İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Eylem Onuk Başvurusu (B. No: 2015/8018)

1. Başvuru, toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılımdan dolayı

Başvuru No2015/8018Tarih15 Kasım 2018Okuma17 dk · 3.439 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Eylem Onuk Başvurusu

Karar tarihi
15 Kasım 2018
Başvuru Numarası
2015/8018
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.439 kelime·17 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılımdan dolayı

cezalandırılma nedeniyle toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal

edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 11/5/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

9. 1981 doğumlu olan başvurucu, olay tarihinde Barış ve

Demokrasi Partisi (BDP) Şırnak Belediye eş başkan adayı olup Şırnak’ta ikamet

etmektedir.

10. Bazı suçlardan dolayı tutuklu olarak ceza infaz kurumunda

bulunan BDP Şırnak Milletvekilleri Faysal Sarıyıldız ve Selma Irmak'ın, Anayasa

Mahkemesinin tutukluluk süresinin makul süreyi aştığı gerekçesiyle verdiği

3/1/2014 tarihli ihlal kararları sonrasında tahliyelerinin ardından 5/1/2014

tarihinde Şırnak BDP il binasına gelmeleri üzerine bina önünde yaklaşık 500-600

kişilik bir grup milletvekillerini karşılamak üzere toplanmıştır.

11. Toplanan grup, yolu çift taraflı olarak trafiğe kapatmış ve

halay çekmiştir. Bu esnada grup tarafından slogan atılmıştır. BDP il binasının

karşısında bulunan inşaata çıkan bazı şahıslar terör örgütü lideri Abdullah

Öcalan’ın resmini ve çeşitli yazıların bulunduğu pankartları asmışlardır.

12. BDP il binasına gelen milletvekilleri gruba hitaben konuşma

yapmışlardır. Konuşma sırasında bazı sloganlar atılmış, pankartlar açılmış ve

terör örgütünün sözde marşı söylenmiş ise de dosyada bu yönde açılmış bir

soruşturma veya verilmiş bir mahkeme kararı olduğuna dair bir bilgi

bulunmamaktadır.

13. Toplantı öncesi herhangi bir bildirim yapılmamıştır. Ayrıca

söz konusu toplantının yapıldığı yer Şırnak'ta Valilikçe belirlenen toplantı ve

gösteri yapılabilecek yerler arasında değildir. Başvurucu da olay tarihinde

milletvekillerini karşılamak için BDP il binasında bulunduğunu belirtmektedir.

14. Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığı (Savcılık) söz konusu

toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılanlar hakkında soruşturma başlatmıştır.

Soruşturma sonucunda Savcılık başvurucu hakkında kanuna aykırı toplantı ve

gösteri yürüyüşü düzenleme, yönetme ve bunların hareketlerine katılma

suçundan25/6/2014 tarihinde iddianame düzenlemiştir.

15. Başvurucu da dâhil on kişinin yargılandığı dava Şırnak

Asliye Ceza Mahkemesinde (Mahkeme) görülmüştür. Mahkeme 18/2/2015 tarihinde

başvurucu hakkında kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılma

suçundan 1 yıl 3 ay hapis cezasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına

(HAGB) karar vermiştir.

16. Mahkeme kararında; toplantının bildirimde bulunulmaksızın ve

Valilikçe önceden belirlenen alanların dışında yapılması, toplantı sırasında

yasa dışı sloganlar atılması ve terör örgütü lideri Abdullah Öcalan posterleri

asılması nedenleriyle toplantının kanuna aykırı hâle geldiği belirtilmiştir.

Kararda, başvurucunun da milletvekillerini karşılamak için toplanan grup içinde

yer aldığının tespit edildiği belirtilerek bu suretle kanuna aykırı toplantı ve

gösteri yürüyüşüne katılma suçunu işlediği ifade edilmiştir.

17. Başvurucu, HAGB kararına itiraz etmiştir. İtirazı inceleyen

Şırnak Ağır Ceza Mahkemesi 10/4/2015 tarihinde itirazı reddetmiştir. Karar

başvurucuya 20/4/2015 tarihinde tebliğ edilmiştir.

18. Başvurucu 11/5/2015 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

19. 6/10/1983 tarihli ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri

Yürüyüşleri Kanunu’nun 3. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes, önceden izin almaksızın, bu

Kanun hükümlerine göre silahsız ve saldırısız olarak kanunların suç saymadığı

belirli amaçlarla toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına

sahiptir."

20. 2911 sayılı Kanun'un 10. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

"(Değişik fıkra: 3/8/2002 tarih ve 4771

sayılı Kanun'un 5. md.) Toplantı yapılabilmesi için,

düzenleme kurulu üyelerinin tamamının imzalayacakları bir bildirim, toplantının

yapılmasından en az kırksekiz saat önce ve çalışma

saatleri içinde, toplantının yapılacağı yerin bağlı bulunduğu valilik veya

kaymakamlığa verilir."

21. 2911 sayılı Kanun'un 23. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"a) 9 ve 10 uncu madde hükümlerine uygun

biçimde bildirim verilmeden veya toplantı veya yürüyüş için belirtilen gün ve

saatten önce veya sonra;

...

e) 20 nci

maddedeki yöntem ve şartlara ve 22 nci maddedeki

yasak ve önlemlere uyulmaksızın,

...

Yapılan toplantılar veya gösteri yürüyüşleri

Kanuna aykırı sayılır."

22. 2911 sayılı Kanun'un 28. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

“Kanuna

aykırı toplantı veya gösteri yürüyüşleri düzenleyen veya yönetenlerle bunların

hareketlerine katılanlar, fiil daha ağır bir cezayı gerektiren ayrı bir suç

teşkil etmediği takdirde bir yıl altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile

cezalandırılır.”

B. Uluslararası Hukuk

23. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına ilişkin

ilgili uluslararası hukuk kaynaklarının verildiği kararlar için bkz. Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri

([GK], B. No: 2014/920, 25/5/2017, §§ 25-30) ve Ömer Faruk Akyüz (B. No: 2015/9247, 4/4/2018, §§ 28-37).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

24. Mahkemenin 15/11/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

25. Başvurucu; milletvekillerini karşılamak üzere bekleyen

grupla birlikte dışarıda bulunmadığını, BDP il binası içinde beklediğini,

karşılama sırasında kendisininherhangi bir slogan

atmadığını ve kendisi hakkındaki delilin sadece tanık beyanlarından ibaret

olduğunu, bu beyanların da polis tarafından hazırlandığını ifade etmiştir.

Başvurucu; Mahkemenin bu beyanlara dayanarak karar verdiğini, kendisinin isnat

edilen suçlamalarla ilgisinin olmadığını belirterek katıldığı toplantı

nedeniyle hakkında HAGB kararı verilmesinin adil yargılanma ile toplantı ve

gösteri yürüyüşü düzenleme haklarını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

26. Bakanlık görüşünde; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve

Anayasa Mahkemesi içtihatlarına yer verilerek başvurucunun katıldığı gösteride

önceden bildirim yapılmaması yanında atılan sloganlar ve açılan pankartlar

nedeniyle de gösterinin kanuna aykırı hâle geldiği, göstericilerin trafik

akışını engelleyecek surette gösteri yaptıkları belirtilmiştir. Yine Bakanlık

görüşünde; toplantıya güvenlik güçlerinin herhangi bir müdahalesi olmadığı,

başvurucu hakkında HAGB kararı verildiği, bunun adli sicil kayıtlarına

işlenmeyeceği ve denetim süresinde yeni bir suç işlenmediği takdirde hükmedilen

cezanın düşeceği ifade edilerek izlenen meşru amaçla yapılan müdahalenin

orantılılığının değerlendirilmesi gerektiği görüşüne yer verilmiştir.

B. Değerlendirme

27. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan, B.

No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun şikâyetlerinin özü toplantı ve

gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına ilişkin olduğundan iddialarının bir bütün

olarak Anayasa'nın 34. maddesi kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

28. Anayasa’nın "Toplantı

ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı" kenar başlıklı 34. maddesi

şöyledir:

"Herkes, önceden izin almadan, silahsız

ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir.

Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı ancak,

milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlığın ve

genel ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla ve

kanunla sınırlanabilir.

Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme

hakkının kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunda

gösterilir."

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

29. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Müdahalenin Varlığı

30. Başvurucu hakkında 1 yıl 3 ay hapis cezasına hükmedilmesi ve

5 yıl denetimli serbestlik tedbiri altına alınmasının toplantı hakkına yönelik

bir müdahale teşkil ettiği kabul edilmelidir.

b. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

31. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen

koşullara uygun olmadığı müddetçe Anayasa’nın 34. maddesinin ihlalini teşkil

edecektir. Anayasa’nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Temel

hak ve hürriyetler, ... yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen

sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ...

demokratik toplum düzeninin ... gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı

olamaz.”

32. Bu sebeple müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen

ve somut başvuruya uygun düşen kanunlar tarafından öngörülme, Anayasa’nın

ilgili maddesinde belirtilen nedenlere dayanma ve demokratik toplum düzeninin

gereklerine uygunluk koşullarını sağlayıp sağlamadığının belirlenmesi gerekir.

i. Kanunilik

33. 2911 sayılı Kanun'un 28. maddesi ile 4/12/2004 tarihli ve

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesinin kanunla sınırlama ölçütünü karşıladığı

sonucuna varılmıştır.

ii. Meşru Amaç

34. Başvurucu hakkında HAGB kararı verilmesine ilişkin kararın kamu düzeninin korunmasına yönelik

önlemlerin bir parçası olduğu ve meşru bir amaç taşıdığı sonucuna varılmıştır.

iii. Demokratik Toplum

Düzeninin Gereklerine Uygunluk

(1) Genel

İlkeler

(a) Demokratik

Toplumda Toplantı ve Gösteri Yürüyüşü Düzenleme Hakkının Önemi

35. Anayasa Mahkemesi demokratik

toplum düzeninin gerekleri ifadesinden ne anlaşılması gerektiğini

daha önce pek çok kez açıklamıştır. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme

hakkı, demokratik toplumun en temel değerleri arasında yer almakta olup

bireylerin ortak fikirlerini birlikte savunmak ve başkalarına duyurmak için bir

araya gelebilme imkânını korumayı amaçlamaktadır. Kolektif bir şekilde

kullanılan ve düşüncelerini ifade etmek isteyen kişilere şiddeti dışlayan

yöntemlerle düşüncelerini açıklama imkânı veren bu hak, çoğulcu demokrasilerin

gelişmesinde zorunlu olan farklı düşüncelerin ortaya çıkması, korunması ve

yayılmasını güvence altına almaktadır (Dilan

Ögüz Canan, B. No: 2014/20411, 30/11/2017,

§ 36; Ali Rıza Özer ve diğerleri [GK],

B. No: 2013/3924, 6/1/2015, § 115; Eğitim ve

Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri, § 79; Osman Erbil, 2013/2394, 25/3/2015, § 45).

36. Bu hak, ifade özgürlüğünün özel bir biçimidir. Anayasal

haklar içinde kendine has özerk rolünün ve özel uygulama alanının varlığına

rağmen toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı aynı zamanda ifade

özgürlüğünün ışığında değerlendirilmelidir. İfade özgürlüğünün demokratik ve

çoğulcu bir toplumdaki önemi, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı için

de geçerlidir (Dilan Ögüz

Canan, § 34; Ali Rıza Özer ve

diğerleri § 115; Osman Erbil,

§§ 31, 45; Eğitim ve Bilim Emekçileri

Sendikası ve diğerleri, § 72; Gülşah

Öztürk ve diğerleri, B. No: 2013/3936, 17/2/2016, § 66; Ömer Faruk Akyüz, § 52). Sonuç olarak

toplumsal ve siyasal çoğulculuğu sağlamak, her türlü düşüncenin barışçıl bir

şekilde ve serbestçe ifadesine bağlıdır (Dilan

Ögüz Canan, § 35; Ömer Faruk Akyüz, § 55).

(b) Müdahalenin

Demokratik Toplum Düzeninin Gereklerine Uygun Olması

37. Temel hak ve özgürlüklere yönelik bir müdahalenin demokratik

toplum düzeninin gereklerine uygun

kabul edilebilmesi için zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı

olması gerekir. Açıktır ki bu başlık altındaki değerlendirme, sınırlamanın

amacı ile bu amacı gerçekleştirmek üzere başvurulan araç arasındaki ilişki

üzerinde temellenen ölçülülük ilkesinden bağımsız yapılamaz. Çünkü Anayasa’nın

13. maddesinde "demokratik toplum

düzeninin gereklerine aykırı olmama" ve "ölçülülük ilkesine aykırı olmama"

biçiminde iki ayrı kritere yer verilmiş olmakla birlikte bu iki kriter bir

bütünün parçaları olup aralarında sıkı bir ilişki vardır (Bekir Coşkun [GK], B. No: 2014/12151,

4/6/2015, §§ 53-55; Mehmet Ali Aydın [GK],

B. No: 2013/9343, 4/6/2015, §§ 70-72; AYM, E.2018/69, K.2018/47, 3/5/2018, §

15; AYM, E.2017/130, K.2017/165, 29/11/2017, § 18).

38. Toplantı hakkı üzerindeki sınırlamanın kamu düzeninin

korunması gibi demokratik bir toplumda zorlayıcı bir toplumsal ihtiyacın

karşılanması amacına yönelik ve istisnai nitelikte olması gerekir. Müdahaleyi

oluşturan tedbirin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığının kabul

edilebilmesi için amaca ulaşmaya elverişli olması, başvurulabilecek en son çare

ve alınabilecek en hafif önlem olarak kendisini göstermesi gerekmektedir. Amaca

ulaşmaya yardımcı olmayan veya ulaşılmak istenen amaca nazaran bariz bir

biçimde ağır olan bir müdahalenin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığı

söylenemeyecektir (bazı farklılıklarla birlikte toplantı hakkı bağlamında bkz. Dilan Ögüz Canan

§ 32; sendika hakkı bağlamında

bkz. Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve

diğerleri, § 73; Tayfun Cengiz,

B. No: 2013/8463, 18/9/2014, § 56; Adalet

Mehtap Buluryer, B. No: 2013/5447,

16/10/2014, §§ 103-105; grev hakkı bağlamında bkz. Kristal-İş Sendikası [GK], B. No: 2014/12166, 2/7/2015, §

70; ifade özgürlüğü bağlamında bkz. Bekir

Coşkun, § 51; Mehmet Ali Aydın,

§ 68; Tansel Çölaşan, B. No:

2014/6128, 7/7/2015, § 51).

39. Anayasa Mahkemesinin bir görevi de bireylerin fikirlerini

toplantı ve gösteri yürüyüşleri düzenlemek yoluyla ifade etme hakları ile

Anayasa'nın 34. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen meşru amaçlar arasında

adil bir dengenin sağlanıp sağlanamadığını denetlemektir. Meşru amaçların bir

olayda varlığının hakkı ortadan kaldırmadığı vurgulanmalıdır. Önemli olan bu

meşru amaçla hak arasında olayın şartları içinde bir denge kurmaktır (Dilan Ögüz Canan

§ 33; Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası

ve diğerleri, § 74; Adalet Mehtap

Buluryer, § 71).

40. Orantılılık ise sınırlamayla ulaşılmak istenen amaç ile

başvurulan sınırlama tedbiri arasında aşırı bir dengesizlik bulunmamasına

işaret etmektedir. Diğer bir ifadeyle orantılılık, bireyin hakkı ile kamunun

menfaatleri veya müdahalenin amacı başkalarının haklarını korumak ise diğer

bireylerin hak ve menfaatleri arasında adil bir dengeninkurulmasına

işaret etmektedir. Dengeleme sonucu müdahalede bulunulan hakkın sahibine

terazinin diğer kefesinde bulunan kamu menfaati veya diğer bireylerin

menfaatine nazaran açıkça orantısız bir külfet yüklendiğinin tespiti hâlinde

orantılılık ilkesi yönünden bir sorunun varlığından söz edilebilir. Kamu gücünü

kullanan organların toplantılara ve gösteri yürüyüşlerine müdahale ederken

toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının kullanılmasından kaynaklanan

yarardan daha ağır basan, korunması gereken bir menfaatin ve kişiye yüklenen

külfeti dengeleyici mekanizmaların varlığını somut olgulara dayanarak

göstermeleri gerekir (bazı farklılıklarla birlikte toplantı hakkı bağlamında Dilan Ögüz Canan

§ 33, 56; sendika hakkı bağlamında bkz. Eğitim

ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri, § 74; ifade özgürlüğü

bağlamında Bekir Coşkun, §§ 44, 47;

Tansel Çölaşan, §§ 46, 49, 50).

(c) Barışçıl

Toplantı Hakkı

41. Anayasa’nın 34. maddesi; fikirlerin silahsız ve saldırısız, başka bir ifade

ile barışçıl bir şekilde ortaya konulabilmesi için toplantı ve gösteri yürüyüşü

düzenleme hakkını güvence altına almıştır. Dolayısıyla toplantı hakkının amacı,

şiddete başvurmayan ve fikirlerini barışçıl bir şekilde ortaya koyan bireylerin

haklarının korunmasıdır. Demokratik bir toplumda, mevcut düzene itiraz eden ve

barışçıl yöntemlerle değiştirilmesi, gerçekleştirilmesi savunulan siyasi

fikirlerin toplantı özgürlüğü ve diğer yasal araçlarla kendisini ifade edebilme

imkânı kişiye sunulmalıdır (Dilan Ögüz Canan, § 37; Ali Rıza Özer ve diğerleri, §§ 117, 118; Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri,

§ 80; Osman Erbil, § 47; Gülşah Öztürk ve diğerleri, §§ 67, 68; Ömer Faruk Akyüz, § 54).

(d) Bildirim

Yapılması ve Sınırlamanın Niteliği

42. Anayasa Mahkemesi, toplantı hakkının bildirim usulüne

bağlanabileceğine daha önce karar vermiştir. Söz konusu bildirimin amacı

toplantı, yürüyüş veya diğer gösterilerin düzgün bir şekilde yapılmasını

güvence altına almak için yetkililere makul ve uygun tedbir alma imkânı

sağlamak olduğu sürece genel olarak hakkın özüne dokunmaz. Bildirim usulünün

uygulanmasının amacı, toplantı hakkının etkin kullanılması imkânını sağlamaktır

(Dilan Ögüz Canan,

§ 39; Ali Rıza Özer ve diğerleri,

§ 122; Osman Erbil, § 52). Derhâl

tepki verilmesinin haklı olduğu özel durumlarda ve barışçıl nitelikte toplantı

ve gösteri yürüyüşü yapılması hâlinde sadece bildirim yükümlülüğüne uyulmamış

olması nedeniyle yapılan müdahaleler barışçıl toplantı hakkına ölçüsüz bir

sınırlama olarak kabul edilmelidir (Ali Rıza

Özer ve diğerleri, §§ 121, 122; katılımcılar açısından derhâl tepki

verilmesinin haklı olduğu özel durumlara ilişkin olarak ayrıca bkz. Osman Erbil, §§ 65, 67)

43. Kanunlarda öngörülen usullere tam olarak uyulmamış olması

tek başına toplantı veya yürüyüşünün barışçıl niteliğini ortadan kaldırmaz. Bu

durumların varlığı toplantı hakkının ihlal edilmesini haklı gösteremez (Dilan Ögüz Canan,

§ 41; Ali Rıza Özer ve diğerleri,§ 119; Gülşah Öztürk ve diğerleri, § 69).

44. Toplanma özgürlüğünün kullanımından kaynaklanan kamu

düzenine yönelik tehditlerin gerçeklik değeri taşıması hâlinde yetkili makamlar

bu tehditleri bertaraf edecek tedbirleri alabilirler. Alınan bu tedbirlere

aykırı toplantılar düzenlenmesi, bu tür toplantılara katılınması

veya bu tür toplantılarda suçlar işlenmesi hâlinde de cezalar verilebilir (Dilan Ögüz Canan,

§ 40; Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası

ve diğerleri, § 81; toplantı hakkına kamu düzeninin bozulması

nedeniyle yapılan bir müdahalenin demokratik toplumda gerekli olduğuna karar

verildiği bir başvuru için bkz. Gülşah

Öztürk ve diğerleri, §§ 76-86).

45. Bununla birlikte güvence altına alınan toplantı hakkını

kullanırken kamu otoritelerinin keyfî müdahalelerine karşı da bireyin korunması

gerekir (Dilan Ögüz

Canan, § 42; Eğitim ve Bilim

Emekçileri Sendikası ve diğerleri, § 82; Gülşah Öztürk ve diğerleri, § 76). Barışçıl amaçlarla bir

araya gelmiş kişilerin toplantı hakkını kullanırken kamu düzeni açısından

tehlike oluşturmayan ve şiddet içermeyen davranışlarına devletin sabır ve

hoşgörü göstermesi çoğulcu demokrasinin gereğidir (Dilan Ögüz Canan, § 36; Osman Erbil, § 54).

(e) Caydırıcı

Etki

46. Barışçıl toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılan ve bir

gösteride yasaklanmamış davranışlarda bulunan kişilerin toplantı hakkı,

kınanabilir bir olaya karışmadıkları sürece en hafif kabul edilecek cezanın

dahi uygulanmamasını temin eder. Zira bu tip soruşturmalar,cezalandırmalar ya da haklarında HAGB

veya kovuşturmanın ertelenmesi kararı verilerek kişilerin ceza tehdidi altında

tutulmaları caydırıcı etki doğurma potansiyeli taşımaktadır (Osman Erbil, §§ 51, 71; Ömer Faruk Akyüz, § 60).

(2) İlkelerin

Olaya Uygulanması

47. Başvurucunun toplantı hakkına yapılan müdahalenin demokratik

toplum gereklerine uygun olup olmadığının tespitinde somut olayın koşulları

değerlendirilmelidir. Somut olayda başvurucu, BDP Şırnak milletvekillerini

karşılamak üzere toplanan grup içinde yer almıştır. Milletvekilleri konuşma

yaptıktan ve toplananları selamladıktan sonra grup kendiliğinden ve olaysız

dağılmıştır. Toplantıdan önce ise idareye herhangi bir bildirim yapılmamıştır.

48. Milletvekillerinin gruba hitaben konuşma yapmasından önce ve

sonra terör örgütü lideri Abdullah Öcalan’ı övücü nitelikte sloganlar atıldığı,

toplantı sırasında terör örgütünün sözde marşının söylendiği ve terör örgütü

liderinin posterleri ile çeşitli yazıların bulunduğu pankartların asıldığı

belirtilmekle birlikte, bireysel başvuru konusu olan derece mahkemesi kararının

dayanağı belirtilen hususlar olmayıp kanuna aykırı toplantıya katılmaya

ilişkindir. Bu nedenle başvurucu açısından atılan sloganlar ve ifadeler

nedeniyle uygulanan bir yaptırım söz konusu olmadığından bu hususlar doğrudan

bu incelemenin konusu değildir.

49. Somut olayda olduğu gibi gösteri yürüyüşünden önce bildirim

yapılmaması ve idarece belirlenen alanlar dışında toplanılması tek başına

gösteriyi barışçıl olmaktan çıkarmayacaktır. Zira somut olayda yapılan toplantı

milletvekillerinin Anayasa Mahkemesi kararı sonrasında tahliyeleri üzerine

yapılmış olup, derhal tepki verilmesi gereken haller kapsamında değerlendirilmelidir.Dolayısıyla

toplantının bu yönlerden kanuna aykırı olduğunun tespit edilmesi, barışçıl

niteliğini kaybetmemiş ve şiddet içermeyen toplantı ve gösteri yürüyüşüne

katılanlar hakkında HAGB kararı verilmesi şeklindeki müdahaleyi tek başına

haklı hâle getirmez. Toplantının barışçıl niteliğini kaybetmesi hâlinde

toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkına yapılan müdahalenin gerekçelerinin olayın

somut koşulları çerçevesinde toplantıya katılan ve hakkında bu nedenle yaptırım

uygulanan kişiler bakımından ilgili ve

yeterli olarak ortaya konulması gereklidir (Ömer Faruk Akyüz, § 57).

50. Somut olayda ilk derece mahkemesi tarafından HAGB kararı

verilmesi nedeniyle başvurucunun toplantı hakkına müdahalede bulunulmuştur.

Mahkeme kararında, toplantının barışçıl olup olmadığı, eylem nedeniyle

toplumsal hayatın etkilenip etkilenmediği, kamu düzenin bozulup bozulmadığı

hususları değerlendirilmeksizin sadece bildirim yapılmaması, belirlenmiş yerler

dışında toplanılması ve yasa dışı slogan atılması başvurucu hakkında kanunsuz

toplantıya katılmaktan ceza hükmü ve HAGB kararı verilmesine yeterli gerekçe

olarak kabul edilmiştir (bkz. § 16).

51. Her toplantı ve gösteri yürüyüşü doğası gereği günlük

hayatın akışında belli bir karışıklık ya da rahatsızlığa sebep olabilir ve

olumsuz tepkilere yol açabilir. Mahkeme kararında söz konusu bellidüzeyi aşan bir karışıklığın oluştuğu, toplantının

şiddet içerdiği ve kamu düzeninin bozulduğu yönünde herhangi bir tespit yer

almamaktadır. Toplantının olaysız şekilde kendiliğinden dağıldığı da Mahkemece gözönüne alınmamıştır. Ayrıca Mahkeme kararında, atılan sloganların

ve göstericilerin davranışlarının toplantının barışçıl özelliğini ne şekilde

ortadan kaldırdığı ve başvurucunun davranışlarının bu duruma katkısı

bireyselleştirilmek suretiyle ortaya konulamamıştır. Dolayısıyla ilk derece

mahkemesi tarafından verilen HAGB kararının gerekçesinin müdahale için ilgili

ve yeterli olduğu söylenemez.

52. Öte yandan HAGB kararı verilmesi nedeniyle başvurucu beş yıl

denetim altına alınmıştır. Barışçıl bir gösteri nedeniyle cezai yaptırım

tehdidi altında bulunma sonucunu doğuran HAGB kararının kural olarak meşru

amaçları gerçekleştirmek için gerekli görülen önlemler ile barışçıl toplantı

hakkı arasındaki dengeyi sağladığı söylenemez. Hakkında HAGB kararı verilen o

dönemde belediye eş başkan adayı olan ve aktif olarak siyasetin içinde yer

alan, bu nedenle tekrar bir toplantı veya gösteri yürüyüşüne katılması

kendisinden beklenebilecek olan başvurucunun bir toplantıya veya yürüyüşe

katılması ve mahkûm olması durumunda bu ceza yargılamasının da devam etmesi ve

yargılama sonucunda ceza alması ihtimali bulunmaktadır. Dolayısıyla başvurucu

katıldığı bir barışçıl gösteri nedeniyle beş yıl boyunca bir cezanın

uygulanabilmesi tehdidine maruz kalacak ve herhangi bir toplantı ve gösteri

yürüyüşüne katılıp katılmama yönünde HAGB kararının başvurucu için caydırıcı

bir etkisi olacaktır (Osman Erbil,

§ 71).

53. Yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde, belirtilenler ışığında

mevcut başvuruda Anayasa'nın 34. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen meşru

amaçları gerçekleştirmek için gerekli görülen önlemler ile başvurucunun aynı

maddenin birinci fıkrası kapsamındaki hakları arasında adil bir denge

sağlanamamıştır. Başvurucunun katıldığı toplantı ve gösteri yürüyüşü nedeniyle

hakkında HAGB kararı verilmesi şeklindeki müdahalenin henüz mahkûm edilmemiş

olsa dahi başvurucunun siyasetçi kimliği de dikkate alındığında Anayasa'nın 34.

maddesinin ikinci fıkrasında yer alan kamu düzeni meşru amacının sağlanmasında

demokratik toplum gereklerine uygun olduğu söylenemez.

54. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 34.

maddesinde güvence altına toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal

edildiği sonucuna varılmıştır.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

55. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1)

Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da

edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2)

Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili

mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan

hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava

açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

56. Başvurucu 20.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

57. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal

edildiği sonucuna varılmıştır.

58. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki

yarar bulunduğundan kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere

Şırnak Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

59. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal

edilmesi nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi

zararları karşılığında başvurucuya net 4.000 TL manevi tazminat ödenmesine

karar verilmesi gerekir.

60. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harç ve 1.980

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.206,90 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 34. maddesinde güvence altına alınan toplantı ve

gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme

hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama

yapılmak üzere Şırnak Asliye Ceza Mahkemesine (E.2014/394, K.2015/148)

GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucuya net 4.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

E. 226,90 TL harç ve 1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.206,90 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine

ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

15/11/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Rıdvan GÜLEÇ

Recai AKYEL

Raportör

:

Yücel ARSLAN

Başvurucu

:

Eylem ONUK

Vekili

:

Av. Aycan

İRMEZ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/8018, 15 Kasım 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucunun İddiaları
  11. B. Değerlendirme
  12. B. No: 2013/3924, 6/1/2015, § 115; Eğitim ve
  13. B. No: 2013/8463, 18/9/2014, § 56; Adalet
  14. A. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal
  15. F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine
  16. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  17. Yıldırım
  18. Topal
  19. M. Emin KUZ
  20. İrmez
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/8018
Tarih
15 Kasım 2018

İlgili Kararlar

  • Doğa Taahhüt İnşaat Turizm Ticaret A.ş. Başvurusu (B. No: 2015/19973)
  • A.k. Başvurusu (B. No: 2017/6293)
  • A.ş. Başvurusu (B. No: 2015/17204)
  • Şeyhmus Özdemir Başvurusu (B. No: 2016/27021)
  • Mustafa Demir Başvurusu (B. No: 2014/9959)
  • Yakup Bulgak Başvurusu (B. No: 2015/6282)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.