İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Gökhan Gündüz Başvurusu (B. No: 2017/39507)

1. Başvuru, ceza infaz kurumunda protesto eylemine

Başvuru No2017/39507Tarih3 Kasım 2020Okuma15 dk · 3.089 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Gökhan Gündüz Başvurusu (2)

Karar tarihi
3 Kasım 2020
Başvuru Numarası
2017/39507
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.089 kelime·15 dk okuma·19 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, ceza infaz kurumunda protesto eylemine

yapılan müdahale neticesinde yaralanmadan dolayı açılan ceza soruşturmasının

etkili yürütülmemesi nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına

ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 27/11/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne

karar verilmiştir.

5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

8. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

9. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

10. Başvurucu, 1970 doğumlu olup olay tarihinde Kırıkkale

F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (İnfaz Kurumu) hükümlü

olarak tutulmaktadır.

11. Başvurucu -kendi anlatımına göre- İnfaz Kurumundaki

bazı uygulamaları protesto etmek amacıyla yaklaşık yedi aydır oturma eylemi

yaparken 2017 yılı Mart ayı içinde beş kez (3, 6, 7, 10 ve 16 Mart

tarihlerinde) kameraların görüntü kaydettiği bir alanda, eyleme müdahale eden

infaz görevlilerine direnmediği hâlde görevliler tarafından yere yüzüstü

yatırılıp her iki kolu arkaya bükülmek suretiyle yürümeye zorlanmış, her

seferinde zor kullanma seviyesi artırılmış, kol ve omuzlarında kalıcı

rahatsızlıklara neden olunmuştur.

12. Başvurucu; iki hükümlüyle birlikte 20/3/2017

tarihinde, işkence suçunu işledikleri iddiasıyla infaz görevlileri hakkında

Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığına (Savcılık) şikâyette bulunmuştur.

13. Şikâyetle ilgili olarak Savcılıkça İnfaz Kurumundan

bilgi istenmiştir. İnfaz Kurumunun yazılı cevabı şöyledir:

"Ceza İnfaz Kurumlarının

Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük'ün 22.

Maddesinin 8. Fıkrasında 'İnfaz ve koruma başmemuru ile infaz ve koruma memuru,

kurumun güvenliğini bozan firara teşebbüs, isyan, rehin alma, saldırı, yasaya

veya düzenlemelere dayalı bir emre karşı aktif veya pasif fiziki direnme gibi

olaylar ile 5237 sayılı Kanunun 25 inci maddesindeki meşru savunma ve

zorunluluk hâli ortaya çıktığında kurum en üst amirinin izni ile zor

kullanabilir. Acil hâllerde tehlikenin ortadan kaldırılması amacıyla izin

alınmaksızın da zor kullanılabilir. Durumu derhâl en üst amire iletir. Zor

kullanan personel gerekenden fazla kuvvet kullanamaz.' hükmünün yer aldığı, adı

geçenin kurumun düzenini ve güvenliği bozmaya yönelik eylemde bulunduğu,

görevli personelin mevzuatta belirtilen şekilde görevini yaptığı

anlaşıldığından haklarında disiplin soruşturması açılmamıştır."

14. Savcılık tarafından 17/10/2017 tarihinde İnfaz Kurumu

görevlileri hakkında kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmiştir.

Anılan kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

" ... Müştekilerin iddiaları ile

ilgili kurum görevlilerinin; herhangi bir kusur, ihmal ve suç işleme

kasıtlarının bulunmadığı gibi haklarında kamu davası açılması için yeterli

şüphe oluşturacak delil de elde edilemediği, yapılan işlemlerin mevzuata uygun

olduğu dosya kapsamından anlaşılmakla;

Açıklanan nedenlerle iddialar ve

şüpheliler hakkında kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına,"

15. Başvurucunun Savcılık kararına itirazı, Kırıkkale

Sulh Ceza Mahkemesinin 2/11/2017 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Anılan

karar, başvurucuya 3/11/2017 tarihinde tebliğ edilmiştir.

16. Başvurucu 27/11/2017 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

17. Başvurucu ayrıca başvuruya konu olaydan sonra

25/5/2017 tarihinde infaz görevlilerince yeniden fiziksel şiddet uygulanması

nedeniyle kolunun kırıldığını ve bu hususta Savcılığa şikâyette bulunduğu

belirtmiş, sağlık raporlarını başvuru dosyasına eklemiştir.

18. UYAP'ta yapılan araştırmada başvurucunun kolunun

kırıldığını iddia ettiği olayın başvuru konusundan farklı bir olay olması

nedeniyle Savcılıkça ayrı bir soruşturma yürütüldüğü ve bu olaya ilişkin

soruşturma sürecinin başvurucu tarafından ayrıca bireysel başvuru konusu

yapıldığı tespit edilmiştir. Söz konusu 2017/37364 numaralı bireysel başvuru

inceleme tarihi itibarıyla henüz sonuçlanmamıştır.

IV. İLGİLİ

HUKUK

A. Ulusal Hukuk

19. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun

"Kasten yaralama" kenar başlıklı 86. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"(1) Kasten başkasının vücuduna acı

veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi,

bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Kasten yaralama fiilinin kişi

üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif

olması halinde, mağdurun şikayeti üzerine, dört aydan bir yıla kadar hapis veya

adli para cezasına hükmolunur.

(3) Kasten yaralama suçunun;

...

d) Kamu görevlisinin sahip bulunduğu

nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,

...

İşlenmesi hâlinde, şikayet aranmaksızın,

verilecek ceza yarı oranında artırılır."

20. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi

Kanunu'nun "Bir suçun işlendiğini öğrenen Cumhuriyet savcısının

görevi" kenar başlıklı 160. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"Cumhuriyet savcısı, ihbar veya

başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir

öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin

gerçeğini araştırmaya başlar."

B. Uluslararası

Hukuk

21. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 3.

maddesi şöyledir:

"Hiç kimse işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya

işlemlere tabi tutulamaz."

22. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Sözleşme'nin 3.

maddesi ile ilgili içtihatlarında kötü muamele yasağının demokratik toplumların

en temel değeri olduğunu vurgulamış; terörle ya da organize suçla mücadele gibi

en zor şartlarda dahi mağdurların davranışlarından bağımsız olarak işkence,

insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya işlemlerin Sözleşme'yle

yasaklandığını belirtmiştir. AİHM, kötü muamele yasağının Sözleşme'nin 15.

maddesinde belirtilen toplum hayatını tehdit eden kamusal tehlike hâlinde dahi

hiçbir istisnaya yer vermediğini içtihatlarında hatırlatmıştır (Selmouni/Fransa,

B. No: 25803/94, 28/7/1999, § 95; Labita/İtalya [BD], B. No: 26772/95,

6/4/2000, § 119).

23. Öte yandan bir muamele veya cezanın kötü muamele

olduğunu söylenebilmesi için eylemin minimum ağırlık eşiğini aşması

beklenir (Raninen/Finlandiya, B. No: 20972/92, 16/12/1997, § 55; Erdoğan

Yağız/Türkiye, B. No: 27473/02, 6/3/2007 §§ 35-37; Gafgen/Almanya [BD],

B. No: 22978/05, 1/6/2010, §§ 88-90; Costello-Roberts/Birleşik Krallık,

B. No: 13134/87, 25/3/1993, § 30).

24. AİHM'e göre ceza infaz kurumundaki bir kişi üzerinde

fiziksel güce başvurulması -bu kişinin kendi eylemi kesinlikle gerekli

kılmadığı sürece- insan onuruna zarar verir ve prensip olarak Sözleşme'nin 3.

maddesini ihlal eder (Satık ve diğerleri/Türkiye, B. No:

31866/96, 10/10/2000, § 54).

25. AİHM, Sözleşme'nin 3. maddesinin tartışılabilir ve

makul şüphe uyandıran kötü muamele iddialarının etkin biçimde soruşturma

yükümlülüğü getirdiğine dikkat çekmektedir (Labita/İtalya, § 131; Tepe/Türkiye,

B. No: 31247/96, 21/12/2004, § 48). AİHM’in içtihadında tanımlanan etkinlik

için minimum standartlar soruşturmanın bağımsız, tarafsız, kamu denetimine açık

olmasını, yetkili makamların titizlikle ve süratli biçimde çalışmasını

gerektirmektedir (Mammadov/Azerbaycan, B. No: 34445/04, 11/1/2007, § 73;

Çelik ve İmret/Türkiye, B. No: 44093/98, 26/10/2004, § 55).

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

26. Mahkemenin 3/11/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

27. Başvurucu, infaz görevlileri tarafından

darbedilmesine rağmen buna ilişkin olarak açılan soruşturmanın etkili

yürütülmediğini, bu kapsamda sorumlu infaz görevlilerinin isimlerini bildirerek

olayları ayrıntılarıyla anlattığını, buna karşın Adli Tıp Kurumuna sevk edilip

hakkında sağlık raporu alınmadığını, tanık ifadelerine başvurulmadığını, ayrıca

kamera görüntüleri ve diğer delillerin toplanmadığını ifade ederek kötü muamele

yasağı ile adil yargılanma, ifade özgürlüğü ve etkili başvuru haklarının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

28. Bakanlık, İnfaz Kurumunca başvurucunun oturma eylemi

yaparak kurum içi düzeni ve güvenliği bozmaya yönelik eylemlerde bulunduğundan

dolayı infaz koruma memurlarının mahkûm taşıma tekniklerine uygun şekilde

başvurucuyu taşıdıklarının belirtildiği dikkate alındığında başvurucunun

iddialarının savunulabilir argümanlar içermediğini, iddialarını uygun şekilde

delillendiremediğini ve argümanların gerçekleri yansıtmadığını belirtmiş,

başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olduğu yönünde görüş bildirmiştir.

29. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı cevabında başvuru

formunda dile getirdiği hususları yinelemiş ayrıca iddialarının savunulabilir

olmadığı görüşünü kabul etmemiştir.

B. Değerlendirme

30. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki tavsifi ile bağlı olmayıp, olay ve olguların hukuki

nitelendirmesini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969,

18/9/2013, § 16). Somut olayda başvurucunun iddiaları kötü muamele yasağı

kapsamında değerlendirilmiştir.

31. Anayasa’nın "Kişinin dokunulmazlığı, maddî ve

manevî varlığı" kenar başlıklı 17. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

"Kimseye işkence ve eziyet

yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi

tutulamaz.”

32. Anayasa’nın "Devletin temel amaç ve görevleri

" kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Devletin temel amaç ve görevleri, …

Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve

mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti

ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve

sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için

gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

33. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

a. Genel

İlkeler

34. Devletin kişinin maddi ve manevi varlığını koruma

hakkı kapsamındaki pozitif yükümlülüğünün usule ilişkin bir boyutu

bulunmaktadır. Bu usul yükümlülüğü çerçevesinde devlet, her türlü fiziksel ve

ruhsal saldırı olayının sorumlularının belirlenmesini ve gerekiyorsa

cezalandırılmasını sağlayabilecek etkili resmî bir soruşturma yürütmek

durumundadır. Bu tarz bir soruşturmanın temel amacı, söz konusu saldırıları

önleyen hukukun etkin bir şekilde uygulanmasını güvenceye almak ve karıştıkları

olaylarda kamu görevlilerinin ya da kurumlarının kendi sorumlulukları altında

meydana gelen olaylar için hesap vermelerini sağlamaktır (Cezmi Demir ve

diğerleri, § 110).

35. Buna göre bireyin bir devlet görevlisi tarafından

hukuka aykırı olarak ve Anayasa’nın 17. maddesini ihlal eder biçimde bir

muameleye tabi tutulduğuna ilişkin savunulabilir bir iddiasının bulunması

hâlinde -Anayasa’nın 17. maddesi “Devletin temel amaç ve görevleri”

kenar başlıklı 5. maddesindeki genel yükümlülükle birlikte yorumlandığında-

etkili resmî bir soruşturmanın yapılmasını gerektirmektedir. Bu soruşturma,

sorumluların belirlenmesini ve cezalandırılmasını sağlamaya elverişli

olmalıdır. Bu mümkün olmazsa bu madde sahip olduğu öneme rağmen pratikte

etkisiz hâle gelecek ve bazı hâllerde devlet görevlilerinin fiilî

dokunulmazlıktan yararlanarak kontrolleri altında bulunan kişilerin haklarını

istismar etmeleri mümkün olacaktır (Tahir Canan, § 25).

36. Ancak etkili bir soruşturmanın başlatılabilmesi için

öncelikle kötü muamele iddialarının uygun delillerle desteklenmesi gerekir. Bu

nitelikteki bir kanıt yeterince ciddi, açık ve tutarlı emarelerden ya da aksi

ispat edilemeyen birtakım karinelerden de oluşabilir. Ancak bu uygun koşulların

tespiti hâlinde etkili bir soruşturma yükümlülüğün gerekliliğinden

bahsedilebilir (C.D., B. No: 2013/394, 6/3/2014, § 28).

37. Yürütülecek ceza soruşturmaları, sorumluların

tespitine ve cezalandırılmalarına imkân verecek şekilde etkili ve yeterli

olmalıdır. Soruşturmanın etkili ve yeterli olduğundan söz edilebilmesi için

soruşturma makamlarının resen harekete geçerek olayı aydınlatabilecek ve

sorumluların tespitine yarayabilecek bütün delilleri toplamaları gerekir.

Dolayısıyla kötü muamele iddialarının gerektirdiği soruşturma bağımsız bir

şekilde hızlı ve derinlikli yürütülmelidir. Diğer bir ifadeyle yetkililer, olay

ve olguları ciddiyetle öğrenmeye çalışmalı; soruşturmayı sonlandırmak ya da

kararlarını temellendirmek için çabuk ve temelden yoksun sonuçlara

dayanmamalıdır (Cezmi Demir ve diğerleri, § 114). Bu bağlamda

soruşturmanın derhâl başlaması, bağımsız biçimde, kamu denetimine tabi olarak

özenli ve süratli yürütülmesi ve bir bütün olarak etkili olması gerekir (Cezmi

Demir ve diğerleri, § 116).

38. Devletin pozitif yükümlülüğü kapsamında bazen tek

başına soruşturma yapılmamış olması veya yeterli soruşturma yapılmamış olması

da kötü muamele teşkil edebilmektedir. Dolayısıyla şartlar ne olursa olsun

yetkililer, resmî şikâyet yapılır yapılmaz harekete geçmelidir. Şikâyet

yapılmadığında bile işkence veya kötü muamele olduğunu gösteren yeterli, kesin

belirtiler olduğunda soruşturma açılması sağlanmalıdır. Bu bağlamda

soruşturmanın derhâl başlaması, bağımsız biçimde, kamu denetimine tabi olarak

özenli ve süratli yürütülmesi ve bir bütün olarak etkili olması gerekir (Cezmi

Demir ve diğerleri, § 116).

39. Soruşturma sonucunda alınan kararın soruşturmada elde

edilen tüm bulguların kapsamlı, nesnel ve tarafsız bir analizine dayalı olması,

bunun yanı sıra söz konusu kararın vücut bütünlüğüne yönelik müdahalenin

Anayasa’nın aradığı zorunlu bir durumdan kaynaklanan ölçülü bir müdahale olup

olmadığına yönelik bir değerlendirme içermesi de gerekmektedir (Cemil

Danışman, B. No: 2013/6319, 16/7/2014, § 99).

40. AİHM kararlarında, bir kişinin sağlıklı hâldeyken

gözaltına alındığı ancak salıverildiği zaman vücudunda yaralanma tespit

edildiği durumlarda söz konusu yaralanmanın nasıl oluştuğu hususunda makul bir

açıklama getirme ve mağdurun bu yöndeki iddialarını şüphede bırakacak kanıtları

sunma yükümlülüğünün devlete ait olduğu, özellikle ilgili iddiaların doktor

raporları ile doğrulandığı hâllerde Sözleşme'nin 3. maddesi anlamında açık

sorunların ortaya çıkacağı ifade edilmiştir (Cezmi Demir ve diğerleri, §

94).

b. İlkelerin

Olaya Uygulanması

41. Hükümlü olan başvurucu, yapılan oturma eylemine infaz

görevlilerince aşırı güç kullanılarak müdahale edildiğini belirterek kötü

muameleye maruz kaldığını iddia etmiştir.

42. Bir devlet görevlisi tarafından hukuki sınırların

aşılarak Anayasa’nın 17. maddesini ihlal eder biçimde bir muameleye tabi

tutulduğuna ilişkin bir iddianın soruşturma makamına iletilmesi durumunda

etkili soruşturma yükümlülüğünün başlaması için öncelikle gerekli olan husus,

söz konusu iddianın savunulabilir olmasıdır. İddianın savunulabilir olması,

açık ve olgulara ilişkin ayrıntı içermesinin yanında ancak makul kanıtlarla

desteklenmesiyle mümkündür. Böylesine bir iddianın varlığı hâlinde olayın

aydınlatılarak sorumluların belirlenmesini ve gerekirse cezalandırılmasını

sağlamaya elverişli, etkili bir soruşturma yapılması gerekmektedir.

43. Başvurucu, isimlerini şikâyet dilekçesinde bildirdiği

infaz görevlilerince yaralandığını iddia etmiş; ayrıca eylemlerin oluş şeklini

ve tarihlerini de açıklayarak şikâyetini detaylandırmıştır. Bu durumda

başvurucunun iddiasının makul delillerle desteklenmesi hâlinde savunulabilir

olarak değerlendirilmesi mümkündür.

44. Devlet denetim ve kontrolü altında hükümlü olarak

tutulan başvurucunun delil sunma olanağı oldukça sınırlı olduğundan,

toplanmasını talep ettiği delillerden olayı aydınlatabileceği

değerlendirilenlere soruşturma makamlarınca ulaşılması için çaba gösterilmesi

etkili soruşturma yükümlülüğünün bir parçasıdır.

45. Ceza infaz kurumunda tutulan bir kişinin şikâyetçi

olması hâlinde kötü muameleye maruz kalıp kalmadığının tespiti amacıyla alınan

sağlık raporları, değerlendirmeye esas oluşturacak en önemli kanıtlardan biri

olmasının yanında devletin Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasındaki

yükümlülüğüne aykırı davranmadığını ispatlayabileceği nitelikte bir belgedir.

Üçüncü kişi konumunda bulunan doktorlar tarafından -iddia ve savunmadan

bağımsız bir şekilde- gözleme dayalı bulguların tespit edilmesi suretiyle

olaydan hemen sonra hazırlanan raporlar, maddi gerçeğe ulaşmayı sağlayan en

önemli araçtır (benzer yöndeki karar için bkz. Salih Şahin, B. No:

2016/13964, 28/1/2020, § 85).

46. Bu kapsamda başvurucu, yaralanmasının tespiti

amacıyla hakkında sağlık raporu alınmasını talep etmiş, ancak Savcılıkça bu

yönde bir işlem yapılmamıştır. Başvurucunun iddiasının savunulabilir olup

olmadığının değerlendirilmesinde en önemli delillerden biri olan sağlık

raporunun Savcılıkça temin edilmemiş olması başvurucuya atfedilecek bir kusur

olmadığından somut olayda başvurucunun iddialarını destekleyen bir raporun

bulunmaması nedeniyle etkili soruşturma yükümlülüğünün mevcut olmadığı

söylenemez. Dolayısıyla ayrıntılı şikâyet dilekçesi sunan ve birtakım

delillerin toplanmasını talep eden başvurucunun yaralanmasını doğrulayan sağlık

raporunun bulunmaması tek başına iddialarını savunulabilir olmaktan

çıkarmayacağından etkili soruşturma yapılması yönündeki beklentisi meşru kabul

edilmiştir.

47. Savcılıkça, soruşturma kapsamında sadece İnfaz

Kurumundan olayla ilgili bilgi istenmiş; İnfaz Kurumu tarafından "kurum

düzeni ve güvenliğini sağlamak amacıyla infaz görevlilerinin görevlerini

yaptıkları gerekçesiyle haklarında disiplin soruşturması açılmadığının"

bildirilmesi üzerine de başkaca araştırma yapmaya gerek duyulmaksızın

kovuşturma yapılmamasına karar verilmiştir.

48. Diğer bir ifadeyle başvurucunun şikâyeti üzerine

Savcılıkça soruşturma başlatılmışsa da başvurucunun şikâyet ve delillerinin

tespitine yönelik ayrıntılı ifadesi alınarak soruşturmaya katılımı sağlanmamış,

talep edilmesine rağmen kamera görüntüleri ve diğer deliller toplanmamış, tanık

dinlenmemiş, şüpheli infaz görevlilerinin kimlikleri dahi tespit edilmemiştir.

Buna karşın soruşturma sonunda, yapılan işlemlerin hukuka uygun olduğuna

karar verilmiştir. Kararda, işlemlerin ne olduğu ve hangi sebeple hukuka uygun

olduğuna yer verilmemiş; iddia infaz görevlilerinin kasıtlı eylemlerine

dayandırılmasına rağmen bu hususa ilişkin bir açıklama yapılmamıştır.

49. Tüm bu eksiklikler birlikte değerlendirildiğinde

başvurucuya karşı kötü muamele oluşturduğu iddia edilen eylemlere yönelik

olayın aydınlatılması amacıyla etkili bir ceza soruşturması yürütülmediği

sonucuna ulaşılmıştır.

50. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 17. maddesinin

üçüncü fıkrasında güvence altına alınan kötü muamele yasağının usul boyutunun

ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

51. Yukarıda belirtilen tespitler doğrultusunda

soruşturmadaki eksiklikler nedeniyle başvurucunun şikâyetine konu ettiği güç

kullanımının gerçekleşme koşulları bağlamında iddia dışında veri bulunmadığı,

dolayısıyla bu aşamada olguların gerçekliği konusunda kanaat oluşmadığından

kötü muamele yasağının maddi boyutu itibarıyla bir inceleme yapılmasına olanak

bulunmadığı değerlendirilmiştir.

52. Başvurucu ayrıca protesto (oturma) eylemlerine

yönelik olarak İnfaz Kurumunca caydırma amacıyla yapılan müdahaleler nedeniyle

ifade özgürlüğünün ihlal edildiğini ileri sürmüşse de yapıldığı iddia edilen

müdahaleye ilişkin olarak başvuru veya soruşturma dosyasında veri bulunmadığı

dikkate alındığında söz konusu iddiaların bu aşamada incelenemeyeceği sonucuna

ulaşılmıştır.

3. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

53. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda,

başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal

kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden

yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında

açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya

üzerinden karar verir.”

54. Başvurucu, ihlalin tespiti ile yeniden soruşturma

yapılması ve maddi tazminat talebinde bulunmuştur.

55. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan kararında

ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genel

ilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875, 7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer bir

kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesinin

sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibi

ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir (Aligül

Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).

56. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların giderilmesi,

ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması gerekmektedir (Mehmet

Doğan, §§ 55, 57).

57. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veya

mahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılı

Kanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile İçtüzük’ün 79. maddesinin (1)

numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca, ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili

mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme, usul hukukundaki

benzer hukuki kurumlardan farklı olarak, ihlali ortadan kaldırmak amacıyla

yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya özgülenen bir giderim

yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararına

bağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde, usul hukukundaki

yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili mahkemenin yeniden

yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir takdir yetkisi

bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir karar kendisine ulaşan mahkemenin yasal

yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı

nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam eden ihlalin sonuçlarını

gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (Mehmet Doğan, §§

58-59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66-67).

58. Başvuruda, infaz görevlileri tarafından orantısız güç

kullanılmasına yönelik etkili soruşturma yapılmaması nedeniyle Anayasa’nın 17.

maddesinin üçüncü fıkrasının usul boyutuyla ihlal edildiği sonucuna

varılmıştır. Kötü muamele yasağının usul boyutuna yönelik ihlalin Cumhuriyet

Başsavcılığının işlemlerinden kaynaklandığı anlaşılmıştır.

59. Bu durumda kötü muamele yasağının usul boyutuna

yönelik ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden soruşturma

yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden soruşturma ise

bireysel başvuruya özgü düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir.

Bu kapsamda yapılması gereken iş yeniden soruşturma kararı verilerek Anayasa

Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında

belirtilen ilkelere uygun yeni bir soruşturma yapılmasından ibarettir. Bu

sebeple kararın bir örneğinin yeniden soruşturma yapılmak üzere Kırıkkale

Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmesi gerekmektedir.

60. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi

için başvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlal

arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucunun bu konuda herhangi bir belge

sunmamış olması nedeniyle maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin

iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence

altına alınan kötü muamele yasağının usul boyutunun İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin kötü muamele yasağının usule

ilişkin boyutunun ihlalinin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden

soruşturma yapılmak üzere Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucunun maddi tazminat talebinin REDDİNE,

E. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 3/11/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Kadir ÖZKAYA

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

M. Emin KUZ

Rıdvan GÜLEÇ Yıldız SEFERİNOĞLU Raportör : Elif ÇELİKDEMİR ANKITCI Başvurucu : Gökhan GÜNDÜZ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2017/39507, 3 Kasım 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İlgili
  10. Hukuk
  11. A. Ulusal Hukuk
  12. B. Uluslararası
  13. V. İnceleme Ve
  14. Gerekçe
  15. A. Başvurucunun
  16. B. Değerlendirme
  17. A. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin
  18. B. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence
  19. C. Kararın bir örneğinin kötü muamele yasağının usule
  20. E. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  21. M. Emin KUZ
  22. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2017/39507
Tarih
3 Kasım 2020

İlgili Kararlar

  • Adem Erden Başvurusu (B. No: 2017/36537)
  • Ayşe Adıgüzel Başvurusu (B. No: 2019/2182)
  • M.i. Başvurusu (B. No: 2018/3181)
  • Candar Şafak Dönmez Başvurusu (B. No: 2015/15672)
  • A.k. ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/12324)
  • A.n.ş. Başvurusu (B. No: 2019/20503)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.