İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Şaban Dal Başvurusu (B. No: 2014/2891)

1. Başvuru, koşullu salıverilmenin geri alınması nedeniyle kişi

Başvuru No2014/2891Tarih16 Şubat 2017Okuma19 dk · 3.765 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Şaban Dal Başvurusu

Karar tarihi
16 Şubat 2017
Başvuru Numarası
2014/2891
R.G. Tarih ve Sayı
17/3/2017-30010
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.765 kelime·19 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, koşullu salıverilmenin geri alınması nedeniyle kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 26/2/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

7. Şırnak Ağır Ceza Mahkemesinin 25/5/1998 tarihli kararı ile

başvurucunun ırza geçmek suçundan 1/3/1926 tarihli ve 765 sayılı mülga Türk

Ceza Kanunu'nun 414. maddesi uyarınca 7 yıl 6 ay (ağır) hapis ve alıkoyma

suçundan aynı Kanun'un 430. maddesi uyarınca 7 yıl 6 ay (ağır) hapis olmak

üzere toplam 14 yıl 12 ay (ağır) hapis cezası ile cezalandırılmasına karar

verilmiştir. Bu karar 9/6/1999 tarihinde kesinleşmiştir.

8. Başvurucu, anılan mahkûmiyet kararının infazı kapsamında

Muğla Ağır Ceza Mahkemesinin 26/9/2003 tarihli kararı ile 6/10/2003 tarihinde

koşullu olarak salıverilmiştir. Başvurucunun hak ederek tahliye tarihi

29/9/2015'tir.

9. Gölyaka Asliye Ceza Mahkemesinin 17/7/2008 tarihli kararı ile

başvurucunun 31/10/2007 tarihinde işlediği çocuğun basit cinsel istismarı

suçundan 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş,

anılan karar 15/11/2012 tarihinde kesinleşmiştir. Mahkeme, hükümle birlikte

Şırnak Ağır Ceza Mahkemesinin 25/5/1998 tarihli kararına ilişkin olarak koşullu

salıverme sonrası hak ederek tahliye tarihi dolmadan suç işlenmesi nedeniyle

gereği için yazı yazılmasına karar vermiştir.

10. Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığı 1/2/2013 tarihinde, Şırnak

Ağır Ceza Mahkemesinden başvurucu hakkında verilen koşullu salıverme kararının

geri alınmasını talep etmiştir. Mahkemenin 7/2/2013 tarihli kararı ile başvurucunun

hak ederek tahliye tarihi dolmadan yeni bir suç işlediği belirtilerek başvurucu

hakkında verilen koşullu salıverme kararının geri alınmasına ve sonraki suçun

işlendiği tarihten (31/10/2007) hak ederek tahliye tarihine kadar (29/9/2015)

olan ceza süresinin aynen çektirilmesine karar verilmiştir.

11. Başvurucu 25/11/2013 tarihinde, daha ağır bir suç

işlenmemesi, dolayısıyla koşullu salıvermenin geri alınması kararının hukuka

aykırı olduğunu, kanun gereği cezasından on yıllık sürenin mahsup edilmesi gerektiğini

belirterek karara itiraz etmiştir. Siirt Ağır Ceza Mahkemesinin 6/1/2013(4)

tarihli kararı ile "kararda bir

isabetsizlik görülmediği" gerekçesiyle itirazın kesin olarak

reddine karar verilmiştir.

12. Başvurucu, anılan kararı 29/1/2014 tarihinde öğrendiğini

bildirmiştir.

13. Başvurucu 26/2/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

1. Kanun Metinleri

14. 21/12/2010 tarihli ve 4616 sayılı 23 Nisan 1999 Tarihine

Kadar İşlenen Suçlardan Dolayı Şartla Salıverilmeye, Dava ve Cezaların

Ertelenmesine Dair Kanun'un 1. maddesinin ilgili bölümleri şöyledir:

"23 Nisan 1999 tarihine kadar işlenen

suçlar nedeniyle;

...

2. (Yeniden düzenleme: 21/5/2002-4758/1 md.) Müebbet ağır hapis cezasına hükümlü olanların veya

şahsî hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkûm edilenlerin ya da aldıkları ceza

herhangi bir nedenle şahsî hürriyeti bağlayıcı cezaya dönüştürülenlerin tâbi

oldukları infaz hükümlerine göre çekmeleri gereken toplam cezalarından on yıl

indirilir. İndirim, verilen her bir ceza için ayrı ayrı değil, toplam ceza

üzerinden bir defaya mahsus yapılır. Ancak bir kişinin muhtelif suçlarından

dolayı cezaları ayrı ayrı tarihlerde verilmiş olsa bile, bu cezaların toplamı

üzerinden yapılacak indirim on yılı geçemez.

Birinci paragraf hükümlerine göre çekmeleri

gereken toplam cezalarından on yıllık indirim yapıldıktan sonra ceza süresi

dolmuş olanlar, iyi halli olup olmadıklarına bakılmaksızın ve istemleri

olmaksızın derhal; toplam cezaları on yıldan fazla olanlar kalan cezalarını

çektikten sonra şartla salıverilirler.

...

4. (Yeniden düzenleme: 21/5/2002-4758/1 md.) 23 Nisan 1999 tarihine kadar işlenmiş ve ilgili kanun

maddesinde öngörülen şahsî hürriyeti bağlayıcı cezanın üst sınırı on yılı

geçmeyen suçlardan dolayı haklarında henüz takibata geçilmemiş veya hazırlık

soruşturmasına girişilmiş olmakla beraber dava açılmamış veya son soruşturma

aşamasına geçilmiş olmakla beraber henüz hüküm verilmemiş veya verilen hüküm

kesinleşmemiş ise, davanın açılması veya kesin hükme bağlanması ertelenir;

varsa tutukluluk halinin kaldırılmasına karar verilir. Bu suçlarla ilgili dosya

ve deliller, her bir suçun dava zamanaşımı süresinin sonuna kadar muhafaza

edilir.

Erteleme konusu suçun dava zamanaşımı süresi

içinde bu suç ile aynı cins veya daha ağır şahsî hürriyeti bağlayıcı cezayı

gerektiren bir suç işlendiğinde, erteleme konusu suçtan dolayı da dava açılır

veya daha önce açılmış bulunan davaya devam edilerek hüküm verilir. Bu süre,

erteleme konusu suç ile aynı cins veya daha ağır şahsî hürriyeti bağlayıcı

cezayı gerektiren bir suç işlenmeksizin geçirildiğinde, ertelemeden yararlanan

hakkında kamu davası açılmaz; açılmış olan davanın ortadan kaldırılmasına karar

verilir.

...

5. Ancak;

a) Türk Ceza Kanununun 125 ilâ 157, 161, 162,

168, 171, 172, 188, 191, 192, 202, 205, 208, 209, 211 ilâ 214, 216 ilâ 219,

240, 243, 264, 298, 301 ilâ 303, 305 inci maddelerinde, 312 nci

maddenin ikinci fıkrasında, 313 üncü maddesinde, 314 üncü maddesinin birinci

fıkrasında, 339 ilâ 349, 366, 367, 383, 394, 403 ilâ 408, 414 ilâ 418 ve 503

ilâ 506 ncı maddelerinde,

...

yer alan suçları işleyenler hakkında bu madde

hükümleri uygulanmaz."

15. 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik

Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un "Koşullu

salıverilme" kenar başlıklı 107. maddesinin ilgili bölümleri

şöyledir:

(1) Koşullu salıverilmeden yararlanabilmek

için mahkûmun kurumdaki infaz süresini iyi hâlli olarak geçirmesi gerekir.

(2) ... diğer süreli hapis cezalarına mahkûm

edilmiş olanlar cezalarının üçte ikisini infaz kurumunda çektikleri takdirde,

koşullu salıverilmeden yararlanabilirler.

...

(11) Bir hükümlünün koşullu salıverilmesi

hakkında ceza infaz kurumu idaresi tarafından hazırlanan gerekçeli rapor, hükmü

veren mahkemeye; hükümlü başka bir yerde bulunuyorsa o yerde bulunan aynı

derecedeki mahkemeye verilir.

Mahkeme, bu raporu uygun bulursa hükümlünün

koşullu salıverilmesine dosya üzerinden karar verir. Mahkeme, raporu uygun

bulmadığı takdirde gerekçesini kararında gösterir. Bu kararlara karşı itiraz

yoluna gidilebilir.

(12) Koşullu salıverilen hükümlünün, denetim

süresinde hapis cezasını gerektiren kasıtlı bir suç işlemesi veya kendisine

yüklenen yükümlülüklere, hâkimin uyarısına rağmen, uymamakta ısrar etmesi

hâlinde koşullu salıverilme kararı geri alınır.

(13) Koşullu salıverilme kararının geri

alınması hâlinde hükümlünün;

a) Sonraki suçu işlediği tarihten itibaren

kalan cezasının aynen,

...

Ceza infaz kurumunda çektirilmesine karar

verilir. Koşullu salıverilme kararının geri alınmasından sonra aynı hükmün

infazı ile ilgili bir daha koşullu salıverilme kararı verilmez.

(14) Denetim süresi yükümlülüklere uygun ve

iyi hâlli olarak geçirildiği takdirde, ceza infaz edilmiş sayılır.

(15) Koşullu salıverilme kararının geri

alınmasına;

a) Hükümlü geri kalan süre içinde işlediği

kasıtlı bir suçtan dolayı hapis cezasına mahkûm edilirse, hükmü veren ilk

derece mahkemesi veya bölge adliye mahkemesi tarafından,

...

Dosya üzerinden karar verilir. Bu kararlara

karşı itiraz yolu açıktır.

..."

16. 765 sayılı mülga Kanun'un 17. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

"Şartla salıverilmiş olan hükümlü, geri

kalan süre içinde işlediği kasıtlı bir cürümden dolayı şahsi hürriyeti

bağlayıcı bir cezaya mahkum olur veya mecbur olduğu şartları yerine getirmez ise,

şartla salıverilme kararı geri alınır. Bu takdirde suçun işlendiği tarihten

sonraki kısım hükümlünün ceza süresine mahsup edilmeyerek aynen çektirilir ve

şartla salıverilmeye esas teşkil eden hükmün infazı ile ilgili olarak bir daha

şartla salıverilmeden yararlanamaz."

2. Yargıtay Kararları

17. Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 16/3/2010 tarihli ve E.2010/212,

K.2010/1559 sayılı ilamının ilgili bölümü şöyledir:

"...

Sinop Ağır Ceza Mahkemesi’nin 05.12.2001

tarihli ... kararıyla 4616 sayılı ... Kanun'un 1/2-7. maddesi gereğince

08.12.2001 tarihinden geçerli olmak üzere şartla tahliyesine karar verilen

hükümlünün, bihakkın tahliye tarihi olan 07/04/2022 tarihinden önce 22.06.2003

tarihinde kasıtlı bir suç işlediğinden, hükümlünün koşullu salıverilme

kararının geri alınmasına ve 22/06/2003 tarihi ile 07/04/2022 tarihi arasındaki

sürenin aynen çektirilmesine karar verilmesi gerekirken,yazılı

şekilde verilen karara karşı itirazın kübulü yerine

reddine dair Bakırköy 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 28/08/2009 tarihli ... kararı

yasaya aykırı[dır.]"

18. Aynı Dairenin 16/6/2010 tarihli ve E.2010/3288, K.2010/4502

sayılı ilamının ilgili bölümü şöyledir:

"...

4616 sayılı Yasanın 4758 sayılı Yasayla

değişik 1. maddesinin 2. bendi uyarınca, tabi oldukları infaz hükümlerine göre çekmeleri

gereken toplam cezalarından on yıllık indirim yapıldıktan sonra ceza süresi

dolmuş olanların, iyi halli olup olmadıklarına bakılmaksızın, toplam cezaları (içtimalı) on yıldan çok olanlar kalan cezalarını çektikten

sonra koşullu salıverilirler hükmüne yer vermiştir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 05/02/2002

tarihli ve 2002/6-42-156 sayılı kararında da açıklandığı gibi, koşullu

salıverilmeye esas alınan ilk suçun ve gerekse koşullu salıverilmenin geri

alınmasına neden olan ikinci suçun, süre ve diğer koşulları yönünden 4616

sayılı Yasanın kapsamında bulunması halinde:

a)Koşullu salıverilme kararının geri alınması

ile aynen infazına karar verilen ilk suçun cezasının tümüyle;

b)Koşullu salıverilme kararının geri

alınmasına neden olan ikinci suç için 647 sayılı Yasanın 19 ve ek 2. maddeleri

uygulanarak belirlenecek infazı gereken sürenin;

Toplamı üzerinden 4616 sayılı Yasanın 4758

sayılı Yasa ile değişik hükümleri uyarınca yapılan on yıllık sürenin

indirilmesinden sonra kalan sürenin çektirilmesi gerekmektedir.

Bu açıklamanın ışığında dosya kapsamına göre;

hükümlünün durumu değerlendirildiğinden;

... hükümlünün koşullu salıverilmesinin 5275

sayılı ...Kanun’un 107. maddesi uyarınca koşullu salıverilmesinin geri

alınmasına neden olan; ikinci suçun 19/11/2009 tarihinde işlenmiş olduğundan ve

suç tarihi itibariyle 4616 sayılı Yasa kapsamı dışında kaldığından, anılan

hükümlünün cezasından toplam 10 yıllık indirim yapılmasına da imkan

bulunmamaktadır.

..."

19. Aynı Dairenin 28/2/2013 tarihli ve E.2012/6224, K.2013/1575

sayılı ilamının ilgili bölümü şöyledir:

"...

4616 sayılı Yasanın 1. maddesinin 1.

fıkrasının 4. bendinin 2 nolu parağrafının

infaz aşamasında verilen koşullu salıverilme kararının geri alınması ile ilgili

olarak uygulanma olanağı bulunmamaktadır.Bu hüküm

devam edendavalardaverilen 'davanın kesin hükme

bağlanmasının ertelenmesi' kararının kaldırılmasına ilişkindir. İnfaz

aşamasında koşullu salıverilmeden sonra koşullu salıverilmenin geri alınma

şartlarını gösteren bir hüküm 4616 sayılı Yasada yer almamaktadır.

Somut durumda koşullu salıverilmenin geri

alınmasının şartlarını gösteren hükümler 765 sayılı TCK.nun

17 ve 5275 sayılı CGTİHK.nun 107. maddeleridir. Her

iki maddede de koşullu salıverilen hükümlünün denetim süresi içerisinde hapis

cezasını gerektiren kasıtlı bir suç işlemesi durumunda koşullu salıverilme

kararının geri alınacağı ve ikinci suçu işlediği tarih ile ilk suç açısından

bihakkın tahliye tarihi arasındaki sürenin aynen infaz edileceği

belirtilmektedir. Bu durum karşısında denetim süresi içerisinde işlenen suçun

koşullu salıverilme kararı verilen suç ile aynı cins olması gerekmemektedir.

Denetim süresi içerisinde işlenen ikinci suçun kasıtlı bir suç olması, bu suçun

hapis cezasını gerektiren bir suç olması ve bu suç nedeniyle hapis cezası

verilmiş olması yeterlidir.

..."

20. Aynı Dairenin 30/9/2013 tarihli ve E.2013/3295, K.2013/5297

sayılı ilamının ilgili bölümü şöyledir:

"...

Gerek 22/12/2000 günlü resmi gazetede

yayımlanarak yürürlüğe giren 4616 sayılı ... Kanun ile gerekse bu yasanın bazı

maddelerinin Anayasa Mahkemesi tarafından iptali üzerine aynı tarihte yeniden

düzenlenerek 28 Mayıs 2002 günlü resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren ve

daha lehe olan 4758 sayılı ... Kanun'a göre;

...

... düzenlemedeki –aynı cins suç- kavramını 765

sayılı TCK. nun da yer alan kabahat ve cürüm

şeklindeki suç ayrımına göre anlamak gerekir. 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe

giren 5237 sayılı TCK.nun da kabahat ve cürüm ayırımı

kaldırılmış, ağır hapis, hapis ve hafif hapis şeklindeki düzenlemeye son verilerek,

süresi ne olursa olsun tüm hürriyeti bağlayıcı cezalar- hapis- olarak

nitelendirilmiştir.

Nitekim Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı

Hakkında Kanunun 107/12. maddesinde 'koşulu salıverilen hükümlünün, denetim

süresinde hapis cezasını gerektiren kasıtlı bir suç işlemesi…' şeklindeki

düzenlemede konu açıklığa kavuşturulmuştur.

Sonuçta, bihakkın tahliye süresi içinde

işlenen ikinci suçun para cezası gerektiren suç dışında hapis cezasını

gerektiren kasıtlı bir suç olması, birinci suçtan dolayı verilen koşulu

salıverilme kararının geri alınmasını gerektirecektir.

..."

B. Uluslararası Hukuk

1. Sözleşme Metinleri

21. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "Özgürlük ve güvenlik hakkı" kenar

başlıklı 5. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili bölümü şöyledir:

"Herkes özgürlük ve güvenlik hakkına

sahiptir. Aşağıda belirtilen haller dışında ve yasanın öngördüğü usule uygun

olmadan hiç kimse özgürlüğünden yoksun bırakılamaz:

a) Kişinin, yetkili bir mahkeme tarafından

verilmiş mahkûmiyet kararı sonrasında yasaya uygun olarak tutulması;

..."

2. Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesinin İçtihadı

22. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre kanun gereği

yetkilendirilmiş, yürütme organı ve taraflardan bağımsız ve yeterli güvencelere

sahip yargısal organ olarak Mahkemece verilen ve özgürlükten mahrumiyete yol

açan her türlü mahkûmiyet kararı, Sözleşme'nin 5. maddesinin (1) numaralı

fıkrasının (a) bendi kapsamına girmektedir (Engel

ve diğerleri/Hollanda, B. No: 5100/71, 5101/71, 5102/71, 5354/72,

5370/72, 8/6/1976, § 68). Anılan bentte yer alan "sonra" ifadesi, tutmanın sadece zaman

bakımından mahkûmiyetin ardından gelmesi anlamına gelmemektedir. Aynı zamanda

tutma, mahkûmiyetin bir sonucu olmalı; mahkûmiyetin ardından ve mahkûmiyete

bağlı olarak veya mahkûmiyet sebebiyle gerçekleşmelidir (Weeks/Birleşik Krallık, B. No: 9787/82, 2/3/1987, § 42). Kısacası

mahkûmiyet kararı ile söz konusu özgürlükten yoksun bırakma arasında yeterli

bir nedensellik ilişkisi bulunmalıdır (Monnell ve Morris / Birleşik Krallık, B. No: 9562/81, 9818/82,

2/3/1987, § 40).

23. AİHM, Sözleşme'nin 5. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a)

bendinin, bir mahkûmun af yasasından ya da erkenden şartlı tahliye veya kesin

tahliye durumlarından yararlanmasını güvence altına almadığını belirtmektedir (Alican Demir/Türkiye, B. No: 41444/09,

25/2/2014, § 89). Ancak yetkili makamların, bu tür bir tedbirden faydalanmak

için kanunda belirtilen koşulları yerine getiren herkese, herhangi bir takdir

yetkileri bulunmadan bu tedbiri uygulamakla yükümlü olmaları hâlinde durum

farklı olacaktır (Del Rio Prada/İspanya [BD], B. No: 42750/09, 21/10/2013,

§ 126).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

24. Mahkemenin 16/2/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

25. Başvurucu, mahkûmiyetine karar verilen 765 sayılı mülga

Kanun'un 430. maddesi kapsamındaki suçun 4616 sayılı Kanun kapsamında olması

nedeniyle bu suçtan verilen cezanın tamamen ertelendiğini, hakkında yalnızca

765 sayılı mülga Kanun'un 414. maddesi kapsamındaki suç dolayısıyla koşullu

salıverme uygulandığını, buna göre koşullu salıverme ve erteleme hükümlerinin

de her bir suç için ayrı olarak uygulanması gerektiğini, her iki suçtan verilen

koşullu salıvermenin geri alınmasının 4616 sayılı Kanun'a göre hukuka aykırı

olduğunu belirterek Anayasa'nın 19., 36., 38. ve 40. maddeleri ile tanınan

temel hak ve hürriyetlerinin ihlal edildiğini ileri sürmüş; hak ihlali tespiti

ile birlikte yeniden yargılama kararı verilmesini talep etmiştir.

B. Değerlendirme

26. Anayasa'nın 19. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:

"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine

sahiptir.

Şekil ve şartları kanunda gösterilen:

Mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı

cezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi; ... halleri dışında

kimse hürriyetinden yoksun bırakılamaz."

27. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Somut olayda başvurucunun iddialarının özü,

koşullu salıvermenin geri alınması kararının hukuki bir dayanağının

bulunmadığına ve dolayısıyla hukuka aykırı olarak hürriyetinden yoksun

bırakıldığına ilişkin olduğundan başvurunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı

kapsamında incelenmesi gerekir.

28. Anayasa'nın 19. maddesinin birinci fıkrasında herkesin kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkına sahip olduğu ilke olarak konulduktan sonra

ikinci ve üçüncü fıkralarında şekil ve şartları kanunda gösterilmek şartıyla

kişilerin özgürlüğünden mahrum bırakılabileceği durumlar sınırlı olarak

sayılmıştır. Dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının kısıtlanması

ancak Anayasa'nın anılan maddesi kapsamında belirlenen durumlardan herhangi birinin

varlığı hâlinde söz konusu olabilir (Murat

Narman, B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 42).

29. Kişilerin fiziksel hürriyetlerini güvence altına alan

Anayasa'nın 19. maddesinin, kişi hürriyetinin kısıtlanmasına imkân tanıdığı

durumlardan biri de maddenin ikinci fıkrasında "mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların ve güvenlik

tedbirlerinin yerine getirilmesi" olarak belirlenmiştir. Bu

nedenle yargı organlarınca verilecek mahkûmiyet kararları kapsamında hapis

cezasının veya güvenlik tedbirlerinin infaz edilmesi kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkını ihlal etmez (Tahir Canan

(2), B. No: 2013/839, 5/11/2014, § 33).

30. Mahkemelerce verilmiş mahkûmiyet kararlarının yerine

getirilmesi dolayısıyla ortaya çıkan özgürlükten yoksun bırakma hâlleri, Anayasa'nın

19. maddesinin ikinci fıkrası kapsamına dâhil ise de anılan kural, mahkûmiyet

kararının değil tutmanın hukuka uygun olmasını güvence altına almaktadır.

Dolayısıyla bu güvence kapsamında, kişi hakkında hükmedilen hapis cezasının

yerindeliği veya orantılılığı incelemeye tabi tutulamaz (Günay Okan, B. No: 2013/8114, 17/9/2014, §

18).

31. Anayasa'nın 19. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen

"mahkemelerce verilmiş hürriyeti

kısıtlayıcı cezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi" ile bağlantılı bir ihlal iddiası söz

konusu ise Anayasa Mahkemesinin görevi kişinin hürriyetten yoksun

bırakılmasının kısmen ya da tamamen bu koşullarda gerçekleşip gerçekleşmediğini

tespit etmekle sınırlıdır. Bir kimse Anayasa'da yer alan diğer sebepler

(yakalama, gözaltı ve tutuklama gibi) dışında ancak "mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların

ve güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi" kapsamında

hürriyetinden yoksun bırakılabilir. Eğer tutmanın kısmen veya tamamen bu

koşulları taşımadığı tespit edilirse bu durumun meşru bir amacının olduğundan

veya ölçülü olduğundan söz edilemez, doğrudan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı

ihlal edilmiş olur.

32. Bir mahkûmiyet kararının infazına ilişkin olarak Anayasa'nın

19. maddesi açık bir hüküm içermemektedir. Bununla birlikte Anayasa'nın 19.

maddesinin amacı kişileri keyfî bir şekilde hürriyetten yoksun bırakılmaya

karşı korumak olup maddede öngörülen istisnai hâllerde kişi hürriyetine

getirilecek sınırlamaların da maddenin amacına uygun olması gerekir (Abdullah Ünal, B. No: 2012/1094, 7/3/2014,

§ 38). Bir kimsenin "mahkemelerce

verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine

getirilmesi" kapsamında

hürriyetinden yoksun bırakıldığının söylenebilmesi için her şeyden önce

hürriyeti kısıtlayıcı ceza veya güvenlik tedbirinin bir mahkeme tarafından

verilmesi gereklir. Nitekim Anayasa Mahkemesi bir

askere, üstü tarafından verilen oda hapsi cezasının "yetkili bir

mahkeme" tarafından verilmediğini belirterek Anayasa'nın 19. maddesinin

ikinci fıkrasının ihlal edildiğine karar vermiştir (Hasan Baki Gülcan, B. No:2013/760, 12/3/2015, §§ 36-50).

İkinci olarak yerine getirilecek kararın hürriyeti kısıtlayıcı ceza veya

güvenlik tedbirlerine ilişkin olması gerekir. Ceza veya güvenlik tedbiri

içermeyen bir karara dayanılarak bir kimsenin hürriyetinden yoksun bırakılması

mümkün değildir. Son olarak hürriyetten yoksun bırakılmanın mahkemece verilen

hürriyeti kısıtlayıcı ceza veya güvenlik tedbirinin kapsamını aşmaması gerekir.

33. Bu itibarla hükümlülerin ceza infaz kurumlarında kalacağı

süreyi doğrudan veya dolaylı olarak etkileyen durumların Anayasa'nın 19.

maddesinde tanımlanan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında

değerlendirilmesi gerektiği Anayasa Mahkemesince kabul edilmiştir (İbrahim Uysal, B. No: 2014/1711,

23/7/2014, § 26; Günay Okan,§

13). Koşullu salıverme ve koşullu salıvermenin geri alınmasına ilişkin kurallar

gereği cezaevinde kalınması gereken süre, hürriyeti bağlayıcı cezanın yerine

getirilmesinin kapsamına dâhildir.

34. Mahkeme tarafından verilen bir mahkûmiyet kararının

infazının sağlanması ve bu bağlamda ceza infaz kurumunda tutulma süresi

bakımından ceza mahkemesinin kararına uygun hareket edilmesi kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının korunması açısından zorunludur. Dolayısıyla hükümlülerin

ceza infaz kurumunda kalacakları sürenin, mahkûmiyet kararına ve ilgili

mevzuata uygun olması Anayasa'nın 19. maddesinin ikinci fıkrasının birinci

cümlesi kapsamında güvence altına alınmıştır (İbrahim

Uysal, § 32). Bununla birlikte Anayasa'da yer alan hak ve

özgürlükler ihlal edilmediği sürece derece mahkemelerinin kararlarındaki

kanunun yorumuna ya da maddi veya hukuki hatalara dair hususlar bireysel

başvuru incelemesinde ele alınamaz (Abdullah

Ünal, § 39). 4616 sayılı Kanun'un koşullu salıvermeye, 5275 sayılı

Kanun'un koşullu salıvermenin geri alınmasına ilişkin hükümlerinin nasıl

uygulanacağı ve bu itibarla hukuk kurallarının yorumu ile somut olaylara

uygulanması derece mahkemelerinin takdir yetkisi kapsamındadır.

35. Koşullu salıverilme cezanın çektirilmesinin

kişiselleştirilmesi, başka bir deyişle cezaevindeki tutum ve davranışlarıyla

(iyi hâliyle) topluma uyum sağlayabileceği izlenimini veren hükümlünün şarta

bağlı olarak ödüllendirilmesidir. Suçlunun kendisine verilen cezadan daha kısa

bir sürede uslanması, eyleminden pişmanlık duyması ve bunu iyi davranışıyla

kanıtlaması durumunda cezaevinde daha fazla kalması gereksiz olabilir. Bu

durumda koşullu salıverilme, infaz sistemindeki en etkili araçtır. Koşullu

salıverilmenin en önemli ögeleri, cezanın belirli bir süre çekilmiş olması,

hükümlünün bu süre içinde iyi hâl göstermesi, koşullu salıverildikten sonra

gözetim altında kalması ve koşullu salıverilmenin gereklerine uyulmaması

durumunda koşullu salıverilme kararının geri alınabilmesidir (Günay Okan, § 20; AYM, E.2001/4,

K.2001/332, 18/7/2001).

36. Anayasa'nın 19. maddesinin ikinci fıkrası bir hükümlünün

koşullu salıvermeden otomatik olarak yararlandırılmasını güvence altına

almamaktadır. Ancak koşullu salıvermeden yararlanmak için Kanun'da öngörülen

tüm şartları taşıyan hükümlüler bakımından ilgili yargı organlarının takdir

yetkisinin bulunmadığı (belli bir sürenin çekilmiş olduğu) durumlarda koşullu

salıverme hükümlerinin uygulanmaması, kişilerin keyfî olarak hürriyetlerinden

yoksun bırakılmalarını yasaklayan Anayasa'nın 19. maddesi ile bağdaşmayacaktır

(Konuya ilişkin AİHM'in yaklaşımı bakımından bkz. §

23).

37. Koşullu salıverilme kararının geri alınması nedeniyle

kişinin yeniden hapsedilmesi durumunda infazına karar verilen ceza ile önceki

mahkûmiyeti arasındaki nedensellik bağının kesilmemiş olması gerekir (Benzer

yöndeki AİHM değerlendirmesi için bkz. § 22). Buradaki tutma, koşullu olarak

salıverilen cezanın infazı kapsamında olmalıdır. Koşullu salıverilme kararının

geri alınması kararı, koşullu salıvermeye ilişkin kanunda ya da mahkeme

kararında belirtilen amaç ile bağlantılı olmayan bir sebebe ya da bununla

ilgili olmayan bir değerlendirmeye dayanmamalıdır.

38. Koşullu salıverilmeye ilişkin hükümlerin yer aldığı kanun

maddelerine göre koşullu salıverilen hükümlünün denetim süresinde hapis

cezasını gerektiren kasıtlı bir suç işlemesi veya kendisine yüklenen

yükümlülüklere, hâkimin uyarısına rağmen uymamakta ısrar etmesi hâlinde koşullu

salıverilme kararı geri alınır. Koşullu salıverilme kararının geri alınması

hâlinde hükümlünün sonraki suçu işlediği tarihten itibaren hak ederek tahliye

tarihine kadar kalan cezasının aynen infazına karar verilir. Koşullu

salıverilme kararının geri alınmasından sonra aynı hükmün infazı ile ilgili bir

daha koşullu salıverilme kararı verilemez. Buna karşılık hükümlünün denetim

süresini yükümlülüklere uygun ve iyi hâlli olarak geçirmesi hâlinde ceza infaz

edilmiş sayılır (Günay Okan, §

25).

39. 4616 sayılı Kanun'un 1. maddesi uyarınca koşullu salıverme

kararının verilmesi için hükümlünün iyi hâlli olması şartı aranmamıştır. Buna

göre çekmeleri gereken toplam cezalarından on yıllık indirim yapıldıktan sonra

ceza süresi dolmuş olanlar, iyi hâlli olup olmadıklarına bakılmaksızın ve

istemleri olmaksızın derhâl; toplam cezaları on yıldan fazla olanlar, kalan

cezalarını çektikten sonra şartla salıverilirler. Anılan Kanun'da koşullu

salıvermenin geri alınmasına ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır. Bu bakımdan

4616 sayılı Kanun uyarınca koşullu olarak salıverilen hükümlüler hakkında da

koşullu salıvermenin geri alınması müessesinin uygulanması genel hükümlere göre

tabidir.

40. Dolayısıyla 4616 sayılı Kanun hükümleri uyarınca koşullu

salıverilen hükümlüler yönünden de denetim süresince hapis cezasını gerektiren

kasıtlı bir suç işlenmesi hâlinde 765 sayılı mülga Kanun'un 17. maddesinin

birinci fıkrası ve/veya 5275 sayılı Kanun'un 107. maddesinin (12) numaralı

fıkrası uyarınca koşullu salıverme kararı geri alınacaktır. Yargıtay

uygulamasında da belirtildiği üzere bu suçun koşullu salıverilen suç ile aynı

cins veya daha ağır hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektiren bir suç olup

olmamasının bir önemi bulunmamaktadır. Sonradan denetim süresi içinde işlenilen suçun kasıtlı bir suç olması, bu suçun yaptırım

olarak da hapis cezasını gerektirmesi ve hapis cezası verilmiş olması koşullu

salıvermenin geri alınması için yeterlidir (bkz. § 19).

41. Öte yandan Yargıtay, 4616 sayılı Kanun'un devam eden

davalarda verilen "davanın kesin hükme bağlanmasının ertelenmesi" kararının

kaldırılmasına ilişkin olarak getirdiği dava zamanaşımı süresi içinde işlenilen suçun aynı cins veya daha ağır hürriyeti

bağlayıcı cezayı gerektiren bir suç olması koşulunu, 765 sayılı Kanun'da yer

alan kabahat ve cürüm ayrımı olarak anlamak gerektiğine işaret etmektedir.

Yargıtay kararında da belirtildiği üzere 5237 saylı Kanun'da kabahat ve cürüm

ayırımı kaldırılmış; ağır hapis, hapis ve hafif hapis şeklindeki düzenlemeye

son verilerek süresi ne olursa olsun tüm hürriyeti bağlayıcı cezalar "hapis"

olarak nitelendirilmiştir (bkz. § 20).

42. Somut olayda ırza geçme suçundan 7 yıl 6 ay ve alıkoyma

suçundan 7 yıl 6 ay olmak üzere toplam 14 yıl 12 ay (ağır) hapis cezasına

mahkûm edilen başvurucu, anılan cezanın infazı kapsamında 4616 sayılı Kanun

hükümleri uygulanarak 6/10/2003 tarihinde koşullu olarak salıverilmiştir.

Başvurucun, hak ederek tahliye tarihinden (29/9/2015) önce denetim süresi

içinde 31/10/2007 tarihinde kasıtlı bir suç (çocuğun basit cinsel istismarı)

işlemesi nedeniyle hakkındaki koşullu salıvermenin geri alınmasına karar

verilmiştir.

43. Başvurucunun koşullu olarak salıverildiği tarihte yürürlükte

bulunan 765 sayılı Kanun'un 17. maddesinde ve koşullu salıvermenin geri

alınması kararına dayanak olan suçun işlendiği tarihte yürürlükte bulanan 5275

sayılı Kanun'un 107. maddesinde, koşullu olarak tahliyesine karar verilen

hükümlülerin hak ederek tahliye tarihine kadar hapis cezası gerektiren kasıtlı

bir suç işlemeleri hâlinde koşullu salıvermenin geri alınacağı belirtilmiştir

(bkz. §§ 15, 16). Diğer yandan başvurucunun mahkûmiyetine konu suçlar yönünden

erteleme ve koşullu salıverme hükümlerinin ayrı uygulanması gerektiği yönündeki

şikâyeti bakımından hem 4616 sayılı Kanun kapsamında bulunan hem de anılan

Kanun kapsamında olmayan suçlarailişkin olarak

koşullu salıverme ile koşullu salıvermenin geri alınması müesseselerinin nasıl

uygulanacağı Yargıtay kararlarıyla ortaya konulmuştur (bkz. §§ 17-20).

44. Buna göre koşullu salıverilme tarihinden sonra denetim

süresi içinde kasıtlı bir suç işleyen başvurucu hakkında koşullu salıvermenin

geri alınmasına ve sonraki suçu işlediği tarihten itibaren hak ederek tahliye

tarihine kadar kalan cezasının aynen infazına karar verilmesinin kanunun

öngördüğü şekilde olduğu ve bu uygulamanın koşullu salıvermenin amacına da

aykırı olmadığı sonucuna varılmıştır.

45. Açıklanan nedenlerle başvurucunun iddiasına ilişkin olarak

bir ihlalin olmadığı açık olduğundan başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekmektedir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

16/2/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh KALELİ

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Raportör

:

Aydın ŞİMŞEK

Başvurucu

:

Şaban DAL

Vekili

:

Av. İbrahim

KIRIKCI

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/2891, 16 Şubat 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucunun İddiaları
  11. B. Değerlendirme
  12. A. Başvurunun açıkça
  13. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  14. Gökcan
  15. Kırıkcı
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/2891
Tarih
16 Şubat 2017

İlgili Kararlar

  • M. A. ve E. A. Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2014/16587)
  • Ümraniye Şimşek ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/8279)
  • Boyacıköy Panayia Evangelistra Kilisesi ve Mektebi Vakfı Başvurusu (B. No: 2015/17576)
  • Emine Yıldız Başvurusu (B. No: 2014/12324)
  • M. A. İ. Başvurusu (B. No: 2014/20493)
  • Osmanoğlu İnşaat Eğitim Gıda Temizlik Hizmetleri Petrol Ürünleri Sanayi Ticaret Limited Şirketi Başvurusu (B. No: 2014/8649)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.