İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Genel Kurul

ANAYASA MAHKEMESİ · GENEL KURUL

KARAR

Emrah Köseoğlu Başvurusu (B. No: 2018/35039)

1. Başvuru, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle makul

Başvuru No2018/35039Tarih15 Nisan 2021Okuma13 dk · 2.618 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Genel Kurul Emrah Köseoğlu Başvurusu

Karar tarihi
15 Nisan 2021
Başvuru Numarası
2018/35039
R.G. Tarih ve Sayı
8/6/2021-31505
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.618 kelime·13 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 22/11/2018 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına gönderilmiştir.

6. İkinci Bölüm tarafından 27/1/2021 tarihinde yapılan

toplantıda, niteliği itibarıyla Genel Kurul tarafından karara bağlanması

gerekli görüldüğünden başvurunun Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün (İçtüzük) 28.

maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca Genel Kurula sevkine karar

verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, bandrolsüz CD satışı yaptığı gerekçesiyle

hakkında başlatılan soruşturma neticesinde 11/6/2008 tarihinde gözaltına

alınmış ve aynı gün serbest bırakılmıştır.

9. Hatay 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 11/6/2009 tarihli

kararıyla başvurucu hakkında üzerine atılı bulunan suç kapsamında 5/12/1951

tarihli ve 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun 81. maddesinin

dördüncü fıkrası uyarınca 10 ay hapis ve 25 gün karşılığı olmak üzere 500 TL

adli para cezası verilmiştir. Söz konusu hapis cezası 26/9/2004 tarihli ve 5237

sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 51. maddesi kapsamında ertelenmiştir.

10. Başvurucu müdafiinin temyizi üzerine yapılan inceleme

neticesinde 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231.

maddesinde yer alan hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) müessesesine

dair şartların oluşup oluşmadığına dair yeterli inceleme yapılmadığı

gerekçesiyle Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 10/6/2013 tarihli kararıyla bozma

kararı verilmiştir.

11. Bozma sonrası yapılan yargılama sonunda Mahkemenin

31/12/2013 tarihli kararıyla başvurucuya 10 ay hapis ve 4 gün karşılığı olmak

üzere 80 TL adli para cezası verilmiştir. Bununla birlikte başvurucu hakkında

HAGB kararı verilmesi uygun görülmüş, ayrıca 5271 sayılı Kanun'un 231.

maddesinin (8) numaralı fıkrası uyarınca 5 yıl süreyle denetime tabi

tutulmasına karar verilmiştir. Başvurucuya tefhim edilen söz konusu karar

itiraz edilmeksizin kesinleşmiştir.

12. Bu arada başvurucu, denetim süresi içinde trafik

güvenliğini tehlikeye sokma suçu kapsamında Hatay 5. Asliye Ceza Mahkemesinin

6/7/2017 tarihli kararıyla -hapis cezasından çevrili olmak üzere- neticeten

1.500 TL adli para cezasıyla cezalandırılmıştır. Söz konusu karar, Gaziantep

Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin 9/10/2017 tarihli kararıyla

kesinleşmiştir. Bunun üzerine Hatay 5. Asliye Ceza Mahkemesince başvurucunun

denetim süresi içinde kasten suç işlemesi nedeniyle 16/11/2017 tarihinde Hatay

3. Asliye Ceza Mahkemesine ihbarda bulunulmuştur.

13. Hatay 3. Asliye Ceza Mahkemesi duruşma hazırlığı için

24/11/2017 tarihinde tensip zaptı düzenlemiştir. Bu kapsamda başvurucuya ve

müdafiine duruşmayı bildiren tarih, meşruhatlı davetiye ile gönderilmiştir.

Duruşma günü olarak 6/2/2018 tarihi tayin edilmiştir.

14. Anılan tarihte yapılan duruşma sonunda Hatay 3.

Asliye Ceza Mahkemesi, daha önce açıklanması geri bırakılan hükmü açıklamış ve

önceki hükümde herhangi bir değişiklik yapmamıştır.

15. Başvurucunun temyizi üzerine Yargıtay 19. Ceza

Dairesi söz konusu hükmü 9/7/2018 tarihinde bozmuştur. Gerekçede, HAGB

kararından önce -münhasıran başvurucu müdafiinin temyiziyle- bozulan hükümdeki

hapis cezasının ertelenmesine ilişkin kararın başvurucu lehine kazanılmış hak

teşkil ettiğinin gözetilmediği belirtilmiştir.

16. Bozma kararının ardından başvurucunun ve müdafiinin

katıldığı duruşma sonunda Hatay 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 25/10/2018 tarihli

kararıyla başvurucunun 10 ay hapis cezası ve 4 gün karşılığı olmak üzere 80 TL

adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Hapis cezası 5237

sayılı Kanun'un 51. maddesi kapsamında ertelenmiştir. Hüküm, temyiz

edilmeksizin kesinleşmiştir.

17. Başvurucu 22/11/2018 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ

HUKUK

A. Ulusal Hukuk

18. 5271 sayılı Kanun’un 231. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“(8) Hükmün açıklanmasının geri

bırakılması kararının verilmesi halinde sanık, beş yıl süreyle denetim süresine

tâbi tutulur. Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle

bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez. Bu süre

içinde bir yıldan fazla olmamak üzere mahkemenin belirleyeceği süreyle, sanığın

denetimli serbestlik tedbiri olarak;

a) Bir meslek veya sanat sahibi olmaması

halinde, meslek veya sanat sahibi olmasını sağlamak amacıyla bir eğitim

programına devam etmesine,

b) Bir meslek veya sanat sahibi olması

halinde, bir kamu kurumunda veya özel olarak aynı meslek veya sanatı icra eden

bir başkasının gözetimi altında ücret karşılığında çalıştırılmasına,

c) Belli yerlere gitmekten

yasaklanmasına, belli yerlere devam etmek hususunda yükümlü kılınmasına ya da

takdir edilecek başka yükümlülüğü yerine getirmesine,

karar verilebilir. Denetim süresi içinde

dava zamanaşımı durur.

...

(10) Denetim süresi içinde kasten yeni

bir suç işlenmediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere

uygun davranıldığı takdirde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan

kaldırılarak, davanın düşmesi kararı verilir.

(11) Denetim süresi içinde kasten yeni

bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere

aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine

yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek;

cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da

koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya

seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü

kurabilir.

...”

B. Uluslararası Hukuk

19. Aynı suçlamalara dayalı olarak yargılamanın

yenilenmesi durumunda makul sürede yargılanma hakkı bakımından gözönüne

alınacak süre yönünden önceki yargılamada geçen sürenin dikkate alınmayacağı,

başvurucunun ilk etaptaki yargılamanın çok uzun sürdüğünü düşünmesi durumunda

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) organlarına zamanında başvuru

yapması gerektiğine ilişkin karar için bkz. Löffler/Avusturya, B. No:

30546/96, 3/10/2000, § 19.

20. Cezai soruşturmayı durdurma kararı verilirse kişinin

etkilenmesi sona erer ve karar kendisine iletildiği andan itibaren Sözleşme'nin

6. maddesinin sınırlamak istediği belirsizlikten artık muzdarip değildir (Nakhmanovich/Rusya,

B. No: 55669/00, 2/3/2006, § 89).

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

21. Mahkemenin 15/4/2021 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

22. Başvurucu; bireysel başvuru konusu yargılamanın 10

yıl 4 ay 14 gün sürdüğünü, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğini, yargılamanın devam ettiği süre boyunca

sürekli olarak ceza alma tehlikesi ile karşı karşıya kaldığını ileri sürmüştür.

Bu kapsamda ihlalin tespiti ile tazminat talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

23. Sözleşme ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi

içtihatlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma hakkının somut görünümleri olan

alt ilke ve haklar, esasen Anayasa’nın 36. maddesinde yer verilen adil

yargılanma hakkının unsurları olup somut başvurunun dayanağını oluşturan makul

sürede yargılanma hakkı da adil yargılanma hakkının kapsamına dâhildir. Ayrıca

davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının

görevi olduğunun belirtildiği Anayasa’nın 141. maddesinin de Anayasa’nın

bütünselliği ilkesi gereği, makul sürede yargılanma hakkının

değerlendirilmesinde gözönünde bulundurulması gerektiği açıktır (Güher Ergun

ve diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 34-39).

24. Ceza yargılamasının süresi tespit edilirken sürenin başlangıç

tarihi olarak bir kişiye suç işlediği iddiasının yetkili makamlar tarafından

bildirildiği veya isnattan ilk olarak etkilendiği arama ve gözaltı gibi

birtakım tedbirlerin uygulandığı tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak ise

suç isnadına ilişkin nihai kararın verildiği, yargılaması devam eden davalar

yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (B.E.,

B. No: 2012/625, 9/1/2014, § 34).

25. Ceza yargılamasının süresinin makul olup olmadığı

değerlendirilirken yargılamanın karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların

ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın

süratle sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate

alınır (B.E., § 29).

26. Anayasa Mahkemesi Ali Gürsoy (B. No:2012/833,

26/3/2013) başvurusunda HAGB kararının niteliği üzerinde durmuş, denetim süresi

içinde kasıtlı yeni bir suç işlenmesi hâlinde hükmün açıklanmasıyla veya bu

süre içinde kasıtlı yeni bir suç işlenmemesi hâlinde verilecek düşme kararıyla

yargılamanın nihai olarak sona ereceğini, hüküm niteliği olan bu kararlara

karşı kanun yoluna başvurulabileceğini ve esasa ilişkin itirazların bu aşamada

ileri sürülebileceğini belirtmiştir.

27. Somut olayda başvurucunun denetim süresi içinde

ikinci kez ve kasıtlı bir suç işlemesi nedeniyle hüküm açıklanmıştır. Bunun

üzerine başvurucu, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini belirterek

bireysel başvuruda bulunmuştur. Bu kapsamda daha önceki yargılama süresini

hesaba katarak, ayrıca HAGB kararı nedeniyle 5 yıllık denetim süresine tabi

tutulduğunu ve bu sürede cezalandırılma tehdidi altında bulunduğunu belirterek

toplam 10 yıl 4 ay 14 günlük sürenin makul sürede yargılanma hakkını ihlal

ettiğini ileri sürmüştür.

28. Başvurucu her ne kadar yargılamanın 10 yıl 4 ay 14

gün sürdüğünü iddia etse de bireysel başvurunun niteliği ve kabul edilebilirlik

koşulları gereği söz konusu sürecin kısımlara ayrılarak incelenmesi

gerekmektedir.

1. HAGB Kararıyla Neticelenen Yargılamada Geçen Süre

Yönünden

29. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 47. maddesinin (5) numaralı

fıkrası ile İçtüzük'ün 64. maddesinin (1) numaralı fıkrası gereği bireysel

başvurunun başvuru yollarının tüketildiği, başvuru yolu öngörülmemiş ise

ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılması gerekir.

30. Bireysel başvurunun kabul edilebilirlik şartlarından

birisi otuz günlük süre kuralıdır. Bireysel başvurunun süre koşuluna

bağlanmasıyla hukuki belirlilik de sağlanmaktadır. Dolayısıyla dava açma ya da

kanun yollarına başvuru için belli sürelerin öngörülmesi -bu süreler dava

açmayı imkânsız kılacak ölçüde kısa olmadıkça- hukuki belirlilik ilkesinin bir

gereğidir ve mahkemeye erişim hakkına aykırılık oluşturmaz (Remzi Durmaz,

B. No: 2013/1718, 2/10/2013, § 27).

31. Somut olayda makul sürede yargılanma hakkı bakımından

değerlendirmeye alınacak olan süre hesaplanırken genel ilkeler uyarınca ilk

yargılamada geçen yargılama süresinin dikkate alınmasının otuz günlük başvuru

süresine ilişkin kural nedeniyle mümkün olmadığını belirtmek gerekir.

32. Nitekim esasa ilişkin olmayan itirazlar yönünden adil

yargılanma hakkı kapsamında HAGB kararına konu yargılamaya ilişkin olarak

bireysel başvuru yapılması imkân dâhilindedir. Bu kapsamda Anayasa Mahkemesi

ilk defa Ayşe Eşlik (B. No: 2014/15969, 21/6/2017) başvurusunda

gerekçeli karar tebliğ edilmeden ve ayrıntılı itiraz dilekçesi verilmeden önce

itiraz incelemesinin kesin olarak karara bağlanmasının adil yargılanma hakkını

ihlal ettiğini belirtmiştir.

33. Somut şikâyete benzer şekilde HAGB kararının

kesinleşmesi sonrasında süresi içinde makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiği gerekçesiyle bireysel başvuru yapılmasının önünde de herhangi bir

engel bulunmamaktadır zira HAGB'yi kabul eden sanığın yargılamanın makul sürede

sonuçlandırılması biçimindeki anayasal yükümlülükten feragat etmesi söz konusu

değildir. Dolayısıyla yargılamanın makul süreyi aştığı şikâyeti bireysel

başvuruda ileri sürebilecektir. Nitekim Anayasa Mahkemesi Mehmet Alkan

(B. No: 2014/3063, 10/3/2015) başvurusunda HAGB ile sonuçlanan davanın uzun

sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini karara

bağlamış ve başvurucuya tazminat ödenmesi gerektiğini belirtmiştir.

34. Bu nedenle genel kurallar çerçevesinde makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasıyla HAGB kararı verilmeden önce

bireysel başvuru yapılabilir. Ancak HAGB kararı ile birlikte makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkinşikâyet yönünden en geç HAGB

kararının veya karara itiraz edilmiş ise -itirazın reddedilmesi durumunda-

nihai kararın öğrenilmesinden itibaren otuz günlük başvuru süresi içinde

bireysel başvuru yapılması gereklidir.

35. Diğer taraftan aksi düşünüldüğü zaman denetim süresi

içinde kişinin kendi kusuruyla kasten işlediği ve mahkûm olduğu bir suç ya da

denetimli serbestlik tedbirine ilişkin bir ihmali veya tedbire aykırı eylemi dolayısıyla

başvuru süresi ve makul sürede yargılanma hakkı bakımından bir menfaat elde

ettiğinin kabul edilmesi gerekir.

36. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer

kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin süre aşımı

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Denetim Aşamasında Geçen Süre Yönünden

37. Başvurucu, HAGB kararı nedeniyle 5 yıllık denetim

süresine tabi tutulduğunu ve bu sürede cezalandırılma tehdidi altında

bulunduğunu ileri sürerek makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini

belirtmiştir.

38. 6216 sayılı Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı

fıkrasına göre bireysel başvurunun incelenebilmesi için kamu gücü tarafından

ihlal edildiği iddia edilen hakkın Anayasa’da güvence altına alınmış olmasının

yanı sıra Sözleşme ve Türkiye’nin taraf olduğu Sözleşme'ye ek protokoller

kapsamına da girmesi gerekir. Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı

dışında kalan hak ihlali iddiasını içeren başvurular bireysel başvuru

kapsamında değildir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).

39. Sözleşme’nin 6. maddesinde, adil yargılanmaya ilişkin

güvencelerin medeni hak ve yükümlülükler ile ilgili uyuşmazlıkların ve bir suç

isnadının esasının karara bağlanması sırasında geçerli olduğu belirtilerek hakkın

kapsamı bu konularla sınırlandırılmıştır. Dolayısıyla bahsedilen hâller dışında

kalan adil yargılanma hakkının ihlali iddiasına dayanan başvurular, Anayasa ve

Sözleşme kapsamı dışında kalacağından bireysel başvuruya konu olamaz (Onurhan

Solmaz, § 23).

40. Makul sürede yargılanma hakkının amacı, tarafların

uzun süren yargılama faaliyeti nedeniyle maruz kalacakları maddi ve manevi

baskı ile sıkıntılardan korunmasıdır (Güher Ergun, § 40).

41. Başvurucu bu süreçte Anayasa'nın 141. maddesinin

dördüncü fıkrasının sınırlamak istediği belirsizlik durumundan çıkmıştır.

Nitekim başvurucunun denetim süresi içinde kasten işlenebilecek bir suça matuf

herhangi bir eylemi olmadığı ya da denetim süresi içinde en fazla bir yıl süren

denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranmadığı

sürece HAGB ile sonuçlanan davanın yeniden görülmesi kural olarak mümkün

değildir.

42. HAGB kararı verilmeden önce kişinin rızasının

alınması, kasten bir suç işlenmemesi ve -varsa- denetimli serbestlik tedbirine

ilişkin yükümlülüklere uygun davranılması hâlinde süreç sonunda düşme kararı

verilmesi nedeniyle5 yıllık denetim süresi içinde bir yargılama faaliyetinin

veya uyuşmazlığın bulunduğu söylenemez.

43. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının konu

bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

3. Denetim

Süresi İçinde Kasten Bir Suç İşlenmesi Üzerine Başlayan Yargılama Yönünden

44. Başvuru konusu olayda yargılamanın bu kısmı yönünden

başvurunun süresinde yapıldığı açık olup Anayasa ile Sözleşme'nin koruduğu bir

alana ilişkin şikâyette bulunulmaktadır. Bununla birlikte denetim süresi içinde

kasıtlı bir suç işlenmesi üzerine yapılan başvurularda makul sürede yargılanma

hakkı bakımından tartışılması gereken ilk husus, makul sürenin hesabında

dikkate alınacak sürenin başlangıç noktasındadır.

45. Ceza yargılamasının süresi tespit edilirken sürenin

başlangıç tarihi olarak bir kişiye suç işlediği iddiasının yetkili makamlar

tarafından bildirildiği veya isnattan ilk olarak etkilendiği arama ve gözaltı

gibi birtakım tedbirlerin uygulandığı tarihtir (bkz. § 24). Ancak somut olayda

bir kovuşturma söz konusudur. Bu yüzden HAGB müessesesi ve somut olaydaki

şartlar dikkate alınmak suretiyle ayrıca bir değerlendirme yapmak

gerekmektedir.

46. Kasten işlenen bir suç nedeniyle verilen cezanın

kesinleşmesi sonrasında HAGB kararı vermiş olan mahkemeye yapılan ihbarla,

ilgili kişi söz konusu ilk yargılama bakımından otomatik olarak tekrar suç

isnadı altına girmemektedir. Zira yapılan ihbar sonucunda HAGB kararını veren

mahkeme tarafından yargılamanın başlatılacağı hususu kesin olarak söylenemez.

Mahkeme, sonradan işlenen suçun kasıtlı bir suç olmadığı gibi bir sebeple

hükmün açıklanmasının şartlarının oluşmadığına karar verebilir. Dolayısıyla

yapılan ihbar bağlayıcı nitelikte değildir. Ancak yapılan ihbar nedeniyle yerel

mahkemece bir değerlendirme yapılması gerekecektir. Bu sebeple en iyi ihtimalle

HAGB kararı veren mahkemece duruşma hazırlığı için düzenlenen tensip zaptının

esas alınması gerekir. Yani HAGB kararı vermiş olan yerel mahkemece tensip

zaptının düzenlendiği tarih itibarıyla makul sürede yargılanma hakkı kapsamında

dikkate alınacak olan sürecin başladığı kabul edilmelidir.

47. Bununla birlikte artık bu aşamada makul sürede

yargılanma hakkı yönünden inceleme yapılırken denetim süresi içinde kasıtlı bir

suç işlenmesi üzerine başlayan yargılama sürecinin kendine özgü niteliğinin

dikkate alınması gerekir. Teorik olarak söylemek gerekirse HAGB kararı

verilmeden önce en azından delillerin toplandığı ve karar aşamasına gelindiği

açıktır. Bu sebeple denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlenmesi üzerine

başlayan süreçte ilgili mahkemenin kapsamlı bir delil araştırmasına girmeyeceği

söylenebilir. Dolayısıyla söz konusu sürecin makul sürede yargılanma hakkı

bakımından normal bir yargılama süreci gibi ele alınması hakkaniyete aykırı

sonuçlara yol açabilecektir.

48. Bu çerçevede yapılan inceleme neticesinde somut

olayda 24/11/2017 tarihinde Hatay 3. Asliye Ceza Mahkemesince tensip zaptı

hazırlanmıştır. Yargılama, Yargıtayın bozma kararının ardından ilk derece

mahkemesinin kararıyla 25/10/2018 tarihinde sona ermiştir.

49. Anılan ilkeler, tensip zaptı sonrası duruşmanın

belirlendiği tarih, hükmün açıklanmasından sonra dosyanın temyiz incelemesi

için Yargıtaya gitmesi, adli tatil zamanı ile birlikte değerlendirildiğinde

hükmün bozulması sonrası yapılan duruşmanın tarihi, başvurucunun ve müdafiinin

tutumu birlikte dikkate alındığında hükmün açıklanması sonrası süreç bakımından

yaklaşık 11 ay süren yargılamanın makul sürede tamamlandığı sonucuna varmak

gerekir.

50. 6216 sayılı Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Anayasa Mahkemesince kabul

edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir (Hikmet Balabanoğlu,

B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24). Bu bağlamda bir ihlalin bulunmadığı açık

olan başvuruların açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna dair karar verilebilir.

51. Somut olayda makul sürede yargılanma hakkına yönelik

bir ihlalin bulunmadığının açık olduğu anlaşılmıştır.

52. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer

kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1.HAGB kararıyla neticelenen yargılamada geçen süre

yönünden makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

süre aşımı nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Denetim aşamasında geçen süre yönünden makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın konu bakımından

yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Denetim süresi içinde kasten bir suç işlenmesi üzerine

başlayan yargılama yönünden makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL

EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde

BIRAKILMASINA,

C. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 15/4/2021tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Zühtü ARSLAN

Başkanvekili

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Başkanvekili

:

Kadir ÖZKAYA

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

Hicabi DURSUN

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Rıdvan GÜLEÇ Recai AKYEL Yusuf Şevki HAKYEMEZ Yıldız SEFERİNOĞLU Selahaddin MENTEŞ Basri BAĞCI İrfan FİDAN Raportör : Hikmet Murat AKKAYA Başvurucu : Emrah KÖSEOĞLU Vekili : Av. Özgül OSAN

Anayasa Mahkemesi Genel Kurul, E. 2018/35039, 15 Nisan 2021 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İlgili
  10. Hukuk
  11. A. Ulusal Hukuk
  12. B. Uluslararası Hukuk
  13. V. İnceleme Ve
  14. Gerekçe
  15. A. Başvurucunun
  16. B. Değerlendirme
  17. A. 1.HAGB kararıyla neticelenen yargılamada geçen süre
  18. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde
  19. C. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  20. M. Emin KUZ
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Genel Kurul
Başvuru No
2018/35039
Tarih
15 Nisan 2021

İlgili Kararlar

  • Beşir Konu Başvurusu (B. No: 2018/15128)
  • Mehmet Çetinkaya ve D.k. Başvurusu (B. No: 2018/27392)
  • İ.k. Başvurusu (B. No: 2019/20904)
  • Ruhi Baydar Başvurusu (B. No: 2018/32597)
  • Ahmet Tunc ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/2629)
  • Fatma Kılıç ve İbrahim Haldız Başvurusu (B. No: 2017/37387)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.