İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Erdal Önder Başvurusu (B. No: 2014/4777)

1. Başvurucu, tutuklu olarak yapılan yargılamasında cezaevinde

Başvuru No2014/4777Tarih22 Ocak 2015Okuma15 dk · 3.041 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Erdal Önder Başvurusu

Karar tarihi
22 Ocak 2015
Başvuru Numarası
2014/4777
R.G. Tarih- Sayı
10/6/2015-29382
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.041 kelime·15 dk okuma·11 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, tutuklu olarak yapılan yargılamasında cezaevinde

tutulmasının hayati tehlike oluşturduğu gerekçesi ile serbest bırakılma

taleplerinin reddedilmesi ve sağlık durumu nedeniyle cezaevi şartlarında

tutulmasının yaşamını tehlikeye sokması nedeniyle yaşam hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüş, yeniden rapor aldırılması ve tedbiren

tahliyesi talebinde bulunmuştur.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru, 3/4/2014 tarihinde İzmir 14. Asliye Hukuk Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı

tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca, 19/11/2014 tarihinde kabul

edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme

gönderilmesine karar verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UYAP

aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

5. Başvurucu, başvuru tarihinde Kırıklar 2 No.lu F Tipi Yüksek

Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu olarak tutulmaktadır.

6. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının (CMK 250. Maddesi İle Görevli)

suç işlemek amacıyla örgüt yönetme ve uyuşturucu madde ticareti yapma

suçlarından başlattığı soruşturma kapsamında başvurucu 6/12/2010 tarihinde

gözaltına alınmış ve 9/12/2010 tarihinde tutuklanmıştır. Daha sonra başvurucu

hakkında anılan suçlardan açılan kamu davası İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesinin

(CMK 250. Maddesi İle Görevli) 27/6/2012 tarihli birleştirme kararı sonrasında

E.2009/238 sayılı dosyasına kayden görülmeye devam

edilmiştir.

7. Başvurucunun 2005 ve 2006 yıllarında iki ayrı beyin ameliyatı

geçirmesi sebebiyle ve cezaevi şartlarında kalmasının hayati tehlike

oluşturduğu iddiası ile yargılama esnasında serbest bırakılması talep

edilmiştir. Bunun üzerine Mahkeme, ameliyatlara ilişkin raporlarla birlikte

başvurucuyu 15/8/2012 tarihinde Adli Tıp Kurumuna sevk etmiştir.

8. Adli Tıp Kurumu 3. Adli Tıp İhtisas Kurulunun 27/8/2012 tarih ve

K.9308 sayılı raporunda tedavisi ve poliklinik kontrollerinin sağlanması

şartıyla başvurucunun cezaevi şartlarında infazına devam edilebileceği

bildirmiştir.

9. Başvurucu anılan rapora itiraz ederek, Adli Tıp Genel Kurulundan

rapor alınmasını talep etmiştir. Başvurucunun bu talebi yargılamanın yapıldığı

İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 14/11/2012 tarihli duruşmasında

reddedilmiştir.

10. İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesi, 26/4/2013 tarih ve E.2009/238,

K.2013/61 sayılı kararıyla başvurucunun toplam 55 yıl 2 ay hapis ve 187.500 TL

adli para cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir.

11. Anılan karar, başvurucunun rahatsızlığı nedeniyle tahliye

talebini de içerecek şekilde 11/6/2013 tarihinde temyiz edilmiş olup, Yargıtay

aşamasında derdesttir.

12. Başvurucu, 3/4/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

13. 13/12/2004 tarih ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin

İnfazı Hakkında Kanun’un “Tutukluların

yükümlülükleri” kenar başlıklı 116. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Bu

Kanunun; … hastalık nedeniyle nakil,… muayene ve

tedavi istekleri,… muayene ve tedavileri,… sağlık denetimi, hastaneye sevk,

infazı engelleyecek hastalık hâli, …konularında 9, 16, 21, 22, 26 ilâ 28, 34

ilâ 53, 55 ilâ 62, 66 ilâ 76 ve 78 ila 88 inci maddelerinde düzenlenmiş hükümlerin

tutukluluk hâliyle uzlaşır nitelikte olanları tutuklular hakkında da

uygulanabilir.”

14. 5275 sayılı Kanun’un 16. maddesinin (1), (2), (3) ve (6)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Akıl

hastalığına tutulan hükümlünün cezasının infazı geriye bırakılır ve hükümlü,

iyileşinceye kadar Türk Ceza Kanununun 57 nci maddesinde belirtilen sağlık kurumunda koruma ve tedavi

altına alınır. Sağlık kurumunda geçen süreler cezaevinde geçmiş sayılır.

(2) Diğer

hastalıklarda cezanın infazına, resmî sağlık kuruluşlarının mahkûmlara ayrılan

bölümlerinde devam olunur. Ancak bu durumda bile hapis cezasının infazı,

mahkûmun hayatı için kesin bir tehlike teşkil ediyorsa mahkûmun cezasının

infazı iyileşinceye kadar geri bırakılır.

(3)

Yukarıdaki fıkralarda belirtilen geri bırakma kararı, Adlî Tıp Kurumunca

düzenlenen ya da Adalet Bakanlığınca belirlenen tam teşekküllü hastanelerin

sağlık kurullarınca düzenlenip Adlî Tıp Kurumunca onaylanan rapor üzerine, infazın

yapıldığı yer Cumhuriyet Başsavcılığınca verilir. Geri bırakma kararı, mahkûmun

tâbi olacağı yükümlülükler belirtilmek suretiyle kendisine ve yasal

temsilcisine tebliğ edilir. Mahkûmun geri bırakma süresi içinde bulunacağı yer,

kendisi veya yasal temsilcisi tarafından ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına

bildirilir. Mahkûmun sağlık durumu, geri bırakma kararını veren Cumhuriyet

Başsavcılığınca veya onun istemi üzerine, bulunduğu veya tedavisinin yapıldığı

yer Cumhuriyet Başsavcılığınca, sağlık raporunda belirtilen sürelere, bir süre

bulunmadığı takdirde birer yıllık*1* dönemlere göre bu fıkrada yazılı usule

uygun olarak incelettirilir. İnceleme sonuçlarına göre geri bırakma kararını

veren Cumhuriyet Başsavcılığınca, geri bırakmanın devam edip etmeyeceğine karar

verilir. Geri bırakma kararını veren Cumhuriyet Başsavcılığının istemi üzerine,

mahkûmun izlenmesine yönelik tedbirler, bildirimin yapıldığı yerde bulunan

kolluk makam ve memurlarınca yerine getirilir. Bu fıkrada yazılı yükümlülüklere

aykırı hareket edilmesi hâlinde geri bırakma kararı, kararı veren Cumhuriyet

Başsavcılığınca kaldırılır. Bu karara karşı infaz hâkimliğine başvurulabilir.

…

(6) (Ek

fıkra: 24/01/2013-6411 S.K./3. mad) Maruz kaldığı ağır bir hastalık veya

sakatlık nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame

ettiremeyen ve toplum güvenliği bakımından tehlike oluşturmayacağı

değerlendirilen mahkûmun cezasının infazı üçüncü fıkrada belirlenen usule göre

iyileşinceye kadar geri bırakılabilir.”

15. 5275 sayılı Kanun’un ilgili maddeleri şunlardır:

“Hastalık

nedeniyle nakil

Madde 57-

(1) Hastaneye sevki zorunlu görülen hükümlü, bulunduğu yere en yakın tam

teşekküllü Devlet veya üniversite hastanesinin hükümlü koğuşuna yatırılır.

(2) Bu

hastanelere gönderilen hükümlülerin başka yerlerdeki hastanelere sevki, sağlık

kurulu raporuyla, acil ve yaşamsal tehlikesi bulunması hâlinde, varsa biri

hastalığın uzmanı olmak üzere iki uzman hekim tarafından verilip, başhekim

tarafından onaylanan ve hastalığın sebebi, tedavinin hangi sebeple bulunduğu

hastanede gerçekleştirilemediği, hastaya nerede ve ne tür bir tedavi

gerektiğini açıkça belirten bir raporla mümkündür. Bu durumda da en yakın ve

hükümlü koğuşu bulunan Devlet veya üniversite hastaneleri tercih edilir.

(3)

Hükümlünün bu hastanelerde kontrol ve tedavisinin devam edip etmeyeceğinin

sağlık kurulu raporuyla belgelendirilmesi gerekir; aksi hâlde hükümlü ait

olduğu kuruma iade edilir.

(4)

Hükümlü, acil hâller dışında özel sağlık kuruluşlarında tedavi edilemez. Acil

hâllerin varlığı hâlinde Adalet Bakanlığına bilgi verilir.

(5)

Hükümlü, sağlık nedenleriyle bulunduğu kurumda kalmasının uygun olmadığı, kurum

hekiminin önerisi ve en üst amirinin isteği üzerine alınacak sağlık kurulu

raporuyla belirlendiği takdirde, başka kurumlara nakledilebilir.

Hükümlünün

muayene ve tedavi istekleri

Madde 71-

(1) Hükümlü, beden ve ruh sağlığının korunması, hastalıklarının tanısı için

muayene ve tedavi olanaklarından, tıbbî araçlardan yararlanma hakkına sahiptir.

Bunun için hükümlü öncelikle kurum revirinde, mümkün olmaması hâlinde Devlet

veya üniversite hastanelerinin mahkûm koğuşlarında tedavi ettirilir.

Hükümlünün

muayene ve tedavisi

Madde 78-

(1) Kurumun sağlık koşullarının düzenlenmesi, hükümlünün acil veya olağan

muayene ve tedavisi kurumun hekimi tarafından yapılır. Genel veya hastalık

nedeniyle yapılan tüm muayene ve tedavi sonuçları, sağlık izleme kartına

işlenir ve dosyasında saklanır.

(2) Sağlık

Bakanlığı ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile üniversitelerin sağlık

kuruluşları, hükümlülerin tedavileri bakımından gerekli yardımları yapmakla

görevlidirler.

…

Hastaneye

sevk

Madde 80-

(1) Hükümlünün sağlık nedeniyle hastaneye sevkine gerek duyulduğunda durum,

kurum hekimi tarafından derhâl bir raporla ceza infaz kurumu yönetimine

bildirilir.

İnfazı

engelleyecek hastalık hâli

Madde 81-

(1) Kurum hekimi veya görevli hekim tarafından yapılan muayene ve incelemeler

sonucunda hükümlünün cezasını yerine getirmesine engel olabilecek hastalığı

saptanırsa durum, kurum yönetimine bildirilir.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

16. Mahkemenin 22/1/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvurucunun 3/4/2014 tarih ve 2014/4777 numaralı bireysel başvurusu incelenip

gereği düşünüldü:

A.

Başvurucunun İddiaları

17. Başvurucu, 2005 ve 2006 yıllarında beyin tümörü teşhisiyle iki

ayrı beyin ameliyatı olduğunu, bu rahatsızlığının hakkında verilen tutuklama

kararı sonrasında cezaevinde yeniden nüksettiğini, bunun üzerine sağlık

nedenleriyle tahliyesini talep ettiğini, Mahkemenin kendisini Adli Tıp Kurumuna

sevk ettiğini, Kurulun verdiği raporda cezaevinde kalabileceği sonucuna

ulaşıldığını, raporun yeterli olmadığı ve Adli Tıp Kurumu Genel Kurulundan

rapor alınması talebinin de Mahkeme tarafından reddedildiğini, hakkında yapılan

yargılamanın sonucunda mahkûmiyetine ve tutukluluğunun devamına karar

verildiğini, temyiz talebi ile tekrar sağlık nedeniyle serbest bırakılmasını

talep ettiğini, Yargıtay’ın halen karar vermediğini ve bu sebeple başvuru

yollarının tüketildiğinin kabul edilmesi gerektiğini, hayatının risk altında

olduğunu, cezaevinde şiddetli baş ağrıları, kusma ve nöbetler geçirdiğini,

tümörün yenilendiğini ve acilen ameliyat olması gerektiğini belirterek

Anayasa’nın 17. maddesinde tanımlanan yaşam hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüş, mevcut rahatsızlığının cezaevinde tedavi ettirilip ettirilemeyeceğine

yönelik rapor aldırılması ve tedbiren tahliyesine

karar verilmesi talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

18. Başvuru formu ve ekleri incelendiğinde, başvurucunun tutuklu olarak

bulunduğu F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevinde daha önce geçirmiş olduğu

rahatsızlığının yeniden nüksetmesi nedeniyle cezaevinde tutulmasının yaşamını

tehlikeye sokmasının yaşam hakkını ihlal ettiği ileri sürülmüş ise de,

tutukluluğun infazı sürecinde tutulma koşullarına dair şikâyetin insan

haysiyetiyle bağdaşmayan bir muameleye tabi tutulma/ceza verilmesi yasağı

çerçevesinde Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası ve Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 3. maddesi kapsamında kötü muamele yasağı

çerçevesinde değerlendirilmesi gerekir.

19. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesi

şöyledir:

“Başvuruda

bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır.”

20. 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve

Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel

başvuru hakkı” kenar başlıklı 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

“İhlale

neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş

idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce

tüketilmiş olması gerekir.”

21. Anılan Anayasa ve Kanun hükümleri uyarınca Anayasa Mahkemesine

bireysel başvuru, “ikincil nitelikte bir

kanun yolu” olup bu yola başvurulmadan önce kural olarak olağan

kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır.

22. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm organlarının

uyması gereken bir ilke olup bu ilkeye uygun davranılmadığı takdirde, ortaya

çıkan ihlale karşı öncelikle yetkili idari mercilere ve derece mahkemelerine

başvurulmalıdır (B. No: 2012/946, 26/3/2013, § 17).

23. Bireysel başvurunun ikincil niteliği gereği, başvurucunun, temel

hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarını öncelikle yetkili idari

mercilere ve derece mahkemelerine usulüne uygun olarak iletmesi, bu konuda

sahip olduğu bilgi ve kanıtları zamanında bu mercilere sunması, aynı zamanda bu

süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermiş olması

gerekir. Bu şekilde olağan denetim mekanizmaları önünde ileri sürülüp takip

edilmeyen temel hak ve özgürlüklerin ihlaline ilişkin iddialar, Anayasa

Mahkemesi önünde bireysel başvuru konusu yapılamaz (B. No: 2012/403, 26/3/2013,

§ 17).

24. Başvurucu, tutuklu olarak yargılandığı dosyanın temyiz

incelemesi için Yargıtay’a gönderildiğini, temyiz dilekçesinde rahatsızlığına

ilişkin olarak serbest bırakılma talebinin belirtildiğini ancak Yargıtay’ın bu

tür talepleri sürüncemede bıraktığından Yargıtay’ın kararı beklenmeden bireysel

başvuruda bulunduğunu ifade etmiştir.

25. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun

yollarının tüketilmesi zorunludur. Bu ilke uyarınca, başvurucunun Anayasa

Mahkemesi önüne getirdiği şikâyetini öncelikle ve süresinde yetkili idari ve

yargısal mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi

ve kanıtlarını zamanında bu makamlara sunması ve aynı zamanda bu süreçte dava

ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermiş olması gerekir. Anayasa

Mahkemesinin başvuru yolları henüz tüketilmeden bir başvuruyu kabul edip

incelemesi kural olarak mümkün değildir. Ancak başvuru yolunun tüketilmesinin

başvurucunun hakkına yönelik ihlalin giderilmesi açısından herhangi bir etkisi

yoksa başka bir deyişle başvurulacak yol etkisizse ya da başvuru yolunun

tüketilmesinin beklenmesi halinde başvurucunun haklarına yönelik ciddi ve geri

dönülmesi imkansız bir tehlike ortaya çıkacaksa

anayasal haklara saygı ilkesi Mahkemenin bu başvuruları incelemesini gerektirebilir

(B.No. 2013/1243, 16/4/2013, § 24).

26. Tutuklu ve hükümlülerin hastalık nedeniyle serbest bırakılmaları

veya infazın ertelenmesine dair mevzuatımızdaki düzenlenmelerin tespit edilmesi

bireysel başvurunun ikincil niteliği gereği başvuru yollarının tüketilmesi

hususunun değerlendirilmesi açısından önemlidir.

27. 5275 sayılı Kanun’un 16. maddesinde hükümlülerin sağlık

nedenleriyle infazlarının geri bırakılması konusu düzenlenmiştir. Bu bağlamda

hükümlülerin akıl hastalığı dışındaki hastalıklarda cezanın infazına, resmî

sağlık kuruluşlarının mahkûmlara ayrılan bölümlerinde devam olunacağı, ancak bu

durumda bile hapis cezasının infazı, mahkûmun hayatı için kesin bir tehlike

teşkil ediyorsa mahkûmun cezasının infazı iyileşinceye kadar geri bırakılacağı hükme

bağlanmıştır. Diğer taraftan maruz kaldığı ağır bir hastalık veya sakatlık

nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettiremeyen ve

toplum güvenliği bakımından tehlike oluşturmayacağı değerlendirilen mahkûmun

cezasının infazının da geri bırakılabileceği kabul edilmiştir. Bu kararları

vermek için anılan maddenin ikinci fıkrasında infazın yapıldığı yer Cumhuriyet

başsavcılığı görevlendirilmiştir. Bununla birlikte savcılığın, 5275 sayılı

Kanun’un 16. maddesi uyarınca verilecek kararlarına karşı şikâyet ve

itirazların da aynı maddenin (6) numaralı fıkrasının son cümlesi uyarınca infaz

hâkimleri tarafından değerlendirileceği belirtilmiştir.

28. Tutuklular açısından açık bir düzenleme bulunmamakla birlikte

4/12/2004 tarih ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 101. maddesi

kapsamında tutukluluğun ölçülülüğünün belirlenmesinde ve 109. maddesi uyarınca

tutukluluk yerine adli kontrol tedbirinin uygulanmasında mahkeme tarafından

tutuklunun sağlık durumu her tutukluluk incelemesinde değerlendirilebilecektir.

Diğer taraftan 5275 sayılı Kanun’un 116. maddesinin (1) numaralı fıkrası

uyarınca hükümlüler için öngörülen aynı Kanun’un 16. maddesi çerçevesinde

hastalık nedeniyle infazın ertelenmesi hususu tutuklular açısından da

uygulanabilir.

29. Anılan düzenlemelerin uygulanmasında bazı belirsizlikler

bulunmaktadır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) Gülay Çetin/Türkiye kararında, Yargıtay’da

temyiz incelemesinde bulunan dosyalarda bir tutuklunun sağlık durumunun son

derece vahim olması halinde onun serbest bırakılmasına karar vermeye yetkili

merciin belirsiz olduğu belirtilmiştir (Gülay

Çetin/Türkiye, B.No. 44084/10, 5/3/2013,

§§ 146-148).

30. Başvuru konusu olayda başvurucu, hakkında verilen mahkûmiyet

kararından sonra 11/6/2013 tarihinde temyiz dilekçesi ile birlikte sağlık

nedeniyle tahliye talebinde bulunmuştur. Temyiz incelemesi için Yargıtay’a

gönderilen dosya açısından başvurucunun talebi başvuru tarihi itibarıyla halen

incelenmemiştir. AİHM’in Gülay Çetin/Türkiye kararında belirttiği belirsizlik

durumuna ilişkin herhangi bir düzenlemenin halen yapılmamış ve bu kararda

belirtilen belirsiz durumun ortadan kalktığına dair bir husus tespit

edilememiştir. Bu sebeple başvurucunun temyiz ettiği tarihten yaklaşık 10 ay

sonra makul sayılabilecek bir bekleme süresinden sonra 3/4/2014 tarihinde

yaptığı başvurunun başvuru yolları tüketilmeden yapılmasının makul olduğu kabul

edilmelidir. Özellikle Yargıtay aşamasında sağlık nedeniyle yapılacak bir

tahliye başvurusunun etkisizliği ve başvuru yolunun tüketilmesinin beklenmesi

halinde başvurucunun haklarına yönelik ciddi ve geri dönülmesi imkânsız bir

tehlike ortaya çıkması ihtimali gözetildiğinde başvurunun incelenmesinin

gerektiği kabul edilmelidir.

31. Başvurucu, tutuklu olarak bulunduğu Kırıklar 2 No.lu F Tipi

Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu olarak bulunmasının yaşamını

tehlikeye attığını ve buna ilişkin olarak yaptığı itirazın halen Yargıtay’da

inceleme aşamasında olduğunu ileri sürmüştür.

32. Anayasa’nın 17. maddesi şöyledir:

“Herkes,

yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.

….

Kimseye

işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya

veya muameleye tabi tutulamaz.

…”

33. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) “İşkence yasağı” başlıklı 3. maddesi

şöyledir:

“Hiç kimse

işkenceye veya insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele veya cezaya tabi

tutulamaz.”

34. Demokratik toplumların en temel değerlerinden biri olarak

herkesin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı Anayasa’nın 17.

maddesinde güvence altına alınmıştır. Anılan maddenin birinci fıkrasında insan

onurunun korunması amaçlanmıştır. Üçüncü fıkrasında da kimseye “işkence” ve “eziyet” yapılamayacağı, kimsenin “insan haysiyetiyle bağdaşmayan” ceza veya

muameleye tabi tutulamayacağı yasağı getirilmiştir (B.No: 2013/293, 17/7/2014, .§ 80).

35. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası ve Sözleşme’nin 3.

maddesi herhangi bir sınırlama öngörmemekte ve işkence, insanlık dışı ve onur

kırıcı muamele ve cezaların yasaklanmasının mutlak mahiyetini belirtmektedir.

Kötü muamele yasağının mutlak mahiyeti Anayasa’nın 15. maddesi kapsamında

belirtilen savaş veya ulusun varlığını tehdit eden başka bir genel tehlike

halinde dahi istisna öngörmemiştir. Aynı şekilde Sözleşme’nin 15. maddesi

benzer bir düzenleme ile kötü muamele yasağına ilişkin herhangi bir istisna

öngörülmemiştir (B.No. 2013/3550, 19/11/2014, § 33).

36. Anayasanın 17. maddesinin üçüncü fıkrasındaki “kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya

muameleye tabi tutulamaz” şeklindeki kural hükümlü ve tutuklulara

yönelik uygulamalar için de geçerlidir. Bu husus, 5275 sayılı Kanun'un "İnfazda temel ilke" başlıklı 2.

maddesinin (2) numaralı fıkrasında "Ceza

ve güvenlik tedbirlerinin infazında zalimane, insanlık dışı, aşağılayıcı ve

onur kırıcı davranışlarda bulunulamaz." ve yine Kanun'un 6.

maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinde "Hürriyeti bağlayıcı cezanın zorunlu kıldığı hürriyetten

yoksunluk, insan onuruna saygının korunmasını sağlayan maddî ve manevî koşullar

altında çektirilir" şeklinde düzenleme ile açıkça

vurgulanmıştır. Dolayısıyla verilen bir mahkûmiyet kararının veya tutuklama

kararının infazında mahkûmlar için sağlanacak şartlar insan onuruna saygıyı

koruyacak nitelikte olmalıdır (B.No. 2013/3550,

19/11/2014, § 36).

37. AİHM, hukuka uygun olarak özgürlüğü kısıtlanan herkesin insan

onuruna uygun tutukluluk koşullarına sahip olma hakkı bulunduğunu, alınan

tedbirlerin uygulanma koşullarının kişiyi sıkıntıya ya da tutukluluğa bağlı

kaçınılmaz üzüntü seviyesini aşacak yoğunlukta bir ümitsizliğe sokmaması

gerektiğini vurgulamaktadır (B.No:

2014/648, 18/9/2014, § 65). AİHM ayrıca, Sözleşme’nin tutuklu bir kimsenin

sağlık gerekçesiyle serbest bırakılması için hiçbir “genel zorunluluk” getirmediğini, ancak doğal olarak ortaya

çıkan fiziksel ya da ruhsal rahatsızlıklardan kaynaklanan acının, yetkililerin

sorumlu tutulabileceği tutukluluk koşullarından dolayı artması ya da artma

riski bulunması halinde bu durumun Sözleşme’nin 3. maddesi kapsamına

girebileceğini belirtmektedir (B.No:

2014/648, 18/9/2014, § 66).

38. 5275 sayılı Kanun’da tutuklu ve hükümlülerin hastalık halinde

muayene ve tedavilerinin nasıl yapılacağı hususu ayrıntılı bir şekilde

düzenlenmiştir. Kanun’un 71. ve 78. maddeleri uyarınca hükümlü veya

tutukluların acil veya olağan muayene ve tedavisi ilk önce ceza infaz kurumunun

revirinde kurumun hekimi tarafından yapılır. Muayene ve tedavinin kurumda

mümkün olmaması hâlinde hükümlü ve tutuklular devlet veya üniversite hastanelerinin

mahkûm koğuşlarında tedavi ettirilir. Kanun’un 57. maddesine göre bulunduğu

yere en yakın tam teşekküllü devlet veya üniversite hastanelerinin hükümlü

koğuşuna yatırılan hükümlü ve tutukluların başka yerlerdeki hastanelere sevki

acil ve yaşamsal tehlikesi bulunması hâlinde, varsa biri hastalığın uzmanı

olmak üzere iki uzman hekim tarafından verilip, başhekim tarafından onaylanan

bir raporla mümkündür. Bu durumda da en yakın ve hükümlü koğuşu bulunan devlet

veya üniversite hastaneleri tercih edilir. Hükümlü veya tutuklunun kontrol ve

tedavisinin hastanede devam etmesi gerekiyorsa sağlık kurulu raporuyla bu

hususun belgelendirilmesi gerekir.

39. Somut olayda başvurucu, 2005 ve 2006 yıllarında geçirdiği

ameliyatlara sebep olan hastalığının yeniden nüksettiğini ve bu sebeple yaptığı

tahliye taleplerinin de Mahkeme tarafından Adli Tıp raporu gerekçe gösterilerek

reddedildiğini ileri sürmüştür. Bunun dışında hastalığının her şart ve durumda,

cezaevinde bulunma nedeniyle tek başına yaşamsal risk oluşturacak bir nitelik

taşıdığı belirtilmemektedir. Başvurucunun rahatsızlığının geri dönülmez bir

noktaya ulaştığı yönünde bir tespit de bulunmamaktadır. Diğer taraftan

başvurucu, cezaevinde sağlık şartlarının hastalığına nasıl etki ettiğine dair

herhangi bir rapor sunmadığı gibi buna ilişkin cezaevi idaresine yaptığı

herhangi bir başvurudan da bahsetmemektedir. Aksine cezaevi şartlarında

tedavisinin mümkün olup olmadığına ilişkin Mahkememiz tarafından rapor

aldırılmasını talep etmektedir.

40. Başvurucunun tutuklu olarak bulunduğu cezaevinde geçirdiği

rahatsızlıklara ilişkin hastaneye sevk edilip edilmediğine, sevk edildi ise

yapılan teşhis ve tedavilerin ne olduğunu ve yeterli olup olmadığına dair

herhangi bir husus belirtmemiştir. Başvurucu, rahatsızlığının cezaevi şartları

veya yetkililerin uygulamalarından kaynaklanan nedenlerle kötüleştiği ve bu

nedenlerle doğal olarak özgürlükten yoksun bırakılma nedeniyle ortaya çıkan ızdırap ve acının ötesinde bir ızdırap

ve acıya maruz kaldığı yönünde bir delil de ortaya koymamıştır. Başvurucunun

tedavi veya kontrollerinin ihmal edilmesi nedeniyle hastalığının ilerlediği

yönünde bir tespit de bulunmamaktadır.

41. Başvurucunun geçirdiği ameliyatlara ilişkin sağlık durumuna

rağmen cezaevinde tutulmasının, insanlık dışı veya aşağılayıcı bir ceza/muamele

olarak değerlendirilmesine neden olabilecek bir olgunun da bulunmadığı, bu

nitelikte değerlendirilebilecek somut bir duruma ilişkin şikâyet olmadığı

görülmektedir. Başvurucu, cezaevinde tutulma nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal

edildiği şikâyetine ilişkin olarak gerek cezaevi koşullarından gerekse

yetkililerce yapılan uygulamalardan kaynaklanan somut bir delil sunmamıştır.

42. Suç isnadına veya mahkûmiyet kararına bağlı olarak özgürlüğünden

yoksun bırakılan bir kimsenin sağlık gerekçesiyle serbest bırakılması için

hiçbir “genel zorunluluk”

bulunmadığı, hasta bir kişinin cezaevinde tutulmasının, ancak cezaevi şartları

veya uygulanan tedbirlerin kişiyi olağanın üzerinde sıkıntıya sokacak nitelikte

olması halinde insanlık dışı veya aşağılayıcı bir muamele olarak

nitelendirilebileceği ve bu kapsamda da somut bir delil olmadığı dikkate

alındığında başvurucunun rahatsızlığına rağmen cezaevinde tutulmasına ilişkin

şikâyetlerinin somut bir olguya dayanmaması nedeniyle kötü muamele yasağı

kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir.

43. Açıklanan nedenlerle, başvurucunun kötü muamele yasağının ihlal

edildiğine dair iddiasının “açıkça

dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle,

başvurunun “açıkça dayanaktan yoksun olması”

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına, 22/1/2015 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Alparslan ALTAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep KÖMÜRCÜ

M. Emin KUZ

Raportör : Murat ŞEN Başvurucu : Erdal ÖNDER Vekili : Av. Emine ERSÜS

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/4777, 22 Ocak 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru Süreci
  6. III. Olay Ve
  7. Olgular
  8. A. Olaylar
  9. B. İlgili Hukuk
  10. IV. İnceleme Ve
  11. Gerekçe
  12. B. Değerlendirme
  13. M. Emin KUZ
  14. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/4777
Tarih
22 Ocak 2015

İlgili Kararlar

  • Aydın İpek Başvurusu (B. No: 2014/2944)
  • Yüksel Polat Başvurusu (B. No: 2013/8746)
  • Adnan Tınarlıoğlu Başvurusu (B. No: 2013/2156)
  • Mehmet Çağdaş Serttaş Başvurusu (B. No: 2013/8516)
  • Yankı Bağcıoğlu ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/253)
  • Ali Koç Başvurusu (B. No: 2013/3395)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.