasında alacak davası açmışlardır.

9. Buna karşılık başvurucu, sözleşmede belirtilen şartların

dışında kendisi tarafından fazladan yapılan işlere ait bedelin tahsili için

Çorlu 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2008/308 sayılı dosyasında alacak davası

açmış; dosya Çorlu 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2008/223 sayılı dosyasında

birleştirilmiştir.

10. Çorlu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi, 16/10/2012 tarihli ve

E.2008/223, K.2012/302 sayılı kararıyla asıl ve birleşen dosyalardaki davalarınkısmen kabulüne karar vermiştir. Gerekçeli kararın

ilgili kısmı şöyledir:

"...

Taraflar arasında imzalanmış bulunan kat

karşılığı inşaat sözleşmesi dosya arasına alınmış, mahallinde refakate alınan

inşaat ve mülk bilirkişileri ile keşif icra edilmiş, bilirkişiler dosyaya ibraz

ettikleri raporlarında yapılması gereken işler bedeli olarak 2.018 TL, fazladan

yapılmış işler bedeli olarak 1.600 TL ve 4 mesken için 1 aylık gecikme bedeli

olarak 150'şer USD'den toplam 600 USD

hesaplamışlardır.

Tarafların itirazları üzerine dosya 3 kişilik

bilirkişi heyetine teslim edilerek rapor alınmış, bilirkişi heyeti dosyaya

ibraz ettikleri raporlarında sonuç olarak özetle; 74.465.66 TL eksik işler

bedelinin talep gereği 30.000 TL'lil kısmının, 10.050

USD kira kaybının talep gereği 5250 USD'lik kısmının

ve 379.44 TL ihtar masrafının davalıdan tahsili, fazla yapılan işlerle ilgili

bir talep bulunmadığından nazara alınmaması gerektiği görüşünde olduklarınını bildirmişlerdir.

Fazla yapılan işler bbedelinin

tahsili talebi ile davalı tarafça karşılık dava ikame olunmuştur.

Bu kere bilirkişi heyeti raporuna karşı

itirazlar üzerine mahallinde 23/5/2011 tarihinde yeniden keşif icra olunmuş,

inşaat mühendisi, makina mühendisi ve hukukçu bilirkişiden oluşan heyetin

dosyaya sundukları müşterek raporlarında özetle ve sonuç olarak; eksik ve

kusurlu işler bedeli olarak 20.038,70 TL, gecikme tazminatı olarak 3.590 TL ve

ihtarname masrafı olarak 72.82 TL'nin davalıdan alınması, fazla imalat bedeli

olarak 2.437,86 TL'nin davacı karşı davalıdan alınması gerektiğini

bildirdikleri görülmüştür.

Tarafların itirazları üzerine aynı heyetten ek

rapor tanzimi istenmiş, bu kere eksik ve kusurlu işler bedeli olarak 13.038,70

TL, gecikme tazminatı olarak 645,75 TL ve ihtarname masrafı olarak 72,82 TL'nin

davalı karşı davacıdan alınması, fazla işler imalat bedeli olarak 1.454,79

TL'nin davacı karşı davalıdan alınması gerektiği bildirilmiştir.

Mahkememizce yapılan yargılama ve dosya

içerisine toplanan delillerin bir bütün olarak irdelenmesi sonucu, taraflar arasında

kat karşılığı inşaat sözleşmesi aktedildiği, ancak

binanın yapımı ve teslimi aşamasında taraflar arasındaki sözleşmeye aykırı bir

kısım eksik işlerin bulunduğu, yine yapının tesliminin de gecikmiş olduğu, bu

sebeple taraflar arasında çıkan uyuşmazlığın mahkememize taşındığı, yapılan

keşif ve alınan bilirkişi raporları ile eksik ve kusurlu işlerin tespit

olunduğu, aynı zamanda davalı tarafından sözleşmede bulunandan farklı bir kısım

fazladan edimlerin de yerine getirilmiş olduğu, davalını karşı dava ile fazla

işler bedelini talep ettiği, mahkememizce yapılan son keşif ve alınan bilirkişi

raporu ve ek raporun hüküm kurmaya elverişli olduğu nazara alınarak davanın ve

karşılık davanın kısmen kabul kısmen reddine yönelik aşağıdaki şekilde hüküm

kurulmuştur

..."

11. Başvurucu 8/1/2013 tarihli dilekçesinde duruşmalı temyiz

talebinde bulunmuş, aynı tarihte temyiz harç ve posta giderlerini yatırmıştır.

12. Yargıtay 23. Hukuk Dairesi 16/5/2013 tarihli ve E.2013/661,

K.2013/3250 sayılı ilamıyla dosyada tebligat gideri bulunmadığı gerekçesiyle

duruşma isteminin reddine karar vererek hükmü onamıştır. İlamın ilgili kısmı

şöyledir:

"Taraflar arasındaki birleştirilen alacak

davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı asıl ve

birleşen davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hüküm süresi içinde

davalı-birleşen davada davacı Mehmet Demir

vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmiş ise de, dosya içerisinde tebligat

gideri bulunmadığından, bu istemin

reddiyle incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya

incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

Davacılar vekili, müvekillerinin

murisi arsa sahibi ile davalı yüklenici arasına 29.09.2005 tarihinde Düzenleme

Şeklinde Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi" imzalandığını, ancak

inşaatın süresinde bitirilmediğini ve iskan ruhsatının da alınmadığını, bu

durumun davalıya noter kanalı ile ihtar edildiğini, inşaattaki eksikliklerin

mahkeme kanalı ile tesbit edildiğini ileri sürerek,

inşaatın eksik kısımlarının giderleri yükleniciye ait olmak üzere davacı müvekilleri tarafından tamamlanmasına izin verilmesine,

bedelin dava tarihinden itibaren reeskont faizi ile tahsiline, müvekillerinin kira kaybından doğan alacağı olan 6.503,00

TL'nin reeskont faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı cevap dilekçesinde, inşaatı sözleşme

uyarınca tamamladığını ve eksiksiz olarak davalılara teslim ettiğini, 2007 Ekim

ayından itibaren davacıların iki taşınmazda ikamet ettiklerini, diğerlerini de

kiraya verdiklerini, davanın haksız açıldığını savunarak, reddini talep

etmiştir.

Yüklenici Mehmet Demir vekili tarafından arsa

sahipleri aleyhine taraflar arasında aktedilen

sözleşme nedeniyle yüklenici tarafından fazladan yapılan işlere ait bedelin

tahsili için açılan alacak davasının Çorlu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin

2008/308Esas 2008/357 Karar sayılı ilamı ile asıl dosya ile birleştirilmesine

karar verilmiş, bu davada davacı vekili müvekkilinin sözleşme dışında inşaatta

fazladan işler yaptığını ileri sürerek, bu bedelin tahsilini talep etmiş,

davalılar davanın reddini istemişlerdir.

Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi kurulu

raporları ve tüm dosya içeriğine göre; taraflar arasında arsa payı karşılığı

inşaat sözleşmesi imzalandığı, ancak binanın yapımı ve teslimi aşamasında

taraflar arasındaki sözleşmeye aykırı olarak bir kısım eksik işlerin bulunduğu

ve inşaatın tesliminin gecikmiş olduğu, bu nedenle arsa sahiplerinin eksik ve

kusurlu işler ile kira kaybı nedeniyle alacağı olduğu, yüklenicinin de fazladan

yaptığı işlere ilişkin alacağı doğduğu gerekçeleriyle, asıl ve birleşen davanın

kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Karar, davalı-birleşen davada davacı yüklenici

vekilince temyiz edilmiştir.

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı

delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik

bulunmamasına göre, davalı-birleşen davada davacı vekilinin temyiz itirazları

yerinde görülmemiştir.

..."

13. Başvurucunun karar düzeltme talebi, aynı Dairenin 14/5/2014

tarihli ve E.2013/6470, K.2014/3793 sayılı ilamıyla reddedilmiştir. İlamın

ilgili kısmı şöyledir:

"...

Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi kurulu

raporları ve tüm dosya içeriğine göre, binanın yapımı ve teslimi aşamasında

taraflar arasındaki sözleşmeye aykırı olarak bir kısım eksik ve kusurlu işlerin

bulunduğu, tesliminin geciktiği, bu nedenle arsa sahiplerinin eksik ve kusurlu

işler ile kira kaybı nedeniyle alacağı olduğu, yüklenicinin de fazladan yaptığı

işlere ilişkin alacağı doğduğu gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın kısmen

kabulüne dair verilen karar asıl davada davalı-birleşen davada davacı yüklenici

vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizin 2013/661 esas, 2013/3250 karar

sayılı ve 16.05.2013 tarihli ilamıyla onanmıştır.

Bu kez, asıl davada davalı-birleşen davada

davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.

Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında

belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, HUMK'nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiç birisine

uymayan karar düzeltme isteminin reddi gerekmiştir.

..."

14. Ret kararı 11/7/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş ve

6/8/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.

B. İlgili Hukuk

15. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu'nun geçici 3. maddesi şöyledir:

“Bölge adliye mahkemelerinin, 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli

Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve

Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi

uyarınca Resmî Gazete’de ilan edilecek göreve başlama

tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin

uygulanmasına devam olunur.

Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce aleyhine

temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086

sayılı Kanunun 26/9/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten

önceki 427 ilâ 454 üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.

Bu Kanunda bölge adliye mahkemelerine görev verilen hallerde bu

mahkemelerin göreve başlama tarihine kadar 1086 sayılı Kanunun bu Kanuna aykırı

olmayan hükümleri uygulanır. ”

16. 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı mülga Hukuk Usulü

Muhakemeleri Kanunu'nun 5236 sayılı Kanun'un 16. maddesi ileyapılan

değişiklikten önceki 438. maddesi şöyledir:

"Yargıtay temyiz incelemesini dosya üzerinde yapar. Ancak tüzelkişiliğin

feshine veya genel kurul kararlarının iptaline, evlenmenin butlanına veya

feshine, boşanma veya ayrılığa, velayete, nesebe ve kısıtlamaya ilişkin

davalarla miktar veya değeri ikiyüzmilyon lirayı aşan

alacak ve ayın davalarında taraflardan biri temyiz dilekçesi veya cevap

dilekçesinden duruşma yapılmasını istemiş ise, Yargıtayca

bir gün belli edilerek taraflara usulen tebligat yapılır. Tebliğ tarihi ile

duruşma günü arasında en az onbeş gün bulunması

gerekir; taraflar gelmişlerse bu süreye bakılmaz. Tebligat gideri verilmemişse

duruşma isteği dikkate alınmaz.

...

Duruşma günü belli edilen hallerde Yargıtay, tarafları veya gelen

tarafı dinledikten sonra ve taraflardan hiç biri gelmemiş ise dosya üzerinde

inceleme yaparak kararını o gün tefhim eder.

..."

17. 1086 sayılı mülga Kanun'un ek 4. maddesi şöyledir:

"Görev, kesin hüküm, istinaf, temyiz, Yargıtayda

duruşma, senetle ispata ve sulh mahkemelerindeki taksim davalarında muhakeme

usulünün belirlenmesine ilişkin maddelerdeki parasal sınırlar; her takvim yılı

başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların; o yıl

için 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca

Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilân edilen yeniden değerleme oranında

artırılması suretiyle uygulanır. Bu şekilde belirlenen sınırların onmilyon lirayı aşmayan

kısımları dikkate alınmaz. Bu uygulama nedeniyle mahkemelerce görevsizlik

kararı verilemez.

Yukarıdaki fıkra uyarınca her takvim yılı başından geçerli olmak üzere

uygulanan parasal sınırların artışı, artışın yürürlüğe girdiği tarihten önce

ilk derece mahkemelerince nihaî olarak karara bağlanmış davalar ile bölge

adliye mahkemesi kararı üzerine yeniden bakılan davalarda ve Yargıtayın bozma kararı üzerine kararı bozulan mahkemece

yeniden bakılan davalarda uygulanmaz."

18. 1086 sayılı mülga Kanun'un geçici 2. maddesi şöyledir:

"Bölge adliye mahkemelerinin, 26.9.2004 tarihli ve 5235 sayılı

Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş,

Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci

maddesi uyarınca Resmî Gazetede ilân edilecek göreve başlama tarihinden önce

aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar

Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 26.9.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla

yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 454 üncü madde hükümlerinin uygulanmasına

devam olunur."

19. 22/4/1926 tarihli ve 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu'nun

355. maddesi şöyledir:

"İstisna, bir akittirki

onunla bir taraf (müteahhit), diğer tarafın (iş sahibi) vermeği taahhüt

eylediği semen mukabilinde bir şey imalini iltizam eder."

20. 818 sayılı mülga Kanun'un 356. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Müteahhidin mesuliyeti, umumi surette

işçinin hizmet akdindeki mesuliyetine dair olan hükümlere tabidir."

21. 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun

470. maddesi şöyledir:

"Eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser

meydana getirmeyi, işsahibinin de bunun karşılığında

bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir."

22. 6098 sayılı Kanun'un 471. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

"Yüklenici, üstlendiği edimleri işsahibinin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve

özenle ifa etmek zorundadır."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

23. Mahkemenin 1/2/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

24. Başvurucu, Mahkemece verilen kararı duruşma talepli olarak

temyiz ettiğini, masrafları yatırdığı hâlde Yargıtayın

duruşma günü tebliği için gider olmadığı gerekçesiyle murafaa talebini

reddettiğini, delillerin yanlış değerlendirilerek hukuk kurallarının hatalı

yorumlandığını, temyiz duruşma giderlerini süresinde yatırdığına dair Mahkeme

Yazı İşleri Müdürlüğünden aldığı yazıyı da ekleyerek karar düzeltme isteminde

bulunduğunu; ancak, bu talebinin de reddedildiğini, gerekli deliller

toplanmadan çelişkili bilirkişi raporları esas alınarak hakkaniyete aykırı

karar verildiğini, Mahkeme kararının gerekçeden yoksun olduğunu belirterek

Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüş ve yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

25. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).

26. Başvurucunun, Mahkeme kararının yetersiz gerekçeye

dayandığına ilişkin şikâyetinin gerekçeli karar hakkının ihlali iddiası

kapsamında; posta masraflarını yatırmasına rağmen temyiz aşamasında duruşma

talebinin dosyada tebligat gideri bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmesine

yönelik şikâyetinin aleni yargılanma hakkı kapsamındadeğerlendirilmesi

uygun görülmüştür.

27. Öte yandan başvurucunun bilirkişi raporlarının ciddi ve

esaslı hatalar içerdiği, raporların hüküm kurmaya elverişli olmadığı, bu açıdan

delillerin yanlış değerlendirildiği yönündeki şikâyeti ise yargılamanın

sonucunun adil olmadığı iddiası kapsamında değerlendirilmiştir.

1. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

28. Başvurucu, Mahkeme kararında ileri sürülen iddia ve olgulara

cevap verilmemesi nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

29. Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

"Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak

yazılır."

30. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin

yargı organlarına davacı ve davalı olarak başvurabilme, bunun doğal sonucu

olarak da iddia, savunma ve adil yargılanma hakkı güvence altına alınmıştır.

Maddeyle güvence altına alınan hak arama özgürlüğü, kendisi bir temel hak

niteliği taşımasının ötesinde, diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken

şekilde yararlanılmayı ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden

birisidir. Bu bağlamda Anayasa'nın bütün mahkemelerin her türlü kararlarının

gerekçeli olarak yazılmasını ifade eden 141. maddesinin de hak arama hürriyetinin

kapsamının belirlenmesinde gözetilmesi gerektiği açıktır (Vedat Benli, B. No: 2013/307, 16/5/2013, §

30).

31. Ancak derece mahkemeleri, kendisine sunulan tüm iddialara

yanıt vermek zorunda değildir. Bununla beraber ileri sürülen iddialardan biri

kabul edildiğinde davanın sonucuna etkili olması söz konusu ise mahkeme bu

hususa belirli ve açık bir yanıt vermek zorunda olabilir. Böyle bir durumda

dahi ileri sürülen iddiaların zımnen reddi yeterli olabilir (Yasemin Ekşi, B. No: 2013/5486, 4/12/2013,

§ 56).

32. Öte yandan temyiz merciinin yargılamayı yapan mahkemenin

kararını uygun bulması hâlinde bunu ya aynı gerekçeyi kullanarak ya da bir

atıfla kararına yansıtması yeterlidir. Burada önemli olan husus, temyiz

merciinin bir şekilde temyizde dile getirilmiş ana unsurları incelediğini,

derece mahkemesinin kararını inceleyerek onadığını ya da bozduğunu

göstermesidir (Yasemin Ekşi, §

57).

33. Somut olayda Mahkeme, yargılama sürecinde tarafların

taleplerini dikkate alarak birden fazla keşif yapmak suretiyle bilirkişi

raporları ve itirazlar üzerine ek raporlar düzenletmiş, en son yapılan keşif

sonucu düzenlenen bilirkişi raporu ve ek raporu hüküm kurmaya elverişli bularak

başvurucu ve karşı tarafın alacak miktarını tespit etmiş ve davaların kısmen

kabulüne karar vermiştir (bkz. § 10). Yargıtay tarafından, ilk derece

mahkemesince verilen kararın gerekçesine atıf yapılarak hüküm onanmış,karar düzeltme istemi de Kanun’da sayılan hâllere

uygun bulunmayarak reddedilmiştir (bkz. §§ 12, 13). Dolayısıyla somut olayda

Mahkeme kararının gerekçesiz olduğundan söz edilemez.

34. Açıklanan nedenlerle gerekçeli karar hakkına yönelik bir

ihlalin olmadığı açık olduğundan başvurucunun bu yöndeki iddiasının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Temyiz Aşamasında Duruşma Yapılmamasına

İlişkin İddia

35. Başvurucu; temyiz aşamasında posta masraflarını yatırdığını,

duruşma talebi olmasına rağmen dosyada tebligat gideri bulunmadığı gerekçesiyle

murafaa talebinin reddedildiğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

36. Başvurucunun söz konusu iddiası, yargılama sürecinde temyiz

aşamasında sözlü beyanda bulunmasına imkân tanınmamış olmasına yönelik

olduğundan iddianın aleni yargılanma hakkı kapsamında incelenmesi uygun

görülmüştür.

37. Anayasa Mahkemesi; benzer konuda yapılan başvurularla ilgili

kararlarında, ilk derece mahkemeleri önünde duruşmalı yargılama yapılıp karar

verildikten sonra kanun yolu incelemesinin dosya üzerinden yapılması hâlinde

temyiz aşamasında sözlü yargılama imkânının sunulmamasının yargılamayı bütün

hâlinde adil olmaktan çıkarmayacağını belirterek adil yargılanma hakkının

ihlalinden söz edilemeyeceği sonucuna ulaşmıştır ( Mehmet Soysal ve diğerleri, B. No: 2014/2678, 16/11/2016, §§

44-46 ; Mustafa Doğan, B. No:

2014/1836, 28/9/2016, §§ 66-68).

38. Somut olayda temyiz incelemesi sırasında duruşma yapılmamış

ise de ilk derece mahkemesinde yargılamanın duruşmalı olarak yapıldığı,

başvurucunun temyiz incelemesinde sözlü yargılama yapılması hâlinde dosyaya

daha önce sunduğu belge ve delillerin dışında yargılamanın sonucunu

etkileyebilecek nitelikte, esasa yönelik hangi beyan veya delilleri sunacağına

ilişkin bir açıklamada bulunmadığı, bu açıdan temyiz aşamasında ayrıca duruşma

yapılmamasının yargılamanın bütününe göre duruşmalı yargılama hakkının ihlali

sonucunu doğurmayacağı anlaşılmıştır.

39. Açıklanan nedenlerle aleni yargılanma hakkına yönelik açık

ve görünür bir ihlal bulunmadığından başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

3. Yargılamanın Sonucunun Adil Olmadığına

İlişkin İddialar

40. Başvurucu, Mahkemenin hatalı ve yetersiz bilirkişi

raporlarına itibar etmek suretiyle delilleri eksik ve yanlış değerlendirdiğini

belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

41. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi

gereken hususlarda inceleme yapılamaz.”

42. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun

başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

43. 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasında

açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine karar

verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında

ise açıkça dayanaktan yoksun başvurular kapsamında değerlendirilen kanun yolunda

gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda

incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.

44. Anılan kurallar uyarınca ilke olarak derece mahkemeleri

önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece

mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup

olmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece

mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda

bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik içermesi

ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri

ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede kanun yolu şikâyeti niteliğindeki

başvurular, başvuruya konu mahkeme kararında bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik bulunmadıkça Anayasa Mahkemesince incelenemez (Necati Gündüz ve Recep Gündüz, B. No:

2012/1027, 12/2/2013, § 26).

45. Somut olayda Çorlu 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan davada,

taraf beyanları, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre değerlendirme

yapılarak asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne karar verildiği, Yargıtay

23. Hukuk Dairesinin 16/5/2013 tarihli ilamıyla hükmün onandığı ve aynı

Dairenin 14/5/2014 tarihli ilamıyla karar düzeltme talebinin reddedildiği

anlaşılmıştır.

46. Mahkemenin; tarafların iddia ve savunmaları ile bilirkişi

raporlarını dikkate alarak asıl ve birleşen davalarda kısmen kabul kararı

verilmesi gerektiği yönünde kanaate ulaşırken belirttiği gerekçe ve

başvurucunun iddiaları incelendiğinde iddiaların özünün Mahkeme tarafından

delillerin değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının yorumlanmasında isabet

olmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu

anlaşılmıştır. Anayasa Mahkemesinin derece mahkemelerinin hukuk kurallarının

olay ve olgulara uygulanması sırasındaki takdirine müdahale etmesi, kendisini

onların yerine koyarak değerlendirme yapmasının mümkün olmadığı, bu açıdan

başvurucunun ileri sürdüğü iddiaların Anayasa Mahkemesinin değerlendirme

yetkisi dışında kalan hususlara ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

47. Açıklanan nedenlerle başvurucunun belirtilen iddiasının

kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin olduğu, Derece Mahkemesi

kararlarının açık bir keyfîlik veya bariz takdir

hatası da içermediği anlaşıldığından başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama

giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 1/2/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE

karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Recai AKYEL Raportör : Yakup MACİT Başvurucu : Mehmet DEMİR

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/13082, 1 Şubat 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. A. Başvurunun açıkça
  12. B. Yargılama
  13. Yıldırım
  14. Akıncı
  15. Topal
  16. M. Emin KUZ
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/13082
Tarih
1 Şubat 2017

İlgili Kararlar

  • Şehnaz Ayhan Başvurusu (B. No: 2014/14205)
  • Mahmoud Maghmoumı Başvurusu (B. No: 2016/2894)
  • B. A. Başvurusu (B. No: 2016/29879)
  • Memet Letif Şener ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/16071)
  • Kumrişan Akkuş ve Sefer Akkuş Başvurusu (B. No: 2014/14672)
  • Hint Aseel Hayvanları Koruma ve Geliştirme Derneği ve Hikmet Neğuç Başvurusu (B. No: 2014/4711)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.