İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Fikret Tüfek Başvurusu (B. No: 2013/9768)

1. Başvurucu, 28/2/2001 tarihinde İzmir 3. İş Mahkemesinde

Başvuru No2013/9768Tarih30 Haziran 2014Okuma14 dk · 2.891 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Fikret Tüfek Başvurusu

Karar tarihi
30 Haziran 2014
Başvuru Numarası
2013/9768
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.891 kelime·14 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, 28/2/2001 tarihinde İzmir 3. İş Mahkemesinde

açtığı tazminat davasında makul sürede yargılama yapılmadığını ve zararlarının

tazmin edilmediğini belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüş ve tazminat talep etmiştir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 30/12/2013 tarihinde İzmir 1. Asliye Hukuk

Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit

edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca, 31/3/2014 tarihinde,

kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme

gönderilmesine karar verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

olaylar özetle şöyledir:

5. Başvurucu, 9/4/1999 tarihinde meydana gelen iş kazası

sonucu üç parmağını kaybetmiştir.

6. a. Başvurucu, 28/2/2001 tarihinde, işyeri sahibi M.Ş.B.

aleyhine İzmir 3. İş Mahkemesinde açtığı davada, 500,00 TL maddi ve 4.500,00 TL

manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faiziyle tahsilini talep

etmiştir.

b. Mahkemece, 7/9/2011 tarih ve E.2001/192, K.2011/379 sayılı

kararla; başvurucunun meslekte kazanma gücünü %13,1 oranında kaybettiği ve

davalının %60 oranında kusurunun bulunduğu, maddi zararının 4.271,82 TL olduğu

gerekçesiyle taleple bağlı kalınarak davanın kısmen kabulüne, 500,00 TL maddi,

2.700,00 TL manevi tazminatın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline,

başvurucunun maddi tazminatla ilgili fazlaya ilişkin haklarının saklı

tutulmasına karar verilmiştir.

c. Temyiz üzerine, Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 4/12/2012 tarih

ve E.2011/14658, K.2012/22034 sayılı ilamıyla hüküm onanmıştır.

d. Başvurucu, anılan ilama dayalı olarak İzmir 27. İcra

Müdürlüğünde 26/9/2011 tarihinde icra takibi başlatmış, asıl alacaklar ve

faizleriyle birlikte toplam 18.323,26 TL’yi 24/12/2012 tarihinde borçludan

tahsil etmiştir.

7. a. Anılan dava devam ederken başvurucu, 30/11/2006

tarihinde işveren M.Ş.B. ve Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı (SGK) aleyhine

İzmir 8. İş Mahkemesinde açtığı davada, iş göremezlik aylığı bağlanmasını talep

etmiştir.

b. Mahkemece, 4/11/2008 tarih ve E.2006/486, K.2008/637 sayılı

kararla; Adli Tıp Kurumunun 9/3/2005 tarihli ve Adli Tıp Kurumu Genel Kurulunun

22/12/2007 tarihli raporlarına göre, başvurucunun meslekte kazanma gücünü %13.1 oranında kaybettiği gerekçesiyle davanın kısmen

kabulüne, başvurucuya 15/7/1999 tarihinden itibaren sürekli kısmi iş göremezlik

geliri bağlanmasına karar verilmiştir.

c. Karar Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 10/5/2010 tarih ve

E.2009/26, K.2010/6776 sayılı ilamıyla onanmıştır.

8. a. Başvurucu, Mahkemece tespit edilen maddi zararın

4.271,82 TL olduğunu, 500,00 TL maddi tazminatın tahsil edildiğini ileri

sürerek, bakiye 3.771,82 TL maddi tazminatın yasal faiziyle tahsili amacıyla

İzmir 1. İcra Müdürlüğünde işveren M.Ş.B. aleyhine 25/12/2012 tarihinde genel

haciz yoluyla ilamsız icra takibi başlatmıştır.

b. Borçlunun borca ve ferilerine itirazı üzerine takip

durmuştur.

c. Başvurucu, 23/1/2013 tarihinde M.Ş.B. aleyhine İzmir 5. İş

Mahkemesinde açtığı davada, davalının itirazının iptalini ve takibin devamını

talep etmiştir.

d. Davalı 1 ve 10 yıllık zamanaşımı sürelerinin geçtiğini

savunarak davanın reddini istemiştir.

e. Mahkemece, 4/4/2013 tarih ve E.2013/45, K.2013/191 sayılı

kararla; iş kazasının 9/4/1999 tarihinde meydana geldiği, başvurucunun

28/2/2001 tarihinde tazminat davası açtığı, 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu’nun

60. maddesindeki 1 ve 10 yıllık süreler ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun

72. maddesinde düzenlenen 2 ve 10 yıllık sürelerin, zararın ve failinin

öğrenilmesinden itibaren geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar

verilmiştir.

f. Temyiz üzerine, Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 21/10/2013

tarih ve E.2013/11715, K.2013/18811 sayılı ilamıyla hüküm onanmıştır.

g. Karar, 6/12/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

9. Başvurucu, 30/12/2013 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

10. 12/1/2011 tarih ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun “Usul ekonomisi ilkesi”

kenar başlıklı 30. maddesi şöyledir:

“Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir

biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.”

11. 6100 sayılı Kanun’un “Diğer kanunlardaki yargılama usulü ile ilgili

hükümler” kenar başlıklı 447. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Diğer kanunların sözlü yahut seri yargılama usulüne atıf

yaptığı hâllerde, bu Kanunun basit yargılama usulü ile ilgili hükümleri

uygulanır.”

12. 30/1/1950 tarih ve 5521

sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“İş Kanununa göre işçi sayılan

kimselerle (o kanunun değiştirilen ikinci maddesinin Ç, D ve E fıkralarında

istisna edilen işlerde çalışanlar hariç) işveren veya işveren vekilleri

arasında iş akdinden veya iş Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan

hukuk uyuşmazlıklarının çözülmesi ile görevli olarak lüzum görülen yerlerde iş

mahkemeleri kurulur.”

13. 5521 sayılı Kanun’un 7.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“İş mahkemelerinde şifahi yargılama usulü uygulanır. İlk

oturumda mahkeme tarafları sulha teşvik eder. Uzlaşamadıkları ve taraflar veya

vekillerinden birisi gelmediği takdirde yargılamaya devam olunarak esas

hakkında hüküm verilir.”

14. 5521 sayılı Kanun’un 15.

maddesi şöyledir:

“Bu Kanunda sarahat bulunmayan hallerde Hukuk Muhakemeleri

Usulü Kanunu hükümleri uygulanır.”

15. 22/4/1926 tarih ve 818

sayılı mülga Borçlar Kanunu’nun 60. maddesi şöyledir:

“Zarar

ve ziyan yahut manevi zarar namiyle nakdi bir meblağ tediyesine

müteallik dava, mutazarrır olan tarafın zarara ve failine ittılaı

tarihinden itibaren bir sene ve her halde zararı müstelzim fiilin vukuundan

itibaren on sene mürurundan sonra istima olunmaz.”

16. 11/1/2011 tarih ve 6098

sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 72. maddesi şöyledir:

“Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve

tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde

fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar….”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

17. Mahkemenin 30/6/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucunun 30/12/2013 tarih ve 2013/9768 numaralı bireysel başvurusu

incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

18. Başvurucu, 9/4/1999 tarihinde iş kazası sonucu

yaralanması üzerine 28/2/2001 tarihinde işveren aleyhine tazminat davası

açtığını, Mahkemece maddi zararın 4.271,82 TL olduğunun tespit edildiğini,

ancak talep doğrultusunda 500,00 TL maddi tazminatın tahsiline ve fazlaya

ilişkin haklarının saklı tutulmasına karar verildiğini, bu ilama dayalı olarak

yapılan takip sonunda 24/12/2012 tarihinde tazminatların ödendiğini, bakiye

3.771,82 TL maddi tazminatın tahsili amacıyla İzmir 1. İcra Müdürlüğünde

25/12/2012 tarihinde yaptığı icra takibine itiraz edilmesi üzerine İzmir 5. İş

Mahkemesinde itirazın iptali davası açtığını, Mahkemece, davanın zamanaşımı

nedeniyle reddedildiğini, zamanaşımı süresinin geçmediğini, zira zararın

miktarını ilk yargılama sırasında bilirkişi raporunun tebliğ edildiği 1/8/2011

tarihinde öğrendiğini, 28/2/2001 tarihinde açtığı davanın 21/10/2013 tarihinde

sonuçlanmış olduğunu, makul sürede yargılama yapılmadığını, uzun yargılama

nedeniyle maddi tazminatın zamanaşımına uğradığını belirterek, adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve tazminat ödenmesini talep etmiştir.

B. Değerlendirme

19. Başvuru formu ve ekleri incelendiğinde, başvurucunun,

28/2/2001 tarihinde açtığı tazminat davasının makul sürede sonuçlanmaması

nedeniyle ve 23/1/2013 tarihinde açtığı itirazın iptali davasının reddedilmesi

nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürdüğü

anlaşılmıştır.

20. Başvurucu,

İzmir 3. İş Mahkemesinde dava açtığı 28/2/2001 tarihinden itibaren, İzmir 5. İş

Mahkemesinde açtığı dava sonunda verilen kararın kesinleştiği 21/10/2013

tarihine kadar her iki dava dosyasındaki yargılama sürelerini birlikte

değerlendirerek makul sürede yargılama yapılmadığını ileri sürmüştür. Anayasa

Mahkemesi, başvurucunun ihlal iddialarına ilişkin nitelendirmesi ile bağlı

olmayıp hukuki nitelendirmeyi bizzat yapar. İhlal iddiaları, farklı

Mahkemelerde yapılan yargılamalara ilişkin olduğu için dava dosyaları ayrı ayrı değerlendirilmiştir.

1. İzmir 3. İş Mahkemesindeki Yargılama

Süresi Yönünden

21. 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve

Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel

başvuru usulü” kenar başlıklı 47. maddesinin (5) numaralı

fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvurunun,

başvuru yollarının tüketildiği tarihten; başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin

öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılması gerekir.”

22. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün

“Başvuru süresi ve mazeret”

başlıklı 64. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvurunun, başvuru yollarının tüketildiği

tarihten, başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren

otuz gün içinde yapılması gerekir.”

23. Bireysel başvurunun ön şartlarından

birisi de başvuru süresidir. Süre, başvurunun her aşamasında dikkate alınması

gereken bir usul hükmüdür.

24. Bireysel başvuruların, 6216 sayılı

Kanun'un 47. maddesinin (5) numaralı fıkrası ile İçtüzük'ün

64. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca, başvuru yollarının tüketildiği

tarihten, başvuru yolu öngörülmemiş ise ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren

otuz gün içinde Anayasa Mahkemesine doğrudan veya diğer mahkemeler yahut yurt

dışı temsilcilikler vasıtasıyla yapılması gerekmektedir (B. No: 2012/1075,

12/2/2013, §§ 18-19).

25. Somut olayda

başvurucu, 28/2/2001 tarihinde İzmir 3. İş Mahkemesinde açtığı davada makul

sürede yargılama yapılmadığını, İzmir 5. İş Mahkemesinde açtığı itirazın iptali

davası sonunda verilen kararın kesinleştiği 21/10/2013 tarihine kadar yaklaşık

13 yıl yargılamanın devam ettiğini belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

26. Başvurucu, 28/2/2001 tarihinde

işveren aleyhine İzmir 3. İş Mahkemesinde açtığı davada maddi ve manevi

tazminat talep etmiştir. Mahkemece, 7/9/2011 tarihli kararla başvurucunun maddi

zararının 4.271,82 TL olduğu belirtilmiş, ancak taleple bağlı kalınarak 500,00

TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Başvurucu anılan

karara dayalı olarak 26/9/2011 tarihinde icra takibi başlatmıştır. Kararın,

4/12/2012 tarihinde Yargıtay tarafından onanarak kesinleşmesinden sonra

24/12/2012 tarihinde başvurucuya tüm tazminatları faiziyle birlikte ödenmiştir.

27. Başvurucu, İzmir 3. İş Mahkemesinde makul sürede

yargılama yapılmadığını ileri sürmüşse de en geç anılan Mahkeme kararının icra

edilerek tazminatların tahsil edildiği 24/12/2012 tarihinden itibaren 30 gün

içinde bireysel başvuruda bulunması gerektiği halde, 30/12/2013 tarihinde

bireysel başvuruda bulunmuştur. Dolayısıyla başvuruda süre aşımı bulunduğu

sonucuna varılmaktadır.

28. Açıklanan nedenlerle, İzmir 3. İş

Mahkemesindeki yargılama sürecine ilişkin adil yargılanma hakkının ihlali

iddialarının, ihlalin öğrenilmesinden itibaren otuz gün geçtikten sonra ileri

sürüldüğü anlaşılmakla, başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik

şartları yönünden incelenmeksizin “süre

aşımı” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. İzmir 5. İş

Mahkemesindeki Yargılama Süresi Yönünden

29. Başvurucu, 23/1/2013 tarihinde İzmir 5. İş Mahkemesinde

açtığı itirazın iptali davasının makul sürede tamamlanmadığını belirterek, adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

30. Anayasa’nın “Hak arama

hürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil

yargılanma hakkına sahiptir.”

31. Anayasa’nın “Duruşmaların

açık ve kararların gerekçeli olması” kenar başlıklı 141. maddesinin

dördüncü fıkrası şöyledir:

“Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle

sonuçlandırılması, yargının görevidir.”

32. Sözleşme’nin “Adil

yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili

uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda

karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme

tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak

görülmesini isteme hakkına sahiptir.”

33. Somut başvurunun dayanaklarından birini oluşturan makul

sürede yargılanma hakkı, adil yargılanma hakkının kapsamına dâhildir.

Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, davaların en az giderle ve mümkün olan

süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141.

maddesi de, makul sürede yargılanma hakkının

değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerekir (B. No: 2012/13,

2/7/2013, § 39).

34. Anayasa’nın 36. maddesi ve Sözleşme’nin 6. maddesi

uyarınca, medeni hak ve yükümlülükler ile cezai alanda yöneltilen suçlamalara

ilişkin uyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru

konusu olayda, iş kazasına dayalı maddi tazminatın tahsili amacıyla yapılan

icra takibine itirazın iptaline yönelik bir dava bulunmakta olup, bu sorunun

çözümüne yönelik olarak 5521 ve 6100 sayılı Kanun’larda

yer verilen usul hükümlerine göre yürütülen somut yargılama faaliyetinin,

medeni hak ve yükümlülükleri konu alan bir yargılama olduğunda kuşku

bulunmamaktadır.

35. Makul sürede yargılanma hakkının amacı, tarafların uzun

süren yargılama faaliyeti nedeniyle maruz kalacakları maddi ve manevi baskı ile

sıkıntılardan korunması ile adaletin gerektiği şekilde temini ve hukuka olan

inancın muhafazası olup, hukuki uyuşmazlığın çözümünde gerekli özenin

gösterilmesi gereği de yargılama faaliyetinde göz ardı edilemeyeceğinden,

yargılama süresinin makul olup olmadığının her bir başvuru açısından münferiden

değerlendirilmesi gerekir (B. No:2012/13, 2/7/2013, § 40).

36. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,

tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun

davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir

davanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması

gereken kriterlerdir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).

37. Ancak, belirtilen kriterlerden hiçbiri makul süre

değerlendirmesinde tek başına belirleyici değildir. Yargılama sürecindeki tüm

gecikmelerin ayrı ayrı tespiti ile bu kriterlerin toplam etkisi

değerlendirilmek suretiyle, hangi unsurun yargılamanın gecikmesi açısından daha

etkili olduğu saptanmalıdır (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 46).

38. Yargılama faaliyetinin makul sürede gerçekleşip

gerçekleşmediğinin saptanması için, öncelikle uyuşmazlığın türüne göre

değişebilen, başlangıç ve bitiş tarihlerinin belirlenmesi gereklidir.

39. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara

ilişkin makul süre değerlendirmesinde, sürenin başlangıcı kural olarak,

uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama sürecinin işletilmeye başlandığı, başka

bir deyişle davanın ikame edildiği tarih olup, bu tarih somut başvuru açısından

23/1/2013 tarihidir.

40. Sürenin bitiş tarihi ise, yargılamanın sona erme

tarihidir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 52).

41. İş mahkemelerinin görevi 5521 sayılı Kanun’un 1.

maddesinde düzenlenmiştir. Anılan maddede, işçiyle işveren veya işveren vekili

arasında iş akdinden veya İş Kanunu’na dayanan her türlü hak iddialarından

doğan hukuk uyuşmazlıklarının iş mahkemelerinde çözümleneceği hüküm altına

alınmıştır.

42. Bu şekilde kanun koyucu, iş hukukunun çalışanı koruyucu

niteliğini ve iş davalarının özelliklerini dikkate alarak genel mahkemelerin

dışında özel bir iş yargılaması sistemi oluşturmuş ve iş davalarının, konunun

uzmanı mahkemelerce mümkün olduğunca hızlı, basit ve ucuz bir biçimde

sonuçlandırılmasını amaçlamıştır (B. No: 2013/4701, 23/1/2013, § 47).

43. Adil yargılanma hakkı Devlete, uyuşmazlıkların makul süre

içinde nihai olarak sonuçlandırılmasını garanti edecek bir yargı sistemi kurma

ödevi yükler. İş kazasına dayalı tazminat davasında derhal bir yargı kararı

verilmesinde, çalışanın önemli bir kişisel yararı bulunmaktadır. Bu nedenle iş

uyuşmazlıklarının ivedilikle çözülmesi hususunda yargı organlarının özel bir

itina göstermesi gerekir.

44. 6100 sayılı Kanun’un 30. maddesinde uyuşmazlıkların makul

sürede çözümlenmesi gerektiği belirtilmiş, bu amaçla 6100 sayılı Kanun’un 447.

maddesiyle 5521 sayılı Kanun’un 7. maddesinde olduğu gibi daha önce yürürlüğe

girmiş olan kanunlarda yer alan sözlü ve seri yargılama usulleri kaldırılmış ve

iş hukuku uyuşmazlıklarına da uygulanmak üzere basit yargılama usulü

getirilmiştir. Dolayısıyla iş hukukuna dayalı tazminatlarının ödenmesi amacıyla

açılan davalarda takip edilmesi gereken yargılama usulü, 6100 sayılı Kanun’un

yürürlüğe girdiği 1/10/2011 tarihinden itibaren basit yargılama usulü olmuştur.

45. Basit yargılama usulü, 6100 sayılı Kanun’un 316.

maddesinde yer alan davalar ile kanunlarda açıkça belirtilen bazı davalarda

uygulanan ve yazılı yargılama usulünden daha basit ve çabuk işleyen, daha kısa

bir incelemeye ihtiyaç duyan ve daha kolay bir inceleme ile

sonuçlandırılabilecek dava ve işler için kabul edilmiş bir yargılama usulüdür

(B. No: 2013/772, 7/11/2013, § 65).

46. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesinde,

başvurucu 23/1/2013 tarihinde, İzmir 5. İş Mahkemesinde açtığı davada, iş

kazasından kaynaklanan maddi tazminatın tahsili amacıyla yapılan icra takibine

itirazın iptalini talep etmiştir.

47. Mahkemece, 4/4/2013 tarihinde davanın reddine karar

verilmiştir. Başvurucunun temyizi üzerine Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin

21/10/2013 tarihli ilamıyla hüküm onanmış ve karar düzeltme yolu kapalı olan

hüküm aynı tarihte kesinleşmiştir.

48. Davanın açıldığı tarihten, hükmün kesinleştiği tarihe

kadar yargılamanın 8 ay 28 gün sürdüğü anlaşılmıştır.

49. 6216 sayılı Kanun’un 48.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul

edilemezliğine karar verebilir.”

50. Somut olayda, başvuruya konu

itirazın iptali davasında, yargılamanın iki dereceli mahkeme önünde toplam 8 ay

28 gün sürdüğü tespit edilmiştir. Yargılama süresinin bütünü dikkate

alındığında İlk Derece Mahkemesi ve Yargıtaydaki

yargılama sürecinde başvurucunun haklarını ihlal edecek şekilde bir gecikme

olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

51. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun İzmir 5. İş Mahkemesindeki yargılamanın makul süreyi aştığı

yönündeki iddiaları konusunda, açık ve görünür bir ihlal saptanmadığından,

başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden

incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun

olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

3. İzmir 5. İş Mahkemesi

Kararının Adil Olmadığı İddiası Yönünden

52. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken

hususlarda inceleme yapılamaz.”

53. 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul

edilemezliğine karar verebilir.”

54. 6216 sayılı Kanun’un 48.

maddesinin (2) numaralı fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların

Mahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın

148. maddesinin dördüncü fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvurular

kapsamında değerlendirilen kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin

şikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.

55. Anılan kurallar uyarınca,

ilke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve

olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının

yorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili

varılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru incelemesine

konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının

adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda bariz takdir hatası veya açık keyfilik

içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve

özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede, kanun yolu şikâyeti

niteliğindeki başvurular, bariz takdir hatası veya açık keyfilik bulunmadıkça

Anayasa Mahkemesince incelenemez (B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).

56. Başvuru konusu olayda

başvurucu, maddi tazminat miktarının 4.271,82 TL olduğunu 1/8/2011 tarihinde

tebliğ edilen bilirkişi raporu ile öğrendiği halde, İzmir 5. İş Mahkemesinde

23/1/2013 tarihinde açtığı itirazın iptali davasının 4/4/2013 tarihinde

zamanaşımı nedeniyle reddedildiğini belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

57. Başvurucu, 25/12/2012

tarihinde İzmir 1. İcra Müdürlüğünde 3.771,82 TL bakiye maddi tazminatın

tahsili amacıyla icra takibi başlatmış ve takibe itiraz edilmesi üzerine, İzmir

5. İş Mahkemesinde itirazın iptali davası açmıştır. Mahkemece, olayın meydana

geldiği 9/4/1999 tarihinden itibaren, 818 sayılı mülga Kanun’da belirtilen 1 ve

10 yıllık süreler ile 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nda belirtilen 2 ve 10 yıllık

sürelerin, zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenilmesinden itibaren geçtiği, davalının

zamanaşımı definde de bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

58. Mahkemenin gerekçesi ve

başvurucunun iddiaları incelendiğinde, iddiaların özünün derece Mahkemesi

tarafından delillerin değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının

yorumlanmasında isabet olmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucuna

ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

59. Başvurucu, yargılama

sürecinde karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden bilgi sahibi

olamadığına, kendi delillerini ve iddialarını sunma olanağı bulamadığına, karşı

tarafça sunulan delillere ve iddialara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı

bulamadığına ya da uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının

derece Mahkemesi tarafından dinlenmediğine ilişkin bir bilgi ya da kanıt

sunmadığı gibi Mahkemenin kararında bariz takdir hatası veya açık keyfilik

oluşturan herhangi bir durum da tespit edilememiştir.

60. Açıklanan nedenlerle, İzmir 5. İş

Mahkemesi kararına yönelik başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların kanun

yolu şikâyeti niteliğinde olduğu, derece Mahkemesi kararlarının bariz takdir

hatası veya açık keyfilik de içermediği anlaşıldığından, başvurunun bu

kısmının, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun

1. İzmir 3. İş Mahkemesindeki yargılamanın uzunluğu

nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlali iddiası yönünden “süre

aşımı”,

2. İzmir 5. İş Mahkemesindeki

yargılamanın uzunluğu nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlali iddiası

yönünden “açıkça dayanaktan yoksun olması”,

3. İzmir 5. İş Mahkemesinde

yapılan yargılama sonunda verilen karara ilişkin adil yargılanma hakkının

ihlali iddiası yönünden “açıkça dayanaktan yoksun olması”,

nedenleriyle KABUL

EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına,

30/6/2014

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Serruh KALELİ Üyeler : Zehra Ayla PERKTAŞ Burhan ÜSTÜN Erdal TERCAN Zühtü ARSLAN Raportör : Murat AZAKLI Başvurucu : Fikret TÜFEK Vekili : Av. Gürbüz UĞRAŞ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/9768, 30 Haziran 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili Hukuk
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun İddiaları
  14. B. Değerlendirme
  15. A. Başvurunun
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/9768
Tarih
30 Haziran 2014

İlgili Kararlar

  • Mehmet Karadağ Başvurusu (B. No: 2013/2030)
  • Hüseyin Yılmaz Başvurusu (B. No: 2013/7282)
  • Halkevleri Derneği ve İlknur Birol Başvurusu (B. No: 2013/577)
  • Yaşar Uyanık Başvurusu (B. No: 2013/1710)
  • Ünal Yiğit Başvurusu (B. No: 2013/1075)
  • Orhan Kurtay Başvurusu (B. No: 2014/1007)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.