İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Firuze Batır ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/6420)

1. Başvuru; 24/2/1994 tarihinde terör örgütü tarafından köye

Başvuru No2014/6420Tarih8 Mart 2017Okuma17 dk · 3.333 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Firuze Batır Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
8 Mart 2017
Başvuru Numarası
2014/6420
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.333 kelime·17 dk okuma·26 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; 24/2/1994 tarihinde terör örgütü tarafından köye

baskın yapılması neticesinde murislerin kaçırıldığı ve daha sonra ölü bulunduğu

belirtilerek 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden

Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında yapılan başvuruda ve

açılan davada yeterli tazminata hükmedilmediği, yargılama işlemlerinin makul

sürede sonuçlandırılmadığı gerekçeleriyle adil yargılanma hakkının ve eşitlik

ilkesinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 9/5/2014 tarihinde Tatvan Asliye Hukuk Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 25/10/2016 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 14/12/2016 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

7. Başvurucular 24/2/1994 tarihinde terör örgütü tarafından

köylerine baskın yapılması neticesinde murisleri M.Ş.B.nin

kaçırılması ve daha sonra ölü bulunmasına dair özel durumlarından kaynaklanan

güvenlik kaygısı nedeniyle köylerini terk etmek zorunda kaldıklarını iddia

etmişlerdir.

8. Başvurucular 2/5/2005 tarihinde 5233 sayılı Kanun kapsamına

giren zararlarının karşılanması talebiyle Bitlis Valiliği Zarar Tespit

Komisyonuna (Komisyon) başvurmuşlardır.

9. 24/8/2005 tarihli ve 2005/114 sayılı Komisyon kararında,

başvurucuların murisi M.Ş.B.nin ölümünden dolayı

14.560 TL tazminata hükmedilmiştir.

10. Başvurucular tarafından belirtilen tazminat miktarı yeterli

görülmeyerek 31/10/2005 tarihinde uyuşmazlık tutanağı imzalanmıştır.

11. Komisyon kararına karşı Van İdare Mahkemesinde dava

açılmıştır.

12. Van İdare Mahkemesinin 28/11/2007 tarihli ve E.2006/3260,

K.2007/2740 sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. Kararın

gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir;

"...Olayda, davacılar murisinin 1994

yılında teröristlerce öldürülmesi nedeniyle uğranılan zararın 5233 sayılı

Kanun'a göre tazmininin istenildiği, bu Kanuna göre hesaplanacak tazminat

miktarının hesaplanma şeklinin mevzuatta açıkça gösterildiği, idarenin tazminat

miktarını hesaplarken bu usule uymak zorunda olduğu, tazminatın genel hükümlere

göre hesaplanmasına olanak bulunmadığı açık olup, söz konusu ölüm olayı nedeniyle

ölenin mirasçılarına ödenecek tazminat miktarının komisyon karar tarihi

itibariyle (7000x50x0,0416=14.560,00) ilgili komisyonca mevzuatta belirtilen

esas ve usule uygun olarak hesaplandığı, davacılara 5233 sayılı Kanun'a göre

14.560 TL üzerinde maddi tazminat ödenmesine hukuken olanak bulunmadığından,

dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

Öte yandan, 5233 sayılı Yasa kapsamında

yalnızca maddi zararlar bulunmakta olup, manevi zararlar kapsam dışında

olduğundan manevi tazminat isteminin reddi gerekmektedir.

Açıklanan nedenlerle, davanın reddine..."

13. Temyiz üzerine Danıştay Onbeşinci

Dairesinin 20/2/2013 tarihli ve E.2011/9338, K.2013/1424 sayılı ilamı ile

hükmün onanmasına karar verilmiştir.

14. Karar düzeltme istemi, aynı Dairenin 24/1/2014 tarihli ve

E.2013/12267, K.2014/151 sayılı ilamı ile reddedilmiştir.

15. Karar düzeltme isteminin reddi kararının 21/4/2014 tarihinde

başvurucular vekiline tebliğ edildiği ve 9/5/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunulduğu anlaşılmaktadır.

B. İlgili Hukuk

16. 5233 sayılı Kanun’un 1., 2., 4., 6., 7., 8., geçici 1.,

geçici 3., geçici 4. maddeleri, 24/6/2013 tarihli ve 2013/5034 sayılı Bakanlar

Kurulu kararı eki kararın 1. maddesi, Danıştay Onuncu Dairesinin 30/12/2008

tarihli ve E.2008/4141, K.2008/9584 sayılı kararı, Danıştay Onuncu Dairesinin

31/12/2008 tarihli ve E.2008/5548, K.2008/9733 sayılı kararı, Danıştay Onuncu

Dairesinin 20/2/2009 tarihli ve E.2008/6679, K.2009/1227 sayılı kararı (Celal Demir, B. No: 2013/3309, 6/2/2014,

§§ 15-28).

17. 5233 sayılı Kanun’un 25/4/2013 tarihli ve 6462 sayılı

Kanun’un 1. maddesiyle değişik 9. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları

şöyledir:

“Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm

hâllerinde (7000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucunda

bulunan miktarın;

a) Yaralananlara altı katı tutarını geçmemek

üzere yaralanma derecesine göre,

b) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık

kuruluşları tarafından üçüncü derece olarak tespit edilenlere dört katından yirmidört katı tutarına kadar,

c) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık

kuruluşları tarafından ikinci derece olarak tespit edilenlere yirmibeş katından kırksekiz katı

tutarına kadar,

d) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık

kuruluşları tarafından birinci derece olarak tespit edilenlere kırkdokuz katından yetmişiki katı

tutarına kadar,

e) Ölenlerin mirasçılarına elli katı

tutarında,

Nakdî ödeme yapılır.

…

Birinci fıkranın (e) bendine göre belirlenen

nakdî ödemenin mirasçılara intikalinde 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun mirasa

ilişkin hükümleri uygulanır.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

18. Mahkemenin 8/3/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

19. Başvurucular, Bitlis ili Tatvan ilçesi Köprücük köyünde

ikamet etmekte iken murisleri M.Ş.B.nin 24/2/1994

tarihinde terör örgütü tarafından köylerine baskın yapılması sonucunda

kaçırıldığını ve daha sonra ölü bulunduğunu, anılan olay nedeniyle uğradıkları

zararların karşılanması istemiyle 5233 sayılı Kanun kapsamında yaptıkları

talebin bir kısmının karşılanmadığını, bu işleme karşı açtıkları davanın da

reddedildiğini, devletin yükümlülüğü olan yaşam hakkını koruyamadığını,

murislerini öldüren kişilerin hâlâ bulunamadığını, yargılamanın makul sürede

sonuçlanmadığını, yargılama dokuz yıl devam ettiğini, ölen her birkişiye maktu tazminata hükmedilmesinin eşitlikle ve

hukuk devletiyle bağdaşmadığını, manevi tazminatın 5233 sayılı Kanun'da

düzenlenmediğini; ancak, tazminat hukukunun genel prensiplerine göre manevi

tazminata da hükmedilmesi gerektiğini, etkili bir başvuru olanağının

bulunmadığını belirterek Anayasa’nın 10., 17., 36. ve 40. maddelerinde güvence

altına alınan haklarının ihlal edildiğini iddia etmiş; maddi ve manevi tazminat

talebinde bulunmuşlardır.

B. Değerlendirme

20. Başvuru formu ve ekleri incelendiğinde başvurucuların, 5233

sayılı Kanun kapsamındaki zararlarının tazmini amacıyla açtıkları davanın

reddedilmesi nedeniyle Anayasa’nın 10., 17., 36. ve 40. maddelerinde tanımlanan

haklarının ihlal edildiğini iddia ettikleri anlaşılmıştır. Anayasa Mahkemesi,

olayların başvurucular tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı

olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, §

16). Başvurucuların ihlal iddiaları aşağıdaki başlıklar altında incelenmiştir:

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

a. Başvurucular Ayten

Yanardağ ve Nilüfer Şavlı Yönünden

21. Başvurucular her ne kadar murisleri M.Ş.B.nin

24/2/1994 tarihinde terör örgütü tarafından köylerine baskın yapılması

sonucunda kaçırıldığını ve daha sonra ölü bulunduğunu, anılan olay nedeniyle

uğradıkları zararların karşılanması istemiyle 5233 sayılı Kanun kapsamında

yaptıkları talep neticesinde yeterli tazminat alamadıklarını iddia etmişlerse

de İdare Mahkemesinde açılan davada ve Danıştay aşamasında başvurucuların taraf

kaydının mevcut olmadığı tespit edilmiştir.

22. Açıklanan nedenlerle, adil yargılanma haklarının ihlal

edildiğini ileri süren başvurucuların başvuru konusu yargılama dosyasında taraf

veya müdahil sıfatları bulunmadığı, bu açıdan başvuruya konu yapılan yargılama

faaliyeti nedeniyle güncel ve kişisel haklarının doğrudan etkilenmediği

anlaşıldığından, başvurucular Ayten Yanardağ ve Nilüfer Şavlı

başvurusunun diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin kişi bakımından yetkisizlik nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Diğer Başvurucular Yönünden

i. Eşitlik İlkesinin İhlal Edildiğine İlişkin

İddia

23. Başvurucular; tazminat miktarının ölen her kişi için maktu

olarak düzenlendiğini, somut olaya göre farklı hesaplanması gerektiğini

belirterek Anayasa’nın 10. maddesinde tanımlanan eşitlik ilkesinin ihlal

edildiğini iddia etmişlerdir.

24. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda, tazminat

taleplerinin reddedilmesi nedeniyle ayrımcılığa maruz kalındığı iddiası daha

önce bireysel başvuruya konu olmuş ve Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiği

kararlarında, başvurucuların kendilerine hangi temele dayalı olarak ayrımcılık

yapıldığına ilişkin herhangi bir beyanda bulunmadıkları gibi belirtilen

iddialarını temellendirecek herhangi bir somut bulgu ve kanıt da sunmamış

oldukları dikkate alınarak başvurucuların anılan iddialarının açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğu sonucuna varılmıştır (Mesude Yaşar, B. No: 2013/2738, 16/7/2014,

§§ 43-48; Cahit Tekin, B. No:

2013/2744, 16/7/2014, §§ 39-44).

25. Somut başvuruda, yapıldığı iddia edilen ayrımcılığın hangi

temele dayalı olduğuna dair bir beyanda bulunulmadığı, belirtilen iddiaları

temellendirecek herhangi bir somut bulgu ve kanıt sunulmadığı gibi farklı karar

verilmesini gerektiren bir yön de bulunmamaktadır.

26. Açıklanan nedenlerle başvurucuların eşitlik ilkesinin ihlal

edildiği iddialarının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden

incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

ii. Yargılamanın Sonucu

İtibarıyla Adil Olmadığına İlişkin İddia

27. Başvurucular, murisleri M.Ş.B.nin

24/2/1994 tarihinde terör örgütü tarafından köylerine baskın yapılması

sonucunda kaçırıldığını ve daha sonra ölü bulunduğunu, anılan olay nedeniyle

uğradıkları zararların karşılanması istemiyle 5233 sayılı Kanun kapsamında

yaptıkları talep neticesinde yeterli tazminat alamadıklarını, bu işleme karşı

açtıkları davanın da haksız olarak reddedildiği belirterek Anayasa’nın 36.

maddesi kapsamında düzenlenen adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini iddia

etmişlerdir.

28. Anayasa'nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası ile 30/3/2011

tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri

Hakkında Kanun’un 49. maddesinin (6) numaralı fıkrasında, bireysel başvurulara

ilişkin incelemelerde kanun yolunda gözetilmesi gereken hususların incelemeye

tabi tutulamayacağı, 6216 sayılı Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul

edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir (Necati Gündüz ve Recep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013,

§ 24).

29. Anılan kurallar uyarınca ilke olarak derece mahkemeleri

önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece

mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup

olmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece

mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda

bariz takdir hatası içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru

kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede kanun yolu

şikâyeti niteliğindeki başvurular, derece mahkemesi kararları bariz takdir

hatası veya açık bir keyfîlik içermedikçe Anayasa

Mahkemesince esas yönünden incelenemez (Necati

Gündüz ve Recep Gündüz, § 26).

30. Başvurucular, maddi vakıa ve delillerin hatalı takdiri

neticesinde zararlarının eksik hesaplandığını ve davalarının reddedildiğini, bu

kapsamda Derece Mahkemesince delillerin takdirinin hatalı ve hükmün sonuç

itibarıyla hukuka aykırı olduğunu belirtmekte olup başvurucuların iddialarının

özünün Derece Mahkemesince delillerin değerlendirilmesinde ve hukuk

kurallarının yorumlanmasında isabet olmadığına, esas itibarıyla yargılamanın

sonucuna ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

31. Başvuru konusu İdare Mahkemesi kararında, başvurucuların

murisinin 1994 yılında teröristlerce öldürülmesi nedeniyle uğranılan zararın

5233 sayılı Kanun'a göre tazmininin istendiği, bu Kanun'a göre hesaplanacak

tazminat miktarının hesaplanma şeklinin mevzuatta açıkça gösterildiği, idarenin

tazminat miktarını hesaplarken bu usule uymak zorunda olduğu, tazminatın genel

hükümlere göre hesaplanmasına olanak bulunmadığı açık olup söz konusu ölüm

olayı nedeniyle ölenin mirasçılarına ödenecek tazminat miktarının Komisyonun

karar tarihi itibarıyla mevzuatta belirtilen esas ve usullere uygun olarak

hesaplandığı ve bu miktarın ödenmesine karar verildiği anlaşılmış olup

başvuruculara 5233 sayılı Kanun'a göre 14.560 TL üzerinde maddi tazminat

ödenmesine hukuken olanak bulunmadığından dava konusu işlemde hukuka aykırılık

bulunmadığı belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir. Başvurucuların

iddiaları, temyiz merciince de incelenip reddedilmek suretiyle yerel Mahkeme

kararı onanmış; karar düzeltme talebi ise reddedilmiştir. Başvurucuların,

gerekçeli karar hakkı kapsamında incelenecek olan manevi zararlarının

değerlendirilmesi hususu dışında anılan iddialarına yönelik olarak bu çerçevede

Derece Mahkemesinin kararında açık bir keyfîlik

bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

32. Açıklanan nedenlerle başvurucular tarafından ileri sürülen

iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu anlaşıldığından başvurunun bu

kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

iii. Gerekçeli Karar

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

33. Başvuru formu ve eklerinin incelenmesi sonucunda açıkça

dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini

gerektirecek başka bir nedeninin de bulunmadığı anlaşılan başvurucuların

gerekçeli karar hakkının ihlali iddiasının kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi gerekir.

iv. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

34. Başvuru formu ve eklerinin incelenmesi sonucunda açıkça

dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini

gerektirecek başka bir nedeninin de bulunmadığı anlaşılan başvurucuların makul

sürede yargılanma hakkının ihlali iddiasının kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Gerekçeli Karar

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

35. Başvurucular; manevi tazminat taleplerinin araştırma

yapılmadan ve yeterli gerekçe gösterilmeden reddedildiğini, manevi zararlarının

karşılanmadığını iddia etmektedirler. Anılan iddialar, Anayasa'nın 36.

maddesinde tanımlanan adil yargılanma hakkı kapsamında yer alan gerekçeli karar

hakkı açısından incelenmiştir.

36. Mahkeme kararlarının gerekçeli olması adil yargılanma

hakkının unsurlarından birisi olmakla beraber, bu hak yargılamada ileri sürülen

her türlü iddia ve savunmaya ayrıntılı şekilde yanıt verilmesi şeklinde

anlaşılamaz. Bu nedenle gerekçe gösterme zorunluluğunun kapsamı kararın

niteliğine göre değişebilir. Bununla birlikte başvurucunun ayrı ve açık bir

yanıt verilmesini gerektiren usul veya esasa dair iddialarının cevapsız

bırakılmış olması bir hak ihlaline neden olacaktır (Muhittin Kaya ve Muhittin Kaya İnşaat Taahhüt Madencilik Gıda Turizm

Pazarlama Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, B. No: 2013/1213,

4/12/2013, § 26).

37. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre mahkemeler ve

yargı mercileri verdikleri kararlarda yeterli gerekçe göstermelidirler. Gerekçe

gösterme yükümlülüğünün kapsamı, kararın niteliğine göre değişir ve davaya konu

olayın içinde bulunduğu şartlar ışığında değerlendirilerek belirlenir (Mustafa Kahraman, B. No:

2014/2388,4/11/2014, § 36).

38. Kanun yolu mahkemelerince verilen karar gerekçelerinin

ayrıntılı olmaması, ilk derece mahkemesi kararlarında yer verilen gerekçelerin

onama kararlarında kabul edilmiş olduğu şeklinde yorumlanmakla beraber (Aziz Turhan, B. No: 2012/1269, 8/5/2014, §

53), başvurucuların dile getirmesine rağmen ilk derece mahkemesinin de

tartışmadığı esaslı hususlara ilişkin temyiz başvurularıyla başvurucuların,

usule ilişkin haklarının ihlal edildiğine yönelik somut şikâyetlerinin, temyiz

incelemesinde tartışılmaması veya yargı mercileri tarafından resen dikkate

alınması gereken hükümlerin gerekçesi açıklanmaksızın uygulanmaması gerekçeli

karar hakkının ihlali olarak görülebilir (Mustafa

Kahraman, § 37).

39. Somut olayda başvurucular, 5233 sayılı Kanun kapsamında

kurulan Komisyonuna başvuruda bulunmuşlardır. Başvurucuların oluşan zararları

için başvuruculara toplam 14.560 TL tazminat ödenmesine karar verilmiştir.

Başvurucular tazminat miktarının eksik hesaplandığı gerekçesiyle sulhnameyi imzalamayarak İdare Mahkemesinde maddi ve manevi

tazminat talebiyle dava açmışlardır.

40. Van İdare Mahkemesi 28/11/2007 tarihli kararıyla

başvurucuların murislerinin öldürülmesi olayına ilişkin Komisyon tarafından

verilen maddi tazminat miktarının yeterli olduğu, manevi tazminatın ise 5233

sayılı Kanun kapsamında düzenlenmediği gerekçeleriyle reddine karar vermiş;

temyiz merciince de bu karar onanmıştır.

41. Bir davada maddi olguları bildirmek tarafların, bunları

hukuksal nitelendirmeye tabi tutmak ise hâkimin görevidir. Taraflarca

bildirilip iddia ve savunmaya dayanak yapılan maddi olgular mahkemece tam

olarak saptanmalı, dayanılan maddi olguların hukuksal nitelendirmesi ve ilgili

hukuk kuralının uygulanması ise mahkemece yapılmalıdır (Nurten Esen, B. No: 2013/7970, 10/6/2015,

§ 51).

42. 5233 sayılı Kanun; AİHM, Anayasa Mahkemesi ve Danıştay İdari

Dava Daireleri Kurulunun verdiği kararlarda da belirtildiği üzere maddi

zararların özel bir giderim usulü olmakla birlikte, manevi zararların

karşılanmasına da engel olmayan bir yasadır. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı

İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 12. ve 13. maddelerinde, idarenin işlem veya

eyleminden kaynaklı olarak hakları ihlal edilenlere tazminat talebinde

bulunabilme imkânı tanınmaktadır. Bu yol, 5233 sayılı Kanun dışında idari

yargıda genel hükümlere başvurularak uğranılan zararın tazminine imkân

sağlamaktadır (Abbas Emre, B. No:

2014/5005, 6/1/2016, § 81).

43. Başvurucular, Mahkemenin ret gerekçesinin 2577 sayılı

Kanun’a, tazminat hukukunun genel prensiplerine aykırı olduğunu belirtmiştir.

Anayasa Mahkemesi kararında (Abbas Emre,

§ 78) da belirtildiği üzere 5233 sayılı Kanun, genel hükümlere göre manevi

tazminat talep edilmesine engel teşkil etmemektedir. Başvurucular, anılan

iddialarını Mahkeme önünde ileri sürmüş ise de kararın gerekçesinden (bkz. §

12) iddialarının tam olarak karşılanmadığı anlaşılmakta olup kanun yolu

merciince de anılan konu hakkında değerlendirme yapılmamıştır.

44. Bir mahkeme kararının gerekçesi, o davaya konu maddi

olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve

hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyar; maddi olgular ile hüküm

arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterir. Tarafların hangi nedenle haklı veya

haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve hukuka uygunluk

denetimini yapabilmeleri için ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün

hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta

gösteren bir gerekçe bölümünün bulunması zorunludur (Nurten Esen, § 57).

45. Bu durumda başvurucuların, 1993 ve 1994 yıllarında

yaşadıkları terör olayları nedeniyle göçe zorlanmaları neticesinde manevi

zarara uğradıklarından bahisle 4/8/2006 tarihinde açtıkları tam yargı davasında

ayrı ve açık bir yanıt verilmesini gerektiren, uyuşmazlığın çözümü için esaslı

bir iddia olan manevi tazminat talebine ilişkin şikâyetlerinin sadece 5233

sayılı Kanun kapsamında değerlendirilip gerekçelendirilmesi yeterli

görülmemektedir. Anılan iddianın AİHM, Anayasa Mahkemesi ve Danıştay içtihatlarında

(Abbas Emre, §§ 77-79, 84) da

belirtildiği üzere 2577 sayılı Kanun kapsamında usul kurallarına ve esasa

yönelik değerlendirilmesi yapılarak başvurucuların, manevi tazminatı hak edip

etmediğinin tartışılması gerekirken, 5233 sayılı Kanun’da manevi zararların

karşılanmasına ilişkin herhangi bir düzenlemeye yer verilmediği gerekçesiyle

davanın reddine karar verilmesi, adil yargılanma hakkı kapsamında gerekçeli

karar hakkının ihlal edildiğini ortaya koymaktadır. Bu nedenle yargılama süreci

bir bütün olarak değerlendirildiğinde başvurucuların gerekçeli karar hakkının

ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

46. Belirtilen nedenlerle başvurucuların Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma haklarının ihlal edildiğine

karar verilmesi gerekir.

b. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

47. Başvurucular, 5233 sayılı Kanun kapsamında ileri sürülen

giderim taleplerinin değerlendirilmesi hususundaki idari süreç ve yargılama

prosedürünün makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle Anayasa’nın 36.

maddesinde tanımlanan makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiğini iddia

etmişlerdir.

48. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan müracaatlarda idari

yargı makamları nezdindeki yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündeki

iddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesinin bu

konuda verdiği kararlarda, komisyon ve yargılama aşamalarında geçen süreler ile

davanın tüm koşulları, karara bağlanan başvuru sayısı ve yargılama sürecinde

komisyon ve yargılama makamlarınca yapılan işlemler dikkate alınarak

uyuşmazlığın karara bağlanması konusunda kamu otoritelerine ve özellikle

yargılama organlarına atfedilebilecek bir gecikmenin olmadığı ve toplamda sekiz

yılın altında gerçekleşen başvuruların karara bağlanma süresinin makul sürede

yargılanma hakkının ihlaline yol açmadığı sonucuna ulaşılmıştır (Sabri Çetin, B. No: 2013/3007, 6/2/2014,

§§ 61-69; Mahmut Can Arslan, B.

No: 2013/3008, 6/2/2014, §§ 60-68; Mehmet

Gürgen, B. No: 2013/3202, 6/2/2014, §§ 58-66; Celal Demir, §§ 58-66). Başvurunun kesin

olarak karara bağlanmasının daha uzun bir sürede gerçekleştiği ve bu durumun

başvuruculara atfedilebilecek bir kusurdan kaynaklanmadığı durumlarda ise makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır (İsmet Kaya, B. No: 2013/2294, 8/5/2014, §§

46-70).

49. Somut davaya bir bütün olarak bakıldığında, Komisyona

başvuru tarihi (2/5/2005)ile nihai karar tarihi olan karar düzeltme karar

tarihi (24/1/2014) arasında geçen ve toplam 8 yıl 8 aylık yargılama süresinde,

başvurucular açısından farklı karar verilmesini gerektiren bir yön bulunmadığı

ve söz konusu yargılama süresinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna

varılmıştır.

50. Açıklanan nedenlerle başvurucuların, Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

51.6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

52. Başvurucular,

maddi ve manevi tazminat talep etmişlerdir.

53. Mevcut başvuruda Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına

alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal

edildiği sonucuna varılmıştır.

54. Gerekçeli karar hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğundan

ihlal kararının bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere Van İdare

Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

55. Mevcut başvuruda Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına

alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki makul sürede yargılanma hakkının

ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

56. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği tespit edilmiş olması nedeniyle

yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında

başvuruculara net 7.200 TL manevi tazminatın ayrı ayrı ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

57. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi için

başvurucuların uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlal

arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında

değerlendirme yapılarak gerekçeli karar haklarının ve makul sürede yargılanma

haklarının ihlal edildiğinin tespit edilmesi ile başvurucuların maddi tazminat

istemleri arasında illiyet bağı bulunmaması nedeniyle maddi tazminat talebinin

reddine karar verilmesi gerekir .

58. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin

başvuruculara müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Başvurucular Ayten Yanardağ ve Nilüfer Şavlı

yönünden yapılan başvurunun kişi bakımından

yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Diğer başvurucular yönünden eşitlik ilkesinin ihlal

edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Diğer başvurucular yönünden yargılamanın sonucu itibarıyla

adil olmadığına ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4. Manevi tazminat taleplerinin reddedilmesi nedeniyle gerekçeli

karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

5. Makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR

OLDUĞUNA,

B. 1. Diğer başvurucular açısından Anayasa’nın 36. maddesinde

güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar

hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

2. Diğer başvurucular açısından Anayasa’nın 36. maddesinde

güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Van

İdare Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucular Ayten Yanardağ ve Nilüfer Şavlı dışında diğer başvuruculara ayrı ayrı net

7.200 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin

REDDİNE,

E. 1. Başvurucular Ayten

Yanardağ ve Nilüfer Şavlı tarafından yapılan yargılama giderlerinin başvurucular

üzerinde BIRAKILMASINA,

2. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucular Ayten Yanardağ ve Nilüfer Şavlı dışındaki BAŞVURUCULARA MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

8/3/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör Yrd.

:

Tuğba YILDIZ

Başvurucular

:

1. Firuze

BATIR

2. Ayfer

TAŞDEMİR

3.Ayten

YANARDAĞ

4. Zöhra PARSAK

5. Sona

BATIR

6. Mehmet

Sakin BATIR

7. Şirin

BATIR

8. Nilüfer

ŞAVLI

Vekili

:

Av. Hasan

ALDANMAZ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/6420, 8 Mart 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucuların
  10. B. Değerlendirme
  11. A. 1. Başvurucular Ayten Yanardağ ve Nilüfer Şavlı
  12. B. 1. Diğer başvurucular açısından Anayasa’nın 36. maddesinde
  13. C. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkının ihlalinin
  14. E. 1. Başvurucular Ayten
  15. F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye
  16. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  17. Yıldırım
  18. Özgüldür
  19. Akıncı
  20. Topal
  21. M. Emin KUZ
  22. Batır
  23. Taşdemir
  24. Yanardağ
  25. Batır
  26. Batır
  27. Şavlı
  28. Aldanmaz
  29. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/6420
Tarih
8 Mart 2017

İlgili Kararlar

  • Celal Pörklü Başvurusu (B. No: 2014/16542)
  • Asya Oktay ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/3549)
  • Gülcan Keleş ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/797)
  • Ahmet Savcı ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/7697)
  • Bekir Yıldırım Başvurusu (B. No: 2014/6290)
  • Burak Edis Başvurusu (B. No: 2014/11177)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.