İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mustafa Özer Başvurusu (B. No: 2014/4683)

1. Başvurucu, uzman erbaş statüsünde yürüttüğü görevi sırasında

Başvuru No2014/4683Tarih21 Ocak 2015Okuma14 dk · 2.775 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Mustafa Özer Başvurusu

Karar tarihi
21 Ocak 2015
Başvuru Numarası
2014/4683
R.G. Tarih- Sayı
3/6/2015-29375
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.775 kelime·14 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, uzman erbaş statüsünde yürüttüğü görevi sırasında

katıldığı operasyon sonucunda oluşan fiziksel ve ruhsal rahatsızlıkları

nedeniyle ilgili idare aleyhinde açtığı tam yargı davasında, bilirkişi raporuna

yaptığı itirazın reddedildiğini, davanın kısmen kabul kısmen retle

sonuçlanmasıyla reddedilen tazminat miktarı üzerinden idare lehine vekâlet

ücreti ödenmesine hükmedildiğini belirterek Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş, ihlalin

tespiti ile tazminat ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru, 4/4/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan

yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi

neticesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit

edilmiştir.

3. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 30/5/2014 tarihinde,

kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından yapılmak üzere dosyanın Bölüme

gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 11/7/2014 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve bir örneğinin

görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir

5. Bakanlığın 21/7/2014 tarihli yazısı ile benzer

nitelikteki başvuruya ilişkin Anayasa Mahkemesi kararına atıfta bulunularak

ayrıca görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAYLAR VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru dilekçesinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

7. Başvurucunun, Şırnak/İkizce 2. Komando Tugay Komutanlığı

emrinde sözleşmeli uzman erbaş statüsünde görev yapmakta iken 21/7/2009

tarihinde katıldığı bir operasyonda, terör örgütü mensuplarınca daha önceden

döşenen patlayıcı düzeneğin kendisine yakın bir mevzide patlaması sonucu bir

asker ağır yaralanmış, başvurucu yaralı askerle birlikte helikopterle Şırnak

Asker Hastanesine sevk edilmiştir.

8. Helikopterle tahliye sırasında ağır yaralı olan ve aynı

zamanda başvurucunun çocukluk arkadaşı olan asker şehit düşmüş, bu olayı

müteakip başvurucu sıkıntı, huzursuzluk ve bunaltı yakınmalarıyla 23/7/2009

tarihinde muayene olmuş ve kendisine ''Akut

Stres Bozukluğu'' teşhisi konularak ilaç tedavisi önerilip yirmi gün

istirahat verilmiştir.

9. Başvurucunun 27/7/2009 tarihli muayenesinde, önerilen

ilaç tedavisinin aşırı sedasyon nedeniyle kesilerek

başka bir ilaç tedavisine başlanıldığı, 31/7/2009 tarihli muayenesinde, her iki

kulağında, yüksek frekanslarda orta derecede sensorinöral

işitme kaybı olduğu teşhisi konulmuştur.

10. Başvurucu, izleyen aylarda ''Postravmatik Stres Bozukluğu''

ve ''BTA Anksiyete

Bozukluğu'' teşhisiyle ayakta ve yatarak tedavi görmüş, son bir yıl

içinde üç aydan fazla hava değişimi ve istirahat aldığından bahisle sağlık

nedeniyle 16/7/2010 tarihinde sözleşmesi feshedilmiştir.

11. Başvurucu, 14/7/2010 tarihinde idareye başvurarak maddi

ve manevi tazminat talebinde bulunmuş, ancak başvurusuna yasal süresi içinde

cevap verilmemiştir.

12. Başvurucu, zımni ret işlemi üzerine 250.000,00 TL maddi

ve 50.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi istemiyle Milli

Savunma Bakanlığı aleyhine tam yargı davası açmış, AYİM İkinci Dairesi,

11/9/2013 tarih ve E.2010/1311, K.2013/1082 sayılı kararıyla davayı kısmen

kabul ederek “25.377,00 TL maddi, 5.000,00

TL manevi tazminat verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 3.641,00 TL

avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, 659 sayılı

Kanun Hükmünde Kararname'nin 6. ve 14. maddeleri ile Avukatlık Asgari Ücret

Tarifesinin 10. ve 12. maddeleri dikkate alınarak 18.527,00 TL avukatlık

ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine” karar verilmiştir.

13. Başvurucu karar düzeltme yoluna başvurmuş ise de AYİM

İkinci Dairesinin 26/2/2014 tarih ve E.2014/341, K.2014/256 sayılı kararı ile

istemi reddedilmiştir.

14. Karar başvurucuya 24/3/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir.

15. Başvurucu tarafından 4/4/2014 tarihinde süresi içinde

bireysel başvuruda bulunulmuştur.

B. İlgili Hukuk

16. Anayasa’nın 125. maddesinin son fıkrası şöyledir:

“İdare, kendi eylem

ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.”

17. 659 sayılı KHK’nin “Davalardaki

temsilin niteliği ve vekalet ücretine hükmedilmesi ve dağıtımı”

kenar başlıklı 14. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tahkim usulüne tabi olanlar dahil adli ve idari davalar ile

icra dairelerinde idarelerin vekili sıfatıyla hukuk birimi amirleri, muhakemat müdürleri, hukuk müşavirleri ve avukatlar

tarafından yapılan takip ve duruşmalar için, bu davaların idareler lehine

neticelenmesi halinde, bunlar tarafından temsil ve takip edilen dava ve işlerde

ilgili mevzuata göre hükmedilmesi gereken tutar üzerinden idareler lehine

vekalet ücreti takdir edilir.”

18. 11/4/2013 tarihli ve 6459 sayılı İnsan Hakları ve İfade

Özgürlüğü Bağlamında Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 1. maddesi

ile 1602 sayılı Kanun’un 46. maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen ve 30/4/2013

tarihi itibarıyla yürürlüğe giren cümle şöyledir:

“Ancak, tam yargı davalarında dava

dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin

nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak

üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde

cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

19. Mahkemenin 21/1/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucunun 4/4/2014 tarih ve 2014/4683 numaralı bireysel başvurusu incelenip

gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

20. Başvurucu, görevi gereği katıldığı operasyon sonucu

oluşan fiziksel ve psikolojik rahatsızlıkları nedeniyle tarafına tazminat

ödenmesi istemiyle açtığı davada hazırlanan ilk bilirkişi raporunda meslekte

kazanma gücünün %45 olarak belirtildiğini, bir yıl üç ay sonra yapılan tetkik

ve muayenesinde ise meslekte kazanma gücünden kaybetme oranı tespitine mahal

arızasının bulunmadığının belirtildiğini, bu tespitin tıp ilmine ve hayatın

olağan akışına aykırı olduğunu, AYİM tarafından hazırlattırılan üçüncü raporun

da ikinci raporla aynı yönde olduğunu, anılan rapora yaptığı itirazların

reddedilerek üçüncü raporun karara esas alındığını; dava sonucunda, dava

açıldığı zaman yürürlükte olmayan bir düzenlemeye dayanılarak, reddedilen

miktar üzerinden nispi olarak hesaplanan 18.527,00 TL vekâlet ücreti ödemeye

mahkûm edildiğini, böylece lehine hükmedilen maddi ve manevi tazminatın önemli

bir bölümünün vekâlet ücreti olarak idareye geri verildiğini belirterek

Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

21. Başvuru dilekçesi ve ekleri incelendiğinde başvurucunun,

yargılama sırasında, delillerin hatalı değerlendirilmesi ve kararın adil

olmaması nedeniyle eşitlik ve sosyal hukuk devleti ilkeleri ile adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğini ileri sürdüğü anlaşılmıştır. Anayasa Mahkemesi, başvurucunun

ihlal iddialarına ilişkin nitelendirmesi ile bağlı olmayıp hukuki

nitelendirmeyi bizzat yapar. Buna göre, eşitlik ve sosyal hukuk devleti

ilkelerinin ihlal edildiği iddiaları, delillerin değerlendirilmesi ve Mahkemece

verilen kararın adil olup olmamasına ilişkin olduğundan, bu iddialar adil

yargılanma hakkının ihlali iddiası kapsamında değerlendirilmiştir. Öte yandan

başvurucunun, reddedilen kısım üzerinden davalı idare lehine vekâlet ücretine

hükmedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlali iddiası ayrıca

incelenmiştir.

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

a. Yargılamanın Sonucu İtibarıyla Adil Olmadığı

İddiası

22. Anayasa'nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

"Bireysel başvuruda, kanun yolunda

gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz."

23. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrası şöyledir:

"Mahkeme, .açıkça

dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir."

24. 6216 sayılı Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine

karar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa'nın 148. maddesinin dördüncü

fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvurular kapsamında değerlendirilen

kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel

başvuruda incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.

25. Anılan kurallar uyarınca, ilke olarak derece mahkemeleri

önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece

mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup

olmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece

mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda

bariz takdir hatası veya açık keyfilik içermesi ve bu durumun kendiliğinden

bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu

çerçevede, kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular, bariz takdir hatası

veya açık keyfilik bulunmadıkça Anayasa Mahkemesince incelenemez (B. No:

2012/1027, 12/2/2013, § 26).

26. Somut olayda başvurucu, görevi gereği katıldığı operasyon

sonucu oluşan fiziksel ve psikolojik rahatsızlıkları nedeniyle tarafına

tazminat ödenmesi istemiyle açtığı davada hazırlanan ilk bilirkişi raporunda

meslekte kazanma gücünün %45 olarak belirtildiğini, bir yıl üç ay sonra yapılan

tetkik ve muayenesinde ise meslekte kazanma gücünden kaybetme oranı tespitine

mahal arızasının bulunmadığının belirtildiğini, bu sonucun tıp ilmine ve

hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, hazırlatılan üçüncü raporun da ikinci

raporla aynı yönde olduğunu, anılan rapora yaptığı itirazların reddedilerek

üçüncü raporun karara esas alındığını, bu nedenle düşük miktarda tazminata

hükmedildiğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

27. AYİM ara kararı üzerine üç hekimden oluşan bir heyet

tarafından düzenlenen 6/7/2011 tarihli GATA Adli Tıp raporuna göre başvurucunun

%45 oranında meslekte kazanma gücünü kaybettiğinin belirtildiği, anılan

rapordan yaklaşık bir yıl üç ay sonra başvurucunun tekrar GATA Adli Tıp’a sevk

edildiği, burada tek hekim tarafından yapılan 29/11/2012 tarihli tetkik ve muayenesi

sonucunda başvurucunun meslekte kazanma gücünden kaybetme oranı tespitine mahal

arızasının bulunmadığı yönünde rapor verildiği, başvurucunun ikinci rapora

itirazı üzerine ve her iki rapor arasındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla

AYİM tarafından yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği,

dosyayı inceleyen Adli Tıp Anabilim Dalı ve Psikiyatri Anabilim Dalı öğretim

üyelerinden oluşan beş kişilik heyet tarafından düzenlenen üçüncü raporda, her

iki raporun da doğru olduğu, başvurucunun ilk muayenesinde %45 oranında

meslekte kazanma gücü kaybının olduğunun tespit edildiği, ikinci muayenede ise

hastalığın bulgularının tıbben gerilemesi nedeniyle meslekte kazanma gücü

kaybetme oranı tespitine mahal arızasının bulunmadığının tespit edildiği

yönünde görüş bildirildiği; başvurucu tarafından beş kişilik bilirkişi

heyetinden üçünün daha önceki raporlarda imzasının bulunduğundan bahisle anılan

rapora itiraz edildiği, AYİM tarafından söz konusu raporda imzası bulunanlardan

iki uzmanın başvurucunun %45 meslekte kazanma gücü kaybı bulunduğu yönündeki

ilk raporda, bir uzmanın meslekte kazanma gücü kaybı bulunmadığı yönündeki

ikinci raporda imzasının bulunduğu, bunların dışında başvurucunun

rahatsızlığıyla ilgili Anabilim Dallarıyla ilgili iki öğretim üyesinin daha

imzasının olduğu ve raporun yeterli açıklıkta değerlendirildiği belirtilerek

başvurucunun itirazının reddedildiği ve anılan rapor esas alınmak suretiyle

maddi tazminat isteminin; takdiren de manevi tazminat

isteminin kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin talepler yönünden ise davanın

reddine karar verildiği görülmektedir.

28. AYİM’in gerekçesi ve başvurucunun

iddiaları incelendiğinde, iddiaların özünün Derece Mahkemesi tarafından

delillerin değerlendirilmesinde isabet olmadığına ve esas itibarıyla

yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

29. Başvurucu, yargılama sürecinde karşı tarafın sunduğu

deliller ve görüşlerden bilgi sahibi olamadığına, kendi delillerini ve

iddialarını sunma olanağı bulamadığına, karşı tarafça sunulan delillere ve

iddialara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı bulamadığına ya da

uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının Derece Mahkemesi

tarafından dinlenmediğine ilişkin bir bilgi ya da kanıt sunmadığı gibi

Mahkemenin kararında bariz takdir hatası veya açık keyfilik oluşturan herhangi

bir durum da tespit edilememiştir.

30. Açıklanan nedenlerle, başvurucu tarafından ileri sürülen

iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu, Derece Mahkemesi kararının

bariz takdir hatası veya açık keyfilik de içermediği anlaşıldığından,

başvurunun, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin "açıkça dayanaktan yoksun olması"

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. 659 Sayılı KHK Hükümlerine Dayanılarak

Aleyhe Vekalet Ücretine Hükmedildiği Şikâyeti

31. Başvurucunun, aleyhine hükmedilen vekâlet ücretinin çok

yüksek olduğu, dolayısıyla mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği yönündeki

şikâyeti açıkça dayanaktan yoksun olmayıp, başka bir kabul edilemezlik nedeni de

bulunmadığından, bu şikâyet yönünden başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

32. Başvurucu, haksız çıkan tarafa nispi vekâlet ücretine

hükmedilmesine yönelik bir düzenlemenin olmadığı dönemde dava açtığını ve dava

devam ederken yürürlüğe giren 659 sayılı KHK’deki düzenleme ile öngörmediği bir

şekilde vekâlet ücreti ödemeye mahkûm edildiğini, dolayısıyla Mahkemece lehine

tazminata hükmedilmesinin önemli ölçüde anlamını yitirdiğini, bu durumun adil

yargılanma hakkını kısıtladığını iddia etmiştir.

33. Bakanlık görüşünde, benzer konunun daha önce Anayasa

Mahkemesi önüne getirildiği, Mahkemece açıkça dayanaktan yoksun görülerek kabul

edilemezlik kararı verildiği, somut başvuru açısından bu kriterlerden ayrılarak

farklı bir neticeye ulaşmayı gerektirecek herhangi bir neden bulunmadığından

ayrıca görüş sunulmasına gerek görülmediği bildirilmiştir.

34. Mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne

taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek

anlamına gelmektedir. Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen veya mahkeme

kararını anlamsız hale getiren, bir başka ifadeyle mahkeme kararını önemli

ölçüde etkisizleştiren sınırlamalar mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (B.

No: 2012/791, 7/11/2013, § 52).

35. Taraflardan birinin yargılamadaki başarı oranına göre

kazanılan veya kaybedilen değer oranında lehine veya aleyhine mahkeme

masraflarının hükmedilmesine yönelik düzenlemeler mahkemeye erişim hakkına

müdahale oluşturmakta ise de abartılı, zorlama veya ciddiyetten yoksun

talepleri disipline etmeye yönelik orantılı müdahaleler meşru görülebilir.

Ancak, bu sınırlamaların hakkın özüne zarar vermeyecek nitelikte, meşru bir

amaca dayalı ve kullanılan aracın sınırlama amacı ile orantılı olması, kamu

yararının gerekleri ile bireyin hakları arasında kurulmaya çalışılan adil

dengeyi bozacak şekilde birey aleyhine katlanılması zor külfetler yüklememiş

olması gerekir (B. No: 2012/791, 7/11/2013, §§ 61-62).

36. Dava sonucundaki başarıya dayalı olarak taraflara vekâlet

ücreti ödeme yükümlülüğü öngörülmesi de bu kapsamda mahkemeye erişim hakkına

yönelik bir sınırlama oluşturur. Böyle bir sınırlamanın meşru görülebilmesi

için kamu yararı ile birey hakkı arasında makul bir dengenin gözetilmiş olması

gerekir. Başvuru konusu olayda dava açıldıktan sonra 2/11/2011 tarihinde

yayımlanarak yürürlüğe giren 659 sayılı KHK ile idarenin taraf olduğu

davaların, idarenin bünyesinde görev yapan kadrolu hukuk müşavirleri ve

avukatlar tarafından takibi öngörülmüş olup, davanın reddi halinde idare lehine

vekalet ücretine hükmedilmesi düzenleme altına alınmıştır. Gereksiz

başvuruların önlenerek dava sayısının azaltılması ve böylece mahkemelerin

fuzuli yere meşgul edilmeksizin uyuşmazlıkları makul sürede bitirebilmesi amacıyla

başvuruculara belli yükümlülükler öngörülebilir. Bu yükümlülüklerin kapsamını

belirlemek kamu otoritelerinin takdir yetkisi içindedir. Öngörülen

yükümlülükler dava açmayı imkânsız hale getirmedikçe ya da aşırı derece

zorlaştırmadıkça mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği söylenemez.

Dolayısıyla davayı kaybetmesi halinde başvurucuya yüklenecek olan vekâlet

ücreti bu çerçevede değerlendirilmelidir (B. No: 2013/1613, 2/10/2013, §§ 38 - 39).

37. Buna karşılık bir hukuki uyuşmazlığı mahkeme önüne

taşıyan başvurucuların, reddedilen dava konusu miktar üzerinden hesaplanan

vekâlet ücretini karşı tarafa ödemeye mahkûm edilmeleri ihtimali veya olgusu,

belirli dava koşulları çerçevesinde mahkemeye başvurmalarını engelleme ya da

mahkemeye başvurmalarını anlamsız kılma riski taşımaktadır. Bu kapsamda,

davanın özel koşulları çerçevesinde masrafların makullüğü ve orantılılığı,

mahkemeye erişim hakkının asgari sınırını teşkil etmektedir (B. No: 2012/791,

7/11/2013, § 54).

38. Başvurucunun tam yargı (tazminat) davasını açtığı

22/10/2010 tarihi itibarıyla 1602

sayılı Kanun’da, dava dilekçesinde belirtilen talep konusu miktarın sonradan

ıslah yoluyla değiştirilmesine veya dava sonucunda haksız çıkan davacının, her halükarda davalı idare lehine reddedilen miktar üzerinden

nispi vekâlet ücreti ödenmesini öngören bir düzenlemenin bulunmadığı

anlaşılmaktadır.

39. Tazminat alacağının miktarı, ancak bilirkişi incelemesi

ve benzeri araştırmalardan sonra mahkemenin takdir yetkisi çerçevesinde

belirlenebilen bir olgudur. Tazminat müessesesinin bu özelliği gereği, hak

kazanılan tazminat miktarının dava açılmadan önce tam olarak bilinmesi veya

öngörülmesi mümkün değildir. Dava açılması aşamasında karşı karşıya kalınan bu

belirsizliğin, talep miktarının sonradan düzeltilmesi (ıslah) yoluyla aşılması

da 1602 sayılı Kanun gereği (§18) 30/4/2013 tarihi öncesinde mümkün

olmadığından, hak kaybına uğramak istemeyen davacılar için, tazminat

taleplerine ilişkin miktarları yüksek tutmaktan başka seçenek bulunmamaktadır

(B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 56).

40. Başvurucu da, bu şartlar altında

düzenlediği dilekçe ile idare aleyhine tam yargı davası açarak 250.000,00 TL

maddi, 50.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur. AYİM önündeki

davalarda haksız çıkan davacı aleyhine ve davalı idare lehine vekalet ücreti

ödenmesine ilişkin 659 sayılı KHK’nin 14. maddesindeki düzenleme, 2/11/2011

tarihinde yürürlüğe girmiş ve bu düzenlemeyi dikkate alan AYİM de başvurucu

lehine toplam 30.377,00 TL tazminata hükmettikten sonra başvurucunun,

reddedilen fazlaya ilişkin tazminat talepleri üzerinden davalı idareye

18.527,00 TL vekalet ücreti ödemesine karar vermiştir.

41. Buna göre, başvurucunun dava açtığı sırada ıslah

imkânının olmaması nedeniyle hak kaybına uğramamak amacıyla talebini yüksek

tuttuğu, hak kazandığı 34.018,00 TL tazminat ve vekâlet ücreti karşısında

18.527,00 TL de bir vekâlet ücreti ödeme yükümlülüğü altına girdiği

anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, başvurucunun dava açtığı tarihten sonra, 659

sayılı KHK’nin 14. maddesi ile yapılan düzenleme uyarınca, reddedilen dava

konusu miktar üzerinden nispi vekâlet ücreti ödeme zorunluluğu ile karşı

karşıya kaldığı görülmektedir.

42. Dava devam ederken başvurucuların aleyhine yapılan bu

değişikliğin, başvurucular tarafından önceden öngörülmesi beklenilemez. Bununla

birlikte, anılan bu düzenlemenin tek başına mahkemeye erişim hakkını ihlal

ettiği de söylenemez. Bu düzenleme sonucu gerçekleşen müdahalenin ölçülü olup

olmadığının da incelenmesi gerekir.

43. Somut olayın koşulları bir bütün halinde değerlendirildiğinde,

başvurucunun maddi durumunun elverişsiz olması nedeniyle lehine adli yardım

kararı verildiği, ayrıca dava açıldığı sırada ıslah imkânının olmaması

nedeniyle hak kaybına uğramamak amacıyla talebini yüksek tuttuğu ve hak

kazandığı tazminatın 1/2’sinden fazlasını vekâlet ücreti adı altında davalı

idareye geri ödemek zorunda bırakıldığı ve açılan tazminat davasının bu şekilde

başvurucu açısından anlamsız hale geldiği dikkate alındığında yapılan

müdahalenin ölçülü olduğu söylenemez.

44. Açıklanan nedenlerle, başvurucunun Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine

karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanunun 50. Maddesi

Yönünden

45. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar”

kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

46. Başvuru konusu olayda, tespit edilen ihlalin sonuçlarının

ortadan kaldırılması bakımından yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmadığından salt ihlalin tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları

karşılığında başvurucuya takdiren net 13.000,00 TL

manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

47. Başvurucu tarafından yapılan ve dosyadaki belgeler

uyarınca tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 1.706,00 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1. Yargılamanın sonucunun adil

olmadığı iddiasının "açıkça dayanaktan

yoksun olması" nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Mahkemeye erişim hakkının

ihlal edildiği iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

3. Mahkemeye erişim hakkının

İHLAL EDİLDİĞİNE,

B. Başvurucuya net 13.000,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE,

C. Başvurucu tarafından yapılan 206,10 TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.706,00 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

21/1/2015 tarihinde OY

BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Serruh

KALELİ

Üyeler

:

Burhan ÜSTÜN

Hicabi

DURSUN

Erdal TERCAN Zühtü ARSLAN Raportör : Elif KARAKAŞ Başvurucu : Mustafa ÖZER Vekili : Av. Halil ÖZTÜRK

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/4683, 21 Ocak 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru Süreci
  6. III. Olaylar Ve
  7. Olgular
  8. A. Olaylar
  9. B. İlgili Hukuk
  10. IV. İnceleme Ve
  11. Gerekçe
  12. A. Başvurucunun
  13. B. Değerlendirme
  14. D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye
  15. Kaleli
  16. Dursun
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/4683
Tarih
21 Ocak 2015

İlgili Kararlar

  • Serap Tortuk Başvurusu (B. No: 2013/9660)
  • Münür Ata Başvurusu (B. No: 2014/4958)
  • Meltem Bozkurt Başvurusu (B. No: 2014/940)
  • Alba İnşaat Tic. Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2013/1313)
  • Kasım İlimoğlu Başvurusu (B. No: 2013/8136)
  • S. K. Başvurusu (B. No: 2014/10839)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.