İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Erdem Yurdaer Başvurusu (B. No: 2012/1315)

1. Başvurucu, 1977 yılında genel arazi kadastrosu ile kesinleşen

Başvuru No2012/1315Tarih16 Nisan 2013Okuma9 dk · 1.818 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Erdem Yurdaer Başvurusu

Karar tarihi
16 Nisan 2013
Başvuru Numarası
2012/1315
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.818 kelime·9 dk okuma·12 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, 1977 yılında genel arazi kadastrosu ile kesinleşen

tapu kaydına güvenerek 2004 yılında satın aldığı ve adına tapu siciline tescil

edilen taşınmazların, 2007 yılında yürütülen orman kadastro çalışmalarında

orman sınırları içinde kaldığının tespit edildiğini, Kadastro Mahkemesine

açtığı orman kadastro tespitine itiraz davasının, taşınmazların orman

niteliğinin bulunduğu, özel mülkiyete konu olamayacağı ve zilyetlikle mülk

edinilemeyeceği gerekçesiyle reddedildiğini belirterek mülkiyet hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 21/12/2012 tarihinde Söğüt

Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari

yönden yapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin

bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca, 22/2/2013

tarihinde başvurunun karara bağlanması için Bölüm tarafından ilke kararı

alınması gerekli görüldüğünden, Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün

33. maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca kabul edilebilirlik incelemesinin

Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

4. Başvuru dilekçesindeki ilgili olaylar özetle şöyledir:

5. Bilecik ili, Gölpazarı ilçesi, İncirli köyünde 1977 yılında

yürütülen tapulama kadastrosu ile taşınmazların tespiti yapılmış, 15/4/1977 tarihinde tespit kesinleşerek taşınmazlar tapu

siciline tescil edilmiştir.

6. Başvurucu, aynı yerde bulunan ve üzerinde herhangi bir kayıt

bulunmayan 99, 115, 118 ve 477 parsel numaralı taşınmazları tapu sicil

müdürlüğünde yapılan satış işlemi ile satın almış ve 2/12/2004

tarihli tapu senetleri düzenlenmiştir. Başvurucu yine aynı yerde bulunan 56 ve

59 parsel numaralı taşınmazları da satın almış, 3/12/2004

tarihli tapu senetleri düzenlenmiştir.

7. Taşınmazların bulunduğu yerde 20/2/2007

tarihinde başlatılan ve 20/10/2007 tarihinde kesinleşen orman kadastro çalışmalarında

başvurucu adına tapu sicilinde kayıtlı taşınmazların orman sınırları içinde

kaldığı tespit edilmiştir.

8. Başvurucu tarafından Gölpazarı Kadastro Mahkemesinde açılan

orman kadastro tespitine itiraz davaları, 12/11/2010

tarih ve E.2009/61, K.2010/31 sayılı, aynı tarih ve E.2009/73, K.2010/33 sayılı

ve yine aynı tarih ve E.2009/50, K.2010/30 sayılı kararlarda dava konusu olan

ve başvurucu adına tapu siciline kayıtlı olan 56, 59, 99, 115, 118 ve 477

numaralı parsellerdeki taşınmazların orman niteliğinin bulunduğu, özel

mülkiyete konu olamayacağı ve zilyetlikle mülk edinilemeyeceği gerekçesiyle

reddedilmiştir.

9. Başvurucunun temyizi üzerine Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 6/6/2012 tarih ve E.2012/5681, K.2012/8591 sayılı, aynı

tarih ve E.2012/5682, K.2012/8586 sayılı ve yine aynı tarih ve E.2012/5683,

K.2012/8589 sayılı ilamlarıyla hükümler onanmıştır. Karar düzeltme istemleri

ise aynı Dairenin 12/11/2012 tarih ve E.2012/11457, K.2012/12476

sayılı, aynı tarih ve E.2012/11455, K.2012/12474 sayılı ve yine aynı tarih ve

E.2012/11456, K.2012/12475 sayılı kararlarıyla reddedilmiş, başvurucuya karar

29.11.2012 tarihinde tebliğ edilmiştir.

B. İlgili Hukuk

10. 22/11/2001 tarih ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun 1007. maddesi

şöyledir:

“Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet

sorumludur.

Devlet, zararın doğmasında kusuru bulunan görevlilere rücu

eder.

Devletin sorumluluğuna ilişkin davalar, tapu sicilinin

bulunduğu yer mahkemesinde görülür.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

11. Mahkemenin 16/4/2013 tarihinde yapmış

olduğu toplantıda, başvurucunun 21/12/2012 tarih ve 2012/1315 numaralı bireysel

başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

12. Başvurucu, 1977 yılında genel arazi kadastrosu ile kesinleşen

tapu kaydına güvenerek 2004 yılında satın aldığı ve adına tapu siciline tescil

edilen taşınmazların, 2007 yılında yapılan orman kadastro çalışması ile

kamulaştırma yapılmaksızın orman vasfı ile Hazine adına tespit edildiğini,

tespite itiraz davasının reddedildiğini belirterek, Anayasa’nın 35. maddesinde

düzenlenen mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürerek tazminat talep

etmiştir.

B. Değerlendirme

13. Anayasa’nın “Mülkiyet hakkı” kenar başlıklı 35. maddesi

şöyledir:

“Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla

sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı

olamaz.”

14. Anayasa’nın 148. maddesinin

üçüncü fıkrası şöyledir:

“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve

özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin

kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine

başvurabilir. Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş

olması şarttır.”

15. Anayasa’nın 169. maddesinin

ikinci fıkrası şöyledir:

“Devlet ormanlarının mülkiyeti devrolunamaz. Devlet

ormanları kanuna göre, Devletçe yönetilir ve işletilir. Bu ormanlar zamanaşımı

ile mülk edinilemez ve kamu yararı dışında irtifak hakkına konu olamaz.”

16. 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı

Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 45.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal

için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel

başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir.”

17. Anayasa’nın 35. maddesinde herkesin, mülkiyet hakkına sahip

olduğu, bu hakların ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabileceği,

mülkiyet hakkının kullanılmasının toplum yararına aykırı olamayacağı hükme

bağlanmıştır. Mülkiyet hakkı, kişiye başkasının hakkına zarar vermemek ve

kanunların koyduğu sınırlamalara uymak koşuluyla, sahibi olduğu şeyi dilediği

gibi kullanma, ürünlerinden yararlanma ve tasarruf olanağı veren bir haktır

(Anayasa Mahkemesinin 17/5/2012 tarih ve E.2011/58,

K.2012/70 sayılı kararı).

18. Anayasa’da mülkiyet hakkının kapsamı diğer bazı maddelerde yer

alan hükümlerle çerçevelenmiştir. Bu bağlamda ormanlara ilişkin 169. ve 170.

maddelerde Anayasa’nın 35. maddesinde düzenlenen mülkiyet hakkı güvencesinin

çerçevesini belirleyen kurallar yer almaktadır (Anayasa Mahkemesinin 11/4/2012 tarih ve E.2011/18, K.2012/53 sayılı kararı).

19. Temel bir değer olarak çevrenin korunması ve herkesin çevreden

eşit şekilde yararlanması hakkının bir uzantısı olarak Anayasa’nın 169.

maddesinde ormanların devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu belirtilerek

bu alanlarda özel mülkiyet yasaklanmıştır. Bu nedenle belli bir sürenin

geçmesiyle söz konusu alanlarda özel mülkiyet edinilmesi olanaklı değildir

(Anayasa Mahkemesinin 12/5/2011 tarih ve E.2009/31,

K.2011/77 sayılı kararı).

20. Mülkiyet hakkı mutlak bir hak olmayıp kamu yararı amacıyla

sınırlandırılabilir ve bu sınırlandırmanın ölçülü ve orantılı olması gerekir. Nitekim Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) hem kıyılar hem de

ormanlarla ilgili kararlarında kadastro tespiti ya da satın alma yoluyla tapulu

taşınmazları edinen kişilerin tapularının, kıyı kenar çizgisi ya da orman alanı

içinde kaldığı gerekçesiyle ve herhangi bir tazminat ödenmeksizin iptal

edilmesini Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine Ek 1 No’lu

Protokolün 1. maddesinin ihlali olarak nitelendirmiştir. AİHM bu

kararlarında çevrenin korunmasına ilişkin kamu yararı ile bireyin mülkiyet

hakkının korunması arasında makul bir dengenin bulunması gerektiğini

belirterek, karşılığı ödenmeksizin mülkiyet hakkına müdahale edilemeyeceği

sonucuna ulaşmıştır (Anayasa Mahkemesinin 12/5/2011

tarih ve E.2009/31, K.2011/77 sayılı kararı).

21. Ormanların korunması amacıyla mülkiyet hakkına müdahale edilmesi

meşru olmakla birlikte bu kamusal külfetin tamamının mülk sahiplerine

yüklenemeyeceği ve kanun koyucunun buna uygun çözüm yolları bulması gerektiği

açıktır (Anayasa Mahkemesinin 12/5/2011 tarih ve

E.2009/31, K.2011/77 sayılı kararı).

22. 4721 sayılı Kanun’un 1007. maddesi tapu sicilinin tutulmasından

doğan bütün zararlardan Devletin sorumlu olduğunu, Devletin, zararın doğmasında

kusuru bulunan görevlilere rücu edebileceğini hüküm altına almıştır.

23. Başvuru konusu somut olayda, başvurucunun, 1977 yılında genel

arazi kadastrosu ile kesinleşen tapu kaydına güvenerek 2004 yılında satın

aldığı ve adına tapu siciline tescil edilen taşınmazlarının, 2007 yılında

yapılan orman kadastro çalışmasında orman sınırları içinde kaldığı tespit

edilmiştir.

24. Orman İdaresi, 1977 yılında yürütülen genel kadastro işlemleri

öncesinde orman sınırlarını belirlemesi gerekirken bunu zamanında yapmamış,

kadastro tespitine süresi içinde itiraz etmemiş, bireyler adına tapular

düzenlendikten sonra tapuya kayıt düşerek taşınmaz sahiplerinin malları

üzerinde tasarrufta bulunmalarına engel olmamıştır.

25. Tapu işlemleri kadastro tespiti işlemlerinden başlayarak

birbirini takip eden işlemler olduğundan ve tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki

kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan, bu kayıtlarda

yapılan hatalardan 4721 sayılı Kanun’un 1007. maddesine göre Devletin sorumlu

olduğunun kabulü gerekir. Burada Devletin sorumluluğu kusursuz sorumluluktur.

Kusursuz sorumluluk tapu siciline bağlı çıkarların ve ayni hakların yanlış

tescili sonucu değişmesi ya da yitirilmesi ile bu haklardan yoksun kalınması

temeline dayanır. Çünkü sicillerin doğru tutulmasını üstlenen ve taahhüt eden Devlet,

gerçeğe aykırı ve dayanaksız kayıtlardan doğan zararları da ödemekle yükümlüdür

(Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18/11/2009 tarih ve

E.2009/4-383, K.2009/517 sayılı kararı). Bu işlemler nedeniyle zarar görenler,

4721 sayılı Kanun’un 1007. maddesi gereğince, zararlarının tazmini için 11/1/2011 tarih ve 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun 146.

maddesi gereğince 10 yıllık zamanaşımı süresinde, Hazine aleyhine adlî yargıda

dava açabilirler (Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 18/12/2012 tarih ve

E.2012/7876, K.2012/14598 sayılı kararı).

26. Tapu kaydının iptali nedeniyle, tapu sahibinin oluşan gerçek

zararı neyse, tazminatın miktarı da o kadar olmalıdır. Gerçek zarar; tapu

kaydının iptali nedeniyle, tapu malikinin mal varlığında meydana gelen

azalmadır. Tazminat miktarı, zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı, zarar

görenin mal varlığı ne durumda olacak ise, aynı durumun tesis edilebileceği

miktarda olmalıdır. Tazminat miktarının belirlenmesinde öncelikli konu, tapusu

iptal edilen gayrimenkulün niteliğinin ve değerinin belirlenmesi olup,

araştırma yöntemi taşınmazın arsa ya da arazi olmasına göre farklılık arz

edecektir (Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 13/12/2011

tarih ve E. 2011/8798, K. 2011/14624 sayılı kararı).

27. Yukarıda yer verilen Kanun hükümleri ve Yargıtay içtihatları göz

önünde bulundurulduğunda, başvurucu, tapuda adına kayıtlı taşınmazların kendisi

tarafından kullanılmasına veya tasarrufuna engel olacak nitelikte bir şerh

düşülmesi veya tapu kaydının iptali hâlinde, söz konusu işlemin yapılması

tarihinden itibaren 10 yıl içerisinde Hazine aleyhine adli yargıda tazminat

davası açabilecektir. Yargıtay içtihatlarında tazminatın miktarının taşınmazın

gerçek bedeli esas alınarak belirleneceği kabul edilmektedir. Başvurucunun kamu

yararı nedeniyle tapulu taşınmazına el konulması suretiyle mülkiyet hakkına

yapılan sınırlama el konulan taşınmazın gerçek bedeli esas alınarak ödenecek

bir tazminatla başvurucu açısından dengelenebilecektir.

28. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı

Kanun'un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca Anayasa Mahkemesine

bireysel başvuruda bulunmak için ihlale neden olduğu iddia edilen işlem veya

eylem için idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının tüketilmiş olması

gerekir.

29. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm organlarının

uyması gereken bir ilke olup bu ilkeye uygun davranılmadığı takdirde, ortaya

çıkan ihlale karşı öncelikle yetkili idari mercilere ve derece mahkemelerine

başvurulmalıdır. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, ikincil nitelikte bir

kanun yoludur. Temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle

genel yargı mercilerinde, olağan kanun yolları ile çözüme kavuşturulması

esastır. Bireysel başvuru yoluna, iddia edilen hak ihlallerinin bu olağan

denetim mekanizması içinde giderilememesi durumunda başvurulabilir (B. No:

2012/946, § 17, 18, 26/3/2013).

30. Başvurucunun maliki olduğu taşınmazların orman kadastrosu

çalışmaları sonrasında orman sınırları içinde olduğuna ilişkin kadastro

tespitine yönelik olarak açtığı itiraz davasının reddi sonrasında tazminat

talebiyle herhangi bir başvurusunun bulunmadığı görülmektedir. İdari ve

yargısal başvuru yollarının tamamı tüketilmeksizin yapılan bir bireysel

başvurunun kabul edilmesi mümkün değildir.

31. Nitekim AİHM, benzer bir şekilde, başvurucunun tazminat

ödenmeksizin taşınmazının elinden alınması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal

edildiğini ileri sürdüğü 15/5/2012 tarih ve 42936/07

numaralı Altunay/Türkiye kararında, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun, Kasım 2009

tarihinde daha önceki içtihadında değişikliğe gittiğini, AİHM’nin bu konudaki

içtihatlarına dayanarak, tapu kayıtlarındaki yanlış kayıtlardan kaynaklanan

ayni hak ya da menfaatleri kaybolmuş ya da kısıtlanmış olanların tapu

kayıtlarındaki düzensizliklerden dolayı Devleti sorumlu tutabileceğine

hükmettiğini, kişilerin tapularının ait olduğu arazilerin orman arazisi olması

nedeniyle iptal edildiğinde 4721 sayılı Kanun’un 1007. maddesi uyarınca

tazminat talep edebileceklerini ilan ettiğini, tazminat miktarının söz konusu

arazinin kullanılma şekli, niteliği ve değeri temelinde muhtemel getirisi ve

emsal değerlerin dikkate alınarak değerlendirme yapılması gerektiğine dikkat

çektiğini, bu başvuru yolunun halen düzenli olarak kullanılmakta olduğunu,

ulusal mahkemelerin AİHM’nin içtihatlarını ve AİHS’ye Ek 1 No’lu

Protokolün 1. maddesine dayanarak ilgili mevzuat hükümlerini uyguladıklarını,

başvurucunun tapu belgesinin iptali yönündeki kararın kesinleşmesinden itibaren

10 yıl içinde tazminat talebinde bulunabileceğini belirterek, iç hukuk yolları

tüketilmediği gerekçesiyle başvurunun kabul edilemez olduğuna hükmetmiştir.

32. Açıklanan nedenlerle, taşınmazlarına tazminat ödenmeksizin el

konulması suretiyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasının yetkili derece

mahkemeleri önünde tanınan başvuru yolları tüketilmeden bireysel başvuru konusu

yapıldığı anlaşıldığından başvurunun, diğer kabul edilebilirlik koşulları

yönünden incelenmeksizin “başvuru

yollarının tüketilmemiş olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Başvurunun, “başvuru yollarının

tüketilmemiş olması” nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA, yargılama

giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına,

16/4/2013 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Serruh KALELİ Üyeler : Mehmet ERTEN Zehra Ayla PERKTAŞ Burhan ÜSTÜN Zühtü ARSLAN Raportör : Cüneyt DURMAZ Başvurucu : Erdem YURDAER

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2012/1315, 16 Nisan 2013 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili Hukuk
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun İddiaları
  14. B. Değerlendirme
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2012/1315
Tarih
16 Nisan 2013

İlgili Kararlar

  • Mustafa Bülent Erten Başvurusu (B. No: 2012/649)
  • Cemile Ünlü Başvurusu (B. No: 2013/382)
  • Nesin Kayserilioğlu Başvurusu (B. No: 2013/1581)
  • Miraş Mümessillik İnş. Taah. Reklam Paz. Bas. Yay. San. Tic. A.ş. Başvurusu (B. No: 2012/1056)
  • Laura Alejandra Caceres Başvurusu (B. No: 2013/1243)
  • Fettah Hansu Başvurusu (B. No: 2013/906)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.