İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Göksel Kayseri Başvurusu (B. No: 2018/36775)

1. Başvuru, istinaf incelemesi sırasında idare tarafından

Başvuru No2018/36775Tarih19 Kasım 2020Okuma12 dk · 2.351 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Göksel Kayseri Başvurusu

Karar tarihi
19 Kasım 2020
Başvuru Numarası
2018/36775
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.351 kelime·12 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, istinaf incelemesi sırasında idare tarafından

sunulan ek beyan dilekçesinin tebliğ edilmemesi nedeniyle silahların eşitliği

ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 19/12/2018 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu adına, G.S.M. Ltd. Şti.nin ödenmeyen vergi

borçları nedeniyle anılan Şirketin kanuni temsilcisi olduğundan bahisle ödeme

emirleri düzenlenmiştir.

9. Söz konusu ödeme emirlerinin tebliğ edildiği ve borcun

kesinleştiği kabul edilerek başvurucunun bankada bulunan vadesiz hesabına

e-haciz işlemi uygulanmıştır.

10. Başvurucu, bahsi geçen işlemin iptali istemiyle İzmir

Vergi Dairesi Başkanlığı (Vergi Dairesi) aleyhine 26/10/2017 tarihinde İzmir 2.

Vergi Mahkemesi (Mahkeme) nezdinde dava açmıştır. Dava dilekçesinde; şirketten

tahsil edilemeyen amme alacağının 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme

Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun uyarınca şirket ortağı veya kanuni

temsilciden tahsil edilebilmesi için ilgililer adına ödeme emri düzenlenmesi ve

tebliğ edilmesi gerektiğini, kayıtlı adresi bulunmasına karşın şahsı adına

tanzim edilmiş herhangi bir ödeme emrinin kendisine tebliğ edilmediğini ve

böyle bir tebligat söz konusu değilken yapılan haciz işleminin kanuna aykırı

olduğunu belirtmiştir.

11. Başvurucunun adına düzenlenen ödeme emirlerinin

tebliğine dair Vergi Dairesince savunma dilekçesine ek olarak sunulan 4/4/2014

tarihli tebliğ evrakındaki imzasına itiraz etmesi üzerine Mahkemenin 25/1/2018

tarihli ara kararı ile bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiştir.

Bilirkişi tarafından yapılan imza incelemesi üzerine anılan imzanın başvurucuya

ait olmadığı tespit edilmiştir. Vergi Dairesince; başvurucunun karşılaştırmaya

konu imzalarının tümünün birbirinden farklılık gösterdiği ve bire bir

uyuşmadığı, başvurucu adına düzenlenen ve vergi dairesinde rızaen tebliğ edilen

ödeme emirlerinin tebliğine ilişkin imzanın başvurucuya ait olmasının muhtemel

olduğu belirtilerek bilirkişi raporuna itirazda bulunulmuştur.

12. Mahkeme 8/6/2018 tarihli kararı ile davanın kabulüne

hükmetmiştir. Kararın gerekçesinde özetle Vergi Dairesince sunulan ve başvurucu

tarafından imzalandığı belirtilen ödeme emirlerine yönelik tebliğ evrakındaki

imzanın başvurucuya ait olmadığının bilirkişi raporuyla tespit edildiği ve bu

hâliyle başvurucu adına düzenlenen ödeme emirlerinin usulüne uygun şekilde

tebliğ edilmeksizin borcun kesinleştiği kabul edilerek işlemin uygulandığının

görüldüğü belirtilmiştir. 6183 sayılı Kanun'un 62. maddesi uyarınca haciz

yapılabilmesi için başvurucu hakkında düzenlenen ödeme emirlerinin usulüne

uygun olarak tebliğ edilmesinin ve borcun kesinleşmesinin gerektiği, başvurucu

hakkında düzenlenen ödeme emirlerinde yer alan borçların ise usulsüz tebligat

nedeniyle kesinleşmediği açık olduğundan dava konusu e-haciz işleminde hukuka

uyarlık bulunmadığı ifade edilmiştir.

13. Vergi Dairesince mahkeme kararına karşı istinaf

başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf dilekçesinde; başvurucu adına düzenlenen

ödeme emrinin usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği ve bilirkişi raporuna

yönelik itirazlarının Mahkemece değerlendirilmediği belirtilmiş, bu dilekçe

başvurucuya 6/7/2018 tarihinde tebliğ edilmiştir.

14. Vergi Dairesi tarafından 18/10/2018 tarihinde de

bölge idare mahkemesine sunulmak üzere Mahkemeye ek beyan dilekçesi

verilmiştir. Ek beyan dilekçesinde; bizzat başvurucu tarafından imzalanmış

7/4/2014 tarihli mal bildirim kâğıdında ödeme emirlerinin takip numaralarının

da belirtildiği ve bu durumun başvurucunun adına düzenlenen ödeme emirlerinden

mal bildirim kâğıdını verdiği 7/4/2014 tarihinde haberdar olduğunu kanıtladığı

vurgulanmış, ayrıca anılan mal bildirim kâğıdı dilekçeye eklenmiştir. Vergi

Dairesince ek beyan dilekçesi ekinde sunulan söz konusu mal bildirim kâğıdı

başvurucuya tebliğ edilmemiştir.

15. İzmir Bölge İdare Mahkemesi 2. Vergi Dava Dairesi

(Bölge İdare Mahkemesi) 30/10/2018 tarihli hükmüyle istinaf talebinin kabulüne,

mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın reddine kesin olarak karar

vermiştir. İstinaf mercii kararının gerekçesinde; davalı idare vekilinin

18/10/2018 havale tarihli dilekçesinde başvurucunun ödeme emirlerinin

tebliğinden üç gün sonra 7/4/2014 tarihinde bizzat kendi imzasıyla mal

bildiriminde bulunduğu ve bu nedenle başvurucunun kendisine tebligat

yapılmadığı iddiasının yerinde olmadığı belirtilmiş, anılan mal bildirim

kâğıdının dava dosyasına sunulduğu ifade edilmiştir. Bu durumda başvurucunun

adına düzenlenen ödeme emirlerinden 4/4/2014 tarihinde haberdar olduğu, mezkûr

ödeme emirlerine karşı süresinde dava açmadığı ve vadesinde ödenmeyen amme

alacaklarının cebren tahsiline ilişkin olarak tesis edilen dava konusu haciz

işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı hüküm altına alınmıştır.

16. Nihai karar 19/11/2018 tarihinde tebliğ edilmiş,

başvurucu 19/12/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ

HUKUK

17. 6183 sayılı Kanun’un "Ödeme emri"

kenar başlıklı 55. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Amme alacağını vadesinde

ödemiyenlere, 15 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde

bulunmaları lüzumu bir 'ödeme emri' ile tebliğ olunur."

18. 6183 sayılı Kanun’un "Ödeme emrine

itiraz" kenar başlıklı 58. maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı

şöyledir:

"Kendisine ödeme emri tebliğ olunan

şahıs, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı

hakkında tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde alacaklı tahsil dairesine ait

itiraz işlerine bakan vergi itiraz komisyonu nezdinde itirazda

bulunabilir..."

19. 6183 sayılı Kanun’un "Haciz" kenar

başlıklı 62. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Borçlunun, mal bildiriminde

gösterilen veya tahsil dairesince tesbit edilen borçlu veya üçüncü şahıslar

elindeki menkul malları ile gayrimenkullerinden, alacak ve haklarından amme

alacağına yetecek miktarı tahsil dairesince haczolunur."

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

20. Mahkemenin 19/11/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Silahların

Eşitliği ve Çelişmeli Yargılama İlkelerinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun

İddiaları

21. Başvurucu; Vergi Dairesi tarafından istinaf

aşamasında Bölge İdare Mahkemesine sunulan ve hükme esas alınan ek beyan

dilekçesi ile eklerinin tarafına tebliğ edilmediğini, bu beyana karşı

açıklamada bulunma ve beyanın haksız, mesnetsiz olduğunu ispat etme imkânının

elinden alındığını, bu suretle savunma hakkının kısıtlandığını ifade etmiştir.

Başvurucu ayrıca, ödeme emirlerinin tebliğine yönelik 4/4/2014 tarihli tebliğ

zarfı üzerindeki imzanın kendisine ait olmadığının bilirkişi incelemesi ile

ispatlanmasına ve idarece tebligat tarihi ile imzasını taşıyan tebliğ zarfının

ibraz edilememesine karşın idarenin ödeme emirlerinden haberdar olduğuna

yönelik kanaatinin Bölge İdare Mahkemesince kabul edildiğini, hâlbuki haberdar

olmanın bile yasaya göre usulüne uygun tebligat yapma ve borcun kesinleşmesi

şartını ortadan kaldırmayacağını belirterek adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmektedir.

2. Değerlendirme

22. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar

başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan

faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve

savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”

23. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvurucunun, idare tarafından Bölge İdare Mahkemesine sunulan ek beyan

dilekçeleri ile eklerinin tarafına tebliğ edilmemesi, bu beyanlara karşı

açıklamada bulunma imkânının elinden alınması ve savunma hakkının kısıtlanması

nedenleriyle ileri sürdüğü ihlal iddiasının silahların eşitliği ve çelişmeli

yargılama ilkeleri kapsamında değerlendirilmesi uygun görülmüştür.

24. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Anayasa Mahkemesince kabul

edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Bu bağlamda başvurucunun

ihlal iddialarını kanıtlayamadığı, temel haklara yönelik bir müdahalenin olmadığı

veya müdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veya zorlama

şikâyetlerden ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir (Hikmet

Balabanoğlu, B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).

25. Anayasa'nın 36. maddesi uyarınca herkes iddia,

savunma ve adil yargılanma hakkına sahiptir. Anayasa'nın anılan

maddesinde adil yargılanma hakkından ayrı olarak iddia ve savunma hakkına

birlikte yer verilmesi, taraflara iddia ve savunmalarını mahkeme önünde dile

getirme fırsatı tanınması gerektiği anlamını da içermektedir (Mehmet Fidan,

B. No: 2014/14673, 20/9/2017, § 37).

26. Anayasa'nın 36. maddesine adil yargılanma

ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin tarafı olduğu

uluslararası sözleşmelerle de güvence altına alınan adil yargılama hakkının

madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim Anayasa Mahkemesi de

Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında, Avrupa

İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil

edilen silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerine Anayasa’nın

36. maddesi kapsamında yer vermektedir. Bu itibarla anılan ilkenin adil

yargılanma hakkının kapsam ve içeriğine dâhil olduğu sonucu ortaya çıkmaktadır.

Anılan ilkeye uygun yürütülmeyen bir yargılamanın hakkaniyete uygun olması

olanaklı değildir (Mehmet Fidan, § 38).

27. Anayasa Mahkemesinin görevi başvuru konusu

yargılamanın bir bütün olarak adil olup olmadığını değerlendirmektir. Genel

anlamda hakkaniyete uygun bir yargılamanın yürütülebilmesi için silahların

eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri ışığında taraflara iddialarını sunma

hususunda uygun imkânların sağlanması şarttır (Yüksel Hançer, B. No:

2013/2116, 23/1/2014, § 19).

28. Silahların eşitliği ilkesi; davanın taraflarının

usule ilişkin haklar bakımından aynı koşullara tabi tutulması, taraflardan

birinin diğerine göre daha zayıf bir duruma düşürülmeksizin iddia ve

savunmalarını makul bir şekilde mahkeme önünde dile getirme fırsatına sahip

olması ve yargılamaya etkin katılımlarının sağlanması anlamına gelir (Yaşasın

Aslan, B. No: 2013/1134, 16/5/2013, § 32).

29. Silahların eşitliği ilkesinin tamamlayıcısı olan

çelişmeli yargılama ilkesi, kural olarak bir hukuk ya da ceza davasında tüm

taraflara, gösterilen kanıtlar ve sunulan görüşler hakkında bilgi sahibi olma

ve bunlarla ilgili görüş bildirebilme imkânı vermektedir. Bu çerçevede

başvuranların bilirkişi raporunun sonucuna itiraz edememesi ya da delillerle

ilgili görüş bildirmelerine fırsat verilmemesi çelişmeli yargılama ilkesinin

ihlali olarak değerlendirilebilmektedir (Hüseyin Sezen, B. No:

2013/1793, 18/9/2014, § 38).

30. Hakkaniyete uygun yargılanmanın temel unsurları,

yargılamanın çelişmeli olması ve taraflar arasında silahların

eşitliğinin sağlanmasıdır. Anılan ilkeler uygun yürütülmeyen bir

yargılamanın hakkaniyete uygun olması olanaklı değildir. Ancak silahların

eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri uyarınca taraflara delillerini sunma

ve inceletme noktasında uygun imkânların tanınıp tanınmadığı yargılamanın

bütünü nazara alınarak değerlendirilecektir. Anayasa Mahkemesinin bireysel

başvuru kapsamındaki görevi, somut olayın usul kurallarına uygunluğunu

denetlemek değil adil yargılanma hakkı kapsamındaki güvencelerin somut olayda

ihlal edilip edilmediğini yargılamanın bütünü ışığında denetlemektir (Fazlı

Celep, B. No: 2015/1025, 21/3/2018, § 25).

31. Somut olayda başvurucu, idare tarafından istinaf

aşamasında Bölge İdare Mahkemesine sunulan ve hükme esas alınan ek beyan

dilekçesinin tarafına tebliğ edilmediğini, bu nedenle anılan beyana karşı

açıklamada bulunamadığını ve itirazlarını sunamadığını ileri sürmüştür. Söz

konusu ek beyan dilekçesine; başvurucu adı ile imzalandığı görülen 7/4/2014

tarihli amme borçluları için mal bildirimi kâğıdının eklendiği ve ilgili

evrakta mal bildiriminin 2014040466505/2,3,4,5 ve 6 ana takip numaralı ödeme

emirlerine yönelik yapıldığının belirtildiği görülmektedir.

32. Mahkeme tarafından, başvurucunun imzaladığı

belirtilen ve Vergi Dairesince sunulan ödeme emirlerine yönelik tebliğ

evrakındaki imzanın başvurucuya ait olmadığının bilirkişi raporuyla tespit

edildiği belirtilerek bu hâliyle başvurucu adına düzenlenen ödeme emirlerinin

usulüne uygun şekilde tebliğ edilmemesine rağmen borcun kesinleştiği kabul

edilip tesis edilen e-haciz işleminde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna

varılmıştır (bkz. § 12). Buna karşın Bölge İdare Mahkemesince, davalı idare

tarafından istinaf aşamasında sunulan ek beyan dilekçesi ile başvurucunun ödeme

emirlerinin tebliğinden üç gün sonra 7/4/2014 tarihinde bizzat kendi imzasıyla

mal bildiriminde bulunduğunun anlaşıldığı, bu nedenle başvurucunun kendisine

tebligat yapılmadığı iddiasının yerinde olmadığı ve başvurucunun adına

düzenlenen ödeme emirlerinden 4/4/2014 tarihinde haberdar olduğu kabul edilerek

vadesinde ödenmeyen amme alacaklarının cebren tahsiline ilişkin olarak tesis

edilen e-haciz işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı ifade

edilmiştir (bkz. § 15).

33. Bireysel başvuruya konu olayda, Vergi Dairesi

tarafından istinaf aşamasında sunulan ve Bölge İdare Mahkemesinin kararına

dayanak teşkil eden ek beyan dilekçesi ile ekinde yer alan mal bildirimi

kâğıdının başvurucuya tebliğ edilmeksizin hüküm kurulduğu ve bu suretle

başvurucunun anılan belgeye yönelik beyanda bulunma hakkının kısıtlandığı

açıktır. Buna karşın başvurucunun itirazlarının esas olarak mal bildirimine ve

içeriğine yönelik olmadığı, başvurucunun temel itirazının usulüne uygun tebliğ

edilmediği İdare Mahkemesi kararıyla tespit edilmiş olmasına rağmen mal

bildiriminin içeriğinden hareketle ödeme emirlerinden haberdar olunduğunun

Bölge İdare Mahkemesince kabul edilmesinden kaynaklandığı anlaşılmıştır.

Başvurucu ayrıca, ödeme emirleri tebliğ edilmeden borcun kesinleşmeyeceğinden

ve haberdar olmanın borcun kesinleşmesi için yeterli sayılamayacağından şikâyet

etmektedir.

34. Adil yargılanma hakkı, yargılama sürecinin

hakkaniyete uygun bir biçimde yürütülmesini güvence altına almaktadır. Bununla

birlikte yargılama sürecinde savunma hakkını zedeleyen birtakım eksikliklerin bulunması

otomatik olarak adil yargılanma hakkının ihlaline yol açmamaktadır. Adil

yargılanma hakkının ihlal edilip edilmediği değerlendirilirken yargılamadaki

bir eksikliğin yargılama süreci içinde telafi edilip edilmediği ve bunun bir

bütün olarak yargılamanın hakkaniyetini etkileyip etkilemediği değerlendirilir

(benzer yöndeki değerlendirme için bkz. Ayfer Atalmış, B. No:

2016/12198, 9/6/2020, § 41).

35. Bireysel başvuruya konu davada Bölge İdare

Mahkemesince, el yazısıyla ilgili ödeme emirlerinin tarih ve sayılarının

yazıldığı ve bizzat başvurucu tarafından imzalandığı görülen mal bildirim

kâğıdı değerlendirilerek başvurucunun adına düzenlenen ödeme emirlerinden

haberdar olduğunun açık olduğu belirtilmiş ve ilgili ödeme emirlerine karşı

süresinde dava açılmadığından tesis edilen e-haciz işleminde hukuka aykırılık

bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

36. Buna göre Bölge İdare Mahkemesinin ödeme emirlerinden

açıkça haberdar olunduğuna yönelik kabulü ve somut olayın koşulları gözönünde

bulundurarak ulaştığı sonuca bakıldığında olguları belirleme, delillendirme ve

hükmü bu delillerle gerekçelendirme anlamında adil yargılanma hakkının usul

güvencelerini ihlal edecek bir yaklaşımın sergilenmediği görülmüştür.

37. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer

kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Diğer İhlal

İddiaları

1. Başvurucunun

İddiaları

38. Başvurucu; Şirketin 21/5/2013 tarihinde münfesihlik

şartlarının oluştuğunu, bu hususun vergi dairesince gözardı edildiğini,

münfesih şirketin borçları görünmediğinden 2016 yılından beri sunulan vergi

aflarından faydalanamadığını, ayrıca münfesih şirketin vergi borçlarının

31/12/2012 tarihinde zamanaşımına uğradığını, bu hususun dikkate alınmadığını,

yeterli inceleme yapılmadan davanın reddedildiğini belirterek adil yargılanma

hakkının ve eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

39. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, § 16). Şikâyetlerin özü

Bölge İdare Mahkemesi tarafından delillerin hatalı değerlendirilerek hukuka

aykırı karar verildiği iddialarına yönelik olduğundan şikâyetin yargılamanın

sonucu itibarıyla adil olmadığı iddiası kapsamında değerlendirilmesi uygun

görülmüştür.

40. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında kanun

yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda

incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde dava

konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması, uygulanması ile

uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun adil olup olmaması bireysel başvuru konusu

olamaz. Ancak bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil

eden, bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik içeren tespit ve sonuçlar bu

kapsamda değildir (Ahmet Sağlam, B. No: 2013/3351, 18/9/2013, § 42).

41. Somut olayda iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı

incelenerek yukarıda belirtilen (bkz. § 15) gerekçe ile hüküm kurulmuştur.

42. Mevzuatın, somut olayın ve delillerin yorumlanması,

yukarıda anılan ilkeler (bkz. § 40) uyarınca uyuşmazlığı çözmekle görevli

Mahkemenin takdirinde olup bireysel başvuruda değerlendirmeye konu edilemez.

43. Buna göre başvurucu tarafından ileri sürülen

iddialar, delillerin değerlendirilmesi ve hukuk kurallarının yorumlanmasına

ilişkin olup kararda bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik oluşturan bir

durumun da bulunmadığı dikkate alındığında ihlal iddialarının kanun yolu

şikâyeti niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.

44. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının da

diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir..

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama

ilkelerinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Diğer ihlal iddialarının açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde

BIRAKILMASINA 19/11/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Kadir ÖZKAYA

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

M. Emin KUZ

Rıdvan GÜLEÇ Yıldız SEFERİNOĞLU Raportör : Selçuk KILIÇ Başvurucu : Göksel KAYSERİ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2018/36775, 19 Kasım 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İlgili
  10. Hukuk
  11. V. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Silahların
  14. B. Diğer İhlal
  15. A. 1. Silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama
  16. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde
  17. M. Emin KUZ
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2018/36775
Tarih
19 Kasım 2020

İlgili Kararlar

  • A.a.a. Başvurusu (B. No: 2018/17071)
  • M.a.b. Başvurusu (B. No: 2015/288)
  • Ramazan Ay Başvurusu (B. No: 2020/4768)
  • Aydoğan Özdemir Başvurusu (B. No: 2020/10299)
  • Hüseyin Çelik Başvurusu (B. No: 2019/25169)
  • Alaettin Zağlıkılıç ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2019/2561)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.