İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ferit Çelik Başvurusu (B. No: 2012/1220)

1. Başvurucu, görevli ve

Başvuru No2012/1220Tarih10 Aralık 2014Okuma18 dk · 3.513 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Ferit Çelik Başvurusu

Karar tarihi
10 Aralık 2014
Başvuru Numarası
2012/1220
R.G. Tarih-Sayı
4/4/2015-29316
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.513 kelime·18 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, görevli ve

yetkili mahkeme önüne çıkarılmadan altı ayı aşan süreyle özgürlükten yoksun

bırakılma ve yargılama sürecinde gerekçesiz olarak tutukluluğun devamına karar

verilmesi nedeniyle Anayasa’nın 19. ve 36. maddelerinde tanımlanan kişi

hürriyeti ve güvenliği ile adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüş ve tazminat talebinde bulunmuştur.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 17/12/2012

tarihinde Antalya 4. Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve

eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvuruda Komisyona

sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Üçüncü

Komisyonunca, 22/1/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına ve dosyanın Bölüm’e

gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm tarafından 18/2/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas

incelemesinin birlikte yapılmasına ve başvurunun bir örneğinin Adalet

Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir.

5. Adalet Bakanlığı görüşünü 17/3/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.

6. Adalet Bakanlığı tarafından

Anayasa Mahkemesine sunulan görüş başvurucuya 28/3/2014

tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu, dilekçesini 14/4/2014

tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve eklerinde

ifade edildiği şekliyle ve UYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, Akdeniz Üniversitesi öğrencisi iken 2/12/2011 tarihinde gözaltına alınmış, üç gün gözaltında

kaldıktan sonra 5/12/2011 tarihinde tutuklanma talebiyle sevk edildiği Antalya

4. Sulh Ceza Mahkemesinin aynı tarih ve 2011/287 sorgu sayılı kararıyla

tutuklanma talebi reddedilmiş ve serbest bırakılarak adli kontrol uygulanmasına

karar verilmiştir.

9. Sulh Ceza Mahkemesinin

anılan kararına Cumhuriyet Savcısı tarafından itiraz edilmesi üzerine, Antalya

5. Asliye Ceza Mahkemesinin 9/12/2011 tarih ve

2011/356 değişik iş sayılı kararı ile itirazın kabulüne ve başvurucu hakkında

yakalama emri çıkarılmasına karar verilmiştir.

10. Anılan karara istinaden

yakalanan ve tekrar mahkeme huzuruna çıkarılan başvurucu hakkında 9/12/2011 tarihinde tutuklama kararı verilmiştir.

11. Başvurucu hakkındaki

soruşturma dosyası daha sonra İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiştir.

12. İzmir Cumhuriyet

Başsavcılığı tarafından başvurucu hakkında terör örgütüne üye olmak, örgütün

propagandasını yapmak ve görevi yaptırmamak için direnmek suçlarından 16/3/2012 tarihinde İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesinde kamu

davası açılmıştır.

13. İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesince E.2012/74 sayılı dosya

kapsamında yürütülen yargılamanın 11/7/2012 tarihli

ilk duruşmasında başvurucunun tutukluluk halinin devamına karar verilmiştir.

Kararın ilgili kısmı şöyledir:

“… tutuklanmalarında ve

aşamalardaki tutukluluk hallerinin devamına karar verilmesinden sonra toplanan

ve dosyadaki mevcut diğer delillerden anlaşılacağı üzere lehe bir değişme

olmadığı gibi isnat olunan suçların niteliği, yasada öngörülen ceza miktarları

ile suçların işlendiği hususunda dosyadaki mevcut iletişim tespit tutanakları,

olay tutanakları, teşhis ve tespit tutanakları, arama- el koyma tutanakları

içerikleri ve mevcut delillere göre kuvvetli suç şüphe sebeplerinin ve bu

kapsamda kaçma ve kişiler üzerinde baskı yapılması hususunda kuvvetli

şüphenin/olgunun bulunması (kaçma, adaletin işleyişine müdahale riski ile

tekrar suç işlenmesinin önlenmesi) nedenleri ile haklarındaki tutuklama

koşulları devam ettiği anlaşıldığından, CMK’nın

100(1), (2), (3-a), (4), 101/(2) maddeleri ile tutuklama tarihleri ve Yargıtay

Ceza Genel Kurulu kararları ile CMK’nın 102/(2),

104/(1), (2), 105/(1) ve 108 maddeleri de nazara alınarak yerinde görülmeyen

tahliye istemlerinin reddi ile TUTUKLULUK HALLERİNİN DEVAMINA …” .

14. İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesi 1/10/2012

tarihli duruşmada da aynı gerekçe ile tutukluluk halinin devamına karar

vermiştir.

15. Başvurucu bu karara itiraz etmiştir. Başvurucunun

itirazını inceleyen İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 18/10/2012

tarih ve 2012/2438 D.İş sayılı kararı ile

başvurucunun itirazının reddine karar verilmiştir. Kararın ilgili kısmı

şöyledir:

“… 2012/74 Esas sayılı dava dosyasında

yapılan incelemede; tutuklu sanığın üzerine atılı suçların niteliği, mevcut

delil durumu, delillerin henüz tam olarak toplanmamış olması, kuvvetli suç

şüphesinin varlığını gösteren olguların bulunması, atılı suç için yasada

öngörülen ceza miktarları, sanığın kaçma şüphesinin bulunması, anılan

nedenlerle CMK’nın 100. maddesindeki tutuklama

koşullarının ortadan kalkmadığı, 6352 sayılı Yasanın CMK’nın

98. maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanunun 109. maddesi ile öngörülen “adli

kontrol” hükümlerinin de yeterli olmayacağı anlaşılmakla tahliye talebinin

reddi yönünde verilen kararın usul ve yasaya uygun olup, düzeltilmesini

gerektiren bir durum bulunmadığı anlaşıldığından itirazın reddine...” .

16. İtirazın reddi kararı 16/11/2012

tarihinde başvurucu vekiline tebliğ edilmiştir. Başvurucu 17/12/2012

tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

17. İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesi 23/1/2013,

3/4/2013, 2/5/2013, 30/5/2013 ve 5/6/2013 tarihlerinde aynı gerekçelerle (Bkz.

§ 13) başvurucunun tutukluluk halinin devamına karar vermiştir.

18. İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesi 3/7/2013

tarihli oturumda mütalaasını bildirmesi için dosyanın iddia makamına tevdiine,

başvurucu Ferit Çelik’in tutuklu kaldığı süreler nazara alınarak tahliyesine

karar vermiştir.

19. İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 11/3/2014

tarih ve E.2012/74 sayılı kararı ile 6526 sayılı Kanun hükümleri gereğince

Antalya Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verdiği dava dosyası,

Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2014/65 sırasına kaydedilmiştir.

20. Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesince 10/7/2014

tarih ve E. 2014/65, K. 2014/224 sayılı kararıyla, başvurucunun silahlı terör

örgütü propagandası suçundan açılan kamu davasının 6352 sayılı Kanun’un geçici

1. maddesi uyarınca ertelenmesine, silahlı örgüt üyesi olmak suçundan 7 yıl 6

ay, görevi yaptırmamak için direnme suçundan ise 1 yıl 9 ay 10 gün olmak üzere

toplam 8 yıl 15 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar

verilmiştir.

21. Başvurucu hakkındaki dava Yargıtayda

temyiz aşamasında derdesttir.

B. İlgili

Hukuk

22. 26/9/2004 tarih ve 5237 sayılı Türk

Ceza Kanunu’nun 265. maddesinin

(1), (3), ve (4) numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Kamu görevlisine karşı görevini yapmasını engellemek amacıyla, cebir

veya tehdit kullanan kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile

cezalandırılır.

….

(3) Suçun, kişinin kendisini

tanınmayacak bir hâle koyması suretiyle veya birden fazla kişi tarafından

birlikte işlenmesi hâlinde, verilecek ceza üçte biri oranında artırılır.

(4) Suçun, silâhla ya da var

olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten

yararlanılarak işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı

oranında artırılır.”

23. 5237 sayılı Kanun’un 314. maddesi şöyledir:

“(1) Bu kısmın

dördüncü ve beşinci bölümlerinde yer alan suçları işlemek amacıyla, silahlı

örgüt kuran veya yöneten kişi, on yıldan onbeş yıla

kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Birinci fıkrada tanımlanan örgüte üye olanlara, beş

yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir.

(3) Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçuna ilişkin diğer

hükümler, bu suç açısından aynen uygulanır.”

24. 12/4/1991 tarih ve 3713 sayılı Terörle

Mücadele Kanunu’nun 5. maddesi şöyledir:

“3 ve 4 üncü maddelerde yazılı suçları işleyenler hakkında

ilgili kanunlara göre tayin edilecek hapis cezaları veya adlî para cezaları

yarı oranında artırılarak hükmolunur. Bu suretle tayin olunacak cezalarda,

gerek o fiil için, gerek her nevi ceza için muayyen olan cezanın yukarı sınırı

aşılabilir. Ancak, müebbet hapis cezası yerine, ağırlaştırılmış müebbet hapis

cezasına hükmolunur.

Suçun, örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmiş olması

dolayısıyla ilgili maddesinde cezasının artırılması öngörülmüşse; sadece bu

madde hükmüne göre cezada artırım yapılır. Ancak, yapılacak artırım, cezanın

üçte ikisinden az olamaz.

(Ek fıkra: 22/7/2010 - 6008/4 md.) Bu madde hükümleri çocuklar hakkında uygulanmaz.”

25. 4/12/2004 tarih ve 5271 sayılı Ceza

Muhakemesi Kanunu’nun 100. maddesi şöyledir;

“(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların ve

bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında

tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik

tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez.

(2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı

şüphesini uyandıran somut olgular varsa.

b) Şüpheli veya sanığın davranışları;

1. Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme,

2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması

girişiminde bulunma,

Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.

(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe

sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer

alan;

…

11. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar

(Madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315),

…

(4) (Değişik: 2/7/2012-6352/96 md.) Sadece

adlî para cezasını gerektiren veya hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla

olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

26. Mahkemenin 10/12/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun

17/12/2012 tarih ve 2012/1220 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği

düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

27. Başvurucu, görevli ve

yetkili mahkeme önüne çıkarılmadan altı ayı aşan süreyle özgürlüğünden yoksun

bırakıldığını, yargılama sürecinde gerekçesiz olarak tutukluluğun devamına

karar verildiğini, dava dosyasında aynı suç ve eylemlerle hakkında daha fazla

sevk maddesi bulunan başka bir sanığın tahliye edilmesine rağmen kendisinin

tahliye edilmediğini belirterek adil yargılanma ve kişi hürriyeti ve güvenliği

haklarının ihlal edildiğine karar verilmesi ile 25.000,00 TL tazminatın

ödenmesine karar verilmesini talep edilmiştir.

B. Değerlendirme

28. Anayasa Mahkemesi, olayların

başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp, olay ve

olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Bu nedenle başvurucunun

iddiaları Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci ve sekizinci fıkralarının

sağladığı haklar kapsamında değerlendirilmiştir.

1. Kabul

Edilebilirlik

a. Anayasa’nın

19. Maddesinin Yedinci Fıkrasının İhlal Edildiği İddiası

29. Başvurucu, matbu

gerekçelerle tutukluluğunun devam ettirildiğini, kaçma şüphesi bulunmadığını,

serbest bırakıldıktan sonra tekrar evinde yakalanmış olmasının kaçma şüphesinin

olmadığını gösterdiğini, makul şüphenin tutuklama kararı için yeterli olmakla

birlikte tutukluluğun devamı için yeterli olmadığını, somut olarak hangi

delillerin tutukluluğun devamına sebebiyet verdiğinin açıkça belirtilmesi

gerektiğini iddia etmiştir.

30. Adalet Bakanlığı görüşünde

özetle, başvurucunun 9/12/2011 tarihinde tutuklandığı

ve 3/7/2013 tarihli duruşmada tahliye edildiğini, dolayısıyla toplam 1 yıl 6 ay

ve 24 gün süreyle tutuklu kaldığını, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)

kararlarına göre, bir suç işlediği şüphesiyle bir kişinin hürriyetinden mahrum

bırakılabilmesi için, ilgilinin atılı suçu işlediği yönünde makul şüphe (reasonable suspicion) ya da inandırıcı nedenlerin (raisons plausibles) bulunmasının gerekli olduğu, bu

gerekliliğin tutukluluk açısından olmazsa olmaz bir koşul olduğu, bu koşulun,

kişinin tutukluluğunun devam ettirildiği her aşamada varlığını sürdürmesi ve

makul şüphenin ortadan kalktığı anda ilgilinin serbest bırakılması gerektiğini,

makul şüphenin varlığının, elde edilen deliller, somut olayın kendine özgü

koşulları da dikkate alındığında, olaylara dışarıdan bakan ve tamamen objektif

bir gözlemciyi ikna edecek yeterlilikte olması gerektiğini, AHİM kararlarına

göre bir kişinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 5. maddesinin

(1) numaralı fıkrasının (c) bendi kapsamında özgürlüğünden yoksun

bırakılabilmesi için başlangıçta "makul şüphenin varlığı" yeterli olup

tutukluluğun devam ettirilebilmesi açısından ise "makul şüphenin varlığını

sürdürmesi"nin gerekli olduğunu, ancak, belirli

bir sürenin ötesinde tutukluluğun devamı açısından makul şüphenin varlığı tek

başına yeterli olmayıp, özgürlükten yoksun bırakmayı meşru kılacak gerçek bir

kamu yararı gerekliliğinin arandığını, Mahkeme içtihatları dikkatlice

incelendiğinde, her somut olayın kendine özgü koşullarının "belirli bir

süre" kavramı açısından önemli bir unsur olarak ortaya çıktığını, gerçek bir

kamu yararı kavramının, AİHM'e göre belirli sürenin

ötesindeki tutukluluğu meşru kılan "tutuklama

nedenleri" olduğunu, söz konusu kamu yararı gereklerinin,

ulusal yargı organlarının kararlarında gösterilen ve tutukluluğun devamına

gerekçe oluşturan "kaçma şüphesi" (Stögmüller/Avusturya, no.

1602/62, 10 Kasım 1969, par. 15), "yargılamayı

etkileme tehlikesi", "yeniden suç işleme riski" ve "kamu düzeninin bozulması tehlikesi" olduğunu,

AİHM açısından bu nedenlerden herhangi birinin bulunmasının, belirli bir sürenin

ötesindeki tutukluluğu meşru kılma açısından yeterli olduğunu belirtmiştir.

31. Başvurucu Bakanlık görüşüne

karşı beyanında, tutuklandıktan 7 ay sonra yetkili ve görevli mahkeme önüne

çıkartıldığını, Mahkemenin tutuklama kararı verirken hızlı davrandığını ancak

tutuklamadan sonra işi adeta sürüncemede bıraktığını, tutuklama gerekçelerinin

matbu olduğunu, ayrıca kanunda bulunmayan “tekrar suç işleme şüphesi”

ifadesinin gerekçe olarak kullanıldığını, kaçma şüphesi iddiasının haklı ve

makul olmadığını, kaçma imkanı varken kaçmadığını,

tutukluluk konusunda ayrımcılığa maruz kaldığını, adli kontrolün yetersiz

kalacağı gerekçesinin doğru ve haklı olmadığını, dava dosyasında bulunan tek

delilin kolluk personeli tarafından çekilen, ancak ilgili kanun maddelerinin

hiçbirine uygun olmayan ve bu nedenle hukuka aykırı deliller niteliğinde olan

kamera görüntüleri olduğunu, isnat edilen eylemlerde, suç örgütü üyeliğinin

hiçbir dayanağının bulunmadığını, eylemlerinin bazıları suç unsuru taşısa bile,

bunların ancak suç ve suçluyu övme niteliğinde değerlendirilebileceğini ve

tutuklama nedeni sayılamayacağını belirtmiştir.

32. Anayasa’nın 19. maddesinin

yedinci fıkrası şöyledir:

“Tutuklanan kişilerin, makul süre içinde yargılanmayı ve

soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı isteme hakları vardır.

Serbest bırakılma ilgilinin yargılama süresince duruşmada hazır bulunmasını

veya hükmün yerine getirilmesini sağlamak için bir güvenceye bağlanabilir.”

33. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik şartları

ve incelenmesi” kenar başlıklı 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan

yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

34. Anayasa’nın 19. maddesinin

yedinci fıkrasında bir ceza soruşturması kapsamında tutuklanan kişilerin,

yargılamanın makul sürede bitirilmesini ve soruşturma veya kovuşturma sırasında

serbest bırakılmayı isteme hakları güvence altına alınmıştır.

35. Tutukluluk süresinin makul

olup olmadığı her davanın kendi özelliklerine göre değerlendirilmelidir.

Anayasa’nın 38. maddesinde “Suçluluğu hükmen

sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz” şeklinde ifadesini

bulan masumiyet karinesi, yargılama süresince kişinin hürriyetinin esas,

tutukluluğun ise istisna olmasını gerektirmektedir. Masumiyet karinesine rağmen

tutukluluğun devamı, ancak kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına nazaran daha

ağır bir kamu yararının mevcut olması durumunda haklı görülebilir. Bu nedenle

bir davada tutukluluğun makul süreyi aşmamasını gözetmek, öncelikle derece

mahkemelerinin görevidir. Bu amaçla, belirtilen kamu yararı gereğini etkileyen

tüm olayların derece mahkemeleri tarafından değerlendirilmesi ile serbest

bırakılma taleplerine ilişkin kararlarda bu olgu ve olayların ortaya konulması

gerekir (B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 61- 62).

36. Tutuklama tedbirine,

kişilerin suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunmasının yanı sıra bu

kişilerin kaçmalarını, delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesini önlemek

maksadıyla başvurulabilir. Başlangıçtaki bu tutuklama nedenleri belli bir

süreye kadar tutukluluğun devamı için yeterli görülebilirse de bu süre

geçtikten sonra, uzatmaya ilişkin kararlarda tutuklama nedenlerinin hâlâ devam

ettiğinin gerekçeleriyle birlikte gösterilmesi gerekir. Bu gerekçeler “ilgili” ve “yeterli” görüldüğü takdirde, yargılama sürecinin özenli

yürütülüp yürütülmediği de incelenmelidir. Davanın karmaşıklığı, organize

suçlara dair olup olmadığı veya sanık sayısı gibi faktörler sürecin işleyişinde

gösterilen özenin değerlendirilmesinde dikkate alınır (B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 63).

37. Diğer taraftan özgürlük

hakkı, adli makamlarla güvenlik görevlilerinin özellikle organize suçlarla

etkili bir şekilde mücadelesini aşırı derecede güçleştirmeye neden olabilecek

biçimde yorumlanmamalıdır. Nitekim AİHM, Sözleşme’nin 5. maddesinin (1)

numaralı fıkrasının (c) bendinin, Sözleşme’ye Taraf

Devletlerin güvenlik görevlilerinin bilhassa organize olanlar olmak üzere

suçlulukla etkili olarak mücadelesini aşırı derecede güçleştirmeye sebep

olabilecek biçimde uygulanmaması gerektiğini vurgulamaktadır (B. No: 2013/2814,

18/6/2014, § 69).

38. Bir kişinin gerekçeden

tamamen yoksun bir yargı kararıyla tutuklanması ve tutukluluğun uzatılması kabul

edilemez . Bununla beraber tutukluluğu meşru kılan

gerekçeler gösterilerek bir zanlı ya da sanığın tutuklanmasının keyfi olduğunu

söylemek mümkün değildir. Ancak aşırı derecede kısa gerekçelerle ve hiçbir

yasal hüküm gösterilmeden tutuklama kararı vermek ya da tutukluluğu devam

ettirmek bu çerçevede değerlendirilmemelidir (B. No: 2013/2814, 18/6/2014, § 70).

39. İtiraz veya temyiz

merciinin, incelemeye konu mahkeme kararına ve bu karardaki gerekçelere

katıldığı durumlarda, buna ilişkin kararını ayrıntılı olarak

gerekçelendirmemesi, kural olarak, gerekçeli karar hakkına aykırılık teşkil

etmez (B. No: 2013/2814, 18/6/2014, § 71).

40. Ayrıca hukuka uygun olarak

tutuklanan bir kişinin, suç işlediği yönünde kuvvetli belirti ve tutuklama

nedeninin varlığı devam ettiği sürece ilke olarak belli bir süreye kadar

tutukluluk halinin makul kabul edilmesi gerekir (B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 65).

41. Makul sürenin

hesaplanmasında sürenin başlangıcı, başvurucunun daha önce yakalanıp gözaltına

alındığı durumlarda bu tarih, doğrudan tutuklandığı durumlarda ise tutuklama

tarihidir. Sürenin sonu ise kural olarak kişinin serbest bırakıldığı tarihtir

(B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 66).

42. Somut olayda başvurucu 2/12/2011 tarihinde gözaltına alınmış, 5/12/2011 tarihinde

adli kontrol kararı ile serbest bırakılmış ve serbest bırakma kararına yapılan

itiraz üzerine 9/12/2011 tarihinde tutuklanmıştır. İzmir 10. Ağır Ceza

Mahkemesinin 3/7/2013 tarihli kararı ile tahliye

edilmiştir. Bu durumda makul süre açısından dikkate alınması gereken tutulma

süresi 1 yıl 6 ay 27 gündür.

43. Başvurucu, dava dosyası

kapsamında, toplam 4 kişi ile birlikte yargılanmış ve yargılanma sonucu silahlı

örgüt üyesi olma ve görevi yaptırmamak için direnmek suçlarından toplam 8 yıl

15 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, silahlı terör örgütü propagandası yapmak suçundan açılan davanın

ise 6352 sayılı Kanun’un geçici 1. maddesi gereğince ertelenmesine karar

verilmiştir.

44. Başvurucunun tutuklu olduğu

yargılamanın ilk duruşmasının 11/7/2012 tarihinde

olmak üzere, tanıkların beyanlarının tespiti ve bilirkişi incelemeleri

yapılması amacıyla birkaç aylık aralıklarla duruşmaların yapıldığı ve 3/7/2013

tarihli 6. duruşmada tutuklu kaldığı süre dikkate alınarak serbest

bırakılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.

45. Başvurucunun tutukluluk

halinin devam ettiği süreçte, tutukluluk nedeniyle yargılamanın yürütülmesinde

gösterilmesi gereken özel hassasiyetin yargılama makamınca gösterilmediği

sonucuna varılması için bir neden bulunmamaktadır.

46. Başvurucu hakkında isnat

olunan suçların ağırlığı, dosya kapsamında yargılanan sanık sayısı, derece

mahkemelerince verilen tutukluluğun devamı ve itiraz üzerine verilen kararların

gerekçeleri birlikte değerlendirildiğinde, başvurucunun 1 yıl 6 ay 27 günlük

tutukluluk süresi Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci fıkrası yönünden makuldür.

Derece mahkemelerince verilen tutukluluğa itiraz

ve itirazın reddine dair kararların gerekçeleri, toplam tutukluluk

süresi de göz önünde bulundurulduğunda, tutukluluğun devamının hukuka

uygunluğunu ve tutulmanın meşruluğunu haklı gösterecek özen ve içeriktedir.

Somut olaydaki tutukluluk halinin

devamına ilişkin bu gerekçeler ilgili ve yeterlidir.

47. Açıklanan nedenlerle,

başvurunun tutukluluk süresinin matbu gerekçelerle uzatıldığı iddiası ile

ilgili olarak “açıkça dayanaktan yoksun

olması” sebebiyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Anayasa’nın

19. Maddesinin Sekizinci Fıkrasının İhlal Edildiği İddiası

48. Başvurucu, görevli ve

yetkili mahkeme önüne çıkarılmadan altı ayı aşan süreyle özgürlüğünden yoksun

bırakıldığını iddia etmiştir.

49. Başvurucunun bu şikâyetinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması ve başkaca bir

kabul edilemezlik nedeni de bulunmadığından kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi gerekir. Üye M. Emin KUZ bu görüşe katılmamıştır.

2. Esas

Yönünden

50. Anayasa’nın 19. maddesinin

sekizinci fıkrası şöyledir:

“Her ne sebeple olursa olsun, hürriyeti kısıtlanan kişi,

kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bu kısıtlamanın kanuna

aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamak amacıyla yetkili bir

yargı merciine başvurma hakkına sahiptir.”

51. Anayasa’nın bu hükmü

uyarınca hürriyeti kısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar

verilmesini ve bu kısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest

bırakılmasını sağlamak amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına

sahiptir.

52. Anayasada yer alan bu usulde adil yargılanma hakkının bütün

güvencelerini sağlamak mümkün değil ise de, tutmanın koşullarına uygun somut

güvencelerin yargısal nitelikli

bir kararla sağlanması gerekir. Her incelemede veya incelemenin her aşamasında

duruşma yapılması yargı sistemini işlemez hale getirebilir. Bununla birlikte

özgürlüğünden yoksun bırakılan kişinin tutulma halinin devam edip etmeyeceğine

ilişkin incelemenin, çelişmeli yargılama ilkesine uygun olarak ve kişinin

dinlenilmesi suretiyle makul aralıklarla yapılması gerekir. (B.No: 2012/849, 4/12/2013, § 123-124)

53. Somut olayda başvurucunun 9/12/2011 tarihinde tutuklanması sonrasında açılan kamu

davası kapsamında ilk duruşma 11/7/2012 tarihinde yapılmıştır. Bu tarihler

arasında başvurucunun tutukluluk durumu duruşma yapılmaksızın dosya üzerinden

incelenmiştir. Başvurucunun isnat edilen

suç kapsamında tutukluluk durumunun duruşmasız olarak incelenmesi ve yedi ay

boyunca bu şekilde devam eden bir usule göre özgürlüğünden yoksun bırakılması

yeterli güvencelerin sağlanmaması sonucunu doğurmuştur.

54. Açıklanan nedenlerle

Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı

Kanun’un 50. Maddesinin Uygulanması

55. 6216 sayılı Kanun’un 50.

maddesinin (1) numaralı fıkrasında, esas inceleme sonunda ihlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedileceği belirtilmiş olup, yerindelik denetimi yapılamayacağı,

idari eylem ve işlem niteliğinde karar verilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.

56. Başvuruda Anayasa'nın 19.

maddesinin sekizinci fıkrasının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır. Başvuru

kapsamında 25.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Kişi hürriyeti

ve güvenliğine yönelik müdahale nedeniyle oluşan manevi zararın varlığı ile

somut olayın özellikleri dikkate alınarak başvurucuya takdiren

net 3.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

57. Başvurucu tarafından yapılan

172,50 TL başvuru harcı ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

1.672,50 TL yargılama giderinin ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1. “Gerekçesiz

kararlarla tutukluluğun devamına karar verildiği” şikâyetinin açıkça dayanaktan yoksunluk nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA, OYBİRLİĞİYLE,

2. “Makul sürede

yetkili ve görevli mahkemeye çıkarılmama” şikâyetinin KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA, üye M. Emin KUZ’un

karşı oyu ve OYÇOKLUĞUYLA,

B. Soruşturma aşamasında tutukluluk durumunun duruşmasız olarak

incelenmesi nedeniyle Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasının İHLAL EDİLDİĞİNE, OYBİRLİĞİYLE,

C. Başvurucuya takdiren net 3.000,00 TL

manevi tazminat ÖDENMESİNE, OYBİRLİĞİYLE,

D. Ödemenin kararın tebliğinden sonra Maliye Bakanlığına yapılacak

başvurudan itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması halinde

bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal faiz

uygulanmasına, OYBİRLİĞİYLE,

E. Başvurucu tarafından yapılan 172,50 TL başvuru harcı ve 1.500,00

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.672,50 TL yargılama giderinin ÖDENMESİNE, OYBİRLİĞİYLE,

10/12/2014 tarihinde karar verildi.

KARŞIOY GEREKÇESİ

Başvurucunun,

makul sürede mahkemeye çıkarılmadığı ve yargılama sürecinde gerekçesiz olarak

tutukluluğunun devamına karar verildiği için kişi hürriyeti ve güvenliği

hakkının ihlal edildiğine ilişkin başvurusunun “makul sürede yetkili ve görevli

mahkemeye çıkarılmama” şikâyeti yönünden kabul edilebilir olduğuna karar

verilmiştir.

Kararda,

başvurucunun mahkemeye çıkarılmadan altı ayı aşan süreyle özgürlüğünden yoksun

bırakılma durumunun, tutuklandığı 9/12/2011 tarihi ile

ilk duruşmasının yapıldığı 11/7/2012 tarihi arasında gerçekleştiği ve

tutukluluğun 11/7/2012 tarihinden sonra da devam ettiği gerekçesiyle başvurunun

kabul edilebilir olduğuna hükmedilmiştir.

Bilindiği

gibi, 6216 sayılı Kanunun geçici 1. maddesinin sekizinci fıkrasına göre Anayasa

Mahkemesinin zaman bakımından yetkisinin başlangıcı 23/9/2012

tarihidir. İhlal iddiasına dayanak teşkil eden nihaî işlem ve kararların bu

tarihten önce kesinleşmemiş olması gerekmekte; aksi takdirde bu başvuruların

zaman bakımından kabul edilemez olduğuna karar verilmektedir.

Başvurucunun

makul sürede mahkeme önüne çıkarılmadığı konusundaki şikâyeti 9/12/2011-11/7/2012 tarihleri arasına ilişkindir.

Dolayısıyla söz konusu şikâyete konu süreç 11/7/2012

tarihi itibariyle sona ermiştir.

Tutukluğun

11/7/2012 tarihinden sonra da devam ettiği ve 3/7/2013

tarihinde sona erdiği gerekçesiyle başvuruyu kabul edilebilir bulan çoğunluğun

görüşünün tutukluluğun makul süreyi aşması ile ilgili şikâyetlerde, uzun

tutukluluk şikâyetinin niteliği gereği kabul edilmesi doğru ise de, Anayasa

Mahkemesinin zaman bakımından yetkisinin başlamasından önce sona eren süreçlere

ilişkin şikâyetlerde bu kabul isabetli görünmemektedir.

Nitekim, AİHM de, gözaltına

alındıktan sonra süresi içinde mahkeme önüne çıkarılmadıklarını ve tutukluluğun

uzatılmasına itiraz etmek için gerekli olan evraka soruşturma safhasında

gizlilik kararı alındığı için ulaşamadıklarını ileri süren başvurucuların,

mahkeme önüne çıkarılmalarından ve ilgili evrak üzerindeki gizlilik kararının

kaldırılmasından yaklaşık dört yıl geçtikten sonra bu şikâyetleri yapmalarını,

hâlen tutuklu olarak yargılanmalarına rağmen, Sözleşmenin 35. maddesinin

birinci paragrafındaki altı aylık sürenin aşılması sebebiyle, aynı maddenin

dördüncü paragrafına göre kabul edilemez bularak reddetmiştir (Eroğlu

vd./Türkiye, B. No:65194/10, 27/3/2012, par. 2 ve 3).

AİHM,

başka bir kararında da, gerek hâkim önüne çıkarılmama gerekse ilgililerin

tutuklanmaları ile tutukluluk hallerinin devamına dayanak oluşturan delillere

erişim sorununun belirli bir süreçle ve bu süreç boyunca verilen kararlarla

ilgili olduğunu ve bu sorunlara ilişkin değerlendirmenin davanın esasından

tamamen ayrı tutulduğunu belirtmiştir (Karaosmanoğlu ve Özden/Türkiye,

B.No:4807/08, 17/06/2014, par.47).

Bu

itibarla, başvurucunun mezkûr şikayetine konu sürecin Anayasa Mahkemesinin

zaman bakımından yetkisinin başladığı 23/9/2012

tarihinden önce gerçekleştiği ve sona erdiği anlaşıldığından, başvurunun bu

kısmının “zaman bakımından yetkisizlik” sebebiyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerektiği düşüncesiyle çoğunluğun kabul edilebilirlik kararına

katılmıyorum.

Başkan

:

Alparslan ALTAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör : Şükrü DURMUŞ Başvurucu : Ferit ÇELİK Vekili : Av. Hadi CİN Üye M. Emin KUZ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2012/1220, 10 Aralık 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. B. Soruşturma aşamasında tutukluluk durumunun duruşmasız olarak
  16. C. Başvurucuya takdiren net 3.000,00 TL
  17. D. Ödemenin kararın tebliğinden sonra Maliye Bakanlığına yapılacak
  18. Karşıoy Gerekçesi
  19. M. Emin KUZ
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2012/1220
Tarih
10 Aralık 2014

İlgili Kararlar

  • Bayram Demirbilek Başvurusu (B. No: 2014/1125)
  • Tanju Taş Başvurusu (B. No: 2014/9052)
  • AYM Bireysel Başvuru B. No: 2012/928
  • Seyfi Yayla ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/829)
  • Ali Kederli Başvurusu (B. No: 2014/16355)
  • Murat Ergün Başvurusu (B. No: 2014/3798)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.