İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Emine Yıldız Başvurusu (B. No: 2014/12324)

1. Başvuru, sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanan alacak davasında

Başvuru No2014/12324Tarih1 Şubat 2017Okuma15 dk · 2.945 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkincibölüm Emine Yıldız Başvurusu İkinci Bölüm

Karar tarihi
1 Şubat 2017
Başvuru Numarası
2014/12324
R.G. Tarih ve Sayı
14/3/2017 - 30007
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.945 kelime·15 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanan alacak davasında

yemin delilini kullanma hakkının tanınmaması nedeniyle silahların eşitliği

ilkesinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 17/7/2014 tarihinde İstanbul

9. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin

idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına

engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 30/3/2015

tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından

yapılmasına karar verilmiştir.

4. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için 25/3/2016

tarihinde Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş

bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıylaerişilen

bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

6. Başvurucuya karşı, ciro yoluyla kendisine intikal eden 2.500

TL bedelli iki adet çek nedeniyle mükerrer ödeme yapıldığı iddiasıyla sebepsiz

zenginleşmeden kaynaklanan alacak davası açılmıştır.

7. Bakırköy 7. Sulh Hukuk Mahkemesi (Mahkeme) 27/2/2009

tarihli ve E.2008/1519, K.2009/242 sayılı kararı ile davayı reddetmiştir.

Gerekçeli kararın ilgili kısmı şöyledir:

"...

Mahkememizce davanın vasıf ve mahiyetigöz önünde bulundurularak alacak mahiyetindeki

davanın infazı itibarıyla mahkememizin E.2007/233 sayılı dosyasında

yargılamanın mahkememizde yürütüldüğü ve karara bağlandığı aynı benzer

mahiyette olup sadece tarafları farlı olduğundan davalı tarafın yetkisizlik

itirazı mahkememizce yerinde görülmeyerek talebin reddine karar verilmiştir.

Mahkememizce tüm dosya kapsamı incelendiğinde,

davacı tarafça her ne kadar çek bedeli ikinci defa ödendiği ve sebepsiz

zenginleme hükümlerine göre 4.000 TL nin alacak

olarak tahsilini talep etmiş ise de ikince defa ödeme yapıldığına ilişkin

dosyaya yeterli kesin ve inandırıcı kanıtlar elde edilemediğinden ve bu hususun

ispatlanamadığı mahkememizin E.2007/233 sayılı dosyası ve kapsamı itibarıyla da

durum göz önüne alınarak açılan davanın reddine karar vermek gerekmiştir.

..."

8. Temyiz üzerine karar, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 17/5/2011 tarihli ve E.2011/5728, K.2011/6032 sayılı ilamı

ile bozulmuştur. Bozma ilamının ilgili kısmı şöyledir:

"...

Dava, mükerrer tahsil edilen çek bedelinin istirdatı istemine ilişkin olup, mahkemece, davacı tarafça

çek bedelinin ikinci kez ödendiğinin kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın

reddine karar verilmiştir.

Oysa, dava dışıE. Gıda San. ve

Tic. A.Ş. tarafından keşide edilen 30/6/2001 tarihli 2.500 YTL meblağlı, yine

7/7/2001 tanzim ve aynı meblağlı çeklerin ödenmemesi üzerine dava dışı şirket

yetkilisi davacı hakkında ceza davası açıldığı ve davacının İstanbul 11. Asliye

Ceza Mahkemesi'nin 28/1/2004 gün E.2001/1806, K.2004/87 sayılı kararı ile

3167sayılıyasaya muhalefet suçundan mahkum edildiği, davalı vekili tarafından

anılan ceza davasındaki şikayetinden 16/2/2007 tarihli dilekçesiyle

vazgeçildiği, dava dışı şirket hesabına keşide edilen dava konusu çeklerin ise

29/8/2002 tarihinde müşteri tarafından Banka'ya iade edildiği, işbu davada dava

konusu edilen bedelinde davalı vekili tarafından tahsil edildiği dosya kapsamı

ve ekleriyle sabittir. Uyuşmazlık, dava konusu çeklerin

bankaya müşteri tarafından iade edilmesinin dava konusu çeklerin ödendiği

anlamına gelip gelmeyeceği, bu bağlamda dava konusu ödemenin mükerrer ödeme

yapılıp sayılmayacağı noktasında toplanmakta olup, mahkemece, çekişmenin özünü

ve esasını oluşturan bu husus açıkça ve denetime elverişli bir şekilde

tartışılmamış, yazılı biçimde soyut bir şekilde davanın reddine karar

verilmiştir.

Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar

ve tespitler doğrultusunda, iddia ve savunmanın BK'nun

88/son maddesi hükmü çerçevesinde yeterince değerlendirilip tartışılmak ve

sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken eksik incelemeye dayalı yazılı

şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün davacı yararına bozulmasına

karar vermek gerekmiştir.

..."

9. Bozma sonrası yapılan yargılamada başvurucu 6/10/2011 tarihli dilekçesinde belirttiği "Davacıya yemin teklif hakkımızı saklı

tutuyoruz. Öte yandan yine mahkemece tüm taleplerimiz de yerinde görülmez ise

davacı tarafa yemin teklif ediyoruz." beyanıyla davacı tarafa

yemin teklif etme hakkını kullandığını belirtmiş, dilekçe içeriğini 14/10/2011 tarihli duruşmada yinelemiştir. Duruşma

tutanağındaki beyanı ise şöyledir:

"Mükerrer ödeme söz konusu değildir.

Karşı tarafın defterleri incelensin gerçek ortaya çıkacaktır. Eğer taleplerimiz

kabul edilmez ise en son olarak yemin teklif hakkımızı kullanacağız."

10. Mahkeme bozma ilamına uymuş; 17/2/2012

tarihli ve E.2011/804, K.2012/105 sayılı kararı ile davayı reddetmiştir.

Gerekçeli kararın ilgili kısmı şöyledir:

"...

Davalı vekili mükerrer bir ödeme söz konusu

olmadığını karşı tarafın defterlerinin incelenmesinde gerçeğin ortaya

çıkacağını bu talepleri kabul edilmez ise son olarak davacı asile yemin teklif

haklarını kullanacaklarını belirtmiştir.

...

Mahkememizce dosya kapsamı incelendiğinde,

Davacı tarafın bilirkişi incelemesi yapılması hususunda verilen ara karara ve

kesin süreye rağmen yerine getiremediklerinden önceki ara kararda olduğu gibi

değişen bir gelişme de olmadığından başkacada yapılacak işlem kalmadığından

mevcut durum karşısında davacı davasının reddine dairkarar

vermek gerekmiştir.

..."

11. Temyiz üzerine karar, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 1/4/2013 tarihli ve E.2012/6062, K.2013/6388 sayılı ilamı

ile bozulmuştur. İlamın ilgili kısmı şöyledir:

"...

Dairemizce verilen bozma kararına uyulmakla

davacı yararına usulü kazanılmış hak teşekkül etmiş olup uyuşmazlık esas

itibariyle dava konusu çeklerin bankaya müşteri tarafından iade edilmesinin

dava konusu çeklerin ödendiği anlamına gelip gelmeyeceği, bu bağlamda dava

konusu ödemenin mükerrer ödeme sayılıp sayılmayacağı noktasında toplanmaktadır.

Bu durumda yapılan açıklamalar ve tespitler doğrultusunda

iddia ve savunmanın 818 sayılı mülga BK'nun 88/son

maddesi hükmü çerçevesinde değerlendirilip tartışılması ve sonucuna göre bir

karar verilmesi gerektiğine işaret edilmiş olmasına rağmen mahkemece bozmaya

uyulduğu halde bozma gerekleri yeterince tartışılmadan sırf davacının defter ve

kayıtlarını sunmaması nedeniyle bilirkişi incelemesi yapılamadığından bahisle

değişen bir durum olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi bozmayı

gerektirmiştir.

..."

12. İkinci bozma sonrası yapılan yargılamada Mahkeme 8/7/2013 tarihli celsede bozma ilamına uyulup uyulmayacağı

hususunda karar vermek üzere duruşmayı ertelemiş, 11/9/2013 tarihli oturumda

bozma ilamına uyarak başvurucunun yokluğunda davanın kabulüne karar vermiştir.

13. Mahkemenin 11/9/2013 tarihli ve

E.2013/434, K.2013/599 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

"...

818 sayılı BK'nun

88. maddesinin ''faizden veya kira bedeli gibi muayyen zamanlarda ödenmesi

lazım gelen sair borçlardan ihtirazi bir kayıt

dermeyan etmeksizin bir taksit için makbuz veren alacaklı ondan evvelki

taksitleri de tahsil etmiş sayılır. Alacaklı resülmal için makbuz vermiş ise

faizlerini de tahsil etmiş sayılır. Senet borçluya iade edildikçe borç sarkıt

olmuş sayılır.'' hükmü dikkate alındığında, müşteri tarafından bankaya her

hangi bir ihtirazi kayıt derneyan

edilmeksizin iade edilen çeklerin bedelinin, hamil ile keşidecinin anlaşması ve

bedelinin hamiline haricen ödenmesi sonucu bankaya iade edildiği aksinin kabülünün hayatın olağan akışına uygun düşmeyeceği

değerlendirilmiş bu nedenle bankaya iade edilen çeklerin ödendiği ve bu

bağlamda da dava konusu yapılan 4000 TL lik ödemenin

mükerrer olduğu sonucuna ulaşılmış olup davanın kabülü

ile 4000 TL nin ödeme tarihi olan 16/2/2007

tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak

davacıya verilmesine dair aşağıdaki hüküm fıkrası oluşturulmuştur.

..."

14. Temyiz üzerine karar, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 6/5/2014 tarihli ve E.2014/1423, K.2014/8624 sayılı ilamı

ile onanmıştır.

15. Onama kararı 19/6/2014 tarihinde

tebliğ edilmiş ve 17/7/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.

B. İlgili Hukuk

16. 22/4/1926 tarihli ve 818 sayılı

mülga Borçlar Kanunu'nun 88. maddesi şöyledir:

"Faizden veya icar bedeli gibi muayyen

zamanlarda ödenmesi lazım gelen sair borçlardan ihtirazi

bir kayıt dermeyan etmeksizin bir taksit için makbuz veren alacaklı ondan

evvelki taksitleri de tahsil etmiş sayılır. Alacaklı resülmal için makbuz

vermiş ise faizlerinide tahsil etmiş sayılır. Senet

borçluya iade edildikte borç sakıt olmuş

sayılır."

17. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 226. maddesi şöyledir:

"(1) Yeminin konusu, davanın çözümü

bakımından önem taşıyan, çekişmeli olan ve kişinin kendisinden kaynaklanan

vakıalardır. Bir kimsenin bir hususu bilmesi onun kendisinden kaynaklanan vakıa

sayılır."

18. 6100 sayılı Kanun'un 227. maddesi şöyledir:

"(1) Uyuşmazlık konusu vakıanın ispatı

için yeminden başka delili olduğunu beyan etmiş olan taraf dahi yemin teklif

edebilir.

(2) Yemin teklif olunan kimse, yemini edaya

hazır olduğunu bildirdikten sonra, diğer taraf teklifinden vazgeçerek başka bir

delile dayanamaz ve yeni bir delil de gösteremez."

19. 6100 sayılı Kanun'un 229. maddesi şöyledir:

"(1) Yemin için davet edilen kimse, tayin

edilen gün ve saatte mahkemede geçerli bir özrü olmaksızın bizzat hazır

bulunmaz yahut hazır bulunup da yemini iade etmez ya da yemini eda etmekten

kaçınırsa yemin konusu vakıaları ikrar etmiş sayılır.

(2) Kendisine yemin iade olunan kimse, yemin

etmekten kaçınırsa yemin konusu vakıa ispat edilememiş sayılır."

20. 6100 sayılı Kanun'un 318. maddesi şöyledir:

"(1) Taraflar dilekçeleri ile birlikte,

tüm delillerini açıkça ve hangi vakıanın delili olduğunu da belirterek bildirmek;

ellerinde bulunan delillerini dilekçelerine eklemek ve başka yerlerden

getirilecek belge ve dosyalar için de bunların bulunabilmesini sağlayan

bilgilere dilekçelerinde yer vermek zorundadır."

21. 6100 sayılı Kanun'un 320. maddesinin (3) numaralı fıkrasının

birinci cümlesi şöyledir:

"Mahkeme, tarafların dinlenmesi,

delillerin incelenmesi ve tahkikat işlemlerinin yapılmasını yukarıdaki fıkrada

belirtilen duruşma hariç, iki duruşmada tamamlar."

22. 6100 sayılı Kanun'un 321. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

"Tahkikatın tamamlanmasından sonra,

mahkeme tarafların son beyanlarını alır ve yargılamanın sona erdiğini

bildirerek kararını tefhim eder. Taraflara beyanda bulunabilmeleri için ayrıca

süre verilmez."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

23. Mahkemenin 1/2/2017 tarihinde

yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

24. Başvurucu, aleyhine açılan alacak

davasında Mahkemenin delilleri yanlış değerlendirdiğini, yetki itirazı ve yemin

teklifinin dikkate alınmadığını, tahkikatın bittiği bildirilmeden ve sözlü

yargılama için gün verilmeden yargılamanın sonuçlandırıldığını, kararın usul ve

kanuna aykırı olduğunu belirterek Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına

alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş; yeniden

yargılama ve tazminat talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

25. Başvurucu; yargılamada 6100 sayılı Kanun'un 186. maddesi

gereği sözlü tahkikat aşamasının uygulanmadığını, yetki itirazı ve yemin

teklifi dikkate alınmadan karar verildiğini belirterek adil yargılanma hakkının

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

26. Başvurucunun şikâyetinin, özellikle yargılama sırasında

yemin delilini kullanma hakkının verilmemesi iddiası ile bağlantılı olarak

hakkaniyete uygun yargılanma hakkının alt unsuru olan silahların eşitliği

ilkesi kapsamında değerlendirilmesi uygun görülmüş; bu aşamada diğer ihlal

iddiaları ile ilgili değerlendirme yapılmasına gerek görülmemiştir.

27. Başvurucunun silahların eşitliği ilkesibağlamında

adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkin başvurusunun açıkça

dayanaktan yoksun olmaması ve kabul edilemezliğine karar verilmesini

gerektirecek başka bir neden de bulunmaması nedeniyle başvurunun kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

28. Başvurucu; yargılama sırasında 6/10/2011

tarihli dilekçede ve 14/10/2011 tarihli duruşmada karşı tarafa yemin teklifinde

bulunduğunu, Mahkemenin bu talebi ile ilgili değerlendirme yapmadan aleyhine karar

verdiğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

29. Yargılama sırasında yemin delilinin kullanılmasına fırsat

tanınmadığı iddiası silahların eşitliği ilkesi kapsamında değerlendirilecektir.

30. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı

Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48.

maddesinin (2) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça

dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

31. 6216 sayılı Kanun’un 49. maddesinin (6) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Bölümlerin, bir mahkeme kararına karşı

yapılan bireysel başvurulara ilişkin incelemeleri, bir temel hakkın ihlal

edilip edilmediği ve bu ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi ile

sınırlıdır. Bölümlerce kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme

yapılamaz.”

32. Yapılan yargılama sırasında tanık

dinletme ve bilirkişi görüşüne başvurulması hakkı da dâhil olmak üzere

delillerin ibrazı ve değerlendirilmesi adil yargılanma hakkının unsurlarından

biri olarak kabul edilen silahların eşitliği ilkesi kapsamında kabul edilmekte

olup bu ilke ve yargılamaya etkin katılım hakkı ile çelişmeli yargılama ilkesi,

adil yargılanma hakkının somut görünümleridir. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın

36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında ilgili hükmü, Avrupa

İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 6. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi (AİHM) içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle gerek Sözleşme'nin

lafzi içeriğinde yer alan gerek AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının

kapsamına dâhil edilen bu ilke ve haklara Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında

yer vermektedir (Güher Ergun ve diğerleri,

B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 38).

33. Taraflar arasında hakkaniyete uygun bir dengenin

sağlanmasını amaçlayan silahların eşitliği ilkesi,mahkeme önünde sahip olunan hak ve

yükümlülükler bakımından taraflar arasında eşitliğin sağlanması ve bu dengenin

yargılamanın her aşamasında korunmasını ifade etmekte olup usule ilişkin bu

güvence gereği uyuşmazlığın her iki tarafına da savunmasının temel dayanağı

olan delilleri sunma imkânı tanınmalıdır (Ramazan

Tosun, B. No: 2012/998, 7/11/2013, § 37; Yüksel Hançer, B. No: 2013/2116, 23/1/2014, § 21).

Silahların eşitliği ilkesi kapsamında aranan usule ilişkin imkânlar noktasındaki

denge, tarafların tanıkları arasında da farklı muamele yapılmamayı gerektirir.

Ancak yargılama sırasında bir tarafın tanığına özel bir ağırlık verilmemişse ve

mahkeme hükmü başka delillerle desteklenerek oluşturulmuşsa silahların eşitliği

ilkesine aykırı ve sonucu itibarıyla bir tarafı diğer taraf karşısında önemli

bir dezavantaj içine sokan bir uygulamanın varlığından söz etmek mümkün

değildir (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Ankerl/Switzerland, B. No: 17748/91, 23/10/1996, § 38).

34. Yargılama makamları, yargılamanın taraflarınca ileri sürülen

iddiaları ve gösterdikleri delilleri gereği gibi incelemek zorundadır. Bununla

birlikte belirli bir davaya ilişkin olarak delilleri değerlendirme ve

gösterilmek istenen delilin davayla ilgili olup olmadığına karar verme yetkisi

esasen derece mahkemelerine aittir. Mevcut yargılamada geçerli olan delil sunma

ve inceleme yöntemlerinin adil yargılanma hakkına uygun olup olmadığını

denetlemek Anayasa Mahkemesinin görevi kapsamında olmayıp Mahkemenin görevi, başvuru

konusu yargılamanın bir bütün olarak adil olup olmadığını değerlendirmektir.

Genel anlamda hakkaniyete uygun bir yargılamanın yürütülebilmesi için

silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri ışığında taraflara

iddialarını sunmak hususunda uygun olanakların sağlanması şarttır. Taraflara,

tanık delili de dâhil olmak üzere delillerini sunma ve inceletme noktasında da

uygun imkânların tanınması gerekir. Bu anlamda delillere ilişkin dengesizlik

veya hakkaniyetsizlik iddialarının da yargılamanın bütünü ışığında

değerlendirilmesi zorunludur (Yüksel Hançer,

§ 22). Ancak bu noktada dikkat edilmesi gereken önemli bir husus, tarafların

tanık ve bilirkişi incelemesi de dâhil ortaya koydukları delillerin

değerlendirilmesi ve özellikle bu taleplerin reddi hâlinde yargılama makamınca

bu karara ilişkin tutarlı şekilde gerekçe gösterilmesi gereğidir (Benzer

yöndeki AİHM kararları için bkz. Vidal/Belgium, B. No: 12351/86, 22/04/1992,

§ 34; Tamminen/Finland, B. No:

40847/98,15/06/2004, §§ 40-42).

35. 6100 sayılı Kanun sistematiğinde

kesin delil olarak öngörülen yemin delilinin şartları, hüküm ve sonuçları

Kanun'un 226. maddesinden itibaren ayrıntılı olarak düzenlenmiş; Kanun'un 229.

maddesinde, yemin için davet edilen tarafın tayin edilen gün ve saatte

mahkemede geçerli bir özrü olmaksızın bizzat hazır bulunmaması yahut hazır

bulunup da yemini iade etmemesi veya yemini eda etmekten kaçınması durumunda

yemin konusu vakıaları ikrar etmiş sayılacağı belirtilmiştir.

36. Başvurucuya karşı açılan alacak davasının konusunun 7/7/2011 tarihli ve 2.500 TL bedelli, 30/6/2001 tarihli ve

2.500 TL bedelli çek bedellerinin mükerrer ödenmesi nedeniyle fazladan ödenen

bedelin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iadesi talebinden ibaret olduğu,

dosyanın davacısının çek bedellerini haricen elden ödediğini iddia ettiği,

karşılıksız çıkan çeklerin müşteri tarafından muhatap bankaya herhangi bir ihtirazi kayıt dermeyan edilmeksizin iade edilmesi

nedeniyle çeklerin bedellerinin hamil ile keşidecinin anlaşması ve bedelinin

hamiline haricen ödenmesi sonucu bankaya iade edildiğinin kabul edilmesinin

zorunlu olduğu, aksinin kabulünün hayatın olağan akışına uygun düşmeyeceği

belirtilerek davanın kabulüne kararverildiği

anlaşılmıştır.

37. Başvurucunun 26/3/2012 tarihli

temyize cevap dilekçesinin (3) numaralı paragrafında geçen "Gerçekte M.D. Tarafından vekili bulunduğumuz

dosya sebebiyle tarafımıza herhangi bir ödeme yapılmamış, ancak müvekkilimizle

aralarında dava konusu çekler nedeniyle çek alacaklısına (davalı Emine

Yıldız'a) 1.000 TL kısmi ödeme yapılarak bakiye 4.000 TL'nin de ödeneceğini, bu

tediyenin yapılmasıyla da ceza davasından feragat edileceğihusunda

şifahi olarak mutabakata varmışlar ve çekler bu nedenle davacıya teslim

edilmiş, karşı tarafta çekleri muhatap bankaya iade etmişti."

beyanıyla çeklerin hangi nedenleiade edildiği hususunuaçıkladığı anlaşılmıştır.

38. Bakırköy 7. Sulh Hukuk Mahkemesinin E.2013/434 sayılı

dosyasında, başvurucunun 6/10/2011 tarihli dilekçesi

ile 14/10/2011 tarihli celsede yemin deliline dayandığını ve yemin teklifinde

bulunduğunu açıkça belirttiği, Mahkemenin ikinci bozmadan sonra verdiği

14/7/2011 tarihli kararın gerekçesinde de başvurucunun yemin teklif etme

hakkını kullanmak istediğini belirttiği anlaşılmıştır.

39. Mahkemenin davayı kabul gerekçesini oluşturan 818 sayılı

mülga Kanun'un 88. maddesi çerçevesinde dava konusu çeklerin ihtirazi kayıt ileri sürülmeksizin davalı alacaklı

tarafından iade edilmesinin davacının haricen ödemede bulunduğu iddiasına uygun

bir karine oluşturduğu, dolayısıyla mükerrer ödeme olgusunun sübuta erdiği

yaklaşımına karşı başvurucunun ileri sürdüğü vakıanın (bkz. § 37) davanın

sonucunu etkileyecek potansiyele sahip olduğu, başvurucunun bu vakıayı ispat

için usulüne uygun olarak cevap dilekçesinde yemin deliline dayandığını belirttiği

gibi 6/10/2011 tarihli dilekçe ile 14/10/2011 tarihli

oturumda bu yöndeki taleplerini yinelediği, Mahkemenin de ikinci bozmadan sonra

başvurucunun bu hakkını kullanmak istediğini gerekçeli kararına dercettiği, esasen somut olay açısından yeminin, davanın

çözümüne yararlı olup olmayacağı ve sonuca etki edip etmeyeceği hususlarında

değerlendirme görevinin yerel Mahkemeye ait olduğu ancak yukarıda izah edildiği

üzere yemin delilinin niteliği, işlevi ve doğuracağı sonuçlar dikkate

alındığında Mahkemenin bu yöndeki taleple ilgili hiçbir değerlendirme yapmadan

yargılamayı sonuçlandırdığı anlaşılmıştır.

40. Buna göre başvurucunun davacı

yararına oluşan karinenin aksini ispat etmek için dayandığı vakıanın ispatına

yönelik yemin delilini kullanması hususunda değerlendirme yapılmaksızın

yargılamanın sonuçlandırılması nedeniyle uyuşmazlığın her iki tarafına da

savunmalarının temel dayanağı olan delilleri kullanmada eşitliğin sağlanması

ilkesinin aksine hareket edilerek bir tarafın deliline üstünlük tanınmak suretiyle

başvurucu aleyhine eşitsizlik meydana getirildiği, yapılan uygulamanın

yargılamanın bütününü adil olmaktan çıkaracak şekilde etkilediği sonucuna

ulaşılmıştır.

41. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiğine

karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

42. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

"(1)

Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da

edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir...

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir."

43. Başvurucu, yeniden yargılama ve tazminata karar verilmesini

talep etmiştir.

44. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan silahların

eşitliği ilkesinin ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

45. Başvuru konusu olayda tespit edilen

ihlal, adil yargılanma hakkının unsurlarından olan silahların eşitliği

ilkesinin ihlal edilmesinden kaynaklandığından ve ihlalin yeniden yargılama

yapılarak ortadan kaldırılmasında hukuki yarar bulunduğundan 6216 sayılı

Kanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası gereğince ihlalin ve sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir

örneğinin Bakırköy 7. Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi

gerekir.

46. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan silahların

eşitliği ilkesinin İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin silahların eşitliği ilkesinin ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere

Bakırköy 7. Sulh Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

D. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 1/2/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin YILDIRIM

Üyeler

:

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Recai AKYEL Raportör : Yakup MACİT Başvurucu : Emine YILDIZ Vekili : Av. Sezai ÇİÇEK

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/12324, 1 Şubat 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. A. Silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin
  12. B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan silahların
  13. C. Kararın bir örneğinin silahların eşitliği ilkesinin ihlalinin
  14. E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  15. M. Emin KUZ
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/12324
Tarih
1 Şubat 2017

İlgili Kararlar

  • M. A. İ. Başvurusu (B. No: 2014/20493)
  • Osmanoğlu İnşaat Eğitim Gıda Temizlik Hizmetleri Petrol Ürünleri Sanayi Ticaret Limited Şirketi Başvurusu (B. No: 2014/8649)
  • Melle Malgir Başvurusu (B. No: 2014/11355)
  • A. G. Başvurusu (B. No: 2014/5219)
  • Önder Balıkçı Başvurusu (B. No: 2014/6009)
  • Melih Durmazgezer Başvurusu (B. No: 2014/2753)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.