İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Emrah Ergün Başvurusu (B. No: 2014/4651)

1. Başvuru; tahliye kararının geç icra edilmesi ve hukuka aykırı

Başvuru No2014/4651Tarih21 Şubat 2018Okuma19 dk · 3.755 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Emrah Ergün Başvurusu

Karar tarihi
21 Şubat 2018
Başvuru Numarası
2014/4651
R.G. Tarih ve Sayı
3/5/2018-30410
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.755 kelime·19 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; tahliye kararının geç icra edilmesi ve hukuka aykırı

olarak hürriyetten yoksun bırakılmaya rağmen tazminat isteminin kabul

edilmemesi nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, davanın

reddedilmesi sonucunda yüksek miktarda vekâlet ücretine hükmedilmesi nedeniyle

de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 3/4/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına ve adli yardım talebinin kabul edilmesine karar

verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

9. Batman 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin 25/9/2012 tarihli kararı ile

başvurucu ,silahlı terör örgütüne üye olma ile silahlı terör örgütü kurma ve

yönetme suçlarından tutuklanmış; 25/9/2012 tarihinde Batman M Tipi Kapalı Ceza

İnfaz Kurumuna (Ceza İnfaz Kurumu) gönderilmiştir.

10. Başvurucu hakkında açılan davada Batman 2. Ağır Ceza

Mahkemesi 5/8/2013 tarihli celp yazısı ile başvurucunun 4/9/2013 tarihinde saat

11.00'de yapılacak duruşma için duruşma salonunda hazır edilmesini istemiştir.

11. Başvurucunun da hazır olduğu 4/9/2013 tarihli duruşma

sonucunda Batman 2. Ağır Ceza Mahkemesi başvurucunun tahliyesine karar

vermiştir.

12. Başvurucunun tahliye edilmesine ilişkin yazı, aynı gün saat

11.33'te Ceza İnfaz Kurumunun UYAP ekranına düşmüştür.

13. Başvurucu, tahliyesine karar verildiği duruşma sonrasında

çıkış işlemlerinin yapılabilmesi için saat 12.35'te tekrar Ceza İnfaz Kurumuna

getirilmiştir.

14. Başvurucunun tahliyesine ilişkin yazının UYAP'tan Ceza İnfaz

Kurumu ekranına düşmesinin ardından -genel bir uygulama gereği olarak ayrıca

telefonla da teyit alındığından- tahliye işlemleri başlamadan önce tahliye

kararı veren Ağır Ceza Mahkemesi telefonla aranmıştır. Fakat araya öğle

tatilinin de girmesi nedeniyle ilgili Mahkemeden ancak saat 14.46'da teyit

alınabilmiştir.

15. Başvurucunun tahliye edildiği konusunda ilgili Mahkemeden

teyidin alınmasıyla birlikte hemen tahliye işlemleri başlatılmıştır. Gerekli

işlemlerin yapılmasının ardından UYAP kayıtlarına göre, başvurucunun tahliye

fişine ilişkin doküman saat 15.06'da oluşturulmuştur.

16. Başvurucu; hakkında verilen tahliye kararı sonucunda

4/9/2013 tarihinde saat 16.25 sıralarında, bulunduğu Ceza İnfaz Kurumundan tahliye

edilmiştir.

17. Başvurucu, geç tahliye edildiği iddiasıyla ilgili olarak

Ceza İnfaz Kurumu yetkililerinin görevi ihmal suçunu işledikleri iddiasıyla

Batman Cumhuriyet Başsavcılığına şikâyette bulunmuştur.

18. Batman Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan soruşturma

sonucunda başvurucunun geç tahliye edilmesinin gerekçesi olarak tahliye

yazısının Ceza İnfaz Kurumuna ulaşmasının ardından araya öğle tatilinin girmesi

nedeniyle teyit alma işleminin hemen yapılamaması, 14.46'da alınan teyidin

ardından tahliye işlemlerine başlanması ancak tutuklunun emanet eşya, emanet

para ve eğitim birimi ile ilgili kayıtlarının sorgulanarak tahliyeye hazır hâle

getirilmesi, tahliyeye hazır hâle getirildiği sırada Ceza İnfaz Kurumunda

tutuklu ve hükümlülerin görüş yapmaları nedeniyle yeterince personelin olmaması

gösterilmiştir. Bu gerekçelerle başvurucunun geç tahliye edilmesi konusunda

görevlilerin kasten veya görevlerini ihmal ederek geç tahliyeye neden

olduklarına ilişkin delil bulunmaması nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına

karar verilmiştir.

19. Başvurucu, geç tahliye edilmesi nedeniyle ayrıca 4/12/2004

tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesine dayanarak 500

TL manevi tazminat istemiyle Batman 1. Ağır Ceza Mahkemesinde dava açmıştır.

20. Davaya bakan Batman 1. Ağır Ceza Mahkemesi 13/3/2014 tarihli

kesin nitelikteki kararıyla tazminat istemini reddetmiştir. Mahkeme ayrıca,

Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir edilen 3.000 TL vekâlet

ücretinin başvurucudan alınarak davalı Hazineye verilmesine karar vermiştir.

Kararıngerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Haksız gözaltı ve tutukluluk nedeniyle tazminat istenebilecek

hususlar CMK'nun 142. maddesinde tahdidi olarak sayılmıştır. Bu haller dışında

tazminat istenemeyecektir. Her ne kadar davacı ve davacı vekili mahkemenin

tahliye kararından 5 saat geçtikten sonra davacının tahliye edildiğini, bu

şekilde haksız yere özgürlüğünden kısıtlandığını ileri sürmüşse de; davacının

aynı gün mesai saatleri içinde ve makul süre dahilinde tahliye edildiği, hakim

veya mahkeme kararı olmaksızın haksız yere tutuklu kaldığına dair dosyaya

yansıyan herhangi bir delil ve emare olmadığı, tahliye kararının ardından

işlemlerin bir kaç saat sürebileceği ve bu durumun CMK'ya göre tazminat sebebi

olmadığı anlaşıldığından işbu tazminat davasınınreddine karar vermek gerekmiş[tir.]"

21. Başvurucu 3/4/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

22. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat

istemi" kenar başlıklı 141. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

"Suç

soruşturması veya kovuşturması sırasında;

a) Kanunlarda belirtilen koşullar dışında

yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen,

b) Kanunî gözaltı süresi içinde hâkim önüne

çıkarılmayan,

c) Kanunî hakları hatırlatılmadan veya

hatırlatılan haklarından yararlandırılma isteği yerine getirilmeden tutuklanan,

d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde

makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında

hüküm verilmeyen,

e) Kanuna uygun olarak yakalandıktan veya

tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine

karar verilen,

f) Mahkûm olup da gözaltı ve tutuklulukta

geçirdiği süreleri, hükümlülük sürelerinden fazla olan veya işlediği suç için

kanunda öngörülen cezanın sadece para cezası olması nedeniyle zorunlu olarak bu

cezayla cezalandırılan,

g) Yakalama veya tutuklama nedenleri ve

haklarındaki suçlamalar kendilerine, yazıyla veya bunun hemen olanaklı

bulunmadığı hâllerde sözle açıklanmayan,

h) Yakalanmaları veya tutuklanmaları

yakınlarına bildirilmeyen,

i) Hakkındaki arama kararı ölçüsüz bir şekilde

gerçekleştirilen,

j) Eşyasına veya diğer malvarlığı değerlerine,

koşulları oluşmadığı halde elkonulan veya korunması için gerekli tedbirler alınmayan

ya da eşyası veya diğer malvarlığı değerleri amaç dışı kullanılan veya

zamanında geri verilmeyen,

k) (Ek: 11/4/2013-6459/17 md.) Yakalama veya

tutuklama işlemine karşı Kanunda öngörülen başvuru imkânlarından

yararlandırılmayan, kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten

isteyebilirler"

23. 5271 sayılı Kanun'un "Yargılama

giderleri" kenar başlıklı 324. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

"Harçlar ve tarifesine göre ödenmesi

gereken avukatlık ücretleri ile soruşturma ve kovuşturma evrelerinde

yargılamanın yürütülmesi amacıyla Devlet Hazinesinden yapılan her türlü

harcamalar ve taraflarca yapılan ödemeler yargılama giderleridir."

24. 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun "Avukatlık ücreti" kenar

başlıklı 164. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Avukatlık ücreti, avukatın hukukî

yardımının karşılığı olan meblâğı veya değeri ifade eder."

25. 1136 sayılı Kanun'un "Avukatlık

ücret tarifesinin hazırlanması" kenar başlıklı 168. maddesinin

üçüncü fıkrası şöyledir:

"Avukatlık ücretinin takdirinde, hukukî

yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan

tarife esas alınır."

26. 26/9/2011 tarihli ve 659 sayılı Genel Bütçe Kapsamındaki

Kamu İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesine

İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin

"Davalardaki temsilin niteliği ve vekâlet ücretine hükmedilmesi ve

dağıtımı" kenar başlıklı 14. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

"Tahkim usulüne tabi olanlar dahil adli

ve idari davalar ile icra dairelerinde idarelerin vekili sıfatıyla hukuk birimi

amirleri, muhakemat müdürleri, hukuk müşavirleri ve avukatlar tarafından

yapılan takip ve duruşmalar için, bu davaların idareler lehine neticelenmesi

halinde, bunlar tarafından temsil ve takip edilen dava ve işlerde ilgili

mevzuata göre hükmedilmesi gereken tutar üzerinden idareler lehine vekâlet

ücreti takdir edilir."

27. 28/12/2013 tarihli ve 28865 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanarak yürürlüğe giren (karar tarihinde yürürlükte bulunan) Avukatlık

Asgari Ücret Tarifesi'nin "Ceza

davalarında ücret" kenar başlıklı 13. maddesinin (3) numaralı

fıkrası şöyledir:

"CMK 141 ve devamı maddelerine göre

tazminat için Ağır Ceza Mahkemelerine yapılan başvurularda, Tarifenin üçüncü

kısmı gereğince avukatlık ücretine hükmedilir. Şu kadar ki, hükmedilecek bu

ücret ikinci kısmın ikinci bölümünün onuncu sıra numarasındaki ücretten az

olamaz."

28. Anılan tarifenin ikinci kısım ikinci bölüm onuncu sırası

şöyledir:

" Ağır Ceza Mahkemelerinde takip edilen

davalar için

3.000,00 TL"

29. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13/3/2007 tarihli ve

E.2007/8-2, K.2007/63 sayılı ilamının ilgili bölümü şöyledir:

"...

Çözümü gereken uyuşmazlık, haksız tutuklamadan

doğan tazminat istemlerinin kısmen kabul kısmen reddi halinde, kendisini

vekille temsil ettiren davalı Hazine lehine, reddedilen kısım üzerinden dilekçe

yazım ücretine hükmedilmesi gerekip gerekmediğine ilişkindir.

... açılan maddi tazminat davalarında tazminat

miktarının hesaplanıp belirlenmesi, bunlardan yasal bir takım kesintilerin

yapılması uzmanlığı gerektirdiğinden, maddi tazminat miktarlarının çoğu kere

uzman bilirkişi incelemesiyle saptanması gerekmektedir. Öte yandan, tazmini

gereken manevi zarar da, haksız yakalama veya tutuklamaya maruz kalan kişilerin

salt bu yüzden duydukları üzüntü ve acıya karşılık olup, mahkemece bu zarar

tayin ve takdir edilirken, hukukun genel prensiplerinden hareketle, davacının

duyduğu acı ve üzüntünün derecesi, haksız olarak tutuklulukta ve gözaltında

geçirdiği süre, günün ekonomik koşulları, paranın satın alma gücü, davacının

ekonomik ve sosyal durumu gözönünde bulundurulmaktadır. Bu durumda, gerek maddi

gerekse manevi tazminat miktarlarının istem tarihinde davacı tarafından tam

olarak bilinmesine olanak bulunmamaktadır. O nedenle, haksız tutuklamadan

kaynaklanan tazminat davalarında, davalı lehine avukatlık ücreti ödenebilmesi

ancak ve sadece davanın tamamen reddi halinde mümkündür.

..."

30. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 30/12/2011 tarihli ve

E.2011/7516, K.2011/10596 sayılı ilamının ilgili bölümü şöyledir:

"Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel

Kurulunun 13.03.2007 gün ve 2-63 sayılı kararında açıklandığı üzere: haksız

tutuklamadan kaynaklanan tazminat davalarında, ancak davanın tamamen reddi

halinde davalı hazine lehine vekâlet ücretinehükmolunacağından, davanın tamamen

reddedilmesi karşısında davalı hazine lehine vekâlet ücretine hükmolunması

gerektiği halde hükmolunmaması

Kanuna aykırı[dır.]"

B. Uluslararası Hukuk

1. Sözleşme Metinleri

31. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "Özgürlük ve güvenlik hakkı" kenar

başlıklı 5. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"

Herkesin kişi özgürlüğüne ve güvenliğine hakkı vardır. Aşağıda belirtilen

haller ve yasada belirlenen yollar dışında hiç kimse özgürlüğünden yoksun

bırakılamaz:

a) Kişinin yetkili mahkeme tarafından mahkum

edilmesi üzerine usulüne uygun olarak hapsedilmesi;

b) Bir mahkeme tarafından, yasaya uygun

olarak, verilen bir karara riayetsizlikten dolayı veya yasanın koyduğu bir

yükümlülüğün yerine getirilmesini sağlamak için usulüne uygun olarak

yakalanması veya tutulu durumda bulundurulması;

c) Bir suç işlediği hakkında geçerli şüphe

bulunan veya suç işlemesine ya da suçu işledikten sonra kaçmasına engel olmak

zorunluluğu inancını doğuran makul nedenlerin bulunması dolayısıyla, bir

kimsenin yetkili merci önüne çıkarılmak üzere yakalanması ve tutulu durumda

bulundurulması;

d) Bir küçüğün gözetim altında eğitimi için

usulüne uygun olarak verilmiş bir karar gereği tutulu durumda bulundurulması

veya kendisinin yetkili merci önüne çıkarılması için usulüne uygun olarak

tutulu durumda bulundurulması;

e) Bulaşıcı hastalık yayabilecek bir kimsenin,

bir akıl hastasının, bir alkoliğin, uyuşturucu madde bağımlısı bir kişinin veya

bir serserinin usulüne uygun olarak tutulu durumda bulundurulması;

f) Bir kişinin usulüne aykırı surette ülkeye

girmekten alıkonmasını veya kendisi hakkında sınırdışı etme ya da geri verme

işleminin yürütülmekte olması nedeniyle usulüne uygun olarak yakalanması veya

tutulu durumda bulundurulması..."

32.Sözleşme'nin 5. maddesinin (5) numaralı fıkrası şöyledir:

"Bu madde hükümlerine

aykırı olarak yapılmış bir yakalama veya tutma işleminin mağduru olan herkesin

tazminat istemeye hakkı vardır."

2. Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi İçtihadı

33. Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi (AİHM), Sözleşme'nin 5. maddesinin birinci paragrafında, özgürlüğün

kısıtlanmasına yönelik istisnaların eksiksiz biçimde sayıldığını ve bu hüküm

çerçevesinde ancak dar bir yorumlama yapılması gerektiğini kaydetmekte; hiç

kimsenin keyfî olarak özgürlüğünden yoksun bırakılmaması gerektiğini

belirtmektedir (Giulia Manzoni/İtalya,

B. No: 19218/91, 1/7/1997, § 25). AİHM ayrıca, salıverme kararlarının infazında

bazı gecikmelerin kaçınılmaz olabileceğini kabul etmekte ve bu gecikmenin

asgariye indirilmesi gerektiğini kaydetmektedir (Değerli ve diğerleri/Türkiye, B. No: 18242/02, 5/2/2008, §

23). Ancak bu durum, alıkoyma süresinin önceden kanunlarca belirlenmemiş olduğu

ve alıkoyma uygulamasının mahkeme kararıyla sona erdiği hâller için geçerlidir.

Bu kapsamda AİHM; iç hukukta on iki saat olarak belirlenen gözaltı süresinin

kanunla düzenlenmiş olması nedeniyle mutlak olduğuna, bu sürenin "kırk beş

dakika" aşılmış olmasının Sözleşme'nin 5. maddesinin (1) numaralı

fıkrasının (c) bendinin ihlal edilmesi sonucunu doğurduğuna karar vermiştir.

AİHM'e göre iç hukuka uygun olsa dahi bilhassa soruşturma makamlarının kötü

niyet veya hileli davranışlarda bulunması (Mooren/Almanya

[BD], B. No: 11364/03, 9/7/2009, §§ 72, 77, 78) ya da duruma göre böyle bir

uygulamanın gerekli olmaması gibi hâllerde (Nestak/Slovakya,

B. No: 65559/01, 27/2/2007, § 74) özgürlükten yoksun bırakma hâli Sözleşme'ye

aykırı olabilir.

34. Mahkemelerin çalışma düzeni ve özel birtakım formalitelerin

tamamlanması gibi işlemler, bu tür bir mahkeme kararının uygulanmasının zaman

alabileceği anlamına gelir (K.F/Almanya,

B. No: 144/1996/765/962, 27/11/1997, § 71). AİHM; salıvermeyle ilgili idari

işlemlerin tamamlanmasında birkaç saatten daha fazla bir gecikmenin haklı

gösterilemeyeceğini (Nikolov/Bulgaristan,

B. No: 38884/97, 30/1/2003, § 82), tahliye kararlarının uygulamasında meydana

gelen gecikmeleri titizlikle inceleyeceğini belirtmiştir (Bojinov v./Bulgaristan, B. No: 47799/99,

28/10/2004, § 36). Bu bağlamda konuyla ilgili olayların ayrıntılı dökümünü

yapmak yükümlülüğü, davalı hükûmete aittir (Nikolov/Bulgaristan,

§ 80).

35. AİHM; özgürlükten mahrum bırakılmanın çok kısa süreler için

de geçerli olduğuna, örneğin Fatma Akaltun

Fırat/Türkiye (B. No: 34010/06, 10/9/2013), Shimovolos/Rusya (B. No: 30194/09,

21/6/2011) ve Gillan ve Quinton/Birleşik

Krallık (B. No: 4158/05, 12/1/2010) kararlarında, sırasıyla birer

saat ve otuz dakika boyunca tutulan kişilerin de Sözleşme'nin 5. maddesinin

anlamı dâhilinde özgürlüklerinden yoksun bırakıldığına karar vermiştir.

36. AİHM'e göre Sözleşme'nin 5. maddesinin (5) numaralı

fıkrasında öngörülen tazminat hakkı, ulusal bir makam veya Sözleşme kurumları

tarafından bu maddenin diğer fıkralarından birinin ihlal edildiğinin sabit

bulunduğu varsayımına dayanır (N.C./İtalya [BD],

B. No: 24952/94, 18/12/2002, § 49). Sözleşme'nin 5. maddesinin (1), (2), (3) ve

(4) numaralı fıkraları kapsamında bir özgürlükten yoksun bırakılma için

tazminat almak üzere başvuru imkânının bulunması hâlinde anılan maddenin (5)

numaralı fıkrasına uygunluk sağlanmış olacaktır (Wassink / Hollanda, B. No: 12535/86, 27/9/1990, § 38).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

37. Mahkemenin 21/2/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Kişi Hürriyeti ve

Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar

1. Tahliye Kararının Geç İcra Edildiğine

İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

38. Başvurucu; tutuklu yargılandığı dosyada verilen tahliye

kararına rağmen Ceza İnfaz Kurumundan yaklaşık beş saat sonra tahliye edilmesi

nedeniyle Anayasa'nın 19. maddesinde düzenlenen kişi hürriyeti ve güvenliği

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

39. Bakanlık görüşünde; başvurucunun tahliye kararının ifası

için AİHM'in makul olarak değerlendirdiği süreden daha kısa bir zamanda tahliye

edildiği, başvurucunun geç tahliye edildiği iddiasının hem Savcılık hem de Ağır

Ceza Mahkemesince değerlendirildiği ve sürenin makul olduğuna karar verildiği,

Ceza İnfaz Kurumu görevlilerinin gereken işlemleri zamanında yaptığı ve keyfî

bir uygulamanın bulunmadığı belirtilmiştir.

40. Başvurucu; Bakanlık görüşüne karşı beyanında Bakanlığın

telefon teyidinin neden öğleden önce değil de saat 14.46'da alındığını izah

edemediğini, tahliye fişi 15.06'da oluşturulmasına rağmen neden 16.25'te

tahliye edildiğinin izah edilemediğini, yeterli personel olmaması nedeniyle geç

tahliye edilmesinin haklı bir mazeret olmayacağını ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

41. Anayasa'nın 19. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarışöyledir:

"Şekil ve şartları kanunda gösterilen:

Mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı

cezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi; bir mahkeme kararının

veya kanunda öngörülen bir yükümlülüğün gereği olarak ilgilinin yakalanması

veya tutuklanması; bir küçüğün gözetim altında ıslahı veya yetkili merci önüne

çıkarılması için verilen bir kararın yerine getirilmesi; toplum için tehlike

teşkil eden bir akıl hastası, uyuşturucu madde veya alkol tutkunu, bir serseri

veya hastalık yayabilecek bir kişinin bir müessesede tedavi, eğitim veya ıslahı

için kanunda belirtilen esaslara uygun olarak alınan tedbirin yerine

getirilmesi; usulüne aykırı şekilde ülkeye girmek isteyen veya giren, ya da

hakkında sınır dışı etme yahut geri verme kararı verilen bir kişinin

yakalanması veya tutuklanması; halleri dışında kimse hürriyetinden yoksun

bırakılamaz.

Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan

kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesini

önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanunda

gösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla tutuklanabilir."

i. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

42. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

ii. Esas Yönünden

(1) Genel İlkeler

43. Anayasa'nın 19. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkına sahip olduğu ilke olarak ortaya konduktan sonra

ikinci ve üçüncü fıkralarında, şekil ve şartları kanunda gösterilmek şartıyla

kişilerin özgürlüğünden mahrum bırakılabileceği durumlar sınırlı olarak

sayılmıştır. Dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının kısıtlanması

ancak Anayasa'nın anılan maddesi kapsamında belirlenen durumlardan herhangi

birinin varlığı hâlinde söz konusu olabilir (Murat

Narman, B. No:

2012/1137, 2/7/2013, § 42).

44. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına yönelik müdahale, temel

hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin ölçütlerin belirlendiği

Anayasa'nın 13. maddesinde belirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe

Anayasa'nın 19. maddesinin ihlalini teşkil edecektir. Bu sebeple sınırlamanın

Anayasa'nın 13. maddesinde öngörülen ve tutuklama tedbirinin niteliğine uygun

düşen kanun tarafından öngörülme, Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasında

belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasına dayanma ve ölçülülük

ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir

(Halas Aslan, B. No: 2014/4994, 16/2/2017, §§ 53, 54).

45. Anayasa'nın 13. maddesinde, temel hak ve hürriyetlerin ancak

kanunla sınırlanabileceği hükme bağlanmıştır. Öte yandan Anayasa'nın 19. maddesinde,

kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının sınırlanabileceği durumların şekil ve

şartlarının kanunda gösterilmesi kuralına yer verilmiştir. Bu bağlamda

birbirleriyle uyumlu olan Anayasa'nın 13. ve 19. maddeleri uyarınca kişi

hürriyetine ilişkin müdahale olarak tutuklamanın kanuni bir dayanağının

bulunması zorunludur (Murat Narman, § 43; Halas

Aslan, § 55).

46. Mahkemelerce verilen tahliye kararlarının zaman

geçirilmeksizin uygulanması, böylelikle tutuklu kişilerin derhâl

salıverilmelerinin sağlanması gerekir. Tahliye kararı sonrasında kişilerin

serbest bırakılmaları için usule ilişkin bazı işlemlerin tamamlanması

zorunluluğu söz konusu olabilmektedir. Bu tür durumlarda işin niteliği gereği

serbest bırakma işlemlerinin tamamlanması belirli bir zaman almakta, böylece

kişiler tahliyelerine karar verildikten sonra bir müddet daha özgürlüklerinden

yoksun kalabilmektedir. Bu bağlamda kişilerin tahliyelerine karar verilmesi ile

serbest bırakma işlemlerinin tamamlanması arasında belirli bir sürenin geçmesi

anlaşılabilir bir durum olmakla birlikte kamu makamlarının tahliyesine karar

verilen kişilerin bir an önce serbest bırakılmasını sağlayacak tedbirleri

alması ve salıverme işlemlerinin tamamlanmasındaki gecikmeyi en asgari seviyede

tutması gerekir. Bu kapsamda özellikle tahliyeye ilişkin işlemleri yerine

getiren görevliler özenli bir şekilde hareket etmelidirler. Ancak buradaki özen

yükümlülüğü yorumlanırken başta savcılıklar, mahkemeler ve ceza infaz kurumları

olmak üzere kamu makamlarının gerçekleştirilemeyecek ölçüde aşırı bir külfet

altına sokulmamasına dikkat edilmelidir. Tahliye kararı sonrasında serbest

bırakma işlemlerinin tamamlanmasındaki gecikmenin araç veya personel

yetersizliği gibi organizasyon yapısından kaynaklanan eksiklikler dolayısıyla

artmasının kişilerin gereğinden fazla bir süre hürriyetlerinden yoksun

kalmalarına neden olacağı ve bunun haklı bir mazeret olarak kabul edilemeyeceği

hatırda tutulmalıdır. Devlet, kişilerin özgürlük hakkına saygı gösterilmesini

sağlamak üzere tahliye emirlerinin gereğinin vakit kaybedilmeden yerine

getirilmesini sağlamak için gerekli tedbirleri almak zorundadır. Tahliyesine

karar verilen kişilerin ilgililerin keyfî veya özensiz davranışları ya da

organizasyon yapısındaki ciddi eksiklikler/bozukluklar nedeniyle gereğinden

fazla hürriyetinden yoksun kalmaları kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal

edilmesi sonucunu doğurur.

(2) İlkelerin Olaya

Uygulanması

47. Somut olayda başvurucunun tahliye kararının verilmesinden

sonra bir süre daha özgürlüğünden yoksun bırakıldığı açıktır. Bututma süresinin

görece kısa olması, bu sonucu değiştirmeyecektir.

48. Somut olayda başvurucunun tahliye edilmesine ilişkin yazı

tahliye kararının verildiği gün, saat 11.33'te Ceza İnfaz Kurumunun UYAP

ekranına düşmüş; başvurucu 16.25'te Ceza İnfaz Kurumundan tahliye edilmiştir.

Dolayısıyla başvurucu, tahliyesine karar verildikten yaklaşık beş saat sonra

serbest bırakılmıştır. Bu zaman diliminde öncelikle başvurucu, adliyeden -çıkış

işlemlerinin yapılması için- Ceza İnfaz Kurumuna getirilmiş; Ceza İnfaz Kurumu

idaresi, başvurucunun tahliyesine karar verildiği hususuyla ilgili Mahkeme

Kaleminden telefonla teyit almıştır. Telefonla teyit alma işleminin hatalı

tahliyelerin ve karışıklıkların önlenmesi amacına yönelik olarak gerekli bir

işlem olduğu söylenebilir. Sonrasında başvurucunun çıkış işlemleri

gerçekleştirilmiş; bu kapsamda emanet eşya, emanet para ve eğitim birimi ile

ilgili kayıtları sorgulanmıştır. Öte yandan başvurucunun serbest bırakılma

işlemlerinin yürütüldüğü zaman diliminin Ceza İnfaz Kurumundaki hükümlü ve

tutukluların görüş yaptıkları bir ana denk geldiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla

başvurucunun serbest bırakılmasındaki gecikmenin ilgililerin özensizlik

göstermeleri veya organizasyon yapısının yetersiz olmasından değil işin doğasından

ve tahliye için tamamlanması gereken usule ilişkin işlemlerin yerine

getirilmesinden kaynaklandığı değerlendirilmiştir. Dolayısıyla somut olayda

ilgili personelin keyfî bir şekilde başvurucuyu özgürlüğünden yoksun bıraktığı

söylenemeyecektir.

49. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 19. maddesinin ihlal

edilmediğine karar verilmesi gerekir.

2.Hukuka Aykırı Tutulma Nedeniyle Tazminat

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü

50. Başvurucu; geç tahliye edilmesi nedeniyle oluşan tutma

hâlinin 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin birinci fıkrasında düzenlendiğini,

ilk derece mahkemesinin bu hükmü dar yorumladığını, hukuka aykırı tutma

nedeniyle tazminat elde edemediğini belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

51. Bakanlık görüşünde, başvurucunun bu bölümdeki iddialarına

ilişkin olarak bir açıklama yapılmamıştır.

b. Değerlendirme

52. Anayasa'nın 19. maddesinin dokuzuncu fıkrası şöyledir:

"Bu

esaslar dışında bir işleme tâbi tutulan kişilerin uğradıkları zararlar,

tazminat hukukunun genel prensiplerine göre, Devletçe ödenir."

53. Başvurucunun hukuka aykırı tutulma nedeniyle tazminat

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiası, Anayasa'nın 19. maddesinin dokuzuncu

fıkrası kapsamında incelenecektir.

54. Anayasa’nın 19. maddesinin dokuzuncu fıkrasında, maddenin

önceki fıkralarına aykırı olarak tutulan kişilerin uğradıkları zararların

devletçe tazmin edileceği hükme bağlanmıştır.

55. Anayasa’nın 19. maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince, aynı

maddenin bir ila sekizinci fıkralarından herhangi birinin ihlali hâlinde

tazminat talep etme imkânı sağlayan bir mekanizma oluşturulması zorunludur.

Dolayısıyla Anayasa’nın 19. maddesinin dokuzuncu fıkrasından önce gelen

fıkralarından bir veya daha fazlasının ihlal edildiği sonucuna ulaşılan

durumlarda iç hukukta herhangi bir tazmin mekanizması bulunmaması, Anayasa’nın

19. maddesinin dokuzuncu fıkrasının da ihlali sonucunu doğuracaktır.

56. Anayasa’nın 19. maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince

tazminat hakkının gündeme gelebilmesi için Anayasa'nın 19. maddesinin diğer

fıkralarından herhangi birininihlal edildiğinin tespit edilmiş olması gerekir.

Somut olayda Anayasa'nın 19. maddesinin ihlal edilmediği sonucuna ulaşılmıştır.

Dolayısıyla Anayasa'nın 19. maddesinin dokuzuncu fıkrasının burada uygulanması

mümkün değildir.

57. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının konu bakımından yetkisizlik nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Adil Yargılanma

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

58. Başvurucu, açılan tazminat davasının reddedilmesi sonucu

aleyhine 3.000 TL vekâlet ücretine hükmedildiğini belirterek bu durumun

mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

59. Bakanlık görüşünde, başvurucunun bu bölümdeki iddialarına

ilişkin olarak bir açıklamaya yer verilmemiştir.

2. Değerlendirme

60. Mahkemelerin

gereksiz yere meşgul edilmemesi ve uyuşmazlıkların makul sürede bitirilebilmesi

amacıyla belli yükümlülükler öngörülebilir. Bu yükümlülüklerin kapsamını

belirlemek kamu makamlarının takdir yetkisi içindedir. Öngörülen yükümlülükler

dava açmayı imkânsız kılmadıkça ya da aşırı derecede zorlaştırmadıkça mahkemeye

erişim hakkının ihlal edildiği söylenemez. Davanın sonucuna göre kaybeden

tarafa yüklenen vekâlet ücreti davanın açıldığı tarih itibarıyla öngörülebilir

olduğu takdirde mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğinden söz edilemez (Serkan Acar, B. No: 2013/1613,

2/10/2013,§§ 38-40).

61. Vekâlet ücreti,

davaya hukuki katkıda bulunan ve davası kabul edilen lehine hükmedilen bir

ücrettir. Öte yandan haksız olarak hürriyetinden yoksun bırakılmaya ilişkin

tazminat davalarında yalnızca davanın tümüyle reddedilmesi hâlinde davacı

aleyhine vekâlet ücretine hükmedileceği, davanın kısmen kabulü hâlinde ise

davalı Hazine lehine vekâlet ücretine hükmedilmesinin mümkün olmadığı yerleşik

Yargıtay içtihadında belirtilmiştir (bkz. §§ 29, 30). Buna göre davacının

vekâlet ücretinden sorumlu olup olmaması bakımından talep edilen tazminat

miktarının ya da tazminat talebinin mahkemece kabul edilen kısmının bir önemi

bulunmamaktadır (Safkan Aydoğdu, B.

No: 2014/7498, 5/4/2017, § 74).

62. Bu bağlamda bireysel

başvuruya dayanak davada davalı Hazinenin vekille temsil edildiği, vekil

tarafından dava dosyasına cevap dilekçesi sunulmak suretiyle davaya hukuki

katkıda bulunulduğu, ayrıca davanın davalı Hazine lehine sonuçlandığı dikkate

alındığında somut olayda davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi için gerekli

koşulların mevcut olduğu noktasında tereddüt bulunmamaktadır.

63. Öte yandan davanın reddedilmesi durumunda maktu vekâlet

ücreti olan 3.000 TL'nin davalı Hazineye ödenmek durumunda kalınacağının

davanın açıldığı tarihte başvurucu tarafından öngörülebilir olduğu açık olup

hükmedilen maktu ücretin gözetilen meşru amaç ile korunmak istenen hak

açısından orantılı olduğu ve başvurucu üzerinde ağır bir yük oluşturmadığı da

görülmektedir. Dolayısıyla belirtilen şikâyet bağlamında mahkemeye erişim

hakkına yönelik bir ihlal olmadığının açık olduğu anlaşılmaktadır (Benzer

yöndeki bir karar için bkz. Safkan Aydoğdu, §

75).

64. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

A. 1. Tahliye kararının

geç icra edilmesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Hukuka aykırı tutulma

nedeniyle tazminat hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın konu bakımından yetkisizlik nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Tahliye kararının geç icra edilmesi nedeniyle Anayasa'nın 19.

maddesinde güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının İHLAL

EDİLMEDİĞİNE,

C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu'nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi

mağduriyetine neden olacağından başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten

TAMAMEN MUAF TUTULMASINA,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

21/2/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh

KALELİ

Nuri

NECİPOĞLU

Kadir ÖZKAYA

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör Yrd.

:

Yusuf Enes

KAYA

Başvurucu

:

Emrah ERGÜN

Vekili

:

Av. Erkan

ŞENSES

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/4651, 21 Şubat 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Kişi Hürriyeti ve
  11. B. Adil Yargılanma
  12. VI. Hüküm
  13. A. 1. Tahliye kararının
  14. C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri
  15. D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  16. Kaleli
  17. Necipoğlu
  18. Kaya
  19. Şenses

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/4651
Tarih
21 Şubat 2018

İlgili Kararlar

  • E.m. Başvurusu (B. No: 2014/10253)
  • Şahin Alpay Başvurusu (B. No: 2018/3007)
  • Ankara Barosu Başkanlığı Başvurusu (B. No: 2015/17941)
  • K.a.i. A. Ş. Başvurusu (B. No: 2015/9986)
  • Levent Aşıklar Başvurusu (B. No: 2014/13936)
  • H. M. Başvurusu (B. No: 2017/22215)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.