İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Erol Çetin Başvurusu (B. No: 2019/32558)

1. Başvuru, kolluk görevlilerinin gözaltında tutulan

Başvuru No2019/32558Tarih10 Mayıs 2023Okuma20 dk · 3.965 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Erol Çetin Başvurusu

Karar tarihi
10 Mayıs 2023
Başvuru Numarası
2019/32558
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.965 kelime·20 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, kolluk görevlilerinin gözaltında tutulan

kişiye fiziksel ve sözlü saldırıda bulunması ve bu olay hakkında yürütülen ceza

soruşturmasının etkisizliği nedeniyle insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele

yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 23/9/2019 tarihinde yapılmıştır. Komisyon,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

vermiştir.

3. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla temin edilen belgelere

göre ilgili olaylar özetle şöyledir:

5. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) tespit

edilemeyen bir tarihte, silahlı terör örgüt kurma veya yönetme ve devletin

gizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya askerî casusluk amacıyla temin

etme suçlarını işlediği iddiasıyla başvurucu hakkında soruşturma başlatmıştır.

Bu soruşturma kapsamında başvurucu Ankara Emniyet Müdürlüğüne (Müdürlük) ait

nezarethanede 27/9/2018 Perşembe günü saat 22.55’ten 4/10/2018 Perşembe günü

saat 10.50’ye kadar gözaltında tutulmuştur. Başvuru formuna ekli belgelerden

başvurucunun Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan bir kovuşturmada tutuklu

olarak yargılandığı ve sözü edilen yargılamada 27/9/2018 tarihinde tahliye

edildiği anlaşılmıştır. Gözaltı sürecinde Ankara Gazi Mustafa Kemal Devlet

Hastanesinde görevli doktorlarca düzenlenen genel adli muayene raporlarında

başvurucuda darp veya cebir izi bulunmadığı açıklanmıştır. Bununla birlikte

29/9/2018 tarihli genel adli muayene raporunda -okunabildiği kadarıyla-

başvurucunun ayaklarında mantar enfeksiyonuna bağlı kızarıklıklar olduğu

belirtilmiştir. Başvurucu, müdafii nezaretinde alınan 3/10/2018 tarihli kolluk

ifadesi ile 4/10/2018 tarihli Başsavcılık ifadesinde ve 4/10/2018 tarihinde

Ankara 4. Sulh Ceza Hâkimliğince yapılan sorgusunda, gözaltı sürecinde

karşılaştığı herhangi bir kötü muameleden söz etmemiştir. Yapılan sorgusu

sonrasında isnat edilen her iki suç yönünden tutuklanan başvurucu, aynı gün

Sincan T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna (İnfaz Kurumu) sevk edilmiştir.

6. İnfaz Kurumu görevlilerince yapılan üst aramasında

başvurucunun vücudunda bazı morluklar tespit edilince konuyla ilgili bir

tutanak tutulmuş ve başvurucu, Kampüs Devlet Hastanesine (Kampüs Hastanesi)

gönderilmiştir. Sevk yazısının üstüne muayenenin 4/10/2018 günü saat 22.08’de

yapıldığı, sırt ve göğüs bölgesindeki üç yerde renk değişikliği olduğu, sağ

dizin altında yara, şişlik ve morluklar bulunduğu, sağ bacak ile sol bacağın

alt kısmında morluklar görüldüğü, darp ve cebir izi olduğuna dair rapor

verildiği yazılmıştır. Ayrıca İnfaz Kurumunda yapılan ilk muayene ile ilgili

5/10/2018 tarihli kayıtta “göğüste, her iki yanda, sırtta, her iki skapula

üzerinde, sağ bacak diz altında ve lateralda morluk, sağ ayak üst kısımda ağrı,

hassasiyet, sol bacak arka kısımda morluk, sağ bacak ön yüzde morluk ve

yüzeysel sıyrık” tespit edildiği, başkaca travmatik lezyon saptanmadığı

belirtilmiştir.

7. Başvurucunun vücudundaki izler nedeniyle İnfaz Kurumu

2. müdürü başvurucunun ifadesini almıştır. Başvurucu ifadesinde özetle

gözaltında kaldığı ilk gün ayak parmaklarının ezildiğini, ayaklarına

vurulduğunu, sonraki günlerde de benzer muamelelere maruz kaldığını, doktorlara

bir şey söylememesi konusunda tehdit edildiğini ifade etmiştir. Başvurucu

ayrıca İnfaz Kurumuna getirilmesinden önce kendisini muayene eden doktorun darp

ve cebir olmadığına ilişkin beyanına göre rapor düzenlediğini ve yapılan

uygulamalar nedeniyle şikâyetinin olmadığını beyan etmiştir.

8. İnfaz Kurumu 9/10/2018 tarihinde Ankara Batı

Başsavcılığına (Batı Başsavcılığı) suç ihbarında bulunmuştur. Suç ihbarıyla

ilgili yazının ekine başvurucunun alınan ifadesini içerir tutanak, başvurucunun

vücudundaki izler hakkında İnfaz Kurumu görevlileri tarafından tutulan tutanak,

Kampüs Hastanesinde görevli doktorun 4/10/2018 tarihli muayenesinde tespit

ettiği bulguları içerir belge ve başvurucunun İnfaz Kurumuna teslim edilmesi

nedeniyle düzenlenen tutanak eklenmiştir. Teslimle ilgili tutanağa göre

başvurucuyu ve tutuklu M.Ç.yi İnfaz Kurumuna polis T.A. teslim etmiştir.

9. Batı Başsavcılığı 23/10/2018 tarihinde başvurucunun

ifadesine başvurmuştur. Başvurucu ifadesinde gözaltında kaldığı ilk iki gün

başına ve ayaklarına vurulduğunu, ayakları ile ayak parmaklarının ezildiğini ve

tekmelendiğini, ayrıca gözaltı sürecinde tehdit edilip hakarete uğradığını

söylemiştir. Başvurucu ifadesinin devamında gözaltındaki ilk gün dövülmesinin

ardından doktorun muayene ettiğini, doktora maruz kaldığı muameleleri

anlattığını ancak raporun bir suretinin kendisine verilmediğini, bu muayene

sonrasında bir polis tarafından tehdit edildiğini, muayeneler sırasında

polisler hazır olduğu ve korktuğu için doktorlara bir şey söyleyemediğini ve

maruz kaldığı muameleleri yapan polisleri teşhis edebileceğini beyan edip kötü

muamelede bulunduğunu iddia ettiği bir polisin eşkâlini vermiştir. Başvurucu,

bu polise başkalarınca hangi isimle hitap edildiğini de söylemiştir. Bununla

beraber başvurucu korktuğu için polis amir ve memurlarından şikâyetçi

olmadığını beyan etmiştir. Başvurucunun ifadesinde tehdit içeren sözlerin neler

olduğunu açıkladığı ancak hakaret içeren herhangi bir sözden bahsetmediği

görülmüştür.

10. Batı Başsavcılığı, soruşturma yetkisinin Başsavcılığa

ait olduğu gerekçesiyle 25/10/2018 tarihinde yetkisizlik kararı vermiştir.

11. Başsavcılık 23/11/2018 tarihinde, hakkında yürütülen

soruşturma kapsamında başvurucunun verdiği ifadelere ve Ankara 4. Sulh Ceza Hâkimliğince

yapılan sorguya ait tutanakları dosya arasına almış ve gözaltı sürecinde

başvurucu hakkında düzenlenen genel adli muayene raporları ile başvurucunun

gözaltında kaldığı yerde bulunan kameralara ait kayıtları getirtmek için

Müdürlükle yazışma yapmıştır. Başsavcılığa gönderilen 1/3/2019 tarihli cevap

yazısı ile eklerinden Emniyet Genel Müdürlüğü Nezarethane Talimatnamesi’nin 19.

maddesi uyarınca nezarethanelerde bulunan kameralara ait kayıtların otuz gün

süreyle saklandığı, bu nedenle başvurucunun gözaltında tutulduğu döneme ait

kamera kaydı bulunmadığı öğrenilmiştir.

12. Başsavcılık, başvurucuya yönelik işkence ve hakaret

suçlarının işlendiğine dair başvurucunun soyut iddiası dışında kamu davası

açmaya yeter delil elde edilemediği gerekçesiyle şüpheli kolluk görevlileri

hakkında 19/3/2019 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir.

Başsavcılığa göre başvurucunun gözaltında kaldığı süre içinde işkenceye maruz

bırakıldığına ilişkin herhangi bir doktor raporu bulunmamaktadır zira başvurucu

hakkında düzenlenen genel adli muayene raporlarında darp ve cebir izi

bulunmadığı belirtilmiştir. Ayrıca kamera kayıtları mevcut değildir.

13. Başvurucu; Batı Başsavcılığında verdiği ifadesini

tekrar edip İnfaz Kurumunda vücudundaki izlerin gerek Kampüs Hastanesinde

görevli doktor gerek İnfaz Kurumunda ilk muayenesini yapan doktor tarafından

tespit edildiğini, karşılaştığı muamele ve tehditlerin İnfaz Kurumuna teslim

edilinceye kadar devam ettiğine birlikte gözaltında tutulduğu ve aynı araçla

İnfaz Kurumuna getirildiği M.Ç.nin de tanık olduğunu belirterek Başsavcılığın

verdiği karara itiraz etmiştir.

14. Başvurucunun itirazı 31/7/2019 tarihinde Ankara 1.

Sulh Ceza Hâkimliğince (Hâkimlik) reddedilmiştir.

IV. İLGİLİ

HUKUK

15. İlgili hukuk için birçok karar arasından bkz. Ahmet

Aşık, B. No: 2017/27330, 26/5/2021, §§ 36-42.

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

16. Anayasa Mahkemesinin 10/5/2023 tarihinde yapmış

olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

17. Başvurucu; gözaltında tutulduğu süre zarfında

dövüldüğünü, tehdit edildiğini, hakarete uğradığını ve maruz kaldığını ileri

sürdüğü muameleler hakkında etkili soruşturma yürütülmediğini öne sürmüştür. Bu

iddiası kapsamında başvurucu özetle şu iddialarda bulunmuştur:

- Darp ve cebir İnfaz Kurumu görevlileri ile Kampüs

Hastanesinde görevli doktorca tespit edilmiştir. Ayrıca yaşananlara M.Ç.

tanıktır.

- Batı Başsavcılığında verdiği ifadesi sırasında eşkâlini

verdiği polis T.A.dır.

- Başsavcılık, iddialarıyla ilgili hiçbir araştırma

yapmamış; tanık veya şüpheli olarak kimsenin ifadesini almamıştır.

- Nezarethane kayıt defteri getirtilmemiş, gözaltı

işlemini yapan kolluk görevlileri tespit edilmemiştir.

- Gözaltı süresince alınan doktor raporları incelenmemiş,

söz konusu raporları düzenleyen doktorlar dinlenmemiştir.

- Teşhiste bulunabileceğini beyan etmesine rağmen teşhis

işlemi yapılmamıştır.

- Başsavcılık kamera kayıtlarını zamanında istememiştir.

- İnfaz Kurumu kayıtları, kendisinde darp ve cebir izi

tespit edildiğine dair tutanak dışında celbedilmemiştir.

- Başsavcılıkça verilen karara itiraz gerekçe

gösterilmeden reddedilmiştir.

18. Başvurucu ek olarak ifadesinin gözaltında kaldığı ilk

iki gün alınmamasından yakınmıştır. Başvurucuya göre gözaltı süresi kötüye

kullanılmış ve kendisine psikolojik şiddet uygulanmıştır.

19. Bakanlık görüşünde gözaltı sürecinde alınan genel

adli muayene raporlarınave başvurucunun İnfaz Kurumuna götürülmesinden önce

kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddiaları dile getirmediğine

işaret edilerek özetle muayene raporlarında başvurucunun asgari eşiği aşan bir

muamele gördüğüne dair bir tespitin yer almadığı, vücudunda tespit edilen

morlukların kolluk görevlilerinin muamelesi sonucu oluştuğuna dair somut bir

delilin bulunmadığı, kötü muameleye ilişkin iddialarının Başsavcılık tarafından

araştırılarak başvurucunun iddialarını destekler nitelikte yeterli delil

bulunmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği ve Anayasa

Mahkemesinin bireysel başvuruları inceleme yetkisinin ikincilliği bağlamında

soruşturma neticesinde varılan kanaatten ayrılmayı gerektirir bir husus

bulunmadığı savunulmuştur. Bakanlık görüşünde ayrıca başvurucunun şikâyetçi

olmamasına rağmen Başsavcılığın soruşturmaya devam ederek tüm delilleri

topladığı belirtilmiştir.

20. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanlarında

başvuru formunda dile getirdiği iddiaların bir kısmını yineleyip Emniyet Genel

Müdürlüğünün Nezarethane Talimatnamesi’nden haberdar olması gerektiğini ileri

sürdüğü Cumhuriyet savcısını kamera kayıtlarını zamanında istemediği için

eleştirmiştir.

B. Değerlendirme

21. Anayasa’nın “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve

manevi varlığı” kenar başlıklı 17. maddesinin birinci fıkrasının ilgili

kısmı ile üçüncü fıkrası şöyledir:

“Herkes, ...maddî ve manevî

varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.

...

Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz;

kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tâbi tutulamaz.”

22. Anayasa’nın “Devletin temel amaç ve görevleri”

kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Devletin temel amaç ve görevleri

... kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet

ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal

engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli

şartları hazırlamaya çalışmaktır.”

23. Başvurucu, ifadesinin psikolojik şiddet saikiyle geç

alındığına ilişkin iddiasıyla kötü muamele yasağının ihlal edildiğini öne

sürmüştür ancak sözü edilen iddia başvuruya konu soruşturmada hiçbir şekilde

dile getirilmemiştir. Oysa bireysel başvurunun ikincil niteliğinin bir sonucu

olarak bireysel başvuruya konu yargısal süreçte ileri sürülmeyen iddialar

bireysel başvuruya konu edilemez (Bayram Gök, B. No: 2012/946, 26/3/2013,

§ 20). Bu nedenle başvurucunun ifadesinin geç alınması nedeniyle kötü muamele

yasağının ihlal edildiği iddiasının -kötü muamele için aranan asgari eşiğin

aşıldığı kabul edilse bile- bu başvuru kapsamında incelenmesi mümkün

görülmemiştir. Ayrıca başvurucu, gözaltında uğradığını maruz kaldığı

hakaretlerle ilgili açıklama yapmadığından polisin başvurucuya hakaret ettiğine

dair iddia da hâliyle değerlendirilemeyecektir.

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

24. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan ihlal

iddialarının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

a. Genel

İlkeler

25. Kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve

geliştirme hakkını güvence altına alıp kimseye işkence ve eziyet

yapılamayacağını ve kimsenin insan haysiyetiyle bağdaşmayan ceza veya muameleye

tabi tutulamayacağını hüküm altına alan Anayasa’nın 17. maddesi, devletin temel

amaç ve görevlerini düzenleyen Anayasa'nın 5. maddesiyle birlikte

değerlendirildiğinde, devlete birtakım negatif ve pozitif yükümlülükler yükler

(birçok karar arasından bkz. Ferit Kurt ve diğerleri, B. No: 2018/9957,

8/6/2021, § 72).

26. Devletin bireyin maddi ve manevi varlığını koruma ve

geliştirme hakkına saygı gösterme yükümlülüğü, öncelikle kamu otoritelerinin bu

hakka müdahale etmemelerini yani anılan maddenin üçüncü fıkrasında belirtilen

şekillerde kişilerin fiziksel ve ruhsal zarar görmelerine neden olmamalarını

gerektirir. Bu, devletin bireyin vücut ve ruh bütünlüğüne saygı gösterme

yükümlülüğünden kaynaklanan negatif ödevidir (Ferit Kurt ve diğerleri, §

73).

27. Kötü muamele, kişi üzerindeki etkisi gözetilerek

Anayasa tarafından derecelendirilmiş ve farklı kavramlarla ifade edilmiştir.

Dolayısıyla Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında geçen ifadeler

arasında bir yoğunluk farkının bulunduğu görülmektedir. Bir muamelenin işkence

olarak nitelendirilip nitelendirilmeyeceğini belirleyebilmek için anılan

fıkrada geçen eziyet ve insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele

kavramları ile işkence arasındaki ayrıma bakmak gerekmektedir. Bu ayrımın

Anayasa tarafından, özellikle çok ağır ve zalimane acılara neden olan kasti

insanlık dışı muamelelerdeki özel duruma işaret etmek ve bir derecelendirme

yapmak amacıyla getirildiği ve anılan ifadelerin 26/9/2004 tarihli ve 5237

sayılı Türk Ceza Kanunu’nda düzenleme altına alınmış olan işkence, eziyet ve

hakaret suçlarının unsurlarından daha geniş ve farklı bir anlam taşıdığı

anlaşılmaktadır (birçok karar arasından bkz. Pınar Durko, B. No:

2015/16449, 28/6/2018, § 73).

28. Buna göre anayasal düzenleme bağlamında kişinin maddi

ve manevi varlığının bütünlüğüne en fazla zarar veren muamelelerin işkence olarak

belirlenmesi mümkündür. Muamelelerin ağırlığının yanı sıra İşkence ve Diğer

Zalimane, İnsanlık Dışı veya Aşağılayıcı Muamele veya Cezaya Karşı Birleşmiş

Milletler Sözleşmesi’nin 1. maddesinde işkence teriminin özellikle bilgi

almak, cezalandırmak veya yıldırmak amacıyla ya da ayırımcı bir nedenle kasten

ağır acı veya ıztırap vermeyi kapsadığı belirtilerek kasıt unsuruna da

yer verilmiştir (Pınar Durko, § 74).

29. İşkence seviyesine varmayan fakat yine de

önceden tasarlanmış, uzun bir dönem içinde saatlerce uygulanmış ve fiziki

yaralanmaya ya da yoğun maddi veya manevi ıztıraba sebep olan insanlık dışı

muameleler eziyet olarak tanımlanabilir. Bu hâllerde meydana gelen acı,

meşru bir muamele ya da cezada kaçınılmaz bir unsur olarak bulunan acının

ötesine geçmelidir. İşkenceden farklı olarak eziyette, ızdırap verme kastının

belli bir amaç doğrultusunda yapılması şartı aranmaz (Pınar Durko, §

75).

30. Mağdurları küçük düşürebilecek ve utandırabilecek

şekilde kendilerinde korku, küçültülme, elem ve aşağılanma duygusu uyandıran

veya mağduru kendi iradesine ve vicdanına aykırı bir şekilde hareket etmeye

sürükleyen aşağılayıcı nitelikteki daha hafif muamelelerin ise insan

haysiyetiyle bağdaşmayan muamele veya ceza olarak tanımlanması mümkündür.

Burada eziyetten farklı olarak kişi üzerinde uygulanan muamele, fiziksel

ya da ruhsal acıdan öte küçük düşürücü veya alçaltıcı bir etki oluşturmaktadır

(Pınar Durko, § 76).

31. Bir muamelenin bu kavramlardan hangisini

oluşturduğunu belirleyebilmek için her somut olay kendi özel koşulları içinde

değerlendirilmelidir. Muamelenin kamuya açık olarak yapılması onun aşağılayıcı

ve insan haysiyetiyle bağdaşmayan nitelikte olup olmamasında rol oynasa da bazı

durumlarda kişinin kendi gözünde küçük düşmesi de bu seviyedeki bir kötü

muamele için yeterli olabilmektedir. Ayrıca muamelenin küçük düşürme ya da

alçaltma kastı ile yapılıp yapılmadığı dikkate alınsa da böyle bir amacın

belirlenememesi kötü muamele ihlali olmadığı anlamına gelmeyecektir (Pınar

Durko, § 77).

32. Gözaltı gibi bireyin devletin kontrolü altında

bulunduğu sırada yaralanma olayı meydana gelmiş ise bu olaya ilişkin tatmin

edici ve inandırıcı bir açıklama getirme yükümlülüğü yetkili makamların

üzerindedir zira bu tür olaylarda gerçekleşme koşullarına ilişkin bilgiler

çoğunlukla yetkili makamların erişimindedir (S.D. B. No: 2013/3017,

16/12/2015, §§ 89, 91; Cengiz Kahraman ve Kenan Özyürek, B. No:

2013/8137, 20/4/2016, § 95).

33. Devletin kişinin maddi ve manevi varlığını koruma

hakkı kapsamındaki pozitif yükümlülüklerinin usule ilişkin yönü ise bireyin

Anayasa'nın 17. maddesini ihlal eder biçimde kötü muameleye maruz kaldığına

ilişkin savunulabilir bir iddiasının bulunması koşuluyla, her türlü

fiziksel ve ruhsal saldırı hakkında olaylardan sorumlu kişilerin belirlenmesini

ve gerekiyorsa bu kişilerin cezalandırılmasını sağlayabilecek etkili bir

soruşturma yürütülmesini gerektirir. Yürütülecek bu soruşturmanın temel amacı

kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkını koruyan hukukun etkili bir

şekilde uygulanmasını, kamu görevlilerinin müdahalesiyle veya onların sorumlulukları

altında meydana gelen ya da diğer bireylerin fiilleriyle gerçekleşen

yaralanmalar nedeniyle ilgililerin hesap vermelerini sağlamaktır (Ferit Kurt

ve diğerleri, § 75).

34. Fiziksel ve ruhsal bütünlüğe yapılan ağır saldırı

olayları hakkında yürütülmesi gereken soruşturma şüphesiz cezai nitelikte

olmalıdır (Ferit Kurt ve diğerleri, § 76).

35. Fiziksel ve ruhsal bütünlüğe yönelik ağır bir saldırı

olayı hakkında yürütülen ceza soruşturmasının Anayasa’nın 17. maddesinin

gerektirdiği etkinlikte olduğunun kabul edilebilmesi için;

- Soruşturmadan sorumlu kişiler ile tetkikleri yapan

kişilerin olaylara karışan kişilerden bağımsız olması,

- Soruşturma makamlarının olaydan haberdar olur olmaz

resen harekete geçerek olayı aydınlatabilecek ve sorumluların belirlenmesini

sağlayabilecek bütün delilleri tespit etmeleri,

- Soruşturma sürecinin kamu denetimine açık olması ve

meşru menfaatlerini korumak için kötü muameleye maruz kalan kişiler ile ölen

kişinin yakınlarının soruşturma sürecine gerekli olduğu ölçüde katılabilmeleri,

- Soruşturmanın hukuk devletine bağlılığın sağlanması,

hukuka aykırı eylemlere hoşgörü ve teşvik gösterildiği görünümü verilmesinin

engellenmesi, herhangi bir hile ya da kanunsuz eyleme izin verilmemesi ve

kamuoyunun güveninin sürdürülmesi için makul bir özen ve süratle yürütülmesi,

- Soruşturma makamlarınca olayın sebebinin objektif

analizinin yapılması ve soruşturma sonucunda alınan kararın elde edilen tüm

bulguların kapsamlı, nesnel ve tarafsız bir analizine dayalı olması gerekir (Ferit

Kurt ve diğerleri, § 78).

b. İlkelerin

Olaya Uygulanması

36. Somut olayda başvurucunun tutuklu olarak yargılandığı

davadan tahliye edilmesi sonrasında polis tarafından gözaltına alındığı ve

27/9/2018 Perşembe günü saat 22.55’ten 4/10/2018 Perşembe günü saat 10.50’ye

kadar gözaltında tutulduğu anlaşılmaktadır. Gözaltı sürecinde alınan genel adli

muayenelerinde darp ve cebir izi tespit edilmemiştir. Bununla birlikte

başvurucunun 4/10/2018 tarihinde tutuklanmasının ardından gönderildiği İnfaz

Kurumunda görevliler, başvurucunun vücudunda bazı morluklar tespit etmiştir.

Aynı gün Kampüs Hastanesinde görevli olup başvurucuyu muayene eden doktor da

başvurucunun vücudundaki renk değişikliklerini, morlukları, şişliği ve yarayı

belgelemiştir. Ayrıca İnfaz Kurumunda görevli doktorca yapılan 5/10/2018

tarihli muayenede de benzer bulgular tespit edilmiştir (bkz. §§ 5, 6).

Başvurucu, İnfaz Kurumunun 2. müdürünce alınan ifadesinde gözaltında kaldığı

ilk gün ayak parmaklarının ezildiğini, ayaklarına vurulduğunu, sonraki günlerde

de benzer muamelelere maruz kaldığını ve doktorlara bir şey söylememesi

konusunda tehdit edildiğini ifade etmiştir (bkz. § 7). İnfaz Kurumu

başvurucunun vücudunda saptanan izlerle ilgili belgeleri (bu belgelerin neler

olduğu hususunda bkz. § 8) ve başvurucunun ifadesini soruşturma makamlarına

iletmiştir ancak Başsavcılıkça yürütülen soruşturma, tespit edilen izler

başvurucunun devletin kontrolü altında bulunduğu bir dönemde meydana gelse de

söz konusu izlerin devlet görevlilerine atfı mümkün olmayan bir sebeple

oluştuğunu ortaya koyamamıştır. Bu nedenle kötü muamele yasağının maddi boyutu

ihlal edilmiştir.

37. Anılan tespit sonrasında yapılması gereken iş

başvurucunun maruz kaldığı muamelenin nitelendirilmesinden ibarettir.

38. Başvuru dosyasında başvurucunun iddia ettiği

olayların gerçekliği veya kolluk görevlilerinin bilgi almak, cezalandırmak veya

yıldırmak amacıyla kötü muamelede bulundukları yönünde yeterli bilgi

bulunmamaktadır. Bu sebeple Kampüs Hastanesinde görevli doktor ile İnfaz Kurumunda

görevli doktor tarafından tespit edilen bulguların niteliği de dikkate alınarak

şikâyet konusu olayın insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele olarak

nitelendirilmesi uygun görülmüştür (benzer değerlendirmeler için bkz. Ahmet

Aşık, § 73).

39. İnsan haysiyeti ile bağdaşmayan muamele yasağının

usul boyutunun ihlal edildiğine yönelik iddialara gelince İnfaz Kurumunun suç

ihbarı sonrasında konuyla ilgili bir soruşturma başlatılmış ve 23/10/2018

tarihinde başvurucunun ifadesine başvurulmuştur. Başvurucu ifadesinde gözaltı

süresinde dövüldüğüne ve tehdit edildiğine yönelik iddialarda bulunmuştur. Bu

iddialar İnfaz Kurumunca yapılan suç ihbarıyla ilgili yazının ekindeki

belgelerle desteklenmesine rağmen soruşturma makamları, başvurucunun gözaltında

kaldığı yerde bulunan kameralara ait kayıtların getirtilmesi için yazışma

yapmak için 23/11/2018 tarihine kadar beklemiştir. Bu yazışmaya cevap ise ancak

1/3/2019 tarihinde gelmiştir (bkz. § 11). Sonuçta otuz gün süreyle saklandığı

anlaşılan kamera kayıtları elde edilememiştir ancak nezarethanelerdeki

kameralara ait görüntü kayıtlarının saklanma süreleri soruşturma makamlarınca

bilinen, en azından bilinmesi gereken bir husustur. Bu bakımdan kamera

kayıtlarının celbi konusunda soruşturma makamları gerekli özeni göstermemiştir.

40. Başvurucu ifadesinde kendisine kötü muamelede bulunan

polisleri teşhis edebileceğini beyan etmiş ve bir polisin eşkâlini verip bu

polise nasıl hitap edildiğini söylemiştir. Ne var ki teşhis işlemine

başvurulmamış, bahsi geçen polis ile gözaltı sürecinde görev alan diğer

polislerin tespitine yönelik araştırma yapılmamıştır. Ayrıca başvurucunun

iddialarının doğru olup olmadığının tespiti için gerekli olmasına karşın

başvurucu ile aynı anda ve aynı yerde gözaltına alınan kişilerin saptanması ve

beyanlarının alınması için hiçbir adım atılmamıştır. Oysa bu kişilerin konuyla

ilgili bilgi sahibi olma ihtimali yüksektir.

41. Gözaltı sürecinde alınan genel adli muayene raporları

ile başvurucunun İnfaz Kurumuna gönderilmesinden sonra vücudundaki izler

hakkında düzenlenen belgeler arasındaki çelişki olduğu açıktır. Başsavcılık bu

çelişkinin ortadan kaldırılması ve söz konusu izlerin neden daha önce tespit

edilemediğinin anlaşılması adına gözaltı sürecinde başvurucuyu muayene eden

doktorların ifadesini almayı düşünmemiştir.

42. Başsavcılık, İnfaz Kurumunda başvurucuda tespit

edilen izlerle ilgili başka tıbbi belge bulunup bulunmadığını araştırmamıştır.

Hâlbuki ceza infaz kurumuna giren her mahpusun doktorca muayene edilmesinin

yasal bir gereklilik olduğu dikkate alındığında başvurucunun Kampüs Devlet

Hastanesince de muayene edilmesi gerektiği bilinmelidir. Ayrıca Kampüs

Hastanesinde tespit edilen bulgular yönünden başvurucunun kesin adli raporu

aldırılmamıştır.

43. Başsavcılık verdiği kovuşturmaya yer olmadığına dair

kararda başvurucunun tehdit iddiasıyla ilgili değerlendirmede bulunmadığı gibi

suç ihbarıyla ilgili yazının ekinde yer alan başvurucunun vücudunda izler

hakkında İnfaz Kurumu görevlileri tarafından düzenlenen tutanak ile Kampüs

Hastanesinde görevli doktorun 4/10/2018 tarihli muayenesinde tespit ettiği

bulgularla ilgili belgeyi de değerlendirmemiştir. Oysa suç ihbarına ekli olan

belgeler başvurucunun fiziksel şiddet uğradığına yönelik iddialarını destekler

mahiyettedir. Bu nedenle soruşturma dosyasında mevcut delillerin nesnel ve

tarafsız bir analizinin yapıldığını söylemek güçtür.

44. Anılan hususlar insan haysiyetiyle bağdaşmayan

muamele yasağının usul boyutunun ihlal edildiğine karar verilmesi için

yeterlidir.

45. Açıklanan gereklerle Anayasa’nın 17. maddesinin

üçüncü fıkrasında güvence altına alınan insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele

yasağının maddi ve usul boyutlarının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

3. 6216 Sayılı

Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

46. Başvurucu, ihlalin sonuçlarının kaldırılması için

yeniden soruşturma yapılması yanında kendisine manevi tazminat olarak 75.000 TL

ödenmesine karar verilmesini istemiştir.

47. Başvuruda tespit edilen hak ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden soruşturma yapılmasında hukuki yarar

bulunmaktadır. Bu kapsamda kararın gönderildiği soruşturma merciince

yapılması gereken iş yeniden soruşturma işlemlerini başlatmak ve Anayasa

Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında

belirtilen ilkelere uygun yeni bir karar vermektir (30/3/2011 tarihli ve 6216

sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un

50. maddesinin (2) numaralı fıkrasında düzenlenen bireysel başvuruya özgü

yeniden yargılama kurumunun özelliklerine ilişkin kapsamlı açıklamalar için

bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül

Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri

Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

48. Öte yandan ihlalin niteliği ve başvurucunun talebi

dikkate alınarak başvurucuya net 75.000 TL manevi tazminat ödenmesi gerektiği

sonucuna ulaşılmıştır.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. İnsan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,

B. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan insan

haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının maddi ve usul boyutlarının İHLAL

EDİLDİĞİNE Muhterem İNCE’nin karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,

C. Kararın bir örneğinin insan haysiyetiyle bağdaşmayan

muamele yasağının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden

soruşturma yapılmak üzere Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına (Sor.2018/203886)

GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucuya net 75.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

E. 364,60 TL başvurucu harcı ve 9.900 TL vekâlet

ücretinden oluşan toplam 10.264,60 TL yargılama giderinin başvurucuya

ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 10/5/2023 tarihinde karar verildi.

KARŞIOY GEREKÇESİ

1. Başvurucu, gözaltında fiziksel şiddete maruz

kaldığını, ancak eylemi gerçekleştiren görevliler hakkında etkili soruşturma

yürütülmediğini belirterek kötü muamele yasağının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür. Mahkememiz çoğunluğu, başvurucunun yaralanmasına ilişkin yürütülen

soruşturmanın etkili ve yeterli olmadığı, maddi gereceğin ortaya çıkarılması

için gereken çabanın gösterilmediği gerekçesiyle insan haysiyetiyle bağdaşmayan

muamele yasağının maddi ve usul boyutunun ihlal edildiği sonucuna ulaşmıştır.

Çoğunluğun bu yöndeki görüşüne katılmıyorum.

2. Başvurucunun, silahlı terör örgütü kurma veya yönetme

ve devletin gizli kalması gereken bilgililerini siyasal veya askeri casusluk

amacıyla teminetme suçlarından 27/9/2018 tarihinde saat 22:55’ ten, 4/10/2018

tarihinde saat 10:50 ye kadar Ankara Emniyet Müdürlüğünde gözaltında tutulduğu,

akabinde 3/10/2018 tarihinde müdafi huzurunda kollukça ifadesinin alındığı ve

4/10/2018 tarihinde Batı Başsavcılığında ifadesine başvurulduğu; gözaltı

sürecinde ve 29/9/2018 tarihindeAnkara Gazi Mustafa Kemal Devlet Hastanesinde

raporunun alındığı ve her iki raporda da darp cebir izine rastlanmadığı, sadece

ayaklarında mantar enfeksiyonuna bağlı kızarıklar olduğu belirtilmiştir. Sulh

ceza hâkimliğinde 4/10/2018 tarihinde sorgusu yapılan başvurucunun

tutuklanmasına karar verildiği, sorgu esnasında gözaltı sürecinde karşılaştığı

herhangi bir kötü muameleden söz etmediği, aynı gün Sincan T Tipi Kapalı Ceza

İnfaz Kurumuna girişte yapılan muayenesinde vücudunda bazı morluklar tespit

edildiği anlaşılmaktadır. Bunun üzerine İnfaz Kurumu görevlilerince başvurucu

Kampus Devlet Hastanesine gönderilmiş, raporu alınmış ve ilgililer hakkında suç

duyurusunda bulunulmuştur.

3. Devletin, bireyin maddi ve manevi varlığını koruma ve

geliştirme hakkına saygı gösterme yükümlülüğü, öncelikle kamu otoritelerinin bu

hakka müdahale etmemelerini, yani anılan maddenin üçüncü fıkrasında belirtilen

şekillerde kişilerin fiziksel ve ruhsal zarar görmelerine neden olmamalarını

gerektirir. Bu, devletin bireyin vücut ve ruh bütünlüğüne saygı gösterme

yükümlülüğünden kaynaklanan negatif ödevidir (Cezmi Demir ve diğerleri,

B. No: 2013/293, 17/7/2014, § 81). Devletin, kişinin maddi ve manevi varlığını

koruma hakkı kapsamında sahip olduğu bu pozitif yükümlülüğün bir de usuli

boyutu bulunmaktadır. Bu usul yükümlülüğü çerçevesinde devlet, doğal olmayan

her türlü fiziksel ve ruhsal saldırı olayının sorumlularının belirlenmesini ve

gerekiyorsa cezalandırılmasını sağlayabilecek etkili resmi bir soruşturma

yürütmek durumundadır. Bu tarz bir soruşturmanın temel amacı, söz konusu

saldırıları önleyen hukukun etkin bir şekilde uygulanmasını güvenceye almak ve

kamu görevlilerinin ya da kurumlarının karıştığı olaylarda, bunların sorumlulukları

altında meydana gelen olaylar için hesap vermelerini sağlamaktır (Cezmi

Demir ve diğerleri, § 110).

4. Kötü muamele iddialarına ilişkin etkili bir

soruşturmanın başlatılabilmesi için, öncelikle işkence ve kötü muamele

konusundaki iddialar, uygun delillerle desteklenmelidir. İddia edilen olayların

gerçekliğini tespit etmek için, her türlü makul şüpheden uzak kanıtların

varlığı gerekir. Bu nitelikteki bir kanıt, yeterince ciddi, açık ve tutarlı

emarelerden ya da aksi ispat edilemeyen birtakım karinelerden de oluşabilir.

Ancak bu uygun koşulların tespiti halinde bir soruşturma yükümlülüğün

gerekliliğinden bahsedilebilir (C.D., B. No: 2013/394, 6/3/2014, § 28).

5. Somut olayda başvurucu, gözaltında polislerin ayak

parmaklarını ezdiklerini, ayaklarına ve başına vurduklarını; doktora, maruz

kaldığı muameleleri anlattığını, ancak raporun bir suretinin verilmediğini ve

polislerden korktuğu ve tehditte bulundukları için doktora bir şey

söyleyemediğini, korktuğu içi polis amir ve memurlarından şikayetçi olmadığını

belirtmiştir. Batı Cumhuriyet Başsavcılığının, İnfaz Kurumu görevlilerince

yapılan ihbar üzerine derhal soruşturma başlattığı, başvurucunun hemen

ifadesine başvurduğu ve gözaltına alındığı Anakara Emniyet Müdürlüğünden kamera

kayıtlarını istediği, ayrıca başvurucu hakkında düzenlenen genel adli muayene

raporlarının istendiği görülmektedir.

6. Başsavcılık; başvurucunun gözaltı öncesinde ve

sonrasında alınan raporlarında darp cebir izine rastlanmadığı, bu haliyle

iddiasının somut bir delile dayanmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer

olmadığına dair karar vermiştir. Başvurucunun itirazını inceleyen sulh ceza

hâkimliği de Başsavcılık kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle

itirazın reddine karar vermiştir. Ayrıca başvurucunun, 3/10/2018 tarihinde

müdafi huzurunda kollukça ifadesinin alındığı, 4/10/2018 tarihinde Batı

Başsavcılığında suçlama nedeniyle ifadesine başvurulduğu ve Sulh ceza

hâkimliğinde 4/10/2018 tarihinde sorgusunun yapıldığı esnada kamu görevlilerine

kötü muamele gördüğüne dair bir beyanının bulunmadığı görülmektedir.

Dolayısıyla Başsavcılık ve sulh ceza hâkimliği kararları dikkate alındığında

başvurucunun şikâyeti yönünden etkili ve yeterli bir soruşturmanın yapılmadığı

söylenemeyecektir.

7. Sonuç olarak, başvurucunun Anayasa’nın 17.maddesinin

üçüncü fıkrasında güvence altına alınan insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele

yasağının maddi ve usul boyutunun ihlal edilmediği kanaatini taşıdığımdan

çoğunluğun aksi yöndeki kararına katılmıyorum. Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Muammer TOPAL Selahaddin MENTEŞ İrfan FİDAN Muhterem İNCE Raportör : Murat İlter DEVECİ Başvurucu : Erol ÇETİN Vekili : Av. Ufuk ÖZTÜRK Üye Muhterem İNCE

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2019/32558, 10 Mayıs 2023 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve Olgular
  8. IV. İlgili
  9. Hukuk
  10. V. İnceleme Ve
  11. Gerekçe
  12. A. Başvurucunun
  13. B. Değerlendirme
  14. A. İnsan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının ihlal
  15. B. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan insan
  16. C. Kararın bir örneğinin insan haysiyetiyle bağdaşmayan
  17. F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun
  18. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  19. Karşıoy Gerekçesi
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2019/32558
Tarih
10 Mayıs 2023

İlgili Kararlar

  • Süleyman Arslan Başvurusu (B. No: 2020/38851)
  • Mehmet Çomaktekin ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2020/19329)
  • Seyit Ahmet Akdoğan Başvurusu (B. No: 2019/34368)
  • İbrahim Öngüç Başvurusu (B. No: 2019/23790)
  • D.k. Başvurusu (B. No: 2019/32695)
  • Davut Kabasakal ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2019/27223)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.