İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Gür-Sel İnşaat Malzemeleri San. Tic. Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2013/4324)

1. Başvurucu, sahte fatura

Başvuru No2013/4324Tarih7 Temmuz 2015Okuma15 dk · 3.008 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Gür-sel İnşaat Malzemeleri San. Tic. Ltd. Şti. Başvurusu

Karar tarihi
7 Temmuz 2015
Başvuru Numarası
2013/4324
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.008 kelime·15 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, sahte fatura

kullandığı iddiasıyla adına yapılan vergi ziyaı

cezalı tarhiyata karşı açtığı davanın reddedildiğini ve yargılamanın makul

sürede sonuçlandırılmadığını belirterek, Anayasa'nın 12. ve 36. maddelerinde

düzenlenen haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 21/6/2013 tarihinde

anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön inceleme

neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı

tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm İkinci

Komisyonunca, 11/11/2014 tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından

22/1/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin

birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına

gönderilmesine karar verilmiştir.

5. Adalet Bakanlığının 6/2/2015

tarihli yazısı ile görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde

ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu şirketin 2002 yılı

hesapları üzerinde 2007 yılında yapılan vergi incelemesinde, sahte fatura

ticareti yapan bir mükelleften aldığı faturaları kullanarak haksız yere katma

değer vergisi indiriminden yararlandığı ve bu şekilde vergi ziyaına

yol açtığı tespiti yapılmıştır.

8. Söz konusu incelemeye

istinaden başvurucu şirket adına 2002 yılı Kasım ayı dönemi için vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi tarhiyatı yapılmış ve özel

usulsüzlük cezası kesilmiş, ihbarname 17/12/2007 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiştir.

9. Başvurucu şirket tarafından

15/1/2008 tarihli dilekçe ile cezalı tarhiyata karşı dava açılmış, Ankara 2.

Vergi Mahkemesi 15/9/2008 tarihli ve E.2008/66, K.2008/1255 sayılı kararıyla

davanın özel usulsüzlük cezasına ilişkin kısmını kabul etmiş, vergi ziyaı cezalı tarhiyata ilişkin kısmını ise reddetmiştir.

Kararın ret ile sonuçlanan kısmı şöyledir:

“Davacı şirketin 2002 yılında bir kısım mal ve hizmet

alımında bulunduğu Kızılbey Vergi Dairesi Müdürlüğü

mükellefi F. İ. M. ve Y. P. Al. D. A. S. İ. ve D. Tic. Ltd. Şti hakkında

düzenlenen 28.04.2006 gün ve VDENR-2006-928/13 sayılı vergi tekniği raporunun

incelenmesinden ise;

- Şirket ortakları olarak S. Y. ve T. P.'nın

gözükmekte olduğu, şirketin vergi dairesinde bulunan dosyasının incelenmesinden

A. Y. tarafından S. Y. ve C. A.'a şirket kurmak,

devretmek ve devralmayı da içeren genel bir vekaletname verildiği, S. Y.'ın şirketteki hisselerini 19.04.2002 tarih ve 5601 yevmiye

numarası ile A. Y. adına vekaleten C. Y.'ın aldığı, yine

aynı şekilde T. P.'nın şirkette olan hisselerinin N.

P. tarafından şirket kurma, devretme ve devralma yetkilerini de içerir genel

bir vekaletname ile yetkilendirilen C. A. tarafından vekaleten devralındığı,

- Şirket ortağı T. P.’da C. A. ve

S. Y.'a şirket kurma, devretme ve devralma

yetkilerini de içerir genel vekaletname verdiği,

- Mükellef şirket ortağı A.Y.'ın

12 tane şirketin ortağı olduğu, bunlardan 4 tanesinde şirket ortağının yine

N.P. olduğu, asıl işinin işportacılık olduğu, 15-20 YTL cep haçlığına

trilyonluk beyannamelere imza attığı, ortağı olduğu şirketlerin hangi iş ile

dahi iştigal ettiğini bilmediği, bu şirketlerin de haklarında düzenlenen vergi

tekniği raporları ile sahte fatura ticareti yaptığının tespit edildiği,

- Mükellef şirketin diğer ortağı N.P.’de

14 tane şirkete ortak olduğu, N.P.'in Kırşehir'in Karaduraklı köyünde çiftçi olduğu, herhangi bir şirketle

ilişkisinin bulunmadığı, 2000 yılında nüfus cüzdanını kaybettiği, nüfus cüzdan

kaybı ile ilgili Kırşehir Memleket Gazetesinde kayıp ilanı verdiği, Ankara

6.Ağır Ceza Mahkemesinde bu hususla ilgili olarak dava açtığını(İdarenin

savunmasında davanın beraatle sonuçlandığı

belirtilmiş), ortağı olduğu şirketlerin hangi iş ile dahi iştigal ettiğini

bilmediği, bu şirketlerin de haklarında düzenlenen vergi tekniği raporları ile

sahte fatura ticareti yaptığının tespit edildiği,

- Söz konusu şirketin vekaletnamelere istinaden kurulduğu,

C.A. tarafından iki ortak adına şirket kuruluşunun yapıldığı, söz konusu sahte

fatura ticaretini C. .A. ile S. Y. organize ettiği, S.

Y.'ın da N. P.'in ortağı

olduğu diğer şirketleri bu şirkette olduğu gibi vekaleten kurduğu ve sahte

fatura işini C. A. ile birlikte organize ettikleri tespit edilmiş, dolayısıyla

mükellefiyetin sahte fatura ticareti yapmak amacıyla tesis ettirildiği sonucuna

varıldığı belirtilmiştir.

Davacı hakkında düzenlenen 28.06.2007 gün ve

VDENR-2007-VI-148/11 sayılı vergi inceleme raporunda; mükellefin, Kızılbey Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 385 028 9870 nolu mükellefi F. İ. M. ve Y. P. Al. D. A. S. İ. ve D. Tic.

Ltd. Şti hakkında yapılan inceleme sonucu düzenlenen 28.04.2006 gün ve

VDENR-2006-928/13 sayılı vergi tekniği raporu ile söz konusu şirketin sahte

fatura düzenleyicisi olduğunu ve bu şirket tarafından düzenlenen tüm

faturaların sahte kabulü ile mükellefin bu faturalar dolayısıyla elde etmiş

olduğu kdv indirimlerinin reddi ve ilgili dönem kdv'nin vergi ziyaı cezalı olarak

aranması gerektiği belirtilmiştir.

Bu durumda; davacının mal alımında bulunduğu F. İ. M. ve Y.

P. Al. D. A. S. İ. ve D. Tic. Ltd. Şti'nin

kuruluşunda izlenen yöntem ve ortaklık yapısı ile ortaklardan N. P.'in nüfus cüzdanını kaybettikten sonra adına kurulan

şirketlerle fiili bağlantısı olmadığına ilişkin Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesinin

E:2003/356 sayılı kararı ile beraat etmiş olması, N. P.'in

anılan şirketle ilişiği olmadığını göstermekle beraber N. P., A. Y. ve T. P.'nın 10'u aşkın şirkette ortak olduğu, bu şirketlerin

bilakis bu kişilerce değil bu kişiler tarafından vekaletname verilen C. A. ve

S. Y. tarafından kurulduğu, bu kişilerce bu şirket dışında N. P., A. Y. ve T.

P.'nın da dahil olduğu bir grup kişi adına

vekaletname ile onlarca şirket kurulduğu ve bu şirketler aracılığıyla sahte

fatura ticareti yapıldığı ve F. İ. M. ve Y. P. Al. D. A. S. İ. ve D. Tic. Ltd. Şti'nin sahte fatura ticareti yapmak amacıyla kurulduğu

Mahkememizce de kabul edilmiş olup bu şirket tarafından düzenlenen faturaların

sahte kabulü ile bu belgelerle elde edilen kdv

indirimlerinin reddi suretiyle davacı hakkında yapılan vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi tarhiyatında hukuka

aykırılık bulunmamaktadır.”

10. Danıştay Dördüncü Dairesinin

26/1/20012 tarihli ve E.2009/941, K.2012/93 sayılı kararıyla davanın reddine

ilişkin kısım aynı gerekçeyle, özel usulsüzlük cezasına ilişkin kısım ise

gerekçe değiştirilmek suretiyle onanmış, vekalet ücretine ilişkin kısmı ise

bozulmuştur.

11. Karar düzeltme istemi aynı

Dairenin 9/4/2013 tarihli ve E.2012/4152, K.2013/2062 sayılı kararıyla

reddedilmiş, ret kararı 22/5/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

12. Anayasa Mahkemesine yapılan

21/6/2013 tarihli bireysel başvuru tarihi itibarıyla İlk Derece Mahkemesi

kararının vekalet ücretine ilişkin kısmının henüz kesinleşmediği, bunun

dışındaki kısmının ise kesinleştiği anlaşılmaktadır.

B. İlgili

Hukuk

13. 4/1/1961 tarihli ve 213

sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 30. maddesi şöyledir:

“…

Aşağıdaki hallerden herhangi birinin bulunması durumunda,

vergi matrahının tamamen veya kısmen defter, kayıt ve belgelere veya kanuni

ölçülere dayanılarak tespitinin mümkün olmadığı kabul edilir.

…

4. Defter kayıtları ve bunlarla ilgili vesikalar, vergi

matrahının doğru ve kesin olarak tesbitine imkan vermiyecek derecede noksan,

usulsüz ve karışık olması dolayısiyle ihticaca salih bulunmazsa…”

14. 213 sayılı Kanun’un 134.

maddesi şöyledir:

“Vergi incelemesinden maksat, ödenmesi gereken vergilerin

doğruluğunu araştırmak tespit etmek ve sağlamaktır.

İncelemeye yetkili olanlar tarafından lüzum görüldüğü

takdirde inceleme, işletmeye dahil iktisadi kıymetlerin fiili envanterinin

yapılmasına ve beyannamelerde gösterilmesi gereken unsurların tetkikına da teşmil edilebilir. Fiili envanterin

yapılmasının gerektirdiği ve incelemeyi yapan tarafından tasdik edilen giderler

Hazinece mükellefe ödenir.”

15. 25/10/1984 tarihli ve 3065

sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 34. maddesi şöyledir:

“1. Yurt içinden sağlanan veya ithal olunan mal ve

hizmetlere ait Katma Değer Vergisi, alış faturası veya benzeri vesikalar ve

gümrük makbuzu üzerinden ayrıca gösterilmek ve bu vesikalar kanuni defterlere

kaydedilmek şartıyla indirilebilir.

2. Katma Değer Vergisinin fatura ve benzeri vesikalarda

ayrıca gösterilmesine gerek görülmeyen işlemlerde Vergi indiriminin nasıl

belgelendirileceği Maliye ve Gümrük Bakanlığınca tespit olunur.”

16. 6/1/1982 tarihli ve 2577

sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 1. maddesinin (2) numaralı fıkrası, 14.

maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkraları, 20. maddesinin (5) numaralı fıkrası,

49. maddesinin (3) numaralı fıkrası ile 60. maddesi.

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

17. Mahkemenin 7/7/2015

tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 21/6/2013 tarihli ve 2013/4324

numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

18. Başvurucu, vergi dairesinde

kaydı bulunan bir mükelleften satın alınan emtiaya ilişkin verilen faturayı

kullandığını, söz konusu emtia alınırken vergi mahremiyeti nedeniyle mükellefin

sahte fatura düzenlediğini bilemeyeceğini, sahte fatura kullanmadığını, alınan

malların ve ödemelerin gerçek olduğunu, uzlaşma teklifini dahi kabul

etmediğini, bilirkişi incelemesi yaptırılmadan eksik inceleme üzerine karar

verildiğini, tarhiyatın ve tarhiyata karşı açılan davanın reddedilmesinin

hukuka aykırı olduğunu, davanın makul sürede sonuçlandırılmadığını belirterek

Anayasa'nın 12. ve 36. maddelerinde düzenlenen haklarının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

19. Anayasa Mahkemesi, olayların

başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp, olay ve

olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Bu kapsamda başvurucu

iddialarının, yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığı ve makul sürede

yargılanma hakkının ihlali iddiaları yönünden değerlendirilmesi uygun

görülmüştür.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

a. Yargılamanın Sonucu İtibarıyla Adil Olmadığı

İddiası

20. Başvurucu, davanın vergi ziyaı cezalı tarhiyata ilişkin kısmını reddedilmesi

nedeniyle, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

21. Anayasa’nın 148. maddesinin

dördüncü fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi

gereken hususlarda inceleme yapılamaz.”

22. 30/3/2011 tarih ve 6216

sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un

48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun

başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

23. 6216 sayılı Kanun’un 49.

maddesinin (6) numaralı fıkrası şöyledir:

“Bölümlerin, bir mahkeme kararına karşı

yapılan bireysel başvurulara ilişkin incelemeleri, bir temel hakkın ihlal

edilip edilmediği ve bu ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi ile

sınırlıdır. Bölümlerce kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme

yapılamaz.”

24. 6216 sayılı Kanun’un 48.

maddesinin (2) numaralı fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların

Mahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın

148. maddesinin dördüncü fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvurular

kapsamında değerlendirilen kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin

şikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.

25. Anılan kurallar uyarınca,

ilke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve

olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının

yorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili

varılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru incelemesine

konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının

adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda bariz takdir hatası veya açık keyfilik

içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve

özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede, kanun yolu şikâyeti

niteliğindeki başvurular bariz takdir hatası veya açıkça keyfilik bulunmadıkça

Anayasa Mahkemesince esas yönünden incelenemez (Necati Gündüz ve Recep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013,

§ 26).

26. Adil yargılanma hakkı

bireylere dava sonucunda verilen kararın değil, yargılama sürecinin ve usulünün

adil olup olmadığını denetletme imkânı verir. Bu nedenle, bireysel başvuruda

adil yargılanmaya ilişkin şikâyetlerin incelenebilmesi için başvurucunun

yargılama sürecinde haklarına saygı gösterilmediği, bu çerçevede yargılama

sürecinde karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden bilgi sahibi olamadığı

veya bunlara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı bulamadığı, kendi

delillerini ve iddialarını sunamadığı ya da uyuşmazlığın çözüme

kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının derece mahkemesi tarafından dinlenmediği

veya kararın gerekçesiz olduğu gibi, mahkeme kararının oluşumuna sebep olan

unsurlardan değerlendirmeye alınmamış eksiklik, ihmal ya da bariz takdir hatası

veya açık keyfiliğe ilişkin bir bilgi ya da belge sunmuş olması gerekir (Naci Karakoç, B. No: 2013/2767, 2/10/2013,

§ 22).

27. Başvuru konusu olayda,

başvurucu, vergi dairesine kaydı bulunan bir mükelleften satın alınan emtiaya

ilişkin verilen faturayı kullandığını, söz konusu emtia alınırken vergi

mahremiyeti nedeniyle mükellefin sahte fatura düzenlediğini bilemeyeceğini,

sahte fatura kullanmadığını, alınan malların ve ödemelerin gerçek olduğunu, uzlaşma

teklifini dahi kabul etmediğini, bilirkişi incelemesi yaptırılmadan eksik

inceleme üzerine karar verildiğini, tarhiyatın ve tarhiyata karşı açılan

davanın reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüş, İlk Derece

Mahkemesi ise başvurucunun emtia satın aldığı şirketin kuruluşunda izlenen

yöntem ve ortaklık yapısı ve Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi kararını dikkate

alarak şirketin sahte fatura ticareti yapmak amacıyla kurulduğunu kabul etmiş

ve bu şirket tarafından düzenlenen faturaların sahte olması nedeniyle başvurucu

hakkında yapılan vergi ziyaı cezalı katma değer

vergisi tarhiyatında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varmıştır.

28. Somut olayda başvurucunun,

yargılama sürecinin hakkaniyete aykırı olduğuna dair bilgi ya da belge

sunmadığı, açtığı davada iddialarını ileri sürebildiği ve karşı tarafın delil

ve görüşlerinden haberdar olduğu ve bunlara cevap verme imkânı verilmediğine

dair bir iddiada bulunmadığı görülmektedir.

29. Bu durumda, başvurucunun

iddialarının mevzuatın yorumlanmasına, delillerin değerlendirilmesine ve esas

itibarıyla yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

30. Açıklanan nedenlerle,

başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde

olduğu, derece mahkemeleri kararlarının bariz takdir hatası veya açık bir

keyfilik de içermediği anlaşıldığından başvurunun bu kısmının, diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Yargılamanın Makul

Sürede Sonuçlandırılmadığı İddiası

31. Başvurucu, açtığı davanın

makul sürede sonuçlandırılmadığını belirterek Anayasa’nın 36. maddesinde

düzenlenen adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş olup, bu

şikâyet açıkça dayanaktan yoksun olmadığı gibi şikâyette diğer kabul

edilemezlik nedenlerinden herhangi biri de bulunmamaktadır. Bu nedenle,

başvurunun bu bölümüne ilişkin olarak kabul edilebilirlik kararı verilmesi

gerekir.

2. Esas Yönünden

32. Başvurucu, açtığı davanın

makul sürede sonuçlandırılmadığını belirterek Anayasa’nın 36. maddesinde

düzenlenen adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

33. Anayasa ve Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) ortak koruma alanı dışında kalan bir hak

ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi

mümkün olmayıp (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, §

18), Sözleşme metni ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarından ortaya

çıkan ve adil yargılanma hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar,

esasen Anayasa’nın 36. maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının da

unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme

yaptığı birçok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı

ışığında yorumlamak suretiyle, Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan ve AİHM

içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara,

Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir Somut başvurunun dayanağını

oluşturan makul sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca

adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle

ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten

Anayasa’nın 141. maddesinin de, Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, makul

sürede yargılanma hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması

gerektiği açıktır (Güher Ergun ve Diğerleri,

B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 38–39).

34. Davanın karmaşıklığı,

yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanın süresinin makul olup

olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterlerdir (Güher Ergun ve Diğerleri, §§ 41–45).

35. Anayasa’nın 36. maddesi ve

Sözleşme’nin 6. maddesi uyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin

uyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanması gerekir. Hukuk sisteminde yer

alan mevzuat hükümleri gereğince “kamu

hukuku” alanına dâhil olan, ancak sonucu itibarıyla özel nitelikteki

haklar ve yükümlülükler üzerinde belirleyici olan uyuşmazlıkları konu alan

davalar da, Anayasa’nın 36. maddesi ve Sözleşme’nin 6.

maddesinin koruması kapsamına girmektedir. Bu anlamda, belirtilen

düzenlemelerde yer verilen güvenceler, başvurucunun haklarına zarar verdiği

iddia edilen idari bir kararın iptali talebiyle açılan davalara da

uygulanacaktır.

36. Makul süre değerlendirmesinde,

sürenin başlangıcı kural olarak, uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama

sürecinin işletilmeye başlandığı tarih olmakla beraber, bazı özel durumlarda

girişimin niteliği göz önünde tutularak uyuşmazlığın ortaya çıktığı daha önceki

bir tarih başlangıç tarihi olarak kabul edilebilmektedir (Benzer yöndeki AİHM

kararları için bkz. König/Almanya, B. No: 51963/99, 23/5/2007, §

24; Poiss/Avusturya, B. No: 8163/07, 2/4/2013, §

21). Somut başvuru açısından benzer bir durum söz konusu olup, makul süre değerlendirmesinde

nazara alınacak zaman diliminin başlangıç tarihi, başvurucuya vergi ziyaı cezalı tarhiyatlara ilişkin ihbarnamelerin tebliğ

edildiği, 17/12/2007 tarihidir (E.T.Y.İ.

A.Ş., B. No: 2013/596, 8/5/2014, § 52).

37. Sürenin bitiş tarihi ise,

çoğu zaman icra aşamasını da kapsayacak şekilde yargılamanın sona erme

tarihidir. Ancak devam eden yargılamalara ilişkin makul sürede yargılanma

hakkının ihlal edildiği iddiasını içeren başvuruların yargılama faaliyetinin

devamı sırasında da yapılabilmesi olanağı bulunduğundan, değerlendirmeye esas

alınacak sürenin bitiş anı bireysel başvurunun karara bağlandığı tarihtir (Güher Ergun ve Diğerleri, § 52).

38. Başvuruya konu yargılama

sürecinin incelenmesinde, vergi ziyaı cezalı KDV

tarhiyatına ilişkin ihbarname 17/12/2007 tarihinde tebliğ edilmiş, 15/1/2008

tarihinde tarhiyatın kaldırılması için dava açılmış, 15/9/2008 tarihinde

davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, Danıştay Dördüncü Dairesi 26/1/2012

tarihinde temyiz talebini kısmen kabul ederek İlk Derece Mahkemesi kararının

vekalet ücretine ilişkin kısmını bozmuş, 9/4/2013 tarihli kararı ile karar

düzeltme talebinin de reddine karar vermiş olup, bireysel başvuru tarihi

itibarıyla İlk Derece Mahkemesi kararının vekalet ücretine ilişkin kısmının henüz

kesinleşmediği, bunun dışındaki kısmının ise kesinleştiği anlaşılmaktadır.

39. İlgili yargılama evrakının

incelenmesinden, 2577 sayılı Kanun’da yer alan usul hükümlerine tabi bir

yargılama faaliyetinin söz konusu olduğu ve idari yargı alanına dâhil uyuşmazlıkları

konu alan yargılama faaliyetleri için geçerli genel usuli

hükümler içeren 2577 sayılı Kanun’un muhtelif maddelerinin, uyuşmazlıkların

makul sürede çözümlenmesi gerekliliğini ortaya koyduğu anlaşılmaktadır (§ 16).

40. Hukuk sistemimizde idari

yargı alanında yer alan uyuşmazlıklara ilişkin dava sürelerinin makul yargılama

süresini aştığı yönündeki tespitlere, AİHM tarafından verilen birçok ihlal

kararında yer verilmiş olup, özellikle idari yargı alanındaki yapısal sorunlar

ve Danıştay nezdinde temyiz ve karar düzeltme incelemelerinde geçirilen uzun

yargılama sürelerinin ihlal kararlarına temel oluşturduğu anlaşılmaktadır. Bu

kapsamda idari yargı makamları nezdindeki yargılamaların makul sürede

tamamlanmadığı yönündeki iddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve

Anayasa Mahkemesi tarafından, özellikle 2577 sayılı Kanun’da yer alan usul

hükümleri de göz önünde bulundurularak makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiği yönünde karar verilmiştir (Selahattin

Akyıl, B. No: 2012/1198, 7/11/2013, § 54-60).

41. Başvuruya konu davaya bir

bütün olarak bakıldığında, 2577 sayılı Kanun’da yer alan usul hükümlerine tabi

bir yargılama sürecine ilişkin somut başvuru açısından farklı bir karar

verilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı ve söz konusu yedi yılı aşan

yargılamada makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.

42. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanunun 50. Maddesi

Yönünden

43. Başvurucu, yargılamanın

makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle herhangi bir tazminat talebinde

bulunmamıştır.

44. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal

bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak

için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden

yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine

tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu

gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

45. Başvuruda Anayasa’nın 36.

maddesinde tanımlanan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği tespit

edilmiş olmakla beraber, başvurucu tarafından uzun yargılama nedeniyle tazminat

talebinde bulunulmadığından yalnızca adil yargılanma hakkının ihlal edildiği

tespitinin yapılması gerekmiştir.

46. Başvurucu tarafından yapılan

ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 198,35 TL harçtan oluşan yargılama

giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1.

Yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığı yönündeki iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA

2.

Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

3.

Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma

hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

B. 198,35 TL harçtan oluşan yargılama giderinin başvurucuya

ÖDENMESİNE,

C. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

7/7/2015

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Burhan ÜSTÜN Üyeler : Hicabi DURSUN Erdal TERCAN Kadir ÖZKAYA Rıdvan GÜLEÇ Raportör : Bahadır YALÇINÖZ Başvurucu : Gür-Sel İnşaat Malzemeleri San. Tic. Ltd. Şti. Temsilcisi : Ali Kemal SONGÜR

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/4324, 7 Temmuz 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. S. Y.'a şirket kurma, devretme ve devralma
  11. B. İlgili
  12. IV. İnceleme Ve
  13. Gerekçe
  14. A. Başvurucunun
  15. B. Değerlendirme
  16. Kabul Edilemez Olduğuna
  17. B. 198,35 TL harçtan oluşan yargılama giderinin başvurucuya
  18. C. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/4324
Tarih
7 Temmuz 2015

İlgili Kararlar

  • Hidayet Karaca Başvurusu (B. No: 2015/144)
  • Murat Çevik Başvurusu (B. No: 2013/3244)
  • Ahmet Oğuz Çinko ve Erkan Çelik Başvurusu (B. No: 2013/6237)
  • Mehmet Ayata Başvurusu (B. No: 2013/2920)
  • Fetullah Gülen Başvurusu (B. No: 2014/12225)
  • Muhittin Tulgar Başvurusu (B. No: 2014/3456)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.