İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Gurbet Çoban Başvurusu (B. No: 2019/38857)

1. Başvuru, deliller değerlendirilirken kolluk tutanağına

Başvuru No2019/38857Tarih17 Kasım 2021Okuma22 dk · 4.320 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Gurbet Çoban Başvurusu

Karar tarihi
17 Kasım 2021
Başvuru Numarası
2019/38857
R.G. Tarih ve Sayı
15/12/2021-31690
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.320 kelime·22 dk okuma·20 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, deliller değerlendirilirken kolluk tutanağına

aksi ispat edilemeyecek seviyede üstünlük tanınması nedeniyle adil yargılanma

hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 18/11/2019 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına gönderilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu 1968 doğumlu olup Balıkesir'de ikamet

etmektedir. Başvurucu, Balıkesir'in Bahçelievler Mahallesi'nde bulunan "P."

isimli işyerinin sahibidir. Başvurucunun perakende alkollü içecek satma ruhsatı

bulunmaktadır. Balıkesir Emniyet Müdürlüğüne 14/1/2018 tarihinde internet

üzerinden gönderilen bir ihbarda başvurucunun işyerinde saat 22.00'den sonra

içki satıldığı bildirilmiştir.

9. Kolluk görevlileri tarafından 16/1/2018 tarihinde

-tutanakta sehven 15/1/2018 yazılmıştır- saat 02.00'de düzenlenen Tespit ve

Fotoğraflama Tutanağı'nda; ihbar üzerine 15/1/2018 tarihinde saat 22.30

sıralarında işyerine gidilerek gözetleme yapılmaya başlandığı, saat 22.55

sıralarında işyerine sonradan H.Ö. olduğu anlaşılan kişinin girdiği ve montunun

içine sakladığı bir adet T. marka bira ve bir adet sigarayla işyerinden çıktığı

tespitlerine yer verilmiştir.

10. Kolluk görevlileri ayrıca aracına binip giden H.Ö.nün

aracını durdurduklarında düzenledikleri 15/1/2018 tarihli ve 23.15 saatli Bilgi

Alma Tutanağı'nda H.Ö.nün başvurucunun işyerinden bir adet sigara ve bir adet

T. marka birayı toplam 51 TL bedelle satın aldığını kabul ettiği görülmektedir.

Söz konusu tutanak iki polis memuru ve H.Ö. tarafından imzalanmıştır. Kolluk

görevlileri bir adet M. marka sigara ile T. marka biranın fotoğrafını çekmiş ve

bunu Tespit ve Fotoğraflama Tutanağı'na dercetmişlerdir. Yine kolluk

görevlileri tarafından düzenlenen ve başvurucunun eşi H.Ç.nin de imzasını

taşıyan 15/1/2018 tarihli 23.50 saatli İhbar Araştırma, Takip, Tarassut,

Denetim ve Tespit Tutanağı'nın kolluğun tespitlerinin yazıldığı üst kısmında

H.Ö.nün bir adet sigara ve bir adet T. marka birayı toplam 51 TL bedelle satın

aldığını beyan ettiği yazmaktadır. Buna karşılık tutanağın H.Ç.nin beyanının

yazıldığı bölümünde ise "Ben 22.00 ile 6.00 arasında herhangi bir

alkollü içki satışı yapmıyorum. 15/1/2018 gece saat 22.00'den sonra satış

yapmadım." notu yer almaktadır.

11. Balıkesir İl Emniyet Müdürlüğünün söz konusu

tutanakları Tarım Orman Bakanlığı Tütün ve Alkol Daire Başkanlığına iletmesi

üzerine anılan idare tarafından 29/1/2019 tarihli işlemle başvurucu hakkında

8/6/1942 tarihli ve 4250 sayılı İspirto ve İspirtolu İçkiler İnhisarı

Kanunu'nun 6. maddesinin beşinci fıkrasının son cümlesinde yer alan "Alkollü

içkiler, 22:00 ila 06:00 saatleri arasında perakende olarak satılamaz."

hükmünün ihlal edildiği gerekçesiyle aynı Kanun'un 7. maddesinin birinci

fıkrasının (e) bendi uyarınca 42.076 TL idari para cezası uygulamıştır.

12. Başvurucu idari para cezasına karşı Balıkesir 1. Sulh

Ceza Hâkimliğinde (Hâkimlik) itiraz yoluna başvurmuştur. İtiraz dilekçesinde

başvurucu özetle şunları ifade etmiştir:

i. Anılan tarihte alkol satışı yapılmamıştır. Polisler,

tutanakta içkinin satıldığı iddia edilen saatten yaklaşık bir saat sonra

işyerine gelerek olaydan bahsetmiş; eşi de alkol satış vakıasını inkâr ettiği

hâlde denetim ve uyarı amacıyla olduğunu düşündüğü tutanağı imzalamıştır ancak

eşi tutanağa "Ben 22.00 ile 6.00 arasında herhangi bir alkollü içki

satışı yapmıyorum. 15/1/2018 gece saat 22.00'den sonra satış yapmadım."

notunu düşmüştür. Düzenlenen tutanağın bir örneği eşine bırakılmamıştır.

Başvurucuya göre içki satışı vakıasına ilişkin ibareler sonradan tutanağa

eklenmiştir.

ii. H.Ö.yü tanımadığı gibi işyerine gelip gelmediğiyle

ilgili olarak bir fikir sahibi değildir. Bir an için H.Ö.nün müşteri olduğu

kabul edilse bile H.Ö. nezdinde düzenlenen tutanağın işyerinin önünde değil

2,5-3 kilometre ötede tanzim edilmesi usulsüzdür. H.Ö.de bulunduğu iddia edilen

bir adet biranın işyerinden alındığı belli değildir. Adı geçen şahsın bu

süreçte başka bir işyerine uğrayıp uğramadığıyla ilgili olarak tutanakta bir

açıklama bulunmamaktadır.

iii. Polisin üçüncü bir kişiyi izleme yetkisinin bulunup

bulunmadığı sorgulanmalıdır. Tespit ve Fotoğraflama Tutanağı'ndaki tarihler

arasında uyumsuzluk bulunmaktadır. Bu durum bile içki satışı iddiasının her

türlü şüpheden uzak bir biçimde ortaya konulamadığını göstermektedir. Tutanakta

H.Ö.nün işyerinden çıkışta montunun kabarık olduğu yazmakla birlikte işyerine

girişte kabarık olup olmadığıyla ilgili olarak bir tespit bulunmamaktadır. Gece

karanlığında monttaki kabarıklığın fark edilebilmesi ve bunun içindekinin bira

olarak değerlendirilmesi mümkün değildir.

iv. Olay gecesi bir adet sigara da satılmış değildir.

Sigarının tutanağa eklenmesinin amacı olaya vahamet katmaktır. Eşinin tutanağa

düştüğü "Ben 22.00 ile 6.00 arasında herhangi bir alkollü içki satışı

yapmıyorum. 15/1/2018 gece saat 22.00'den sonra satış yapmadım." notu

dikkate alındığında satış iddiasının her türlü şüpheden uzak bir biçimde

ispatlanamadığı anlaşılmaktadır.

v. İhbarda bulunan kişi komşusu Y.H.dir. Bu kişinin

beyanına göre başvurucunun saat 22.00'den sonra bir arkadaşına içki satmaması

üzerine şahıs öfkeyle arkadaşının açık olan e-mail hesabından Emniyet

Müdürlüğüne asılsız ve gerçek dışı ihbarda bulunmuştur. Y.H. dinlendiğinde

olayın bu şekilde gerçekleştiği anlaşılacaktır.

vi. Ayrıca cezanın tutarı ekonomik yönden kendisini zora

sokacak derece yüksektir. Bu manada uygulanan ceza, çalışma hakkını ihlal

etmektedir.

13. İtiraza cevap veren Tarım ve Orman Bakanlığı alkol

satış vakıasının tutanakla ispatlandığını, resmî belge niteliğindeki tutanağın

aksinin ancak aynı değerdeki bir tutanakla ispatlanabileceğini ileri sürmüş;

ayrıca cezanın alt sınırdan uygulandığı gözetildiğinde ölçülü olarak kabul

edilmesi gerektiğini belirtmiştir.

14. Hâkimlik 4/10/2019 tarihli kararla itirazı

reddetmiştir. Kararın gerekçesinde, başvurucunun işyerinde 15/1/2018 tarihinde

saat 22.00'den sonra H.Ö.ye bir adet T. marka bira satıldığının iki zabıt

mümzii ve H.Ö. tarafından imzalanan tutanakla sabit olduğu belirtilmiştir.

Gerekçede ayrıca başvurucunun tutanağın aksini ispat edecek delil gösteremediği

ifade edilmiştir.

15. Başvurucu bu karara karşı -benzer iddialarla-

Balıkesir 2. Sulh Ceza Hâkimliğinde itiraz etmiştir. Balıkesir 2. Sulh Ceza

Hâkimliği 23/10/2019 tarihli kararla Hâkimlik kararının usul ve yasaya uygun

olduğu gerekçesiyle itirazı kesin olarak reddetmiştir. Nihai karar 30/10/2019

tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

16. Başvurucu 18/11/2019 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ

HUKUK

A. Ulusal Hukuk

17. 4250 sayılı Kanun'un 6. maddesinin beşinci fıkrasının

son cümlesi şöyledir:

" Alkollü içkiler, 22:00 ila 06:00

saatleri arasında perakende olarak satılamaz."

18. 4250 sayılı Kanun'un 7. maddesinin birinci fıkrasının

ilgili kısmı şöyledir:

" Bu Kanunun 6 ncı maddesinin;

...

e) Beşinci fıkrasının birinci ve ikinci

cümlelerindeki yasaklara aykırı hareket edenlere, 3/1/2002 tarihli ve 4733

sayılı Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu Teşkilat ve Görevleri Hakkında

Kanunun 8 inci maddesinin beşinci fıkrasının (k) bendinde öngörülen,

...

idari para cezası verilir."

B. Uluslararası

Hukuk

1. Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi

19. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "Adil

yargılanma hakkı" kenar başlıklı 6. maddesinin (1) numaralı

fıkrasının ilgili kısmı ile (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"Herkes davasının medeni hak ve

yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar[ın] ... esası konusunda karar verecek olan ... bir mahkeme

tarafından ... görülmesini isteme hakkına sahiptir...

Kendisine bir suç isnat edilen herkes,

suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar suçsuz sayılır."

2. Avrupa İnsan

Hakları Mahkemesi İçtihadı

20. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) suçluluk

karinelerine ve ispat yüküne ilişkin olarak ilkeler belirlemiştir. AİHM'e göre

Sözleşme'nin 6. maddesinin (2) numaralı fıkrasında korunan masumiyet karinesi

(a) mahkemelerin kişinin suç işlediği varsayımından başlamamalarını, (b) ispat

yükünün iddia makamına ait olmasını ve (c) her türlü şüpheden sanığın

yararlandırılmasını gerektirmektedir. Bu kapsamda ispat yükümlülüğünün iddia

makamından savunmaya devredilmesi kural olarak masumiyet karinesi ihlal

edecektir (Telfner/Avusturya, B. No: 33501/96, 20/3/2001, § 15).

21. AİHM; Salabiaku/Fransa (B. No: 10519/83,

7/10/1988) başvurusunda, fiilî veya hukuki karinelerin her hukuk sisteminde

bulunabileceğini, Sözleşme'nin kural olarak bu karineleri yasaklamadığını ifade

etmiştir. Ancak AİHM, taraf devletlerin ceza kanunlarıyla ilgili olarak bu

meselede belli sınırlar içinde kalması gerektiğini vurgulamaktadır. AİHM'e göre

6. maddenin (2) numaralı fıkrası, sadece mahkemeler tarafından usul

kurallarının uygulanması sırasında saygı göstermekten ibaret bir güvence

içermemektedir. Dahası, 6. maddenin (2) numaralı fıkrasında geçen "hukuka

uygun olarak" ibaresi iç hukuka referansla yorumlanamaz. Bu şekildeki

bir yorum, yasama organının mahkemelerin doğal değerlendirme yetkisini kaldırma

ve masumiyet karinesini özünden yoksun bırakma hususunda serbest olması

sonucunu doğuracaktır. Böylesi bir durumun adil yargılanma hakkını ve özellikle

masum sayılma hakkını koruma altına almak suretiyle hukuk devletinin temel bir

ilkesini güvenceye bağlayan 6. maddenin amaç ve hedefleriyle uzlaştırılması mümkün

değildir. Bu nedenle 6. maddenin (2) numaralı fıkrası, ceza kanunlarında

düzenlenen hukuki ve fiilî karinelere de kayıtsız değildir. Söz konusu fıkra,

devletlerin bu karineleri ihtilaf konusu meselenin önemini dikkate alan ve

savunma tarafının haklarını gözeten makul çerçevelerle sınırlamasını gerektirir

(Salabiaku/Fransa, § 28).

22. AİHM, Sözleşmeci devletlerin ceza kanunlarına karine

derç ederken davanın konusunun önemi ile savunma tarafının hakları arasında

adil bir denge kurma yükümlülüğü altında bulunduklarını ifade etmektedir. Diğer

bir ifadeyle AİHM'e göre başvurulan araç ile ulaşılmak istenen meşru amaç

arasında makul bir orantının var olması gerekir (Janosevic/İsveç, B. No:

34619/97, 23/7/2002, § 101).

23. AİHM, Pham Hoang/Fransa (B. No: 13191/87,

25/9/1992) başvurusunda varsayıma dayalı olarak mahkûmiyet kararı verilmesinin

masumiyet karinesini ihlal ettiğine ilişkin şikâyeti değerlendirmiştir. Olayda

yasa dışı yollardan uyuşturucu madde ithal etme ve gümrük kaçakçılığı yapma

suçlarından verilen mahkûmiyet kararının ilgili gümrük mevzuatında öngörülen kaçak

malları mülkiyetinde bulunduran kişinin gümrük kaçakçılığı suçundan sorumlu

tutulacağı yönündeki karineye dayandırıldığı ileri sürülerek masumiyet

karinesinin ihlal edildiği iddia edilmiştir. AİHM yaptığı değerlendirmede,

başvurucunun savunma araçlarından tamamıyla mahrum bırakılmadığının ve aleyhine

yüklenen karinenin aksi ispat edilemez türden olmadığının altını çizmiştir (Pham

Hoang/Fransa, § 34). AİHM Fransız derece mahkemelerinin karar verirken

maddi olayı dikkatli bir şekilde değerlendirdiğini, dava dosyasında bulunan

delilleri temel alarak mahkûmiyet kararı verdiğini, ilgili mevzuatta yer alan

karinelere otomatik bir şekilde dayanmaktan kaçındığını belirtmiş ve bu nedenle

şikâyet konusu olayda masumiyet karinesinin ihlal edilmediği sonucuna

ulaşmıştır (Pham Hoang/Fransa, § 36).

24. AİHM, Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrası

kapsamında, hakkaniyete uygun yargılanmanın temel unsurlarından birinin de

yargılamanın çelişmeli olmasına (Rowe ve Davis/Birleşik Krallık

[BD], B. No: 28901/95, 16/2/2000, § 60) dikkat çektikten sonra Sözleşme'deki

hakların etkili bir biçimde korunması için davaya bakan mahkemelerin tarafların

dayanaklarını, iddialarını ve delillerini etkili bir biçimde inceleme görevi

olduğunu belirtmektedir (Dulaurans/Fransa, B. No: 34553/97, 21/3/2000, §

33). AİHM silahların eşitliği ilkesinin ise taraflara, talep ve açıklamalarını

diğer tarafa nazaran dezavantajlı olmayacak şekilde ileri sürebilmeleri için

fırsat verilmesini gerektirdiğini ifade etmektedir (Kress/Fransa, B. No:

39594/98, 7/6/2001, § 72).

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

25. Anayasa Mahkemesinin 17/11/2021 tarihinde yapmış

olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

26. Başvurucu, Hâkimliğin gerekçesinin vicdani delil

sistemine aykırı olduğunu belirtmiştir. Başvurucu, Hâkimliğin kolluğun

tutanağıyla bağlı kalarak kurduğu gerekçenin hukuki manada gerekçe olma

değerini yitirdiğini ifade etmiştir. Başvurucuya göre kanuni düzenleme olmadığı

hâlde Hâkimliğin kolluk tutanağıyla bağlı kalması ve bu şekilde ispat yükünün

ters çevrilmesi hukuk devleti ilkesini ve masumiyet karinesini zedeler.

Başvurucu, aksi düşüncenin kabulünün silahların eşitliği ilkesini ihlal

edeceğini ileri sürmüş; polis tutanağının aksini ortaya koyacak belgelerin ve

tanığının Hâkimlik tarafından dikkate alınmadığından yakınmıştır. Ayrıca itiraz

merciinin kararının gerekçesiz olmasından şikâyet etmiştir. Son olarak saat

22.00'den sonra alkol satış yasağının demokratik ve laik hukuk devleti ilkesine

aykırı olduğu gibi çalışma hakkını da ihlal ettiğini belirmiştir.

B. Değerlendirme

27. Anayasa’nın "Hak arama hürriyeti"

kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes, meşru vasıta ve yollardan

faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve

savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

28. Anayasa'nın 38. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

"Suçluluğu hükmen sabit oluncaya

kadar, kimse suçlu sayılamaz."

29. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvurucunun iddialarının masumiyet karinesi ışığında silahların

eşitliği ilkesi kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

30. Başvurucunun aleyhine yapılan ihbarın sebebiyle

ilgili olarak Y.H.nin tanık olarak dinlenmesini istediği hâlde bu talebinin

karşılanmadığına yönelik şikâyetinin ihbarın sebebinin bilinmesinin başvurucu

hakkındaki suç isnadının esasının karara bağlanmasında bir etkisinin olmayacağı

değerlendirildiğinden incelenmesine gerek görülmemiştir. Başvurucu her ne kadar

çalışma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ise de Anayasa Mahkemesinin

yerleşik içtihadı (Serkan Acar, B. No: 2013/1613, 2/10/2013) uyarınca

çalışma hakkı Anayasa ve Sözleşme ile Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerin

ortak koruma alanına girmediğinden bu iddia yönünden ayrıca değerlendirme

yapılmasına ihtiyaç bulunmamıştır.

1. Uygulanabilirlik

Yönünden

31. Öncelikle Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen adil

yargılanma hakkının suç isnadı boyutuyla somut olayda uygulanabilir olup

olmadığının belirlenmesi gerekir.

32. Bir yaptırımın veya hukuki bir tasarrufun/işlemin

hangi koşullarla suç isnadı niteliğinde sayılıp suç ve cezalara

ilişkin güvenceler kapsamında değerlendirilebileceği daha önce Anayasa

Mahkemesi kararlarında açıkça ifade edilmiştir (D.M.Ç., B. No:

2014/16941, 24/1/2018; B.Y.Ç., B. No: 2013/4554, 15/12/2015; Selçuk

Özbölük, B. No: 2015/7206, 14/11/2018). Somut olayda gece vakti alkollü

içki satışı kabahat olarak düzenlenmiş olup başvurucuya 42.076 TL idari

para cezası verilmiştir. Anılan kararlarda yer verilen ilkeler bağlamında

başvuruya konu cezai sürecin herkes için bağlayıcılığı olan genel bir etki

yarattığı, kamu gücünü kullanan bir kamu otoritesi tarafından yürütüldüğü, bu

sürecin cezalandırıcı ve caydırıcı bir amacının bulunduğu, ayrıca son olarak

cezanın miktarı dikkate alındığında somut olaydaki yaptırımın adil yargılanma

hakkı bağlamında suç isnadı niteliğinde sayılması gerektiği kuşkusuzdur.

Dolayısıyla Sözleşme ve Anayasa'nın ortak koruma alanında yer alan adil

yargılanma hakkının suç isnadı boyutuyla somut olay yönünden

uygulanabilir olduğuna karar vermek gerekir.

2. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

33. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

3. Esas

Yönünden

a. Genel

İlkeler

34. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı maddi adaleti değil şeklî adaleti temin etmeye yönelik

güvenceler içermektedir. Bu bakımdan adil yargılanma hakkı davanın taraflardan

biri lehine sonuçlanmasını garanti etmemektedir. Adil yargılanma hakkı temel

olarak yargılama sürecinin ve usulünün hakkaniyete uygun olarak yürütülmesini

teminat altına almaktadır (M.B. [GK], B. No: 2018/37392, 23/7/2020, §

80).

35. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının unsurlarından

biri de silahların eşitliği ilkesidir. Silahların eşitliği ilkesi,

davanın taraflarının usule ilişkin haklar bakımından aynı koşullara tabi

tutulması ve taraflardan birinin diğerine göre daha zayıf bir duruma

düşürülmeksizin iddia ve savunmalarını makul bir şekilde mahkeme önünde dile

getirme fırsatına sahip olması anlamına gelir. Ceza davalarının yanı sıra

medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin hukuk davaları ve idari

davalarda da bu ilkeye uyulması gerekir (Yaşasın Aslan, B. No:

2013/1134, 16/5/2013, § 32).

36. Masumiyet karinesi, Anayasa'nın 38. maddesinin

dördüncü fıkrasında "Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimse suçlu

sayılamaz." şeklinde düzenlenmiştir. Masumiyet karinesi, hakkında suç

isnadı bulunan bir kişinin adil bir yargılama sonunda suçlu olduğuna dair kesin

hüküm tesis edilene kadar masum sayılması gerektiğini ifade etmekte ve hukuk

devleti ilkesinin de bir gereğini oluşturmaktadır (AYM, E.2013/133, K.2013/169,

26/12/2013). Anılan karine, kişinin suç işlediğine dair kesinleşmiş bir yargı

kararı olmadan suçlu olarak kabul edilmemesini güvence altına almaktadır. Bunun

sonucu olarak kişinin masumiyeti asıl olduğundan suçluluğu ispat külfeti

iddia makamına ait olup kimseye suçsuzluğunu ispat mükellefiyeti yüklenemez.

Ayrıca hiç kimse, suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar yargılama makamları ve

kamu otoriteleri tarafından suçlu olarak nitelendirilemez ve suçlu muamelesine

tabi tutulamaz (Kürşat Eyol, B. No: 2012/665, 13/6/2013, § 26).

37. Sanık masumiyet karinesi gereği suçsuz sayıldığı için

yargılama yapılmakta ve maddi gerçeğe ulaşılmaya çalışılmaktadır. Maddi gerçeğe

ulaşmak için suç isnadı altında olan kişiden masum olduğunu ispat etmesi

istenemez. Çünkü suç isnadı altında da olsa kişi, hükmen sabit oluncaya kadar

suçsuz kabul edilmektedir (Adem Hüseyinoğlu, B. No: 2014/3954,

15/2/2017, § 35).

38. Masumiyet karinesi kapsamında yer alan ve iddia

edenin iddiasını ispatla yükümlü olması kuralı, Anayasa’nın 38. maddesinin

gerekçesinde de açıkça ifade edilmiştir. Bununla birlikte genel anlamda suçun

kanıtlanması yükümlülüğü iddia edende kaldığı sürece savunmasını oluşturmak

için ispat yükünü sanığa devreden kurallar ile hukuki veya fiilî varsayımların

olduğu durumlarda ispat yükünün yer değiştirmesi masumiyet karinesine aykırılık

taşımaz (AYM, E.2013/38, K.2014/58, 27/3/2014). Ancak suç isnadını

içeren karinenin aksinin başvurucu tarafından yargılama sırasında ispat

edilebilmesinin mümkün olması, hâkimin de bu yönde ileri sürülen iddiaları

inceleyip kararını buna göre verebilmesi, bir başka ifadeyle karinelerin kişiyi

otomatik olarak suçlu hâline getirmemesi gerekir. Karineler, masumiyet

karinesini ihlal eder boyuta ulaşmamalı ve suç isnadı altındaki kişi savunma

imkânlarından yararlandırılmalıdır (Adem Hüseyinoğlu, § 36).

39. Bununla birlikte somut olayın özel koşullarında

kabahat eylemleri nedeniyle uygulanan idari yaptırımlarda -adli suç ve cezalara

nazaran- sorumluluk karinelerine ilişkin standartların daha esnek yorumlanması

mümkündür ancak bu durumda dahi ispat bakımından kullanılan karinelerin

masumiyet karinesini ihlal eder boyuta ulaşmaması gerekir (Ahmet Altuntaş ve

diğerleri [GK], B. No: 2015/19616, 17/5/2018, § 34).

b. İlkelerin

Olaya Uygulanması

40. Somut olayda başvurucunun yasak olmasına rağmen saat

22.00'den sonra -22.55'te- H.Ö.ye bir adet T. marka içki sattığı iddiasıyla

başvurucuya 42.076 TL idari para cezası uygulanmıştır. Başvurucunun cezaya

karşı itirazını inceleyen Hâkimlik bu fiilin işlediğinin sabit olduğu sonucuna

ulaşarak itirazı reddetmiştir. Hâkimlik, kolluk görevlileri tarafından tanzim

edilen ve iki polis ile alıcı H.Ö. tarafından imzalan 15/1/2018 tarihli 23.15

saatli Bilgi Alma Tutanağı'na dayanmıştır. Anılan tutanakta H.Ö., başvurucunun

işyerinden bir adet sigara ve bir adet T. marka birayı toplam 51 TL bedelle

satın aldığını kabul etmektedir.

41. Yargılama sırasında başvurucunun olayın kendi

versiyonunu Hâkimliğe açıklama, iddia ve delillerini sunma ve tutanağın

içeriğinin güvenilirliğine ve dayanılabilirliğine şüphe düşürme imkânı bulduğu

anlaşılmaktadır. Bu bağlamda başvurucu itiraz dilekçesinde belirtilen tutanak

içeriğindeki vakıayı inkâr etmiştir. Başvurucu, olay anında işyerinde bulunan

eşinin imzasının bulunduğu İhbar Araştırma, Takip, Tarassut, Denetim ve Tespit

Tutanağı'nda yer alan "Ben 22.00 ile 06.00 arasında herhangi bir

alkollü içki satışı yapmıyorum. 15/1/2018 gece saat 22.00'den sonra satış

yapmadım." şeklindeki nota dikkat çekmiştir. Başvurucu, Hâkimliğe sunduğu

itiraz dilekçesinde bu tutanağın üst kısmının sonradan polis tarafından

doldurulduğunu ileri sürmüş, H.Ö. nezdinde düzenlenen tutanağın işyerinin

önünde değil 2,5-3 kilometre ötede tanzim edilmesine dikkat çekmiş, biranın

kendi işyerinden alındığının belli olmadığını savunmuş, şahsın bu süreçte başka

bir işyerine uğrayıp uğramadığıyla ilgili olarak tutanakta bir açıklamanın

bulunmadığına işaret etmiş, tutanakta H.Ö.nün işyerinden çıkışta montunun

kabarık olduğu yazmakla birlikte işyerine girişte kabarık olup olmadığıyla

ilgili olarak bir tespitin yer almadığını kaydetmiştir. Başvurucuya göre tüm

bunlar alkol satış iddiasının her türlü şüpheden uzak bir biçimde

ispatlanamadığını göstermektedir.

42. Hâkimlik ise iki polis memuru ve H.Ö. tarafından

imzalan 15/1/2018 tarihli 23.15 saatli Bilgi Alma Tutanağı'nın saat 22.00'den

sonra alkol satışı iddiasını ispatladığını kabul etmiş, ayrıca başvurucunun

tutanağın aksini ispat edecek delil gösteremediği vurgulamıştır. Hâkimlik,

başvurucunun itiraz dilekçesinde belirttiği iddialarla ilgili olarak ise hiçbir

değerlendirme yapmamıştır.

43. Başvurucunun iddia ve savunmalarını sunma imkânı elde

etmesi silahların eşitliği ilkesinin sağlanması bakımından önem taşımakla

birlikte bu imkânın kullanılması silahların eşitliği ilkesinin devlete

yüklediği yükümlülüklerin ifası için tek başına yeterli değildir. Mahkemenin bu

iddialara ciddiyetle yaklaştığını ve yargılamayı hassasiyet içinde yürüttüğünü

göstermesi de gerekmektedir. Mahkemenin olayın başvurucu tarafından anlatılan

versiyonuna baştan kapalı bir tutum takınmaması ve bu ihtimale de yeterli

ölçüde şans tanıdığını ortaya koyması beklenir. Somut olayda Hâkimliğin

başvurucunun iddialarını yeteri kadar değerlendirmeye aldığına dair bir işaret

tespit edilememiştir.

44. Öte yandan Hâkimliğin idare tarafından tanzim edilen

tutanakların içeriğinin aksi ispat edilene kadar geçerli olduğu şeklindeki

karineye dayandığı görülmektedir. İdari işlemlerin ve bu bağlamda kamu ajanları

tarafından düzenlenen tutanakların içeriğinin hukuka/gerçeğe uygunluk

karinesinden yararlanacağı hukukun bilinen bir ilkesidir. Ancak bu karinenin

söz konusu işlem ya da tutanağın içeriğinin hukukiliğinin veya gerçekliğinin

tartışıldığı bir yargılamada geçerli olması mümkün değildir. İdari işlemin hukukiliğinin

veya tutanağın içeriğinin gerçekliğinin dava konusu edildiği bir yargılamada

hâkimin değinilen karineyi uygulaması bu davanın açılmasını anlamsız hâle

getirir. Bu şekildeki bir yargılamada idare tarafından tanzim edilen belgelerin

içeriğinin gerçekliği karinesinin yargılamanın sonucu yönünden belirleyici

olması bireyi devlete karşı dezavantajlı bir konuma sokacağından silahların

eşitliği ilkesini zedeleyebileceği gibi suç isnadıyla ilgili yargılama söz

konusu olduğunda masumiyet karinesini de ihlal edebilir.

45. Kamu görevlilerince düzenlenen tutanakla

delillendirilen suç isnadı söz konusu olduğunda yargı mercilerinden beklenen

tutanağın içeriğinin güvenilirliği ve özgünlüğüyle ilgili olarak sanık

tarafından ileri sürülen argümanları tarafsız ve nesnel bir değerlendirmeye

tabi tutmalarıdır. Maddi gerçekliğin ortaya çıkarılmasını hedefleyen ceza

yargılamasında kamu görevlilerinin düzenlediği tutanakların içeriğinin aksinin

ispatında herhangi bir delil sınırlamasının söz konusu olması düşünülemez. Delil

sınırlaması, suçun oluştuğunun kabulü için tam vicdani kanaatin arandığı,

dolayısıyla her türlü şüphenin izalesinin gerektiği ceza yargılamasının

amacıyla bağdaşmaz. Bu itibarla sanığın delil sunma konusunda tam bir

serbestiye sahip olması gerekir. Aksi durumda sanığın masum sayılmasının bir

anlamı kalmaz.

46. Yukarıda da tespit edildiği üzere somut yargılama,

Anayasa'nın 38. maddesi anlamında suç isnadına ilişkin uyuşmazlık kapsamında

kalan bir yargılamadır (bkz. § 32). Başvurucuya isnat edilen saat 22.00'den

sonra alkollü içki satma kabahati, kolluk görevlileri tarafından düzenlenen

tutanaklara dayanılarak delillendirilmiştir. Hâkimlik de itirazı reddederken

15/1/2018 tarihli ve 23.15 saatli Bilgi Alma Tutanağı'na vurgu yapmıştır.

Başvurucu ise bu tutanağın gerçekliğiyle çelişmiş, güvenilirliğine şüphe

düşürmek için çeşitli iddialar öne sürmüştür. Ancak Hâkimlik bu iddiaları

değerlendirmeksizin başvurucunun tutanağın aksini ispatlayacak delil

gösteremediği sonucuna ulaşmıştır.

47. Hâkimliğin bu değerlendirmesi ispat yükünü ters

çevirecek mahiyettedir. Kuşkusuz adil yargılanma hakkı suç isnadıyla ilgili

yargılamalarda bile mahkemelerin fiili ve hukuki karinelere dayanmasını

bütünüyle yasaklamamaktadır. Ancak suç isnadına ilişkin bir yargılamada karinenin

adil yargılama hakkını ihlal etmemesi için karineyle kişinin otomatik olarak

suçlu ilan edilmemesi, bu bağlamda karinenin aksinin ispat edilebilir nitelikte

olması ve başvurucunun karinenin aksini ispatlama gayesiyle yaptığı açıklama ve

sunduğu delillerin mahkeme tarafından titizlikle ele alındığının gösterilmiş

olması gerekir.

48. Olayda başvurucunun ileri sürdüğü argümanların

ilgisiz olmadığı anlaşılmaktadır. Bu manada başvurucunun olay anında işyerinde

bulunan eşinin alkollü içki satış vakıasını kabul etmediğinin altını çizmek

gerekir. Nitekim 15/1/2018 tarihli İhbar Araştırma, Takip, Tarassut, Denetim ve

Tespit Tutanağı'nın H.Ç.nin beyanının yazıldığı bölümünde "Ben 22.00

ile 06.00 arasında herhangi bir alkollü içki satışı yapmıyorum. 15/1/2018 gece

saat 22.00'den sonra satış yapmadım." notunun yer aldığı

görülmektedir. Başvurucu, tutanağın üst bölümünün kolluk görevlilerince

sonradan doldurulmuş olabileceğini iddia etmiştir. Hâkimliğin bu tutanak ve

başvurucunun anılan iddiasıyla ilgili olarak bir değerlendirme yapmamış

olmasının maddi olayın tespiti bakımından bir eksiklik olduğu vurgulanmalıdır.

49. Başvurucunun H.Ö. nezdindeki Bilgi Alma Tutanağı'nın

işyerinin 2,5-3 kilometre uzağında düzenlenmesine ve H.Ö.nün aracının

durdurulduğu yere kadar başka bir yere uğrayıp uğramadığıyla ilgili olarak

tutanakta bir bilginin yer almamasına yönelik itirazları da önemsiz değildir.

H.Ö.nün başvurucuya ait işyerinden çıkarken elinde bira şişesinin görülmemiş

olması, bira şişesinin H.Ö.nün işyerinin 2,5-3 kilometre ötesinde durdurulan

aracının içinde bulunması olguları gözetildiğinde başvurucunun belirtilen

iddialarının tutanağın içeriğinin gerçekliğine ve itibar edilebilirliğine gölge

düşürecek ve Hâkimliğin açık yanıt vermesini gerektirecek mahiyette olduğu değerlendirilmiştir.

Tutanağın yalnızca polislerin değil H.Ö.nün de imzasını taşıması içeriğinin

gerçekliğini ve itibar edilebilirliğini güçlendiren bir unsur olsa da

başvurucunun H.Ö.nün beyanının güvenilirliğine yönelik de itirazlar öne

sürdüğünü dikkate almak gerekir. Bu koşullarda Hâkimliğin olayın gerçekleşme

koşullarıyla ilgili olarak ortaya çıkan şüpheleri dağıtmak için H.Ö.yü

dinlemesi oldukça etkili olma potansiyeline sahipken Hâkimliğin bu yönde bir

adım atmadığı görülmektedir.

50. Sonuç olarak kamu görevlilerince düzenlenen tutanağın

gerçekliği karinesi aksi ispat edilebilir nitelikte olsa da başvurucunun bunun

aksini ispatlamak için ileri sürdüğü iddia ve itirazların Hâkimlikçe

değerlendirmeye bile alınmamış olması sebebiyle somut olaydaki uygulanma tarzı

itibarıyla karinenin başvurucuyu otomatik olarak suçlu hâle getirdiği

anlaşılmıştır. Başvurucuya savunma imkânı tanınmış ise de Hâkimliğin kamu

görevlilerince düzenlenen tutanağa üstünlük tanıyan yaklaşımı başvurucunun

savunma yapmasını anlamsız hâle getirmiş ve başvurucuyu kamu otoritesi

karşısında dezavantajlı konuma düşürmüştür.

51. Bu durumda başvurucu tarafından yapılan itirazın kamu

görevlilerince düzenlenen tutanakların gerçekliği karinesine dayalı olarak

reddedilmesinin -başvurucunun savunmalarının hiç irdelenmediği gözetildiğinde-

silahların eşitliği ilkesini ihlal ettiği kanaatine varılmıştır.

52. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki silahların

eşitliği ilkesinin ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

4. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

53. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"(1) Esas inceleme sonunda,

başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal

kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir."

54. Başvurucu, ihlalin tespiti ile yargılamanın

yenilenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

55. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan ([GK], B. No:

2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl

ortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesi

diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine

getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına

geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına işaret

etmiştir (Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).

56. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması

gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).

57. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veya

mahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi 6216 sayılı

Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün

79. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın

bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme,

usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklı olarak ihlali ortadan

kaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya

özgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi

tarafından ihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde

usul hukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili

mahkemenin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir

takdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir kararın kendisine

ulaştığı mahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam eden

ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (Mehmet

Doğan, §§ 58, 59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66, 67).

58. İncelenen başvuruda başvurucunun itirazının kamu

görevlilerince düzenlenen tutanakların içeriğinin gerçekliği karinesine dayalı

olarak reddedilmesi nedeniyle silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiği

kanaatine varılmıştır.

59. Bu durumda adil yargılanma hakkı kapsamındaki

silahların eşitliği ilkesinin ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden

yargılama ise bireysel başvuruya özgü düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50.

maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda yapılması gereken iş, yeniden yargılama

kararı verilerek Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri

gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygun yeni bir karar verilmesinden

ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere

Balıkesir 1. Sulh Ceza Hâkimliğine gönderilmesine karar verilmesi

gerekmektedir.

60. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 364,60 TL harçtan

oluşan yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki silahların eşitliği ilkesinin İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkı

kapsamındaki silahların eşitliği ilkesinin ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Balıkesir 1. Sulh Ceza

Hâkimliğine (D. İş No: 2019/876) GÖNDERİLMESİNE,

D. 364,60 TL harçtan oluşan yargılama giderinin

başvurucuya ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 17/11/2021 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Hicabi DURSUN Muammer TOPAL Recai AKYEL Selahaddin MENTEŞ Raportör : Ayhan KILIÇ Başvurucu : Gurbet ÇOBAN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2019/38857, 17 Kasım 2021 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İlgili
  10. Hukuk
  11. A. Ulusal Hukuk
  12. B. Uluslararası
  13. V. İnceleme Ve
  14. Gerekçe
  15. A. Başvurucunun
  16. B. Değerlendirme
  17. A. Silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin
  18. B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  19. C. Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkı
  20. D. 364,60 TL harçtan oluşan yargılama giderinin
  21. E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun
  22. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  23. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2019/38857
Tarih
17 Kasım 2021

İlgili Kararlar

  • Cemil Hırca Başvurusu (B. No: 2019/8549)
  • Nilay Arpaç Başvurusu (B. No: 2019/3016)
  • Makbule Tekin Başvurusu (B. No: 2019/7116)
  • Tevfik Kaynar Başvurusu (B. No: 2019/4642)
  • Mehmet Elmascan Başvurusu (B. No: 2019/5448)
  • Mustafa Koray Lenk Başvurusu (B. No: 2019/4486)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.