İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mehmet Eray Celepgil ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/612)

1. Başvuru, taşınmazın tapu kaydına askerî güvenlik bölgesi

Başvuru No2014/612Tarih1 Şubat 2017Okuma24 dk · 4.877 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Mehmet Eray Celepgil Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
1 Şubat 2017
Başvuru Numarası
2014/612
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.877 kelime·24 dk okuma·35 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, taşınmazın tapu kaydına askerî güvenlik bölgesi

içinde olduğuna dair şerh konularak bu taşınmazın etrafına İstanbul Jandarma

İkmal Merkezi Komutanlığı tarafından tel örgü çekilmesi suretiyle taşınmazın

kullanılmasının engellenmesi üzerine açılan haksız işgal tazminatı davasının

reddedilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 15/1/2014 tarihinde İstanbul Anadolu 16. Asliye Hukuk

Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil

edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 11/12/2014 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 22/2/2016 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık tarafından başvuru hakkında bu aşamada bir

görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

7. İstanbul ili Kartal ilçesi Soğanlık Mahallesi 1101 ada 2

parsel sayılı taşınmazın 5/16 payı kadastro edinimli

olarak 3/9/1949 tarihinde başvurucuların miras bırakanı Hüseyin oğlu Arif adına

tapuya tescil edilmiştir.

8. Taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesine 10/10/1996

tarihinde "Askerî güvenlik bölgesi

içinde kalmaktadır" şeklinde bir belirti yapılmıştır. Ayrıca

taşınmazın sınırlarına başvuru formu ve eklerinden anlaşılamayan bir tarihte

İstanbul Jandarma İkmal Merkezi Komutanlığınca tel örgü çekilmiştir.

9. İstanbul Jandarma İkmal Merkezi Komutanlığı, tel örgü ile

çevrilerek kışlaya dâhil edilen söz konusu taşınmazın kamulaştırılması için

talepte bulunmuş, ancak Jandarma Genel Komutanlığının 4/12/2004 tarihli yazısı

ile kamulaştırma teklifinin uygun görülmediği bildirilmiştir.

10. Bunun üzerine İstanbul Jandarma İkmal Merkezi Komutanlığınca

düzenlenen 8/6/2005 tarihli tutanakta, başvuruculara ait taşınmazın Kartal

Kadastro Müdürlüğünce yapılan aplikasyonu çerçevesinde kışlanın sınırlarının

tahsisli taşınmazlar üzerine çekilmek suretiyle yeniden belirlendiği ifade

edilmiştir. Ayrıca 9/6/2005 tarihli bir yazıyla bu taşınmazın maliklerine

teslim edileceği duyurulmuştur. Bu yazının ilgili kısımları şöyledir:

"2. Kamulaştırmasız el atmanın sona erdirilmesi

maksadıyla bahse konu parselin aplikasyonu yapılmış, Kartal Kadastro

Müdürlüğünce çizilen röperli kroki doğrultusunda

kışlamız tel örgüleri geriye çekilmiş ve parsel teslime hazır hale

getirilmiştir.

...

4. Bahse konu taşınmazın

aktif maliklere tutanak tanzim edilmek suretiyle teslimini rica ederim."

11. İstanbul Jandarma İkmal Merkezi Komutanlığının 17/11/2006

tarihli yazısıyla Kartal Belediye Başkanlığından imar planında taşınmazın

askerî güvenlik bölgesi olarak tahsisinin kaldırılması yönünde revizyona

gidilmesi istenilmiştir. Bu yazının ilgili kısımları şöyledir:

"5. Aynı plan içerisinde yer alan ve

sivil şahıslar adına kayıtlı tapunun Soğanlık 139 pafta 1101 ada 2 nolu parselinde bulunan 8050 m2'lik taşınmaz askeri alan

olarak gözükmektedir. Bahse konu taşınmaz kışla sınırları geriye çekilmek

suretiyle 9/6/2005 tarihinde arsa maliklerine teslim edilmiştir. Öncesinde

sehven kışla sınırları içinde kalan ve tapu kayıtlarına 'Askeri Güvenlik

Bölgesi' şerhi konan bu taşınmaz ile ilgili gerekli yazışmalar yapılmaktadır.

Jandarma İkmal Merkezi Komutanlığı Askeri Güvenlik Bölgesi sınırlarının yeniden

belirlenmesi çalışmaları sonuçlandırılmak üzere olup bitimini müteakiben en

kısa süre içerisinde tapu kayıtlarındaki mevcut şerh kaldırılacaktır.

6. 1101 ada 2 nolu parselde kayıtlı taşınmazın askeri güvenlik

bölgesinden çıkarılmasında sakınca olmadığı Şehir Planlama Müdürlüğüne

bildirilmiş olmasına rağmen yeni planda aynı bölgenin askeri güvenlik bölgesi

olarak tahsis edildiği tespit edilmiştir."

12. Başvurucular paydaşı oldukları 1101 ada 2 parsel sayılı

taşınmaza tel örgü çekilmek suretiyle el konulduğunu ileri sürerek Millî

Savunma Bakanlığı ve Jandarma Genel Komutanlığı aleyhine 24/4/2006 tarihinde

Kartal 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde ecrimisil (haksız

işgal tazminatı) davası açmıştır. Başvurucular dava ve 27/5/2008 tarihli ıslah

dilekçeleriyle 9/6/2000 ile 9/6/2005 tarihleri arası dönem için 57.778 TL

tazminat talebinde bulunmuşlardır.

13. Mahkeme 7/10/2008 tarihli ve E.2006/214, K.2008/360 sayılı

kararı ile davanın reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinin ilgili

kısımları şöyledir:

"Dava, hukuki niteliği itibariyle tapulu

taşınmazın haksız işgali nedeniyle tazminat isteminden ibarettir.Getirtilen tapu kayıt sureti ile dosyada

bulunan veraset ilamlarından davacıların Kartal [ilçesi] Soğanlık Mahallesi

1101 ada 2 parsel sayılı taşınmazın kayıt maliklerinden Hüseyin oğlu Arif,

Mustafa Esentepe, Veysel Paren ve Mustafa Dönmez’in

mirasçıları oldukları anlaşılmaktadır.

Mahkememizce yerinde 3/4/2007 günü yapılan

keşif ve buna dayalı bilirkişi Cem Sevilmiş tarafından düzenlenen 28/11/2007

tarihli rapor ile tel örgünün dava konusu taşınmaza tecavüzü olmadığı

belirlenmiştir.

Dava konusu taşınmazın tapu kaydında 'askeri

güvenlik bölgesi içindedir' şerhi yer almaktadır. Kartal Belediyesi İmar ve

Şehircilik Müdürlüğünün 16/11/2006 tarihli cevabi yazısında 1101 ada 2 parsel

sayılı taşınmazın Kartal Güneyi Nazım İmar Planında askeri alanda kaldığı

bildirilmiştir. Dosyada bulunan davalı Hazine vekilinin 7/4/2008 tarihli

dilekçesine ekli yazılar ile Jandarma İkmal Merkezi Komutanlığının

17/11/2006günlü yazı örneklerinden askeri güvenlik bölgesi olan dava konusu

taşınmazın sehven kışla sınırları içerisine alındığı ve kışla sınırları geriye

çekilerek 9/6/2005 tarihinde maliklerine teslim edildiği anlaşılmaktadır.

Tapu kaydı ve imar planında açıkça yer

aldığına göre davalı idare dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgeyi Askeri

Güvenlik Bölgesi olarak ilan etmiştir. İdare burada 2565 sayılı Kanunun

kendisine tanıdığı yetkileri kullanarak dava konusu taşınmazı tel örgü

içerisine alarak müdahalede bulunmuştur. Davalının tasarrufu yasaya

dayandığından haksız olduğu kabul edilemez. Hal böyle olunca davanın reddi

gerektiği sonucuna varılmaktadır."

14. Temyiz edilen karar, Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 1/7/2010

tarihli ve E.2010/10780, K.2010/11717 sayılı ilamıyla onanmıştır.

15. Başvurucuların karar düzeltme istemleri aynı Dairenin

14/11/2013 tarihli ve E.2013/18053, K.2013/16039 sayılı ilamıyla

reddedilmiştir.

16. Nihai karar başvurucular vekiline 17/12/2013 tarihinde

tebliğ edilmiştir.

17. Başvurucular 15/1/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuşlardır.

B. İlgili Hukuk

18. 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun

683. maddesi şöyledir:

"Bir şeye malik olan kimse, hukuk

düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma

ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir.

Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran

kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir."

19. 4721 sayılı Kanun'un 704. maddesi şöyledir:

“Taşınmaz mülkiyetinin konusu şunlardır:

1. Arazi,

2. Tapu kütüğünde ayrı sayfaya kaydedilen

bağımsız ve sürekli haklar,

3. Kat mülkiyeti kütüğüne kayıtlı bağımsız

bölümler”

20. 4721 sayılı Kanun'un 705. maddesi şöyledir:

“Taşınmaz mülkiyetinin kazanılması, tescille

olur.

Miras, mahkeme kararı, cebrî icra, işgal,

kamulaştırma hâlleri ile kanunda öngörülen diğer hâllerde, mülkiyet tescilden

önce kazanılır. Ancak, bu hâllerde malikin tasarruf işlemleri yapabilmesi,

mülkiyetin tapu kütüğüne tescil edilmiş olmasına bağlıdır.”

21. 4721 sayılı Kanun'un 995. maddesi şöyledir:

“İyiniyetli olmayan zilyet, geri vermekle

yükümlü olduğu şeyi haksız alıkoymuş olması yüzünden hak sahibine verdiği

zararlar ve elde ettiği veya elde etmeyi ihmal eylediği ürünler karşılığında

tazminat ödemek zorundadır.”

22. 18/12/1981 tarihli ve 2565 sayılı Askerî Yasak Bölgeler ve

Güvenlik Bölgeleri Kanunu'nun 1. maddesi şöyledir:

"Bu Kanunun amacı;

a) Yurt savunması bakımından hayati önemi haiz

askeri tesisler ve bölgeler ile sınırların, güvenlik ve gizliliğini sağlamak

için bunların çevrelerinde, kıyılarında ve havalarında; kara, deniz ve hava

askeri yasak bölgelerinin,

b) Yurt savunması veya yurt ekonomisine önemli

ölçüde katkıda bulunan veya kısmen dahi tahripleri veya devamlı olarak ya da

geçici bir zaman için faaliyetten alıkonulmaları halinde milli güvenlik veya

toplum hayatı bakımından olumsuz sonuçlar doğurabilecek; diğer askeri tesis ve

bölgeler ile kamu veya özel kuruluşlara ait her türlü yer ve tesislerin

etrafında güvenlik bölgelerinin,

Kurulması, kaldırılması ve gerektiğinde genişletilmesine

ilişkin esas ve yöntemlerin düzenlenmesidir."

23. 2565 sayılı Kanun'un 19. maddesi şöyledir:

"Güvenlik Bölgeleri; özel güvenlik

bölgeleri ve askeri güvenlik bölgeleri olmak üzere ikiye ayrılır. "

24. 2565 sayılı Kanun'un 20. maddesinin (b) bendi şöyledir:

"Birinci derece kara ve deniz askeri

yasak bölgesi olarak ilan edilmeyen Silahlı Kuvvetlere ait kışla, kıta,

karargah, kurum, ordugah ve tesisler ile sualtı ve suüstü

tesislerinin, her türlü patlayıcı, yanıcı, akaryakıt ve gizlilik dereceli

maddelerin konmasına tahsis edilmiş sabit ve seyyar depo ve cephaneliklerle, bu

gibi maddeleri dolduran, boşaltan tesisler ve atış poligonlarının çevresinde;

bu yerlerin dış sınırlarından itibaren en fazla dörtyüz

metreye kadar geçen noktaların birleştirilmesi ile tespit edilecek askeri

güvenlik bölgeleri Genelkurmay Başkanlığınca tesis edilebilir. Bu bölgelerin

çevresinin işaretlenmesine ilişkin esaslar yönetmelikte gösterilir."

25. 2565 sayılı Kanun'un 21. maddesi şöyledir:

"Güvenlik bölgelerinde aşağıdaki esaslar

uygulanır:

a) Bölge içindeki gerçek ve tüzelkişilere ait

mallar kamulaştırılabilir.

b) (Değişik: 15/6/1987 -

3384/1 md.) Güvenlik bölgelerinin dış sınırlarından

itibaren en çok ikiyüz metreye kadar olan saha

dahilinde yangın ve patlama tehlikesi gösteren her türlü maddenin imali,

depolanması ve satış yerlerinin açılması yasaklanabilir. Bu yasakla ilgili

sınır, özel güvenlik bölgelerinde mahalli mülki amirler; askeri güvenlik

bölgelerinde ise askeri tesisin teknik özellikleri ve hassasiyeti dikkate

alınarak garnizon komutanı ve mahalli mülki amirler tarafından birlikte tespit

edilir.

c) (Ek: 9/10/1996 -

4188/1 md.) Kamulaştırma yapılan güvenlik bölgelerine

ve güvenlik bölgesi tesis edilen deniz sahasına, buradaki tesislerde görevli

olanlarla, askeri güvenlik bölgelerinde yetkili komutanlığın, kamu ve özel

kuruluşlara ait tesislerde ise, bu konuda yetkili makamın izin verdiği

kişilerden başkası giremez ve oturamaz.

d) Bu bölgelerin güvenliğinin sağlanması,

bölgeye giriş ve kamulaştırılmayan taşınmaz mallardan yararlanma esasları

yönetmelikte gösterilir. 22/7/1981 tarih ve 2495 sayılı Bazı Kurum ve

Kuruluşların Korunması ve Güvenliklerinin Sağlanması Hakkında Kanun hükümleri

saklıdır.

e) (Ek: 26/2/2008-5740/1 md.)

Askeri güvenlik bölgesi olarak tespit edilen, Türk Silâhlı

Kuvvetlerine ait kışla, kıta, karargah, kurum, ordugah

gibi tesislerin, fotoğraf ve filminin çekilmesi, harita, resim ve krokisinin

yapılması, not alınması veya harita uygulaması gibi faaliyetlerde bulunulması,

bölgenin savunma ve güvenlik tedbirlerini aksatacak, bozacak ve açıklayacak

cihazlar kullanılması, bu amaçla görevlendirilmiş olanlar ile ilgili birlik

komutanlığı tarafından izin verilmiş olanlar dışındakilere yasaktır."

26. 17/1/1983 tarihli ve 83/5949 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı

ile kabul edilen ve 30/4/1983 tarihli ve 18033 sayılı Resmi

Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Askerî Yasak

Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Yönetmeliği'nin 23. maddesi şöyledir:

"1) Kamulaştırma yapılan güvenlik

bölgelerinin çevresi, askeri güvenlik bölgelerinde yetkili komutanlıkça, özel

güvenlik bölgelerinde yetkili makam tarafından arazide tel ve duvar gibi

engellerle çevrilir.

...

2) Kamulaştırma yapılmayan güvenlik

bölgelerinin çevresi:

A - Arazide işaretlenmez,

B - Bu bölgelerdeki kamulaştırma yapılmayan taşınmaz malların tapu

kaydına, taşınmazın güvenlik bölgesi içinde olduğu işletilir ve taşınmaz mal

sahiplerine gerekli tebligat yapılır. Varsa imar planlarında güvenlik bölgeleri

belirtilir."

27. Anılan Yönetmelik'in 24. maddesi şöyledir:

"Bu bölgeler içinde kalan ve

kamulaştırılmayan malların maliklerinin ve diğer Türk Vatandaşlarının bölgede

oturmaları zirai faaliyetleri, meslek ve sanatlarını icra etmeleri serbesttir.

Ancak bölgede oturanlar dışındaki Türk Vatandaşlarının bölgede oturmaları,

zirai faaliyetlerini meslek ve sanatlarını icra etmeleri;

A - Askeri Güvenlik Bölgelerinde; yetkili komutanlığın isteği üzerine

Genelkurmay Başkanlığının uygun görmesi halinde, Milli Savunma Bakanlığının,

B - Özel Güvenlik Bölgelerinde; bölgeye girip çıkma müsaadesi vermeye

yetkili makamın isteği üzerine, bu özel güvenlik bölgesi kurulmasına ilişkin

kararnameyi çıkaran makamın, Teklifi ile alınacak Bakanlar Kurulu Kararı ile

sınırlandırılabilir.

(Değişik ikinci paragraf: 30/9/2014-2014/6845

K.) Askeri güvenlik bölgelerindeki kamulaştırılmayan mallar yabancı uyruklu

gerçek ve tüzel kişilere satılamaz, devredilemez ve kiralanamaz. Özel güvenlik

bölgelerinde bulunan taşınmazlar yabancı ülkelerde kendi kanunlarına göre

kurulan tüzel kişiliğe sahip ticaret şirketleri dışındaki yabancı tüzel

kişilere satılamaz, devredilemez ve kiralanamaz. Bu taşınmazların yabancı

uyruklu gerçek kişilere satılması, devredilmesi ve kiralanması taşınmazın

bulunduğu yerdeki valiliğin iznine tabidir. Valilik iznine tabi hususlar, 2644

sayılı Tapu Kanununun 36 ncı

maddesinin uygulanmasına ilişkin yönetmelik gereğince oluşturulan komisyon

tarafından taşınmaz edinimi ya da kiralamanın ülke güvenliğine uygunluğu

değerlendirilerek karara bağlanır.

2) Bu mallar üzerinde inşaat, hafriyat,

tadilat, orman yetiştirme veya kesmek gibi hususlar 9 uncu maddenin 8, 9 ve 10

uncu bendleri hükümlerine tabidir. Özel güvenlik

bölgelerinde 9 uncu maddenin 8 inci bendinde sözü edilen yetkili komutanlık, bu

bölgeler içinde yetkili makamdır.

3) Bu bölgeler içinde kalan ve

kamulaştırılmasına gerek duyulmayan mallar, yetkili komutanlık veya yetkili

makam tarafından tespit edilir."

28. 8/3/1950 tarihli ve 1950/22-4 sayılı Yargıtay İçtihadı

Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararı şöyledir:

"Başkasının gayrimenkulünü haksız olarak zaptedip kullanmış olan kötü niyetli kimsenin o

gayrimenkulü elinde tutmuş olmasından doğan zararları ve elde ettiği veya elde

etmeyi ihmal eylediği şendereleri tazminle mükellef olup, bir zarara uğramamış

olan malik veya zilyede ecrimisil adı veya başka bir

ad altında herhangi bir tazminat vermekle mükellef olmadığına 8/3/1950

tarihinde çoklukla karar verildi."

29. 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun

geçici 6. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış

veya kamulaştırması hiç yapılmamış olmasına rağmen 9/10/1956 tarihi ile

4/11/1983 tarihi arasında fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararına

ilişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazlara veya

kaynaklara kısmen veya tamamen veyahut irtifak hakkı tesis etmek suretiyle

malikin rızası olmaksızın fiili olarak el konulması sebebiyle, mülkiyet

hakkından doğan talepler, bedel talep edilmesi hâlinde bedel tespiti ve diğer

işlemler bu madde hükümlerine göre yapılır. Bu maddeye göre yapılacak

işlemlerde öncelikle uzlaşma usulünün uygulanması dava şartıdır."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

30. Mahkemenin 1/2/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

31. Başvurucular, miras bırakanlarından intikal suretiyle

paydaşı oldukları taşınmazın tapu kaydına Jandarma Genel Komutanlığınca

"askerî güvenlikbölgesi içinde kaldığına" dair

belirti yapılarak sınırlarına tel örgü çekilmek suretiyle yıllarca el

atıldığını, başvurucuların taşınmazları üzerindeki tasarruf haklarının belli

bir süreyle kullanılamaz hâle getirilmesine rağmen herhangi bir bedel de

ödenmediğini, haksız işgal tazminatı talebine ilişkin olarak açtıkları davanın

ise derece mahkemelerince reddedildiğini belirterek Anayasa'nın 35. maddesi ile

güvence altına alınan mülkiyet haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşler;

yeniden yargılama yapılması ve tazminat taleplerinde bulunmuşlardır.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

32. Başvuruculardan Ahmet BOSTANCI 30/4/2011 tarihinde,Seyfi ERDEM ise 28/12/2013 tarihinde vefat

etmiş, daha sonra başvurucular vekili tarafından 15/1/2014 tarihinde bireysel

başvuruda bulunulmuştur. Ancak başvurucular vekilinin, başvuru formu ekinde

başvurucular Ahmet BOSTANCI ve Seyfi ERDEM'in

mirasçılık belgeleri ile bu belgelere göre adı geçen başvurucuların mirasçıları

Fadime Sevda BOSTANCI ve Hikmet Murathan BOSTANCI ile Tamer ERDEM'in

vekâletnamelerini başvuru tarihi itibarıyla ibraz etmiş olduğu görülmektedir.

Ayrıca bu mirasçılar adlarına da başvuru formlarının düzenlenmiş olduğu

anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, sehven yapıldığı anlaşılmakla söz konusu

eksikliğin Mahkemeyi yanıltıcı bir kast ve durum oluşturmadığı sonucuna

varılmış, bu kişiler yönünden ayrıca bir değerlendirme ise yapılmamıştır.

33. Öte yandan başvuruculardan Nigan

ATAY 15/11/2015, Mehmet ŞAFOĞLU ise 26/3/2016 tarihinde, dolayısıyla başvuru

tarihinden sonra vefat etmişlerdir. Bununla birlikte, başvurucu Nigan ATAY'ın mirasçıları Arca

ATAY ve Süheyl ATAY ile başvurucu Mehmet ŞAFOĞLU'nun

mirasçıları Yıldız İlknur BADUR, Banu ŞAFOĞLU ve Kamil

Celal Oğuz ŞAFOĞLU'nun halihazırda zaten başvurucu

oldukları anlaşılmaktadır.

34. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

35. Anayasa'nın "Mülkiyet

hakkı" kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:

"Herkes, mülkiyet ve miras haklarına

sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla

sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına

aykırı olamaz."

36. Anayasa'nın "Temel

hak ve hürriyetlerin sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesi

şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca

Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak

kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna,

demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük

ilkesine aykırı olamaz."

37. Anayasa'nın "Kamulaştırma"

kenar başlıklı 46. maddesi şöyledir:

"Devlet ve kamu tüzelkişileri; kamu

yararının gerektirdiği hallerde, gerçek karşılıklarını peşin ödemek şartıyla,

özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunla

gösterilen esas ve usullere göre, kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idarî

irtifaklar kurmaya yetkilidir.

Kamulaştırma bedeli ile kesin hükme bağlanan

artırım bedeli nakden ve peşin olarak ödenir. ...Kanunun taksitle ödemeyi

öngörebileceği bu hallerde, taksitlendirme süresi beş yılı aşamaz; bu takdirde

taksitler eşit olarak ödenir..."

38. Somut olayda çözümlenmesi gereken ilk mesele “mülkiyet

hakkına” yönelik bir müdahale olup olmadığını belirlemektir. Sonraki

aşamalarda, varlığı kabul edilen müdahalenin kanuni dayanağı olup olmadığı,

meşru amaçlara dayanıp dayanmadığı, müdahalenin amacı ve kullanılan araçlar ile

başvurucuya yüklenen külfetin ölçülü olup olmadığı hususlarının tespit edilmesi

gerekir.

a. Mülkün Varlığı

39. Öncelikle başvurucunun başvuruya konu olayda Anayasa ve

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) ortak koruma alanında yer alan

mülkiyet hakkı kapsamında korunmaya değer bir menfaatinin bulunup

bulunmadığının tartışılması gerekmektedir (Selçuk

Emiroğlu, B. No: 2013/5660, 20/3/2014, § 25).

40. Anayasa'nın 35. maddesinde yer verilen mülkiyet kavramı,

kapsam itibarıyla 4721 sayılı Kanun'da yer alan mülkiyet kavramı ile sınırlı

olmamakla birlikte taşınmaz mülkiyetinin Anayasa'nın 35. maddesindeki güvence

kapsamına girdiğine kuşku yoktur.

41. Başvuru konusu olayda, uyuşmazlığa konu taşınmazın tapu

sicilinde başvurucuların miras bırakanları adına tescilli olup miras yoluyla

başvurucuların bu taşınmazda pay sahibi oldukları anlaşıldığına göre

başvurucuların, Anayasa’nın 35. maddesi kapsamında mülkiyet haklarının mevcut

olduğu kanaatine varılmıştır.

b. Müdahalenin Varlığı ve

Türü

42. Anayasa’nın 35. maddesi ve Sözleşme’ye

ek (1) No.lu Protokol’ün 1. maddesi benzer düzenlemelerle mülkiyet hakkına yer

vermiştir. Her iki düzenleme de üç kural ihtiva etmektedir. Sözleşme’nin ilk

cümlesi herkese mülkünden barışçıl yararlanma hakkı verirken Anayasa daha geniş

manada mülkiyet hakkını tanımaktadır. Düzenlemelerin ikinci cümleleri ise

kişilerin hangi koşullarda mülkünden yoksun bırakılabileceğini ya da kişilere

ait mülkiyetin hangi koşullarla sınırlandırılabileceğini hüküm altına

almaktadır (Necmiye Çiftçi ve diğerleri,

B. No: 2013/1301, 30/12/2014, § 46).

43. Her iki düzenlemenin üçüncü cümleleri ise mülkiyetin

kullanımının kontrolü ya da düzenlenmesine ilişkindir. Anayasa’nın 35.

maddesinin son fıkrası mülkiyet hakkının kullanımının toplum yararına aykırı

olamayacağı şeklinde hakkın kullanımına ilişkin genel bir ilkeye yer verirken Sözleşme’ye ek (1) No.lu Protokol'ün 1. maddesinin ikinci

fıkrası, devletlere mülkiyeti kamu yararı amacıyla düzenleme, vergiler ve diğer

katkılar ile cezaların tahsili konusunda gerekli gördükleri yasaları uygulama

konusundaki haklarını saklı tutarak taraf devletlerin kamu yararına uygun

olarak “mülkiyetin kullanımını kontrol” yetkisine sahip olduğunu kabul

etmektedir. Bununla beraber Anayasa’nın birçok maddesi, ilgili olduğu hususta

devlete mülkiyetin kullanımının kontrolü ya da mülkiyeti düzenleme yetkisi

vermektedir (Necmiye Çiftçi ve diğerleri,

§ 47).

44. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre ikinci ve

üçüncü kurallar, mülkiyetten barışçıl yararlanma ilkesi şeklinde ifade edilen

birinci kuralın özel görünüm şekilleridir ve bu nedenle kuralların genel

nitelikli birinci kural çerçevesinde anlaşılması gerekmektedir (James ve diğerleri/Birleşik Krallık [GK],

B. No: 8793/79, 21/2/1986, § 37).

45. Başvuru konusu olayda, dava konusu taşınmaz kısmen

başvurucuların adına tapuda kayıtlı iken bu taşınmazın askerî güvenlik bölgesi

içinde olduğuna dair tapu kaydının beyanlar hanesine belirti yapılmış ve

belirli bir süre boyunca taşınmazın etrafına tel örgü çekilmiştir. Ancak

Jandarma İkmal Merkezi Komutanlığınca düzenlenen evrak ve tutanaklara göre

taşınmazın etrafındaki tel örgüler 9/6/2005 tarihinde kaldırılmış olup

başvurucuların da dava dilekçesinde 9/6/2000 ile 9/6/2005 tarihleri arasına

ilişkin olarak tazminat talebinde bulundukları görülmektedir. Buna göre

taşınmaz hakkında hukuki olarak veya fiilen (de facto)

kamulaştırma işlemi ya da kararı bulunmamaktadır. Uyuşmazlık konusu taşınmazda

başvurucuların payları tapudan terkin edilmediği gibi fiilen de bu paylar

başvuruculardan alınmış değildir. Başvurucuların taşınmaz üzerinde satış,

trampa, hibe yapma veya ipotek, irtifak hakkı tesisi gibi tasarruflarda bulunma

hakları da el atılan dönemde bile hukuken mevcuttur. Dolayısıyla başvurucuların

mülkten yoksun bırakılmaları söz konusu değildir.

46. Öte yandan başvurucuların taşınmazlarına yapılan müdahale

mülkün kullanımının kontrolü veya düzenlenmesi amacıyla da yapılmış değildir.

Bununla birlikte başvurucuların paylarının olduğu taşınmazın belirli bir

süreyle tel örgü ile çevrilerek kışlaya dahil edilmesi nedeniyle bu

taşınmazlardan fiili olarak yararlanma hakları kısıtlanmıştır. Ayrıca

başvurucuların taşınmaz üzerinde hukuken tasarrufta bulunma hakları da bu süre

boyunca taşınmazın kullanılma olanağı bulunmadığı için önemli ölçüde sınırlandırılmıştır.Bu nedenle başvurucuların paylarının

bulunduğu taşınmazın İstanbul Jandarma İkmal Merkezi Komutanlığınca izinsiz

olarak belirli bir süreyle kullanılmasının Anayasa’nın 35. maddesi anlamında

sahip olunan mülkiyet hakkına müdahale oluşturduğu açık olup başvurunun,

mülkiyetten barışçıl yararlanma hakkına ya da mülkiyetin dokunulmazlığına saygı

gösterilmesine ilişkin birinci kural çerçevesinde incelenmesi gerekir.

c. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

i. Genel İlkeler

47. Anayasa'nın 35. maddesinde bir temel hak olarak güvence

altına alınmış olan mülkiyet hakkı, kişiye -başkasının hakkına zarar vermemek

ve yasaların koyduğu sınırlamalara uymak koşuluyla- sahibi olduğu şeyi dilediği

gibi kullanma ve tasarruf etme, onun ürünlerinden yararlanma olanağı veren bir

haktır. Anayasa'ya göre bu hakka ancak kamu yararı nedeniyle ve kanunla

sınırlama getirilebilir. Anayasa'nın 46. maddesine göre özel mülkiyetteki bir

taşınmaz, kamu yararı amacıyla ihtiyaç duyulması hâlinde gerçek karşılığı peşin

ödenmek ve koşulları yasayla belirlenmek şartıyla kamulaştırılarak kamu

hizmetine tahsis edilebilir veya irtifak hakkı kurularak kamu yararı amacıyla

kullanımı sınırlanabilir (Mustafa Asiler,

B. No: 2013/3578, 25/2/2015, § 35).

48. Anayasa'nın 35. maddesinde mülkiyet hakkına getirilecek

sınırlamaların kamu yararı amacıyla ve kanunla yapılması gerektiği hüküm altına

alınırken Sözleşme'ye ek 1 No.lu Protokol'ün 1.

maddesi mülkiyetten yoksun bırakmanın kamu yararıyla, yasada öngörülen

koşullarla ve uluslararası sözleşmelere uygun olarak yapılabileceğini

öngörmektedir. AİHM, yasada öngörülen koşulları, bir diğer ifadeyle hukukiliği

geniş yorumlayarak istikrar kazanmış yargı kararlarına dayanan içtihat yoluyla

geliştirilmiş ilkelerin de hukukilik şartını karşılayabildiğini kabul ederken (Malone/Birleşik Krallık, B. No: 8691/79,

2/8/1984, §§ 66-68) Anayasa, tüm sınırlandırmaların mutlak manada kanunla

yapılacağını öngörerek Sözleşme'den daha geniş bir

koruma sağlamaktadır (Mehmet Akdoğan ve

diğerleri, § 31).

49. Anayasa'nın 35. ve 46. maddeleri, taşınmaz üzerindeki

mülkiyet hakkına yapılanmüdahalelerin kanuni olmasını

zorunlu tutmaktadır. Bu zorunluluk hukuk devletinin gereğidir. Anayasa'nın 46.

maddesi hükmü ve 2942 sayılı Kanun gereği asıl olan kamulaştırma işlemi yapmak

suretiyle idarenin taşınmazı iktisap etmesidir (Celalettin Aşçıoğlu, B. No: 2013/1436, 6/3/2014, § 58).

50. AİHM de kamulaştırma yapılmaksızın taşınmaza el atılması

yoluyla yapılan müdahalenin, "kanunilik ilkesi" yönünden mülkiyet

haklarını ihlal ettiği kanaatindedir (Sarıca

ve Dilaver/Türkiye, B. No: 11765/05, 27/5/2010, § 51). Anayasa

Mahkemesinin çeşitli kararlarında da tazminat ödenmeksizin kamulaştırmasız el

atmak suretiyle bireylerin mülkiyet haklarından yoksun bırakılmalarının

Anayasa'nın 13., 35. ve 46. maddeleriyle 2942 sayılı Kanun'da belirtilen usule

uymayan bir müdahale olduğu ve mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin

"kanunilik ilkesini" ihlal ettiği sonucuna varılmıştır (Celalettin Aşçıoğlu, §§ 61, 62; Mustafa Asiler, §§ 45, 46; İbrahim Oğuz ve diğerleri, B. No:

2013/5926, 6/10/2015, §§ 87-89).

ii.İlkelerin Olaya Uygulanması

51. Somut olayda, başvurucuların paydaşları oldukları taşınmazın

tapu kaydının beyanlar sütununa 10/10/1996 tarihinde "Askerî güvenlik

bölgesi içinde kalmaktadır" şeklinde bir belirti yapılmış ve taşınmazın

sınırlarına İstanbul Jandarma İkmal Merkezi Komutanlığınca tel örgü çekilerek

bu taşınmaz kışlaya dahil edilmiştir. Komutanlığın söz konusu taşınmazın

kamulaştırılması için yaptığı teklifin Jandarma Genel Komutanlığının 4/12/2004

tarihli yazısıyla kabul edilmemesi üzerine 9/6/2005 tarihinde taşınmazın

maliklerine teslim edileceği duyurulmuş ve bu tarihte kışla sınırları geriye

çekilerek başvurucuların taşınmazına yönelik müdahaleye son verilmiştir.

Başvurucular ise 9/6/2000 ile 9/6/2005 tarihleri arasında taşınmazın haksız

olarak "tel örgü çekilip kışla olarak" kullanılmak suretiyle işgal

edildiğini belirterek 24/4/2006 tarihinde dava açmak suretiyle tazminat

talebinde bulunmuşlardır. Yapılan yargılama neticesinde Kartal 3. Asliye Hukuk

Mahkemesi, 7/10/2008 tarihli kararı ile; dava konusu taşınmazın sehven kışla

sınırları içerisine alındığını ve kışla sınırları geriye çekilerek 9/6/2005 tarihinde

maliklerine teslim edildiğini kabul etmesine rağmen bu taşınmazın askerî

güvenlik bölgesi olarak ilan edilmesi nedeniyle 2565 sayılı Kanun uyarınca dava

konusu taşınmazın tel örgü içerisine alınarak müdahalede bulunulmasının kanuna

dayalı olup haksız olduğunun kabul edilemeyeceği gerekçeleriyle davanın reddine

karar vermiştir (§ 13). Başvurucuların temyiz ve karar düzeltme talepleri ise

Yargıtay 3. Hukuk Dairesince ilk derece mahkemesinin kararına atıfta

bulunularak reddedilmiştir (§§ 14, 15).

52. Derece mahkemelerince başvurucunun haksız işgal tazminatı

talebinin reddedilmesinin temel dayanağı; başvuru konusu taşınmazın askerî

güvenlik bölgesinde kaldığı ve bu nedenle İstanbul Jandarma İkmal Merkezi

Komutanlığınca 2565 sayılı Kanun uyarınca taşınmaza el atılabileceği

olgularıdır. Mahkeme kararında tapu kaydı ile imar planına göre dava konusu

taşınmazın askerî güvenlik bölgesi içinde kaldığı belirtilmiştir.

53. Gerçekten de taşınmazın tapu kaydına 10/10/1996 tarihinde

"askerî güvenlik bölgesinde" kaldığına dair bir belirti konulmuş ve

bu çerçevede taşınmazın etrafı tel örgü ile çevrilerek kışlaya dahil

edilmiştir. Ancak Komutanlığın 17/11/2006 tarihinde Kartal Belediye

Başkanlığına yazdığı yazıda; söz konusu taşınmazın kışla sınırları geriye çekilmek

suretiyle 9/6/2005 tarihinde arsa maliklerine teslim edildiği, öncesinde ise

taşınmazın sehven kışla sınırları içerisine alınıp tapu kaydına "askerî

güvenlik bölgesi" belirtisi konulduğu belirtilmiştir. Yazının devamında da

askerî güvenlik bölgesi sınırlarının yeniden belirlenerek taşınmaz üzerindeki

belirtinin kaldırılacağı ifade edilmiş ve başvurucuların paylarının bulunduğu

taşınmaz açıkça zikredilerek bu taşınmazın askerî güvenlik bölgesinden

çıkarılmasında sakınca olmadığının bildirildiği hatırlatılmıştır. Dolayısıyla

bizzat taşınmaza müdahaleyi gerçekleştiren Komutanlığın yazısında, uyuşmazlık

konusu taşınmazın askerî güvenlik bölgesi içinde olduğuna dair tapu kaydına

konulan belirtinin ve bu taşınmazın kışla sınırları içine dahil edilmesinin "yanlışlıkla"

yapıldığının ifade edildiği anlaşılmaktadır. Hatta Komutanlıkça Belediyeden

imar planının düzeltilmesi istenilmiş ve kışla sınırları da geriye çekilmiştir.

54. Ayrıca 2565 sayılı Kanun'un 21. maddesinin birinci

fıkrasının (a) bendinde güvenlik bölgesi içindeki gerçek ve tüzel kişilere ait

taşınmazların kamulaştırılabileceği hükme bağlanmış, aynı fıkranın (c) bendinde

ise kamulaştırma yapılan güvenlik bölgelerine, buradaki tesislerde görevli

olanlarla, askerî güvenlik bölgelerinde yetkili komutanlığın izin verdiği

kişilerden başkasının giremeyeceği ve oturamayacağı hüküm altına alınmıştır.

Askerî Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Yönetmeliği'nin 23. maddesinin

birinci fıkrasında ise kamulaştırma yapılan güvenlik bölgelerinin çevresinin

askerî güvenlik bölgelerinde yetkili komutanlıkça, arazide tel ve duvar gibi

engellerle çevrileceği düzenlenmiştir. Bu Yönetmeliğin 24. maddesinde ise

askerî güvenlik bölgeleri içinde kalan ve kamulaştırılmayan taşınmazların

maliklerinin ve diğer Türk vatandaşlarının bölgede oturmaları, zirai

faaliyetleri, meslek ve sanatlarını icra etmelerinin serbest olduğu açıkça

belirtilmiş; bu bölge içindeki taşınmazların yabancılara satışı ile ilgili

olarak veya inşaat, hafriyat, tadilat, orman yetiştirme veya kesmek gibi hususlarda

çeşitli sınırlandırmalara yer verilmiştir.

55. Anılan kanun hükümleri ve yönetmelik düzenlemelerine göre

askerî güvenlik bölgesi içinde olan taşınmazların kamulaştırılmadıkça somut

olayda olduğu gibi etrafına tel örgü çekilerek el atılması mümkün olmadığı gibi

bu taşınmazların kanun ile öngörülen belirli kısıtlamalar dahilinde fiilen veya

hukuken kullanılması ve tasarruf edilmesi önünde herhangi bir kanuni engelin de

mevcut olmadığı anlaşılmaktadır. Diğer bir deyişle, uyuşmazlık konusu taşınmaz askerî

güvenlik bölgesi içinde kalmış olsa da, 2565 sayılı

Kanun'un 21. maddesi ile anılan Yönetmeliğin 23. ve 24. maddeleri uyarınca bir

kamulaştırma yapılmadan taşınmaza geçici bir süreyle dahi olsa askerî

kuruluşlar da dahil olmak üzere kamu kurum ve kuruluşlarınca el atılması mümkün

bulunmamaktadır.

56. Başvuru konusu olayda da 2565 sayılı Kanun'da yer alan ve

taşınmazın kullanımını kısıtlayan düzenlemelerden ziyade bu Kanun'a aykırı

olarak bir askerî kuruluş tarafından taşınmazın etrafına tel örgü çekilerek

kışlaya dahil edilmesi nedeniyle bu taşınmazın belirli bir süre tamamen fiili

olarak kullanılmasının ve tasarruf edilmesinin engellenmesinden

yakınılmaktadır. Başvurucular tazminat taleplerine konu 9/6/2000 ile 9/6/2005

tarihleri arasında paydaşı oldukları taşınmazı kullanamadıklarını ve bu

taşınmaz üzerinde bir tasarrufta da bulunamadıklarını belirtmişlerdir.

Taşınmazın etrafına tel örgü çekilmesi şeklindeki müdahale nedeniyle taşınmazın

belirtilen süre boyunca fiilen kullanılması mümkün olmadığı gibi bu şekilde el

atılan bir taşınmazın satış, trampa, hibe vb. yollarla devredilmesi veya

üzerinde ipotek ya da benzeri bir ayni veya şahsi hak tesis edilmesinin de

önemli ölçüde sınırlandırıldığı açıktır. Taşınmaza belirli bir süre ile el atan

İstanbul Jandarma İkmal Merkezi Komutanlığının 9/6/2005 tarihli yazısında da, taşınmaza "kamulaştırmasız el atıldığından"

söz edilmiştir. Nitekim tel örgü ile çevrilerek kışlaya dahil edilen söz konusu

taşınmazın kamulaştırılması için yapılan talep Jandarma Genel Komutanlığının

4/12/2004 tarihli yazısı ile uygun görülmemiştir. Dolayısıyla başvurucuların

paylarının bulunduğu taşınmaza, Jandarma İkmal Merkezi Komutanlığınca herhangi

bir kamulaştırma yapılmadan geçici süreyle ve bir tazminat da ödenmeksizin

başvurucuların rızası dışında "etrafına tel örgü çekilerek kışla olarak

kullanılmak suretiyle" müdahalede bulunulmuştur.

57. Başvuru konusu olayda başvurucuların paylarının bulunduğu

taşınmaza "askerî güvenlik bölgesi alanı" olarak kamulaştırmasız el

atılmış, belirli bir süre sonra da kamulaştırma işlemi yapılmasından da

vazgeçilerek el atmaya son verilmiştir. Başvurucular netice olarak paylarından

yoksun bırakılmamakla birlikte paylarının bulunduğu taşınmazları üzerindeki

kullanım ve tasarruf hakları kamulaştırma yapılmadan el atılan dönem boyuncaönemli ölçüde sınırlandırılmıştır. Belirtilen

olgular taşınmaza geçici süreyle de olsa el atan Jandarma İkmal Merkezi

Komutanlığı ile başvurucuların açtığı davada derece mahkemelerince de kabul

edilmesine karşın başvuruculara, taşınmazı kullanamadıkları ve tasarruf

edemedikleri dönem için herhangi bir tazminat ödemesi yapılmamıştır. Her ne

kadar derece mahkemelerince 2565 sayılı Kanun hükümlerine göre askerî güvenlik

bölgesinde olan taşınmaza Komutanlıkça el atılabileceği kabul edilmiş ise de

tazminat ödenmeksizin kamulaştırmasız el atmak suretiyle bireylerin mülkiyet

haklarına müdahale edilmesi Anayasa'nın 13., 35. ve 46. maddelerine aykırı

olduğu gibi 2565 sayılı Kanun'un 21. maddesi karşısında, kamulaştırma

yapılmadan ve tazminat ödenmeden askerî güvenlik bölgesi içindeki taşınmazlar

yönünden maliklerin, mülkiyet haklarının tanıdığı yetkileri kullanmalarının

belirli bir süreyle bile olsa tamamıyla engellenmesinin kanuni bir dayanağının

da bulunmadığı görülmektedir.

58. Sonuç olarak başvurucuların paylarının bulunduğu taşınmaza,

askerî güvenlik bölgesi alanında olduğu gerekçesiyle yöntemince bir

kamulaştırma işlemi de yapılmadan etrafı tel örgülerle çevrilerek kışla alanına

katılmak suretiyle belirli bir süre boyunca tazminat ödenmeksizin el atılması

suretiyle müdahale edilmesinin, Anayasa'nın 13., 35. ve 46. maddelerine

dayanmayan bir müdahale olduğu ve mülkiyet hakkına yapılan bu müdahalenin

kanunilik ilkesini ihlal ettiği kanaatine ulaşılmıştır.

59. Müdahalenin kanunilik şartını sağlamadığı tespit

edildiğinden Anayasa'nın 13. maddesinde öngörülen meşru amaçlardan biri

kapsamında olup olmadığı ve ölçülülük kriterlerine riayet edilip edilmediğinin

ayrıca değerlendirilmesine gerek görülmemiştir.

60. Açıklanan nedenlerle Anayasa’nın 35. maddesinde güvence

altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

61. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir. …

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

62. Başvurucular yeniden yargılama yapılması ve tazminat

taleplerinde bulunmuşlardır.

63. Başvuruda başvurucuların mülkiyet haklarının ihlal edildiği

sonucuna varılmıştır.

64. Başvurucuların mülkiyet haklarının ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunduğundan kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere kapatılan

Kartal 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin dosyalarının devredildiği İstanbul Anadolu

14. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

65. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin

başvuruculara müşterek olarak ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet

hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin mülkiyet hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere

İstanbul Anadolu 14. Asliye Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

D. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARA MÜŞTEREK OLARAK ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

1/2/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Recai AKYEL

Raportör

:

Özgür DUMAN

Başvurucular

:

1. Mehmet

Eray CELEPGİL

2. Alper

AKGÜN

3. Veli AKIN

4. Nur YAKUT

5. Zerrin

ERDOĞAN

6. Pelin

ATAY

7. Arca ATAY

8. Müzeyyen

Senem CELEPGİL

9. Tamer

ERDEM

10. Halit

Erdi YOSUNKAYA

11. Mine

YILMAZER

12. Ahmet

İzzet ÖZDEMİR

13. Elmas

CELEPGİL

14. Kamil Mehmet BOSTANCI

15. Fatma

Saime GÜRTÜRK

16. Yıldız

İlknur BADUR

17. Kamil Celal Oğuz ŞAFOĞLU

18. Banu

ŞAFOĞLU

19. Zeynep

Neslihan RONA

20. Mürvet

ATAY

21. Fatma

Gül TURANLIGİL

22. Muazzez Nigah ÇAM

23. Yaşar

ÇELİK

24. Levent

AKIN

25. Demet

ERYILMAZ

26. Adnan

Ümit FIRTINA

27. Muazzez

Ülkü USLU

28. Nurdoğan AKIN

29. Rasime YÖRÜK

30. Yasemin

AKIN BOLAT

31. Hicran

CELEPGİL

32. Hakan

CELEPGİL

33. Rafet

CELEPGİL

34. Kamil Yıldırım CELEPGİL

35. Hikmet

Murathan BOSTANCI

36. Haluk

Cenk BAYKUT

37. Alaattin

AKGÜN

38. Fadime

Sevda BOSTANCI

39. Zeynep

Şule CELEPGİL

40. Süheyl

ATAY

41. Sevgi

KARDEŞ

Vekilleri

:

Av. Atiye

ÜLKÜ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/612, 1 Şubat 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet
  12. C. Kararın bir örneğinin mülkiyet hakkının ihlalinin
  13. E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  14. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  15. Yıldırım
  16. Akıncı
  17. Topal
  18. M. Emin KUZ
  19. Akgün
  20. Erdoğan
  21. Atay
  22. Erdem
  23. Yılmazer
  24. Celepgil
  25. Şafoğlu
  26. Atay
  27. Çelik
  28. Akın
  29. Eryılmaz
  30. Akın Bolat
  31. Celepgil
  32. Celepgil
  33. Celepgil
  34. Akgün
  35. Atay
  36. Kardeş
  37. Ülkü
  38. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/612
Tarih
1 Şubat 2017

İlgili Kararlar

  • Medya Gündem Dijital Yayıncılık Ticaret A. Ş. Başvurusu (B. No: 2014/14965)
  • Yusuf Yeşilmen Başvurusu (B. No: 2014/16211)
  • Şaban Dal Başvurusu (B. No: 2014/2891)
  • M. A. ve E. A. Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2014/16587)
  • Ümraniye Şimşek ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/8279)
  • Boyacıköy Panayia Evangelistra Kilisesi ve Mektebi Vakfı Başvurusu (B. No: 2015/17576)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.