İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Fesih Kaya Başvurusu (B. No: 2014/1051)

1. Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aşması ve tutukluluğa

Başvuru No2014/1051Tarih22 Haziran 2017Okuma16 dk · 3.136 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Fesih Kaya Başvurusu

Karar tarihi
22 Haziran 2017
Başvuru Numarası
2014/1051
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.136 kelime·16 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aşması ve tutukluluğa

ilişkin itirazların duruşmasız olarak incelenmesi nedenleriyle kişi hürriyeti

ve güvenliği hakkının; hâkimler arasında karar için müzakere yapılırken

Cumhuriyet savcısının da hâkimlerin yanında bulunması, yargılamayı yürüten mahkemenin

siyasi amaçlar doğrultusunda kurulup tarafsız ve bağımsız olmaması,

yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması nedenleriyle adil yargılanma

hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 24/1/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve

bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağını

bildirmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, Siirt Cumhuriyet Başsavcılığının 2010/323 sayılı

dosyası ile yürütülen soruşturma kapsamında 27/1/2010 tarihinde gözaltına

alınmış; Siirt Sulh Seza Mahkemesinin 30/1/2010 tarihli kararı ile örgüte

bilerek, isteyerek yardım etme suçundan tutuklanmıştır.

9. Başvurucu hakkındaki soruşturma dosyası 18/2/2010 tarihinde

2010/507 sayılı soruşturma dosyası ile birleştirilmiş, bu dosya da 4/3/2010

tarihinde 2009/4388 sayılı soruşturma dosya ile birleştirilmiştir.

10. Siirt Cumhuriyet Başsavcılığının 27/5/2010 tarihli fezlekesi

ile başvurucu hakkındaki soruşturma dosyası, soruşturma konusu eylemin terör

suçu olması nedeniyle Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına (CMK mülga 250.

madde ile görevli)gönderilmiştir.

11. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının 23/12/2010 tarihli

iddianamesi ile başvurucunun PKK terör örgütü üyesi olma, PKK terör örgütünün

propagandasını yapma, genel güvenliği kasten tehlikeye sokma ve patlayıcı

maddeleri izinsiz bulundurma suçlarını işlediğinden bahisle cezalandırılması

istemiyle aynı yer Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır. İddianamede

başvurucu ile birlikte toplam 62 sanığın cezalandırılması talep edilmiştir.

12. Dava, Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK mülga 250.

madde ile görevli) E.2011/10 sayılı dosyası üzerinden görülmüş olup başvurucu

yönünden tutuklu olarak sürdürülmüştür.

13. Mahkeme 10/1/2011 tarihinde yaptığı tensip incelemesinde "sanıkların bir kısmı hakkında terör örgütü

propagandası yapmak suçundan da dava açıldığından dosyanın resen seçilecek bir

bilirkişiye tevdii ile sanıkların organize ettikleri ya da bizaat

katıldıkları iddia edilen gösteriler ve eylemleri ile ilgili olarak rapor

düzenlenmesinin istenmesine" karar vermiştir. Mahkemenin 15/3/2011,

26/5/2011, 18/8/2011, 3/11/2011 ve 12/1/2012tarihli celselerde bilirkişinin

raporunu ibraz etmesini beklediği; bilirkişinin 2/5/2012 tarihinde Mahkemeye

sunduğu iki sayfalık ön raporunda "bir

kısım sanıkların herhangi bir olaya katıldıklarına ilişkin video görüntü

kaydının bulunmadığı, olaylara katılan bir kısım sanıkların ise olayda çekilen

video görüntü veya fotoğraf makinesinden elde edilen görüntü resimlerinin dosya

içinde olduğu, bu görüntülere ilişkin herhangi bir CD&DVD dosya içinde

bulunmadığından incelemenin yapılamadığını" belirttiği;

Mahkemenin 3/5/2012 tarihli celsede "bilirkişi

raporunda belirtilen eksikliklerin ivedi şekilde ikmali için ... müzekkere

yazılmasına, müzekkerelere olumlu cevap geldiğinde duruşma günü

beklenilmeksizin dosyanın bilirkişiye tevdiine ve rapor tanziminin

istenilmesine" karar verdiği ve dosyayı rapor tanzim edilmek

üzere 13/6/2012 tarihinde yeniden bilirkişiye tevdi ettiği anlaşılmıştır.

Mahkeme 28/6/2012, 13/9/2012, 8/11/2012, 29/1/2013, 2/4/2013, 27/6/2013,

12/9/2013, 3/12/2013 ve 20/2/2014 tarihli celselerde bilirkişinin raporunu

ibraz etmesini beklemiş; bu celselerde ayrıca haklarında yakalama emri bulunan

bir kısım sanığın yakalama emirlerinin infazının beklenmesi ve birleştirmeye

ilişkin bazı usul işlemlerinin yerine getirilmesi hususunda ara kararlar tesis

etmiştir.

14. Öte yandan yargılama aşamasında Diyarbakır 4. Ağır Ceza

Mahkemesindeki bir kısım dosyanın yanı sıra diğer mahkemelerdeki bazı dosyalar

da başvurucununyargılandığı E.2011/10 sayılı dava

dosyası ile birleştirilmiştir.

15. Mahkemece 3/12/2013 tarihli celsede başvurucunun tutukluluk

hâlinin devamına karar verilmiştir.

16. Başvurucu 6/12/2013 tarihinde karara itiraz etmiş;

Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi, dosya üzerinden yaptığı inceleme sonucunda

9/12/2013 tarihli kararı ile itirazın kesin olarak reddine karar vermiştir.

17. Anılan karar, başvurucuya 2/1/2014 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

18. Başvurucu 24/1/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

19. 21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanun'un 1. maddesiyle

4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun mülga 250. maddeyle

görevlendirilen ağır ceza mahkemelerinin kaldırılması üzerine Diyarbakır 4.

Ağır Ceza Mahkemesinin 7/3/2014 tarihli sayılı kararı ile dosyanın Siirt Ağır

Ceza Mahkemesine devredilmesine karar verilmiştir.

20. Siirt Ağır Ceza Mahkemesinin E.2014/126 sayılı dosyası

üzerinden devam olunan yargılamada 5/5/2014 tarihli celsede başvurucunun

tahliyesine karar verilmiştir.

21. Diğer taraftan anılan Mahkeme 2/4/2014 tarihinde yaptığı

tensip incelemesinde bilirkişinin "CD

ve DVD'ler üzerinde inceleme yaptığı ve incelemenin son aşamasında Hardiks'in yandığı ve bu nedenle raporunu

düzenleyemediği" yönünde beyanda bulunduğunu belirtilerek "bilirkişinin raporunu kısa süre içerisinde

mahkememize sunması için yazı yazılmasına" şeklinde karar

vermiştir. Mahkeme, bilirkişi incelemesine esas olacak bir kısım görüntünün

temini için 7/5/2014 tarihinde Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına yazı

yazmış; 11/6/2014, 16/7/2014, 10/9/2014 ve 3/12/2014 tarihli celselerde bu yazı

cevabının beklenmesine karar verilmiştir. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı

24/12/2014 tarihinde istem konusu kayıtların Emanet Memurluğunda bulunmadığını

bildirmiştir. Bunun üzerine Mahkemenin bilirkişi incelemesine ilişkin yeni bir

karar almadığı görülmüştür.

22. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla İlk

Derece Mahkemesinde derdesttir.

IV. İLGİLİ HUKUK

23. 5271 sayılı Kanun'un "Tutuklama

kararı" kenar başlıklı 101. maddesinin (2) ve (5) numaralı

fıkraları şöyledir:

"(2) Tutuklamaya, tutuklamanın devamına

veya bu husustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda;

a) Kuvvetli suç şüphesini,

b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,

c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,

gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir.

Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği

yazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir.

...

(5) Bu madde ile 100 üncü

madde gereğince verilen kararlara itiraz edilebilir."

24. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat

istemi" kenar başlıklı 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının

ilgili bölümü şöyledir:

"Suç soruşturması veya kovuşturması

sırasında;

...

d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde

makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında

hüküm verilmeyen,

...

Kişiler, maddî ve manevî her türlü

zararlarını, Devletten isteyebilirler."

25. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat

isteminin koşulları" kenar başlıklı 142. maddesinin (1)

numaralı fıkrası şöyledir:

"(1) Karar veya hükümlerin

kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her

hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde

tazminat isteminde bulunulabilir."

26. 5271 sayılı Kanun'un "Müzakereye

katılacak hâkimler" kenar başlıklı 227. maddesi şöyledir:

"(1) Müzakerede ancak karara ve hükme

katılacak hâkimler bulunur.

(2) Mahkeme başkanı, mahkemesinde staj

yapmakta olan hâkim ve avukat adaylarının müzakere sırasında hazır

bulunmalarına izin verebilir."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

27. Mahkemenin 22/6/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Kişi Hürriyeti ve Güvenliği

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar

1. Tutukluluğun Makul

Süreyi Aştığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

28. Başvurucu; suçun işlendiğine dair makul şüphe bulunmamasına

rağmen dört yılı aşkın bir süredir tutukluluğunun devam ettirildiğini,

Mahkemece tutukluluğun devamına karar verilirken yalnızca suçun niteliğine ve

katalog suçlardan olmasına dayanıldığını, tutukluluğa ilişkin kararların soyut

ve gerekçesiz olduğunu, tutukluluğun makul süreyi aştığını belirterek Anayasa'nın

19. maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmüş ve tahliyesiyle birlikte tazminat

talebinde bulunmuştur.

b. Değerlendirme

29. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesi

şöyledir:

"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun

yollarının tüketilmiş olması şarttır."

30. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı" kenar başlıklı 45.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,

eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının

tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."

31. Yukarıda belirilen Anayasa ve

Kanun hükümleri gereğince Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen

hak ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek

ikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği

gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan

kanun yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe

Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No:

2012/403, 26/3/2013, § 17).

32. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğun kanunda öngörülen azami

süreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurular bakımından

bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla başvurucu tahliye edilmiş ise

asıl dava sonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf yaparak-

5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânının

tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Erkam Abdurrahman Ak, B. No: 2014/8515,

28/9/2016, §§ 48-62; İrfan Gerçek,

B. No: 2014/6500, 29/9/2016,§§ 33-45).

33. Somut olayda bireysel başvuruda bulunduktan sonra 5/5/2014

tarihinde tahliyesine karar verilen başvurucunun tutukluluğun makul süreyi

aştığına ilişkin iddiası, 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi kapsamında açılacak

davada da incelenebilir. Bu madde kapsamında açılacak dava sonucuna göre

başvurucunun tutukluluğunun makul süreyi aştığının tespiti hâlinde görevli

mahkemece başvurucu lehine tazminata da hükmedilebilecektir. Buna göre 5271

sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilen dava yolu, başvurucunun durumuna

uygun telafi kabiliyetini haiz etkili bir hukuk yoludur ve bu olağan başvuru yolu

tüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesi bireysel başvurunun

"ikincillik niteliği" ile bağdaşmamaktadır.

34. Açıklanan nedenlerle başvurucunun tutukluluğun makul süreyi

aştığı iddiasına ilişkin olarak yargısal başvuru yolları tüketilmeden bireysel

başvuru yapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olması

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Tutukluluğa İtiraz

İncelemelerinin Duruşmasız Yapıldığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

35. Başvurucu, tutukluluğa yönelik itirazlarının dosya üzerinden

yapılan inceleme sonunda reddedildiğini belirterek Anayasa'nın 36. maddesininihlal edildiğini ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

36. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası şöyledir:

"Her ne sebeple olursa olsun, hürriyeti

kısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bu

kısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamak

amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir."

37. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Bu itibarla başvurucunun bu bölümdeki

iddiasının Anayasa'nın 19. maddesinde güvence altına alınan kişi özgürlüğü ve

güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.

38. Hürriyeti kısıtlanan bir kimse, Anayasa'nın 19. maddesinin

sekizinci fıkrası uyarınca kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bu

kısıtlamanın kanuna aykırılığı hâlinde hemen serbest bırakılmasını sağlamak

amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir (Mehmet Haberal, B. No: 2012/849, 4/12/2013,

§ 122).

39. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasında, serbest

bırakılmayı sağlamak amacıyla başvurulacak yerin bir yargı mercii olması

öngörülmüş olduğundan işin doğası gereği burada yapılacak incelemenin yargısal

bir niteliği bulunmaktadır. Yargısal nitelikteki bu inceleme sırasında adil

yargılanma hakkının bütün güvencelerinin sağlanması her zaman mümkün değilse de

başvuruya konu tumanın niteliğine ve koşullarına uygun olan somut güvencelerin

sağlanması gerekir (Mehmet Haberal, §

123). Bu bağlamda tutukluluk hâlinin devamının veya serbest bırakılma

taleplerinin incelenmesinde "silahların eşitliği" ve "çelişmeli

yargılama" ilkelerine riayet edilmelidir (Hikmet

Yayğın, B. No: 2013/1279, 30/12/2014, §

30).

40. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasından kaynaklanan

temel güvencelerden biri de tutukluluğa karşı itirazın hâkim önünde yapılan

duruşmalarda etkin olarak incelenmesi hakkıdır. Zira hürriyetinden yoksun

bırakılan kimsenin bu duruma ilişkin şikâyetlerini, tutuklanmasına dayanak olan

delillerin içeriğine veya nitelendirilmesine yönelik iddialarını, lehine ve

aleyhine olan görüş ve değerlendirmelere karşı beyanlarınıhâkim/mahkeme

önünde sözlü olarak dile getirebilme imkânına sahip olması tutukluluğa

itirazını çok daha etkili bir şekilde yapmasını sağlayacaktır. Bu nedenle kişi,

bu haktan düzenli bir şekilde yararlanarak makul aralıklarla dinlenilmeyi talep

edebilmelidir (Firas Aslan ve Hebat Aslan, B.

No: 2012/1158, 21/11/2013, § 66; Süleyman Bağrıyanık ve

diğerleri, B. No: 2015/9756, 16/11/2016, § 267).

41. Hürriyeti kısıtlanan kişinin salıverilme talebine ilişkin

karar veren ilk derece mahkemesi huzurunda hazır bulunması ancak itiraz

incelemesinin yapıldığı mahkemenin önüne çıkmaması ve burada duruşma

yapılmaması -silahların eşitliği ilkesi gözetildiği müddetçe- Anayasa'nın 19.

maddesinin sekizinci fıkrası ile sağlanan teminatları ihlal etmez (Firas Aslan ve Hebat Aslan, §

67).

42. İtiraz incelemelerinde, başvurucunun ve Cumhuriyet

savcısının tutukluluk hâlinin hukuka aykırı olup olmadığına ilişkin sözlü

açıklama yapmak üzere Mahkemeye çağrılmadığı ve dinlenmediği durumlarda

silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiğinden bahsedilemez (Firas Aslan ve Hebat Aslan,

§ 71).

43. Tutukluluk hâline karşı yapılan her itirazda veya her

tahliye talebinin değerlendirilmesinde duruşma yapılması ceza yargılaması

sistemini işlemez hâle getirebilecektir. Bu nedenle Anayasa'da öngörülen

inceleme usulüne ilişkin güvenceler -duruşma yapmayı gerektirecek özel bir

durum olmadığı sürece- tutukluluğa karşı yapılacak itirazlar için her durumda

duruşma yapılmasını gerektirmez (Firas Aslan ve Hebat Aslan, § 73).

44. Somut olayda başvurucu; başvuru formu ve eklerinde,

tutukluluğun devamı kararlarından hangisine veya hangilerine karşı yaptığı itiraz(lar)ın

incelenmesi sırasında itiraz merciinin duruşma yapmadığını bildirmemiştir. Bu

nedenle başvurucunun anılan şikâyetine ilişkin olarak, bireysel başvuruya konu

ettiği Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesince 3/12/2013 tarihli celsede verilen

tutukluluğun devamı kararına yönelik itirazın incelenmesi ile sınırlı bir

değerlendirme yapılmıştır. Kaldı ki UYAP üzerinden yapılan incelemede

başvurucunun yargılandığı davada daha önceden verilen tutukluluğun devamı

kararlarına yönelik itiraz yoluna başvurduğuna ilişkin bir kayda da

rastlanmamıştır.

45. Başvurucu, Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesince 3/12/2013

tarihli celsede verilen tutukluluğun devamı kararına 6/12/2013 tarihinde itiraz

etmiş; itirazı inceleyen Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi, incelemesini dosya

üzerinden yaparak verdiği 9/12/2013 tarihli kararı ile itirazı reddetmiştir.

46. Buna göre Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından

başvurucunun ve müdafiinin dinlenildiği, tahliyeye

ilişkin beyan ve taleplerinin alındığı, başvurucunun yüzüne karşı tutukluluğun

devamına karar verildiğinin açıklandığı tarih (3/12/2013) ile Diyarbakır 5.

Ağır Ceza Mahkemesince başvurucunun tutukluluğa yönelik itirazının duruşmasız

olarak incelendiği tarih (9/12/2013) arasında yalnızca 6 gün bulunmaktadır.

47. 5271 sayılı Kanun'un 101. maddesinin (5) numaralı fıkrasına

göre resen ya da talep üzerine tutukluluk hakkında verilmiş tüm kararlar bir

başka mahkeme önünde itiraza konu edilebilmektedir. Böyle bir sistemde

başvuruya konu dava bakımından tüm itirazların duruşmalı incelenmesi tutukluluk

bakımından yargılamanın itiraz merciinde tekrar edilmesi anlamına gelecektir.

Dolayısıyla başvurucunun ve müdafiinin dinlenildiği,

tutukluluğun devamına karar verildiği tarihten 6 gün sonra yapılan itiraz

incelemesinin duruşmasız olmasının çelişmeli yargılama ilkesini ihlal ettiği

söylenemez.

48. Açıklanan nedenlerle başvurucunun tutukluluğa itiraz

incelemesinin duruşmasız olarak yapıldığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin

olmadığı açık olduğundan başvurunun bu kısmının

açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna

karar verilmesi gerekir.

B. Adil Yargılanma

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar

1. Karar Müzakeresi

Sırasında Cumhuriyet Savcısının Hazır Bulunduğu ve Yargılamayı Yürüten

Mahkemenin Tarafsız ve Bağımsız Olmadığına İlişkin İddialar

a. Başvurucunun İddiaları

49. Başvurucu,son

duruşmada kararın müzakeresi ve oylanması için verilen arada müdafinin dışarı

çıkarılmasına rağmen Cumhuriyet savcısının yerinde kalmaya devam ettiğini,

hakkındaki yargılamayı yürüten özel yetkili (CMK mülga 250. madde ile görevli)

mahkemenin siyasi amaçlı olarak terörle mücadele etmek amacıyla kurulduğunu,

tarafsız ve bağımsız olmadığını belirterek Anayasa'nın 36. maddesininihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

50. Bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek

için öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gerekir (bkz. § 31).

51. Somut olayda başvurucu hakkındaki dava,

hem bireysel başvurunun yapıldığı hem de Anayasa Mahkemesince bireysel

başvurunun karara bağlandığı tarihler itibarıyla İlk Derece Mahkemesinde

derdesttir. Başvurucunun başvuru formunda dile getirdiği Cumhuriyet savcısının

kararın müzakeresinde hazır bulunduğuna, Mahkemenin tarafsız ve bağımsız

olmadığına ilişkin şikâyetlerini derece mahkemelerinde devam eden yargılamada

ve sonrasında istinaf/temyiz aşamasında ileri sürebilme ve ileri sürmüş ise bu

şikâyetlerin bu aşamalarda incelenme imkânı bulunmaktadır. Bu çerçevede derece

mahkemelerinin yargılama ve istinaf/temyiz süreçleri beklenmeden yargılama

sürecindeki adil yargılanma hakkı ihlali şikâyetlerinin başvurucu tarafından

bireysel başvuruya konu edildiği görülmüştür.

52. Açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemeleri ve

istinaf/temyiz mercileri önünde usulüne uygun olarak devam eden başvuru yolları

tüketilmeden temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddiasının bireysel

başvuru konusu yapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olması

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Yargılamanın Makul

Sürede Sonuçlandırılmadığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

53. Başvurucu, yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmadığını

ve keyfî olarak uzatıldığını belirterek Anayasa'nın 36. maddesininihlal

edildiğini ileri sürmüş; tazminat talebinde bulunmuştur.

b. Değerlendirme

i. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

54. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir nedeni de bulunmadığı anlaşılan

başvurunun bu kısmının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

ii. Esas Yönünden

55. Ceza yargılamasının süresi tespit edilirken sürenin

başlangıç tarihi olarak bir kişiye suç işlediği iddiasının yetkili makamlar

tarafından bildirildiği veya isnattan ilk olarak etkilendiği arama ve gözaltı

gibi birtakım tedbirlerin uygulandığı tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak

suç isnadına ilişkin nihai kararın verildiği, yargılaması devam eden davalar

yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (B.E., B. No: 2012/625, 9/1/2014, § 34).

56. Ceza yargılamasının süresinin makul olup olmadığı

değerlendirilirken yargılamanın karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların

ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın

süratle sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate

alınır (B.E., § 29).

57. Somut olayda davada yer alan kişi sayısı, davanın örgütlü

suçlara ilişkin olması, birçok olayın dava konusu edilmesi, davada birleştirme

kararı verilmesi olguları (bkz. §§ 11, 14) başvuruya konu yargılamanın kısmen

karmaşık nitelikte olduğunu ortaya koymaktadır. Bununla birlikte başvurucu

hakkındaki yargılama sürecinin önemli bir bölümünün başvurucu tarafından

tutuklu olarak sürdürüldüğü, sanıkların organize ettikleri ya da katıldıkları eylemelere

ilişkin görüntü kayıtlarının çözümüne ilişkin bilirkişi incelemesi yapılmasına

yönelik ara kararının yerine getirilmesi bakımından 3 yılı aşkın bir süre

bilirkişinin raporunu ibraz etmesinin beklendiği, daha sonra rapora esas

görüntü kayıtlarının mevcut olup olmadığına ilişkin belirlemenin de ancak 7

ayda yapılabildiği dikkate alındığında (bkz. §§ 13, 21) ve davaya bütün olarak

bakıldığında yaklaşık 7 yıl 5 aydır devam eden yargılamanın süresinde makul

olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.

58. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa'nın 36. maddesinde

güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

59. 6216 sayılı Kanun'un "Kararlar"

kenar başlıklı 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir."

60. Başvurucu 20.000 TL maddi ve 20.000 TL manevi tazminat talep

etmiştir.

61. Başvuruda Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan

makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

62. Makul sürede yargılanma hakkının ihlali nedeniyle yalnızca

ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya

net 3.600 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

63. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi için

başvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlal

arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucunun bu konuda herhangi bir belge

sunmamış olması nedeniyle maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi

gerekir.

64. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle kişi hürriyeti

ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Tutukluluğa itirazın duruşmasız olarak incelenmesi nedeniyle

kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Kararın müzakeresi sırasında Cumhuriyet savcısının hazır

bulunması ve yargılamayı yürüten mahkemenin tarafsız ve bağımsız olmaması

nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiaların başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4. Yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR

OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 3.600 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın

bir örneğinin Siirt Ağır Ceza Mahkemesine (E.2014/126) GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

22/6/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Nuri

NECİPOĞLU

Kadir ÖZKAYA

Rıdvan GÜLEÇ

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör : Aydın ŞİMŞEK Başvurucu : Fesih KAYA Vekilleri : Av. Serkan AKBAŞ, Av. Derya YILDIRIM

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/1051, 22 Haziran 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Kişi Hürriyeti ve Güvenliği
  9. B. Adil Yargılanma
  10. C. 6216 Sayılı Kanun'un
  11. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  12. F. Kararın
  13. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  14. Necipoğlu
  15. Hakyemez
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/1051
Tarih
22 Haziran 2017

İlgili Kararlar

  • Şeyhmus Gür Başvurusu (B. No: 2014/11659)
  • Nihal Gökten Başvurusu (B. No: 2014/10290)
  • Önder Akbulut Başvurusu (B. No: 2014/11237)
  • Ahmet Özdoğan Başvurusu (B. No: 2014/14339)
  • Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Karar Ş.k. Başvurusu (B. No: 2014/1312)
  • Müslim Şentürk Başvurusu (B. No: 2014/4930)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.