İçeriğe geç
AC
Birinci Bölüm Başvuru No: 2014/9007 Tarih:

Mecit Yaşar Başvurusu (B. No: 2014/9007)

Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

MECİT YAŞAR BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2014/9007)

Karar Tarihi: 2/2/2017

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, iş mahkemesinde iş kazasından dolayı açılan tazminat

davası sonunda hükmedilen tazminat miktarının yetersiz olduğu, vucüt bütünlüğüne yönelik gerçekleşen müdahalenin giderimine yönelik sorumluluğun yerine getirilmediği ve

yargılamanın makul sürede sonuçlanmadığı nedenleriyle yaşam hakkının, adil

yargılanma hakkının, etkili başvuru hakkının, ayrımcılık yasağının ve mülkiyet

hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 9/6/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından, başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, çalışmakta olduğu işyerinde meydana gelen iş

kazasından doğan zararın tazmini istemiyle 23/7/2008 tarihinde Gebze 1. İş

Mahkemesinde iş veren şirketler aleyhine maddi ve manevi tazminat istemiyle

dava açmış, 4/4/2013 tarihli karar ile davanın kısmen kabulüne hükmedilmiş,

temyiz incelemesi sonucu Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 2/12/2013 tarihli ilamı

ile İlk Derece Mahkemesince başvurucu lehine hükmedilen 10.000 TL manevi

tazminat miktarının fazla olduğu gerekçesiyle bozmaya hükmedilmiştir.

9. Bozma ilamı sonrasında Gebze 1. İş Mahkemesince yeniden

yapılan değerlendirme neticesinde 17/4/2014 tarihli karar ile bozma ilamı

doğrultusunda davanın kısmen kabulüne, başvurucu lehine 7.500 TL manevi

tazminata hükmedilmiş, karar taraflarca temyiz edilmemiştir.

10. Başvurucu, İlk Derece Mahkemesinin kesinleşen kararının

8/5/2014 tarihinde Mahkeme kaleminden bizzat tebliğ alındığını beyan ederek

9/6/2014tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

11. Mahkemenin 2/2/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

12. Başvurucu yargılamanın çok uzun sürdüğünü, bu nedenle

yargılama sonunda lehine hükmedilen alacak ve tazminat değerlerinin

güncelliğini kaybettiğini belirterek hükmedilen meblağların adil olmadığını

ileri sürmüştür.

13. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).

14. Başvurucunun söz konusu şikâyetinin yargılamanın uzun

sürmesi sonucuna yönelik olduğu anlaşıldığından bu şikâyet yönünden ayrıca

değerlendirme yapılmamıştır.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

15. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

16. Medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin olan iş mahkemeleri

nezdinde açılan davalarda yargılama süresi tespit edilirken sürenin başlangıç

tarihi olarak uyuşmazlığı karara bağlayacak davanın açıldığı tarih; sürenin

sona erdiği tarih olarak yargılamanın sona erdiği (Nesrin Kılıç, B. No: 2013/772, 7/11/2013 § 69), yargılaması

devam eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma

hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas

alınır (Mehmet Salih Ayyıldız, B.

No: 2012/397, 17/11/2014, § 25).

17. İş mahkemelerinde görülen davalarda yargılama süresinin

makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanın karmaşıklığı ve kaç

dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu

ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındaki menfaatinin

niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Nesrin

Kılıç, §§ 57,58).

18. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda

verdiği kararlar dikkate alındığında somut olayda yaklaşık 5 yıl 10 aylık

yargılama süresinin makul olmadığı sonucuna varmak gerekir.

19. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

B. Diğer İhlal İddiaları

20. Başvurucu, iş mahkemesinde açtığı tazminat davasında

hükmedilen tazminat bedelinin yetersiz olduğunu, Yargıtay içtihatları dikkate

alındığında tazminat bedelinin düşük kaldığının ortaya çıktığını, uğranılan iş

kazasının vücut bütünlüğüne ve yaşam hakkına yönelik bir tecavüz olduğunu ancak

devletin bu tecavüzün tespit ve tanımını yapmakta sorumluluğunu yerine

getirmediğini, iş mahkemesi kararlarına karşı karar düzeltme yolunun kapalı

olduğunu belirterek, yaşam hakkının, adil yargılanma hakkının, etkili başvuru

hakkının, ayrımcılık yasağının ve mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

21. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı

Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 45.

maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca bireysel başvuru yoluyla Anayasa

Mahkemesine başvurabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması

gerekir. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm organlarının anayasal

ödevi olup bu ödevin yerine getirilmemesi nedeniyle ortaya çıkan hak

ihlallerinin düzeltilmesi idari ve yargısal makamların görevidir (Ayşe Zıraman ve Cennet

Yeşilyurt, B. No: 2012/403, 26/3/2013, § 16).

22. Bireysel başvuru, hak ihlali iddialarının derece

mahkemelerince kabul edilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir

kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun bu niteliği gereği Anayasa Mahkemesine

bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarının

tüketilmesi zorunludur. Bu ilke uyarınca, başvurucunun Anayasa Mahkemesi önüne

getirdiği şikâyetini öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere

usulüne uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve kanıtlarını

zamanında bu makamlara sunması ve aynı zamanda bu süreçte dava ve başvurusunu

takip etmek için gerekli özeni göstermiş olması gerekir (İsmail Buğra İşlek, B. No: 2013/1177,

26/3/2013, § 17).

23. Somut olayda başvurucunun, başvuruya konu iddialarını, İlk

Derece Mahkemesinin 17/4/2014 tarihli kararı üzerine olağan kanun yolu önünde

ileri sürmeyerek iddiaları üzerinden doğrudan Anayasa Mahkemesine bireysel

başvuruda bulunması, bireysel başvurunun ikincil nitelikte bir başvuru yolu

olması ilkesiyle bağdaşmamaktadır.

24. Başvurucu, İlk Derece Mahkemesince bozma sonrası lehine

hükmedilen manevi tazminat miktarını, hükmü temyiz ederek Yargıtay nezdinde

tekrar inceletip, yeniden hüküm kurulmasını sağlama imkânına sahiptir. Bu

çerçevede başvuru konusu olayda temyiz incelemesinin etkisiz bir yol olduğu

söylenemeyecektir.

25. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının, diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

26. Öte yandan başvurucu, iş mahkemesi kararlarına karşı karar

düzeltme yolunun bulunmaması nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüş ancak başvurucunun İlk Derece Mahkemesi kararına karşı

temyiz yoluna başvurmadığı dikkate alınarak bu şikâyet yönünden değerlendirme

yapılmamıştır.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

27. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının

ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi

hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere

hükmedilir. …”

28. Başvurucu maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

29. Somut olayda makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği

sonucuna varılmıştır.

30. İhlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları

karşılığında başvurucuya net 6.500 TL manevi tazminat ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

31. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi için

başvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlal

arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucunun bu konuda herhangi bir belge

sunmamış olması nedeniyle maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi

gerekir.

32. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Diğer ihlal

iddialarının başvuru yollarının

tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 6.500 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

D. 206,10 TL harç ve ve 1.800 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Gebze 1. İş Mahkemesine (E.2014/156,

K.2014/342) GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

2/2/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh KALELİ

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Raportör Yrd.

:

İsmail Emrah

PERDECİOĞLU

Başvurucu

:

Mecit YAŞAR

Vekili

:

Av. Saide

ARSLAN ÇALIŞKAN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/9007, 2 Şubat 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası