İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Oktay Çetinkaya Başvurusu (B. No: 2013/758)

1. Başvurucu, Türk Silahlı Kuvvetlerinden (TSK) ilişiğinin

Başvuru No2013/758Tarih21 Ocak 2015Okuma14 dk · 2.881 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Oktay Çetinkaya Başvurusu

Karar tarihi
21 Ocak 2015
Başvuru Numarası
2013/758
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.881 kelime·14 dk okuma·12 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, Türk Silahlı Kuvvetlerinden (TSK) ilişiğinin

kesilmesine ilişkin tesis edilen idari işlemin hukuka aykırı olduğu iddiasıyla

açmış olduğu davanın Askeri Yüksek İdare Mahkemesince (AYİM) reddedildiğini,

Mahkemenin yapısı itibarıyla bağımsız ve tarafsız olmadığını, tek dereceli ve

son karar mercii olduğunu, ayrıca karar düzeltme talebinin reddedilmesi

sebebiyle para cezasına hükmedildiğini belirterek, Anayasa’nın 20., 22., 35.,

36. ve 60. maddelerinde yer alan haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve

20.000 TL tazminat talebinde bulunmuştur.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Birinci başvuru 24/1/2013, ikinci başvuru ise 15/4/2013

tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Dilekçeler ve eklerinin

idari yönden yapılan ön incelemeleri neticesinde Komisyona sunulmalarına engel

bir eksikliklerinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Başvurucunun 15/4/2013 tarihinde yaptığı ve 2013/2509

numara ile kayda alınan bireysel başvuru dosyasının kişi yönünden hukuki

irtibatı nedeniyle 2013/758 başvuru numaralı bireysel başvuru dosyası ile “birleştirilmesine”, 2013/2509 başvuru

numaralı bireysel başvuru dosyasının “kapatılmasına”,

incelemenin 2013/758 başvuru numaralı dosya üzerinden yürütülmesine 8/5/2013

tarihinde Komisyonlar Başraportörü tarafından karar

verilmiştir.

4. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca, 9/7/2013 tarihinde,

kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme

gönderilmesine karar verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

6. Başvurucu, 30/8/1996 tarihinde Astsubay rütbesiyle Türk

Silahlı Kuvvetlerinde göreve başlamıştır.

7. İstanbul Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından

fuhuş çetesine yönelik olarak yürütülen bir soruşturma kapsamında yapılan

aramalarda elde edilen dijital bilgi, belge ve dokümanlardan fuhuş çeteleriyle

irtibatlı Hava Kuvvetleri Komutanlığına mensup bazı personelin de bulunduğunun

anlaşılması üzerine aralarında başvurucunun da olduğu bu kişiler ile ilgili

soruşturma dosyaları 1/11/2010 tarihinde Hava Kuvvetleri Komutanlığına

gönderilmiştir.

8. Bunun üzerine Hava Kuvvetleri Komutanlığı tarafından

12/11/2010 tarihinde idari tahkikat heyeti kurulmuştur.

9. Heyet, öncelikle başvurucu ile ilgili Cumhuriyet

Başsavcılığınca gönderilmiş olan ve “başvurucunun

söz konusu soruşturma kapsamında fuhuş yapan yabancı uyruklu bayanlarla kendi

adına kayıtlı cep telefonu ile iletişim kurduğu ve görüşmelerde ‘Oktay’ ismini

kullandığı” şeklindeki tespitleri ihtiva eden dosyayı inceledikten

sonra başvurucunun da ifadesini almıştır. AYİM Birinci Dairesinin 29/11/2012

tarih ve E.2012/179, K.2012/1312 sayılı gerekçeli kararında ayrıntısına yer

verilen ifadesinde başvurucu özetle; “görev

yaptığı dönem içerisinde birçok kadın ile ilişkiye girdiğini, aynı evi

paylaştığını, internet üzerinden ya da arkadaşları aracılığı ile bu

tanışmaların sağlandığını, gittiği barda tanıdığı travestinin yanındaki

bayanlardan da yararlanmaya çalıştığını, arkadaşlarına para karşılığı ilişki

yaşayan yabancı uyruklu kadınları ayarladığını, üç bankaya 25.000 TL borcu

bulunduğunu, 1997 yılından beri borsa ile ilgilendiğini, bir seferinde 20.000

TL kaybettiğini, eşinin bileziklerini sattığını, 13 kişilik grup kurarak

spekülatör olan arkadaşları aracılığı ile spekülatif oynamalar ile kar elde etmeye

çalıştıklarını, kârın yarısını aldığını…” söylemiştir.

10. AYİM tarafından başvurucunun durumu ile ilgili yapılan

incelemede; 30/8/1996 tarihinde Astsb. Çvş.

naspedilen başvurucunun, mesleki safahatında sicil notlarının yüksek seviyede

gerçekleştiği, sicil üstleri tarafından 1999, 2003, 2006 yılları sicil

dönemlerinde “sicil üstü olamaz”,

2006 yılı sicil döneminde ise “müstakil

görev yapamaz” şeklinde menfi kanaatler işaretlendiği, 11 adet

takdir ve taltif belgesi ile ödüllendirildiği, 17/5/2002 tarihinde astından

borç para alma nedeniyle 21 gün oda hapsi, 19/8/2002 tarihinde aşırı borçlanma

nedeniyle 3 gün göz hapsi disiplin cezası ile cezalandırıldığı tespit

edilmiştir.

11. Son olarak Başçavuş rütbesi ile Ankara 4. Ana Jet Üs

Komutanlığında görev yapan başvurucu hakkında, 1/8/2012 tarihinde sıralı sicil

üstlerince “silahlı kuvvetlerde kalması

uygun değildir” şeklinde sicil verildiği, bu sicil üzerine durumunun

Astsubay Sicil Yönetmeliği’nin 61. maddesi gereği Hava Kuvvetleri Komutanlığı

bünyesinde oluşturulan Komisyonda incelendiği, Komisyonun 12/10/2011 tarihli

kararıyla 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu’nun 94/b maddesi

ve Astsubay Sicil Yönetmeliği’nin 60/e maddesi uyarınca sicil yolu ile Silahlı

Kuvvetlerden ayırma işlemine tabi tutulmasının uygun olacağı hususunun

Komutanın tasvibine sunulmasına karar verildiği, 13/10/2011 tarihinde Hava

Kuvvetleri Komutanı tarafından tasvip gören bu kararın, Genelkurmay

Başkanlığına sunulduğu, Genel Kurmay Başkanının 21/10/2011 tarihinde Hava

Kuvvetleri Komutanlığının kararına göre ayırma işleminin yapılması yönünde

görüş bildirmesi üzerine Milli Savunma Bakanlığının 3/11/2011 tarih ve 25-335

sayılı kararıyla başvurucunun ayırma işlemine tabi tutulduğu anlaşılmıştır.

12. Başvurucu, anılan idari işlemin iptali istemiyle 3/1/2012

tarihinde AYİM’de dava açmıştır.

13. AYİM Birinci Dairesinin 29/11/2012 tarih ve E.2012/179,

K.2012/1312 sayılı kararı şöyledir:

“…davacının belirtilen davranışları itibariyle

hizmetin gerektirdiği şekilde tavır ve hareketlerini düzenleyemediği, iddia

edilen eylemlerinin ahlak dışı hareket niteliğinde olduğu, belirtilen disiplin

ve ahlaki yaşantı durumu itibariyle davacının ‘TSK’da göreve devam etmesinin

uygun olmadığı’ yönünde kanaate ulaşılmasını haklı kılacak objektif nitelikli

yeterli derecede veri bulunduğu… Davacı vekili, ifadenin hukuka uygun olarak

alınmadığını, kanuna aykırı elde edilen delillerin kullanılamayacağını,

kimsenin kendi aleyhine ifade vermesi için zorlanamayacağını belirterek işleme

dayanak olarak gösterilen ifadenin hukuka aykırı olması nedeniyle kabul

edilmemesini talep etmiş ise de; ‘Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular,

delil olarak kabul edilemez’ hükmü Anayasanın 38. maddesinde yer almaktadır. Bu

maddenin başlığı ‘Suç ve cezalara ilişkin esaslar’ şeklindedir. Anayasada

‘İdarenin esasları’ başlığı altında ise böyle bir hüküm bulunmamaktadır. Diğer

yandan Anayasada memurların görev ve sorumluluklarını, disiplin kovuşturma

usulünü düzenleyen 129. maddesinde ‘Memurlar ve diğer kamu görevlileri Anayasa

ve kanunlara sadık kalarak faaliyette bulunmakla yükümlüdürler.’ şeklinde genel

bir ilke yer almaktadır. Suç ve cezaya ilişkin ilkelerle disiplin hukukuna

ilişkin ilkeler arasında temelde farklılıklar bulunmaktadır. Kamu personeli

hakkında herhangi bir soruşturma veya kovuşturma olmasa dahi disiplin

soruşturması yapılabilmektedir. Kamu görevlisi hakkında yargılama yapılıp

beraat kararı verilse dâhi bu durum, disiplin cezası verilmesine engel bir hal

değildir. Yukarıda belirttiğimiz gibi kamu hizmetini yürütmekle görevli olan

idarenin bu hizmeti en iyi şekilde yürütebilmesi için gerekli tedbirleri alma

yetkisi ile donatılmasının zorunlu olduğu gibi personelini statüye aldıktan

sonra da verimli biçimde kullanması için gerekli tedbirleri alması da

zorunludur. Bu bağlamda kamu hizmetinin yürütülmesine zararlı olacak

personelini bünyesi dışına çıkarması da kamu hizmeti gereği olarak karşımıza

çıkmaktadır. Sonuç olarak davacının TSK’dan ayırma işlemine tâbi tutulmasında,

idarenin takdir yetkisini kişi yararı ile kamu yararı arasındaki dengeyi

gözeterek ölçülü ve objektif olarak kullandığı 926 sayılı Türk Silahlı

Kuvvetleri Personel Kanunu’nun 94/b madde ve fıkrası ile Astsubay Sicil

Yönetmeliği’nin 60 ve 61. maddeleri uyarınca tesis edilen dava konusu işlemde

yetki, sebep, konu, amaç yönlerinde hukuka aykırı bir durum bulunmadığı sonuç

ve kanaatine varılmıştır… Yukarıda açıklanan nedenlerle davanın reddine…”

14. Başvurucunun, 25/12/2012 tarihinde kendisine tebliğ

edilen bu karara karşı 3/1/2013 tarihinde karar düzeltme kanun yoluna gitmesi

üzerine, anılan Mahkemenin 2/4/2013 tarih ve E.2013/380, K.2013/362 sayılı

kararı ile bu istemi de reddedilmiş ve bu karar başvurucuya 12/4/2013 tarihinde

tebliğ edilmiştir.

15. Başvurucu, 24/1/2013 ve 15/4/2013 tarihli dilekçeleri ile

süresi içinde bireysel başvurularda bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

16. 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri

Personel Kanunu’nun mülga 94. maddesinin (b) bendi şöyledir:

“b) Disiplinsizlik ve

ahlaki durum sebebiyle ayırma:

Disiplinsizlik veya ahlaki durumları sebebiyle

Silahlı Kuvvetlerde kalmaları uygun görülmiyen

astsubayların hizmet sürelerine bakılmaksızın haklarında T.C. Emekli Sandığı

Kanunu hükümleri uygulanır.”

17. Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Yönetmeliği’nin 86.

maddesinin ikinci fıkrasının (h) bendi şöyledir:

“Her askerde bulunması lâzım gelen ahlakî ve mânevi vasıflar şunlardır :

h. İyi ahlâk sahibi olmak: Askerin ahlâkı ve

yaşayışı kusursuz ve lekesiz olmalıdır. Asker, esrarkeşlikten, sarhoşluktan,

yalancılıktan borçtan ve kumardan, dolandırıcılıktan, ahlâksız kimselerle düşüp

kalkmaktan, hırsızlıktan, yağmadan, yakıp yıkmaktan ve sair bütün fenalıklardan

sakınmalıdır. Bunlar vazifenin yapılmasına mâni olurlar, yaşayışı, sıhhati,

azim ve cesareti bozar; namusu, lekeler, manevi şahsiyeti öldürür ve her biri

ayrı ayrı cezaları üstüne çeker. Asker bunlar gibi yalnız kabahat ve

cinayetlerden değil, aynı zamanda dine hürmetsizlikten, iki yüzlülükten, göz

boyamaktan, şahsi arzu ve isteklerin temini peşinde koşmaktan, dalkavukluktan,

aklını herkesin yükseğinde görerek kendini beğenmekten, şöhret için iyi sayılmıyacak derecede hırs göstermekten, nefsini koruyup

çekinmelidir.

Her ne kadar beğenilmek, sözle okşanmak, maddi

mükâfat görmek onur ve şan kazanmak arzusu her askerin kalbinde yer tutmalı ise

de bunları doğruluktan şaşmayan haklı bir çalışma ile elde etmek mertlik ve

namus iktizasıdır.”

18. Astsubay Sicil Yönetmeliği’nin mülga 60. maddesinin (a)

fıkrası ve mülga 61. maddesinin (e) fıkrası.

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

19. Mahkemenin 21/1/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucunun 24/1/2013 tarih ve 2013/758 numaralı bireysel başvurusu incelenip

gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

20. Başvurucu, mensubu olduğu TSK’den disiplinsizlik ve ahlâki nedenler gerekçe gösterilerek ilişiğinin

kesildiğini, bu işleme karşı açtığı davanın da reddedildiğini, ayırma işlemine

neden olarak gösterilen fuhuş ve borsada spekülatif oynamalar ile kâr elde etme

hususlarında hakkında açılmış bir ceza davası bulunmadığını, idari tahkikat

heyetinin almış olduğu ifadenin hukuka aykırı olduğunu, bu ifadenin elektronik

kayıtlarının muhafaza edilmediğini, iddia edildiği gibi 40-50 kadın ile

ilişkisinin mümkün olmadığını, böyle kabul edilse dahi, bunun dava konusu idari

işlemin tesis nedeni olamayacağını, özel hayatının hukuka aykırı bir şekilde

idare ajanları tarafından takip edilerek hazırlanan ifade metninin baskı ile

imzalattırıldığını, borsada yatırım yapmış olmasının mal-mülk sahibi olması

açısından anayasal hakkı olduğunu, idari işlem nedeniyle sosyal güvenlik

hakkının da ihlal edildiğini, hakkaniyete uygun etkili bir yargılamanın

yapılmadığını, Mahkemenin yapısı itibariyle bağımsız ve tarafsız olmadığını,

karar düzeltme ve yargılamanın yenilenmesi talebinin kararı veren aynı daire ve

üyeler tarafından incelenerek hükme bağlandığını, dolayısıyla tek dereceli ve

son karar mercii olduğunu, ayrıca karar düzeltme talebinin reddedilmesi

sebebiyle para cezasına hükmedildiğini belirterek, Anayasa’nın 20., 22., 35.,

36. ve 60. maddelerinde yer alan haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve

20.000 TL tazminat talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

21. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp, olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder. Başvurucu, idare ajanları tarafından takip edilerek kendi

hazırladıkları ifade metninin baskı ile imzalattırıldığını, bu suretle

Anayasa’nın 20. ve 22.; ayrıca borsada yatırım yapmış olması nedeniyle TSK’den

ayırma işleminin tesisi edilmiş olmasının mülkiyet ve sosyal güvenlik hakkını

zedelediğini, bu nedenle de Anayasa’nın 35. ve 60. maddelerinin ihlal

edildiğini ileri sürmüş ise de, başvurucunun bu iddialarının özü itibarıyla

Mahkeme kararının sonucuna ilişkin olduğu, anılan hak ihlallerine yönelik ayrı

ve somut bir durum ya da dayanaktan bahsedilmediği görülerek, tüm hak ihlali

iddiaları Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında değerlendirilmiş olup, bu başlık

altındaki iddiaların kabul edilebilirliği ayrı ayrı incelenmiştir.

a. Yargılamanın

Hakkaniyete Uygun Yapılmadığı İddiası

22. Başvurucu, mensubu olduğu TSK’den disiplinsizlik ve ahlâki nedenler gerekçe gösterilerek ilişiğinin

kesildiğini, bu hususların dava konusu idari işlemin tesis nedeni

olamayacağını, hakkaniyete uygun etkili bir yargılamanın yapılmadığını ileri

sürmüştür.

23. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi

gereken hususlarda inceleme yapılamaz.”

24. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların

kabul edilemezliğine karar verebilir.”

25. 6216 sayılı Kanun’un “Esas

hakkındaki inceleme” kenar başlıklı 49. maddesinin (6) numaralı

fıkrası şöyledir:

“Bölümlerin, bir mahkeme kararına karşı

yapılan bireysel başvurulara ilişkin incelemeleri, bir temel hakkın ihlal

edilip edilmediği ve bu ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi ile

sınırlıdır. Bölümlerce kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme

yapılamaz.”

26. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası ile 6216

sayılı Kanun’un 49. maddesinin (6) numaralı fıkrasında, bireysel başvurulara

ilişkin incelemelerde kanun yolunda gözetilmesi gereken hususların incelemeye

tabi tutulamayacağı, 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul

edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir.

27. Bir anayasal hakkın ihlali iddiasını içermeyen, yalnızca

derece mahkemelerinin kararlarının yeniden incelenmesi talep edilen

başvuruların açıkça dayanaktan yoksun ve Anayasa ve Kanun tarafından Mahkemenin

yetkisi kapsamı dışında bırakılan hususlara ilişkin olduğu açıktır. Bu

kapsamda, bireysel başvuruya konu davadaki olayların kanıtlanması, hukuk

kurallarının yorumlanması ve uygulanması, yargılama sırasında delillerin kabul

edilebilirliği ve değerlendirilmesi ile kişisel bir uyuşmazlığa derece

mahkemeleri tarafından getirilen çözümün esas yönünden adil olup olmaması,

bireysel başvuru incelemesinde değerlendirmeye tabi tutulamaz. Anayasada yer

alan hak ve özgürlükler ihlal edilmediği sürece ve bariz takdir hatası veya

açık bir keyfilik içermedikçe derece mahkemelerinin kararlarındaki maddi ve

hukuki hatalar bireysel başvuru incelemesinde ele alınamaz. Bu çerçevede,

derece mahkemelerinin delilleri takdirinde bariz bir takdir hatası veya açık

keyfilik bulunmadıkça Anayasa Mahkemesinin bu takdire müdahalesi söz konusu

olamaz (B. No: 2012/1027, 12/2/2013, §§ 25-26).

28. Somut olayda, İstanbul Özel Yetkili Cumhuriyet

Başsavcılığı tarafından fuhuş çetesine yönelik olarak yürütülen bir soruşturma

kapsamında başvurucu ile ilgili de bazı bilgilere ulaşılmış ve gereği için

bağlı olduğu kuruma ihbarda bulunulmuştur. Bunun üzerine Hava Kuvvetleri

Komutanlığı tarafından idari soruşturma açılmış, bu kapsamda Savcılık

dosyasındaki ilgili bilgi ve belgeler, başvurucunun sicil dosyası incelenmiş ve

ayrıca başvurucunun ifadesi alınmıştır. Başvurucunun İdari Tahkikat Heyeti

tarafından alınan ifadesinde; birçok evli ve bekar bayan ile ilişki yaşadığı,

para karşılığı ilişki yaşayan yabancı uyruklu kadınları ayarlamaya çalıştığı, 3

bankaya borcu olduğu, borsa ile uğraştığı, para kaybettiği, borsada spekülatif

oynamalar ile kar elde etmeye çalıştığı, eşinin altınlarını sattığı gibi

hususlar saptanmıştır. Savcılığın “başvurucunun

fuhuş yapan yabancı uyruklu kadınlarla iletişiminin bulunduğu”

yönündeki ihbarını da doğrulayacak şekilde yapılan İdari soruşturma sonucunda,

başvurucunun disiplinsizlik ve ahlâki nedenlerle

silahlı kuvvetlerde kalmasının uygun olmayacağı değerlendirilerek, ayırma

işlemine tabi tutulmasına karar verilmiştir. Başvurucunun bu karara karşı

açtığı davada yapılan yargılama sonucunda, Mahkemece; ilgili mevzuat,

başvurucunun şikâyeti ve dosyadaki bilgi ve belgeler dikkate alınarak inceleme

yapılmış ve başvurucunun TSK’den ayırma işlemine tâbi tutulmasında, idarenin

takdir yetkisini, kişi yararı ile kamu yararı arasındaki dengeyi gözeterek

ölçülü ve objektif olarak kullandığı kanaatine varılmak suretiyle dava

reddedilmiştir (§ 7-13).

29. Adil yargılanma hakkı bireylere dava sonucunda verilen

kararın değil, yargılama sürecinin ve usulünün adil olup olmadığını denetletme

imkânını verir. Bu nedenle, bireysel başvuruda adil yargılanmaya ilişkin

şikâyetlerin incelenebilmesi için başvurucunun yargılama sürecinde haklarına

saygı gösterilmediği, bu süreçte karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden

bilgi sahibi olamadığı veya bunlara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı

bulamadığı, kendi delillerini ve iddialarını sunamadığı ya da uyuşmazlığın

çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının derece mahkemesi tarafından

dinlenmediği veya kararın gerekçesiz olduğu gibi, mahkeme kararının oluşumuna

sebep olan unsurlardan değerlendirmeye alınmamış eksiklik, ihmal ya da açık

keyfiliğe ilişkin bir bilgi ya da belge sunmuş olması gerekir (B. No: 2013/2767,

2/10/2013, § 22).

30. Başvuru konusu olayda, başvurucunun, yargılama sürecinin

hakkaniyete aykırı olduğuna dair bir bilgi ya da belge sunmadığı, Mahkemece

delillerin değerlendirilmesinin ve verilen kararın içeriğinin adil olmadığı

şikâyetini dile getirdiği anlaşılmaktadır. Buna göre, başvurucunun iddialarının

esas itibarıyla Derece Mahkemesince verilen kararın yanlış olduğuna, delillerin

değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının uygulanmasında isabet bulunmadığına

ve dolayısıyla kararın sonucuna ilişkin olduğu görülmektedir. Yapılan

incelemede, Derece Mahkemesince yürütülen yargılama sırasında başvurucunun,

karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşlerle ilgili bilgi sahibi olma ve

bunlara karşı etkili bir şekilde itiraz etme ve kendi delillerini ve iddialarını

sunma konularında bir sorunla karşılaştığına dair bir bulguya rastlanılmadığı

gibi, somut olayda, dosyadaki bilgi ve belgeler dikkate alınarak yapılan

yargılama ve kurulan hükümde herhangi bir bariz takdir hatası veya açıkça keyfi

bir durum da tespit edilmemiştir.

31. Açıklanan nedenlerle, başvurucu tarafından ileri sürülen

iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu, Derece Mahkemesi kararının

bariz takdir hatası veya açık bir keyfilik de içermediği anlaşıldığından,

başvurunun bu kısmının “açıkça dayanaktan

yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

b. Askeri

Yüksek İdare Mahkemesinin Bağımsız ve Tarafsız Olmadığı İddiası

32. Başvurucu, Mahkeme üyelerinden ikisinin askeri hâkim

sınıfından olmayan subaylardan oluşması sebebiyle Mahkemenin tarafsız ve

bağımsız olmadığını belirtmiştir.

33. Anayasa Mahkemesi tarafından bu konu daha önce

incelenirken belirtildiği üzere, AYİM’in oluşumu, statüsü

ve görevleri Anayasa ve ilgili Kanun’da hüküm altına alınmıştır. AYİM’e atanan askeri hâkimlerin bağımsızlığının Anayasa ve

ilgili Kanun hükümleri ile garanti altına alındığı, atanma ve çalışma usulleri

yönünden, askeri hâkimlerin bağımsızlıklarını zedeleyecek bir hususun olmadığı,

kararlarından dolayı idareye hesap verme durumunda bulunmadıkları, disipline

ilişkin konuların AYİM Yüksek Disiplin Kurulunca incelenip karara bağlandığı

görülmektedir (B. No: 2013/1134, 16/5/2013, § 29). Diğer yandan, sınıf subayı

üyelerin en fazla dört yıllık bir süre ile görev yapmaları, disiplin

konularında Disiplin Kuruluna tabi kılınmaları, görev süreleri zarfında idari

veya askeri yetkililerce herhangi bir değerlendirmeye tabi tutulmamaları, bu

subayların idareye karşı bağımsızlıklarını güçlendirmiştir (B. No: 2013/1134,

16/5/2013, § 30; benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. Mustafa Yavuz ve Diğerleri / Türkiye, B.

No: 29870/96, 25/5/2000; Bek / Türkiye,

B. No: 23522/05, 20/4/2010).

34. Açıklanan nedenlerle, somut olayda mahkemenin bağımsız ve

tarafsız olmadığına ilişkin bir husus saptanmadığından ve Anayasa Mahkemesinin

önceki kararlarından farklı karar verilmesini gerektiren bir yön

bulunmadığından, başvurunun bu bölümünün

“açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna

karar verilmesi gerekir.

c. İki

Dereceli Yargılamanın Bulunmaması İddiası

35. Başvurucu AYİM’in tek dereceli

ve son karar mercii olduğunu, kararlarına karşı başvurulabilecek bir temyiz

merciinin olmadığını, karar düzeltme taleplerinin aynı Daire tarafından

incelendiğini, bu durumun adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini ileri

sürmüştür.

36. Anılan şikâyet, daha önce bireysel başvuruya konu olmuş

ve Anayasa Mahkemesince, başvuru konusu ihlal iddialarının Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi’nin (AİHS) ortak koruma alanı

dışında kaldığına karar verilmiştir (B.

No: 2013/2507, 6/3/2014, § 43-46; B. No: 2012/1334,

17/9/2013, § 40). Somut başvuru açısından farklı karar verilmesini gerektiren

bir yön bulunmadığından başvurunun bu kısmının “konu bakımından yetkisizlik” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

d. Karar Düzeltme

Talebinin Reddedilmesi Sonucunda Para Cezasının Verilmesi İddiası

37. Başvurucu, karar düzeltme talebiyle yaptığı başvurunun

reddedilmesi üzerine, ayrıca aleyhine para cezasına hükmedilmiş olmasının

mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğini söylemiştir.

38. Anılan şikâyet, daha önce bireysel başvuruya konu olmuş

ve Anayasa Mahkemesince, hükmolunan bu miktarın, gözetilen meşru amaç ile

korunmak istenen hak açısından orantılı olduğu ve başvurucu üzerinde ağır bir

yük oluşturmadığı, dolayısıyla söz konusu yaptırımın mahkemeye erişim hakkına

bir engel teşkil etmediği kabul edilerek, bu iddiaların açıkça dayanaktan

yoksun olduğuna karar verilmiştir (B. No: 2013/2507, 6/3/2014, §§ 36-42; B.

No: 2013/1613, 2/10/2013, §§ 38, 39; benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. Maillard / Fransa, B. No: 35009/02, 6/12/2005, §§

35, 37; Topaloğlu / Türkiye, B.

No: 38388/04, 3/7/2012; Dalar / Türkiye,

B. No: 35957/05, 21/2/2012, § 52). Somut başvuru açısından farklı karar

verilmesini gerektiren bir yön bulunmadığından başvurunun bu kısmının “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurunun,

1. Yargılamanın hakkaniyete uygun yapılmadığı, Askeri Yüksek

İdare Mahkemesinin bağımsız ve tarafsız olmadığı ve karar düzeltme talebinin

reddedilmesi sonucunda para cezası verilerek mahkemeye erişim hakkının

engellendiği iddialarına ilişkin kısmının “açıkça dayanaktan yoksun olması”,

2. İki dereceli yargılama hakkıyla ilgili kısmının “konu bakımından yetkisizlik”,

nedenleriyle KABUL

EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına,

21/1/2015 tarihinde OY

BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Serruh KALELİ Üyeler : Burhan ÜSTÜN Hicabi DURSUN Erdal TERCAN Zühtü ARSLAN Raportör : Özcan ÖZBEY Başvurucu : Oktay ÇETİNKAYA Vekili : Av. Aykanat KAÇMAZ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/758, 21 Ocak 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili Hukuk
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun İddiaları
  14. B. Değerlendirme
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/758
Tarih
21 Ocak 2015

İlgili Kararlar

  • Mukadder Sağlam ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/2511)
  • Şener Berçin Başvurusu (B. No: 2013/5516)
  • G.k. Başvurusu (B. No: 2013/3735)
  • Concept Otomotiv Mühendislik İnşaat Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2014/12348)
  • Mahmut Bozkurt Başvurusu (B. No: 2013/8807)
  • Mustafa Özer Başvurusu (B. No: 2014/4683)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.