İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ali Koç Başvurusu (B. No: 2013/3395)

1. Başvurucu, aleyhine açılan ve aklanmasına imkân tanınmadan

Başvuru No2013/3395Tarih22 Ocak 2015Okuma12 dk · 2.359 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Ali Koç Başvurusu

Karar tarihi
22 Ocak 2015
Başvuru Numarası
2013/3395
R.G. Tarih- Sayı
5/6/2015-29377
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.359 kelime·12 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvurucu, aleyhine açılan ve aklanmasına imkân tanınmadan

zamanaşımından düşmesine karar verilen davadan dolayı masumiyet karinesinin ve

makul sürede yargılanma hakkına bağlı olarak adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüş ve 250.000,00 TL tazminat talebinde bulunmuştur.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru, 15/5/2013 tarihinde Mersin 4. Ağır Ceza Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit

edilmiştir.

3. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca, 10/6/2013 tarihinde, kabul

edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme

gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm tarafından, 22/11/2013 tarihinde, başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş

için Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve olgular 22/11/2013 tarihinde Adalet

Bakanlığına bildirilmiş olup, Adalet Bakanlığının 25/12/2013 tarihli cevabında

Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine

atfen, başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAYLAR VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu, Mersin ilinde kurulu bulunan Aksiyon Depolama İnş. Turz. Nak. Petrol Ürünleri San. ve Tic. Ltd. Şirketinin

ortağı ve yetkilisidir.

8. Başvurucunun da aralarında bulunduğu bir kısım şüpheli hakkında,

Mersin Cumhuriyet Başsavcılığınca 15/1/2004 tarihinde “teşekkül halinde kaçakçılık” suçundan

soruşturma başlatılmıştır.

9. Anılan soruşturma kapsamında, Savcılık tarafından düzenlenen

30/1/2004 ve 17/3/2004 tarihli iddianamelerle, başvurucu ve diğer on beş

şüpheli hakkında “kaçakçılık suçunu işlemek

amacıyla teşekkül oluşturmak ve kaçakçılık” suçlarından

cezalandırılmaları istemiyle Mersin 1. Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası

açılmıştır.

10. Başvurucu, 18/5/2004 tarihinde tutuklanmış ve aynı tarihte

tahliye edilmiştir.

11. Yapılan yargılama sonucunda anılan Mahkemenin 25/10/2011 tarih

ve E.2004/50, 2011/432 sayılı kararıyla;

“başvurucunun ve diğer sanıkların üzerlerine atılı kaçakçılık suçunu işlemek

amacıyla teşekkül oluşturmak (4926 sayılı Kanun’un 5/1 maddesine muhalefet)

suçundan, atılı suçu işlediklerinin sabit olmaması ve yeterli delil bulunmaması

nedeniyle CMK’nın 223/2-e maddesi gereğince

beraatlarına; üzerlerine atılı kaçakçılık suçundan eylemlerinin

sabit görülmesi halinde uygulanması mümkün bulunan ve lehe netice vereceği

anlaşılan 4926 sayılı Kanun’un 3/d-1, 4/d-1 maddesinde öngörülen cezanın

niteliğine göre tabi olduğu suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK’nın

102/4, 104/2 maddesinde belirtilen ilaveli 7 yıl 6 aylık zamanaşımı süresinin

suç tarihinden itibaren geçmiş olması nedeniyle düşmesine” karar

verilmiştir.

12. Söz konusu karar, Cumhuriyet Savcısı, katılan vekili ve diğer

bir kısım sanıklar tarafından temyiz edilmiş olmakla beraber başvurucu, temyiz

talebinde bulunmamıştır.

13. Temyiz incelemesini yapan Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 4/3/2013

tarih ve E.2012/9621, K.2013/5192 sayılı kararı ile; “sanıklar hakkında düzenlenen 30/1/2004 ve 17/3/2004 tarihli

iddianameler ile üzerlerine atılı eylem nedeniyle teşekkül halinde kaçakçılık

suçundan dolayı dava açılmış olması karşısında, eylem tek olduğu halde iki ayrı

suçtan dava açılmış gibi, eylem bölünerek hem beraat, hem zamanaşımı nedeniyle

ortadan kaldırma kararı verilmesi, yasaya aykırı görüldüğünden hükmün

bozulmasına, ancak suç tarihi olan 15/1/2004-16/1/2004 günleri itibariyle

temyiz inceleme gününde, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve lehe hükümler

içeren 765 sayılı TCK’nın 102/4 ve 104/2 maddelerinde öngörülen zamanaşımı

tahakkuk ettiğinden anılan maddeler uyarınca sanıklar hakkındaki kamu davasının

ortadan kaldırılmasına” karar verilmiş ve bu karar başvurucuya

2/5/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.

14. Başvurucu, 15/5/2013 tarihli dilekçesi ile süresi içinde

bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili

Hukuk

15. 1/3/1926 tarih ve 765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu’nun 102.

maddesinin birinci fıkrasının (4) numaralı bendi şöyledir:

“Kanunda başka türlü yazılmış olan ahvalin maadasında hukuku amme davası:

(…)

4 - Beş seneden ziyade olmamak üzere ağır hapis

veya hapis yahud sürgün veya hidematı

ammeden muvakkaten mahrumiyet cezalarını ve ağır para cezasını müstelzim

cürümlerde beş sene,

(…)

…geçmesiyle ortadan kalkar.”

16. 765 sayılı Kanun’un 104. maddesi şöyledir:

“Hukuku amme davasının müruru zamanı, mahkumiyet

hükmü yakalama, tevkif, celb veya ihzar

müzekkereleri, adli makamlar huzurunda maznunun sorguya çekilmesi, maznun

hakkında son tahkikatın açılmasına dair olan karar veya C. müddeiumumisi

tarafından mahkemeye yazılan iddianame ile kesilir.

Bu halde müruru zaman, kesilme gününden itibaren yeniden

işlemeğe başlar.

Eğer müruru zamanı kesen muameleler müteaddid

ise müruru zaman bunların en sonuncusundan itibaren tekrar işlemeğe başlar.

Ancak bu sebepler müruru zaman müdetini 102 nci maddede ayrı ayrı muayyen

olan müddetlerin yarısının ilavesiyle baliğ olacağı müddetten fazla uzatamaz.”

17. 10/7/2003 tarih ve 4926 sayılı mülga Kaçakçılıkla Mücadele

Kanun’un 3/d-1 maddesi şöyledir:

“Aşağıda yazılı fiilleri işlemek kaçakçılıktır:

d) 1 - İthali; lisansa, şarta,

izne, kısıntıya veya belli kuruluşların vereceği uygunluk veya yeterlilik

belgesine tabi olan eşyayı gerçeğe aykırı her türlü beyanname ve belge ile

gümrük idaresini yanıltarak işlemini yaptırmak suretiyle ithal etmek veya

bunlara teşebbüs etmek.”

18. 4926 sayılı Kanun’un 5. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Bu Kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla teşekkül

oluşturanlar veya teşekkülü yönetenler hakkında iki yıldan altı yıla kadar ağır

hapis cezasına hükmolunur.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

19. Mahkemenin 22/1/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucunun 15/5/2013 tarih ve 2013/3395 numaralı bireysel başvurusu incelenip

gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

20. Başvurucu, hakkında açılan davanın gereğinden fazla uzun

sürdüğünü, bu süreçte mağdur edildiğini, yargılama nedeniyle ticari itibarının

zedelendiğini, ortağı olduğu şirkete ait belge ve defterlere el konulduğunu,

basında yer alan haberler nedeniyle ticari faaliyetini yürütmesinin imkânsız

hale geldiğini ve aklanmasına imkân tanınmadan davanın zamanaşımından düşmesine

karar verilmesi nedeniyle masumiyet karinesi ve makul sürede yargılanma hakkına

bağlı olarak adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş, 250.000,00

TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

21. Başvurucunun iddiaları Anayasa’nın 36., 38. ve 141. maddeleri

ile ilişkili görülerek adil yargılanma hakkı kapsamında ele alınmış olup, bu

başlık altındaki şikâyetler ayrı ayrı değerlendirilmiştir.

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

22. Başvurucunun iddiaları “masumiyet

karinesi” ve “makul sürede

yargılanma hakkı” başlıkları altında ayrı ayrı incelenmiştir.

a. Masumiyet

Karinesinin İhlali İddiası

23. Başvurucu, hakkında açılan davadan dolayı mağdur edildiğini,

ticari itibarının zedelendiğini, ortağı olduğu şirkete ait belge ve defterlere

el konulduğunu, basında yer alan haberler nedeniyle ticari faaliyetini

yürütmesinin imkânsız hale geldiğini ve aklanmasına imkân tanınmadan davanın

zamanaşımından düşmesine karar verildiğini, bu nedenle masumiyet karinesinin

ihlal edildiğini iddia etmiştir.

24. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

“...Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının

tüketilmiş olması şarttır.”

25. 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel başvuru hakkı” kenar başlıklı

45. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal

için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel

başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir.”

26. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı

Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrasında, bireysel başvuruda

bulunulmadan önce, ihlal iddiasının dayanağı olan işlem, eylem ya da ihmal için

kanunda öngörülmüş olan idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının

tüketilmiş olması gerektiği belirtilmiştir. Temel hak ihlallerini öncelikle

derece mahkemelerinin gidermekle yükümlü olması, kanun yollarının tüketilmesi

koşulunu zorunlu kılar (B. No. 2012/1027, 20, 12/2/2013, §§ 19–20; B. No.

2012/13, 2/7/2013, § 26).

27. Bireysel başvurunun ikincil niteliği gereği, başvurucunun, temel

hak ve özgürlüklerinin ihlal edildiği iddialarını öncelikle yetkili idari

mercilere ve derece mahkemelerine usulüne uygun olarak iletmesi, bu konuda

sahip olduğu bilgi ve kanıtları zamanında bu mercilere sunması, aynı zamanda bu

süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermiş olması

gerekir. Bu şekilde olağan denetim mekanizmaları önünde ileri sürülüp takip

edilmeyen temel hak ve özgürlüklerin ihlaline ilişkin iddialar, Anayasa

Mahkemesi önünde bireysel başvuru konusu yapılamaz (B. No: 2012/1049,

16/4/2013, § 32).

28. Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde, Mahkemece

yapılan yargılama sonucunda, “kaçakçılık”

suçundan açılmış olan davanın zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verildiği,

verilen bu kararın başvurucu tarafından temyiz edilmediği, kararın bir kısım

sanık, katılan ve diğer 3 sanık aleyhine olarak Savcı tarafından temyiz

edildiği ve Yargıtay tarafından da davanın zamanaşımına uğradığı kabul edilerek

düşmesine karar verildiği görülmüştür. Buna göre, başvurucu tarafından, düşme

kararı nedeniyle isnat edilen suçtan aklanma imkânından mahrum edildiği

belirtilerek, kararın bu yönü ile incelenmesi gerektiği hususunda temyiz mercii

nezdinde herhangi bir iddianın ileri sürülmediği ve dolayısıyla başvurucu

tarafından bu yolun usulünce tüketilmediği anlaşılmıştır.

29. Açıklanan nedenlerle, başvurucunun, anılan ihlal iddialarını

öngörülmüş olan kanun yollarında ileri sürmeksizin bireysel başvuru konusu

yaptığı anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının “başvuru yollarının tüketilmemesi” nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Yargılama Süresinin

Makul Olmadığı İddiası

30. Yapılan incelemede, başvurucunun bu şikâyetinin açıkça

dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini

gerektirecek bir neden de bulunmadığı anlaşıldığından, başvurunun bu bölümünün

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

31. Başvurucu, hakkında yürütülen soruşturma ve kovuşturmanın makul

süre içinde sonuçlanmaması nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiğini iddia etmiştir.

32. Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) ortak

koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün olmayıp (B. No: 2012/1049,

26/3/2013, § 18), Sözleşme metni ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)

kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma hakkının somut görünümleri olan

alt ilke ve haklar, esasen Anayasa’nın 36. maddesinde yer verilen adil

yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36.

maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin

6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle, Sözleşme’nin lafzi

içeriğinde yer alan ve AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına

dâhil edilen ilke ve haklara, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer

vermektedir. Somut başvurunun dayanağını oluşturan makul sürede yargılanma

hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca adil yargılanma hakkının

kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle ve mümkün olan süratle

sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141.

maddesinin de, Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği,

makul sürede yargılanma hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması

gerektiği açıktır (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 38–39).

33. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,

tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun

davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir

davanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması

gereken kriterlerdir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).

34. Anayasa’nın 36. ve Sözleşme’nin 6. maddeleri uyarınca kişilere,

medeni hak ve yükümlülükler ile ilgili uyuşmazlıkların yanı sıra, cezai alanda

yöneltilen suç isnatlarının makul sürede karara bağlanmasını talep hakkı

tanınmıştır. Suç isnadı, bir kişiye suç işlediği iddiasının yetkili makamlar

tarafından bildirilmesi olup, kişiye cezai alanda yöneltilen iddianın suç

isnadı niteliğinde olup olmadığının tespitinde; iddia olunan suçun pozitif

düzenlemelerdeki tasnifinin, suçun gerçek niteliğinin, suç için öngörülen

cezanın niteliği ile ağırlığının değerlendirilmesi gerekir. Ancak isnat olunan

fiil, ceza kanunlarında suç olarak nitelendirilmiş ve yargılama aşamasında ceza

hukukunun kuralları uygulanmış ise, ayrıca bir uygulanabilirlik incelemesi

yapılmaksızın, adil yargılanma hakkının kapsamına girdiği kabul edilecektir (B.

No: 2012/625, 9/1/2014, § 31).

35. Başvuru konusu olayda, başvurucu hakkında, “kaçakçılık suçunu işlemek amacıyla teşekkül

oluşturmak ve kaçakçılık” suçundan 15/1/2004 tarihinde soruşturma

başlatılmıştır. İsnat olunan suç 4926 sayılı Kanun hükümleri kapsamında hapis

cezasını gerektirir şekilde tanımlanmıştır. Bu çerçevede başvurucu hakkındaki suç

isnadına dayalı yargılamanın Anayasa’nın 36. maddesinin güvence kapsamına

girdiği konusunda kuşku bulunmamaktadır (B. No: 2012/625, 9/1/2014, § 32).

36. Cezai alanda yöneltilen suç isnatları ile ilgili uyuşmazlıklara

ilişkin makul süre değerlendirmesinde, sürenin başlangıcı kural olarak, kişiye

bir suç işlediği iddiasının yetkili makamlar tarafından bildirildiği veya

isnattan ilk olarak etkilendiği arama veya gözaltı gibi tedbirlerin uygulandığı

an olup, somut başvuru açısından bu tarih, yapılan ihbar üzerine bir kısım

aramaların yapıldığı ve soruşturmanın başlatıldığı 15/1/2004 tarihidir. Sürenin

bitiş tarihi ise, suç isnadına ilişkin nihai kararın verildiği tarihtir. Ancak

devam eden yargılamalara ilişkin makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği

iddiasını içeren başvuruların yargılama faaliyetinin devamı sırasında da

yapılabilmesi olanağı bulunduğundan, değerlendirmeye esas alınacak sürenin

bitiş anı bireysel başvurunun karara bağlandığı tarihtir (B. No: 2012/13,

2/7/2013, § 34; B. No: 2012/625, 9/1/2014, § 32). Bu kapsamda, somut yargılama

faaliyeti açısından sürenin bitiş tarihinin, başvurucu hakkındaki suç isnadına

ilişkin olarak verilen onama kararının kesinleşme tarihi olan 4/3/2013 tarihi

olduğu anlaşılmaktadır.

37. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesinde, yargılamanın

konusunun kaçakçılık ve bu suçu işlemek amacıyla teşekkül oluşturmak suçu ile

ilgili olduğu, bu suç kapsamında ilk soruşturma ve aramaların 15/1/2004

tarihinde yapıldığı, başvurucu ve arkadaşları hakkındaki iddianamelerin

30/1/2004 ve 17/3/20004 tarihlerinde düzenlendiği, başvurucunun 18/5/2004

tarihinde tutuklanıp aynı tarihte tahliye edildiği, yapılan yargılaması

sonucunda 25/10/2011 tarihinde verilen kararın temyiz edildiği ve Yargıtay

tarafından 4/3/2013 tarihinde onanarak kesinleştiği anlaşılmaktadır.

38. 5271 sayılı Kanun’un öngördüğü yargılama usullerine tabi

mahkemeler nezdindeki yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündeki

iddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesi tarafından

makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde karar verilmiştir (B.

No: 2012/625, 9/1/2014, §§ 22-45).

39. Başvuruya konu davada yer alan kişi sayısı ve davanın mahiyeti

nedeniyle icrası gereken usul işlemlerinin niteliği başvuruya konu yargılamanın

karmaşık olduğunu ortaya koymakla birlikte, davaya bütün olarak bakıldığında,

somut başvuru açısından farklı bir karar verilmesini gerektirecek bir yön

bulunmamıştır. Başvurucuya yöneltilen suçun soruşturmasına 15/1/2004 tarihinde

başlanmış olup, başvurucunun suç isnadından ilk olarak etkilendiği an da bu

tarihtir. Anılan tarihten hükmün kesinleştiği 4/3/2013 tarihine kadar

sürdürülen 9 yıl 1 ay 19 günlük yargılama

sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.

40. Açıklanan nedenlerle, başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde

güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı

Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

41. Başvurucu, adil yargılanma hakkının ihlal edilmesi ve

yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle 250.000,00 TL tazminat

talebinde bulunmuştur.

42. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar”

kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal

bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak

için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden

yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine

tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu

gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

43. Başvurucunun tarafı olduğu uyuşmazlığa ilişkin dokuz yıldan

fazla süren yargılama süresi nazara alındığında, yargılama faaliyetinin

uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi

zararı karşılığında başvurucuya takdiren net 5.000,00

TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

44. Başvurucu tarafından yapılan ve dosyadaki belgeler uyarınca

tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan 1.698,35

TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1. Masumiyet karinesinin ihlal edildiği yönündeki iddiasının “başvuru yollarının tüketilmemesi” nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki

iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

3. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

B. Başvurucuya net 5.000,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE,

başvurucunun tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,

C. Başvurucu tarafından yapılan ve dosyadaki belgeler uyarınca

tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

22/1/2015

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar

verildi.

Başkan

:

Alparslan

ALTAN

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman

Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

M.

Emin KUZ

Raportör

:

Özcan

ÖZBEY

Başvurucu

:

Ali

KOÇ

Vekili : Av. Kadir ARIKAN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/3395, 22 Ocak 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olaylar Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun
  10. B. Değerlendirme
  11. C. Başvurucu tarafından yapılan ve dosyadaki belgeler uyarınca
  12. D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  13. Altan
  14. Özgüldür
  15. Kömürcü
  16. Özbey
  17. Koç
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/3395
Tarih
22 Ocak 2015

İlgili Kararlar

  • Şükrü Taşyer Başvurusu (B. No: 2014/1947)
  • Ayhan Çolak Başvurusu (B. No: 2013/8806)
  • Hasan Çakar Başvurusu (B. No: 2013/8758)
  • Bayram Metin Başvurusu (B. No: 2013/3088)
  • Oktay Çetinkaya Başvurusu (B. No: 2013/758)
  • Mukadder Sağlam ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/2511)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.