İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Önder Balıkçı Başvurusu (B. No: 2014/6009)

1. Başvuru, İnternet haber sitesindeki köşe yazısı nedeniyle

Başvuru No2014/6009Tarih15 Şubat 2017Okuma16 dk · 3.296 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Önder Balıkçı Başvurusu

Karar tarihi
15 Şubat 2017
Başvuru Numarası
2014/6009
R.G. Tarih ve Sayı
5/5/2017 - 30057
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.296 kelime·16 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, İnternet haber sitesindeki köşe yazısı nedeniyle

başvurucu aleyhine tazminata hükmedilmesinin ifade ve basın özgürlüklerini

ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 25/4/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucu, 1972 yılından itibaren Balıkesir ilinin Bandırma

ilçesinde gazetecilik yapmaktadır. Başvurucu, sürekli basın kartı sahibidir.

Başvurucu, meslek yaşamı boyunca gazetecilik faaliyetleri nedeniyle hakkında

hiçbir ceza veya hukuk davası açılmadığını ifade etmektedir.

10.Başvurucu 14/3/2013 tarihinde, Bandırma Manşet isimli

İnternet gazetesinde, Bandırma ilçesinde kurulu Eti Maden İşletmeleri Bandırma

Bor ve Asit Fabrikası İşletme Müdürü R.Ş. (müşteki) hakkında "Gözlerim Yaşardı Doğrusu" başlıklı

bir yazı kaleme almıştır. Söz konusu yazıda başvurucu şu ifadelere yer

vermiştir:

"... Törende Mehmet Akif'in Çanakkale

Destanını dile getiren çok duygusal şiirler dile getiriliyor. Sevgili müdürüm

Şekerci'ye bakıyorum gözleri sulanmış! Ona bakarak ben de duygulanıyorum.

Ağlamamak için kendimi zor tutuyorum. Şekerci'nin gözleri çakmak çakmak, gel de

duygulanma.

İşte ülkeyi sevmek böyle olur Recep müdürüm.

Devlet memurluğu çalışma saatlerin bile bir yana bırakıp koşarak gelmiş törene.

İyi ki 7 CHP'li milletvekilinin Bandırma fabrikasını ziyaret için geldikleri

günde olduğu gibi aniden bir kent dışı görevi çıkmamış. Yoksa bu töreni nasıl

izleyecekti.

Ne diyelim Allah herkesin gönlüne Recep Şekerci

gibi vatan ve ulus sevgisi versin, amin!"

11. Başvurucu, müştekinin seçimler öncesinde bir siyasetçi gibi

davrandığını ve seçimlerde aday adayı olması nedeniyle de birçok törene

katıldığını gözlemlemiştir. Başvurucuya göre bir kamu görevlisi olan müşteki,

taraflı davranmaktadır. Zira ana muhalefet partisinin milletvekillerinden

yedisi müştekinin müdürü olduğu fabrikayı ziyarete geldiğinde mazeret

bildirerek onları karşılamadığı hâlde başka toplantı ve törenlere katılmıştır.

Başvurucu, ayrıca törende şiir okunması sırasında müştekinin gözlerinin

yaşarmasını hicvetmiştir.

12. Müşteki, başvurucunun kaleme aldığı yazıda kendisi hakkında

asılsız iddialarda bulunması nedeniyle itibarının zedelendiğini ileri sürerek

21/3/2013 tarihinde Bandırma Asliye Hukuk Mahkemesinde manevi tazminat davası

açmıştır.

13. Müşteki, İnternet gazetesine bir cevap metni göndermiş ve bu

metin 2/4/2013 tarihinde gazetede yayımlanmıştır.

14. Bandırma Asliye Hukuk Mahkemesi, söz konusu yazının

müştekiyi tahkir ettiğine karar vermiştir. Mahkeme gerekçesinde, demokratik bir

toplumda ifade ve basın özgürlüklerinin önemine dikkat çekilmiş ve Anayasa'da

yer alan kurallara atıf yapılmıştır. Mahkeme ayrıca, başvuruya konu yazının

bazı bölümlerinde hiciv ve mizah unsurlarının yer aldığını tespit etmiştir.

Mahkemeye göre hiciv, bir kimseyi incitmeden yapılan "ince alay"dır.

İlk Derece Mahkemesi bu açıklamalarının ardından müştekinin şiir okunması

sırasında gözlerinin yaşarmasına getirilen eleştirinin mizah sınırlarını aşarak

aşağılayıcı ve alaycı bir anlam kazandığını değerlendirmiştir. Mahkemeye göre

kişilerin duygularını dışa vurma biçimlerinin alay konusu yapılması kişilik

haklarına haksız saldırı oluşturmaktadır. Mahkeme, başvurucu aleyhine 1.000 TL

manevi tazminata hükmetmiştir.

15. Yargıtay, başvurucunun temyiz talebini 19/2/2014 tarihli

ilamı ile reddetmiştir. İlam, başvurucuya 27/3/2014 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

16. Başvurucu 25/4/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

17. 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun “Sorumluluk” kenar başlıklı 49. maddesi

şöyledir:

“Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına

zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.

Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı

bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu

zararı gidermekle yükümlüdür.”

B. Uluslararası Hukuk

18. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme)10. maddesi

şöyledir:

“1. Herkes ifade özgürlüğü

hakkına sahiptir. Bu hak, kamu makamlarının müdahalesi olmaksızın ve ülke

sınırları gözetilmeksizin, kanaat özgürlüğünü ve haber ve görüş alma ve de

verme özgürlüğünü de kapsar...

2. Görev ve sorumluluklar da yükleyen bu

özgürlüklerin kullanılması, yasayla öngörülen ve demokratik bir toplumda ulusal

güvenliğin, toprak bütünlüğünün veya kamu güvenliğinin korunması, kamu

düzeninin sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi, (...) için gerekli olan

bazı formaliteler, koşullar, sınırlamalar veya yaptırımlara tabi tutulabilir.”

19. Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesine (AİHM) göre ifade özgürlüğü, demokratik toplumun temelini oluşturan

ana unsurlardandır. AİHM ifade özgürlüğüne ilişkin kararlarında, ifade

özgürlüğünün toplumun ilerlemesi ve bireyin gelişmesi için gerekli temel

şartlardan birini teşkil ettiğini yinelemektedir. AİHM'e göre 10. maddenin 2.

paragrafı saklı tutulmak üzere ifade özgürlüğü sadece toplum tarafından kabul

gören, zararsız veya ilgisiz kabul edilen "bilgi" ve

"fikirler" için değil incitici, şoke edici ya da endişelendirici

bilgi ve düşünceler için de geçerlidir. Bu, yokluğu hâlinde "demokratik

bir toplum"dan söz edemeyeceğimiz çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık

fikirliliğin bir gereğidir. AİHM, 10. maddede güvence altına alınan bu hakkın

bazı istisnalara tabi olduğunu ancak bu istisnaların dar yorumlanması ve bu

hakkın sınırlandırılmasının ikna edici olması gerektiğini vurgulamıştır (Handyside/Birleşik Krallık, B. No:

5493/72, 7/12/1976 § 49; Von

Hannover/Almanya (No. 2), B. No: 40660/08 ve 60641/08, 7/2/2012, §

101).

20. AİHM, demokratik bir

toplumda basının oynadığı temel rolün altını birçok kez çizmiştir. AİHM'e göre

-her ne kadar başkalarının şöhret ve haklarının korunmasıyla ilgili olarak bazı

sınırları aşmaması gerekse de- basının görev ve sorumluluklarının bilincinde

olarak kamu yararını ilgilendiren her konuyu iletme görevi vardır. AİHM,

basının böyle konularda bilgi ve fikir yaymadan ibaret olan görevine kamunun bu

fikir ve bilgileri alma hakkı eklendiğini hatırlatmıştır. AİHM’e göre bu görevi

olmasa basın, vazgeçilmez kamusal “gözetleyici” (watchdog) rolünü oynayamaz (Bladet Tromsø ve Stensaas/Norveç [BD], B. No: 21980/93, 20/5/1999,

§§ 59, 62;Pedersen ve Baadsgaard/Danimarka

[BD], B. No: 49017/99, 17/12/2004, § 71; Von

Hannover/Almanya (No. 2), § 102).

21. AİHM, Radio France/Fransa (B. No: 53984/00,

30/3/2004, § 37) davasında basın özgürlüğünün kapsamının demokrasi ile yakın

ilişkisinin doğal sonucu olarak bir dereceye kadar abartıya ve hatta

kışkırtmaya izin verecek şekilde geniş yorumlanması gerektiğini belirtmiştir:

"Mahkeme "görev ve

sorumluluklar"ın, ifade özgürlüğünün doğasından kaynaklandığını yineler.

10. madde tarafından kamusal yararlara ilişkin meselelerin aktarılması

içingazetecilere sağlanan güvencenin şartı, gazetecilik etiğine uygun olarakonların

kesin ve güvenilir bilgi sağlamak konusunda iyi niyet sahibi olmalarıdır

(örneğin bkz.Bladet Tromsø and Stensaas/Norveç, § 65;Colombani ve

diğerleri/FransaB. No: 51279/99,25/06/2002, §65).

Ne var ki basın özgürlüğü belli dereceye kadar abartmaya hatta kışkırtmaya

(provocation) izin verir (bkz. özellikle, Bladet Tromsø and Stensaas/Norveç, §

59)..."

22. AİHM, bir gazete

makalesinde hakaret içerdiği iddia edilen beyanlara karşı bir kimsenin

itibarının korunması hakkını özel yaşam kapsamında görmektedir (White/İsveç, B. No: 42435/02, 19/12/2006,

§§19, 30). AİHM'e göre kamusal bir tartışma bağlamında ve yayımlanan yazılar

nedeniyle eleştirilmiş olsa bile bir kişinin itibarı, kişisel kimliğinin ve

manevi bütünlüğünün bir parçasını oluşturur (Pfeifer/Avusturya,

B. No: 12556/03, 15/11/2007, § 35; Axel

Springer AG/Almanya, B. No: 39954/08, 7/2/2012, § 83).

23.AİHM, ifade özgürlüğü

ile başkalarının hak ve özgürlüklerinin çatışması hâlinde şöhret ve itibarı söz

konusu olan kişi bir siyasetçi ise ilke olarak ifade özgürlüğü lehine bir

değerlendirme yapmaktadır. AİHM, Lingens/Avusturya

(B. No: 9815/82, 8/7/1986, § 42) kararında politikacıların

kendilerine yöneltilen ağır eleştirilere tahammül etmek durumunda olduğunu

vurgulamıştır:

"... Basın özgürlüğü, halka siyasal

liderlerinin düşünce ve davranışlarını tanıma ve onlar hakkında fikir oluşturma

imkanı verir. Daha genel olarak siyasal tartışma özgürlüğü Sözleşme'ye hakim

olan demokratik toplum anlayışının tam da merkezinde yer alır.

Bir siyasetçiyle ilgili eleştirilerin kabul

edilebilir sınırları, özel bir şahısla ilgili eleştiri sınırına göre daha

geniştir. Bir siyasetçi, özel şahıstan farklı olarak, her sözünü ve eylemini

bilerek ve kaçınılmaz bir biçimde, gazetecilerin ve halkın yakın denetimine

açar. Siyasetçi kendisine yönelik eleştirilere karşı daha geniş bir hoşgörü

göstermek zorundadır..."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

24. Mahkemenin 15/2/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. İfade ve Basın

Özgürlüklerinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

25. Başvurucu, müşteki hakkında kaleme aldığı eleştiri yazısında

mizah ve hiciv ögelerinin bulunduğunu ancak müştekiye hakaret etmediğini ileri

sürmüştür. Başvurucu, müştekinin Bandırma ilçesinde tanınan bir kişi olduğunu,

olayların geçtiği tarihte siyasete atılacak olması nedeniyle sık sık

toplantılara katıldığını ve sonuçta belediye başkan adayı olduğunu

belirtmiştir.

26. Başvurucuya göre söz konusu yazı, müştekinin törenlere

katılıp gözyaşı dökmesini mizahi bir dille eleştirmiştir. Başvurucu, müştekinin

cevap ve düzeltme metninin İnternet sitesinde yayımlanmasına rağmen ayrıca

tazminat ödemeye mahkûm edilmesi nedeniyle ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

27. Bakanlık görüşünde, Anayasa'nın 17. maddesinde düzenlenen

bireyin şeref ve itibarının korunması hakkı ile 26. maddesinde düzenlenen ifade

özgürlüğü arasında demokratik toplumun gerekleri dikkate alınarak adil bir

denge kurulması gerektiği belirtilmiştir. Bakanlık görüşünde ayrıca Anayasa

Mahkemesinin ve AİHM'in içtihatlarından örnekler verilerek zikredilen

kararlarda yer alan ilkelerin gözönüne alınması gerektiği ifade edilmiştir.

2. Değerlendirme

28. İddianın değerlendirilmesinde ifade ve basın özgürlüklerinin

korunduğu Anayasa'nın 26. ve 28. maddeleri dayanak alınacaktır. Anayasa’nın “Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti” kenar

başlıklı 26. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı,

resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma

hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya

fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar...

Bu hürriyetlerin kullanılması,... başkalarının

şöhret veya haklarının,... korunması ... amaçlarıyla sınırlanabilir…

Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin

kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir.”

29. Anayasa’nın “Basın

hürriyeti” kenar başlıklı 28. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Basın hürdür, sansür edilemez…

Devlet, basın ve haber alma hürriyetlerini

sağlayacak tedbirleri alır.

Basın hürriyetinin sınırlanmasında, Anayasanın

26 ve 27 nci maddeleri hükümleri uygulanır…”

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

30. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir nedeni de bulunmadığı anlaşılan ifade

ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

i. Müdahalenin Varlığı

31. Başvurucunun bir İnternet sitesinde yayımlanan köşe yazısı

nedeniyle 1.000 TL manevi tazminat ödemesine karar verilmiştir. Söz konusu

Mahkeme kararı ile başvurucunun ifade ve basın özgürlüklerine yönelik bir

müdahale yapılmıştır.

ii. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

32. Anayasa’nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Temel hak ve hürriyetler,

... yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak

ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... demokratik toplum

düzeninin ... gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”

33. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa’nın 26. maddesinin

ihlalini teşkil edecektir.

34. Bu sebeple sınırlamanın Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen

ve somut başvuruya uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, Anayasa’nın 26.

maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha

fazlasına dayanma,demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine

aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir.

(1) Kanunilik

35. 6098 sayılı Kanun’un 49. maddesinin “kanunla sınırlama”

ölçütünü karşıladığı sonucuna varılmıştır.

(2) Meşru Amaç

36. Başvurucunun tazminat ödemekle cezalandırılmasına ilişkin

kararın "başkalarının şöhret veya haklarının korunması"na yönelik

önlemlerin bir parçası olduğu ve meşru bir amaç taşıdığı sonucuna varılmıştır.

(3) Demokratik Toplum

Düzeninin Gereklerine Uygunluk ve Ölçülülük

(a) Genel İlkeler

37. Anayasa Mahkemesi "demokratik toplum düzeninin

gerekleri" ifadesinden ne anlaşılması gerektiğini daha önce pek çok kez

açıklamıştır. Buna göre temel hak ve özgürlükleri sınırlayan tedbir, bir

toplumsal ihtiyacı karşılamalı ve başvurulabilecek en son çare niteliğinde olmalıdır

(Bekir Coşkun [GK], B. No:

2014/12151, 4/6/2015, § 51; Mehmet Ali Aydın

[GK], B. No: 2013/9343, 4/6/2015, § 68; Tansel Çölaşan, B. No: 2014/6128, 7/7/2015, §51). Derece

mahkemelerinin böyle bir ihtiyacın bulunup bulunmadığını değerlendirmede

belirli bir takdir yetkisi bulunmaktadır. Ancak bu takdir payı, Anayasa

Mahkemesinin denetimindedir.

38. Öte yandan temel hak ve özgürlüklere yönelik herhangi bir

sınırlamanın -demokratik toplum düzeni için gerekli nitelikte olmakla birlikte-

temel haklara en az müdahaleye olanak veren ölçülü bir sınırlama niteliğinde

olup olmadığının da incelenmesi gerekir(AYM, E.2007/4, K.2007/81, 18/10/2007; Kamuran Reşit Bekir [GK], B. No:

2013/3614, 8/4/2015, § 63; Bekir Coşkun §§

53, 54; ölçülülük ilkesine ilişkin açıklamalar için ayrıca bkz. Abdullah Öcalan [GK], B. No: 2013/409,

25/6/2014, §§ 96-98; Tansel Çölaşan,

§§ 54, 55;Mehmet Ali Aydın, §§

70-72). Bu sebeple hükmedilen tazminatın, müştekinin maruz kaldığı düşünülen

zararıyla makul bir ölçülülük ilişkisi içinde olması gerekir.

39. İnternet haberciliğinin -basının temel işlevini yerine

getirdiği sürece- basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerekir (Medya Gündem Dijital Yayıncılık Ticaret A.Ş.,

B. No: 2013/2623, 11/11/2015, §§ 36-42).

40. Öte yandan Anayasa’nın 26. maddesinin birinci fıkrası, ifade

özgürlüğüne içerik bakımından bir sınırlama getirmemiştir. İfade özgürlüğü;

siyasi, sanatsal, akademik veya ticari düşünce ve kanaat açıklamaları gibi her

türlü ifadeyi kapsamına almaktadır (Ergün

Poyraz (2) [GK], B. No: 2013/8503, 27/10/2015, § 37). Bu itibarla

eleştirel bir yazı türü olan hiciv yazıları, başkaları açısından “değersiz”

veya “yararsız” görülse bile kişilerin subjektif değerlendirmelerinden bağımsız

olarak ifade özgürlüğünün korumasındadır.

41. İfade özgürlüğü ile basın özgürlüğü herkes için geçerli ve

demokrasinin işleyişi için yaşamsal önemdedir (Bekir

Coşkun, §§ 34-36). Basın özgürlüğünün kamuoyuna çeşitli fikir ve

tutumların iletilmesi ve bunlara ilişkin bir kanaat oluşturması için en iyi

araçlardan birini sağladığı açıktır (İlhan

Cihaner (2), B. No: 2013/5574, 30/6/2014, § 63). Buna, mevcut

başvurudaki gibi davalarda halkın siyasetçilere ilişkin bilgileri alma hakkının

eklendiği de hatırda tutulmalıdır.

42. Buna ilave olarak Anayasa Mahkemesi; siyasetçilerin,

kamuoyunca tanınan kişilerin ve kamusal yetki kullanan görevlilerin gördükleri

işlev nedeniyle daha fazla eleştiriye katlanmak durumunda olduklarını ve

bunlara yönelik eleştirinin sınırlarının çok daha geniş olduğunu her zaman

vurgulamıştır (Siyasetçilerle ilgili olarak bkz. Ergün Poyraz (2), § 58; kamusal yetki kullanan görevlilerle

ilgili olarak bkz. Nilgün Halloran,

B. No: 2012/1184, 16/7/2014, § 45; tanınan bir Cumhuriyet başsavcısı ile ilgili

olarak bkz. İlhan Cihaner (2), §

82).Buna karşılık demokratik bir toplumda basına, siyasetçileri ve kamu

görevlilerini eleştirme ve onlar hakkında yorum yapma hakkı tanınmış olmakla

birlikte bu eleştirilerin kişilerin itibarlarına zarar verir boyuta ulaşmaması

gerekir.

43. Bu sebeple Anayasa'nın 26. ve 28. maddeleri tamamen sınırsız

bir ifade özgürlüğü garanti etmemiştir. 26. maddenin ikinci fıkrasında yer alan

sınırlamalara uyma yükümlülüğü, ifade özgürlüğünün kullanımına basın için de

geçerli olan bazı "görev ve sorumluluklar" getirmektedir (Erdem Gül ve Can Dündar [GK], B. No:

2015/18567, 22/2/2016, § 89; R.V.Y. A.Ş.,

B. No: 2013/1429, 14/10/2015, § 35).

44. Anayasa’nın 26. maddesinin ikinci fıkrasına göre ifade

özgürlüğünün sınırlandırılma nedenlerinden biri de başkalarının şöhret veya

haklarının korunmasıdır. Bireyin şeref ve itibarı, kişisel kimliğinin ve manevi

bütünlüğünün bir parçasını oluşturur ve Anayasa’nın 17. maddesinin birinci

fıkrasının korumasından faydalanır (İlhan

Cihaner (2), § 44) Devlet, bireyin şeref ve itibarına keyfî olarak

müdahale etmemek ve üçüncü kişilerin saldırılarını önlemekle yükümlüdür (Nilgün Halloran, § 41; Adnan Oktar (3), B. No: 2013/1123,

2/10/2013, § 33; Bekir Coşkun, §

45).

45. Bu sebeplerle Anayasa Mahkemesi benzer başvurularda, başvurucunun

cezalandırılmasına ilişkin derece mahkemelerinin kararlarında başvurucunun

ifade özgürlüğü ile başkalarının şöhret veya haklarının korunması arasında adil

bir dengenin gözetilip gözetilmediğini değerlendirir (Nilgün Halloran, § 27; İlhan Cihaner (2), § 39). Bu, soyut bir

değerlendirme olmayıp Anayasa Mahkemesi başvurucunun kullandığı ifadelerin

türünün kamusal tartışmalara katkı sunma kapasitesinin, ifadelere yönelik

kısıtlamaların niteliğinin ve kapsamının, ifadelerin kimin tarafından dile getirildiğinin,

kime yöneldiğinin ve kamuoyu ile diğer kişilerin kullanılan ifadeler karşısında

sahip oldukları hakların ağırlığının gerektiği gibi değerlendirilip

değerlendirilmediğine bakar (Nilgün Halloran,

§ 41; Ergün Poyraz (2), § 56).

Bunun için başvurucu tarafından söylenen sözlerin, yazının tamamı ve söylendiği

bağlamdan kopartılmaksızın olayın bütünselliği içinde değerlendirilmesi gerekir

(Nilgün Halloran, § 52).

(b) İlkelerin Olaya

Uygulanması

46. Başvuruya konu yazı, 30/3/2014 tarihinde yapılan mahallî

seçimlerden bir yıl kadar önce kaleme alınmıştır. Bu tarihte müşteki, Bandırma

ilçesinin sosyal ve ekonomik hayatında çok önemli bir yeri olan bor ve asit

fabrikalarının işletme müdürü olarak görev yapmaktadır ve bu sebeple de tanınan

bir kişidir. Müşteki, mahallî siyasetle ilgilenmekte ve yaklaşan belediye

seçimlerinde, o tarihte ve hâlen iktidarda olan partiden aday olacağı

konuşulmaktadır. Nitekim başvuruya konu davanın İlk Derece Mahkemesinde devam

ettiği sırada müşteki, iktidar partisinden belediye başkan adayı olmuş ve

seçimlerde yarışmıştır. Bu sebeple müştekinin yerel ölçekte bilinir bir kişi

olmasına onun siyasi kimliği de eklenmiştir.

47. Anayasa Mahkemesi, bireysel başvuru incelemesinde bireylerin

anayasal hakları ihlal edilmediği sürece derece mahkemelerinin dava konusu

olguları değerlendirmesine ve hukuku yorumlamasına müdahalede bulunmaz. Buna

karşın somut olayda İlk Derece Mahkemesi, başvurucunun basın özgürlüğü ve bu

bağlamda ifade özgürlüğü ile müştekinin şeref ve itibarına saygı hakları

arasında bir denge kurma işlemi yapmamıştır. Mahkeme, bahse konu yazının mizah

sınırlarını aşarak aşağılayıcı ve alaycı bir anlam kazandığı biçiminde soyut

bir değerlendirme yapmakla yetinmiş ve yazının ne genel çıkarı ilgilendiren bir

tartışmaya katkı sunup sunmadığı sorusuna önem vermiş ne de haberin yapıldığı

şartlar üzerine eğilmiştir. Mahkeme, müştekinin aktif siyasete hazırlandığını

gözönünde bulundurmadığı gibi kamuoyunun müştekinin tutumunu bilme ve takip

etme hakkını da değerlendirmemiştir. İlk Derece Mahkemesinin başvurucu

tarafından kaleme alınan yazının tamamını, yazıldığı bağlamdan kopartmaksızın

olayın bütünselliği içinde değerlendirdiği de söylenemez.

48. Dahası İlk Derece Mahkemesi, müştekinin İnternet gazetesine

gönderdiği cevap metninin gazetede yayımlanmış olmasını da değerlendirmeye

almamıştır. Oysa cevap metninin gazetede yayımlanmasıyla müşteki, kendisi

hakkındaki yanlış olduğunu düşündüğü yayının muhatabı olmuş kitleye ulaşarak

tartışmaya katılma ve kamuoyunun doğru bilgilendirilmesini sağlama fırsatını

bulmuştur (Cevap ve düzeltme hakkının demokratik bir toplumdaki önemine ilişkin

bkz. Ahmet Oğuz Çinko ve Erkan Çelik

[GK], B. No: 2013/6237, 2/7/2015, §§ 43-57).

49.Bahse konu yazıda başvurucunun mizahi bir dille müştekiyi

eleştirdiği açıktır. Başvurucu, ayrıca törende şiir okunması sırasında

müştekinin gözlerinin yaşarmasını hicvetmekte ve kinayeli bir üslupla

müştekinin gözyaşlarının inandırıcı olmadığını dile getirmektedir. Buna karşın

köşe yazısının müştekiyi aşağıladığı ya da müştekiyle kaba bir şekilde alay

ettiği değerlendirilmemiştir. İnternet gazetesinin hitap ettiği mahalde

müştekinin önemli bir kuruluşun yöneticisi olduğu ve üstelik siyasi bir kimliği

bulunduğu, başka bir deyişle itiraz götürmeyen tanınmışlık derecesi gözetildiğinde

kendisine yöneltilen eleştiri ve düşünce açıklamalarına daha toleranslı olması

gerektiği açıktır.

50. Müştekinin siyasete atılma iradesi -şu veya bu şekilde-

belli olduktan sonra gazetecilerin onun sözlerini ve davranışlarını takip

etmeleri, onun hakkında fikir oluşturarak kamuoyunu bilgilendirmeye hatta

yönlendirmeye çalışmaları demokratik bir toplumda kaçınılmazdır. Rahatsız edici

de olsa siyasilere ve tanınmış kişilere ilişkin yapılan bilgilendirme ve

eleştirilerin cezalandırılması “caydırıcı etki” doğurarak toplumdaki ve

kamuoyundaki farklı seslerin susturulmasına yol açabilir. Cezalandırılma

korkusu, çoğulcu toplumun sürdürülebilmesine engel olabilir (Ergün Poyraz (2), § 79). Bu nedenle somut

olayda başvurucunun 1.000 TL tazminat ödemesine karar verilmesi, bilgilendirme

ve eleştiri ortamına zarar verebilecektir.

51. Sonuç olarak yukarıdaki hususlar dikkate alındığında İlk

Derece Mahkemesinin gerekçeleri, başvurucunun ifade ve basın özgürlüklerine

yapılan müdahale için yeterli ve ilişkili sayılamaz. Bu nedenle verilen

kararda, ilgili çıkarlar arasında adil bir denge kurulduğu söylenemez.

52. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 26. ve 28. maddelerinde

güvence altına alınan ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

B. Diğer İhlal İddiaları

53. Başvurucu, temyiz talebinin Yargıtayca incelenmeden

reddedilmesinin mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür. Mevcut

koşullarda, başvurunun sonucu da değerlendirildiğinde başvurucunun bu şikâyeti

hakkında bir değerlendirme yapılmasına gerek görülmemiştir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

54. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

55. Başvurucu, yeniden yargılama ile 1.000 TL maddi ve 2.000 TL

manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

56. Başvurucunun ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiği

sonucuna varılmıştır.

57.İfade ve basın özgürlüklerinin ihlal edilmesi nedeniyle

yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında

başvurucuya net 1.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

58.İfade ve basın özgürlüklerinin ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğundan

kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere Bandırma 1. Asliye Hukuk

Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

59. Yeniden yargılamaya hükmedildiğinden maddi tazminat talebi

yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekir.

60. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206.10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. İfade ve basın özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 26. ve 28. maddelerinde güvence altına alınan

ifade ve basın özgürlüklerinin İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin ifade ve basın özgürlüklerinin ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere

Bandırma 1. Asliye Hukuk Mahkemesine (E.2013/157 ve K.2013/409) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucuya net 1.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE, yeniden

yargılamaya hükmedildiğinden maddi tazminata ilişkin talep hakkında KARAR

VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,

E. 206.10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

15/2/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Recai AKYEL

Raportör

:

Yunus HEPER

Başvurucu

:

Önder

BALIKÇI

Vekili : Av. Ömer Faruk CAN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/6009, 15 Şubat 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. B. No: 12556/03, 15/11/2007, § 35; Axel
  10. V. İnceleme Ve Gerekçe
  11. A. İfade ve Basın
  12. B. Diğer İhlal İddiaları
  13. C. 6216 Sayılı Kanun'un
  14. F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  15. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  16. Yıldırım
  17. Akıncı
  18. Topal
  19. M. Emin KUZ
  20. Balıkçı
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/6009
Tarih
15 Şubat 2017

İlgili Kararlar

  • Melih Durmazgezer Başvurusu (B. No: 2014/2753)
  • Yusuf Koraltan Çınar Başvurusu (B. No: 2014/17303)
  • Ahmet Sıddık Doru ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/8534)
  • Tülay Arslan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/7051)
  • S. S. Batman Küçük Sanayi Sitesi Yapı Kooperatifi Başvurusu (B. No: 2014/2792)
  • Berrin Sandıkçı ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/5923)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.