İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Münür Ata Başvurusu (B. No: 2014/4958)

1. Başvurucu, vergi ziyaı cezalı ihbarnamelerinin iptali istemiyle açtığı

Başvuru No2014/4958Tarih22 Ocak 2015Okuma23 dk · 4.596 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Münür Ata Başvurusu

Karar tarihi
22 Ocak 2015
Başvuru Numarası
2014/4958
R.G. Tarih- Sayı
10/6/2015-29382
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.596 kelime·23 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, vergi ziyaı cezalı ihbarnamelerinin iptali istemiyle açtığı

davada verilen karar nedeniyle Anayasa'nın 2. maddesinde yer alan hukuk devleti

ilkesinin, 10. maddesinde yer alan eşitlik ilkesinin, 36. maddesinde yer alan

adil yargılanma hakkının, 40. maddesinde yer alan etkili bir hukuk yolu

sağlanması hakkının, 73. maddesinde yer alan vergiye ilişkin ilkelerin, 138.

maddesinde yer alan mahkeme kararlarının uygulanmasına ilişkin düzenlemenin ve

141. maddesinde yer alan gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 9/4/2014 tarihinde

Denizli Vergi Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön

incelemede belirlenen eksiklikler tamamlatılmış ve başvurunun Komisyona

sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Üçüncü

Komisyonunca, 23/9/2014 tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından

2/10/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin

birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına

gönderilmesine karar verilmiştir.

5. Adalet Bakanlığının

27/11/2014 tarihli görüş yazısı 5/12/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı 8/12/2014 tarihinde cevaplarını

sunmuştur.

6. Başvurucu tarafından

16/5/2014 tarihinde yapılan 2014/6864 sayılı başvurunun, konu bakımından aynı

hukuki nitelikte bulunması nedeniyle 2014/4958 sayılı başvuru ile

birleştirilmesine ve incelemenin bu dosya üzerinden yapılmasına karar

verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve eklerinde

ifade edildiği şekliyle ve UYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu hakkında 2008

yılında yapılan vergi incelemesi sonucunda, 2002 ve 2003 yıllarında bazı

satışlarını kayıt dışı bıraktığı ve vergi kaybına neden olduğu sonucuna

varılarak düzenlenen rapora istinaden vergi ziyaı

cezalı katma değer vergisi (KDV) tarhiyatı yapılmıştır.

9. Başvurucu tarafından bu

işleme karşı açılan dava, Denizli Vergi Mahkemesinin 30/3/2010 tarih ve

E.2009/58, K.2010/129 sayılı kararında, vergi ve ceza ihbarnamesine ilişkin

tebligatın usulüne uygun yapılmadığı iddiasının yerinde olmadığı ve

başvurucunun kayıt dışı teslim ettiği malların önemli bir kısmının pamuk olduğu

da ifade edilerek vergi inceleme raporunda yapılan tespitlerin yerinde olduğu

gerekçeleriyle reddedilmiştir.

10. Başvurucu tarafından temyiz

edilen bu karar, Danıştay 4. Dairesinin 10/2/2012 tarih ve E.2010/3985,

K.2012/415 sayılı kararıyla, "Temyize

konu mahkeme kararının hüküm fıkrasının 'ret' şeklinde yazılmasına karşın

uyuşmazlığın kurulda görüşülmesi sırasında düzenlenen görüşme tutanağında karar

sonucunun 'kısmen kabul, kısmen ret' olarak yazıldığı görülmüştür. Bu durumda;

görüşme tutanağında oluşan sonuca göre yazılmayan mahkeme kararında usul

hükümlerine uygunluk bulunmamıştır" denilmek suretiyle

bozulmuştur.

11. Başvurucu, bozma üzerine

yapılan yargılama aşamasında Denizli Vergi Mahkemesine sunduğu 5/6/2012 tarihli

dilekçesinde, aynı döneme ilişkin ve dava konusu tarhiyat ile aynı tebliğ zarfı

içinde tebliğ edilen geçici vergi ve vergi cezasının kaldırılması istemiyle

Denizli Vergi Mahkemesinde açtığı bir başka davadaki itiraz aşamasında Denizli

Bölge İdare Mahkemesinin 13/12/2011 tarih ve E.2011/471, K.2011/758 sayılı

kararıyla tebligatın usulüne uygun yapılmadığı ve bu sebeple öğrenme tarihi

itibarıyla tarhiyatın zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar

verdiğini ve tarhiyatları kaldırdığını ileri sürmüştür. Bölge İdare Mahkemesi

kararının ilgili kısmı şöyledir:

“Olayda ise, vergi/ceza ihbarnamesinin davacının bilinen

adresinde işçisi olduğunu beyan eden Kadir Türkmen ile Hülya Tolgay isimli kişilere müşterek imza karşılığı tebliğ

edildiği, memur eliyle yapıldığı saptanan bu tebliğe ait alındıda, tebliğin

yapıldığı sırada yükümlünün işyerinde bulunmadığına ilişkin bir açıklamaya yer

verilmediği gibi adı geçen kişinin o tarihte yükümlünün işçisi olduğu yolunda

bir tespitinde yapılmadığı görülmüştür.

Bu durumda, uyuşmazlık konusu verginin dönemi 2003 yılı

olduğu ve beş yıllık zamanaşımı süresi de 31.12.2008 tarihinde dolduğu halde,

uyuşmazlık konusu tarhiyata ilişkin ihbarnamenin en geç 31.12.2008 tarihi

itibariyle davacıya yukarıda anılan kanun hükümlerine uygun şekilde tebliğ

yapılarak bildirilmesi gerektiği halde bildirilmediği dolayısıyla tarhiyatın

zamanaşımına uğradığı ve kaldırılması gerektiği anlaşıldığından, davanın reddi

yönünde verilen mahkeme kararında yasal isabet görülmemiştir.”

12. Bozmaya uyarak davayı

yeniden ele alan İlk Derece Mahkemesi, 10/9/2012 tarih ve E.2012/754,

K.2012/709 sayılı kararında, ilk kararındaki gerekçeyi tekrar ederek davayı

reddetmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:

“Olayda, davacının 2002 yılındaki çek tahsilatının toplam

1.057.959,45.- TL, düzenlediği satış faturalarının toplam tutarının da

847.159,84.- TL olduğu, mal alış ve satışları ile ilgili olarak 102-Bankalar

hesabına herhangi bir kaydın yapılmadığı, A. B. Tekstil A.Ş. tarafından cirolanıp davacı tarafından tahsil edilen çek toplamının

201.621,11.- TL, davacı tarafından adı geçen firmaya düzenlenmiş fatura

tutarının ise 67.378,00.- TL olduğu, davacı tarafından tahsil edilen geri kalan

134.243,11.- TL tutarındaki çekle ilgili herhangi bir somut bilgi, belge ortaya

koyamaması ve ilgili yılda adı geçen firmayla yapmış olduğu bir takım ticari

faaliyetlerle ilgili olarak vergisel anlamda belge düzenlemediğini ve olayların

tamamının kayıt dışı olduğunu beyan etmesi karşısında, söz konusu çek tutarının

davacının adı geçen firmaya yapmış olduğu kayıt dışı satışlarına ilişkin

olduğu, adı geçen firma tarafından cirolanan çekler

dışında tahsil ettiği 856.338,34.- TL çek tutarından, yine adı geçen firma

harici düzenlediği fatura toplamı olan 779.781,84.- TL’nin ve önceki dönemden

devreden alacak tutarı 66.881,26.- TL’nin indirilmesi ve satış hasılatına

sonraki döneme devreden alacak tutarı 22.629,45.- TL’nin ilavesi ile ortaya

çıkan 32.304,68.- TL fark için somut bir bilgi, belge sunulmadığından, bu

tutarın da davacının ilgili yıl belgesiz satış hasılatı olduğu, banka

hesaplarına Arif Keskes ve Ramazan Kocabaş’tan gelen

havalelerin belgesiz mal satışlarına ilişkin olduğunu beyan ettiği, H.İ. C., Ö.

B., S. Ç. ve İ. T. tarafından kendi hesabına gönderilen havalelerle ilgili

olarak; kendisine pamuk satmak için gelen bir pazarlamacıdan komisyon karşılığı

A. B. Tekstil firmasına pamuk gönderttiğini, pamuklar ayıplı çıkınca firmanın

iade etmek istediği, ancak pazarlamacı iadeye yanaşmayınca tatsız olaylar

olduğunu, kendisinin borç paralarla pazarlamacının parasını ödediğini, A. B.

Tekstil’in de kendisine parayı geciktirerek ödediğini, pazarlamacıyı ve

firmasını hatırlayamadığını, aralarında düzenlemiş oldukları sözleşme ve

teminat senetlerini olay tamamlandığı için imha ettiklerini, bu ticari

işlemlerle ilgili olarak vergisel anlamda hiçbir belge düzenlemediklerini,

olayların tamamının kayıt dışı olduğunu, B. Tekstil firmasından alacakları için

yasal takipte bulunmadığını, bu işlemlerle ilgili olarak ibraz edebileceği

hiçbir belgesinin bulunmadığını beyan ettiği; kendi hesabından havale yapılan

H.İ. C. da ifadesinde, söz konusu havaleleri şirket ortağı E. B.’un talimatıyla yaptığını, havalelerin mahiyetini

bilmediğini beyan ettiği; E. B.’un da ifadesinde, söz

konusu havalelerin bilgisi dahilinde A. B. Tekstil firması için yapıldığını

beyan ettiği, dolayısıyla davacı, H.İ. C., Ö. B., S. Ç. ve İ. T. tarafından

kendi hesabına gönderilen havalelerin A. B. Tekstil firması adına

gönderildiğini ve bu firmayla yaptıkları ticari işlemlerle (pamuk satışı)

ilgili olarak vergisel anlamda hiçbir belge düzenlemediklerini, olayların

tamamının kayıt dışı olduğunu açıkça beyan ettiğinden, bu kişiler adına

gönderilen havalelerin de kayıt dışı emtia satışına ilişkin olduğu; C. D.

tarafından hesabına yapılan havalelerle ilgili olarak davacı, adı geçenin şehir

dışındaki müşterilerinden yaptığı tahsilatları üzerinde taşıması riskli

olacağından hesabına yatırıp sonra kendisinin hesabına gönderdiğini beyan

ettiği, C. D.’ın da beyanında, söz konusu havale ve

para yatırma işlemlerinin Münir Ata’nın tahsil ettiği alacaklarını hesabına

yatırmaktan ibaret olduğunu, üzerinden çok zaman geçtiği için bu tahsilatları

kimlerden yaptığını hatırlamadığını beyan ettiği, inceleme elemanlarının 2003

yılına ilişkin inceleme raporunda C. D. tarafından tahsil edilen tutarların,

mükellefin kayıtlı hasılatlarına ilişkin olup olmadığı tespit edilemediğinden

eleştiri konusu yapılmadığının bildirildiği, ancak 2002 yılına ait basit

raporda aynı inceleme elemanlarının, mükellefin bu tahsilatlarda çalışanının

hesabını kullanması ve C. D. tarafından tahsil edilerek banka hesaplarına

aktarılan tutarlarla ilgili olarak kimlerden tahsilat yapıldığının

açıklanamaması nedeniyle söz konusu havale tutarlarının mükellefin kayıt dışı

hasılatından doğan alacağının tahsili olduğu kanaatine varıldığı gerekçesiyle

adı geçen şahsın hesabından gönderilen havalelerin belgesiz satış hasılatı

olarak dikkate alındığının görüldüğü, dolayısıyla 2002 yılında da adı geçen tarafından

davacının hesabına gönderilen havalelerin, mükellefin kayıtlı hasılatlarına

ilişkin olup olmadığı yönünde bir tespit ortaya konulamadığından, kayıt dışı

hasılat olarak dikkate alınamayacağı, buna göre davacının banka hesabına gelen

havaleler yoluyla elde ettiği kayıt dışı hasılatının 1.225.090,65.- TL ve bu

tespitler doğrultusunda davacının 2002 yılı toplam kayıt dışı hasılat tutarının

1.391.688,45.- TL olduğu ve 10.09.2008 tarih, 1943/55 sayılı Basit Rapor’da, davacının 2002 yılı belgesiz satış hasılatına ve

dönemler itibariyle takdiri önerilen KDV matrahlarına tablolar halinde yer

verildiği, Mahkememizce de ilgili raporda yer verilen tespitler

değerlendirilerek 2003 yılına devreden indirilecek KDV tutarının bulunmadığı

görülmüş, 2003 yılında A.B.Tekstil A.Ş., H.. C., S.

Ç., M. H. ve S. T. tarafından davacının banka hesabına gönderilen havalelerle

ilgili olarak yukarıda yer verildiği üzere; A. B. Tekstil firması ile

aralarında pamuk satışından dolayı düzenlemiş oldukları sözleşme ve teminat

senetlerini olay tamamlandığı için imha ettiklerini, bu ticari işlemlerle

ilgili olarak vergisel anlamda hiçbir belge düzenlemediklerini, olayların

tamamının kayıt dışı olduğunu, B. Tekstil firmasından alacakları için yasal

takipte bulunmadığını, bu işlemlerle ilgili olarak ibraz edebileceği hiçbir

belgesinin bulunmadığını beyan ettiği, şirket ortağı E. B.’un

da ifadesinde, söz konusu havalelerin bilgisi dahilinde A. B. Tekstil firması

için yapıldığını beyan ettiği, dolayısıyla davacının, 2003 yılında A.B.Tekstil A.Ş., H.İ. C., S. Ç., M.H. ve S.T.tarafından kendi hesabına gönderilen havalelerin A.B.Tekstil firması adına gönderildiğini ve bu firmayla

yaptıkları ticari işlemlerle (pamuk satışı) ilgili olarak vergisel anlamda

hiçbir belge düzenlemediklerini, olayların tamamının kayıt dışı olduğunu açıkça

beyan ettiğinden, bu kişiler adına gönderilen havalelerin de kayıt dışı emtia

satışına ilişkin olduğu, C. D. tarafından hesabına yapılan havalelerle ilgili

olarak yine yukarıda yer verildiği üzere inceleme elemanlarının 2003 yılına

ilişkin inceleme raporunda adı geçen tarafından tahsil edilen tutarların,

mükellefin kayıtlı hasılatlarına ilişkin olup olmadığı tespit edilemediğinden

eleştiri konusu yapılmadığının bildirildiği, davacının; F. K., G.P., O.A.ve S.

A. tarafından banka hesabına yapılan havalelerle ile ilgili olarak yaptığı

açıklamaları teyit edecek hiçbir bilgi ve belge sunamadığı görüldüğünden adı

geçen kişiler tarafından davacının banka hesabına gönderilen havalelerin de

kayıt dışı satışlarına ait olduğunun kabul edildiği, tüm bu tespitler

doğrultusunda 2003 yılı toplam kayıt dışı hasılat tutarının 2.044.272,61.- TL

olduğu ve 17.11.2008 tarih, 1943/56 sayılı Vergi İnceleme Raporu’nda davacının

tespit edilen belgesiz satış tutarlarına dönemler itibariyle yer verildiği

görülmüş, katma değer vergisi yönünden düzenlenen aynı tarih, 1943/58 sayılı

Vergi İnceleme Raporu’nda da, dönemler itibariyle tespit edilen belgesiz satış

tutarlarının, davacının beyan ettiği KDV matrahlarına ilave edilmesi ve 2003

yılına devreden indirilecek KDV’nin bulunmadığı hususları dikkate alınarak

yeniden düzenlenen KDV beyan tablosuna göre ödenecek fark katma değer vergisi

çıkan dönemlerde, davacının kendi beyanına göre hesaplanan ödenecek vergilerin

mahsubu neticesinde davalı idarece davacı adına tarh edilen dava konusu bir kat

vergi zıyaı cezalı katma değer vergilerinde hukuka aykırılık görülmemiştir.

Her ne kadar davacı tarafından, söz konusu tebligatı alan

kişilerden Hülya Tolgay’ın işyerinden 02.12.2009

tarihinde ayrıldığı, Kadir Türkmen’in de oğlu Kadir Ata’nın işçisi olduğu,

dolayısıyla usulüne uygun tebliğ yapılmadığından bahisle, söz konusu ihbarname

ve inceleme raporlarından haberdar olduğunu iddia ettiği 06.01.2009 tarihinin

tebliğ tarihi olarak kabul edilmesi gerektiği ve bu durumda 2003 yılı

işlemlerinin zamanaşımına uğradığını ileri sürmekte ise de, bahse konu

ihbarname ve inceleme raporlarına ait tebliğ alındısının üzerinde tebliğ adresi

olarak davacının işyeri adresinin, tebliğ tarihi kısmında 19.12.2008 tarihinin

ve tebliğ alan olarak da "işçisi Hülya Tolgay

SSK-18610970, işçisi Kadir Türkmen TC-[TCKN]" ibaresinin yazılı

olduğunun görüldüğü, dolayısıyla davacının işyeri adresinde bulunan ve davacıya

ait tebligatı alan ve de davacının işçisi olduklarını beyan eden bu kişilere

19.12.2008 tarihinde yapılan tebligattan 06.01.2009 tarihinde muttali olduğunu

ve 2003 yılı işlemlerinin zamanaşımına uğradığı yolundaki iddialarını kabule

imkan yoktur.”

13. Başvurucu tarafından, kayıt

dışı olduğu tespit edilen 2.044.272,61 TL satışın 1.951.780,61 TL’sinin aynı

şirkete yapılan pamuk satışları olduğu, pamuk satışına uygulanacak KDV oranının

%1 olması gerekirken %18 oranı esas alınarak verginin hesaplanmasının hukuka

aykırı olduğu, aynı tebliğ zarfı ile tebliğ edilen geçici vergi ve vergi

cezasının kaldırılması istemiyle açtığı davada Denizli Bölge İdare Mahkemesinin

tebligatın usulüne uygun yapılmadığı gerekçesiyle tarhiyatın zamanaşımına

uğradığına karar verdiği şeklindeki iddialarla karar temyiz edilmiş, Danıştay

4. Dairesi 26/4/2013 tarih ve E.2012/8032, K.2013/2804 sayılı kararıyla İlk

Derece Mahkemesi kararını onamıştır.

14. Başvurucunun karar düzeltme

talebi, aynı Dairenin 6/2/2014 tarih ve E.2013/5998, K.2014/602 sayılı ilamıyla

reddedilmiştir. Karar düzeltme kararında karşı oy kullanan üyeler ise şu görüşe

yer vermişlerdir;

"Uyuşmazlıkta, davacı ve işlemin diğer tarafı olan adı

geçen şirket yetkililerinin birbiriyle tutarlı ifadeleri ve dosyaya ibraz

edilen belgeler dikkate alındığında kaydi envanter

çalışması ve A. B. Tekstil Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi nezdinde bir karşıt

inceleme de yapılmadığından ispat külfeti kendine düşen davalı İdarece

davacının ham bez satışından kaynaklanan kayıt dışı hasılatı bulunduğu hususu

vergi inceleme raporlarında başkaca somut verilerle ispatlanamadığı gibi ilgili

dönemlerde kayıt dışı pamuk teslimi yapıldığı kabul edilse dahi %18 oranı

uygulanarak yapılan tarhiyatta pamuk için katma değer vergisi oranının %1

olduğu göz ardı edilemez."

15. Başvurucunun, Derece

Mahkemelerinin kararlarında kayıt dışı olarak teslim edildiği belirtilen

emtianın önemli bir kısmının pamuk olduğunun belirtildiği, pamuk teslimlerinde

ise KDV oranının vergi tarhiyatında dikkate alınan % 18

oranı olmayıp % 1 oranı olduğu gerekçesiyle yaptığı düzeltme talebi vergi

dairesince reddedilmiştir.

16. Başvurucu, 9/4/2014

tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

17. Karar düzeltme talebinin

reddine ilişkin karar, 16/4/2014 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ

edilmiştir.

B. İlgili

Hukuk

18. 4/1/1961 tarih ve 213 sayılı

Vergi Usul Kanunu’nun 30. maddesi şöyledir:

“Resen vergi tarhı, vergi matrahının tamamen veya kısmen

defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak tespitine imkan bulunmayan hallerde takdir komisyonları tarafından

takdir edilen veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlarca düzenlenmiş vergi

inceleme raporlarında belirtilen matrah veya matrah kısmı üzerinden vergi tarh

olunmasıdır. İnceleme raporunda bu maddeye göre belirlenen matrah veya matrah

farkı resen takdir olunmuş sayılır.”

19. 213 sayılı Kanun’un 134.

maddesi şöyledir:

“Vergi incelemesinden maksat, ödenmesi gereken vergilerin

doğruluğunu araştırmak tespit etmek ve sağlamaktır.

İncelemeye yetkili

olanlar tarafından lüzum görüldüğü takdirde inceleme, işletmeye dahil iktisadi

kıymetlerin fiili envanterinin yapılmasına ve beyannamelerde gösterilmesi

gereken unsurların tetkikına da teşmil edilebilir.

Fiili envanterin yapılmasının gerektirdiği ve incelemeyi yapan tarafından

tasdik edilen giderler Hazinece mükellefe ödenir.”

20. 213 sayılı Kanun’un 341.

maddesi şöyledir:

“Vergi ziyaı, mükellefin veya sorumlunun vergilendirme ile ilgili

ödevlerini zamanında yerine getirmemesi veya eksik yerine getirmesi yüzünden,

verginin zamanında tahakkuk ettirilmemesini veya eksik tahakkuk ettirilmesini

ifade eder.

Şahsi, medeni haller

veya aile durumu hakkında gerçeğe aykırı beyanlar ile veya sair suretlerle

verginin noksan tahakkuk ettirilmesine veya haksız yere geri verilmesine

sebebiyet vermek de vergi ziyaı hükmündedir.

Yukarıki

fıkralarda yazılı hallerde verginin sonradan tahakkuk ettirilmesi veya

tamamlanması veyahut haksız iadenin geri alınması ceza uygulanmasına mani teşkil etmez.”

21. 213 sayılı Kanun’un 344.

maddesi şöyledir:

“341 inci maddede

yazılı hallerde vergi ziyaına sebebiyet verildiği

takdirde, mükellef veya sorumlu hakkında ziyaa

uğratılan verginin bir katı tutarında vergi ziyaı

cezası kesilir.

Vergi ziyaına 359 uncu maddede yazılı fiillerle sebebiyet

verilmesi halinde bu ceza üç kat, bu fiillere iştirak edenlere ise bir kat

olarak uygulanır.

Vergi incelemesine

başlanılmasından veya takdir komisyonuna sevk edilmesinden sonra verilenler

hariç olmak üzere, kanuni süresi geçtikten sonra verilen vergi beyannameleri

için bu madde uyarınca kesilecek ceza yüzde elli oranında uygulanır.”

22. 6/1/1982 tarih ve 2577

sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun uyuşmazlığın devamı sırasında

yürürlükte bulunan haliyle 49. Maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Temyiz incelemesi sonunda Danıştay:

a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,

b) Hukuka aykırı karar verilmesi,

c) Usul hükümlerine uyulmamış olunması,

Sebeplerinden dolayı incelenen kararı bozar.”

23. 2577 sayılı Kanun'un (mülga)

54. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"Danıştay dava daireleri ve İdari veya Vergi Dava

Daireleri Kurullarının temyiz üzerine verdikleri kararlar ile bölge idare

mahkemelerinin itiraz üzerine verdikleri kararlar hakkında, bir defaya mahsus

olmak üzere kararın tebliğ tarihini izleyen onbeş gün

içinde taraflarca;

a) Kararın esasına etkisi olan iddia ve itirazların, kararda

karşılanmamış olması,

b) Bir kararda birbirine aykırı hükümler bulunması,

c) Kararın usul ve kanuna aykırı bulunması,

d) (Değişik: 5/4/1990 - 3622/23 md.) Hükmün esasını etkileyen belgelerde hile ve

sahtekarlığın ortaya çıkmış olması,

Hallerinde kararın düzeltilmesi istenebilir."

24. 30/7/2002 tarih ve 24831

sayılı Resmi Gazete’de

yayımlanarak yürürlüğe giren 17/7/2002 tarih ve 2002/4480 sayılı Bakanlar

Kurulu kararı eki kararın 1. maddesi şöyledir:

“Mal teslimleri ile hizmet ifalarına uygulanacak katma değer

vergisi oranları;

a) Ekli listelerde yer alanlar hariç olmak üzere, vergiye

tabi işlemler için, % 18

b) (I) sayılı listede yer alan teslim ve hizmetler için, % 1

c) (II) sayılı listede yer alan teslim ve hizmetler için, % 8

olarak tespit edilmiştir.”

25. 2002/4480 sayılı Karar’da

yer alan (I) Sayılı Liste’nin (3) numaralı bendi şöyledir:

“Kütlü ve elyaf pamuk, linter

pamuk, pamuk lifi döküntüleri, natürel veya tops haldeki

tiftik, yün ve yapağı,…”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

26. Mahkemenin 22/1/2015

tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 9/4/2014 tarih ve 2014/4958

numaralı bireysel başvurusu incelenerek gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

27. Başvurucu, hakkında 2008

yılında vergi incelemesi yapıldığını, inceleme sırasında 2003 yılına ilişkin

olarak kayıt dışı mal teslimleri bulunduğundan bahisle adına cezalı KDV

tarhiyatı yapıldığını, bu işleme karşı açtığı davanın, vergi inceleme

raporundaki tespitlerin doğru olduğu ve tebligatın usulsüz olduğuna ilişkin

itirazlarının yerinde olmadığı gerekçeleriyle reddedildiğini, Mahkeme kararında

kayıt dışı teslim edildiği belirtilen emtianın önemli bir kısmının pamuk

olduğunun belirtilmesine karşın, pamuk teslimlerinde geçerli KDV oranının % 1

olduğu hususu dikkate alınmaksızın, % 18 oranı üzerinden yapılan tarhiyatın

hukuka uygun bulunduğunu, bu hususun üst derece Mahkemesince de dikkate

alınmadığını ve kararın onandığını, söz konusu hatalı oran uygulamasının düzeltilmesi

için vergi dairesine yaptığı başvurunun reddedildiğini, aynı döneme ilişkin ve

dava konusu tarhiyat ile aynı tebliğ zarfı içinde tebliğ edilen geçici vergi ve

vergi cezasının kaldırılması istemiyle açtığı davada, Denizli Bölge İdare

Mahkemesinin tebligatın usulüne uygun yapılmadığı ve bu sebeple tarhiyatın

zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verdiğini ve

tarhiyatları kaldırdığını belirterek, Anayasa'nın 2. maddesinde yer alan hukuk

devleti ilkesinin, 10. maddesinde yer alan eşitlik ilkesinin, 36. maddesinde

yer alan adil yargılanma hakkının, 40. maddesinde yer alan etkili bir hukuk

yolu sağlanması hakkının, 73. maddesinde yer alan vergiye ilişkin ilkelerin,

138. maddesinde yer alan mahkeme kararlarının uygulanmasına ilişkin düzenlemenin

ve 141. maddesinde düzenlenen gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüş, ihlal ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına karar verilmesi

taleplerinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

28. Anayasa Mahkemesi, olayların

başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı değildir.

Başvurucunun iddialarına bakıldığında; yargılamanın hakkaniyete uygun şekilde

yapılmadığı ve davanın esasına ilişkin olarak ileri sürdüğü iddiaların karşılanmadığı

ifade edildiğinden, başvurunun adil yargılanma hakkı yönünden incelenmesi

gerektiği değerlendirilmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

29. Başvurucunun adil yargılanma

hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkin başvurusunun açıkça dayanaktan yoksun

olmaması ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden

de bulunmaması nedeniyle kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

30. Başvurucu, İlk Derece

Mahkemesi kararında kayıt dışı teslim edildiği belirtilen emtianın önemli bir

kısmının pamuk olduğunun belirtilmesine karşın, pamuk teslimlerinde geçerli KDV

oranının % 1 olduğu hususunun dikkate alınmadığını, % 18 oranı üzerinden

yapılan tarhiyatın hukuka uygun bulunduğunu, bu hususun Danıştay tarafından da

dikkate alınmadığını ve kararın onandığını, temyiz ve karar düzeltme

dilekçelerinde kayıt dışı satış yapıldığı iddia edilen pamuk satışlarına

uygulanacak KDV oranının %1 olması gerektiği yönündeki iddialarının

karşılanmadığını, aynı döneme ilişkin ve dava konusu tarhiyat ile aynı tebliğ

zarfı içinde tebliğ edilen geçici vergi ve vergi cezasının kaldırılması

istemiyle açtığı davada, tebligatın usulüne uygun yapılmadığı ve bu sebeple

tarhiyatın zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verildiğini

ve tarhiyatların kaldırıldığını belirterek, Anayasa’nın 36. maddesinde

düzenlenen adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

31. Adalet Bakanlığı görüş

yazısında, temyiz mercileri tarafından yerel mahkeme kararlarına atıf

yapılmasının yeterli olduğu, başvuru konusu olayda İlk Derece Mahkemesinin

yaptığı inceleme sonucunda verdiği kararda davayı neden reddettiğini, delilleri

ne şekilde takdir ettiğini detaylı olarak belirttiğini, Danıştay Dördüncü

Dairesinin de mahkeme kararına atıf yapmak suretiyle temyiz ve karar düzeltme

taleplerini reddettiğini, kararların gerekçesiz olduğuna dair şikâyetin

incelenmesi sırasında bu hususların göz önünde bulundurulması gerektiği yönünde

beyanda bulunulmuştur.

32. Başvurucu, başvuru formunda

ileri sürdüğü iddiaları tekrarlamıştır.

33. Başvurucunun temel

iddiasının, yargılama aşamasında ileri sürülen ve esasa etkili hususların

karşılanmadığına ilişkin olması nedeniyle başvuru, gerekçeli karar hakkı

yönünden incelenecektir.

34. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil

yargılanma hakkına sahiptir.”

35. Anayasa’nın “Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması”

kenar başlıklı 141. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

“Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak

yazılır.”

36. Sözleşme’nin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili

uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda

karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme

tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak

görülmesini isteme hakkına sahiptir.”

37. Yapılan yargılama sırasında

tanık dinletme hakkı da dâhil olmak üzere delillerin ibrazı ve

değerlendirilmesi adil yargılanma hakkının unsurlarından biri olarak görülen

silahların eşitliği ilkesi kapsamında kabul edilmekte olup, bu hak ve gerekçeli

karar hakkı da makul sürede yargılanma hakkı gibi, adil yargılanma hakkının

somut görünümleridir. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca

inceleme yaptığı birçok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM

içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle, Sözleşmenin lâfzî içeriğinde yer alan

ve AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen gerekçeli

karar hakkı ve silahların eşitliği ilkesi gibi ilke ve haklara, Anayasa’nın 36.

maddesi kapsamında yer vermektedir (B. No: 2012/13, 2/7/2013,§

38). Ayrıca, hakkaniyete uygun yargılamanın bir unsuru olan gerekçeli karar

hakkı, Anayasa’nın 141. maddesinin 1. fıkrasında yer verilen “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli

olarak yazılır” hükmüyle, mahkemelerin uyması gereken bir yükümlülük

olarak düzenlenmiştir.

38. Mahkeme kararlarının

gerekçeli olması adil yargılanma hakkının unsurlarından biri olmakla beraber,

bu hak yargılamada ileri sürülen her türlü iddia ve savunmaya ayrıntılı şekilde

yanıt verilmesi şeklinde anlaşılamaz. Bu nedenle, gerekçe gösterme

zorunluluğunun kapsamı kararın niteliğine göre değişebilir. Bununla birlikte

başvurucunun ayrı ve açık bir yanıt verilmesini gerektiren usul veya esasa dair

iddialarının cevapsız bırakılmış olması bir hak ihlaline neden olacaktır (B.

No: 2013/1213, 4/12/2013, § 26).

39. Kanun yolu mahkemelerince

verilen karar gerekçelerinin ayrıntılı olmaması, ilk derece mahkemesi

kararlarında yer verilen gerekçelerin onama kararlarında kabul edilmiş olduğu

şeklinde yorumlanmakla beraber başvurucuların dile getirmesine rağmen ilk

derece mahkemesinin de tartışmadığı esaslı hususlara ilişkin temyiz

başvurularıyla başvurucuların usuli haklarının ihlal

edildiğine yönelik somut şikâyetlerinin temyiz incelemesinde tartışılmaması

gerekçeli karar hakkının ihlali olarak görülebilir (B. No: 2012/603, 20/2/2014,

§ 49).

40. Somut olayda, başvurucu

hakkında yapılan incelemede 2002 ve 2003 yıllarında bazı mükelleflere kayıt

dışı mal sattığı hususlarının tespit edildiği, 2002 yılı hesapları ile ilgili

olarak düzenlenen 10/9/2008 tarih, 1943/55 sayılı Basit Rapor’da,

mükellefin 2003 yılına devreden indirilecek KDV’sinin bulunmadığı, 2003 yılı

gelir vergisine ilişkin 17/11/2008 tarih, 1943/56 sayılı Vergi İnceleme

Raporu’nda başvurucunun, banka hesap ekstreleri ile yasal defterleri ve

alış-satış faturalarının karşılaştırılması sonucu bir kısım mal alışını ve

hasılatını kayıt dışı bıraktığı ve dönemler itibariyle belgesiz satış

tutarlarının tespit olunduğu, 2003 yılı KDV’ye ilişkin olarak düzenlenen aynı

tarih, 1943/58 sayılı Vergi İnceleme Raporu’nda da dönemler itibariyle tespit

edilen belgesiz satış tutarlarının, başvurucunun beyan ettiği KDV matrahlarına

ilave edilmesi ve 2003 yılına devreden indirilecek KDV’nin bulunmadığı

hususları dikkate alınarak yeniden düzenlenen 2003 yılı KDV beyan tablosuna

göre, A. B. Tekstil A.Ş.’ye yapılan ve kayıt dışı

olduğu tespit edilen 1.951.780,61 TL’lik satışın ham bez satışı olduğundan

bahisle %18 KDV oranı uygulanarak 351.320,51 TL ve diğer tespitlerle birlikte

başvurucunun 411.130,72 TL KDV ve bir kat vergi ziyaı

cezası ödemesine ilişkin tarhiyatların yapıldığı anlaşılmaktadır.

41. Başvurucu tarafından

tarhiyatların kaldırılması istemiyle açılan davada İlk Derece Mahkemesi

tarhiyatlarda mevzuata aykırılık bulunmadığı, vergi ve vergi ziyaına ilişkin tebligatın usulüne uygun yapıldığı ve bu

nedenle olayda tarh zamanaşımının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine

karar vermiştir. İlk Derece Mahkemesi, ihbarnamelere konu tarhiyatların büyük

bir kısmını oluşturan A. B. Tekstil A.Ş.’ye yapılan

satışların pamuk satışı olduğunu, vergi ve vergi ziyaı

cezasına ilişkin tebligatın usulüne uygun bulunduğunu kararında belirtmiş,

ancak Denizli Bölge İdare Mahkemesinin, geçici vergi ve vergi cezasına ilişkin

tebligatın usulüne aykırı yapıldığı yönündeki kararını değerlendirmemiştir.

42. Başvurucu bu karara ilişkin

temyiz başvurusunda, A. B.Tekstil A.Ş.’ye

yapılan satışların pamuk satışı olduğunu, vergi incelemesine ilişkin alınan

ifadelerde, anılan şirketin pamuk kapasite raporunda ve kantar fişlerinde

teslim edilen malın cinsinin pamuk olduğunun belirtildiğini, pamuk KDV oranının

ise %1 olduğunu, oysa anılan şirkete yapılan satış toplamı üzerinden %18 KDV

oranı uygulanarak vergi ve vergi ziyaı cezasının

belirlendiğini, dava konusu tarhiyata ilişkin tebligat ile aynı tebliğ zarfı

içinde gönderilen geçici vergi ve vergi cezasına ilişkin açılan davada Denizli

Bölge İdare Mahkemesince geçici vergi ve vergi cezasına ilişkin tebligatın

usulsüz olduğu yönünde karar verildiğini ileri sürmüş, davalı idare ise temyize

cevap dilekçesinde tespit edilen kayıt dışı satışın ham beze ilişkin olduğu ve

ham bez için KDV oranının %18 olduğunu belirtmiş, Danıştay Dördüncü Dairesi,

İlk Derece Mahkemesi kararına atıf yapmak suretiyle ve oy birliğiyle belirtilen

iddialar hakkında bir değerlendirme yapmaksızın onama kararı vermiştir.

Başvurucu karar düzeltme dilekçesinde de aynı iddialara yer vermiş, Danıştay

Dördüncü Dairesi bu sefer oy çokluğuyla ve yine kararında başvurucunun anılan

iddialarını değerlendirmeden talebin reddine karar vermiş, karara katılmayan

üyeler tarafından pamuk KDV oranının %1 olmasına karşın yapılan satışlara %18

KDV oranının uygulanmasının mevzuata aykırı olduğu ve diğer sebeplerle karar

düzeltme isteminin kabulü gerektiği yönünde azlık oyu kullanılmıştır.

43. 2577 sayılı Kanun’un

başvuruya konu yargılama devam ederken yürürlükte bulunan 49. maddesinde, Danıştayın, görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,

hukuka aykırı karar verilmesi veya usul hükümlerine uyulmamış olunması

sebeplerinden dolayı ilk derece mahkemesi kararlarını bozacağı, yine aynı

Kanun’un 54. maddesinde, kararın esasına etkisi olan iddia ve itirazların

kararda karşılanmamış olması, kararda birbirine aykırı hükümler bulunması,

kararın usul ve kanuna aykırı bulunması ve hükmün esasını etkileyen belgelerde

hile ve sahtekârlığın ortaya çıkmış olması durumlarında kararın düzeltilmesi

talebinde bulunulacağı kural altına alınmıştır.

44. Görüldüğü üzere, başvurucu

tarafından vergi ziyaı cezalı KDV tarhiyatının iptali

istemiyle açılan davada, dava konusu tarhiyat ile aynı tebligat zarfı içinde

gönderilen geçici vergi ve vergi cezasına karşı açılan davada Denizli Bölge

İdare Mahkemesince tebligatın usulüne uygun yapılmadığı ve bu sebeple 213

sayılı Kanun’un 114. maddesinin birinci fıkrası çerçevesinde vergi alacağının

doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından başlayarak beş yıl içinde tarh

ve mükellefe tebliğ edilme şartı gerçekleşmediğinden vergi alacağının

zamanaşımına uğradığı yönünde karar verildiğini ileri sürdüğü iddiası hakkında

İlk Derece Mahkemesinin, Denizli Bölge İdare Mahkemesi kararından hangi

gerekçelerle farklı karar verdiğini ortaya koymadığı ve bu iddia yönünden

temyiz mercii tarafından da bir değerlendirme yapılmadığı görülmüştür. Bunun

yanında başvurucu tarafından temyiz ve karar düzeltme başvurusunda, tarhiyat

toplamının büyük bir kısmını oluşturan A. B. Tekstil A.Ş.’ye

yapılan satışların İlk Derece Mahkemesi kararında da pamuk satışı olarak

belirtildiği, pamuk satışları için KDV oranının %1 olmasına karşın tarhiyatta

%18 oranı üzerinden KDV hesaplandığı ve bulunan miktar ile birlikte bir kat

vergi ziyaı cezası kesildiği ileri sürülmüş olup,

17/7/2002 tarih ve 2002/4480 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ekinde pamuk

satışlarında uygulanacak KDV oranının %1 olduğunun karar altına alındığı hususu

da göz önüne alındığında, başvurucunun ayrı ve açık bir yanıt verilmesini

gerektiren, uyuşmazlığın çözümü için esaslı bir iddia olan ve İlk Derece

Mahkemesi kararında da pamuk satışı yapıldığının belirtilmesi nedeniyle

uyuşmazlığın çözümünde büyük önem taşıyan KDV oranına yönelik iddiasının, bu

hususa ilişkin olarak İlk Derece Mahkemesi tarafından bir değerlendirme

yapılmadığından temyiz merciince İlk Derece Mahkemesi kararına atıf yapılarak

karşılanacak iddia niteliğinde olmadığı, temyiz merciince bu iddianın açık bir

şekilde kararlarında değerlendirilmediği ve karşılanmadığı görülmektedir. Bu

nedenle, yargılama süreci bir bütün olarak değerlendirildiğinde, başvurucunun

gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

45. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

46. Başvurucu, anayasal

haklarının ihlal edildiğini belirterek ihlalin ortadan kaldırılması yönünde

karar verilmesini talep etmektedir.

47. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa,

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere

dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel

mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla

yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

48. Başvuru konusu olayda tespit

edilen ihlal, adil yargılanma hakkının unsurlarından olan gerekçeli karar

hakkının ihlal edilmesinden kaynaklandığından ve ihlalin yeniden yargılama

yapılarak ortadan kaldırılmasında hukuki yarar bulunduğundan, 6216 sayılı

Kanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası gereğince ihlalin ve sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir

örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

49. Başvurucu tarafından

yatırılan 206,10 harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.706,10

TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği

yönündeki iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

B. İhlal ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama

yapılmak üzere kararın bir örneğinin Denizli Vergi Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

C. Başvurucu tarafından yapılan 206,10 harç ve 1.500,00 TL vekâlet

ücretinden oluşan toplam 1.706,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

D. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

22/1/2015

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar

verildi.

Başkan

:

Alparslan ALTAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep KÖMÜRCÜ

M. Emin KUZ

Raportör

:

Bahadır YALÇINÖZ

Başvurucu

:

Münür

ATA

Vekili : Av. Adil Nusret DOĞAN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/4958, 22 Ocak 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. D. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  16. M. Emin KUZ
  17. Ata
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/4958
Tarih
22 Ocak 2015

İlgili Kararlar

  • Meltem Bozkurt Başvurusu (B. No: 2014/940)
  • Alba İnşaat Tic. Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2013/1313)
  • Kasım İlimoğlu Başvurusu (B. No: 2013/8136)
  • S. K. Başvurusu (B. No: 2014/10839)
  • Asiye Özbudak ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/8715)
  • Sebahat Tuncel Başvurusu (B. No: 2014/1440)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.