İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Fadime Ekiz Başvurusu (B. No: 2016/6741)

1. Başvuru, uyuşmazlığın esasına yönelik talebin karara

Başvuru No2016/6741Tarih7 Eylül 2021Okuma14 dk · 2.762 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Fadime Ekiz Başvurusu

Karar tarihi
7 Eylül 2021
Başvuru Numarası
2016/6741
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.762 kelime·14 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, uyuşmazlığın esasına yönelik talebin karara

bağlanmaması nedeniyle din ve vicdan özgürlüğüyle bağlantılı olarak etkili

başvuru hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 6/4/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

ilgili olaylar özetle şöyledir:

7. Başvuru tarihi itibarıyla başvurucu, Küçükçekmece

Eşref Bitlis Kız Teknik ve Meslek Lisesinde üretim teknolojileri öğretmeni

olarak görev yapmaktadır.

8. Başvurucu 30/12/1996 tarihinde Kars Halk Eğitim

Merkezinde öğretmen olarak göreve başlamıştır. Dinî inancı gereği başörtüsü

taktığını, göreve başladığı tarihten itibaren de öğretmenlik görevini başörtülü

bir şekilde sürdürdüğünü belirten başvurucu 28 Şubat süreci olarak bilinen

dönemde Kars Tugay Komutanlığı içinde bulunan kursta öğretmen olarak

görevlendirilmiştir. Görevlendirmenin akabinde başvurucu; Tugaya başörtüsü ile

giremeyeceği konusunda uyarıldığını, ikazlara uymamaya devam etmesi hâlinde ise

meslekten ihraç edileceğine ilişkin tehdit edildiğini belirtmektedir.

9. Sonrasında Kars Tugay Komutanlığı bünyesindeki kurstan

Kars Kız Meslek Lisesine görevlendirildiğini belirten başvurucu, başörtülü bir

şekilde ders anlatmaya devam ettiği için psikolojik tacize varan baskılara

maruz kaldığını ve istifa etmesi için gerek meslekten atılmakla gerekse Kars

Emniyet Müdürlüğünde komiser olarak görev yapan eşinin mesleki açıdan göreceği

zararlarla tehdit edildiğini ifade etmektedir.

10. Başvurucu, başörtüsü sebebi ile maruz bırakıldığı

baskı ve yıldırmalar sebebiyle 11/12/1997 tarihinde huzurlu bir ortamda

çalışamadığını belirterek meslekten çekilme talebinde bulunmuştur. Millî Eğitim

Bakanlığının 4/2/1998 tarihli işlemiyle başvurucunun çekilme talebinin kabulüne

ve memuriyetle ilişiğinin kesilmesine karar verilmiştir.

11. Başvurucu 28/2/1997 ile 14/2/2005 tarihleri arasında

disiplin cezaları nedeniyle memuriyetten ayrılmış olanların göreve iadelerine

ilişkin 22/6/2006 tarihli ve 5525 sayılı Memur ve Diğer Kamu Görevlilerinin

Bazı Disiplin Cezalarının Affı Hakkında Kanun'un ek 1. maddesinin 12/7/2013

tarihinde yürürlüğe girmesinin ardından 24/8/2013 tarihinde göreve iadesi ve

tüm özlük haklarının kendisine verilmesi talebi ile Millî Eğitim Bakanlığına

başvuruda bulunmuştur. Başvurucunun ilgili talebi hakkında altmış gün içinde

bir cevap verilmemiştir.

12. Başvurucu, talebine altmış gün içinde cevap

verilmemesi üzerine zımni ret işleminin iptali istemi ile Millî Eğitim

Bakanlığı aleyhine 25/12/2013 tarihinde Ankara 18. İdare Mahkemesinde (Mahkeme)

iptal davası açmıştır. Dava dilekçesinde; zımni ret işleminin iptaline, göreve başlatılmaya,

masraf ve vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesi istenmiş,

özlük hakları yönünden herhangi bir talepte bulunulmamıştır.

13. Bu arada başvurucu 9/1/2014 tarihinde Eşref Bitlik

Kız Teknik ve Meslek Lisesinde giyim üretim teknolojisi öğretmeni olarak göreve

başlatılmıştır. Mahkeme, başvurucunun göreve başlatıldığını gözeterek konusuz

kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına 3/6/2014

tarihinde karar vermiştir.

14. Başvurucu; davadaki talebinin sadece göreve iade

edilmesinden ibaret olmadığını, bütün özlük haklarının da iadesini istediğini,

nitekim idareye başvurusunun da bu kapsamda olduğunu belirtmiş ve özlük

haklarına ilişkin talebiyle ilgili olarak Mahkemenin herhangi bir değerlendirme

yapmaması sebebi ile kararı temyiz etmiştir.

15. Karar, Danıştay Onikinci Dairesince (Daire) 17/3/2015

tarihinde onanmıştır.

16. Başvurucunun karar düzeltme istemi de aynı Dairenin

26/1/2016 tarihli kararıyla oyçokluğu ile reddedilmiştir. Karşıoy yazan üye;

başvurucunun idari başvurusunda özlük haklarının ödenmesi istemin de yer

aldığını, istemin zımnen reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan

davada, davacının parasal haklarına ilişkin hüküm kurulmamasında hukuka uyarlık

bulunmadığını belirterek karar düzeltme isteminin kabul edilmesi ve kararın bu

gerekçeyle bozulması gerektiğini savunmuştur.

17. Nihai karar 14/3/2016 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiştir.

18. Başvurucu 6/4/2016 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ

HUKUK

A. Kanun

19. 5525 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesinin ilgili

kısmı şu şekildedir:

"28/2/1997 tarihinden sonra verilen

disiplin cezaları nedeniyle memuriyetten çıkarılanlardan 28/8/1999 tarihli ve

4455 sayılı Memurlar İle Diğer Kamu Görevlilerinin Disiplin Cezalarının Affı

Hakkında Kanun veya bu Kanun hükümlerinden yararlanmış olanların;

a) Memuriyete giriş şartlarını

kaybetmemiş olmaları,

b) Durumlarına uygun boş kadro veya

pozisyon bulunması,

c) Bu kadro ve pozisyonlara ait

nitelikleri taşımaları,

ç) Üç ay içinde müracaat etmeleri,

kaydıyla yeniden göreve alınmalarında

20/12/2012 tarihli ve 6363 sayılı 2013 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun eki

(İ) Cetvelinde yer alan atama sayısı sınırlaması uygulanmaz."

B. Genelge

20. Başbakanlık tarafından çıkarılan 31/8/2013 tarihli ve

28751 sayılı Başbakanlık Genelgesi'nin ilgili kısmı şöyledir:

"Bilindiği üzere, 22.6.2006 tarihli

ve 5525 sayılı Memurlar ile Diğer Kamu Görevlilerinin Bazı Disiplin Cezalarının

Affı Hakkında Kanuna 12.7.2013 tarihli ve 6495 sayılı Kanunun 43 üncü

maddesiyle eklenen ek 1 inci maddenin birinci ve ikinci fıkralarında,

“28/2/1997 tarihinden sonra verilen disiplin cezaları nedeniyle memuriyetten

çıkarılanlardan 28/8/1999 tarihli ve 4455 sayılı Memurlar İle Diğer Kamu

Görevlilerinin Disiplin Cezalarının Affı Hakkında Kanun veya bu Kanun

hükümlerinden yararlanmış olanların;

a) Memuriyete giriş şartlarını

kaybetmemiş olmaları,

b) Durumlarına uygun boş kadro veya

pozisyon bulunması,

c) Bu kadro ve pozisyonlara ait

nitelikleri taşımaları,

ç) Üç ay içinde müracaat etmeleri,

kaydıyla yeniden göreve alınmalarında

20/12/2012 tarihli ve 6363 sayılı 2013 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun eki

(İ) Cetvelinde yer alan atama sayısı sınırlaması uygulanmaz.

...

A) Birinci fıkra hükmünün uygulanması:

1) Fıkra hükmünden yararlanabilmek için;

a) İlgililerin 28.2.1997 ila 14.2.2005

tarihleri arasında verilmiş olan disiplin cezaları sebebiyle memuriyetten

çıkarılmış olması,

b) Memuriyetten çıkarmaya esas olan

disiplin cezalarının 28.8.1999 tarihli ve 4455 sayılı Kanun veya 22.6.2006

tarihli ve 5525 sayılı Kanun kapsamında affedilmiş olması,

c) Atama yapılacak tarih itibarıyla 657

sayılı Devlet Memurları Kanununun 48 inci maddesinde belirtilen genel şartlar

ile kurumların mevzuatlarında yer alan özel şartların taşınması,

ç) Memuriyetten çıkarılma tarihinde

ilgililerin işgal ettikleri kadro derecesi veya kazanılmış hak aylık derecesi

ya da atanabilecekleri kadro derecelerinde aynı unvanlı veya kurumların görevde

yükselme ve unvan değişikliği yönetmelikleri çerçevesinde atanabilecekleri boş

kadro veya pozisyon bulunması,

d) Atama yapılacak kadro veya

pozisyonlara ait niteliklerin taşınması,

e) 1 Kasım 2013 Cuma günü mesai saati

bitimine kadar ayrıldığı kuruma veya ilgili mevzuat çerçevesinde atama

yapılabilecek diğer kurumlara başvuru dilekçesinin verilmiş olması,

gerekmektedir.

2) Atama yapılacak kamu idareleri

öncelikle başvuruların yukarıdaki esaslara uygunluğunu tespit edecektir. Bu

tespit sonucunda atama için her hangi bir engel durumun bulunmaması halinde

hizmet gerekleri ve kadro ihtiyaçları dikkate alınarak gerekli izin ve

onayların alınmasını müteakip atama işlemleri tekemmül ettirilecektir.

...

C) Ortak Hususlar:

1) Ek 1 inci madde kapsamındaki atamalar

açıktan atama olarak değerlendirilecektir.

2) 20/12/2012 tarihli ve 6363 sayılı

2013 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun eki (İ) Cetvelinde yer alan atama

sayısı sınırlamalarına tabi olan kamu idareleri hakkında, bu kapsamda

yapacakları açıktan atamalar için söz konusu sayı sınırlaması uygulanmayacak,

sayı sınırlaması dışında atama usul ve esaslarını düzenleyen ilgili mevzuat

hükümlerine göre işlem tesis edilecektir.

3) Kamu idareleri bu kapsamda ataması

yapılan personele ilişkin bilgileri atama işleminin tamamlanmasını müteakip bir

ay içinde Devlet Personel Başkanlığına bildirecektir.

...."

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

21. Mahkemenin 7/9/2021 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

22. Başörtüsü takması dolayısıyla yaşadığı psikolojik

taciz nedeni ile öğretmenlik mesleğinden istifa etmeye zorlandığını belirten

başvurucu, açmış olduğu davada özlük haklarına ilişkin talebinin Mahkeme

tarafından değerlendirilmemesi ve bu hususta hüküm kurulmaması sebebi ile din

ve vicdan hürriyeti ile mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmektedir.

B. Değerlendirme

23. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvurucunun yukarıda belirtilen şikâyetlerinin özünün başvurucun özlük

haklarına ilişkin talebi hakkında bir karar verilmemesine yönelik olduğu

anlaşılmakla başvurucunun iddiasının din ve vicdan özgürlüğüyle bağlantılı

olarak Anayasa'nın 40. maddesinde güvence altına alınan etkili başvuru hakkı

kapsamında değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

1. Din ve

Vicdan Özgürlüğüne İlişkin İlkeler

24. Din ve vicdan özgürlüğü Anayasa’nın 2. maddesinde

ifadesini bulan demokratik devletin vazgeçilmez unsurlarındandır. Din ve vicdan

özgürlüğünün demokratik toplumun temellerinden biri olmasının kökeninde dinin

hem bir dine bağlı olan bireyler tarafından hayatı anlama ve anlamlandırmada

başvurdukları temel kaynaklardan biri olması hem de toplumsal yaşamın

şekillenmesinde önemli bir işlev görmesi bulunmaktadır. Bu işlev sebebiyle

uluslararası düzlemde dinlerin özgürlükler karşısındaki konumlarından bağımsız

olarak bireylerin belli ölçüler içinde din özgürlüğüne sahip olduğu kabul

edilmiştir. Diğer özgürlükler gibi din özgürlüğü de uzun ve zorlu bir sürecin

sonucunda belli yasal ve anayasal güvencelere sahip kılınmıştır. Nitekim din

özgürlüğü, evrensel ve bölgesel düzeyde insan haklarına ilişkin uluslararası

bildiri ve sözleşmelerin birçoğunda korunan bir haktır (Tuğba Arslan [GK],

B. No: 2014/256,25/6/2014, § 52; Esra Nur Özbey, B. No:

2013/7443, 20/5/2015, § 44).

25. Anayasa'nın 13. maddesinde ifadesini bulan demokratik

toplum düzeninin gerekleri kavramı; anayasal bir özgürlük üzerindeki

sınırlamaların zorunlu ya da istisnai tedbir niteliğinde olmasını,

başvurulabilecek en son çare ya da alınabilecek en son önlem olarak kendini

göstermesini gerektirmektedir. Buna göre sınırlayıcı tedbir, bir toplumsal

ihtiyacı karşılamıyorsa ya da başvurulabilecek en son çare niteliğinde değilse

demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun bir tedbir olarak

değerlendirilemez (Esra Nur Özbey, § 79; ifade özgürlüğü bağlamında bkz.

Bekir Coşkun [GK], B. No: 2014/12151, 4/6/2015, § 51; Mehmet Ali

Aydın [GK], B. No: 2013/9343, 4/6/2015, § 68; Tansel Çölaşan, B. No:

2014/6128, 7/7/2015, § 51). Dolayısıyla din ve inanç özgürlüğünün demokratik

toplumdaki vazgeçilmez öneminden dolayı bu özgürlüğe müdahale edebilmek için

her durumda zorlayıcı toplumsal ihtiyacın var olduğu gösterilebilmelidir.

2. Etkili

Başvuruda Bulunma Hakkına İlişkin İlkeler

26. Anayasa'nın 12. maddesine göre herkes kişiliğine

bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir.

Bu genel nitelikteki anayasal düzenlemeyle bireylerin kişilik değerlerine

yönelen, zarar veren olumsuz tutum ve davranışlar dışlanmaktadır. Bunun yanında

Anayasa'nın 5. maddesinde bireylerin temel hak ve özgürlüklerinin korunması

için gerekli şartların hazırlanması, devletin temel amaç ve görevlerinden biri

olarak sayılmaktadır (Ali Çığır, B. No: 2015/19298, 8/5/2019, § 32; Erol

Kumcu, B. No: 2015/18988, 9/5/2019, § 32; U.B., B. No: 2015/3175,

10/10/2019, § 33; Meral Danış Beştaş (3), B. No: 2017/34087, 13/10/2020,

§ 35). Bu düzenlemeler ışığında devletin bireylerin din ve vicdan özgürlüğüne

keyfî olarak müdahale etmeme yükümlülüğü vardır.

27. Söz konusu bu yükümlülük bireylerin din ve vicdan

özgürlüklerini etkin bir şekilde kullanmalarını garanti altına almalı,

haklarına devam eden saldırıların durdurulmasını sağlamalıdır. Ayrıca müdahalenin

kaynağı olan işlemler, eylemler veya ihmaller konusunda kişilere etkili bir

karşı çıkma ve oluşan zararların tazmin edilebilmesi için telafi etme imkânı

tanımalıdır. Bu imkân ise ancak etkili bir başvuru yolunun mevcut olması ile

mümkündür (özel hayata saygı hakkı bağlamında bkz. Meral Danış Beştaş (3),

§ 36; toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı bağlamında bkz. İsmail

Sarıkabadayı ve diğerleri, B. No: 2016/23696, 8/6/2021, § 53).

28. Anayasa’nın 40. maddesinde Anayasa'da güvence altına

alınmış hak ve özgürlükleri ihlal edilen herkesin yetkili makama

geciktirilmeden başvurma imkânının sağlanmasını isteme hakkı (etkili başvuru

hakkı) güvence altına alınmaktadır. Buna göre etkili başvuru hakkı; anayasal

bir hakkının ihlal edildiğini ileri süren herkese hakkın niteliğine uygun

olarak iddialarını inceletebileceği makul, erişilebilir, ihlalin

gerçekleşmesini veya sürmesini engellemeye ya da sonuçlarını ortadan kaldırmaya

(yeterli giderim sağlamaya) elverişli idari ve yargısal yollara başvuruda

bulunabilme imkânı sağlanması olarak tanımlanabilir. Temel hak ve özgürlüklerin

ihlal edildiğine ilişkin iddiaların ileri sürülebileceği bir başvuru yolunun

mevzuatta öngörülmesi yeterli değildir. Söz konusu başvuru yolunun aynı zamanda

uygulamada da etkili olması (başarı şansı sunması) gerekir. Bununla birlikte

bir başvuru yolunun gerek hukuken gerekse uygulamada genel anlamda etkili

olması, somut olay bakımından etkili başvuru hakkına ilişkin bir müdahale

bulunup bulunmadığının değerlendirilmesine engel değildir (Yusuf Ahmed

Abdelazım Elsayad, B. No: 2016/5604, 24/5/2018 §§ 59-61).

29. Öte yandan somut olayda ihlalin giderilmesi konusunda

başarı şansı sunan hukuki yolların tespiti müdahalenin kim tarafından

gerçekleştirildiğine, müdahalenin devam edip etmediğine ve özel düzenlemeler

öngörülüp öngörülmediğine göre farklılaşabilmektedir. Bu noktada etkili hukuki

yolların bulunup bulunmadığının belirlenmesi ve etkili olabilecek hukuk

yollarına başvurulması durumunda bu yolun pratikte de etkili şekilde işletilip

işletilmediğinin irdelenmesi önem arz etmektedir (Meral Danış Beştaş (3),

§ 38).

3. İlkelerin

Olaya Uygulanması

30. Başvurucu 5525 sayılı Kanun'un ek 1. maddesinin

yürürlüğe girmesinin ardından göreve iadesi ve tüm özlük haklarının kendisine

verilmesi talebi ile Millî Eğitim Bakanlığına başvuruda bulunmuştur.

Taleplerinin zımnen reddini müteakip başvurucu 25/12/2013 tarihinde dava

açmıştır. Başvurucunun dava dilekçesinde yalnızca göreve iade talebinin zımnen

reddine ilişkin Millî Eğitim Bakanlığı işleminin iptalini istediği, özlük

haklarına ilişkin bir talepten bahsetmediği görülmektedir.

31. Başvurucu, özlük haklarının iadesine dair talebini

idareye yöneltmiş olduğunu, söz konusu talebe ilişkin zımni reddin iptal

davasına konu edildiğini belirtmekte; dava dilekçesinde özlük hakları

konusundaki talebini açıkça ileri sürmesine gerek olmadığını ileri sürmektedir.

Somut olayda asıl mesele başvurucunun idareye yönelttiği özlük haklarına

ilişkin iade talebini dava dilekçesinde ayrıca ileri sürmemesi nedeniyle bu

konuda bir karar verilmemiş olmasının din ve vicdan özgürlüğüyle bağlantılı

olarak etkili başvuru hakkını ihlal edip etmediğine ilişkindir.

32. Başvurucu, özlük haklarına ilişkin bir talebinin

bulunduğunu yargılama sırasında ilk defa atama işleminin gerçekleşmesinin

ardından ilk derece mahkemesinin dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına

hükmetmesini müteakip temyiz dilekçesinde dile getirmiştir. Temyiz talebinin

reddedilmesinin ardından başvurucu, karar düzeltme talebinde de özlük haklarına

ilişkin geriye yönelik talepleri ile ilgili olarak bir karar verilmediği

hususundaki itirazlarını yinelemiş fakat başvurucunun ilgili talepleri karar

düzeltme kararında da reddedilmiştir.

33. Etkili başvuruda bulunma hakkına yönelik pozitif

yükümlülüklerin harekete geçebilmesi için öncelikle başvurucunun kendisine

düşen yükümlülükleri yerine getirmesi ve usulüne uygun olarak dava açmış olması

gerekir. Şayet başvurucu, usulüne uygun dava açmamış ya da açmış olduğu davada

gerekli özen ve dikkati göstermemiş ise derece mahkemesinin meselinin esasıyla

ilgili karar verme yükümlülüğü doğduğundan bahsedilemez.

34. Somut olayda da derece mahkemeleri başvurucunun

idareye yönelttiği özlük haklarına dair talebini dava dilekçesinde de açıkça

ileri sürmemiş olduğunu gözeterek bu konuda bir karar vermemiştir. Derece

mahkemeleri, ilk derece mahkemesinin başvurucunun temyiz ve karar düzeltme

dilekçelerine konu ettiği özlük haklarına ilişkin talepleri yönünden bir karar

vermemiş olduğu hususundaki itirazlarını açıkça olumlu yahut olumsuz bir

değerlendirme yapmadan reddetmiştir. Söz konusu bu durum eleştiriye konu

edilebilse dahi bu yorumun etkili başvuru hakkını imkânsız kıldığı ya da aşırı

derecede zorlaştırdığı söylenemez. Zira başvurucunun idareye açıkça yönelttiği

taleplerini dava dilekçesinde de ileri sürmesini beklemek idari yargıdaki

taleple bağlılık ilkesinin doğal bir sonucudur.

35. Tüm bu değerlendirmeler ışığında başvurucunun dava

dilekçesinde açıkça ifade etmediği bir talebi hakkında karar verilmemesi sebebi

ile din ve vicdan özgürlüğüyle bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal

edilmediğinin açık olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla başvurunun açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

Selahaddin MENTEŞ bu görüşe katılmamıştır.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Din ve vicdan özgürlüğüyle bağlantılı olarak etkili

başvuru hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA Selahaddin MENTEŞ'in karşıoyu ve

OYÇOKLUĞUYLA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde

BIRAKILMASINA 7/9/2021 tarihinde karar verildi.

KARŞIOY

1. Mahkemenin Sayın çoğunluğu tarafından başvurucunun din

ve vicdan özgürlüğü ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul

edilemez olduğuna karar verilmiştir. Sayın çoğunluğun görüşüne aşağıda

belirtilen gerekçelerle katılmadım.

2. Olay ve olgular mahkememizin gerekçeli kararında

ayrıntılı olarak özetlenmiştir.

3. Başvurucu 24.08.2013 tarihinde resmi gazetede

yayınlanan başbakanlık genelgesi uyarınca Milli Eğitim Bakanlığı’na başvurarak

bütün özlük haklarıyla birlikte ikametgah adresine yakın bir okulda başlatılmak

suretiyle göreve iadesine talep etmiştir. Başvurunun süresinde cevaplanmaması

üzerine Zımni ret işleminin iptali istemiyle dava açmıştır. Davaya bakan Ankara

İdare Mahkemesi şahsın öğretmen olarak ataması yapıldığında davanın esası

hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Başvurucu kararı

temyiz etmiştir. Temyiz dilekçesinde özlük haklarının iadesine ilişkin karar

verilmemiş olması yönünden eksik inceleme nedeniyle bozulmasını talep etmiştir.

Danıştay tarafından talep reddedilerek karar onanmıştır.

4. Başvurucu somut olayda idareye başvuru talep

dilekçesinde açıkça özlük haklarını talep etmiştir. Bu işlemin iptalini bütün

halinde yargı mercilerine taşımıştır. Yargı mercilerince özlük hakları ile

ilgili bir karar verilmeden kesinleştirilmiştir.

5. Başvurucunun bu talebi mahkememizce karar hakkı

yönünden incelenmesi gerekmektedir.

6. Anayasa’nın 36. Maddesinde “Herkes, … yargı mercileri

önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına

sahiptir.” “Hiçbir mahkeme görev ve yetki içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz.”

Şeklindeki düzenleme ile adil yargılanma hakkı güvence altına alınmıştır.

İkinci fıkrada kişilerin davanın görüldüğü mahkemeden uyuşmazlığa ilişkin bir

karar verilmesini isteme güvencesini de sağladığı açıktır. (Filiz Fırat, B no:

2014/10303, 5Aralık 2017, 27-28) Avrupa insan hakları sözleşmesinin 6.

Maddesinin 1 numaralı fıkrasının genel bir düzenleme içermekle beraber bu

hakkın karar hakkını da içerdiği kabul edilmektedir. Karar hakkı genel

itibariyle mahkeme önüne getirilen uyuşmazlığın karara bağlanmasını isteme

hakkını ifade eder bu istem şekli anlamda bir karar elde etmekten ziyade dava

konusu uyuşmazlığa ilişkin esaslı taleplerin yargı merciince bir sonuca

bağlanmasını da gerektirir.

7. Uyuşmazlık konusu olayda başvurucu Milli Eğitim

Bakanlığı’na verdiği dilekçesinde özlük haklarıyla beraber göreve iadesini

talep etmiştir. Bu talebe cevap verilmemesi üzerine zımnen ret işlemine karşı

Milli Eğitim Bakanlığı’nın işleminin iptali ve haklarının kendisine verilmesine

ilişkin olarak dava açmıştır. Dava konusu Milli Eğitim Bakanlığı’nın zımni ret

işlemine ilişkin olarak açılan bir iptal talebi olması nedeniyle derece mahkemelerince

başvurucunun özlük haklarına ilişkin talebi konusunda da bir karar verilmesi

gerekmektedir. Başvurucu idareye başvurduğunda özlük hakkını talep etmiştir. Bu

talebe karşı dava açmıştır. Talebi karşılanmayınca temyiz talebinde de özlük

hakkı ile ilgili karar verilmediğini gerekçe göstererek talepte bulunmuştur.

Başvurucunun talepleri konusunda mahkemelerce bir değerlendirilme yapılması

gerekmektedir.

8. Başvurucunun idareye yönelttiği özlük haklarına

ilişkin taleple ilgili bir değerlendirme yapılmadan başvurucunun talebi

kesinleşmiştir. Mahkememizce başvurucunun talebi kabul edilerek din ve vicdan

özgürlüğü ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine

ilişkin karar verilerek dosyanın gereği için yeniden yargılama kararı verilmesi

gerekmektedir. Bu nedenle sayın çoğunluğun açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle kabul edilemez olduğuna ilişkin görüşüne katılmadım.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Muammer TOPAL Recai AKYEL Yusuf Şevki HAKYEMEZ Selahaddin MENTEŞ Raportör : Fatma Gülbin ÖZCÜRE Başvurucu : Fadime EKİZ Vekili : Av. Galip Onur DEMİREL Üye Selahaddin MENTEŞ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2016/6741, 7 Eylül 2021 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İlgili
  10. Hukuk
  11. A. Kanun
  12. B. Genelge
  13. V. İnceleme Ve
  14. Gerekçe
  15. A. Başvurucunun
  16. B. Değerlendirme
  17. A. Din ve vicdan özgürlüğüyle bağlantılı olarak etkili
  18. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde
  19. Karşıoy
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2016/6741
Tarih
7 Eylül 2021

İlgili Kararlar

  • Bekir Arı Başvurusu (B. No: 2017/22268)
  • B.y. Başvurusu (B. No: 2018/30296)
  • Osman Baydemir Başvurusu (B. No: 2018/24509)
  • Ö. Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2018/18975)
  • Ali Hizmetçi ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/18232)
  • Mahir Engin Çelik ve Sakine Esen Yılmaz Başvurusu (B. No: 2016/8776)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.