İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Gazanfer Gülen Başvurusu (B. No: 2019/4108)

1. Başvuru, idari merci tarafından tesis edilmiş bir

Başvuru No2019/4108Tarih28 Kasım 2024Okuma17 dk · 3.379 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Gazanfer Gülen Başvurusu

Karar tarihi
28 Kasım 2024
Başvuru Numarası
2019/4108
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.379 kelime·17 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, idari merci tarafından tesis edilmiş bir

işlem bulunmadığı gerekçesiyle davanın incelenmeksizin reddine karar verilmesi

nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyon, başvurunun

kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.

Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin

birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

3. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

ilgili olaylar özetle şöyledir:

5. Başvurucunun idari personel olarak görev yaptığı İzmir

Üniversitesi (Üniversite) 23/7/2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun

Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 2. maddesiyle kapatılmış ve

başvurucunun iş sözleşmesi herhangi bir işlem yapılmadan kendiliğinden sona

ermiştir.

6. Başvurucu; Üniversitenin kapatılması sonucunda iş

akdinin sona ermesi işleminin hukuka aykırı olduğu, siciline kanun hükmünde

kararname (KHK) ile işten çıkarıldığı şerhinin düşürüldüğü, bu nedenle başka

bir kurumda çalışmasının imkânsız hâle geldiği iddialarıyla İzmir 3. İdare Mahkemesinde

(Mahkeme) 21/9/2016 tarihinde iptal davası açmıştır. Mahkeme 25/10/2016

tarihinde başvurucunun iş sözleşmesinin hiçbir işleme gerek kalmaksızın sona

erdiği, idare tarafından hiçbir işlem tesis edilmediği gerekçesiyle davanın

incelenmeksizin reddine karar vermiştir.

7. Başvurucunun istinaf talebi, İzmir Bölge İdare

Mahkemesi 5. İdare Dava Dairesi (Bölge İdare Mahkemesi) tarafından 1/2/2017

tarihinde reddedilmiştir. Başvurucunun temyiz talebini inceleyen Danıştay

Beşinci Dairesi (Daire) 12/11/2018 tarihinde Bölge İdare Mahkemesi kararının

onanmasına kesin olarak karar vermiştir.

8. Başvurucu nihai kararı 2/1/2019 tarihinde tebliğ

aldıktan sonra 1/2/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ

HUKUK

9. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü

Kanunu'nun "İptal ve tam yargı davaları" kanar başlıklı 12.

maddesi şöyledir:

"İlgililer haklarını ihlal eden bir

idari işlem dolayısıyla Danıştaya ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan

doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte

açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması

üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde

verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan

dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası

açabilirler. Bu halde de ilgililerin 11 nci madde uyarınca idareye başvurma

hakları saklıdır."

10. 18/10/2016 tarihli ve 6749 sayılı Olağanüstü Hal

Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek

Kabul Edilmesine Dair Kanun'un "Kapatılan kurum ve kuruluşlara ilişkin

tedbirler" kenar başlıklı 2. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili

kısmı şöyledir:

"(1) Milli güvenliğe tehdit

oluşturduğu tespit edilen Fethullahçı Terör Örgütüne (FETÖ/PDY) aidiyeti,

iltisakı veya irtibatı belirlenen;

...

ç) Ekli (IV) sayılı listede yer alan

vakıf yükseköğretim kurumları,

kapatılmıştır.

..."

11. 8/3/2018 tarihli ve 7091 sayılı Olağanüstü Hal

Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin

Kabul Edilmesine Dair Kanun'un"Devir işlemlerine ilişkin

tedbirler" kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"(1) 20/7/2016 tarihli ve 2016/9064

sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal

kapsamında yürürlüğe konulan Kanun Hükmünde Kararnameler gereğince kapatılan ve

Vakıflar Genel Müdürlüğüne veya Hazineye devredilen kurum, kuruluş, özel radyo

ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanallarının her türlü

taşınır, taşınmaz, malvarlığı, alacak ve hakları ile belge ve evraklarının

(devralınan varlık);her türlü tespit işlemini yapmaya, kapsamını belirlemeye,

idare etmeye, avans dahil her türlü alacak, senet, çek ve diğer kıymetli evraka

ilişkin olarak dava ve icra takibi ile diğer her türlü işlemi yapmaya,

devralınan varlıklarla ilgili olup kanaat getirici defter, kayıt ve belgelerle

tevsik edilen borç ve yükümlülükleri tespite ve hiçbir şekilde devralınan

varlıkların değerini geçmemesi, ek mali külfet getirmemesi, kefaletten

doğmaması ve Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ/PDY)’ne aidiyeti, iltisakı veya

irtibatı olmayan kişilerle gerçek mal veya hizmet ilişkisine dayanması şartıyla

bu varlıkların değerlendirilmesi suretiyle bunları uygun bir takvim dahilinde

ödemeye, kapatılan kurum ve kuruluşların taahhüt ve garanti ettiği ancak

vermediği mal ve hizmet bedellerinin ödemesini durdurmaya veya ödemeye, tahsili

mümkün olmadığı anlaşılan veya tahsilinde ve takibinde yarar bulunmayan hak ve

alacaklar ile taahhüt ve garantilerin tahsilinden vazgeçmeye, her türlü sulh

işlemini yapmaya, devralınan varlıklarla ilişkili kredi veya gerçek bir mal

veya hizmet ilişkisine dayanan borçlar nedeniyle konulmuş ve daha önce

kaldırılmış takyidatları kredinin veya borcun ödenebilmesini sağlamak amacıyla

kaldırıldığı andaki koşullarla tekrar koydurmaya ve ihyaya, menkul rehinleri dikkate

almaya, devralınan varlıklara konulan takyidatların sınırlarını belirlemeye ve

kaldırmaya, finansal kiralama dahil sözleşmelerin feshine veya devamına karar

vermeye, devralınan varlıkların idaresi, değerlendirilmesi, elden çıkarılması

için gerekli her türlü tedbiri almaya, gerektiğinde devralınan varlıkların

tasfiyesi veya satışı amacıyla uygun görülen kamu kurum ve kuruluşlarına

devretmeye, devir kapsamında olmadığı belirlenen varlıkları iadeye,

kapatılanların gerçek kişiye ait olması halinde devralınacak varlıkların

kapsamını belirlemeye, tereddütleri gidermeye, uygulamaları yönlendirmeye,

bütün bu işlemleri yapmak amacıyla usul ve esasları belirlemeye, vakıflar

yönünden Vakıflar Genel Müdürlüğü, diğerleri yönünden Maliye Bakanlığı

yetkilidir.

...

(3) Kapatılan kurum, kuruluş, özel

radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanallarının bağlı

oldukları şirketlerin faaliyetleri sonlandırılarak ticari sicil kayıtları resen

terkin edilir. Bunların devralınan varlıkları dışındaki varlıkları da Hazineye

bedelsiz devredilmiş sayılır. Bu durumda şirketlere daha önce atanmış kayyımlar

tasfiye memuru olarak görevlendirilebilir veya bu şirketlere tasfiye memuru

atanabilir. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye ve

birinci fıkrada yer alan hususları bu şekilde devralınan varlıklar için de

uygulamaya Maliye Bakanlığı yetkilidir.

(4) Birinci fıkra kapsamında tespite

konu edilebilecek borç ve yükümlülüklere ilişkin olarak hak iddiasında

bulunanlarca bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altmış günlük hak

düşürücü süre içerisinde ilgili idaresine kanaat getirici defter, kayıt ve

belgelerle müracaat edilir. Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra

yapılacak kapatma işlemlerinde ise altmış günlük süre kapatma tarihinden

itibaren başlar..."

12. 8/3/2018 tarihli ve 7082 sayılı Olağanüstü Hal

Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul

Edilmesine Dair Kanun'un "Dava ve takip usulü" kenar başlıklı

16. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"(3)20/7/2016 tarihli ve

2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen

olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler

gereğince kapatılan kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi,

yayınevi ve dağıtım kanalları ile bunların sahibi gerçek veya tüzel kişiler

veya kapatılma ya da resen terkin üzerine Maliye Bakanlığı ile Vakıflar Genel

Müdürlüğü aleyhine 17/8/2016 tarihi dahil bu tarihten sonra açılan davalar ile

icra ve iflas takipleri hakkında 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5 inci

maddesi gereğince dava veya takip şartının bulunmaması nedeniyle davanın

reddine veya takibin düşmesine karar verilir.

...

(4) Birinci ve ikinci fıkralar uyarınca

verilen kararlarda davacı veya alacaklının 670 sayılı Kanun Hükmünde

Kararnamenin 5 inci maddesinde belirtilen usule uygun olarak ilgili idari

makama, tebliğ tarihinden itibaren otuz günlük hak düşürücü süre içinde

başvurabileceği belirtilir. İdari başvuru üzerine idari merci tarafından

verilecek karar aleyhine idari yargıda dava açılabilir. İdari yargının verdiği

karar kesin olup, uyuşmazlık adli yargıda hiçbir şekilde dava konusu yapılamaz."

13. 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim

Kanunu'nun ek 11. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"...

(Ek fıkra: 19/11/2014-6569/31 md.) Vakıf

yükseköğretim kurumlarının denetimi ve bu denetim sonucu ilgili yükseköğretim

kurumu hakkında yol gösterici, düzeltici, kısıtlayıcı veya faaliyet iznini

kaldırıcı önlemlerin alınmasına ilişkin usul ve esaslar, Üniversitelerarası

Kurulun görüşü alınarak Yükseköğretim Kurulu tarafından çıkarılan yönetmelikle

düzenlenir. "

..."

14. 31/12/2005 tarihli ve 26040 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanan Vakıf Yükseköğretim Kurumları Yönetmeliği'nin (Yönetmelik) 19/11/2015

tarihinde değiştirilen "Faaliyet izninin kaldırılmasının hüküm ve

sonuçları" başlıklı 27. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"...

Faaliyet izninin kaldırılması kararı

verilen vakıf yükseköğretim kurumunda çalışmakta olan akademik ve idari

personelin hizmet sözleşmeleri vakıf yükseköğretim kurumunun tüzel kişiliğinin

ortadan kalktığı tarih itibarıyla sona erer."

15. Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı tarafından

çıkarılan "FETÖ/PDY kapsamında kapatılan işyerleri" konulu

2/8/2016 tarihli ve 2016/16 sayılı Genelge'nin (Genelge) ilgili kısımları

şöyledir:

"...

23/7/2016 tarihli ve 29779 sayılı

(2.mükerrer) Resmi Gazete’de yayımlanan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında

Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin(KHK) 2 nci maddesi ile

milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen Fethullahçı Terör Örgütüne

(FETÖ/PDY) aidiyeti, iltisakı veya irtibatı belirlenen ... 15 vakıf

yükseköğretim kurumu, ... olmak üzere toplam 2351 kurum ve kuruluş kapatılmıştır.

.

..

Söz konusu KHK’larda belirtilen özel

sağlık kurum ve kuruluşu, özel öğretim kurum ve kuruluşları ile özel öğrenci

yurtları ve pansiyonları, vakıf ve dernekler ile bunların iktisadi işletmeleri,

vakıf yüksek öğretim kurumu, sendika, federasyon ve konfederasyonlar 23/7/2016

tarihi, özel radyo ve televizyon kuruluşları ile gazete, dergi, yayınevi ve

dağıtım kanalları 27/7/2016 tarihi itibariyle kapatılmış olup bu kuruluşlardan

5510 sayılı Kanun kapsamında işyeri sayılanlar başka bir anlatımla 4 üncü

maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı çalıştıranlar ile bu

kuruluşların işverenlerinin 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendi

kapsamındaki sigortalılıklarının sona erdirilmesi hakkında yapılacak işlemler

aşağıda açıklanmıştır.

.

..

2- İşten ayrılış bildirgesi işlemleri

2. 1- Kapatılan işyerlerinden işten

ayrılışı yapılacak sigortalılar

667 sayılı KHK’da sayılan işyerlerinde

5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine tabi

çalışan sigortalıların işyerlerinin kapatılması nedeniyle iş akitleri 23/7/2016

tarihinden itibaren fesh edilmiş sayılacağından işten ayrılış tarihi 23/7/2016,

668 sayılı KHK’da sayılan işyerlerinde çalışan sigortalılar için işten ayrılış

tarihi 27/7/2016 olarak dikkate alınacaktır.

Bu sigortalıların işten ayrılış

bildirgesi ünitelerce re’sen düzenlenecek olup işten ayrılış nedeni olarak

'36-KHK ile işyerinin kapatılması' (Değişik, 25/01/2022 tarihli ve2022/2 sayılı

Genelge) kodu kullanılacaktır.

Ünitelerce sigortalı işten ayrılış

bildirgesinin düzenlenmesinde, sigortalının işten ayrıldığı ay ve bir önceki

aya ait prime esas kazancın bildirgede bulunması gerekmekte olup prime esas

kazancın bulunmadığı durumlarda, '0' gün ve '0' kazanç girilerek bildirge

düzenlenecek eksik gün nedeni olarak '10- Genel hayatı etkileyen olaylar' kodu

kullanılacaktır.

İşyerinin KHK’lar kapsamında kapatılması

nedeniyle sadece bu işyerlerinden işten çıkan sigortalılarla sınırlı olmak

üzere re’sen düzenlenecek işten ayrılış bildirgesi düzenleme nedeni olarak 'KHK

ile işyerinin kapatılması' (Değişik, 25/01/2022 tarihli ve 2022/2 sayılı

Genelge) kodu kullanılacaktır.

..."

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

16. Anayasa Mahkemesinin 28/11/2024 tarihinde yapmış

olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

17. Başvurucu; iş sözleşmesinin idarece resen tek taraflı

olarak feshedilmekle anayasal haklarının ihlal edildiğini, iş sözleşmesinin

Genelge'ye dayanılarak sonlandırıldığını, Mahkemece inceleme yapılmadan karar verildiğini

ileri sürerek adil yargılanma hakkının, hukuki güvenlik ilkesinin ve mahkemeye

erişim hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir. Sosyal güvenlik siciline KHK

nedeniyle işten çıkarıldığı şerhi konulduğunu vurgulayan başvurucu; özel hayata

saygı, çalışma, mülkiyet haklarının ve masumiyet karinesinin ihlal edildiğini

ifade etmiştir.

18. Bakanlık görüşünde, başvurucunun 7091 ve 7802 sayılı

Kanunlarda öngörülen idari başvuru şartını yerine getirmediği hususunun

öncelikle dikkate alınması gerektiği ifade edilmiştir. Ayrıca başvurucunun adil

yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim hakkının ihlal edilip edilmediği

konusunda Anayasa Mahkemesi tarafından yapılacak incelemede görüşte yer verilen

Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri, Anayasa Mahkemesi içtihadı ve somut olayın

kendine özgü koşullarının da dikkate alınmasının faydalı olacağı

belirtilmiştir.

19. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı başvuru formundaki

beyanlarını tekrar etmiş; ayrıca KHK ile değil icrai bir işlemle görevine son

verildiğini, etkili başvuru ile mahkemeye erişim haklarının ihlal edildiğini ve

Bakanlık görüşünün aleyhe olan kısımlarına katılmadığını ifade etmiştir.

B. Değerlendirme

20. Anayasa’nın iddianın değerlendirilmesinde dayanak

alınacak “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin

birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes, meşru vasıta ve yollardan

faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve

savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”

21. Anayasa

Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile

bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir

Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu, sosyal güvenlik

kaydına şerh konularak işine son verilmesi ile ailesinin geçimini sağlayamayacağını

ileri sürerek özel hayata saygı hakkının da ihlal edildiğini ileri sürmüşse de

iş sözleşmesinin feshedilmesinin sebebinin veya sonuçlarının özel hayatı nasıl

etkilediğine dair somut açıklamalarda bulunmamıştır. Bu nedenle başvurucunun

esas şikâyeti çalışmakta olduğu vakıf üniversitesinin kapatılması sonucunda iş

sözleşmesinin feshedilmesi üzerine açılan davanın esasının incelenmemesine

yönelik olduğu değerlendirildiğinde başvurunun mahkemeye erişim hakkı

kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

22. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin başvurunun kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

a. Müdahalenin

Varlığı ve Hakkın Kapsamı

23. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında

herkesin yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma ve

savunma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeye erişim

hakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün

bir unsurudur. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine adil yargılanma

ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası

sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılanma hakkının madde metnine

dâhil edildiği vurgulanmıştır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının mahkemeye erişim hakkını

içerdiğini belirtmektedir (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur. San. ve Tic.

Ltd. Şti., B. No:2014/13156, 20/4/2017, § 34).

24. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak

arama özgürlüğü, bir temel hak olmanın yanında diğer temel hak ve özgürlüklerden

gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili

güvencelerden biridir. Bu bakımdan davanın bir mahkeme tarafından görülebilmesi

ve kişinin adil yargılanma hakkı kapsamına giren güvencelerden faydalanabilmesi

için ilk olarak kişiye iddialarını ortaya koyma imkânının tanınması gerekir.

Diğer bir ifadeyle dava yoksa adil yargılanma hakkının sağladığı güvencelerden

yararlanmak mümkün olamaz (Mohammed Aynosah, B. No: 2013/8896,

23/2/2016, § 33).

25. Anayasa Mahkemesi, bireysel başvuru kapsamında

yaptığı değerlendirmelerde mahkemeye erişim hakkının bir uyuşmazlığı mahkeme

önüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını

isteyebilmek anlamına geldiğini ifade etmiştir (Özkan Şen, B. No:

2012/791, 7/11/2013, § 52).

26. Öte yandan Anayasa'nın 36. maddesinin ikinci

fıkrasında hiçbir mahkemenin görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan

kaçınamayacağı belirtilmiştir. Bu bağlamda adil yargılanma hakkı, koşulları

bulunduğu takdirde kişilere davanın görüldüğü mahkemeden uyuşmazlığın esasının

incelenmesini isteme güvencesini de sağlar (Ahmet Özdoğan, B. No:

2017/26326, 9/1/2019, § 35).

27. Somut başvuruya konu davada Mahkemece idari davaya

konu bir işlem bulunmadığı gerekçesiyle davanın incelenmeksizin reddine karar

verilmiştir. Dolayısıyla başvurucunun iş akdinin feshedilmesi işleminin iptali

istemli açtığı davanın esası hakkında bir inceleme yapılmadığından mahkemeye

erişim hakkına yönelik bir müdahalenin bulunduğu görülmektedir.

b. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

28. Adil yargılanma hakkının görünümlerinden biri olan

mahkemeye erişim hakkı, mutlak bir hak olmayıp bu hakkın sınırlandırılması

mümkündür. Ancak mahkemeye erişim hakkına müdahalede bulunulurken temel hak ve

özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleri düzenleyen Anayasa'nın

13. maddesinin gözönünde bulundurulması gerekmektedir.

29. Anayasa'nın 13. maddesi şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

30. Anılan madde uyarınca temel hak ve özgürlükler,

demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmaksızın

Anayasa'nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak

kanunla sınırlanabilir. Bu nedenle öncelikle başvurucunun mahkemeye erişim

hakkına yapılan müdahalenin kanuni dayanağının bulunup bulunmadığının

incelenmesi gerekir.

31. Hak ve özgürlüklerin, bunlara yapılacak müdahalelerin

ve sınırlandırmaların kanunla düzenlenmesi bu haklara ve özgürlüklere keyfî

müdahaleyi engelleyen, hukuk güvenliğini sağlayan demokratik hukuk devletinin

en önemli unsurlarından biridir (Tahsin Erdoğan, B. No: 2012/1246,

6/2/2014, § 60).

32. Müdahalenin kanuna dayalı olması öncelikle şeklî

manada bir kanunun varlığını zorunlu kılar. Şeklî manada kanun, Türkiye Büyük

Millet Meclisi (TBMM) tarafından Anayasa'da belirtilen usule uygun olarak kanun

adı altında çıkarılan düzenleyici yasama işlemidir. Hak ve özgürlüklere

müdahale edilmesi ancak yasama organınca kanun adı altında çıkarılan

düzenleyici işlemlerde müdahaleye imkân tanıyan bir hükmün bulunması şartına

bağlıdır. TBMM tarafından çıkarılan şeklî anlamda bir kanun hükmünün

bulunmaması hakka yapılan müdahaleyi anayasal temelden yoksun bırakır (Ali

Hıdır Akyol ve diğerleri [GK], B. No: 2015/17510, 18/10/2017, § 56).

33. Mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahalenin kanuni

dayanağı bağlamında Anayasa Mahkemesinin yapacağı denetim öncelikle müdahaleye

imkân tanıyan şeklî manada bir kanunun bulunup bulunmadığının tespitini

gerektirmektedir. Anayasa Mahkemesi kural olarak bu kanunun doğru uygulanıp

uygulanmayacağıyla kanunilik denetimi bağlamında ilgilenmemektedir ancak

kanunun açık lafzına aykırı bir uygulamanın bulunduğunun tespiti hâlinde

müdahalenin kanuni dayanağının bulunmadığı sonucuna ulaşabilecektir.

34. Öte yandan kanunun varlığı kadar kanun metninin ve

uygulamasının da bireylerin davranışlarının sonucunu öngörebileceği kadar

hukuki belirlilik taşıması gerekir. Bir diğer ifadeyle kanunun kalitesi de

kanunilik koşulunun sağlanıp sağlanmadığının tespitinde önem arz etmektedir (Necmiye

Çiftçi ve diğerleri, B. No: 2013/1301, 30/12/2014, § 55). Müdahalenin

kanuna dayalı olması, iç hukukta müdahaleye ilişkin yeterince ulaşılabilir ve

öngörülebilir kuralların bulunmasını gerektirmektedir (Türkiye İş Bankası

A.Ş. [GK], B. No: 2014/6192, 12/11/2014, § 44).

35. Başvuru konusu uyuşmazlık ele alındığında derece

mahkemesi tarafından davanın, dava şartının sağlanmaması sebebiyle usulden

reddedildiği görülmüştür. Mahkeme, başvurucunun çalıştığı üniversitenin 667

sayılı KHK ile kapatılması sonucunda iş sözleşmesinin hiçbir işleme gerek

kalmaksızın sona erdiği, idare tarafından hiçbir işlem tesis edilmediği ve KHK

hükmünün idari yargıda dava konusu edilmesinin de mümkün bulunmadığı

gerekçelerine dayanmıştır. Bununla birlikte Bakanlık görüşünde de 7091 ve 7802

sayılı Kanun hükümlerinde öngörülen idari başvuru şartının başvurucu tarafından

yerine getirilmediği vurgulanmıştır.

36. Öncelikle Mahkemece dayanak alınan 667 sayılı KHK'ya

göre kapatılan vakıf üniversitelerinde çalışan personelin iş sözleşmesinin sona

ereceğine dair bir düzenleme mevcut değildir. Öte yandan 2547 sayılı Kanun'da

faaliyeti sonlandırılan vakıf yükseköğretim kurumlarında çalışan akademik ve

diğer personelin hizmet sözleşmeleri hakkında 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı

İş Kanunu'nun uygulanacağı belirtilmiştir (bkz. § 11). Bununla birlikte

Mahkemece de kararda değinilen Yönetmelik'te faaliyeti sonlandırılan vakıf

üniversitelerinde çalışanların iş sözleşmelerinin kendiliğinden sona ereceğine

dair bir düzenleme bulunmaktadır (bkz. § 13). Bunun yanında Genelgede de 667

sayılı KHK gereğince kapatılan kurum çalışanlarının iş sözleşmelerinin hangi

tarihte sona ermiş sayılacağına ve bu kişilerin sosyal güvenlik kayıtlarına

yönelik bilgilere yer verilmiştir (bkz. § 14). Tüm bunlara rağmen Mahkemece 667

sayılı KHK gereğince iş sözleşmesinin sona erdiği ve başvurucu hakkında idari

bir işlemin bulunmadığı kabulü yapılarak Yönetmelik ve Genelge hükümleri

gözardı edilmiştir.

37. Öte yandan Anayasa Mahkemesi Şennur Atalar başvurusunda

7091 ve 7802 sayılı Kanunlarda idari dava şartı olarak öngörülen idareye

başvurma yükümlülüğünün sadece birtakım alacak talepleri yönünden geçerli

olduğunu ifade etmiştir. Anılan karara konu somut olayda başvurucunun menfi

tespit davası açtığını vurgulayan Yüksek Mahkeme 7091 ve 7802 sayılı Kanun

hükümlerinin başvurucu hakkında uygulanmasının kanuni dayanağının bulunmadığını

ve mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğini kabul etmiştir (Şennur Atalar,

B. No: 2019/38925, 13/12/2023, §§ 37-43). Somut olayda da başvurucu tarafından

iş sözleşmesinin feshine yönelik dava açılmış olup anılan kararda ulaşılan

sonuçtan ayrılmayı gerektirir bir durum yoktur.

38. Bireysel başvuru yolunun ikincillik niteliği gereği

ilgili mevzuatı yorumlamak derece mahkemelerinin görevi olup Anayasa

Mahkemesinin bireysel başvuruda incelediği husus, derece mahkemelerinin

gerekçelerine esas yorumun ölçülü olup olmadığı ve buna göre Anayasa'da güvence

altına temel hak ve özgürlüklerinin ihlal edilip edilmediğidir (Şeyma

Kayaoğlu, B. No: 2014/5491, 5/7/2017, § 53). Özellikle mahkemeye erişim

hakkı olmak üzere hak ve özgürlüklere getirilen sınırlayıcı hükümlerin geniş

yoruma tabi tutularak kanun koyucu tarafından amaçlananın ötesinde

sınırlandırılmaması gerekir. Eldeki uyuşmazlık da bu ilke çerçevesinde

incelenecektir.

39. Somut olayda başvurucu üniversitenin kapatılmasına

veya 7091 ve 7802 sayılı Kanunlarda belirtilen alacaklara yönelik değil,

sözleşmesinin feshedilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek dava

açmıştır. Bununla birlikte Mahkeme; başvurucunun sözleşmesinin KHK ile sona

erdiğini, başvurucu hakkında tesis edilen bir işlem bulunmadığını kabul ederek,

mahkemeye erişim hakkı yönünden getirilen sınırlandırıcı bir yorum geliştirerek

davanın usulden reddine karar vermiştir.

40. Yukarıdaki bilgiler dikkate alındığında 667 sayılı

KHK'da başvurucunun iş sözleşmesinin sonlanacağına yönelik bir düzenleme mevcut

olmamasına rağmen Mahkemece başvurucunun iş sözleşmesinin KHK ile sonlandığı

kabul edilerek davanın esası incelenmemiştir. Öte yandan Mahkemenin

başvurucunun somut durumu ile doğrudan ilgili bulunan Yönetmelik ve Genelge

hükümlerini dikkate almadan, başvurucunun durumu hakkında düzenleme bulunmayan

667 sayılı KHK'yı yargılamaya tatbiki başvurucunun mahkemeye erişim hakkına

kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahale yaratmıştır.

41. Açıklanan gerekçeyle Anayasa'nın 36. maddesinde

güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim

hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır.

VI. GİDERİM

42. Başvurucu, ihlalin tespiti ve tazminat talebinde

bulunmuştur.

43. Başvuruda tespit edilen adil yargılanma hakkı

ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmaktadır. Bu kapsamda kararın gönderildiği yargı mercilerince

yapılması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatmak ve Anayasa

Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında

belirtilen ilkelere uygun yeni bir karar vermektir (30/3/2011 tarihli ve 6216

sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un

50. maddesinin (2) numaralı fıkrasında düzenlenen bireysel başvuruya özgü

yeniden yargılama kurumunun özelliklerine ilişkin kapsamlı açıklamalar için

bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül

Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66;

Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

44. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yeniden yargılama yapılmasının yeterli giderim sağlayacağı anlaşıldığından

tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VII. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının

ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak

üzere İzmir 3. İdare Mahkemesine (E.2016/1227, K.2016/1353) GÖNDERİLMESİNE,

D. Tazminat talebinin REDDİNE,

E. 364,60 TL harç ve 30.000 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 30.364,60 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 28/11/2024 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Recai AKYEL Yusuf Şevki HAKYEMEZ İrfan FİDAN Yılmaz AKÇİL Raportör : Ferhat YILDIZ Başvurucu : Gazanfer GÜLEN Vekili : Av. Servet ALPAY

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2019/4108, 28 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İlgili
  10. Hukuk
  11. V. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. VI. Giderim
  16. A. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin
  17. B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  18. C. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının
  19. F. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun
  20. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2019/4108
Tarih
28 Kasım 2024

İlgili Kararlar

  • Turaş Gaz Armatürleri Sanayi ve Ticaret A.ş. Başvurusu (B. No: 2020/19316)
  • Bayram Düşme ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2021/19736)
  • Bülent Yalçın Başvurusu (B. No: 2020/39991)
  • Nimet Özdemir Başvurusu (B. No: 2021/17465)
  • Ali Baltacı Başvurusu (B. No: 2019/7448)
  • İsmail Zeki Alegöz Başvurusu (B. No: 2021/26632)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.