İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Kumrişan Akkuş ve Sefer Akkuş Başvurusu (B. No: 2014/14672)

1. Başvuru; askerlik hizmeti sırasında ateşli silah yaralanması

Başvuru No2014/14672Tarih1 Şubat 2017Okuma46 dk · 9.182 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Kumrişan Akkuş Ve Sefer Akkuş Başvurusu

Karar tarihi
1 Şubat 2017
Başvuru Numarası
2014/14672
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

9.182 kelime·46 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; askerlik hizmeti sırasında ateşli silah yaralanması

sonucu ölüm olayının meydana gelmesi, bu ölüm olayına ilişkin etkili bir ceza

soruşturması yürütülmemesi ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesi'nde (AYİM) açılan

tam yargı davasının reddedilmesi nedenleriyle yaşam hakkının ihlal edildiği

iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. 2014/14672 numaralı bireysel başvuru, 1/9/2014 tarihinde Van

3. Ağır Ceza Mahkemesi; 2015/7348 numaralı bireysel başvuru ise 21/4/2015

tarihinde Van 1. Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve

eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvuruların Komisyona

sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 31/10/2014 tarihinde,

başvurucuların adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiştir.

4. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 31/10/2014 tarihinde,

2014/14672 numaralı bireysel başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 9/2/2016 tarihinde,

2015/7348 numaralı bireysel başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

6. Bölüm Başkanı tarafından 31/3/2016 tarihinde, 2014/14672

numaralı başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte

yapılmasına karar verilmiştir. Yine Bölüm Başkanı tarafından 16/8/2016

tarihinde, 2015/7348 numaralı başvurunun kabul edilebilirlik ve esas

incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, başvurular hakkında görüş sunmamıştır.

8. Anayasa Mahkemesi tarafından 2015/7348 numaralı başvuru

dosyasının konu ve kişi yönünden hukuki irtibat nedeniyle 2014/14672 başvuru

numaralı dosya ile birleştirilmesine, incelemenin 2014/14672 başvuru numaralı

dosya üzerinden yürütülmesine ve 2015/7348 numaralı başvuru dosyasının

kapatılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

9. Başvuru dilekçesi ile başvuruya konu dava ve soruşturma

dosyasının içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir:

10. Başvurucular, 4'üncü Mknz. Piyade

Tugayı 1'inci Hd. Taburu 1'inci Hd.

Bl. Komutanlığı (İpsala/Edirne) emrinde asker iken 28/12/2013 tarihinde yaşamını

yitiren 1990 doğumlu Murat Akkuş'un anne ve babasıdır.

1. Murat Akkuş'un Askere Alınması ve Ölümü

11. Başvurucuların oğlu Murat Akkuş 16/5/2013 tarihinde askere

sevk edilmiş ve 19/5/2013 tarihinde 5'inci Piyade Eğt.

Tugayı 48'inci Piyade Eğt. Alayı 2'inci Hd. Eğt. Taburu 3'üncü Hd. Eğt. Bölüğüne (Tokat) teslim

olmuştur. Murat Akkuş, eğitim birliğine katılmasından sonra 20/5/2013 tarihinde

yapılan Kayıt-Kabul Muayenesi İlk Değerlendirme Anketi'nde "Daha önceden

psikolojik bir rahatsızlık geçirdiniz mi? Hâlen psikolojik durumunuzla ilgili

belirtmek istediğiniz önemli bir husus var mı?" gibi sorulara

"Hayır" cevabını vermiştir. Murat Akkuş, sağlık bilgi formunda da

herhangi bir psikolojik sorunundan bahsetmemiştir.

12. Tokat'taki askerlik eğitimini 20/7/2013 tarihinde tamamlayan

Murat Akkuş, yedi gün izin kullanmış ve akabinde usta birliğine teslim

olmuştur. Murat Akkuş, burada yapılan çeşitli anketlerde de herhangi bir

psikolojik rahatsızlığının bulunmadığını ifade etmiştir.

13. Murat Akkuş 31/7/2013 tarihinde muayene edilmiştir. Bu

muayeneyi yapan Dr. Z.E. muayene bulgularını

"normal" olarak değerlendirmiştir.

14. Murat Akkuş, askerlik hizmetini ifa ettiği sırada bağlı

olduğu birliğe bir dilekçe vermiştir. Yazıldığı tarih belli olmayan söz konusu

dilekçe "Sivildeyken bu hastalığımın

çok şiddetli olduğu dönem oldu, sonra iyileştim sivildeyken, ama buraya

geldiğim zaman yavaş yavaş yine başladı ve devam ediyor, bazen çok bazen az ama

çoğu zaman oluyor. Hastalığım; yürürken, oturup kalktığım zaman, gözüm kararıyor.

Bunu bütün vücudumda hissediyorum ve uzandığım zaman ya da sabahları

uyandığımda bazen bütün vücudum bazen de iki elim şişiyor. Çok farklı bir

şişkinlik. Başımda da sağ arka üst tarafı şişiyor, bazen nadiren sol tarafta da

oluyor. Kendimi boşlukta hissediyor gibi oluyorum. Bu oruç tutarken insanın

kendisini hissettiği gibi bir duruma benziyor." şeklindedir.

15. Murat Akkuş, bunun haricinde 31/10/2013 tarihinde Çorlu

Asker Hastanesi Üroloji Kliniğinde muayene olmuştur.

16. Başvurucuların oğlu Murat Akkuş ile Piyade Er S.K.,

28/12/2013 tarihinde 21.00 ile 24.00 saatleri arasında 132 No.lu nöbet

kulesinin bulunduğu güney tank yolu üzerinde nöbetçi olarak görevlendirilmiş ve

anılan yerde nöbet tutmaya başlamışlardır. Saat 21.30 sıralarında devriye

nöbetçisi olan Piyade Er Ö.O., nöbet kulesinin bulunduğu yere gelmiş ve Piyade

Er S.K. ile yer değiştirmiştir. Bu değişim üzerine Murat Akkuş, nöbet tutmaya

Piyade Er Ö.O. ile devam etmiştir.

17. Murat Akkuş, saat 23.15 sıralarında nöbet arkadaşı Piyade Er

Ö.O.ya tuvaletinin geldiğini söyleyerek nöbet

kulesinden silahıyla birlikte ayrılmıştır. Yaklaşık 10-15 dakika sonra, Murat

Akkuş henüz nöbet yerine dönmemişken bir el silah sesi duyulmuş; silah sesinin

duyulduğu yöne gidilmesi üzerine Murat Akkuş'un yaralanmış halde yerde yattığı

görülmüştür.

2. Ceza Soruşturması Süreci

a. Soruşturma Kapsamında Yapılan İlk İşlemler

ve Alınan Raporlar

18. Saat 23.45 sıralarında kendisine bilgi verilen K.K.K. 2'inci

Kolordu Komutanlığı Askerî Savcılığı (Askerî Savcılık) nöbetçi Askerî Savcısı,

olay yeri inceleme ekibinin olay yerine yönlendirilmesini istemiş; ardından

kendisi de saat 01.00 sıralarında yola çıkarak 02.30'da olay yerine intikal

etmiştir.

19. Saat 00.05 sıralarında olaydan haberdar edilen olay yeri

inceleme ekibi, saat 01.30'da olay yerine varmış ve Askerî Savcının ölümün

gerçekleştiği yere gelmesini müteakip olay yeri incelemesine başlamıştır. Olay

yeri incelemesi sonucunda hazırlanan 29/12/2013 tarihli olay yeri inceleme

raporunun ilgili kısmı şöyledir:

"Olay yerinde yapılan incelemede; havanın

karanlık, görüş şartlarının kısıtlı olduğu, olayın meydana geldiği alanda

herhangi bir çevre aydınlatmasının bulunmadığı, olayın güney tank yolu

üzerinde, 132 nolu nöbet kulesinin 50 metre batısında

meydana geldiği görüldü.

İncelemeye devam edildiğinde; baş kısmı tank

yolunun güney kıyısına 2 metre, ayakları yolun kuzey kıyısına 8.15 metre

mesafede, sol yana yatar vaziyette, ayakları dizden hafif bükülü, iki kolu önde

olan ve üzerinde kamuflaj elbise, hücum yeleği ile siyah bağcıklı bot bulunan

bir erkek cesedinin olduğu görüldü. Ceset (1) bulgu numarası ile işaretlendi.

Cesedin görünür kısımlarında yapılan

incelemede; cesedin 20-25 yaşlarında, 75-80 kg ağırlığında, 1.75 boyunda

olduğu, alın bölgesinin muhtemelen ağız bölgesinden yapılan atışa bağlı olarak

dağılmış olduğu, beyin ve kanın baş istikametinde yol üzerine aktığı, toprak

zemin üzerinde yaklaşık 20x60 cm alana yayılmış yoğun kan birikintisinin olduğu

tespit edildi. Cesedin sol el işaret parmağı üzerinde, şarjörlerin fişek

aksamını kapatmakta kullanılan naylona ait olduğu değerlendirilen bir adet

naylon parçasının olduğu görüldü.

(...)

Cesedin 17 cm batısında, üzerinde yoğun

şekilde kan ve doku parçası bulunan, üzerinde HK33E 5.56x45 002986 05/99

ibareleri yazılı 1 adet piyade tüfeğinin olduğu görüldü. Şarjör kısmı batı

istikametini gösterir şekilde, namlu kısmı güneye dönük vaziyette yol üzerinde

duran piyade tüfeğinde yapılan incelemede; piyade tüfeğinin emniyet mandalının

tek atış konumunda ve açık olduğu, mekanizmada sıkışmış 1 adet boş kovanın

bulunduğu tespit edildi. Söz konusu piyade tüfeği (2) bulgu numarası ile

işaretlendi.

Olay yerine gelen Askerî Savcı U.G.nin talimatları ile piyade tüfeğinin usulüne uygun

olarak şarjörü çıkartıldı ve mekanizmada sıkışmış olan 1 adet boş kovan ile

atım yatağında bulunan 1 adet dolu fişek çıkartılarak muhafaza altına alındı.

Piyade tüfeğinden çıkartılan şarjörde bulunan 28 adet dolu fişek ile

mekanizmaya sıkışan boş kovan ve atım yatağından çıkartılan 1 adet dolu bir

fişeğin dip tablasında L2 A2 00 RG 2002 ibarelerinin bulunduğu ...

Cesedin 2.10 metre kuzeyinde, yol üzerinde

ölen şahsa ait olduğu değerlendirilen ve üzerinde doku parçaları ile muhtemelen

çıkış deliği bulunan 1 adet haki renk kar maskesinin olduğu tespit edildi. Kar

maskesi (3) bulgu numarası ile işaretlendi.

(3) bulgu numarası ile işaretlenen kar

maskesinin 10 metre kuzeybatısında, cesedin bulunduğu noktaya 11.40 metre

mesafede (Piyade Er Ö.O.ya ait olduğu bildirilen) 1

adet haki renk bere ile bir adet haki renk boyunluğun olduğu tespit edildi.

Tespit edilen bere ve boyunluk (4) bulgu numarası ile işaretlendi.

Cesedin el ve yüz swapları ile parmak izleri

usulüne uygun olarak alındı. Ceset üzerinde bulunan hücum yeleği ile kamuflaj

parke atış artığı incelemesi için muhafaza altına alındı. Muhafaza altına

alınan hücum yeleği kütüklüğünde iki adet dolu şarjör bulunduğu, şarjörlerin

fişek aksamlarının naylon muhafaza ile kaplı olduğu görüldü. Şarjörlerin

çıkartılmasına müteakip hücum yeleği ve kamuflaj parke usulüne uygun olarak

ambalajlandı.

Cesedin pantolonu üzerinden, tüfek üzerinden

ve toprak üzerinden biyolojik swap çubuğu ile usulüne uygun olarak kan swabı alındı ve ambalajlandı.

Olay yerinde bulunan devriye personeli Piyade

Çavuş Ö.K. ile Piyade Er S.K.nın el ve yüz swapları

usulüne uygun olarak alındı ve ambalajlandı. Ayrıca yine Piyade Çavuş Ö.K. ile

Piyade Er S.K.nın hücum yelekleri ile kamuflaj

parkeleri atış artığı incelemesi için muhafaza altına alındı ve ambalajlandı.

Cesedin bulunduğu alanda yapılan incelemede

olay ile ilgili başka bir bulguya rastlanılmaması üzerine, 132 nolu nöbet kulesinde incelemeye geçildi. (...) Kule

içerisinde yapılan incelemede olay ile ilgili herhangi bir bulguya

rastlanılmadı.

Olay yeri ve çevresinde yapılan incelemede

olay ile ilgili başka bir bulguya rastlanılmaması üzerine olay yerinin

ayrıntılı krokisi çizildi, fotoğraf çekimi ve kamera kaydı tamamlandı.

(...)

Saat 04.15 sıralarında İpsala Devlet

Hastanesine gelinerek hastanede tedavi gören Piyade Er Ö.O.nun

el ve yüz swapları alındı ve ambalajlandı. Yine Piyade Er Ö.O.nun

hücum yeleği ile kamuflaj parkesi atış artığı incelemesi için muhafaza altına

alındı ve ambalajlandı.

(...)"

20. Olay yerinde yapılan incelemenin tamamlanması üzerine müteveffanın

koğuşundaki dolabı, yatağı ve valizi kontrol edilmiştir. Yapılan bu kontrolde

delil olma niteliğini haiz bir bulguya, intihara ilişkin bir nota veya yazıya

rastlanmamıştır.

21. Olay yeri incelemesi işleminden sonra ceset üzerinde ölü

muayenesi işlemi gerçekleştirilmiştir. Ölü muayene işlemine katılan adli hekim,

haricî muayene bulgularına göre ölümün kafa bölgesindeki ateşli silah

yaralanması sonucu meydana geldiği kanaatinde olduğunu; ancak, kesin ölüm

sebebinin klasik otopsi işlemi yapılarak tespit edilmesinin yerinde olacağını

belirtmiştir. Ölü haricî muayenesinde cesedin tırnaklarının arasında belirgin

bir kalıntıya rastlanılmadığı gibi mermi çekirdeğinin verdiği hasar dışında

vücutta herhangi bir darp ve cebir izi de tespit edilememiştir.

22. Kesin ölüm sebebinin tespiti amacıyla yapılan klasik otopsi

işlemi sonucunda hazırlanan 26/2/2014 tarihli otopsi raporunun ilgili kısmı

şöyledir:

"Dış muayene

1. Ağız içi iç mukozada ve maxillada

kemik ve çevre yumuşak dokularda is bulaşıkları bulunan ateşli silah mermi

çekirdeği giriş defekti,

2. Vertexte orta

hatta frontal ve her iki parietal

bölgelere kadar uzanan saçlı deride yırtıklar içeren, altta çok parçalı kemik

fragmanları ile parçalı doku harabiyeti bulunan beyin

dokusunun görünür olduğu ateşli silah mermi çekirdeği çıkış defekti

olduğu, (...) görüldü.

(...)

Haricen (1) no.da

tarif edilen yerden giren ateşli silah mermi çekirdeğinin ağız içinde maxillada kırık ve kırık kemik fragmanı kenarlarında ve

çevre yumuşak dokuda bulaşıkları bırakıp kafatası boşluğuna girdiği aşağıdan

yukarıya oblik seyirle ön kafa çukurunda çok parçalı

kırıklar, traje boyunca beyin doku harabiyeti, kanama ve kontüzyonel

değişiklikler oluşturup haricen (2) no.da tarif

edilen yerden vücudu terk ettiği görüldü.

(...)

Sonuç

(...)

1. Kimya İhtisas Dairesinin raporuna göre,

kanda alkol (etanol ve metanol) bulunmadığı,

sistematikteki maddelerin bulunmadığı; idrarda, sistematikteki maddelerin

bulunmadığı,

2. Kişinin vücuduna 1 (bir) adet ateşli silah

mermi çekirdeği isabet etmiş olup, müstakilen

öldürücü nitelikte olduğu,

3. Ateşli silah mermi çekirdeği giriş deliği

cilt bulgularına göre ateşin bitişik atış mesafesinden yapılmış olduğu,

4. Cesetten mermi çekirdeği elde edilemediği,

5. Kişinin ölümünün ateşli silah mermi

çekirdeği yaralanmasına bağlı kafatası ve maxilla

kırıklarıyla mütefarik beyin kanaması, beyin doku harabiyeti sonucu meydana gelmiş olduğu kanaatini bildirir

rapordur."

23. Murat Akkuş ile nöbet arkadaşları P. Er Ö.O., P. Er S.K. ve

P. Çvş. Ö.K.nın el ve yüz bölgesinden atış artığı

transfer kitiyle alınan svaplar üzerinde Jandarma

Genel Komutanlığı Kriminal Daire Başkanlığı Kimyasal

İnceleme Laboratuvarı görevlileri tarafından atış artığı analizi yapılmıştır.

Kimyasal İnceleme Laboratuvarı görevlileri tarafından hazırlanan 24/1/2014

tarihli uzmanlık raporuna göre Murat Akkuş'a ait svapların

tümü üzerinde atış artığı tespit edilmiştir. Murat Akkuş'un nöbet

arkadaşlarından alınan svaplar üzerinde yapılan

incelemede ise atış artıklarına rastlanmamıştır. Olay yeri incelemesi

neticesinde muhafaza altına alınan giysiler üzerinde yapılan atış artığı

analizi sonucunda ise Murat Akkuş'a ait hücum yeleği, parke önü ve kolları

üzerinde atış artığı tespit edilmiştir. Ayrıca Murat Akkuş'un nöbet

arkadaşlarından P. Çvş. Ö.K.nın parkesi üzerinde de

atış artıklarına rastlanmış ancak diğer erler P. Er Ö.O. ile P. Er S.K.nın giysileri üzerinde atış artığı bulunamamıştır.

24. Olay yeri incelemesi neticesinde muhafaza altına alınan

Murat Akkuş'a ait 002986 seri numaralı HK 33 E marka silah ile yirmi dokuz adet

fişek ve bir adet 5.56x45 mm çapında kovan, gerekli tetkiklerin yapılması

amacıyla Jandarma Genel Komutanlığı Kriminal Daire

Başkanlığı Balistik İnceleme Laboratuvarına gönderilmiştir. Balistik İnceleme

Laboratuvarının 18/2/2014 tarihli uzmanlık raporunda, 002986 seri numaralı

silahın ateş etmesine mani mekanik herhangi bir arızasının bulunmadığı,

gönderilen yirmi dokuz fişekten bir kısmının deneme amaçlı kullanılması

sonucunda patladığının görüldüğü, incelenmek için gönderilen 5.56x45 mm çap ve

tipindeki bir adet kovanın 002986 seri numaralı tüfek ile atılmış olduğu

tespitleri yapılmıştır.

25. Murat Akkuş'un tüfeği üzerinde parmak ve avuç izi

uzmanlarınca ışıksal, kimyasal ve tozlama

teknikleriyle çeşitli tetkikler yapılmış ancak mukayeseye elverişli bir iz

tespit edilememiştir.

b. Başvurucular ile Tanık Olarak Dinlenen

Kişilerin Beyanları

26. Başvuruculardan Sefer Akkuş, Askerî Savcı huzurunda verdiği

27/2/2014 tarihli ifadesinde özetle oğlu ile askerlik süresi boyunca telefonla,

bazen de yüz yüze görüştüğünü, oğlunun kendilerine herhangi bir şikâyetinden

bahsetmediğini, oğlunun komutanlar ve diğer askerlerle arasının iyi olduğunu,

oğlunun herhangi bir psikolojik sorununun bulunmadığını ve askerden önce

gördüğü bir tedavinin de olmadığını, intiharın dinen ne kadar büyük bir günah

olduğunu bilen oğlunun intihar ettiğini düşünmediğini, komutanlarla ve

askerlerle ilgili bir şüphesinin bulunmadığını; ancak, olay yerinde bulunan

veya olay yerinden geçmekte olan avcılardan şüphelendiğini, bu sebeple

Savcılığın gerekli araştırmaları yapması gerektiğini belirtmiştir.

27. Askerî Savcı, Murat Akkuş'u vurulmuş vaziyette ilk gören

Piyade Er Ö.O. ile Piyade Er S.K. ve Piyade Çvş.Ö.K.nin

ifadelerini almıştır. 30/12/2013 tarihinde ifadesi alınan Piyade Er Ö.O. özetle

iki aydır hudut taburunda görev yaptığını, 28/12/2013 günü 21.00-24.00 saatleri

arasında Piyade Çvş.Ö.K. ile birlikte devriye

nöbetçisi olduğunu, devriye görevi kapsamında Murat'ın nöbet tuttuğu kuleye

gittiklerinde Murat ile birlikte nöbet tutan Piyade Er S.K.nin

kendisine "Sen burada dur, ben

devriyeye çıkacağım." dediğini ve kıdemli olduğu için dolu

mermileri Murat'a verdiğini, normalde Murat'ta dolu mermi olmadığını, bunun

üzerine Murat ile nöbet tutmaya başladığını, Murat ile havadan sudan

konuştuklarını, Murat'ın hareketlerinin her günkü gibi olduğunu, Murat'ın "Kanka belim ağrıyor,

biraz oturayım, sen gözetle." dediğini, kendisinin de "Tamam." dediğini, iki saat

boyunca farklı bir şey olmadığını, Murat'ın saat 23.15 sıralarında tuvaletinin

geldiğini ve tuvaletini yapmaya gideceğini söyleyerek nöbet kulesinden indiğini

ve ilerleyerek gözden kaybolduğunu, aradan 10-15 dakika geçtikten sonra bir

adet silah sesi duyduğunu, ardından da köpek seslerinin gelmeye başladığını,

ilk önce köylülerin ava çıktığını zannettiğini; ancak, birkaç dakika daha

geçince Murat'tan ses gelmemesi üzerine endişelendiğini ve kulenin kapısından

dışarı çıkıp "Murat"

diye yirmi otuz kere bağırdığını ancak ses gelmediğini, kuleden aşağı inip

etrafa bakmaya başladığını, fener olmadığı için pek bir şey göremediğini,

Murat'ta da fener olmadığını, "Murat"

diye bağırdığı esnada devriye nöbetçileri olan Piyade Er S.K. ile Piyade Çvş.Ö.K.nin ellerinde fener ile kulübeye doğru koşarak

geldiğini gördüğünü, Piyade Çvş.Ö.K.nin "Ne oldu, silah sesi duydum, bir şey mi

oldu?" dediğini, kendisinin de "Murat'ı

bulamıyorum." dediğini, bunun üzerine hep birlikte Murat'ı

aramaya başladıklarını, yaklaşık 50 metre ilerleyince önlerinde bir şey

belirdiğini, Piyade Çvş.Ö.K.nin o bölgeye feneri

tutması üzerine Murat'ı yerde gördüğünü, bunun üzerine kendisinin kriz

geçirerek bayıldığını, bu sebeple geri kalan olayları hatırlayamadığını, olay

yerinde bulunan boyunluk ve berenin kendisine ait olduğunu, daha rahat nefes

alabilmesi için arkadaşlarının çıkarmış olduğunu, Murat'ı iki aydır tanıdığını,

Murat'ın suskun, kimseyle tartışmayan, kendi hâlinde, içine kapanık biri

olduğunu, Murat'ın sivilde herhangi bir kimseyle sorununun olup olmadığını

bilmediğini, askerlik görevinde de Murat'ın hiç kimseyle tartıştığını

görmediğini belirtmiştir. Olay günü ifadeleri alınan Piyade Er S.K. ile Piyade

Çvş. Ö.K. de Piyade Er Ö.O. ile benzer şekilde beyanda bulunmuştur.

28. Askerî Savcı 30/12/2013 tarihinde, Murat Akkuş'un yakın

arkadaşlarından Piyade Er A.K. ile Piyade Er İ.E.nin

ifadesini almıştır. İfadesi alınan Piyade Er A.K. özetle, 2013 yılı mayıs

ayında Tokat'ta acemi eğitimine başladığını, on beş gün sonra kendisinin

bulunduğu bölüğe Murat'ın geldiğini, Murat'ı o günden beri tanıdığını, Murat'ın

genellikle Piyade Er İ.E. ve kendisiyle takıldığını, Murat'ın çok suskun, içine

kapanık ve derdini anlatmayan bir kişi olduğunu, Murat'ın telefon

kullanmadığını ancak kiraladığı telefona sim kartını takıp görüşmeler

yaptığını, ailesi veya sivil hayatıyla ilgili olarak Murat'ın kendilerine pek

bir şey anlatmadığını, Murat'ın kız arkadaşının olup olmadığını da bilmediğini,

Murat'ın askerde kavga ettiği veya tartıştığı bir kimseye şahit olmadığını,

komutanların veya diğer arkadaşların Murat'a bir baskısının da söz konusu olmadığını,

Murat ile konuştuğunda kendisine

"Sivilde çok günahlarım var, çok günah işledim, bunları nasıl

affettiririm?" dediğini, olay günü kendisinin 13.00-17.00

saatleri arasında devriye nöbetçisi olduğunu, Murat'ın ise tank yolu nöbetçisi

olduğunu, nöbet bitiminde Murat'ı nöbet yerinden araç ile aldıklarını, bu

esnada Murat'ın çok dalgın olduğunu, ona "Ne

oldu?" diye sorduğunu, onun da "Bir

şey yok." dediğini, daha sonra Murat'ın "Kanka

görüşemiyoruz." dediğini, kendisinin de "Görüşürüz, buradayım."

dediğini, akabinde ise gülüşmeye başladıklarını, olay günü saat 21.00'den önce

yemekhanede tenis oynadığı esnada Murat'ın hücum yeleğini giymiş şekilde yanına

geldiğini ve "Kanka

belim ağrıyor, biraz masaj yapar mısın?" dediğini, kendisinin

de biraz masaj yaptığını ve "İyi geldi

mi?" diye sorduğunda onun da "Çok

iyi geldi." dediğini, daha sonra Murat'ın tokalaşarak nöbete

gittiğini belirtmiştir. İfadesi alınan Piyade Er İ.E., Murat Akkuş'un kişilik

yapısı ve arkadaşlarıyla olan ilişkileri hakkında Piyade Er A.K.nın

ifadesine benzer şekilde beyanda bulunmuştur.

29. Askerî Savcı 30/12/2013 tarihinde, Murat Akkuş'u acemi

birliğinden beri tanıyan Piyade Er Ç.Y.nin ifadesini

almıştır. Piyade Er Ç.Y. özetle Murat'ın sessiz ve içine kapanık biri olduğunu,

kimse ile bir husumetinin bulunmadığını, ilk sıralarda da sessiz sakin biri

olan Murat'ın daha sonra derin düşüncelere daldığını fark ettiğini,Murat'a

sürekli "Bir sıkıntım var mı, ne

düşünüyorsun, bizimle de paylaş." dediğini, Murat'ın da "Benim günahım çoktur, boşverin

Allah affetsin." dediğini, ayrıca son zamanlara doğru da "Bu askerlik bitmez." deyip

durduğunu belirtmiştir. Askerî Savcı tarafından dinlenen diğer erler de genel

olarak Murat Akkuş'un sessiz bir kişi olduğunu ve kimseyle bir husumetinin bulunmadığını

belirtmiştir.

30. Askerî Savcı 30/12/2013 tarihinde, Teğmen M.K.nin ifadesini almıştır. Teğmen M.K. özetle takım

komutanı olarak görev yaptığını, Murat'ın sessiz ve içine kapanık biri

olduğunu, kimse ile bir husumetinin bulunmadığını, üstlerine saygılı ve

disiplinli bir asker olduğunu, Murat'ın diğer askerlerle kavga ettiğine şahit

olmadığı gibi Murat hakkında da hiçbir şikâyet gelmediğini, vefat etmeden önce

Murat'ın ailesiyle telefon görüşmeleri yaptığını, ailesinin bu görüşmelerde

Murat'ın Azerbaycan'da okuduğunu, üniversiteyi bırakıp geldiğini, başka

herhangi bir sorun ya da sıkıntısının olmadığını, sadece derslerden

geçemediğini söylediğini, başka herhangi bir şey söylemediklerini, Murat'a

birçok kez bir sıkıntısı olup olmadığını sorduğunu, onun da sadece kronik baş

ağrısının bulunduğunu söylediğini, Murat'ı baş ağrısı şikâyetinden ötürü

hastaneye gönderdiğini; ancak, Murat'ın hastaneye gittiğinde üroloji kliniğinde

muayene olmuş olduğunu anladığını, son günlerde Murat'ın bir sıkıntısına denk gelmediğini

belirtmiştir.

c. Soruşturma Kapsamında Yapılan Diğer

Araştırmalar

31. Askerî Savcılık, Türkiye'de faaliyet gösteren GSM şirketleri

ve Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı ile yazışmalar yapmış; ancak,

müteveffanın üzerine kayıtlı telefon numarasından yapılan görüşmelerin

incelenmesi neticesinde delil değeri taşıyabilecek bir bilgiye ulaşamamıştır.

32. Askerî Savcılık 3/1/2014 tarihinde, Türkiye Kamu Hastaneleri

Kurumuna müzekkere yazmış ve Murat Akkuş'a ait 22/3/1990 ile 28/12/2013

tarihleri arasındaki tüm kayıtların Askerî Savcılığa gönderilmesini talep

etmiştir. Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu tarafından gönderilen cevap

yazısında; Murat Akkuş'un muhtelif tarihlerde Keşan Devlet Hastanesine, İzmir

Kuzey Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliğine, Mersin Devlet Hastanesine

ve Yüksekova Devlet Hastanesine başvurusunun olduğu belirtilmiştir. İlgili

belgelerin incelenmesi neticesinde Murat Akkuş'un Yüksekova Devlet Hastanesine

yaptığı 19/8/2011 tarihli başvurusunun akut faranjit

şikâyetiyle ilgili olduğu, Mersin Devlet Hastanesine yaptığı 26/3/2007 tarihli

başvurusunun ise menisküs şikâyetiyle ilgili olduğu

anlaşılmıştır. Diğer hastanelere yapılan başvurularla ilgili olarak

başvurucular tarafından Anayasa Mahkemesine herhangi bir bilgi ve belge sunulmamış,

bireysel başvuru dosyasına gönderilen ceza soruşturma dosyasından da bu konuya

ilişkin herhangi bir veri tespit edilememiştir.

33. Askerî Savcılık 29/1/2014 tarihinde, Sosyal Güvenlik Kurumu

Başkanlığına müzekkere yazmış ve Murat Akkuş'un 22/3/1990 ile 28/12/2013

tarihleri arasında kullandığı tüm ilaçları gösterir listenin Askerî Savcılığa

gönderilmesini talep etmiştir. Murat Akkuş'un kullandığı ilaçların listesi

Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı tarafından Askerî Savcılığa gönderilmiştir.

Murat Akkuş'un kullandığı ilaç bilgilerini içerir yazı incelendiğinde Murat

Akkuş adına 2002 yılında (An...l) ve (Rı...l) adlı

ilaçların, 2007 yılında (Cl...e), (N...c), (And...x)

ve (Nu...n) adlı ilaçların reçete edildiği görülmüştür. Murat Akkuş adına

ayrıca 2013 yılında göz merhemi ve göz damlası reçete edilmiştir.

34. Askerî Savcılık, Murat Akkuş adına reçete edilen ilaçların

ne için kullanıldığı ve varsa yan etkilerinin ne olduğu hususunda Ecz.Atğm. İ.E.den bilirkişi

raporu hazırlaması talebinde bulunmuştur. Hazırlanan bilirkişi raporunun sonuç

kısmında aşağıdaki tespitler yer almıştır:

"Toplam kullanılan 8 adet ilaçtır.

Bunların içinden 2 ilaçta önemli yan etkiler bulunur. 1 ilaçla etkileşim

olabilir, diğer ilaçların fiziksel yan etkileri vardır, psikolojik yan etkisi

bulunmamaktadır.

(Rı...l) 1 mg

tableti için kullanılırken dikkat edilmesi gereken hususlar;

Şizofreni (bir tür psikiyatrik hastalık) ve bipolar mani (ruhsal durumdaki zıt yönlü değişiklikler)

hastalarında intihar girişimi ihtimali mümkündür. Yüksek riskli hastalarda

tedavinin başlangıcından itibaren bu açıdan dikkat olunması gerekir.

(An...l) sr 75

tableti için dikkat edilmesi gereken hususlar;

Depresif durumlarda. Obsesif-kompulsif bozukluk (*Obsesif-kompulsif

bozukluk: Tekrarlanan ve alışkanlığa dönüşmüş hareket ve davranışlar yapma ya

da bunlara eğilim gösterme.) fobilerde, panik atak olgularında, 5 yaşından

büyük hastalarda ve organik bir nedene bağlı olmayan uykuda idrar kaçırma

olaylarında kullanılır. İlk kez antidepresan kullanan

kişilerde intihar ile ilgili düşünceler oluşabilir, özellikle de 24 yaşından

küçüklerde bu durum görülebilir. Doktorun tedavinizin en az ilk 12 haftasında

sizi düzenli olarak kontrol etmesi gerekmektedir. Bazı kişilerde ilaç

kullanımına başlandıktan sonra; ruh halinde veya davranışlarda değişiklikler, anksiyete (endişe, kaygı), panik ataklar, uyku sorunları;

düşüncesiz, alıngan, telaşlı, heyecanlı, saldırgan, agresif, huzursuz, hiperaktif (ruhsal veya fiziksel olarak) hissetme; veya

intihar ve kendine zarar verme ile ilgili düşüncelere sahip olma durumunda

doktoruyla görüşmesi gerekir. Ayrıca kişinin kullandığı (An...l) sr 75 tablet soğuk algınlığı ilaçları ile kullanıldığı

zaman kişinin uyku halini daha da artırabilir. (...)"

35. Askerî Savcılık son olarak 27/2/2014 tarihinde İpsala İlçe

Emniyet Müdürlüğü ile İpsala İlçe Jandarma Komutanlığına müzekkere yazmış ve

olay tarihinde ölümün gerçekleştiği bölgede hududu geçmeye çalışan mülteci,

göçmen veya sivil bir vatandaşın yakalanıp yakalanmadığını, yine aynı bölgede

silahlı bir suça binaen avcı vb. yakalanıp yakalanmadığını sormuştur.

Gönderilen cevap yazılarında olayın meydana geldiği tarihte böyle bir kişinin

yakalanmadığı bildirilmiştir.

d. Soruşturma Sonucunda Verilen Karar

36. Askerî Savcılık, soruşturma kapsamında elde ettiği tüm

verileri değerlendirerek Murat Akkuş'un ölümünde herhangi bir kişiye atf-ı kabil kusur ve ihmal bulunmadığı kanaatine varmış;

28/5/2014 tarihli ve E.2013/2243, K.2014/141 sayılı karar ile kovuşturmaya yer

olmadığına karar vermiştir.

37. Başvurucular 11/6/2014 tarihli dilekçelerinde özetle

oğullarının psikolojik bir rahatsızlığının bulunmadığını ve intihara meyilli

bir kişiliğinin olmadığını, oğullarının öldürüldüğünü düşündüklerini belirterek

kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz etmiştir. Başvurucular ayrıca

24/6/2014 tarihli dilekçelerinde oğullarının, kendilerinin tanımadığı kişilerce

şüpheli görüşmeler gerçekleştirmesine rağmen Askerî Savcılığın bu konu üzerinde

yeterince durmadığını, ölümünden önce oğullarına 600 TL göndermelerine rağmen

oğullarının üzerinden hiç para çıkmamasının da ölümün şüpheli olduğunu

gösterdiğini belirterek kararın kaldırılması talebinde bulunmuşlardır.

38. Başvurucuların anılan karara yaptığı itiraz, K.K.K. 5'inci

Kolordu Komutanlığı Askerî Mahkemesinin (Askerî Mahkeme) 7/7/2014 tarihli ve

2014/1070 sayılı kararı ile reddedilmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:

"(...)

Yapılan incelemede itiraz konusunun

müteveffanın intihar etmediği ve fakat öldürüldüğü yönünde olduğu

görülmektedir.

Askerî Savcılık tarafından verilen KYO

kararını havi 2013/2243 esas sayılı dosya içeriğinden eylemin bizzat müteveffa

tarafından ika edildiği gerek tanık beyanları, gerek olay bölgesinden elde

edilen deliller gerekse ölü harici muayene ve otopsi raporundan açıkça

anlaşılmaktadır. Eylemin bir başkası tarafından ika edildiği yani müteveffanın

öldürüldüğüne dair herhangi bir şüphe bulunmamaktadır. Bu nedenle müteveffanın

anne ve babasının vekilinin yaptığı itirazların yerinde olmadığı değerlendirilmiştir.

Ancak müteveffanın 12 yıl kadar önce kullanmış olduğu ilaçların olay tarihine

yönelik olarak bir etkisinin olup olmayacağının konunun uzmanı bilirkişi

vasıtasıyla araştırılmadan sadece bu ilaçların muhtemel etkilerinin bilirkişi

marifetiyle ortaya konması ve neticede bu hususun kararda gösterilmesi yeterli

görülmemiştir. Böyle olmakla birlikte bahsedilen ilaçların ve etkilerinin

soruşturmaya konu meydana gelen olayla esas itibariyle doğrudan bir bağlantısı

bulunmadığı ve soruşturmanın esasına etkili olmadığı değerlendirildiğinden bu

hususa sadece değinilmek gereği hissedilmiştir.

Değinildiği şekilde müteveffanın, kendi

iradesi ve hareketi dışında ölüme müessir herhangi bir eylem kusur veya ihmal

bulunmadığı anlaşıldığından vaki talebin yerinde olmadığı anlaşılmakla (...)

itirazın reddine (...) karar verildi."

39. Bu kararın 1/8/2014 tarihinde başvurucuların vekiline tebliğ

edilmesiyle 1/9/2014 tarihli ve 2014/14672 numaralı bireysel başvuru

yapılmıştır.

3. Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde Açılan Tam

Yargı Davası Süreci

40. Başvurucular, maddi ve manevi zararlarının tazmini istemiyle

Millî Savunma Bakanlığına müracaat etmişlerdir. Millî Savunma Bakanlığı,

dilekçeye süresi içinde cevap vermeyerek başvuruyu zımnen reddetmiştir.

41. Başvurucular, zımni ret üzerine 1/9/2014 tarihinde Askerî

Yüksek İdare Mahkemesi'nde(AYİM) Millî Savunma Bakanlığı aleyhine 3.000 TL

maddi, 100.000 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 103.000 TL ödenmesi

talebiyle tam yargı davası açmıştır. Başvurucular dava dilekçesinde askerlik

hizmeti sırasında oğullarının psikolojisinin bozulduğunu, ancak idare

tarafından oğullarının yaşamının korunamadığını ileri sürmüştür.

42. AYİM İkinci Dairesi 18/2/2015 tarihli ve E.2014/1433,

K.2015/320 sayılı karar ile başvurucuların dilekçesini ve ölüm olayı hakkında

yürütülen ceza soruşturmasında bulunan bilgi ve belgeleri dikkate alarak,

davanın reddine karar vermiştir. Anılan kararın ilgili kısmı şöyledir:

"(...)

...Müteveffa Piyade Er Murat Akkuş'un ölümü

izinsiz şarjör değişimi yapılan bir durumda gerçekleşmiş olsa da bu zamana

kadar 32 defa kendisinin kıdemli olduğu, dolayısıyla merminin kendisinde

bulunduğu nöbet hizmeti icra ettiğinin tespit edildiği bir bütün olarak

değerlendirildiğinde mütevaffayı hayatına son vermeye

götüren sebepler kesinlik kazanmamış ise de, Piyade Er Murat Akkuş'un silahını

kendi iradesi ve eylemi ile ateşleyerek hayatına son verdiğinin sübuta erdiği

(Murat Akkuş'un hayatına son verme gerekçesinin tam ve kesin cevabının

kendisinde olduğu, halihazırda hayatta olmaması sebebiyle bu cevabın hiçbir

zaman alınamayacağının da bilinmesi gerektiği),bu doğrultuda Murat Akkuş'un

meydana gelen ölüm olayı hakkında ceza hukuku kapsamında üzerine kast, kusur ve

taksir atfedilebilecek başka bir fail ve fiil tespit edilemediği, davacılar

yakını Murat Akkuş'un ailevi, kişisel veya yalnızca müteveffanın kendisince

bilinebilecek başka nedenlerden dolayı kapıldığı ani bunalım sonucu ateşli

silahla intihar ettiği, olayda kendisine kusur izafe edilebilecek başkaca bir

personel bulunmadığı (kötü muamele veya hakarete uğradığına dair bir emare de

bulunmadığı), olayla ilgili yapılan adli soruşturma neticesinde de tespit

edildiği üzere, müteveffanın tamamen kendi iradesi ile ölümü olayında zararlı

sonucu doğuran eylem ile hizmet arasında illiyet bağının bulunmadığı, davacılar

vekilinin de intihar olayına ilişkin olarak davalı idarenin kusurlu ve kusursuz

sorumluluğunu doğuracak herhangi bir somut delil ortaya koyamadığı, davalı

idareye yüklenebilecek bir nedensellik bağının mevcut olmadığı, davalı idarenin

herhangi bir hizmet kusurunun ya da kusursuz sorumluluk şartlarının mevcut

olmadığı değerlendirilerek, dava konusu olayda idareye yüklenebilecek hukuki

bir sorumluluğun bulunmadığı, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde

davacıların maddi ve manevi tazminat isteminin reddine karar verilmesi

gerektiği sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır. "

43. Bu kararın 3/4/2015 tarihinde başvurucuların vekiline tebliğ

edilmesiyle 21/4/2015 tarihli ve 2015/7348 numaralı bireysel başvuru

yapılmıştır.

44. Başvurucular, AYİM'in ret kararına

karşı karar düzeltme yoluna da başvurmuştur. Başvurucuların karar düzeltme

talebi, aynı Dairenin 16/12/2015 tarihli ve E.2015/1973, K.2015/2114 sayılı

kararıyla reddedilmiştir.

B. İlgili Hukuk

45. 4/7/1972 tarihli ve 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare

Mahkemesi Kanunu’nun “Doğrudan doğruya tam

yargı davası açılması” başlıklı 43. maddesi şöyledir:

“İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş

olanların Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde dava açmadan önce, bu eylemlerin

yazılı bildirimi üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir

yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde yetkili makama

başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri lazımdır. Bu isteklerin

kısmen veya tamamen reddi halinde bu konudaki işlemin tebliği tarihinden ve

altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten

itibaren altmış gün içinde tam yargı davası açabilirler.

Görevli olmayan adli yargı mercilerine açılan

tam yargı davasının görevden reddi halinde sonradan Askeri Yüksek İdare

Mahkemesine açılan davalarda, birinci fıkrada öngörülen idareye başvurma şartı

aranmaz.”

46. 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun

haksız fiillerden doğan borç ilişkilerinin ceza hukuku ile ilişkisini

düzenleyen 74. maddesi şöyledir:

“Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı,

ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun

sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen

beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun

değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini

bağlamaz.”

47. 24/11/1986 tarihli Resmî Gazete'de

yayımlanan 86/11092 sayılı mülga Türk Silahlı Kuvvetleri Sağlık Yeteneği

Yönetmeliği'nin (Yönetmelik) Murat Akkuş'un askerliğe alındığı tarihte

yürürlükte olan 4. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Bu Yönetmeliğe bağlı ekler aşağıda

gösterilmiştir:

1) Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli general,

amiral, üstsubay, subay, yedek subay, astsubay, uzman jandarma, uzman erbaş,

sözleşmeli erbaş ve er, askeri öğrenci, yedek subay adayları, yükümlüler ve

erlerin sağlık yeteneklerine göre gruplandırmalarını gösteren Hastalık ve

Arızalar listesi."

48. Anılan Yönetmelik'in Murat Akkuş'un askerliğe alındığı

tarihte yürürlükte olan 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Yükümlülerin ilk sağlık muayeneleri

Askerlik Kanunu gereğince son yoklama sırasında askerlik şubelerinde toplanan

askerlik meclisindeki iki tabip (birisi sivil olabilir) tarafından aşağıdaki

şekilde yapılır.

1) Ruh

ve beden durumları ile iç organları dikkatle gözden geçirilir, nabız sayılır,

kan basıncı ölçülür, çıplak olarak belirlenen boy ve kilolar tespit edilir.

Soluk alma ve vermedeki göğüs genişlikleri ve muayene sonunda bulunan hastalık

ve arızalar kaydedilir. Yükümlünün bildiği herhangi bir hastalık veya arızası

olup olmadığına ilişkin ve muayene sırasında herhangi bir sağlık yakınması

bulunup bulunmadığına ilişkin ekte yer alan Yükümlülere Yoklamalarda

Uygulanacak Sağlık Durumu Hakkında Bilgi Formuna uygun yazılı beyanı alınır.

Yükümlünün beyan ettiği hastalık veya arızasına ilişkin elinde mevcut bulunan

tıbbi belgelerin birer örnekleri de alınarak yükümlünün beyanı ile birlikte

askerlik şubesinde muhafaza edilir.

2)

Yükümlünün beyan ettiği hastalık veya arızası ya da fizik muayene ile saptanan

bozuklukları nedeniyle muayene sonucunda karar verilemeyenlerle gözlem altında

bulunmaları, uzman tabip tarafından değerlendirilmeleri veya laboratuar ya da görüntüleme tetkikleri gibi ileri

tetkiklerle değerlendirilmeleri gerekenler en yakın asker hastanesine

gönderilir.

3) Yükümlü tarafından beyan edilmeyen ya da

fizik muayene sırasında belirti ve bulgusuna rastlanamayan çeşitli hastalık ve

arızaların ortaya konması veya taranması için laboratuar

veya görüntüleme tetkiki gibi ileri tetkikler yapılması gerekmez. Yükümlülerin

bu şekilde gerçekleştirilen sağlık muayenelerinde askerliğe elverişli

bulunmaları, kendilerinin muayene tarihinde tam sağlıklı olduklarını göstermez

ve silâh altına alındıktan sonra saptanan hastalık ve arızalarının askerlik

sırasında ortaya çıktığının kanıtı veya karinesini tek başına oluşturmaz."

49. Anılan Yönetmelik'in Murat

Akkuş'un askerliğe alındığı tarihte yürürlükte olan 6. maddesi şöyledir:

"Askerlik çağına giren

yükümlüler, son yoklamaları sırasında askerlik meclislerinde veya asker

hastanelerinin sağlık kurullarında, askerliğe elverişli olanlar ve askerliğe

elverişli olmayanlar olmak üzere gruplandırılır.

1)

Askerliğe elverişli olanlar: Sağlık yetenekleri bakımından hiçbir hastalık ve

arızası bulunmayanlar ile hastalık ve arızaları, Hastalık ve Arızalar

Listesinin A dilimlerine girenlerdir.

2)

Askerliğe elverişli olmayanlar: Hastalık ve arızaları, Hastalık ve Arızalar

Listesinin B ve D dilimlerine girenlerdir."

50. Anılan Yönetmelik'in Murat Akkuş'un askerliğe alındığı

tarihte yürürlükte olan 10. maddesi şöyledir:

"Son yoklamaları yapılan yükümlüler,

askerliğe elverişli olanlar ve askerliğe elverişli olmayanlar olmak üzere

gruplandırılır.

Son

yoklamaları sırasında askerlik meclislerince; askerliğe elverişli olmadığı

tespit edilen yükümlüler, askere alınmazlar. Bunlardan arızaları gözle

görülebilecek kadar belirgin olanların raporlarına, arızayı gösteren ön ve her

iki yan cepheden çekilmiş üçer adet boy fotoğrafı eklenerek üç nüsha, yabancı

askerlik şubesince işlem yapılıyor ise dört nüsha rapor düzenlenerek onay

makamlarına gönderilir ve onaylanan raporlar kesinleşir. Kesinleşen raporlardan

biri ilgiliye verilir, biri onay makamınca, diğeri ise yerli ve yabancı

askerlik şubesi başkanlığınca muhafaza edilir.

Sağlık

durumları geçici olarak bozuk olan son yoklamaya tabi yükümlülere ertesi yıla

bırakma, sevke tabi olanlara sevk tehiri kararı verilir ve üç nüsha rapor

düzenlenerek onay makamlarına gönderilir. Raporları onaylanan bu yükümlülere

ertesi yıla bırakma veya sevk tehiri işlemi yapılır. Onay makamlarınca tekrar

muayenesine lüzum görülen yükümlüler, yeniden muayeneye gönderilir ve bunlara muayene

sonucu alacakları rapor kararlarına göre işlem yapılır. Ertesi yıla

bırakılanlar veya herhangi bir sebeple bir defadan fazla sağlık muayenesine

tabi tutulanlar hakkında, her bir işlem öncesinde Yükümlülere Yoklamalarda

Uygulanacak Sağlık Durumu Hakkında Bilgi Formu doldurtulur.

Tabipler

tarafından kesin karar verilemeyenler, en yakın asker hastanelerine gönderilir.

Bunların kesin kararları, bu hastanelerin sağlık kurullarınca verilir."

51. Anılan Yönetmelik'in Murat Akkuş'un askerlik yaptığı dönemde

yürürlükte olan 15. maddesi şöyledir:

"Askere alındıktan sonra asker

hastanelerinin sağlık kurullarından "Askerliğe Elverişli Değildir"

kararı alan erler, raporlarının onaylanmasını beklemek üzere bu hastaneler

tarafından yerli kayıtlı bulunduğu askerlik şubesi emrine gönderilir. Ayrıca

durum silah altında bulunanların birliklerine duyurulur. Terhis işlemleri,

raporları ilgili makamlarca onaylanıp askerlik şubesine geldikten sonra ilgili

yönergeye göre yapılır. "Askerliğe Elverişli Değildir" kararı alanlar

gerektiğinde ilgili makamlarca yeniden asker hastanelerinin sağlık kurullarına

muayeneye gönderilerek alacakları son rapor kararına göre, ilgili yönerge

gereğince işlem görür. "Askerliğe Elverişli Değildir" kararı alanlar

emsalinin kanunda yazılı yaş sınırı dışına çıkma tarihine kadar Milli Savunma

Bakanlığınca gerektiğinde tekrar muayene ettirilerek alacakları son rapor

kararına göre işlem görür."

52. Anılan Yönetmelik'in 16. maddesi şöyledir:

"Geçici hastalık veya arızaları olan

yükümlülerle er ve erbaşlara aşağıdaki işlemlerden biri yapılır.

1)

Ertesi yıla bırakma,

2)

Sevki geciktirme,

3) Hava

değişimi.

Bu

işlemleri gerektiren hastalık ve arızalar bu yönetmeliğin arızalar listesinin C

dilimlerinde gösterilmiştir."

53. Anılan Yönetmelik'in Murat

Akkuş'un askerliğe alındığı tarihte yürürlükte olan 17. maddesi şöyledir:

"Son yoklamada veya son yoklamadan sonra

gönderildikleri sağlık kurullarında yapılan muayeneleri sonucu geçici bir

hastalık veya arızaları tesbit edilenlere ertesi yıla

bırakma işlemi yapılır."

54. Anılan Yönetmelik'in Ercan Yeşilkaya'nın askerliğe alındığı

tarihte yürürlükte olan 18. maddesi şöyledir:

"Askerliklerine karar verilen

yükümlülere, sevkleri tarihine kadar geçecek süre içerisinde, hastalanır veya

arızalanırlarsa, askerlik şubelerince gönderilecekleri sağlık kurullarında

muayene sonucu alacakları raporlara göre sevki geciktirme işlemi yapılır."

55. Anılan Yönetmelik'in Murat Akkuş'un askerlik yaptığı dönemde

yürürlükte olan 19. maddesi şöyledir:

"Askerlik şubelerince birliklerine

sevklerinden sonra geçici bir hastalığı tesbit edilen

er ve erbaşlara hava değişimi işlemi yapılır."

56. Anılan Yönetmelik'e ekli Hastalık ve Arızalar Listesi'nin "Ruh Sağlığı ve Hastalıkları"

üst başlıklı 15 ila 18. maddelerinde ruh sağlığı bozukluklarının farklı

çeşitleri A, B, C ve D şeklinde kısımlara ayrılarak ayrıntılı şekilde

belirtilmiştir.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

57. Mahkemenin 1/2/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların İddiaları

58. Başvurucular;

i. Oğulları Murat Akkuş'un askerlik hizmetini ifa etmekte

iken ateşli silah yaralanması sonucu vefat ettiğini, olay hakkında yürütülen

soruşturma sonucunda ölüm olayının intihar neticesinde gerçekleştiği

gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, akabinde açtıkları

tam yargı davasının ise olayda idarenin hizmet kusurunun bulunmadığı

gerekçesiyle reddedildiğini, ölümün intihar eylemi sonucunda gerçekleştiği

kabul edilecek olsa dahi devletin müteveffanın yaşamını koruyamaması nedeniyle

sorumluluğunun bulunduğunu, oğullarının askerliğe başlarken herhangi bir

psikolojik sorunu olmamasına rağmen askerlik hizmeti sırasında psikolojik

olarak rahatsızlandığını, oğullarının sıkıntıları gözle görülür biçimde ortaya

çıkmasına ve tanık beyanlarından da anlaşılacağı üzere içine kapanık hâle

gelerek sessizleşmesine ve derin düşüncelere dalmasına rağmen gerekli

tedbirlerin alınmadığını, oğullarına psikolojik destek ve tedavi

sağlanmadığını, intiharı engelleyebilecek tedbirlerin alınmadığını belirterek

yaşam hakkının maddi boyutunun,

ii. Ölümün meydana geldiği koşulların tam olarak açıklığa

kavuşturulmadığını, oğullarının öldürülmesinde kullanılan silah üzerinde

oğullarına ait parmak izinin bulunmadığını, şüphe oluşturan bu durumun

giderilmediğini, P. Çvş. Ö.K.nin parkesi üzerinde

atış artığı tespit edilmesine rağmen bu atış artıklarının nasıl oluştuğunun

araştırılmadığını, oğullarına ait telefon numarasından onlarca şüpheli arama

yapılmış olmasına rağmen Savcılık tarafından bu hususun yeterince

araştırılmadığını, görüşme yapılan kişileri kendilerinin tanımadığını, bu

durumun bir şüphe oluşturduğunu, ölüm olayından kısa bir süre önce oğullarına

600 TL göndermelerine rağmen üzerinde hiç para bulunmamasının ölümü şüpheli hâle

getirdiğini, ayrıca oğullarının üzerinde sim kart bulunmasına rağmen telefon

bulunmadığını, soruşturma kapsamında eczacı bilirkişiden alınan raporda

oğullarının 11 yaşında kullandığı ilaçlardan iki tanesinin ağır olduğunun ve

intihara sürükleme etkisinin olduğunun belirtildiğini, bu rapordaki bilgiler

doğrultusunda yaklaşık 12 yıl önce kullanılan ilaçlar gerekçe gösterilerek

olayın intihar olduğu kabulü ile kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesinin

yanlış olduğunu; oysa, 12 yıl önce kullanılan bu ilaçların 12 yıl sonra

oğullarını intihara meyilli hâle getireceğine ilişkin bilimsel bir kanıtın

bulunmadığını, bir eczacının yetersiz raporu ile oğullarının intihar ettiği

kanaatine varılmasının hukuka aykırı olduğunu, konuyla ilgili psikiyatri

uzmanından görüş alınmadığını, kovuşturmaya yer olmadığı kararına yaptıkları

itirazın da reddedildiğini belirterek yaşam hakkının usul boyutunun ve adil

yargılanma hakkının,

ihlal edildiğini ileri sürmüş; ihlalin tespit edilmesi,

soruşturmanın yenilenmesi, AYİM'de açılan davanın

yeniden görülmesi, taraflarına maddi ve manevi tazminat ödenmesi taleplerinde

bulunmuşlardır

B. Değerlendirme

59. Anayasa Mahkemesi olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan, B.

No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvuru formu ve ekleri bir bütün hâlinde

değerlendirildiğinde başvurucuların şikâyetlerinin ölüm olayının ardından

yürütülen soruşturma sürecine ve yaşamı korumak için gerekli tedbirlerin

alınmadığı iddiasına yönelik olduğu anlaşılmıştır. Başvurucular, olay hakkında

etkili bir soruşturma yürütülmemesi nedeniyle Anayasa'nın 36. maddesinde

güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüşler

ise de bu şikâyetin özünün, Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan

yaşam hakkının usul boyutu kapsamında olduğu değerlendirilmiştir. Dolayısıyla

Murat Akkuş'un yaşamının korunması için gerekli önlemlerin alınmadığı yönündeki

iddianın yaşam hakkının maddi boyutu yönünden, olay hakkında etkili bir

soruşturma yürütülmediği yönündeki iddianın ise yaşam hakkının usul boyutu

yönünden incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

60. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 46. maddesinin (1) numaralı

fıkrasında ancak ihlale yol açtığı ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal

nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkı doğrudan etkilenenlerin bireysel başvuru

hakkına sahip oldukları kurala bağlanmıştır. Yaşam hakkının doğal niteliği

gereği yaşamını kaybeden kişiler açısından bu hakka yönelik bir başvuru ancak

yaşanan ölüm olayı nedeniyle mağdur olan ölen kişilerin yakınları tarafından

yapılabilecektir (Sadık Koçak ve diğerleri,

B. No. 2013/841, 23/1/2014, § 65). Başvuru konusu olayda müteveffa Murat Akkuş,

başvurucuların oğludur. Bu nedenle başvuru ehliyeti açısından bir eksiklik

bulunmamaktadır.

61. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir nedenin de bulunmadığı anlaşılan

başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

62. Yukarıda belirtildiği üzere (bkz. § 59) başvurucuların yaşam

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddialarının yaşam hakkının maddi ve usule

ilişkin boyutları yönünden ayrı ayrı incelenmesi gerekmektedir.

a. Yaşam Hakkının Maddi

Boyutunun İhlal Edildiğine İlişkin İddia

63. Başvurucular, yukarıda belirtilen iddialarla (bkz. § 58-i)

yaşam hakkının maddi boyutunun ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

64. Anayasa’nın “Kişinin

dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17. maddesinin

birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, yaşama, maddî ve manevî varlığını

koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.”

65. Kişinin yaşam hakkı ile maddi ve manevi varlığını koruma

hakkı birbirleriyle sıkı bağlantıları olan devredilmez ve vazgeçilmez haklardan

olup devletin bu konuda pozitif ve negatif yükümlülükleri bulunmaktadır.

Devletin negatif bir yükümlülük olarak yetki alanında bulunan hiçbir bireyin

yaşamına kasıtlı ve hukuka aykırı olarak son vermeme, bunun yanı sıra pozitif

bir yükümlülük olarak yine yetki alanında bulunan tüm bireylerin yaşam hakkını

gerek kamusal makamların gerek diğer bireylerin gerekse kişinin kendisinin

eylemlerinden kaynaklanabilecek risklere karşı koruma yükümlülüğü bulunmaktadır

(Serpil Kerimoğlu ve diğerleri,

B. No: 2012/752, 17/9/2013, §§ 50, 51).

66. Anayasa Mahkemesinin yaşam hakkı kapsamında devletin sahip

olduğu pozitif yükümlülükler açısından benimsediği temel yaklaşıma göre

devletin sorumluluğunu gerektirebilecek şartlar altında gerçekleşen ölüm

olaylarında Anayasa’nın 17. maddesi, devlete elindeki tüm imkânları kullanarak

bu konuda ihdas edilmiş yasal ve idari çerçevenin yaşamı tehlikede olan

kişileri korumak için gereği gibi uygulanmasını ve bu hakka yönelik ihlallerin

durdurulup cezalandırılmasını sağlayacak etkili idari ve yargısal tedbirleri

alma görevi yüklemektedir. Bu yükümlülük, kamusal olsun veya olmasın yaşam

hakkının tehlikeye girebileceği her türlü faaliyet bakımından geçerlidir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 52).

67. Bu kapsamda bazı özel koşullarda devletin kişinin kendi

eylemlerinden kaynaklanabilecek risklere karşı yaşamı korumak amacıyla gerekli

tedbirleri alma yükümlülüğü bulunmaktadır. Zorunlu askerlik hizmeti için de

geçerli olan bu yükümlülüğün ortaya çıkması için askerî mercilerin kendi

kontrolleri altındaki bir kişinin kendini öldürmesi konusunda gerçek bir risk olduğunu

bilip bilmediklerini ya da bilmeleri gerekip gerekmediğini tespit etmek, böyle

bir durum söz konusu ise bu riski ortadan kaldırmak için makul ölçüler

çerçevesinde ve sahip oldukları yetkiler kapsamında kendilerinden beklenen her

şeyi yapıp yapmadıklarını incelemek gerekmektedir. Ancak özellikle insan

davranışının öngörülemezliği, öncelikler ve kaynaklar

değerlendirilerek yapılacak işlemin veya yürütülecek faaliyetin tercihi dikkate

alınarak pozitif yükümlülük; yetkililer üzerine aşırı yük oluşturacak şekilde

yorumlanmamalıdır. Bu çerçevede Anayasa Mahkemesince yapılacak incelemede,

basit bir ihmali veya değerlendirme hatasını aşan bir kusurun askerî

yetkililere atfedilebilip atfedilemeyeceğinin ortaya konması gerekmektedir (Sadık Koçak ve diğerleri, § 74).

68. Askerlik yükümlülüğü kapsamında yürütülen bazı eylem ve

etkinliklerin doğasına ve insan unsuruna bağlı olarak ortaya çıkan risk

seviyesine uygun şekilde yaşamı koruyucu yasal ve idari düzenlemelerin

bulunması gerekmektedir. Devlet askerlik görevini zorunlu kıldığı için

özellikle silahların kullanımı konusunda büyük bir titizlik göstermeli ve

psikolojik sorunları olan askerlerin tedavi edilmesini ve onlara yönelik uygun

tedbirlerin alınmasını sağlamalıdır. Oluşturulan yasal ve idari düzenlemelerde,

askerlik yaşamının doğasında var olan tehlikelerle karşı karşıya bulunan

askerlerin etkin bir şekilde korunmasını sağlayan uygulamaya ilişkin

tedbirlerin ve emir komuta zinciri içinde yer alan sorumlular tarafından

işlenebilecek kusur ve hataların tespit edilmesini sağlayacak usullerin

öngörülmesi gerekmektedir. Bu çerçevede askere alım sırasında kişilerin uygun

denetimlerden geçirilmesi,askerlik öncesinde ve

sırasında kişilere gerekli denetim ve müdahalelerin yapılması büyük önem

taşımaktadır (Sadık Koçak ve diğerleri,

§§ 75, 76).

69. Kişilerin yaşamının korunması için yeterli yasal ve idari

bir çerçevenin oluşturulması yükümlülüğü, askerlik hizmetini ifa eden kişilerin

yaşam ve sağlıklarının korunması için de geçerlidir. Başvurucular tarafından bu

konuda ileri sürülen bir eksiklik bulunmadığı gibi başvuru konusu olay

açısından Anayasa Mahkemesi tarafından resen gözetilmesi ve incelenmesi gereken

bir hususun da bulunmadığı anlaşılmıştır.

70. Başvuru konusu olay açısından, yukarıda yer verilen ilkeler

çerçevesinde devletin, Murat Akkuş'un yaşamını kendi eylemine karşı koruma

yükümlülüğünün olup olmadığının tespiti gerekmektedir. Bu bağlamda öncelikli

olarak askerî yetkililerin Murat Akkuş'un intihar etme riskini bilip

bilmediklerinin veya bilmelerinin gerekip gerekmediğinin ortaya konulması,

böyle bir durum söz konusu ise yetkileri çerçevesinde gerekli tedbirleri alıp

almadıklarının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.

71. Murat Akkuş'un askere alındığı tarihte yürürlükte bulunan

Türk Silahlı Kuvvetleri Sağlık Yeteneği Yönetmeliği'nin 5. maddesinde, askerlik

çağına giren yükümlülerin askere alınmadan önce sağlık muayenesinden

geçirileceği, bu muayene sırasında yükümlünün bildiği herhangi bir hastalık

veya arızasının bulunup bulunmadığına ve muayene sırasında herhangi bir sağlık

yakınmasının olup olmadığına ilişkin yazılı beyanının alınacağı belirtilmiştir

(bkz. § 48). Aynı Yönetmelik'in Murat Akkuş'un askere alındığı tarihte

yürürlükte bulunan 10. maddesinde ise sağlık konrtolleri

neticesinde askerliğe elverişli olmadığı tespit edilen yükümlülerin askere

alınmayacağı belirtilmiş; sağlık durumları geçici olarak bozuk olan son

yoklamaya tabi yükümlüler hakkında ertesi yıla bırakma kararı, sevke tabi

olanlar hakkında ise sevk tehiri kararı verileceği ifade edilmiştir (bkz. §

50). Başvuru formu ve eklerinde askerlik öncesi yapılan sağlık kontrolüne

ilişkin bir bilgi ve belge bulunmamakla beraber birliğe katılışı sırasında

yapılan mülakat ve anketlerde Murat Akkuş'un

"Daha önceden psikolojik bir rahatsızlık geçirdiniz mi? Hâlen psikolojik

durumunuzla ilgili belirtmek istediğiniz önemli bir husus var mı?"

gibi sorulara "Hayır"

cevabını verdiği ve herhangi bir psikolojik rahatsızlıktan muzdarip

olduğuna ilişkin bir beyanda bulunmadığı görülmektedir (bkz. §§ 11, 12).

72. Psikolojik rahatsızlığı bulunan bir kişinin kendi hastalığı

hakkında verdiği bilgilerin doğruluğuna ihtiyatla yaklaşılması ve yetkili

makamlarca bu konuda daha hassas davranılması gerektiği gözardı

edilmemekle birlikte Murat Akkuş'un psikolojik sorunlar yaşadığı ve bu nedenle

askere alınmaması gerektiği yönünde başvurucular tarafından yetkili makamlara

yapılmış bir müracaatın da bulunmadığı özellikle belirtilmelidir. Kaldı ki

başvurucular, gerek AYİM'de açtıkları tam yargı

davasında gerekse Anayasa Mahkemesine yaptıkları mevcut başvuruda, oğullarının

askere alınmadan önce herhangi bir psikolojik sorununun bulunmadığını,

oğullarının psikolojik rahatsızlığının askerlik hizmeti sırasında ortaya

çıktığını savunmuşlardır.

73. Murat Akkuş'un askerlik yaptığı dönemde yürürlükte bulunan

Türk Silahlı Kuvvetleri Sağlık Yeteneği Yönetmeliği'nin 15. maddesinde, ilgili

raporların alınması hâlinde askere alındıktan sonra da "Askerliğe elverişli değildir."

kararının alınabileceği belirtilmiştir (bkz. § 51). Aynı Yönetmelik'in 19.

maddesinde ise askerlik şubelerince birliklerine sevklerinden sonra geçici bir

hastalığı tespit edilen er ve erbaşlara hava değişimi işleminin uygulanacağı

ifade edilmiştir (bkz. § 55).

74. Başvuru formu ve ekleri ile soruşturma dosyasında bulunan

bilgi ve belgeler bu kapsamda incelendiğinde askerlik eğitimini tamamlayan

Murat Akkuş'un yedi gün izin kullandıktan sonra Edirne'deki birliğine teslim

olduğu, Edirne'deki birliğine katılmasından sonra 31/7/2013 tarihinde Dr. Z.E.

tarafından muayene edilerek sağlık durumunun "normal"

olarak değerlendirildiği, ilerleyen dönemde Murat Akkuş'un 2. takım 1. mangaya

sunulmak üzere kaleme aldığı anlaşılan bir dilekçeyle sivildeyken yaşadığı bir

hastalıktan bahsettiği, bu hastalığın askerlikte nüksetmesinden ve bu hastalık

sebebiyle vücudunun bazı yerlerinde şişkinlikler oluşmasından yakındığı, Murat

Akkuş'un ayrıca 31/10/2013 tarihinde Çorlu Asker Hastanesi Üroloji Kliniğinde

muayene edildiği anlaşılmaktadır. Başvuru formu ve ekleri ile soruşturma

dosyasında, başvurucuların oğlu Murat Akkuş'un askerlik hizmetini ifa ettiği

sırada sivildeyken yaşadığı bir hastalığın nüksetmesinden yakınması ve Üroloji

Kliniğinde muayene edilmesi haricinde sürekli ya da geçici bir hastalıktan,

özellikle de psikolojik bir rahatsızlıktan muzdarip

olduğuna ve bu kapsamda bir tedavi gördüğüne ilişkin bilgi ve belge

bulunmamaktadır.

75. Soruşturma kapsamında ifadesi alınan tanıkların beyanları

incelendiğinde Teğmen M.K.nın, vefat etmeden önce

Murat Akkuş'un ailesiyle (başvurucularla) telefon görüşmeleri gerçekleştirdiği

ve Murat Akkuş'un herhangi bir sorununun bulunup bulunmadığı hususunda

başvuruculardan bilgi edinmeye çalıştığı anlaşılmaktadır. İçeriğine ilişkin

başvurucular tarafından herhangi bir itiraz sunulmayan ifadeye göre Teğmen M.K.

ölüm olayının gerçekleştiği tarihten önce Murat Akkuş'un ailesiyle telefon

görüşmeleri gerçekleştirmiş, ancak Murat Akkuş'un ailesi bu görüşmelerde

oğullarının herhangi bir sorun ya da sıkıntısının bulunmadığını ifade etmiştir.

Söz konusu ifadede ayrıca, Murat Akkuş'un kronik baş ağrısı şikâyetinden

yakınması üzerine hastaneye gönderildiği, ancak hastaneye giden Murat Akkuş'un

Üroloji Kliniğinde muayene olduğunun anlaşıldığı belirtilmiştir. Soruşturma

kapsamında ifadesi alınan diğer tanıkların ise genel olarak Murat Akkuş'un

sessiz ve içine kapanık biri olduğu, kimse ile bir husumetinin bulunmadığı

yönünde beyanda bulundukları görülmüştür.

76. Başvuru formu ve eklerinde, Murat Akkuş'un herhangi bir

disiplin cezası aldığına yahut askerî yetkililerinin dikkatini çekebilecek

herhangi bir davranış bozukluğu sergilediğine ilişkin bir kayıt da mevcut

değildir.

77. Yukarıdaki açıklamalar dikkate alındığında başvurucuların

oğlu Murat Akkuş'un 28/12/2013 tarihinde gerçekleşen ölüm olayına kadar yakın

ve gerçek intihar riski olarak kabul edilebilecek anormal bir davranış

sergilemediği ve kendisini intihara sürükleyecek psikolojik sorunları

bulunduğunu ortaya koyacak nitelikte açık ve uyarıcı bir emare göstermediği

anlaşılmaktadır. Murat Akkuş'un içine kapanık ve sessiz bir asker olması ise

tek başına askerî yetkililerce fark edilmesi gereken yakın bir intihar riski

emaresi olarak değerlendirilemez.

78. Başvurucular yaşam hakkının maddi boyutunun ihlal edildiği

iddiası kapsamında özellikle oğullarına psikolojik destek ve tedavi

sağlanmamasından, intiharı engelleyebilecek tedbirlerin alınmamasından şikâyet

ederek askerlerin tedavisi ve denetimi konusunda devletin uygulamaya koyduğu

sistemin somut olayda etkili bir şekilde işlemediğine işaret etmiştir. Başvuru

formu ve eklerinde yer alan bilgi ve belgeler bu kapsamda incelendiğinde, ölüm

olayının gerçekleşmesinden yaklaşık 12 yıl önce kullanılan ilaçlar haricinde

psikolojik bir rahatsızlıkla ilgili tedavi görmeyen, içine kapanık olması ve az

konuşması dışında psikolojik rahatsızlığının bulunduğuna ilişkin ciddi bir

emare göstermeyen, askerliğe katılmasından sonra yapılan anketlerde herhangi

bir psikolojik rahatsızlığının bulunmadığını ifade eden Murat Akkuş'un ölüm olayında,askerî yetkililerin Murat Akkuş'un yaşamının

korunması için ek özel tedbirler almaması ve Murat Akkuş'u sıradan bir askere

nazaran daha yakından takibe almaması nedeniyle sorumlu tutulamayacağı

kanaatine varılmış; yaşamın korunmasına ilişkin yasal ve idari çerçevenin somut

olayda etkili bir şekilde işlemediği kanaatine varılması için yeterli verinin

bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

79. Tüm bu hususlar dikkate alındığında askerî yetkililerin,

askerlik öncesi hayatında kayda değer herhangi bir psikolojik sıkıntısı

bulunmayan ve olay anına kadar genel kişilik yapısı doğrultusunda normal

davranışlar sergileyen müteveffanın intihar etme riskini bildikleri ya da

bilmeleri gerektiği sonucuna ulaşılması mümkün değildir. Dolayısıyla askerî

yetkilileri intihar olayını önleyememiş olmaları nedeniyle sorumlu tutmak,

yaşam hakkı kapsamındaki pozitif yükümlülükler bakımından askerî yetkililere

aşırı bir yük yüklemek anlamına gelecektir.

80. Açıklanan nedenlerle Murat Akkuş'un yaşamının kendi

eylemlerine karşı korunamadığı yönündeki şikâyet yönünden Anayasa'nın 17.

maddesinin gerektirdiği yaşamı koruma yükümlülüğünün ihlal edilmediğine karar

verilmesi gerekir.

b. Yaşam Hakkı Kapsamında Etkili Bir Soruşturma

Yürütülmediğine İlişkin İddia

i. Genel

İlkeler

81. Anayasa’nın 17. maddesinde düzenlenen yaşam hakkı kapsamında

devletin yerine getirmek zorunda olduğu pozitif yükümlülüklerin usule ilişkin

boyutu, yaşanan ölüm olayının tüm yönlerinin ortaya konmasına ve sorumlu

kişilerin belirlenmesine imkân tanıyan bağımsız bir soruşturmanın yürütülmesini

gerektirmektedir. Bu usul yükümlülüğü çerçevesinde devlet, doğal olmayan her

ölüm olayının sorumlularının belirlenmesini ve gerekiyorsa cezalandırılmasını

sağlayabilecek etkili resmî bir soruşturma yürütmek durumundadır (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 54). Bu

usul yükümlülüğünün gerektiği şekilde yerine getirilmemesi hâlinde devletin

negatif ve pozitif yükümlülüklerine gerçekten uyup uymadığının tam olarak

tespit edilmesi mümkün değildir. Bu nedenle soruşturma yükümlülüğü, devletin bu

madde kapsamındaki negatif ve pozitif yükümlülüklerinin güvencesini

oluşturmaktadır (Salih Akkuş, B.

No: 2012/1017, 18/9/2013, § 29).

82. Yaşam hakkının korunması, silah altındaki bir askerin askerî

makamların kontrolü altında iken “şüpheli” bir biçimde ölmesi durumunda bağımsız ve

tarafsız bir şekilde etkili ve uygun resmî bir soruşturmanın yürütülmesini de

gerekli kılmaktadır. Bu şekilde yaşam hakkını korumak için ihdas edilen yasal

ve idari çerçevenin etkili bir şekilde uygulanması temin edilebilecektir. Bu

amaçla yürütülen araştırma ve soruşturmanın öncelikle olayların tam olarak

nasıl meydana geldiğinin belirlenmesini, ikinci olarak ise sorumluların tespit

edilmesini ve gerek görüldüğünde cezalandırılmasını sağlayacak nitelikte olması

gerekir. Bu kapsamda yürütülen işlemler, ön soruşturma aşamasının ötesine

geçmeli ve yargı aşaması da dâhil bütün süreç 17. maddenin gereklerine cevap

vermelidir. Böylelikle derece mahkemeleri hiçbir durumda mağdurların yaşam

hakkına, maddi ve manevi varlığına karşı yapıldığı sabit görülen saldırıları

cezasız bırakmamalıdır (Sadık Koçak ve

diğerleri, § 77).

83. Yaşam hakkı kapsamındaki pozitif yükümlülük her olayda

mutlaka ceza soruşturması yürütülmesini gerektirmemektedir. İhmal nedeniyle

meydana gelen ölüm olaylarında mağdurlara hukuki, idari ve hatta disiplinle

ilgili hukuk yollarının açık olması yeterli olabilir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 59).

Ancak somut olay açısından yetkili ve sorumlu kişilerin muhakeme hatasını veya

dikkatsizliği aşan bir ihmalinin yani olası sonuçların farkında olmalarına

rağmen kendilerine verilen yetkileri gözardı ederek

olayda ortaya çıkan riskleri bertaraf etmek için gerekli ve yeterli önlemleri

almama gibi bir durumun bulunup bulunmadığına karar verilmesi gerekmektedir.

Çünkü bu gibi durumlarda bireyler kendi insiyatifleriyle

hangi hukuk yollarına başvurmuş olursa olsun insanların hayatının tehlikeye

girmesine neden olan kişiler aleyhine hiçbir suçlamada bulunulmaması ya da bu

kişilerin yargılanmaması 17. maddenin ihlaline neden olabilir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, §§ 60-62).

84. Yaşam hakkı kapsamında yürütülmesi gereken ceza

soruşturmalarının amacı yaşam hakkını koruyan mevzuat hükümlerinin etkili bir

şekilde uygulanmasını ve vuku bulan ölüm olayında varsa sorumluları ve

sorumluluklarını tespit etmek üzere adalet önüne çıkarılmalarını sağlamaktır.

Bu bir sonuç yükümlülüğü değil uygun araçların kullanılması yükümlülüğüdür.

Anayasa'nın 17. maddesi hükümleri başvuruculara üçüncü tarafları belirli bir

suç nedeniyle yargılatma ya da cezalandırma hakkı verdiği tüm yargılamaların

mahkûmiyetle ya da belirli bir ceza kararıyla sonuçlandırma yükümlülüğü verdiği

anlamına gelmemektedir (Serpil Kerimoğlu ve

diğerleri, § 56).

85. Soruşturmanın etkililik ve yeterlilik açısından temin adına

soruşturma makamlarının resen harekete geçmesi ve ölüm olayını aydınlatabilecek

sorumluların tespitine yarayabilecek bütün delillerin toplanması gerekmektedir

(Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, §

57; Sadık Koçak ve diğerleri,§ 94

).

86. Ölüm olayına ilişkin yapılacak etkili bir soruşturma

kapsamında yetkililerin; tanıkların ifadelerinin alınması, bilirkişi

incelemeleri ve gerektiğinde yaralanmalar ile ilgili eksiksiz ve detaylı bir

rapor hazırlanmasına imkân verecek otopsinin yapılması, ölüm sebebinin objektif

analizinin yapılması ve söz konusu olaylarla ilgili kanıtların elde edilmesi

için mümkün olan tüm tedbirlerin alınması gibi işlemleri yapmaları

gerekmektedir. Ölüm sebebinin veya olası sorumlulukların tespit edilmesini

olumsuz yönde etkileyecek nitelikteki her türlü eksiklik, etkili bir soruşturma

yürütülmesi açısından risk teşkil edebilecektir (Meral Eşkili, B. No: 2013/7586,

4/11/2015, § 89)

87. Ayrıca soruşturmada görevli kişilerin olaylara karışan veya

karıştığından şüphelenilen kişilerden bağımsız olmaları gerekir. Bu durum

sadece hiyerarşik veya kurumsal bir bağlantı bulunmamasını değil aynı zamanda

somut bir bağımsızlığı da gerektirmektedir (Cemil

Danışman, B. No: 2013/6319, 16/7/2014, § 96).

88. Yürütülecek ceza soruşturmalarının etkinliğini sağlayan

hususlardan biri de teoride olduğu gibi pratikte de hesap verilebilirliği

sağlamak için soruşturmanın veya sonuçlarının kamu denetimine açık olmasıdır.

Buna ilaveten her olayda ölen kişinin yakınlarının meşru menfaatlerini korumak

için bu sürece gerekli olduğu ölçüde katılmaları sağlanmalıdır (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 58).

89. Soruşturmanın etkililiğini sağlayan en alt seviyedeki

inceleme, başvuruya konu soruşturmanın kendine özgü koşullarına göre değişir.

Bu koşullar, ilgili bütün olay ve olgular temelinde ve soruşturmanın pratik

gerçekleri gözönünde bulundurularak değerlendirilir.

Bu nedenle soruşturmanın etkililiği bakımından her olayda geçerli olmak üzere

bir asgari soruşturma işlemler listesi veya benzeri bir asgari ölçüt belirlemek

mümkün değildir (Fahriye Erkek ve diğerleri,

B. No: 2013/4668, 16/9/2015, § 68)

90. Yukarıda sayılanlara ek olarak yürütülecek soruşturmalarda

makul bir hızla gerçekleştirilme ve özen gösterilme zorunluluğu da zımnen

mevcuttur. Elbette ki bazı durumlarda soruşturmanın veya kovuşturmanın ilerlemesine

engel olan unsurlar ya da güçlükler bulunabilir. Ancak bir soruşturmada ve

devamında yapılan kovuşturmada yetkililerin hızlı hareket etmeleri, yaşanan

olayları daha sağlıklı bir şekilde aydınlatabilmesi, kişilerin hukukun

üstünlüğüne olan bağlılığını sürdürmesi ve hukuka aykırı eylemlere hoşgörü

gösterildiği ya da kayıtsız kalındığı görünümü verilmesinin engellenmesi

açısından kritik bir öneme sahiptir (Deniz

Yazıcı, B. No: 2013/6359, 10/12/2014, § 96).

ii. İlkelerin Olaya Uygulanması

91. Başvurucular, yukarıda belirtilen iddialarla (bkz. § 58-ii)

yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

92. Yaşanan bir ölüm olayının oluşumuna ilişkin delillerin

değerlendirilmesi idari ve yargısal makamların ödevidir. Ancak Anayasa

Mahkemesinin başvuru konusu olayın gelişim şeklini anlayabilmek ve

başvurucuların yakınlarının ölümünün “şüpheli” olduğuna dair iddialarının

soruşturma makamları ve derece mahkemeleri tarafından karşılanıp

karşılanmadığını nesnel bir şekilde değerlendirmek için olayın oluşum şeklini incelemesi

gerekebilmektedir.

93. Başvurucuların iddiaları çerçevesinde ceza soruşturmasındaki

işlemlere bakıldığında başvurucuların oğlu Murat Akkuş'un 28/12/2013 tarihinde

nöbet yerinde ateşli silah yaralanması sonucu başından vurulmuş vaziyette

bulunması olayı ile ilgili olarak Askerî Savcılık tarafından resen bir

soruşturmanın başlatıldığı, olaydan haberdar edilen Askerî Savcının derhâl olay

yerine intikal ettiği, sonrasında Askerî Savcı eşliğinde olay yeri

incelemesinin yapıldığı, olay yerinin fotoğraflarının çekildiği ve krokisinin

çizildiği, bu işlemler sonucunda ayrıntılı bir olay yeri inceleme raporunun

hazırlandığı görülmektedir. Ölüm olayın gerçekleştiği gün ölü muayenesi ve

akabinde otopsi işleminin gerçekleştirildiği, gerçekleştirilen otopsi işlemi

neticesinde hazırlanan raporda Murat Akkuş'un kafa bölgesinde bir adet ateşli

silah yarasının tespit edildiği ve bu yaralanmanın müstakilen

öldürücü nitelikte olduğu, atışın bitişik atış mesafesinden yapılmış olduğu,

Murat Akkuş'un ölümünün ateşli silah mermi çekirdeği yaralanmasına bağlı beyin

kanaması ve beyin doku harabiyeti sonucu meydana

geldiği tespitlerinin yapıldığı görülmektedir. Soruşturma kapsamında ayrıca

kimyasal ve balistik inceleme raporları alındığı, söz konusu raporlara göre

olay yerinde bulunan bir adet kovanın müteveffaya ait tüfek ile atılmış olduğu,

müteveffadan alınan svapların tümü üzerinde atış

artığı tespit edildiği, Murat Akkuş'un nöbet arkadaşlarından alınan svaplar üzerinde yapılan incelemede ise atış artıklarına

rastlanmadığı, olayda kullanılan silah üzerinde parmak izi araştırması

yapıldığı ancak yapılan araştırmada mukayeseye elverişli bir ize rastlanmadığı,

ölüm olayının yaşandığı bölgede olay günü hududu geçmeye çalışan mülteci,

göçmen veya başka sivil bir vatandaşın bulunup bulunmadığı yönünde de çeşitli

araştırmaların yapıldığı; ancak, böyle bir kişiye olay günü rastlanmadığının

tespit edildiği, askerî birlikte görevli olan müteveffanın arkadaşları ile

üstlerinin tanık olarak dinlendiği anlaşılmaktadır. Olaya ilişkin tanık

ifadeleri ile teknik ve tıbbi raporlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde

Askerî Savcılık tarafından Murat Akkuş'un üçüncü kişi ya da kişilerin eylemi

neticesinde öldürülüp öldürülmediği hususunda etkili bir soruşturma yürütüldüğü,

bu sebeple Askerî Savcılığın müteveffanın intihar etmek suretiyle hayatına son

verdiği yönündeki tespitinden ayrılmayı gerektiren bir durumun bulunmadığı

sonucuna ulaşılmıştır.

94. Başvurucular, oğullarının ölümünün üçüncü kişi ya da

kişilerce gerçekleştirilmiş olabileceği iddiasını desteklemek amacıyla ölüm

olayından kısa bir süre önce oğullarına 600 TL göndermelerine rağmen oğulları

üzerinde hiç para bulunmadığını, olayda kullanılan silah üzerinde oğullarına

ait parmak izinin tespit edilemediğini, oğulları üzerinde sim kart bulunmasına

rağmen telefon bulunmadığını ve P. Çvş. Ö.K.nin

parkesi üzerinde atış artığı tespit edilmesine rağmen bu atış artıklarının

nasıl oluştuğunun araştırılmadığını ileri sürmüşler ise de soruşturma

kapsamında elde edilen hiçbir delilin Murat Akkuş'un üçüncü kişi ya da

kişilerce öldürülmüş olabileceği iddiasını desteklemediği, soruşturma makamının

Murat Akkuş'un üçüncü kişi ya da kişilerce öldürülmüş olabileceği iddiasını

aydınlatmaya yönelik işlemlerinden kuşku duyulmasını gerektirecek bir durumun

bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

95. Bununla birlikte yaşam hakkına ilişkin etkili bir soruşturma

yapıldığından bahsedebilmek için müteveffayı intihara sürükleyen sebeplerin ve

bu sebepler ile intihar arasındaki nedensellik bağının da araştırılması

gerekmektedir.

96. Somut olaya bu açıdan bakıldığında müteveffanın üzerine

kayıtlı bir telefon numarasının bulunup bulunmadığının tespit edilebilmesi

amacıyla Askerî Savcılık tarafından Türkiye'de faaliyet gösteren GSM şirketleri

ve Telekomünikasyon İletişim Başkanlığıyla çeşitli yazışmalar yapıldığı, bu

görüşmeler neticesinde müteveffanın üzerine kayıtlı bir telefon hattının

bulunduğunun tespit edildiği ve bu telefon numarasından yapılan görüşmelerin

Askerî Savcılık tarafından incelenmesi neticesinde müteveffayı intihara

sürükleyen sebepler hakkında herhangi bir sonuç çıkarılamadığı anlaşılmaktadır.

Başvurucular tarafından her ne kadar oğullarına ait telefon numarasından

onlarca şüpheli arama yapıldığı ileri sürülmüş ise de söz konusu telefon

görüşmelerinin niçin şüpheli olduğu hususunda tatmin edici bir açıklama

yapılmadığı, görüşmelerin şüpheli olduğuna gerekçe olarak sadece görüşme

yapılan kişilerin kendilerince tanınmamasının gösterildiği, tüm bunlar birlikte

değerlendirildiğinde Askerî Savcılığın bu husustaki değerlendirmesinden kuşku

duyulmasını gerektirecek bir durum bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

97. Askerî Savcılık tarafından ayrıca müteveffanın doğum

tarihinden ölüm tarihine kadar geçen süre içerisinde kamu hastanelerinde gördüğü

tüm tedaviler ile bu süre içinde kullandığı tüm ilaçlar konusunda araştırmalar

yapıldığı, bu araştırmalar neticesinde müteveffanın olay tarihinden yaklaşık 12

yıl önce psikolojik rahatsızlıklarla ilgili birtakım ilaçlar kullandığının

tespit edildiği anlaşılmaktadır. Ayrıca müteveffayı intihara sürükleyen

sebeplerin ortaya konulması amacıyla müteveffanın arkadaşları ve üstlerinin

ifadeleri alınarak müteveffanın intihar etmeden önceki psikolojik durumunun

ortaya konmaya çalışıldığı görülmektedir. Tüm bu hususlar birlikte

değerlendirildiğinde soruşturma makamlarının müteveffayı intihara sürükleyen

sebepleri aydınlatma amacından kuşku duyulmasını gerektirecek bir hususun

bulunmadığı değerlendirilmektedir.

98. Müteveffanın yakınlarının meşru menfaatlerini koruyabilecek

ölçüde soruşturmaya katılmaları etkili soruşturmanın en önemli

unsurlarındandır. Soruşturma bu kapsamda incelendiğinde, başvurucuların

soruşturmaya aktif bir şekilde katılabildiği, delillerini soruşturma

makamlarına sunabildiği ve iddialarını soruşturma makamları önünde ileri

sürebildiği görülmektedir.

99. Bütün bu veriler kapsamında somut olay bir bütün olarak

değerlendirildiğinde, Askerî Savcılık tarafından başvurucuların oğlunun

hayatını kaybettiği olaya ilişkin derhâl soruşturma başlatıldığı ve

soruşturmanın yaklaşık sekiz ay gibi makul bir sürede sonuçlandırıldığı, olaya

ilişkin delillerin elde edilmesine yönelik ayrıntılı bir çalışma yapıldığı,

olayın öncesinde ve olay anında yaşanan gelişmelerin detaylarıyla birlikte

araştırıldığı, başvurucuların meşru menfaati gereği soruşturma sürecine etkili

bir şekilde katılmasına engel bir bulguya rastlanmadığı ve bu suretle somut

olayın aydınlatılmasına yönelik yeterli çabanın gösterildiği anlaşılmıştır. Bu

durumda yukarıda bahsedilen yaşam hakkının usul boyutuna ilişkin ilkeler

karşısında başvuru konusu olayda, soruşturma makamının olayların seyrini

aydınlatmaya yönelik işlemlerinden kuşku duyulmasını gerektiren bir durumun

veya yürütülen soruşturmanın derinliği ve ciddiyeti üzerinde etki gösterecek

nitelikte bir eksikliğin bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

100. Açıklanan nedenlerle somut olayda yürütülen ceza

soruşturmasında yaşam hakkının usule ilişkin boyutunun ihlal edilmediğine karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. 1. Murat Akkuş'un yaşamının kendi eylemlerine karşı

korunmadığına ilişkin iddia yönünden Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına

alınan yaşam hakkının maddi boyutunun İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

2. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam

hakkının usule ilişkin boyutunun İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE,

E. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi

mağduriyetine neden olacağından başvurucuların yargılama giderlerini ödemekten

TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 1/2/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Recai AKYEL

Raportör Yrd.

:

Halil

İbrahim DURSUN

Başvurucular

:

1. Kumrişan AKKUŞ

2. Sefer

AKKUŞ

Vekili

:

Av. Müjde

TOZBEY ERDEN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/14672, 1 Şubat 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucuların İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. B. No: 2013/4668, 16/9/2015, § 68)
  12. B. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL
  13. C. 1. Murat Akkuş'un yaşamının kendi eylemlerine karşı
  14. E. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri
  15. Yıldırım
  16. Akıncı
  17. Topal
  18. M. Emin KUZ
  19. Akkuş
  20. Tozbey Erden
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/14672
Tarih
1 Şubat 2017

İlgili Kararlar

  • Hint Aseel Hayvanları Koruma ve Geliştirme Derneği ve Hikmet Neğuç Başvurusu (B. No: 2014/4711)
  • İsmet Yavuz ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/6327)
  • Abdülkerim Çakmak ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/1964)
  • Mecit Yaşar Başvurusu (B. No: 2014/9007)
  • Murat Hikmet Çakmakcı Başvurusu (B. No: 2016/35094)
  • Ömer Çiftçi ve Babil Elektronik San. ve Tic. Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2014/5892)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.