İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Bayram Metin Başvurusu (B. No: 2013/3088)

1. Başvurucu, hükümlü olarak bulunduğu Kırıkkale F Tipi Ceza İnfaz

Başvuru No2013/3088Tarih21 Ocak 2015Okuma14 dk · 2.757 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Bayram Metin Başvurusu

Karar tarihi
21 Ocak 2015
Başvuru Numarası
2013/3088
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.757 kelime·14 dk okuma·10 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvurucu, hükümlü olarak bulunduğu Kırıkkale F Tipi Ceza İnfaz

Kurumunda, 18/6/2012 tarihinde görevli infaz koruma memurları tarafından

işkence ve kötü muameleye maruz kaldığını, ayrıca kendisini muayene eden

doktorların da baskı altında kalarak yanlış ya da eksik rapor düzenlediklerini,

yaptığı şikâyet üzerine başlatılan soruşturmanın etkili bir şekilde

yürütülmeyerek bir kısım şüpheliler yönünden ek kovuşturmaya yer olmadığı

kararı verildiğini, bu nedenle Anayasa’nın 17. maddesinin ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru, 30/4/2013 tarihinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı

vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit

edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca, 25/2/2014 tarihinde, kabul

edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme

gönderilmesine karar verilmiştir.

III. OLAYLAR VE OLGULAR

A. Olaylar

4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

5. Başvurucu, başvuru tarihi itibarıyla adam öldürme, zorla kaçırıp

alıkoymaya teşebbüs, konut dokunulmazlığının ihlali suçlarından almış olduğu 27

yıl 5 ay 15 gün hapis cezasını infaz etmek üzere Ankara 2 No.lu F Tipi Yüksek

Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunmaktadır.

6. Başvurucu, 18/6/2012 tarihinde, Kırıkkale F Tipi Ceza İnfaz

Kurumunda kaldığı sırada görevli İnfaz Koruma Memurları tarafından işkence ve

kötü muameleye maruz kaldığını iddia ederek, 20/6/2012 tarihinde Kurum

Müdürlüğüne ve Cumhuriyet Savcılığına şikayette

bulunmuş, ayrıca telefon ile olayı ailesine de anlatmıştır.

7. Kurum doktoru tarafından düzenlenen 21/6/2012 tarihli raporda;

başvurucunun özellikle bacak bölgesinde morluk ve ekimoz

ile sırtta yüzeysel sıyrık tespit edilmiş ve hayati tehlikenin bulunmadığı

belirlenmiştir.

8. Başvurucunun avukatının 26/6/2012 tarihinde verdiği şikayet dilekçesi üzerine, Kırıkkale Cumhuriyet

Başsavcılığınca Sor. No: 2012/4952 sayılı dosya üzerinden soruşturmaya

başlanmış, bu kapsamda başvurucunun şikâyeti, şüphelilerin ifadeleri ve doktor

raporları alınmıştır.

9. Kırıkkale Devlet Hastanesi tarafından düzenlenen 26/6/2012

tarihli raporda; sağ ve sol gluteal (kalça) alanda

3x1 cm.lik morarma, sırtta 2 adet 1 cm.lik yüzeysel doku zedelemesi tespit edilmiş, ayrıca

başvurucunun, ayaklarında his kaybı olduğunu söylemesi üzerine nöroloji

değerlendirmesi önerilmiş ve hayati tehlikenin olmadığı saptanmıştır.

10. Kırıkkale Yüksek İhtisas Hastanesinin 26/6/2012 tarihli

raporunda bilateral alt ekstremitede

hiperalyezi (el ve akyalarda hassasiyet) olduğu

belirlenerek, EMG önerilmiştir.

11. Başvurucu, 18/7/2012 tarihinde Kırıkkale Üniversitesi Araştırma

ve Uygulama Hastanesinde nöroloji polikliniğinde muayeneye tabi tutulmuştur.

Alınan tetkik raporu sonucunda Nöroloji Uzmanı tarafından yapılan 31/7/2012

tarihli değerlendirmede, mevcut EMG bulguları ile kati rapor yetersiz

bulunulmuş ve daha ayrıntılı EMG için Ankara Numune Eğitim ve Araştırma

Hastanesine sevkinin uygun olduğu sonucuna varılmıştır.

12. Başvurucu, 5/10/2012 tarihinde Ankara Numune Eğitim ve Araştırma

Hastanesinde muayene edilmiş, vücudun bazı noktalarında disk bozukluğu ve

yırtık bulunduğu belirlenmiştir.

13. Yine 18/10/2012 tarihli Ankara Numune Eğitim ve Araştırma

Hastanesi Nöroloji Uzmanı raporunda; EMG’ye göre sol L4-5, L5-S1 lomber kök basısı saptanmıştır.

14. Başvurucu, Kırıkkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinden,

27/11/2012 tarihinde MR için Radyoloji raporu almış ve omurlar arası disk

bozukluğu tespit edilmiştir.

15. Kırıkkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı

Başkanlığınca, başvurucu hakkında düzenlenen tüm raporlar incelenerek,

28/1/2013 tarihinde “Bayram Metin’in

EMG’sinde tarif edilen TIP II dejenerasyonun travmatik

olmadığı, 26/6/2012 tarih ve 4170 sayılı raporda tarif edilen yaralanmasının;

kişinin yaşamını tehlikeye sokmadığı, basit bir tıbbi müdahale giderilebilecek

ölçüde hafif nitelikte olduğu” kanaati ile sonuç rapor sunulmuştur.

16. Başvurucu, 10/7/2012 tarihli Savcılık ifadesinde özetle; “18/6/2012 tarihinde saat 16.00 sularında koğuşun

havalandırma kısmında çamaşırlarını asarken televizyonda bir terör saldırısı

olayı olduğunu duyduğunu, bu duruma sinirlenerek, olaya ilişkin olarak küfür

edip bağırdığını, yanında kimsenin olmadığını, bunu duyan 10-12 gardiyanın

kendisine içeriye gel diyerek üç boş odanın bulunduğu havalandırma kısmına

götürdüklerini, yere yatırıp, bacak ve kollarından tuttuklarını, iki baş memur

ve iki gardiyan tarafından sopa ile darp edildiğini, 10 gardiyanın ise

kendisine herhangi bir müdahalesinin olmadığını, ancak tuttuklarını, sonra

odasına götürdüklerini, 20/6/2012 tarihine kadar bir şey yapmadığını, anılan

tarihte ise Savcılığa sunulmak üzere bir şikayet dilekçesini gardiyana

verdiğini, aynı gün kurum içinde revir talebinde bulunarak muayene olduğunu,

24/6/2012 tarihinde durumu telefon ile ailesine bildirdiğini, bunun üzerine

avukatının da 26/6/2012 tarihinde Savcılığa ayrı bir dilekçe verdiğini, olay

nedeniyle söz konusu infaz koruma memurlarından, dilekçesini Kuruma ya da

Savcılığa göndermeyen gardiyan ile Kurum Müdüründen, yaralarını gördüğü halde

hastaneye sevk etmeyen Kurum doktorundan şikayetçi olduğunu”

söylemiştir.

17. Başvurucunun, “20/6/2012

tarihinde Savcılığa sunulmak üzere bir şikayet dilekçesini gardiyana vermesi ve

bu dilekçesinin Savcılığa gönderilmemesi” iddiası üzerine, Savcılık

tarafından anılan tarihte görevli olan infaz koruma memurları A. D., O. G., C.

K. ve M.Ö’nün 26/7/2012

tarihinde ifadeleri alınmıştır. Söz konusu görevliler, iddia edildiği gibi

kendilerine Savcılığa ya da başka bir makama iletilmek üzere bir dilekçe

verilmediğini söylemişlerdir.

18. Kurumda görev yapan doktor G. D. 1/8/2012 tarihli Savcılık

ifadesinde; “…aile hekimi olduğunu, Valilik

oluru ile haftanın iki günü Salı ve Perşembe günleri hükümlülerin

muayene ve genel sağlık taramaları için cezaevine gittiğini, 21/6/2012

tarihinde cezaevinde görev yaptığını, Bayram Metin’in ‘beni gardiyanlar dövdü,

rapor almak istiyorum’ demesi üzerine, muayene edip, rapor düzenleyerek,

dosyasına bıraktığını, isnat edilen suçlamaları kabul etmediğini”

söylemiştir.

19. Kurum Müdürü N. Ü. 31/7/2012 tarihli Savcılık ifadesinde; “Kurumda müdür olduğunu, 18/6/2012 tarihinde Bayram

Metin’e kötü muamelede bulunulduğuna dair yazılı ve sözlü olarak gerek personel

gerekse mahkum tarafından bir bildirimde bulunulmadığını, dövülme iddiasını

26/6/2012 tarihinde hükümlünün avukatının Savcılığa müracaatı ve hastaneye sevk

edilme talebi üzerine öğrendiğini, aynı gün hükümlüyü hastaneye sevk ettiğini,

öncesinde olaydan haberi olmadığını, bir şikayet dilekçesinin kendisine

iletilmediğini, olaydan dolayı kusuru bulunmadığını” belirtmiştir.

20. Olay ile ilgili olarak ifadeleri alınan ceza infaz koruma

memurları özetle; “18/6/2012 tarihinde saat

16.00 sıralarında Başmemur G. Ü.’nün,

Bayram Metin isimli şahsın kaldığı koğuş bölümünden ses geldiğini söylemesi

üzerine toplam 8 kişi birlikte koğuşa girdiklerini, tek başlarına koğuşa

girmelerinin yasak olduğunu, olumsuz bir durum görmeyince tutanak tutup,

çıktıklarını kimseye kötü muamelede bulunmadıklarını, Bayram Metin’in sorunlu

bir hükümlü olduğunu, çok fazla disiplin cezası bulunduğunu, iftira atmaktan

kaçınmadığını, bu cezaevinden gitmek için böyle bir yola başvurduğunu, suçsuz

olduklarını” söylemişlerdir.

21. Cumhuriyet Savcılığınca yapılan soruşturma, alınan şikayet ve ifadeler ile doktor raporları sonucunda,

30/1/2013 tarih ve Sor. No. 2012/4952, E.2013/393 sayılı iddianame ile, olaya

karıştığı tespit edilen 9 ceza infaz koruma memuru hakkında “kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuz kötüye

kullanılmak suretiyle silahla kasten yaralama” suçundan kamu davası

açılmıştır.

22. Ayrıca başvurucunun, dilekçesinde haklarında şikâyetçi olduğu

kurum müdürü ile sağlık personelleri ve bir kısım ceza infaz koruma memurları

hakkında ise 30/1/2013 tarih ve Sor. No. 2012/4952 sayılı dosya üzerinden ek

kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmiştir. Anılan kararın gerekçesi

şöyledir:

“Kurum

Doktoru G. D.’nin harici muayeneyi yaparak, evrakları

her zaman kontrol edilebilecek şekilde kurumda bıraktığı, dolayısıyla öğrendiği

suçu gizleme kastı ile hareket ettiğine dair yeterli delil bulunmadığı, Kurum

Müdürü N. Ü.’nün ise olaya vakıf olduğu andan

itibaren müşteki hükümlünün kati raporunun alınması için ilgili sağlık

kuruluşuna sevkini sağladığı, kati rapor için gönderilen ve müşteki Bayram

Metin’in muayenesini yapan Kırıkkale Yüksek İhtisas Hastanesinde görevli Doktor

B. S. M.’nin ise harici muayene sırasında bulguları

gerçeğe aykırı olarak düzenlediğine dair delil bulunmadığı, 31/7/2012 tarihinde

müşteki Bayram Metin’in Kırıkkale Yüksek İhtisas Hastanesine kati raporunun

alınması için gönderildiği, Bayram Metin hakkında düzenlenen Kırıkkale Yüksek

İhtisas Hastanesi Baş Tabipliğinin yazısında 31/7/2012 tarihi itibarıyla

Ortopedi Polikliniğine sevk edildiğine dair herhangi bir ibare bulunmadığı,

müşteki Bayram Metin’in kurum tabibince 24/7/2012 tarihli muayenesinde Ortopedi

Kliniğine sevkinin yapıldığı ve 10/8/2012 tarihinde Kırıkkale Üniversitesi Tıp

Fakültesine götürüldüğü ve olay tarihinde müşteki Bayram Metin tarafından 2

sağlık memurundan şikayetçi olduğunu belirtmiş ise de, olay tarihinde Bayram

Metin’in raporunun alınması için sağlık memuru C. K. B’nın görevlendirildiği,

diğer sağlık memurunun kati rapor ile ilgili görevli olmadığı, şüpheli İnfaz

Koruma Memuru C. K.’nin her ne kadar olay tarihinde

koğuş kapısına kadar gittiği tespit edilmiş ise de, içeriye girip hükümlünün

dövülmesine iştirak ettiğine dair delil bulunmadığı, müştekinin, dövülmesine

ilişkin olarak aynı gün İnfaz Koruma Memurlarına şikayetini içerir dilekçe

verdiğine dair delil bulunmadığı ve bu nedenle müştekinin iddialarının soyut

iddia olduğu anlaşılmakla… Şüpheliler hakkında kovuşturmaya yer olmadığına…”

23. Başvurucunun bu karara itiraz etmesi üzerine, Ankara 3. Ağır Ceza

Mahkemesi, 22/2/2013 tarih ve 2013/80 Değişik İş sayılı kararı ile, “oluş ve tüm dosya içeriğinden, sanıkların atılı suçu

işlediklerine dair müştekinin soyut iddiasından başka delil bulunmadığı

anlaşılmakla …ek kovuşturmaya yer olmadığı kararı usul ve yasaya uygun

bulunduğundan…” gerekçesine dayalı olarak itirazı reddetmiştir. Bu

karar başvurucuya 9/4/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.

24. Başvurucu, 30/4/2013 tarihli dilekçesi ile süresi içinde

bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili

Hukuk

25. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Kasten yaralama” kenar başlıklı 86.

maddesinin (2) numaralı fıkrası ile (3) numaralı fıkrasının (d) ve (e) bentleri

şöyledir:

“(2)

Kasten yaralama fiilinin kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahaleyle

giderilebilecek ölçüde hafif olması halinde, mağdurun şikâyeti üzerine, dört

aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezasına hükmolunur.

(3) Kasten

yaralama suçunun;

...

d) Kamu

görevlisinin sahip bulunduğu nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,

e)

Silâhla,

İşlenmesi

hâlinde, şikayet aranmaksızın, verilecek ceza yarı

oranında artırılır.”

26. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar”

kenar başlıklı 172. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“(1)

Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için

yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının

bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar,

suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye

bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

27. Mahkemenin 21/1/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucunun 30/4/2013 tarih ve 2013/3088 numaralı bireysel başvurusu incelenip

gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

28. Başvurucu, hükümlü olarak bulunduğu Kırıkkale F Tipi Ceza İnfaz

Kurumunda, şikayet dilekçesinde isimlerini belirttiği görevli infaz koruma

memurları tarafından 18/6/2012 tarihinde işkence ve kötü muameleye maruz

kaldığını, şikayet dilekçesinin yetkililere zamanında iletilmediğini, ayrıca

kendisini muayene eden doktorların da baskı altında kalarak yanlış ya da eksik

rapor düzenlediklerini, yaptığı şikâyet üzerine başlatılan soruşturmanın etkili

bir şekilde yürütülmeyerek, muayenesine katılan bazı sağlık çalışanları ile

Ceza İnfaz Kurumunda görev yapan idareci ve infaz koruma memuru gibi diğer bir

kısım şüpheliler yönünden ek kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiğini, bu

nedenle Anayasa’nın 17. maddesinin ihlal edildiğini ileri sürerek, anılan

kişiler açısından dava açılmasının sağlanması talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

29. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik şartları ve

incelenmesi” kenar başlıklı 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Mahkeme, …açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul

edilemezliğine karar verebilir.”

30. Anayasa’nın 17. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları şöyledir:

“Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve

geliştirme hakkına sahiptir.

...

Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan

haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.”

31. Anayasa’nın 17. maddesinde düzenlenen hak kapsamında, devletin,

pozitif bir yükümlülük olarak, yetki alanında bulunan tüm bireylerin maddi ve

manevi varlığını koruma hakkını gerek kamusal makamların,

gerek diğer bireylerin, gerekse kişinin kendisinin eylemlerinden kaynaklanabilecek

risklere karşı koruma yükümlülüğü bulunmaktadır. Devlet, bireyin maddi ve

manevi varlığını her türlü tehlikeden, tehditten ve şiddetten korumakla

yükümlüdür (B. No: 2012/752, 17/9/2013, § 51).

32. Devletin, kişinin maddi ve

manevi varlığını koruma hakkı kapsamında sahip olduğu bu pozitif yükümlülüğün

bir de usuli boyutu bulunmaktadır. Bu usul yükümlülüğü çerçevesinde devlet, doğal

olmayan her türlü fiziksel ve ruhsal saldırı olayının sorumlularının

belirlenmesini ve gerekiyorsa cezalandırılmasını sağlayabilecek etkili resmi

bir soruşturma yürütmek durumundadır. Bu tarz bir soruşturmanın temel amacı,

söz konusu saldırıları önleyen hukukun etkin bir şekilde uygulanmasını

güvenceye almak ve kamu görevlilerinin ya da kurumlarının karıştığı olaylarda,

bunların sorumlulukları altında meydana gelen olaylar için hesap vermelerini

sağlamaktır (benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. Anguelova/Bulgaristan, B. No: 38361/97, 13/6/2002, § 137; Jasinskis/Letonya, B. No: 45744/08, 21/12/2010, §

72).

33. Buna göre bireyin, bir devlet görevlisi tarafından hukuka aykırı

olarak ve Anayasa’nın 17. maddesini ihlal eder biçimde bir muameleye tabi

tutulduğuna ilişkin savunulabilir bir iddiasının bulunması halinde, Anayasa’nın

17. maddesi, “Devletin temel amaç ve görevleri”

kenar başlıklı 5. maddedeki genel yükümlülükle birlikte

yorumlandığında etkili resmi bir soruşturmanın yapılmasını gerektirmektedir. Bu

soruşturma, sorumluların belirlenmesini ve cezalandırılmasını sağlamaya

elverişli olmalıdır. Şayet bu mümkün olmazsa, bu madde, sahip olduğu öneme

rağmen pratikte etkisiz hale gelecek ve bazı hallerde devlet görevlilerinin

fiili dokunulmazlıktan yararlanarak, kontrolleri altında bulunan kişilerin

haklarını istismar etmeleri mümkün olacaktır. Devletin pozitif yükümlülüğü

kapsamında bazen tek başına soruşturma yapılmamış olması yahut da yeterli

soruşturma yapılmamış olması da kötü muamele teşkil edebilmektedir. Bu bağlamda

soruşturmanın derhal başlaması, bağımsız biçimde, kamu denetimine tabi olarak

özenli ve süratli yürütülmesi ve bir bütün olarak etkili olması gerekir (B. No:

2012/969, 18/9/2013, § 25; B. No: 2013/293, 17/7/2014, § 111; ayrıca benzer

yöndeki AİHM kararları için bkz. Corsacov/Moldova,

B. No: 18944/02, 4/4/2006, § 68; Batı ve diğerleri/Türkiye, 33097/96 - 57834/00, 3/6/2004, §§ 133, 134).

34. Yürütülecek ceza

soruşturmaları, sorumluların tespitine ve cezalandırılmalarına imkân verecek şekilde

etkili ve yeterli olmalıdır. Soruşturmanın etkili ve yeterli olduğundan söz

edebilmek için soruşturma makamlarının resen harekete geçerek olayı

aydınlatabilecek ve sorumluların tespitine yarayabilecek bütün delilleri

toplamaları gerekir. Dolayısıyla, kötü muamele iddialarının gerektirdiği

soruşturma bağımsız bir şekilde, hızlı ve derinlikli yürütülmelidir. Diğer bir

ifadeyle yetkililer, olay ve olguları ciddiyetle öğrenmeye çalışmalı ve

soruşturmayı sonlandırmak ya da kararlarını temellendirmek için çabuk ve

temelden yoksun sonuçlara dayanmamalıdırlar (bkz. Assenov ve diğerleri/Bulgaristan, B. No: 24760/94, 28/10/1998, §

103; Batı ve diğerleri/Türkiye,

B. No: 33097/96 - 57834/00, 3/6/2004, § 136). Bu

kapsamda yetkililer diğer deliller yanında görgü tanıklarının ifadeleri ile kriminalistik bilirkişi incelemeleri dâhil söz konusu

olayla ilgili kanıtları toplamak için alabilecekleri bütün makul tedbirleri

almalıdırlar (bkz. Tanrıkulu/Türkiye

[BD], B. No: 23763/94, 8/7/1999, § 104; Gül/Türkiye,

B. No: 22676/93, 14/12/2000, § 89; B. No: 2013/293, 17/7/2014, § 114).

35. Yürütülen ceza soruşturmalarının

amacı, kişinin maddi ve manevi varlığını koruyan mevzuat hükümlerinin etkili

bir şekilde uygulanmasını ve sorumluların ölüm ya da yaralama olayına ilişkin

hesap vermelerini sağlamaktır. Bu bir sonuç yükümlülüğü değil, uygun araçların

kullanılması yükümlülüğüdür. Diğer taraftan, burada yer verilen

değerlendirmeler hiçbir şekilde Anayasa’nın 17. maddesinin, başvuruculara

üçüncü tarafları adli bir suç nedeniyle yargılatma ya da cezalandırma hakkı

(benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Perez/Fransa, 47287/99, 22/7/2008, § 70) ya da tüm yargılamaları

mahkûmiyetle ya da belirli bir ceza kararıyla sonuçlandırma ödevi (bkz.

yukarıda geçen Tanlı/Türkiye, §

111) yüklediği anlamına gelmemektedir (B. No: 2012/752, 17/9/2013, § 56;

B. No: 2013/293, 17/7/2014, § 113).

36. Öte yandan, soruşturmayı sağlayacak bir başvuru yolunun sadece

hukuken mevcut bulunması yeterli olmayıp, bu yolun uygulamada fiilen de etkili

olması ve başvurulan makamın ihlal iddiasının özünü ele alma yetkisine sahip

bulunması gereklidir. Başvuru yolunun bir hak ihlali iddiasını önleyebilme,

devam etmekteyse sonlandırabilme veya sona ermiş bir hak ihlalini karara

bağlayabilme ve bunun için uygun bir tazminat sunabilmesi halinde ancak

etkililiğinden söz etmek mümkün olabilir. Yine, vuku bulmuş bir hak ihlali

iddiası söz konusu olduğunda, tazminat ödenmesinin yanı sıra sorumluların

ortaya çıkarılması bakımından da yeterli usulü güvencelerin sağlanması gerekir

(B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 26; benzer

yöndeki AİHM kararları için bkz. yukarıda geçen Aksoy/Türkiye, § 95; Ramirez Sanchez/Fransa, B. No:

59450/2000, 4/7/2006, §§ 157-160).

37. Kötü muamele iddiaları ile ilgili cezai soruşturmaların etkililiğini sağlayan hususlardan biri de teoride

olduğu gibi pratikte de hesap verilebilirliği sağlamak için soruşturmanın veya

sonuçlarının kamu denetimine açık olmasıdır. Buna ilaveten her olayda,

mağdurların meşru menfaatlerini korumak için bu sürece etkili bir şekilde

katılmaları sağlanmalıdır. (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Hugh Jordan/Birleşik Krallık, 24746/94,

4/5/2001, § 109; Oğur/Türkiye [BD], B. No: 21594/93, 20/5/1999,

§ 92; Khadjialiyev ve diğerleri/Rusya, B. No: 3013/04,

6/11/2008, § 106; Denis Vassiliev/Rusya,

B. No: 32704/04, 17/12/2009, § 157; Dedovski ve diğerleri/Rusya, B. No: 7178/03, 15/5/2008, § 92; Ognyanova ve Choban/Bulgaristan,

B. No: 46317/99, 23/2/2006, § 107).

38. Bu açıklamalar ışığında somut olay bir bütün olarak

incelendiğinde, başvurucunun maruz kaldığı eylemden dolayı yaptığı şikâyet

üzerine adli soruşturmanın bağımsız birimlerce denetime açık olacak biçimde

derhal başlatıldığı, başvurucunun birçok hastaneye sevkinin yapılarak

raporlarının aldırıldığı, soruşturmanın makul sürede tamamlanarak, olay ile

ilişkisi tespit edilen 9 infaz koruma memuru hakkında“kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle

silahla kasten yaralama” suçundan kamu davasının açıldığı ve bu

şüpheliler yönünden Savcılık tarafından, idari soruşturma bakımından gereğinin

takdir ve ifası için bağlı olduklara kuruma ihbarda

bulunulduğu, ayrıca başvuruya konu edilen ve şikâyet dilekçesinde ismi geçen

sağlık çalışanları ile Ceza İnfaz Kurumunun diğer çalışanlarının ifadelerinin

alındığı, olaya etkilerinin değerlendirildiği, başvurucunun aşamalarda bu

yöndeki tüm iddialarını ileri sürebildiği, başvuru yollarını kullanabildiği,

sürece aktif olarak katılabildiği, soruşturma sonucunda ise soyut iddia dışında

dava açmaya yeterli delil elde edilemediğinden bahisle ek kovuşturmaya yer

olmadığı kararının verildiği, anlaşılmıştır.

39. Buna göre, başvuru dosyasındaki belge ve bilgiler dikkate

alındığında, kötü muamele oluşturan eylemlerin tespiti ile muhtemel

sorumluların belirlenmelerine ve cezalandırılmalarına yol açacak nitelikte

bağımsız, etkili, hızlı ve kamuya açık bir soruşturmanın gerçekleşmediğinden ve

kovuşturmaya yer olmadığına dair ek kararın somut kanıtlarla çelişecek biçimde

ve açıkça hukuka aykırılık oluşturacak şekilde bariz takdir hatası veya açık

keyfilik sonucu verildiğinden söz edilemeyeceği gibi, bu konuda ihmali bir

davranış veya yetkililere yüklenebilecek bir eksiklik de saptanmamıştır. Sonuç

olarak somut olayda kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı hakkının

korunması kapsamında yürütülen cezai soruşturmanın etkisiz olmadığı sonucuna

varılmıştır.

40. Açıklanan nedenlerle, başvurucunun Anayasa’nın 17. maddesi

kapsamındaki iddialarına yönelik bir ihlalin bulunmadığının açık olduğu

anlaşıldığından, başvurunun, “açıkça dayanaktan yoksun olması” sebebiyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle; başvurucunun, Anayasa’nın 17. maddesi kapsamında yaptığı

şikâyetin etkili bir şekilde soruşturulmadığı yönündeki iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA, yargılama

giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına, 21/1/2015 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Serruh KALELİ Üyeler : Burhan ÜSTÜN Hicabi DURSUN Erdal TERCAN Zühtü ARSLAN Raportör : Özcan ÖZBEY Başvurucu : Bayram METİN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/3088, 21 Ocak 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olaylar Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. K. ve M.Ö’nün 26/7/2012
  8. B. S. M.’nin ise harici muayene sırasında bulguları
  9. B. İlgili
  10. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  11. A. Başvurucunun
  12. B. Değerlendirme
  13. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/3088
Tarih
21 Ocak 2015

İlgili Kararlar

  • Oktay Çetinkaya Başvurusu (B. No: 2013/758)
  • Mukadder Sağlam ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/2511)
  • Şener Berçin Başvurusu (B. No: 2013/5516)
  • G.k. Başvurusu (B. No: 2013/3735)
  • Concept Otomotiv Mühendislik İnşaat Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2014/12348)
  • Mahmut Bozkurt Başvurusu (B. No: 2013/8807)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.