İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Halil Afşin ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/4824)

1. Başvurucular,

Başvuru No2013/4824Tarih25 Şubat 2015Okuma25 dk · 5.032 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Halil Afşin Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
25 Şubat 2015
Başvuru Numarası
2013/4824
R.G. Tarih-Sayı
27/5/2015-29368
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

5.032 kelime·25 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucular,

Konyaaltı Belediye Başkanlığı aleyhine açtıkları kamulaştırmasız el atılan taşınmaz

bedelinin ödenmesi davası sonunda Mahkemece hükmedilen bedelin ödenmediğini,

Belediye aleyhine yaptıkları icra takiplerinin sonuçsuz kaldığını belirterek,

mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşler,

tazminat talep etmişlerdir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 28/6/2013 tarihinde

Antalya 2. İcra Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden yapılan

ön incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı

tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm İkinci

Komisyonunca 20/11/2013 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm

tarafından yapılmak üzere, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm tarafından 12/12/2013

tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru

konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneği, görüş için Adalet Bakanlığına

gönderilmiştir. Adalet Bakanlığının 17/2/2014 tarihli görüş yazısı

başvuruculara tebliğ edilmiş, başvurucular Bakanlık görüşüne karşı beyanda

bulunmamışlardır.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde

ifade edildiği şekliyle ve UYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucular dışında A.K. ve iki arkadaşı Konyaaltı

Belediye Başkanlığı (Belediye) aleyhine 21/1/2011 tarihinde Antalya 5. Asliye

Hukuk Mahkemesinde, hissedar oldukları 777 parsel numaralı taşınmazlarına

kamulaştırma yapılmaksızın el konulduğunu ileri sürerek, taşınmaz bedelinin

ödenmesi talebiyle E.2011/38 sayılı dosyasında dava açmışlardır.

8. Başvurucular dışında A.K. ve iki arkadaşı Konyaaltı

Belediye Başkanlığı aleyhine 21/1/2011 tarihinde Antalya 5. Asliye Hukuk

Mahkemesinde, hissedar oldukları 778 parsel numaralı taşınmazlarına

kamulaştırma yapılmaksızın el konulduğunu ileri sürerek, taşınmaz bedelinin

ödenmesi talebiyle E.2011/37 sayılı dosyasında dava açmışlardır.

9. Başvurucuların, Belediye aleyhine 16/2/2011 tarihinde

Antalya 7. Asliye Hukuk Mahkemesinde, hissedarı oldukları 777 ve 778 parsel

numaralı taşınmazlarına kamulaştırma yapılmaksızın el konulduğunu ileri sürerek

taşınmaz bedelinin yasal faiziyle ödenmesi talebiyle açtıkları dava, Mahkemenin

E.2011/67 sayılı dosyasına kaydedilmiştir.

10. Antalya 5. Asliye Hukuk Mahkemesi, Mahkemenin E.2011/38

ve E.2011/37 sayılı dava dosyası ile Antalya 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin

E.2011/67 sayılı dava dosyası arasında hukuki ve fiili irtibat bulunduğu

gerekçesiyle anılan dosyaların birleştirilmelerine, yargılamanın E.2011/38

sayılı dosyasında devamına karar vermiştir.

11. Mahkemece, 16/2/2012 tarih ve E.2011/38, K.2012/37 sayılı

kararla; davalının kamulaştırma işlemi yapmaksızın başvuruculara ait taşınmaza

el koyduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, her bir başvurucu için ayrı ayrı

290.916,00 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsiline

karar verilmiştir.

12. Davalının temyizi üzerine, Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin

3/7/2012 tarih ve E.2012/9454, K.2012/14798 sayılı ilâmıyla hüküm onanmış ve

karar düzeltme yoluna başvurulmaksızın kesinleşmiştir.

13. Başvurucular, Belediye aleyhine, 19/4/2012 tarihinde,

Antalya 7. İcra Müdürlüğünün E.2012/1624 sayılı dosyasında ilâma dayalı icra

takibi başlatmışlardır.

14. Takibin kesinleşmesinden sonra anılan Belediyenin

hesaplarına haciz konulmuştur.

15. Belediye, Antalya 7. İcra Müdürlüğüne başvurarak,

4/11/1983 tarih ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu gereği tazminatların tahsili

amacıyla idarelerin mal, hak ve alacaklarının haczedilemeyeceğini ileri sürerek

haciz işlemlerinin kaldırılmasını talep etmiş, bu talebi 7. İcra Müdürlüğünce

reddedilmiştir.

16. Belediye, başvurucular aleyhine, 14/8/2012 tarihinde

Antalya 1. İcra Hukuk Mahkemesinde açtığı davada, 2942 sayılı Kanun gereği

tazminatların tahsili amacıyla idarelerin mal, hak ve alacaklarının

haczedilemeyeceğini ileri sürerek, İcra Müdürlüğü işleminin iptalini ve haciz

işlemlerinin kaldırılmasını talep etmiştir.

17. Mahkemece, 24/9/2012 tarih ve E.2012/791, K.2012/805

sayılı kararla, 2942 sayılı Kanun'un geçici 6. maddesinin son fıkrasına göre

kamulaştırma ve kamulaştırmasız el atmadan kaynaklanan alacakların tahsilinde

idarelerin mal, hak ve alacaklarının haczedilemeyeceği gerekçesiyle şikâyetin

kabulüne, Antalya 7. İcra Müdürlüğünce yapılan işlemin iptaline, hacizlerin

kaldırılmasına karar verilmiştir.

18. Temyiz üzerine, Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 12/3/2013

tarih ve E.2012/33128, K.2013/8961 sayılı ilâmıyla hüküm onanmıştır.

19. Karar düzeltme talebi, aynı Dairenin 6/6/2013 tarih ve

E.2013/14392, K.2013/20999 sayılı ilâmıyla reddedilmiştir.

20. Karar, 27/6/2013 tarihinde

başvuruculara tebliğ edilmiştir.

21. Başvurucular, 28/6/2013 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuşlardır.

B. İlgili

Hukuk

22. 10/12/2003 tarih ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve

Kontrol Kanunu’nun “Ödenemeyen giderler ve bütçeleştirilmiş

borçlar” kenar

başlıklı 34.

maddesinin birinci ve ikinci fıkraları şöyledir:

“Ödeme

emri belgesine bağlandığı halde ödenemeyen tutarlar, bütçeye gider yazılarak

emanet hesaplarına alınır ve buradan ödenir. Ancak, malın alındığı veya

hizmetin yapıldığı malî yılı izleyen beşinci yılın sonuna kadar talep edilmeyen

emanet hesaplarındaki tutarlar bütçeye gelir kaydedilir. Gelir kaydedilen

tutarlar, mahkeme kararı üzerine ödenir.

Kamu idarelerinin nakit mevcudunun tüm

ödemeleri karşılayamaması halinde giderler, muhasebe kayıtlarına alınma

sırasına göre ödenir. Ancak, sırasıyla kanunları gereğince diğer kamu

idarelerine ödenmesi gereken vergi, resim, harç, prim, fon kesintisi, pay ve

benzeri tutarlara, tarifeye bağlı ödemelere, ilama bağlı borçlara, ödenmemesi

halinde gecikme cezası veya faiz gibi ek yük getirecek borçlara ve ödenmesi

talep edilen emanet hesaplarındaki tutarlara öncelik verilir.”

23. 5018 sayılı Kanun’un “Taşınır ve taşınmaz edinme” kenar başlıklı

45. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Genel yönetim kapsamındaki kamu idareleri, kamu

hizmetlerinin zorunlu kıldığı durumlarda gereken nicelikte ve nitelikte taşınır

ve taşınmazları, yurt içinde veya yurt dışında, bedellerini peşin veya taksitle

ödeyerek veya finansal kiralama suretiyle edinebilirler. Kamu idareleri,

taşınmaz satın alma veya kamulaştırma işlemlerini yetki devri yoluyla bir başka

kamu idaresi eliyle yürütebilir. Genel bütçe kapsamındaki kamu idarelerinin

edindiği taşınmazlar Hazine adına, diğer kamu idarelerine ait taşınmazlar ise

tüzel kişilikleri adına tapu sicilinde tescil olunur. Hazine adına tescil edilen

taşınmazlar Maliye Bakanlığı tarafından yönetilir. Bu tescil işlemleri, adına

tescil yapılan idarenin taşınmazın bulunduğu yerdeki ilgili birimine bildirilir.”

24. 18/6/1927 tarih ve 1086 sayılı mülga Hukuk Usulü

Muhakemeleri Kanunu’nun 443. maddesi şöyledir:

“Temyiz dava icrayı tehir etmez. Ancak müstedi indettemyiz haksız

çıktığı takdirde mahkümun bihi

eda ve teslim edeceğine dair kefaleti kaviye göstermek veyahut mahkümunbih olan nutuk ve eşyayı bir mevkii resmiye

depozito etmek veya hasmı tarafından emval ve emlakı

haczedilmiş olmak şartiyle Mahkemei

Temyiz talep üzerine müstacelen icranın tehirine karar verebilir.

Müstedi Devlet ise veya müzahareti

adliyeye nail olup da davanın ve hükmün mahiyetine ve ahvali saireye nazaran icranın tehiri icap ediyorsa bila teminat icranın tehirine karar verilebilir.

Nafaka hükümleri müstesnadır.

Gayrimenkule ve buna mütaallik

aynı haklara ve aile ve şahsın hukukuna mütedair hükümler katiyet kesbetmedikçe icra olunamaz.

(Ek:12/6/1979-2248/9 md.) Hükmün kesinleştiği; ilamın altına veya arkasına

yazılıp tarih ve mahkeme mührü konmak ve mahkeme başkanı veya hakimi tarafından imzalanmak suretiyle belirtilir.”

25. 9/6/1932 tarih ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun “İcranın

geri bırakılması için verilecek süre” kenar başlıklı 36. maddesi şöyledir:

“İlâma karşı istinaf veya temyiz yoluna

başvuran borçlu, hükmolunan para veya eşyanın resmî bir mercie depo edildiğini

ispat eder yahut hükmolunan para veya eşya kıymetinde icra mahkemesi tarafından

kabul edilecek taşınır rehni veya esham veya tahvilât

veya taşınmaz rehni veya muteber banka kefaleti

gösterirse veya borçlunun hükmolunan para ve eşyayı karşılayacak malı mahcuz

ise icranın geri bırakılması için bölge adliye mahkemesi veya Yargıtaydan karar alınmak üzere icra müdürü tarafından

kendisine uygun bir süre verilir. Bu süre ancak zorunluluk hâlinde

uzatılabilir.

Borçlu, Devlet veya adlî yardımdan yararlanan

bir kimse ise teminat gösterme zorunluluğu yoktur.

…”

26. 2004 sayılı Kanun’un “Haczi Caiz Olmıyan Mallar ve Haklar” kenar başlıklı 82. maddesinin 1.

fıkrası şöyledir:

“Aşağıdaki şeyler haczolunamaz:

1. Devlet malları ile mahsus kanunlarında

haczi caiz olmadığı gösterilen mallar,

…”

27. 4/11/1983 tarih ve 2942 sayılı

Kamulaştırma Kanunu’na 18/6/2010 tarih ve 5999 sayılı Kamulaştırma

Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’la eklenen “Kamulaştırmasız el koyma sebebiyle

tazmin” kenar

başlıklı geçici 6. maddenin son fıkrası şöyledir:

I. “Bu madde uyarınca ödenecek olan tazminatın

tahsili sebebiyle idarelerin mal, hak ve alacakları haczedilemez."

28. 2942 sayılı Kanun’un, 24/5/2013 tarih ve 4687 sayılı Bazı

Kanunlar ile 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması

Hakkında Kanun ile değiştirilen, “Kamulaştırılmaksızın

kamu hizmetine ayrılan taşınmazların bedel tespiti” kenar başlıklı

geçici 6. maddesinin sekizinci ve onbirinci fıkraları

şöyledir:

“Kesinleşen mahkeme kararlarına istinaden bu

madde uyarınca ödemelerde kullanılmak üzere, ihtiyaç olması hâlinde, merkezi

yönetim bütçesine dâhil idarelerin yılı bütçelerinde sermaye giderleri için

öngörülen ödeneklerinin (Milli Savunma Bakanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı ve

Sahil Güvenlik Komutanlığı bütçelerinin güvenlik ve savunmaya yönelik mal ve

hizmet alımları ile yapım giderleri için ayrılan ödeneklerin) yüzde ikisi,

belediye ve il özel idareleri ile bağlı idareleri için en son kesinleşmiş bütçe

gelirleri toplamının, diğer idareler için en son kesinleşmiş bütçe giderleri

toplamının en az yüzde ikisi oranında yılı bütçelerinde pay ayrılır. Kesinleşen

alacakların toplam tutarının ayrılan ödeneğin toplam tutarını aşması hâlinde,

ödemeler, sonraki yıllara sâri olacak şekilde, garameten

ve taksitlerle gerçekleştirilir. Taksitlendirmede, bütçe imkanları ile alacakların

tutarları dikkate alınır. Taksitli ödeme süresince, 3095 sayılı Kanuna göre

ayrıca kanuni faiz ödenir. İdare tarafından, mahkeme kararı gereğince nakdi

ödeme yerine, üçüncü fıkrada belirtilen diğer uzlaşma yolları da teklif

edilebilir ve bu maddenin uzlaşmaya ilişkin hükümlerine göre işlem yapılabilir.

….

II. Bu madde uyarınca ödenecek olan bedelin

tahsili sebebiyle idarelerin mal, hak ve alacakları haczedilemez.”

29. 3/7/2005 tarih ve 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun “Belediyenin yetkileri ve imtiyazları” kenar

başlıklı 15. maddesinin son fıkrası şöyledir:

“Belediyenin proje karşılığı borçlanma yoluyla

elde ettiği gelirleri, şartlı bağışlar ve kamu hizmetlerinde fiilen kullanılan

malları ile belediye tarafından tahsil edilen vergi, resim ve harç gelirleri

haczedilemez.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

30. Mahkemenin 25/2/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucuların 28/6/2013 tarih ve 2013/4824 numaralı bireysel başvuruları

incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların İddiaları

31. Başvurucular, Konyaaltı Belediye Başkanlığı aleyhine

açtıkları dava sonunda kamulaştırma yapılmaksızın taşınmazlarına el konulduğu

gerekçesiyle taşınmaz bedelinin Belediyeden tahsiline karar verildiğini, hükmün

kesinleştiğini, Antalya 7. İcra Müdürlüğü nezdinde ilâma dayalı icra takibi

başlattıklarını, takibin kesinleşmesinden sonra Belediyenin hesapları üzerine

haciz konulduğunu, Belediye tarafından Antalya 1. İcra Hukuk Mahkemesinde

açılan dava sonunda 2942 sayılı Kanun'un geçici 6. maddesi uyarınca haciz

işlemlerinin kaldırıldığını, alacaklarını tahsil edemediklerini, Belediyenin,

Mahkemece hüküm altına alınan taşınmaz bedelini ödemediğini, anılan Kanun ile

alacaklarını tahsil etme imkânlarının ortadan kaldırıldığını, Mahkeme kararının

uygulanmadığını, haciz yasaklarının kaldırılarak alacaklarının ödenmesi

gerektiğini belirterek, mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini

ileri sürmüşlerdir.

B. Değerlendirme

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

32. Başvurucuların, Mahkeme kararıyla hükmedilen taşınmaz

bedelinin ödenmemesiyle ilgili şikâyetleri açıkça dayanaktan yoksun olmadığı

gibi, bu şikâyetler için diğer kabul edilemezlik nedenlerinden herhangi biri de

bulunmamaktadır. Bu nedenle, başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

33. Başvurucular, kamulaştırmasız el atılan taşınmaz

bedelinin ödenmesi davası sonunda Mahkemece hükmedilen bedelin ödenmediğini

belirterek, mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri

sürmüşlerdir.

34. Adalet Bakanlığı görüş yazısında, başvurucuların,

kesinleşmiş ve infaz edilebilir Mahkeme kararının infazının sağlanmadığına dair

ihlal iddialarının, adil yargılanma ve mülkiyet haklarının ihlali iddiaları

kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, Belediyenin 16/2/2014 tarihli yazısına

göre icra takibine konu alacağın kısmen ödendiği, bu hususun göz önünde

bulundurulması gerektiği belirtilmiştir.

35. Adalet Bakanlığının görüşüne karşı başvurucular beyanda

bulunmamışlardır.

36. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011

tarih ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri

Hakkında Kanun'un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası hükümlerine göre, Anayasa

Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için, kamu

gücü tarafından müdahale edildiği iddia edilen hakkın Anayasa'da güvence altına

alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) ve

Türkiye'nin taraf olduğu ek protokollerinin kapsamına da girmesi gerekir. Bir

başka ifadeyle, Anayasa ve Sözleşme'nin ortak koruma alanı dışında kalan bir

hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi mümkün değildir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).

37. Anayasa'nın 138. maddesinin son fıkrası şöyledir:

"Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme

kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir

suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez."

38. Başvurucuların ihlal iddiaları, iki ayrı başlık altında

değerlendirilmiştir.

a. Adil Yargılanma

Hakkının İhlali İddiası

39. Anayasa'nın "Hak

arama hürriyeti" kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

"Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak

suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile

adil yargılanma hakkına sahiptir."

40. Sözleşme'nin "Adil

yargılanma hakkı" kenar başlıklı 6. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili

uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda

karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme

tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak

görülmesini isteme hakkına sahiptir."

41. Sözleşme metni ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)

kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma hakkının somut görünümleri olan

alt ilke ve haklar, Anayasa'nın 36. maddesinde yer verilen adil yargılanma

hakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de Anayasa'nın 36. maddesi uyarınca

inceleme yaptığı birçok kararında, ilgili hükmü Sözleşme'nin 6. maddesi ve AİHM

içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle, Sözleşme'nin lafzi içeriğinde yer alan

ve AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve

haklara, Anayasa'nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir (B. No: 2012/13,

2/7/2013, § 38).

42. Anayasa'nın 36. maddesinde ifade edilen hak arama

özgürlüğü, diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını

ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biri olmakla birlikte

aynı zamanda toplumsal barışı güçlendiren, bireyin adaleti bulma, hakkı olanı

elde etme, haksızlığı önleme uğraşının da aracıdır. Hak arama özgürlüğü ve adil

yargılanma hakkı, sadece yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia

ve savunmada bulunma hakkını değil, yargılama sonunda hakkı olanı elde etmeyi

de kapsayan bir haktır (AYM, E.2009/27, K.2010/9, K.T. 14/1/2010).

43. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin

yargı organlarına davacı ve davalı olarak başvurabilme ve bunun doğal sonucu

olarak da iddia, savunma ve adil yargılanma hakkı güvence altına alınmıştır.

Anılan maddeyle güvence altına alınan adil yargılanma hakkı, kendisi bir temel

hak niteliği taşımasının ötesinde, diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken

şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili

güvencelerden biridir. Bu bağlamda Anayasa'nın, yasama ve yürütme organları ile

idarenin mahkeme kararlarına uyma zorunluluğunu ve mahkeme kararlarının

değiştirilemeyeceği ile uygulanmasının geciktirilemeyeceğini ifade eden 138.

maddesinin de adil yargılanma hakkının kapsamının belirlenmesinde gözetilmesi

gerektiği açıktır (B. No: 2013/1752, 26/6/2014, § 57).

44. Yargı kararının geciktirilmeksizin uygulanması,

Anayasa'nın 138. maddesinin dördüncü fıkrasında mahkemelerin bağımsızlığının

bir parçası olarak görülmekte ve devlete yargı kararlarını değiştirmeden ve

geciktirmeden uygulama yükümlülüğü getirilmektedir.

45. Sözleşme'nin adil yargılanma hakkını düzenleyen 6.

maddesinde açıkça kararların icrasından bahsedilmediği için AİHM, mahkemeye

erişim hakkından yola çıkarak kararların icrası hakkını adil yargılanma

hakkının unsurlarından biri olarak kabul etmektedir. Mahkemeye erişim hakkı,

bir uyuşmazlığı mahkeme önüne götürme ve aynı zamanda mahkemece verilen kararın

uygulanmasını isteme haklarını da kapsar. Mahkeme kararlarının uygulanması,

yargılama sürecini tamamlayan ve yargılamanın sonuç doğurmasını sağlayan bir

unsurdur. Karar uygulanmazsa yargılamanın da bir anlamı olmayacaktır (bkz. Hornsby/Yunanistan, B.

No: 18357/91, 19/3/1997, § 40).

46. Yargılama sonucunda mahkemenin bir karar vermiş olması

yeterli değildir; ayrıca bu kararın etkili bir şekilde uygulanması da gerekir.

Hukuk sisteminde, nihai mahkeme kararlarını, taraflardan birinin aleyhine sonuç

doğuracak şekilde uygulanamaz hale getiren düzenlemeler bulunması veya mahkeme

kararlarının icrasının herhangi bir şekilde engellenmesi hallerinde, "mahkemeye erişim hakkı" da

anlamını yitirir (B. No: 2012/144, 2/10/2013, § 28).

47. AİHM, kesinleşmiş ve bağlayıcı bir yargı kararının,

lehine karar verilen tarafın zarar görmesine rağmen infaz edilmemesi durumunda,

Sözleşme'nin 6. maddesinin teminat altına aldığı mahkemeye erişim hakkının bir

anlam ifade etmeyeceğini vurgulamaktadır. Hangi yargı makamı verirse versin,

bir yargı kararının veya hükmünün infaz edilmesi, 6. madde anlamında "dava"nın tamamlayıcı unsuru

olarak değerlendirilmelidir (bkz. Burdov/Rusya, B. No:59498/00, 7/5/2002, § 34).

48. Davaya taraf olan kişinin etkin korunması ve hukuka

uygunluğun sağlanması, idarenin kendisi hakkında verilebilecek nihai yargı

kararlarına uymasını gerektirmektedir. Şayet idare, yargı kararını uygulamayı

reddediyor veya ihmal ediyor ya da onu uygulamayı geciktiriyorsa, bu durumda

davada taraf olan kişinin davanın safahatı süresince yararlandığı Sözleşme'nin

6. maddesinde öngörülen teminatlar, her türlü varlık nedenini kaybetmektedir

(bkz. Süzer ve Eksen Holding A.Ş /Türkiye, B.

No:6334/05, 23/10/2012, § 115).

49. AİHM, Sözleşme'nin 6. maddesi kapsamında bir yargı yerine

ulaşma hakkının, sadece teorik olarak bu hakkın tanınmasını değil, aynı zamanda

o yargı yerinden alınan nihai kararın icrasına yönelik meşru bir beklentiyi de

koruduğunu kabul etmiştir (bkz. Apostol/Gürcistan, B. No:40765/02, 28/2/2007, §

54).

50. Öte yandan Devlet, bir kurumu aleyhinde verilen nihai ve

bağlayıcı mahkeme kararıyla ortaya konulan borcunu ifa etmemek için ekonomik

kaynak yokluğunu da mazeret olarak ileri süremez (bkz. Burdov/Rusya, B.

No:59498/00, 7/5/2002, § 35).

51. Devlet aleyhine, birey lehine verilmiş olan nihai bir

kararın söz konusu olduğu durumlarda, birey ayrı bir icra takibi yapmaya

zorlanamaz (bkz. Manushaqe

Puto ve Diğerleri/Arnavutluk, B. No:

604/07, 34770/09, 43628/07, 31/7/2012, § 71).

52. Anayasanın 138. maddesi metninde mahkeme kararlarına

uyma, bu kararları değiştirmeksizin yerine getirme hususunda yasama ve yürütme

organları ile idare makamları lehine herhangi bir istisna kuralına yer

verilmemiştir. Yargı kararlarının ilgili kamu otoritelerince zamanında yerine

getirilmediği bir devlette, bireylerin yargı kararıyla kendilerine sağlanan hak

ve özgürlükleri tam anlamıyla kullanabilmeleri mümkün olmaz. Dolayısıyla

devlet, yargı kararlarının zamanında icra edilmesini sağlayarak bireyler

aleyhine oluşabilecek hak kayıplarını engellemekle ve bu yolla bireylerin kamu

otoritelerine ve hukuk sistemine olan güven ve saygılarını korumakla

yükümlüdür. Bu sebeple hukukun üstünlüğünün geçerli olduğu bir devlette,

bireylerin kamu otoritesi ve hukuk sistemine olan güven ve saygılarını koruma

adına vazgeçilemez bir görev ifa eden yargı kararlarının zamanında icra

edilmeyerek, sonuçsuz bırakılması kabul edilemez (B. No: 2013/1752, 26/6/2014,

§ 61).

53. Kesin hükme saygı uluslararası hukuk düzenine özgü

hukukun genel ilkelerinden biri olarak kabul görmektedir. Anayasa'nın 138.

maddesinin son fıkrasında düzenlenen yargı kararlarının geciktirilmeksizin

uygulanması yükümlülüğü, hukukun genel ilkelerinden biri olarak da kabul edilen

kesin hükme saygı ilkesinin de bir gereğidir. Çünkü bir hukuk sisteminde

yargının verdiği ve bağlayıcı olan kesin hüküm, zarar gören taraflardan biri

açısından işlevsiz duruma getirilmişse, adil yargılanma hakkının sağladığı

güvencelerin bir anlamı kalmayacaktır (B. No: 2013/1752, 26/6/2014, § 65).

54. Yargı kararlarının icrasındaki gecikmenin başvurucunun

adil yargılanma hakkına bir müdahale olduğu kabul edilmekle beraber, kararların

icrasında ne kadar süreli bir gecikmenin hak ihlali sayılacağının, davanın

konusu, dava konusu bir alacağın veya tazminatın ödenmesiyse alacak veya

tazminatın mahiyeti, başvurucunun kararın icrasındaki menfaati, yargı kararının

icrasının başvurucu için önemi, ödeme ile sorumlu idarenin bütçe imkânları ve

ödeme konusundaki tutumu, alacak veya tazminatın ödemenin gecikmesi nedeniyle

değer kaybedip kaybetmediği, davanın kararın icra safhasıyla beraber toplam

süresi ile kararın icrasında geçen süre gibi somut davanın koşullarına göre

incelenmesi gerekir (B. No: 2013/1752, 26/6/2014, § 66).

55. Nitekim AİHM, mahkeme tarafından verilen hükmün yerine

getirilmesini, Sözleşme’nin 6. maddesi bakımından yargılamanın bütünleyici bir

parçası olarak görmekte ve yargılamanın uzunluğuyla ilgili davalarda da

incelemektedir (Bkz., Di Pede/İtalya, B.

No: 15797/89, 26/9/1996, §§ 20-24).

56. Başvuru konusu olayda, kamulaştırma yapılmaksızın ve

bedeli ödenmeksizin taşınmaza el atıldığı iddiasıyla Belediye aleyhine açılan

dava sonucunda taşınmazın bedelinin Belediyeden tahsiline karar verilmiş olup,

bu sorunun çözümüne yönelik olarak yürütülen somut yargılama faaliyetinin,

medeni hak ve yükümlülükleri konu alan bir yargılama olduğunda kuşku bulunmamaktadır.

57. Başvurucular, Konyaaltı Belediye Başkanlığı aleyhine

Antalya 5. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtıkları dava sonunda kamulaştırmasız el

atılan taşınmaz bedelinin Belediyeden tahsiline karar verildiğini, Mahkeme

kararlarının icrası amacıyla Antalya 7. İcra İcra

Müdürlüğü nezdinde başlattıkları ilâma dayalı icra takibine rağmen hükmedilen

alacaklarının ödenmediğini, taşınmazın mülkiyeti Belediyeye geçtiği halde

Belediyenin kamu mallarının haczedilmezliğine ilişkin

kanun hükümlerine dayanarak ödemeden kaçındığını belirterek, adil yargılanma

haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

58. Antalya 5. Asliye Hukuk Mahkemesince başvurucular lehine

verilen kararın icra edilebilir olmasına ve başvurucuların hukuk sisteminde

düzenlenen tüm başvuru yollarını kullanmalarına rağmen, Mahkeme kararıyla

hükmedilen taşınmaz bedeli herhangi bir sebep gösterilmeden İdare tarafından

tam olarak ödenmemiş ve bu şekilde Mahkeme kararı başvurucular aleyhine sonuç

doğuracak şekilde uygulanmamıştır.

59. Mahkemece hükmedilen taşınmaz bedelinin ödenmesindeki

normal olmayan gecikmeler, paranın değer kaybetmesi göz önünde tutulduğunda,

taşınmazına el konulan kişileri belirsizlik içinde bırakarak maddi kayıplara

neden olabilir. Hatta mahkemece faize hükmedilse dahi bu faiz miktarının, maddi

zararların tamamını karşılama imkanı olmayabilir (bkz. Akkuş/Türkiye, B.No:19263/92,

9/7/1997, § 29).

60. 2942 sayılı Kanun’a eklenen geçici 6. maddenin onbirinci fıkrası, kamulaştırmasız el atmalar nedeniyle

mahkemelerce hükmedilen taşınmaz bedellerinin tahsili amacıyla idarelerin mal,

hak ve alacaklarının haczedilemeyeceği hükmünü içermektedir. Kanun'da bu amaçla

idarelerin bütçelerinden belli bir pay ayrılması ve ödemelerin bu paylar

üzerinden yapılması, ayrılan payın hükmedilen tazminat miktarını karşılamaması

halinde ödemelerin gelecek yıllara aktarılarak taksitle ve garameten

yapılması öngörülmüştür. Taksitlendirme halinde kanuni faiz ödenmesi de kurala

bağlanmıştır (AYM, E.2010/83, K.2012/169, K.T. 1/11/2012). Ancak hukuka aykırı

olarak bireyin mülkiyet hakkına müdahale eden idarenin, kesinleşen mahkeme

kararıyla hükmedilen alacakları veya tazminatları ödememekte ısrar etmesi

halinde, adil yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim hakkı ihlal edilmiş

olur. Anılan düzenleme, kesinleşen mahkeme kararıyla hükmedilen alacak veya

tazminatları ödememe sebebi olamaz.

61. Öte yandan, 1086 sayılı mülga Kanun’un 443. maddesi ile 2004

sayılı Kanun’un 36. maddesine göre parasal bir alacağın tahsiline yönelik

kararın icrası için hükmün kesinleşmesi şartı aranmadığı gibi, başvuru konusu

olayda Belediye tarafından tehiri icra talebinde de bulunulmadığı

anlaşılmaktadır.

62. Kesinleşmiş mahkeme kararlarının makul sürede

uygulanmaması ya da icra edilmemesi adil yargılanma hakkının ihlali

niteliğindedir. Somut olayda başvurucular lehine verilen Mahkeme kararı,

başvurucuların bu kararın icrası için gerekli tüm girişimlerde bulunmalarına

rağmen Belediye tarafından kısmen yerine getirilmiş, taksitlendirme veya ödeme

planı düzenlenmemiş ve gerekçe gösterilmeksizin iki yıl dokuz ayı aşkın süre

boyunca tam olarak icra edilmemiştir. Anılan kararların niteliği dikkate

alındığında bu sürenin makul olmadığı açıktır.

63. Belediyenin, aleyhine verilen, kesinleşmiş ve infaz

edilebilir yargı kararının infazını sağlamak için gerekli tedbirleri almamakla

başvurucuların mahkemeye erişim haklarını ihlal ettiği ve dolayısıyla

Anayasa'nın 36. maddesini etkili sonuçları bakımından konusuz bıraktığı

anlaşılmış olup, başvurucuların adil yargılanma haklarının ihlal edildiğine

karar verilmesi gerekir.

b. Mülkiyet Hakkının

İhlali İddiası

64. Anayasa'nın "Mülkiyet

hakkı" kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:

"Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla

sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı

olamaz."

65. Sözleşme'ye Ek 1 No.lu Protokol'ün "Mülkiyetin korunması" kenar

başlıklı 1. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk

dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak

kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun

genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.

Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına

uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların

veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları

uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez"

66. Anayasa'nın 35. maddesi ve Ek 1 No.lu Protokol'ün 1.

maddesi paralel düzenlemelerle mülkiyet hakkına yer vermiştir.

67. Sözleşme'ye Ek 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesi

üç temel kuraldan oluşmaktadır. Birinci kural, genel olarak mülkiyetten

barışçıl yararlanma veya mülkiyete saygı ilkesidir. Bu husus, birinci fıkranın

ilk cümlesinde düzenlenmiştir. İkinci kural mülkiyetten yoksun bırakmayı

düzenler ve bunu belirli koşullara bağlı kılar. Bu da aynı fıkranın ikinci

cümlesinde düzenlenmiştir. Üçüncü kural ise devletlerin kamu yararına uygun

olarak ve bu amacın gerektirdiği ölçüde yasaların uygulanması yoluyla

mülkiyetin kullanımını kontrol etme yetkisini tanır, bu ise ikinci fıkrada yer

almaktadır (bkz. Sporrong

ve Lönnroth/İsveç, B. No: 7151/75,

7152/75, 23/9/1982, § 61).

68. Anayasa'nın 35. maddesi de Sözleşme'ye

Ek 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesindeki düzenlemeye paralel şekilde, birinci

fıkrasında mülkiyet hakkını tanımış, ikinci ve üçüncü fıkralarında ise mülkiyet

hakkının sınırlandırılması ve bu sınırlandırmanın ölçütü belirtilmiştir (B. No:

2013/711, 3/4/2014, § 59).

69. AİHM, yargı kararlarının icrasının gecikmesini, "mülkten barışçıl yararlanma" hakkına

müdahale olarak kabul etmektedir (bkz. Burdov /Rusya, B. No:59498/00, 7/5/2002, § 40).

70. Somut olayda olduğu gibi, kamulaştırma işlemi yapmaksızın

bireylere ait taşınmaza el atan idarenin, bu fiili nedeniyle aleyhine açılan

dava sonucunda hükmedilen alacağı veya tazminatı ödememesi, mülkiyetten

barışçıl yararlanma veya mülkiyete saygı ilkesini ihlal niteliğindedir.

71. Anayasa'nın 35. maddesine uygun olarak bir kimsenin

mülkiyet hakkına devlet tarafından müdahale edilmişse veya malvarlığı üzerindeki

hakları kullanılamaz hale getirilmişse, bu kişinin hakkının korunması gerekir.

Bu da ancak mülkiyete konu malvarlığının değerinin ödenmesi suretiyle

gerçekleştirilebilir. Kural olarak devlet tarafından el atılan malvarlığının

değerini, devletin kendiliğinden ödemesi beklenir (bkz. Carbonara ve Ventura/İtalya, B. No: 24638/94, 30/5/2000, §

67).

72. Bu kapsamda öncelikle mülkiyet hakkının kapsamına dâhil

olabilecek malvarlığı değerlerinin belirlenmesi gerekir. Anayasa'nın 35.

maddesi ile 1 No.lu Ek Protokol'ün 1. maddesinin koruma alanı içinde yer alan

menfaatlerin kapsamına, mevcut bir mülk girebileceği gibi kesin bir şekilde

tanımlanmış alacak hakları da girebilir (AYM, E.2000/42, K.2001/361, K.T.

10/12/2001; AYM, E.2006/142, K.2008/148, K.T. 24/9/2008).

73. Bir mahkeme hükmünden doğan alacak, icra edilebilir

olduğunun kanıtlanması durumunda mal ve mülk olarak kabul edilebilir (bkz. Burdov/Rusya, B.

No:59498/00, 7/5/2002, § 40). Kamulaştırma

yapılmaksızın el atılan taşınmaz bedelinin ödenmesine yönelik mahkeme kararının

icra edilebilir olduğunda şüphe bulunmamaktadır.

74. AİHM, demokratik bir toplumda hukukun üstünlüğü ilkesine

atıfla, alacak hakkı bulunduğunu gösteren yargı kararlarının uygulanmaması

nedeniyle mülkiyet hakkının da ihlal edildiğini kabul etmektedir (bkz. Süzer ve Eksen Holding A.Ş./Türkiye, B.

No:6334/05, 23/10/2012, § 155).

75. Öte yandan, Sözleşme'nin 6. maddesi ile Protokol'ün 1.

maddesi, devlete, yargı kararlarının uygulanması bakımından etkili bir sistem

kurma yükümlülüğü getirmektedir (bkz. Fuklev/Ukrayna, B. No: 71186/01, 30/11/2005, § 84). Bir mahkeme kararını uygulamakla görevli kamu makamları, bu

kararın uygulanmasını engellemekte ya da kararın uygulanması için gerekli özeni

göstermemekteyse bu durum Anayasa'nın 35. ve 36. maddelerinin ihlali anlamına

gelir (B. No: 2013/711, 3/4/2014, § 66).

76. Başvuruya konu Mahkeme kararıyla Belediye tarafından

kamulaştırma yapılmaksızın el atılan taşınmaz bedelinin Belediyeden tahsiline

karar verilmiş olup, hüküm altına alınan taşınmaz bedeli, başvurucuların alacak

hakları olduğunu göstermektedir. Dolayısıyla mahkeme kararına dayalı bu

alacaklar "mülkiyet"

hakkı kapsamında değerlendirilmelidir.

77. Yukarıda açıklandığı üzere (bkz. §§ 24-27),

kamulaştırmasız el atmalar nedeniyle mahkemelerce hükmedilen tazminatların

tahsili amacıyla idarelerin mal, hak ve alacakları haczedilemez. Bu kuralın

amacı, idarelerin yerine getirmekle görevli oldukları kamu hizmetlerinin

yürütülebilmesi için gerekli olan kaynaklarının korunmasıdır. Toplumsal yaşamın

sürekli, düzenli ve sistemli bir şekilde sürdürülebilmesi için zorunlu olan

kamu hizmetlerinin kesintisiz bir biçimde yürütülmesi, idarelerin belli ayni ve

nakdi varlıklara sahip olmalarına bağlıdır. İdarelerin, kamu hizmetlerini

yerine getirmek için ihtiyaç duyduğu malların haczedilmesi halinde bu

hizmetlerin aksayacağı ya da hiç yerine getirilemeyeceği açıktır. İdarelerin

mal, hak ve alacaklarının haczedilememesi nedeniyle bireyler tazminat

alacaklarını daha geç tahsil edebileceklerse de bu gecikme için kanuni faiz

ödenmesiyle kamu yararı ile birey hakları arasında makul bir denge kurmaya

çalışılmıştır. Bu nedenle kamu hizmetlerinin aksatılmadan yerine getirilmesini

güvence altına almak amacıyla birey haklarına getirilen bu sınırlamanın ölçüsüz

olduğu söylenemez (AYM, E.2010/83, K.2012/169, K.T. 1/11/2012).

78. Ancak idarelerin, mal, hak ve alacaklarının

haczedilememesi kuralının arkasına sığınarak mahkeme kararıyla hükmedilen

alacak ve tazminatları ödemekten imtina etmeleri, kamu yararı ile kişi hakları

arasındaki dengeyi kişilerin zararına olacak şekilde bozabilir. Bu durum,

mahkeme kararıyla hükmedilen alacak ve tazminatları ödenmeyen kişi yönünden

mülkiyet hakkının ihlali niteliğinde kabul edilir (B. No: 2013/711, 3/4/2014, §

70).

79. Başvuru konusu olayda, başvurucular tarafından Konyaaltı

Belediye Başkanlığı aleyhine 16/2/2011 tarihinde Antalya 5. Asliye Hukuk

Mahkemesinde açılan dava sonucunda verilen 16/2/2012 tarihli karar, Yargıtay 5.

Hukuk Dairesince 3/7/2012 tarihinde onanarak kesinleşmiştir. Başvurucular

anılan karara dayalı olarak Belediye aleyhine 19/4/2012 tarihinde Antalya 7.

İcra Müdürlüğünde ilâma dayalı icra takibi başlatmışlardır.

80. İcra takibinin kesinleşmesinden sonra başvurucuların

talebi üzerine, Antalya 7. İcra Müdürlüğünün kararıyla 10/8/2012 tarihinde

Belediyenin hesapları üzerine haciz konulmuştur. Belediye, haczin

kaldırılmasına yönelik talebinin Antalya 7. İcra Müdürlüğünce reddedilmesi

üzerine Antalya 1. İcra Hukuk Mahkemesinde başvurular aleyhine dava açmış ve

Mahkemece Belediyenin şikâyeti kabul edilerek, 24/9/2012 tarihinde hacizlerin

kaldırılmasına karar verilmiştir. Anılan karar, temyiz ve karar düzeltme

aşamalarından sonra 6/6/2013 tarihinde kesinleşmişse de bu kararın, yalnızca

daha önce Mahkeme kararıyla hüküm altına alınan alacak hakkının icra yoluyla

infazına engel olduğu, alacak hakkını ortadan kaldırmadığı ve Belediyenin

Mahkeme kararının yerine getirme yükümlülüğünün devam ettiği anlaşılmaktadır.

81. Başvurucuların, Mahkeme kararına dayalı ve mülkiyet hakkı

kapsamında kabul edilen alacaklarının tahsili amacıyla İdare aleyhine

yaptıkları icra takibinin uzun sürmesi ve alacağa ulaşmada bir belirsizlik

bulunması, Mahkemece verilen kararı, etkili sonuçları bakımından konusuz

bırakmıştır.

82. Açıklanan gerekçelerle; Mahkemece hükmedilen taşınmaz

bedelinin Belediye tarafından ödenmemesi nedeniyle başvurucuların, Anayasa'nın

35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet haklarının ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

83. Başvurucular, Antalya 5. Asliye Hukuk Mahkemesince

verilen kararda belirtilen taşınmaz bedelinden Belediye tarafından yapılan

ödemelerin düşülmesinden sonra, kalan alacak miktarının kamu alacaklarına

uygulanan en yüksek faiz oranıyla tahsilini ve ayrı ayrı 10.000,00 TL manevi

tazminat ödenmesini talep etmişlerdir.

84. Adalet Bakanlığı görüşünde, başvurucuların tazminat

talepleri konusunda değerlendirme yapılmamıştır.

85. 6216 sayılı Kanun'un "Kararlar" kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı

fıkrası şöyledir:

"Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir."

86. Başvurucular, hak ihlalinin giderilmesi için Belediye

tarafından yapılan ödemelerin düşülmesinden sonra kalan alacak miktarının, kamu

alacaklarına uygulanan en yüksek faiz oranıyla tahsilini ve manevi tazminat

ödenmesini talep etmişlerdir. Başvurucuların mahkeme kararına dayalı

alacaklarının ödenmemesi nedeniyle mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal

edildiği anlaşılmıştır. Başvurucuların maruz kaldıkları zarar, derece

mahkemelerinin nihai kararları verdikleri tarihte almaları gereken tazminatın

ödenmemesiyle ilişkilidir. Başvurucuların, Mahkeme kararının icrasına

başladıkları 19/4/2012 tarihinden itibaren Anayasa Mahkemesince karar verildiği

tarihe kadar iki yıl dokuz ayı aşkın süredir devam eden icra safhasının makul

olmadığı ve başvurucuların mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal

edildiği nazara alındığında, başvurucuların yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek

olan manevi zararları karşılığında her bir başvurucuya net 7.500,00 TL manevi

tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

87. Başvurucular, Belediye tarafından yapılan ödemelerin

düşülmesinden sonra kalan alacak miktarının kamu alacaklarına uygulanan en

yüksek faiz oranıyla ödenmesini talep etmişlerdir. Başvurucuların bu talepleri

maddi tazminat talebi olarak değerlendirilmiştir. Maddi zararın karşılanması

için tazminata hükmedilmesi, başvurucuların ihlal ile mali kayıp arasında

illiyet bağı olduğunu kanıtlamalarına bağlıdır. Başvuruya konu kararda

Mahkemece, kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin yasal faiziyle

Belediyeden tahsiline karar verilmiş, başvurucular tarafından da icra

takiplerinde yasal faizle tahsil talebinde bulunulmuştur. Başvurucular,

Belediye tarafından yapılan ödemelerin düşülmesinden sonra kalan alacak

miktarının kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz oranıyla ödenmesini talep

etmişler, başka bir sebebe dayalı olarak maddi zarar iddiasında

bulunmamışlardır. Başvuru konusu olayda, Anayasa'nın 35. ve 36. maddelerinin

ihlal edildiği tespit edilmiş olmakla beraber, başvurucuların, faiz ile

enflasyon oranı arasındaki farktan kaynaklanan zarar iddiasında bulunmadıkları,

bakiye alacağın kamu alacaklarına uygulanan faiz oranıyla ödenmesini talep

ettikleri anlaşılmıştır. Başvurucuların, dava dilekçelerinde yasal faizle

tahsil talebinde bulundukları ve Mahkemece yasal faizle tahsile karar

verildiği, bu yönden temyiz isteminde bulunulmadığı gibi icra takibinde de

yasal faizle tahsil talebinde bulunulduğu dikkate alındığında, başvurucuların,

bakiye alacak miktarlarına kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz oranının

uygulanması yönündeki maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi

gerekir. Başvurucular ayrıca Belediye tarafından yapılan ödemelerin

düşülmesinden sonra kalan alacak miktarının ödenmesini talep etmişlerse de

başvurucuların talep ettikleri maddi tazminatın Mahkemece hüküm altına

alındığı, dolayısıyla aynı konuda yeniden maddi tazminata hükmedilmesinin

mümkün olmadığı dikkate alınarak, bu konudaki maddi tazminat taleplerinin de

reddine karar verilmesi gerekir.

88. Başvurucular tarafından yapılan ve dosyadaki belgeler

uyarınca tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin başvuruculara müştereken ödenmesine

karar verilmesi gerekir.

89. Başvuruya konu yargılama sonunda verilen kararın icra

edilmediği ve bu hususun başvurucuların mülkiyet ve adil yargılanma haklarını

ihlal ettiği gözetilerek, hukuka, adalete ve mahkemeye güven ilkesinin gördüğü

zararın devam etmesinin önlenmesi amacıyla, Mahkeme kararının mümkün olan en

kısa sürede yerine getirilmesini teminen, kararın bir

örneğinin ilgili Belediyeye gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucuların,

1. Mahkeme

kararının yerine getirilmemesi sonucu alacaklarının ödenmemesiyle ilgili ihlal

iddialarının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2.

Anayasa'nın 35. ve 36. maddelerinde güvence altına alınan mülkiyet ve adil

yargılanma haklarının İHLAL EDİLDİĞİNE,

B. Başvurucuların her birine net 7.500,00 TL manevi tazminat

ÖDENMESİNE, başvurucuların tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,

C. Başvurucular tarafından yapılan 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARA

MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

E. Kararın bir örneğinin Konyaaltı Belediye Başkanlığına

gönderilmesine,

25/2/2015

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Alparslan ALTAN Üyeler : Serdar ÖZGÜLDÜR Osman Alifeyyaz PAKSÜT Recep KÖMÜRCÜ Celal Mümtaz AKINCI Raportör : Murat AZAKLI Başvurucular : 1. Halil AFŞİN 2. Ayşe EKE 3. Ümmü TAPUR 4. Ayfer AFŞİN 5. Yaşar KILINÇ Vekilleri : Av. Fatih ABAY

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/4824, 25 Şubat 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. I. “Bu madde uyarınca ödenecek olan tazminatın
  12. II. Bu madde uyarınca ödenecek olan bedelin
  13. IV. İnceleme Ve
  14. Gerekçe
  15. A. Başvurucuların İddiaları
  16. B. Değerlendirme
  17. D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye
  18. E. Kararın bir örneğinin Konyaaltı Belediye Başkanlığına
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/4824
Tarih
25 Şubat 2015

İlgili Kararlar

  • Salih Reis Başvurusu (B. No: 2013/6461)
  • Aycan Özdoğan Başvurusu (B. No: 2013/4841)
  • Nihat Öner Başvurusu (B. No: 2012/1301)
  • Nurettin Eroğlu Başvurusu (B. No: 2013/3075)
  • Ahmet Çakar ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/1519)
  • Salahattin Özek Başvurusu (B. No: 2014/6978)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.