İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ahmet Çakar ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/1519)

1. Başvurucular,

Başvuru No2014/1519Tarih25 Şubat 2015Okuma20 dk · 4.003 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Ahmet Çakar Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
25 Şubat 2015
Başvuru Numarası
2014/1519
R.G. Tarih-Sayı
27/5/2015-29368
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.003 kelime·20 dk okuma·12 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucular,

suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme suçunu işledikleri iddiasıyla

yargılandıkları davada, tutukluluklarının kanunda öngörülen azami süreyi

aştığını, yargılamanın halen devam ettiğini ve makul sürede yargılama

yapılmadığını belirterek, Anayasa’nın 19. ve 36. maddelerinde yer alan özgürlük

ve güvenlik hakları ile adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri

sürmüşler, mağduriyetlerinin giderilmesini talep etmişlerdir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru,

5/2/2014 tarihinde Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır.

Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde belirlenen

eksiklikler tamamlatılmış ve Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin

bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 30/5/2014 tarihinde, kabul

edilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından yapılmak üzere, dosyanın Bölüme

gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Başvurucu

Cesaret Çakar tarafından yapılan 2014/677 numaralı bireysel başvuru dosyası ve

başvurucu Cesur Çakar tarafından yapılan 2014/678 numaralı bireysel başvuru

dosyası ile başvurucu Ahmet Çakar tarafından yapılan 2014/1519 numaralı

bireysel başvuru dosyası, aralarındaki hukuki ve fiili irtibat nedeniyle

birleştirilmiş, incelemeye 2014/1519 numaralı bireysel başvuru dosyası

üzerinden devam edilmiştir.

5. Bölüm

Başkanı tarafından 18/7/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas

incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru

konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneği, görüş için Adalet Bakanlığına

gönderilmiştir. Adalet Bakanlığının 20/8/2014 tarihli yazısında, Anayasa

Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen,

başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

UYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle

şöyledir:

8. Adana Cumhuriyet Başsavcılığınca (CMK. 250. maddesi ile

yetkili) yürütülen soruşturma kapsamında, başvuruculardan Ahmet Çakar 2/12/2007

tarihinde, Cesur Çakar 3/12/2007 tarihinde gözaltına alınmış, Adana 8. Ağır

Ceza Mahkemesinin (CMK. 250. maddesi ile görevli) 5/12/2007 tarih ve 2007/455

Değişik İş sayılı kararı ile tutuklanmışlardır.

9. Başvuruculardan Cesaret Çakar, 1/2/2008 tarihinde

gözaltına alınarak aynı tarihte Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK. 250.

maddesi ile görevli) 2008/7 Sorgu sayılı kararı ile tutuklanmıştır.

10. Başvurucular ve diğer yirmi sekiz şüpheli hakkında Adana

Cumhuriyet Başsavcılığının (CMK. 250. maddesi ile yetkili) 8/2/2008 tarih ve

E.2008/64 sayılı iddianamesi ile "suç

işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme, suç işlemek amacıyla kurulan örgüte

üye olma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, nitelikli yağma, ruhsatsız ateşli

silahlarla mermileri satın alma veya taşıma veya bulundurma, iftira,

başkalarına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma, resmi belgede sahtecilik,

hakkı olmayan yere tecavüz etme, suç örgütlerinin isimlerini kullanarak

tehditte bulunma, var olan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten

yararlanarak yağma, suçluyu kayırma, örgüte bilerek isteyerek yardım etme"

suçlarını işledikleri iddiasıyla kamu davası açılmış, yargılamaya Adana 8. Ağır

Ceza Mahkemesinin (CMK. 250. maddesi ile görevli) E.2008/35 sayılı dosyasında

başlanmıştır.

11. Mahkeme, 25/2/2008 tarih ve E.2008/36, K.2008/40 sayılı

kararı ile E.2008/36 sayılı dava dosyasının, aynı Mahkemenin E.2008/35 sayılı

dosyası ile birleştirilmesine, yargılamanın bu dosya üzerinden yürütülmesine

karar vermiştir.

12. Mahkeme, 27/3/2008 tarih ve E.2008/5, K.2008/80 sayılı

kararı ile E.2008/5 sayılı dava dosyasının, aynı Mahkemenin E.2008/35 sayılı

dosyası ile birleştirilmesine, yargılamanın bu dosya üzerinden yürütülmesine

karar vermiştir.

13. Mahkeme, 30/6/2008 tarihli duruşmada başvurucuların

tahliyesine karar vermiştir.

14. Mahkeme, 27/5/2010 tarih ve E.2008/35, K.2010/90 sayılı kararı

ile başvurucuların “suç örgütü kurma ve

yönetme, tehdit, hakkı olmayan yere tecavüz, ruhsatsız tabanca bulundurma,

tehdit, yağma, yağmaya teşebbüs, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma”

suçlarından mahkûmiyetlerine ve haklarında yakalama emri çıkarılmasına karar

vermiştir.

15. Başvuruculardan Cesaret Çakar 29/5/2010 tarihinde, Ahmet

Çakar 13/9/2010 tarihinde ve Cesur Çakar 30/12/2010 tarihinde yakalanarak

tutuklanmışlardır.

16. Başvurucuların temyizi üzerine dava dosyası Yargıtaya gönderilmiş, Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 25/4/2012

tarih ve E.2011/16966, K.2012/8337 sayılı ilâmı ile ek tebliğname

düzenlenmek üzere dava dosyasının Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına

gönderilmesine karar vermiştir.

17. Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 26/9/2012 tarih ve E.2012/12989,

K.2012/15932 sayılı ilâmı ile Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 27/5/2010 tarihli

hükmünü bozmuştur.

18. Mahkemece bozma ilâmına uyularak yapılan yargılamada

başvurucuların da bulunduğu duruşmada 31/10/2013 tarih ve E.2012/365,

K.2013/181 sayılı karar ile Ahmet Çakar’ın “suç

örgütü kurma ve yönetme, ruhsatsız tabanca bulundurma, tehdit, hakkı olmayan

yere tecavüz, yağmaya teşebbüs, yağma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma”

suçlarından toplam 59 yıl 72 ay hapis ve 7.015,00 TL adli para, Cesur Çakar’ın “suç örgütü kurma ve yönetme, tehdit, hakkı olmayan

yere tecavüz, yağmaya teşebbüs, yağma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma”

suçlarından toplam 58 yıl 66 ay hapis ve 6.640,00 TL adli para, Cesaret

Çakar’ın “suç örgütü kurma ve yönetme,

ruhsatsız tabanca bulundurma, tehdit, hakkı olmayan yere tecavüz, yağmaya

teşebbüs, yağma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” suçlarından

toplam 59 yıl 72 ay hapis ve 7.015,00 TL adli para cezası ile

cezalandırılmalarına ve tutukluluk hallerinin devamına karar verilmiştir.

19. Başvurucular, 1/11/2013 tarihinde hükümle birlikte

verilen tutukluluk hallerinin devamına ilişkin karara itiraz etmişler, Adana

10. Ağır Ceza Mahkemesince (TMK. 10. maddesi ile görevli) 7/11/2013 tarih ve

2013/39 Değişik İş sayılı karar ile itirazın reddine, başvurucuların tutukluluk

hallerinin devamına kesin olarak karar verilmiştir.

20. Anılan karar, Ahmet Çakar vekiline 22/11/2013 tarihinde,

Cesur Çakar ve Cesaret Çakar vekillerine 25/11/2013 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

21. Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 31/10/2013 tarihli hükmü

başvurucular tarafından temyiz edilmiş olup, temyiz incelemesi devam

etmektedir.

22. Başvuruculardan Cesur Çakar ve Cesaret Çakar 16/1/2014

tarihinde, Ahmet Çakar 5/2/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır.

B. İlgili

Hukuk

23. 26/9/2004 tarih ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 106.

maddesinin (2) numaralı fıkrasının (c) ve (d) bentleri, 109. maddesinin (2)

numaralı fıkrası ile (3) numaralı fıkrasının (a) ve (b) bentleri, 149.

maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a), (c), (d) ve (f) bentleri, 154.

maddesinin (1) numaralı fıkrası, 220. maddesinin (1), (3) ve (5) numaralı

fıkraları; 10/7/1953 tarih ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer

Aletler Hakkında Kanun’un 13. maddesinin birinci fıkrası.

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

24. Mahkemenin 25/2/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucuların 5/2/2014 tarih ve 2014/1519 numaralı bireysel başvuruları

incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların İddiaları

25. Başvurucular, Adana Cumhuriyet Başsavcılığınca 8/2/2008

tarihinde haklarında açılan ve tutuklu olarak yargılandıkları kamu davasında,

Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesince 30/6/2008 tarihli duruşmada tahliye edildiklerini,

ancak Mahkemece 27/5/2010 tarihli hükümle birlikte verilen yakalama emri

uyarınca yakalanarak tutuklandıklarını, temyiz üzerine hükmün Yargıtay 6. Ceza

Dairesince bozulduğunu, Mahkemece bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama

sonunda 31/10/2013 tarihinde mahkûmiyetlerine ve tutukluluk hallerinin devamına

karar verildiğini, uzun süredir tutuklu olduklarını, tutuklulukta geçen sürenin

kanuni süreyi aştığını ve makul sürede yargılama yapılmadığını belirterek,

özgürlük ve güvenlik hakları ile adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini

ileri sürmüşlerdir.

B. Değerlendirme

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

a. Kişi Özgürlüğü ve Güvenliği Hakkının İhlali İddiası

26. Başvurucular, Adana Cumhuriyet Başsavcılığınca 8/2/2008

tarihinde haklarında açılan ve tutuklu olarak yargılandıkları kamu davasında,

Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesince 30/6/2008 tarihli duruşmada tahliye

edildiklerini, ancak Mahkemece 27/5/2010 tarihli hükümle birlikte verilen

yakalama emri uyarınca yakalanarak tutuklandıklarını, temyiz üzerine hükmün

Yargıtay 6. Ceza Dairesince bozulduğunu, Mahkemece bozma ilâmına uyularak

yapılan yargılama sonunda 31/10/2013 tarihinde mahkûmiyetlerine ve tutukluluk

hallerinin devamına karar verildiğini, 1/11/2013 tarihinde tutukluluk

hallerinin devamına ilişkin karara yaptıkları itirazın Adana 10. Ağır Ceza

Mahkemesince 7/11/2013 tarihinde kesin olarak reddedildiğini, uzun süredir

tutuklu olduklarını ve tutuklulukta geçen sürenin kanuni süreyi aştığını, bu

nedenle kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüşlerdir.

27. 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un "Bireysel başvuru usulü" kenar başlıklı 47. maddesinin

(5) numaralı fıkrası şöyledir:

"Bireysel başvurunun, başvuru yollarının tüketildiği tarihten;

başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün

içinde yapılması gerekir. ..."

28. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün "Başvuru süresi ve mazeret"

kenar başlıklı 64. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"Bireysel başvurunun, başvuru yollarının tüketildiği tarihten,

başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün

içinde yapılması gerekir."

29. Bireysel başvurunun kabul edilebilirlik koşullarından

olan başvuru süresine riayet edilmesi şartı, bireysel başvuru incelemesinin her

aşamasında resen nazara alınması gereken bir başvuru koşuludur (B. No: 2013/1582, 7/11/2013, § 19).

30. Yukarıda belirtilen hükümler uyarınca bireysel

başvurunun, başvuru yollarının tüketildiği, başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin

öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılması gerekmektedir. Bu

yönüyle başvuru yollarının tüketilmesi ve başvuru süresine ilişkin koşullar

arasında yakın bir bağlantı bulunmaktadır. Ancak belirtilen hükümlerde yer

verilen olağan başvuru yolları ibaresinin, başvurucunun şikâyetleri açısından

makul bir başarı şansı sunabilecek ve bir çözüm sağlayabilecek nitelikte,

kullanılabilir ve etkili başvuru yolları olarak anlaşılması gerekir. Olağan

başvuru yollarının tamamının tüketilmesi ibaresinin katı bir şekilde

yorumlanması, birtakım başvurular açısından bireysel başvurunun amacıyla

bağdaşmayan neticelere yol açabilecektir. Bu nedenle, olayın özel şartları

içinde etkisiz ve yetersiz olan bir kanun yolunun tüketilmesi şartı

aranmaksızın, her bir başvuru yolunun somut başvurular açısından etkili olup

olmadığının münferiden denetlenmesi gerekmektedir (B. No: 2013/1582, 7/11/2013, § 20).

31. Bireysel başvurunun, başvuru yolu öngörülmüş olması

halinde bu yolun tüketildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılması

gerektiği belirtilmekle beraber, başvuru süresinin başlangıç tarihinin

belirlenmesi hususunda başvurucunun nihai karardan yeterince bilgi sahibi

olması aranacaktır. Bu noktada, nihai kararın tebliğinin öngörüldüğü hallerde

tebliğ tarihinin, tebliğ şartı öngörülmeyen hallerde ise başvurucunun kararın

içeriğini kesin olarak öğrenebildiği tarihin esas alınması gerekir (B. No: 2013/1582, 7/11/2013, § 21).

32. Devam eden tutukluluğun hukuka aykırı olduğu iddiasıyla

yapılan bireysel başvurularda şikâyetlerin temel amacı, tutukluluğun hukuka

aykırı olduğunun ya da devamını haklı kılan sebep veya sebeplerin

bulunmadığının tespitidir. Bu tespit yapıldığı takdirde buna bağlı olarak

ilgilinin tutukluluk halinin devamına gerekçe olarak gösterilen hukuki

sebeplerin varlığı sona erecek ve böylece kişinin serbest kalmasının yolu

açılabilecektir. Bu amaçla yapılan bir başvuruda, itiraz kanun yolunda

çelişmeli yargılama ve/veya silahların eşitliği gibi ilkelere uygun olarak bir

inceleme yapılıp yapılmadığı da dikkate alınacaktır. Dolayısıyla belirtilen

nedenlerle ve serbest bırakılmayı temin edebilecek bir karar alma amacıyla

yapılacak bireysel başvuruların, olağan kanun yolları tüketilmek şartıyla,

tutukluluk hali devam ettiği sürece yapılabilmesi mümkündür (B. No: 2012/726, 2/7/2013, § 30).

33. Ancak başvurucu hâlihazırda tahliye olmuş ya da hakkında

ilk derece mahkemesinin mahkûmiyet hükmü kesinleşmiş ise bireysel başvuru

açısından talebi, hukuka aykırılığın tespiti ve gerekiyorsa belli bir miktar

tazminata hükmedilmesiyle sınırlı kalacaktır. Dolayısıyla bu tür ihlal

iddiaları bakımından varsa başvuru yolları denendikten sonra bireysel başvuru

yapılmalıdır (B. No: 2012/726, 2/7/2013, § 31).

34. Buna karşılık, kişi serbest bırakılmadan yargılanmakta olduğu

davada ilk derece mahkemesi kararıyla mahkûm olmuşsa, mahkûmiyet tarihi

itibarıyla tutukluluk hali sona erer. Çünkü bu durumda kişinin hukuki durumu "bir suç isnadına bağlı olarak tutuklu"

olma kapsamından çıkmaktadır. Bireysel başvuru incelemesi açısından,

tutuklamanın şartları ile mahkûmiyete hükmedilmesi arasındaki esaslı fark da

bunu gerektirir. Zira mahkûmiyete karar verilmesi, şüphenin yenildiği anlamına

gelmekte; isnat olunan suçun işlendiği, bundan failin sorumlu olduğunun sübuta

erdiği kabul edilmekte ve bu nedenle sanık hakkında hürriyeti bağlayıcı cezaya

ve/veya para cezasına hükmedilmektedir. Bir başka ifadeyle tutuklu sanığın

hukuki statüsü değişmekte, tutuklanmasına neden olan (kuvvetli) şüphe, yerini

her türlü şüpheden uzak bir kabulü ifade eden "kanaat"e bırakmaktadır. Bu

nedenle mahkûmiyetle birlikte kişinin kuvvetli suç şüphesinin ve bir tutuklama

nedenine bağlı olarak tutukluluk halinin sona erdiğinin kabulü gerekir. Bu

bakımdan, mahkûmiyet kararının kesinleşmiş olması ayrıca gerekmez. Nitekim

gerek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), gerekse Yargıtay, mahkûmiyet

kararı sonrası tutulma halini tutukluluk olarak nitelendirmemektedir. AİHM, ilk

derece mahkemesi kararıyla mahkûm olan bir sanığın, söz konusu mahkûmiyet

kararından sonraki tutulmasını Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme)

5. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi hükmü uyarınca "mahkûmiyet sonrası tutma"

olarak değerlendirmekte ve tutukluluk süresinin hesabında dikkate almamaktadır

(Benzer yöndeki bir AİHM kararı için bkz. Solmaz/Türkiye,

B. No: 27561/02, 16/1/2007, §§ 23, 24; Şahap Doğan/Türkiye, B. No: 29361/07, 27/5/2010, § 26). Aynı yaklaşım Yargıtay Ceza

Genel Kurulu (YCGK) tarafından da benimsenmektedir. YCGK'nin

12/4/2011 tarih ve E.2011/1-51, K.2011/42 sayılı kararında, "hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmakla sanığın

atılı suçu işlediği yerel mahkeme tarafından sabit görülmekte ve bu aşamadan

sonra tutukluluğun dayanağı mahkûmiyet hükmü olmaktadır."

gerekçesiyle, temyizde geçen sürenin tutukluluk süresine dâhil edilmeyeceğine

karar verilmiştir (B. No: 2013/6398, 3/4/2014, §32).

35. Bu nedenle mahkumiyete ilişkin nihai kararla birlikte,

sanığın tutukluluğa ilişkin hukuki statüsü ve dolayısıyla tabi olduğu rejim

değiştiğinden, otuz günlük başvuru süresinin, itiraz yoluna başvurulmayan

durumlarda, tutukluluğun hükümle birlikte devamına dair kararın başvurucu

tarafından öğrenildiği tarihten itibaren hesaplanması gerekir (B. No:

2013/6398, 3/4/2014, § 33, benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Atalay Öztürk/Türkiye [KK], B. No: 54890/09, 7/1/2014). Tutukluluğun hükümle birlikte

devamına dair karara karşı itiraz yoluna başvurulmuş olması durumunda ise otuz

günlük başvuru süresinin, itirazın reddine dair kararın başvurucu tarafından

öğrenildiği tarihten itibaren hesaplanması gerekir.

36. Somut olayda Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesince 27/5/2010

tarihli hükümle birlikte verilen yakalama emri uyarınca başvuruculardan Cesaret

Çakar 29/5/2010 tarihinde, Ahmet Çakar 13/9/2010 tarihinde ve Cesur Çakar

30/12/2010 tarihinde yakalanarak tutuklanmışlardır. Temyiz üzerine 27/5/2010

tarihli hüküm Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 26/9/2012 tarihli ilâmı ile bozulmuş,

bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonunda Mahkemenin mahkûmiyet kararını

verdiği 31/10/2013 tarihi itibarıyla başvurucuların tutukluluk halleri sona

ermiştir. Başvurucuların 1/11/2013 tarihinde tutukluluk hallerinin devamına

ilişkin karara yaptıkları itiraz Adana 10. Ağır Ceza Mahkemesince 7/11/2013

tarihinde kesin olarak reddedilmiş, bu karar Ahmet Çakar vekiline 22/11/2013

tarihinde, Cesur Çakar ve Cesaret Çakar vekillerine 25/11/2013 tarihinde tebliğ

edilmiştir. Buna göre, başvuruculardan Cesur Çakar ve Cesaret Çakar’ın

16/1/2014 tarihinde, Ahmet Çakar’ın 5/2/2014 tarihinde yapmış oldukları

bireysel başvuruların, bu şikayet yönünden süresi içerisinde yapıldığının kabul

edilmesi mümkün değildir.

37. Açıklanan nedenlerle, ihlale neden olduğu iddia edilen

karara ilişkin olarak otuz gün geçtikten sonra yapılan başvurunun bu kısmının,

diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin "süre aşımı" nedeniyle kabul

edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Makul Sürede Yargılama Yapılmadığı İddiası

38. Başvurucuların yargılamanın uzunluğuyla ilgili şikâyeti

açıkça dayanaktan yoksun olmadığı gibi bu şikâyet için diğer kabul edilemezlik

nedenlerinden herhangi biri de bulunmamaktadır. Bu nedenle, başvurunun bu

bölümünün kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

39. Başvurucular, Adana Cumhuriyet Başsavcılığınca 8/2/2008

tarihinde haklarında açılan ve tutuklu olarak yargılandıkları kamu davasında,

Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesince 30/6/2008 tarihli duruşmada tahliye

edildiklerini, ancak Mahkemece 27/5/2010 tarihli hükümle birlikte verilen yakalama

emri uyarınca yakalanarak tekrar tutuklandıklarını, temyiz üzerine hükmün

Yargıtay 6. Ceza Dairesince bozulduğunu, Mahkemece bozma ilâmına uyularak

yapılan yargılama sonunda 31/10/2013 tarihinde mahkûmiyetlerine karar

verildiğini, tutuklu olarak yargılandıkları davanın halen devam ettiğini ve

makul sürede yargılama yapılmadığını belirterek, adil yargılanma haklarının

ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

40. Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalan

bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi mümkün olmayıp (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18), Sözleşme metni

ile AİHM kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma hakkının somut

görünümleri olan alt ilke ve haklar, Anayasa’nın 36. maddesinde yer verilen

adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36.

maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin

6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle, Sözleşme’nin lafzi

içeriğinde yer alan ve AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına

dâhil edilen ilke ve haklara, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer

vermektedir. Somut başvurunun dayanağını oluşturan makul sürede yargılanma

hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca adil yargılanma hakkının

kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle ve mümkün olan süratle

sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141.

maddesinin de Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, makul sürede yargılanma

hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır (B.

No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 38–39).

41. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,

tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun

davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir

davanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması

gereken kriterlerdir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).

42. Anayasa’nın 36. ve Sözleşme’nin 6. maddesi uyarınca

kişilere, cezai alanda yöneltilen suçlamaların da (suç isnadı) makul sürede

karara bağlanmasını isteme hakkı tanınmıştır. İsnat olunan fiil, ceza

kanunlarında suç olarak nitelendirilmiş ve yargılama aşamasında ceza hukukunun

kuralları uygulanmış ise ayrıca bir uygulanabilirlik incelemesi yapılmaksızın

kendiliğinden adil yargılanma hakkının kapsamına girer (B. No: 2013/625,

9/1/2014, § 31). Başvuru konusu olayda, başvurucular hakkında, “kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, suç işlemek

amacıyla örgüt kurma ve yönetme, ruhsatsız ateşli silahlarla mermileri satın

alma veya taşıma veya bulundurma, hakkı olmayan yere tecavüz etme, nitelikli

yağma, var olan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanarak

yağma, suç örgütlerinin isimlerini kullanarak tehditte bulunma”

suçlarını işledikleri iddiasıyla soruşturma başlatılmıştır. Başvurucular

hakkında isnat olunan suçlar 5237 ve 6136 sayılı Kanunlarda hapis ve adli para

cezasını gerektirir şekilde tanımlanmışlardır. Bu çerçevede başvurucular

hakkındaki suç isnadına dayalı yargılamanın Anayasa’nın 36. maddesinin güvence

kapsamına girdiği konusunda kuşku bulunmamaktadır (B. No: 2012/625, 9/1/2014, §

32).

43. Ceza muhakemesinde yargılama süresinin makul olup

olmadığı değerlendirilirken sürenin başlangıcı, bir kişiye suç işlediği

iddiasının yetkili makamlar tarafından bildirilmesi veya isnattan ilk olarak

etkilendiği arama ve gözaltı gibi bir takım tedbirlerin uygulanması anıdır.

Somut başvuru açısından bu tarihler, Adana Cumhuriyet Başsavcılığınca başvurucular

Ahmet Çakar, Cesur Çakar ve Cesaret Çakar’ın gözaltına alındıkları sırasıyla

2/12/2007, 3/12/2007 ve 1/2/2008 tarihleridir. Sürenin sona erdiği tarih ise,

suç isnadının nihai olarak karara bağlandığı, yargılaması devam eden davalar

yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul süre şikâyetiyle ilgili kararını

verdiği tarihtir (B. No: 2013/695, 9/1/2014, § 35).

44. Yargılama sürecinin uzamasında yetkili makamlara

atfedilecek gecikmeler, yargılamanın süratle sonuçlandırılması hususunda

gerekli özenin gösterilmemesinden kaynaklanabileceği gibi, yapısal sorunlar ve

organizasyon eksikliğinden de ileri gelebilir. Zira Anayasa’nın 36. maddesi ile

Sözleşme’nin 6. maddesi, hukuk sisteminin, mahkemelerin davaları makul bir süre

içinde karara bağlama yükümlülüğü de dâhil olmak üzere adil yargılama

koşullarını yerine getirebilecek biçimde düzenlenmesi sorumluluğunu

yüklemektedir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 44). Bu kapsamda, yargı sisteminin

yapısı, mahkeme kalemindeki rutin görevler sırasındaki aksamalar, hükmün yazılmasındaki,

bir dosyanın veya belgenin bir mahkemeden diğerine gönderilmesindeki ve

raportör atanmasındaki gecikmeler, yargıç ve personel sayısındaki yetersizlik

ve iş yükü ağırlığı nedeniyle yargılamada makul sürenin aşılması durumunda da

yetkili makamların sorumluluğu gündeme gelmektedir (B. No: 2012/1198,

7/11/2013, § 55).

45. Ancak yargılama süresinin uzunluğunun tespiti açısından

davanın karmaşıklığı, davadaki sanık sayısı, atılı suçun vasıf ve mahiyeti, söz

konusu suç için öngörülen cezanın miktarı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,

tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu gibi hususların da

göz önünde bulundurulması gerekmektedir (B. No: 2014/2454, 4/11/2014, § 43).

46. Anayasa Mahkemesinin, derece mahkemelerinin yargılama

sürelerine riayetlerine ilişkin mevzuatı nasıl yorumladıklarını ve

uyguladıklarını denetleme görevi bulunmamakta olup Mahkeme, davaların “makul süre” içerisinde tamamlanıp

tamamlanmadığını tespit etmek amacıyla yargılama süresinin bütününü ele alarak,

bu sürenin Anayasa’nın 36. maddesine uygun olup olmadığıyla sınırlı bir

inceleme yapmaktadır (B. No: 2014/2454, 4/11/2014, § 44).

47. Başvuru konusu olayda başvurucular Ahmet Çakar, Cesur

Çakar ve Cesaret Çakar, haklarında yürütülen soruşturma kapsamında sırasıyla

2/12/2007, 3/12/2007 ve 1/2/2008 tarihlerinde gözaltına alınmışlar, Ahmet Çakar

ve Cesur Çakar 5/12/2007 tarihinde, Cesaret Çakar 1/2/2008 tarihinde

tutuklanmışlardır. Adana Cumhuriyet Başsavcılığı 8/2/2008 tarihinde

başvurucuların da aralarında bulundukları otuz bir şüpheli hakkında kamu davası

açmıştır. Yargılamayı yürüten Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesince 30/6/2008 tarihli

duruşmada başvurucular tahliye edilmiş, ancak 27/5/2010 tarihli hükümle

birlikte verilen yakalama emri uyarınca Cesaret Çakar 29/5/2010 tarihinde,

Ahmet Çakar 13/9/2010 tarihinde ve Cesur Çakar 30/12/2010 tarihinde yakalanarak

tekrar tutuklanmışlardır. Temyiz üzerine hüküm Yargıtay 6. Ceza Dairesince

26/9/2012 tarihinde bozulmuş, Mahkemece bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama

sonunda 31/10/2013 tarihinde toplam otuz sanık hakkında hüküm kurulmuş ve

başvurucuların da mahkûmiyetine karar verilmiştir. Hüküm başvurucular

tarafından 31/10/2013 tarihinde temyiz edilmiş olup, temyiz incelemesi devam

etmektedir.

48. Başvurucular, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, suç

işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme, ruhsatsız ateşli silahlarla mermileri

satın alma veya taşıma veya bulundurma, hakkı olmayan yere tecavüz etme,

nitelikli yağma, var olan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten

yararlanarak yağma, suç örgütlerinin isimlerini kullanarak tehditte bulunma

şeklindeki yedi farklı suçu işledikleri iddiasıyla yargılanmışlardır.

49. Başvurucuların yargılandığı dava dosyası ile iki farklı

dava dosyası birleştirilmiştir.

50. Başvurucuların yargılandığı dosya kapsamında toplam otuz

sanık bulunmaktadır. İlk Derece Mahkemesince başvurucular hakkında mahkûmiyet

hükmü kurulana kadar toplam on altı duruşma yapılmıştır.

51. Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 31/10/2013 tarihli kararı

ile Ahmet Çakar’ın “suç örgütü kurma ve

yönetme, ruhsatsız tabanca bulundurma, tehdit, hakkı olmayan yere tecavüz,

yağmaya teşebbüs, yağma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma”

suçlarından toplam 59 yıl 72 ay hapis ve 7.015,00 TL adli para, Cesur Çakar’ın “suç örgütü kurma ve yönetme, tehdit, hakkı olmayan

yere tecavüz, yağmaya teşebbüs, yağma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma”

suçlarından toplam 58 yıl 66 ay hapis ve 6.640,00 TL adli para, Cesaret

Çakar’ın “suç örgütü kurma ve yönetme,

ruhsatsız tabanca bulundurma, tehdit, hakkı olmayan yere tecavüz, yağmaya

teşebbüs, yağma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” suçlarından

toplam 59 yıl 72 ay hapis ve 7.015,00 TL adli para cezası ile

cezalandırılmalarına karar verilmiştir.

52. Adana Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma

kapsamında sırasıyla 2/12/2007, 3/12/2007 ve 1/2/2008 tarihlerinde gözaltına

alınan başvurucular Ahmet Çakar, Cesur Çakar ve Cesaret Çakar hakkındaki dava,

Anayasa Mahkemesince yapılan bireysel başvuru incelemesi sırasında Yargıtayda temyiz aşamasındadır. Başvuruculara bir suçun

isnat edildiği 2/12/2007, 3/12/2007 ve 1/2/2008 tarihleri ile bireysel

başvurunun karara bağlandığı tarih arasında geçen süre yaklaşık 7 yıl 2 aydır.

53. Makul sürede yargılanma hakkının ihlali iddialarına

ilişkin olarak AİHM, mutlak bir süreye göre değerlendirme yapmamakta, her

davanın özelliğine göre, makul sürenin aşılıp aşılmadığını incelemektedir.

Davanın karmaşıklığı, tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki

tutumu, AİHM tarafından bir davanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde

içtihat yoluyla geliştirilmiş olan kriterlerdir (Frydlender/Fransa, B. No: 30979/96, 27/6/2000, § 43;

Ezel Tosun/Türkiye, B.

No:33379/02, 10/1/2006, 21; Namlı ve

Diğerleri/Türkiye, B. No: 51963/99, 23/5/2007, § 24; Alhan/Türkiye, B. No: 8163/07, 2/4/2013, § 21; Danespayeh/Türkiye, B. No: 21086/04, 16/7/2009, §

28).

54. AİHM, yargılamanın karmaşıklığını değerlendirirken

davanın hem hukuki hem de maddi açıdan bütün yönlerini ele almakta, davanın

konusunun karmaşıklığı, hukuki meselenin çözümündeki güçlük, delillerin

toplanmasında karşılaşılan engel, maddi olayların karmaşıklığı, sanıkların ya

da isnat edilen suçların veya tanıkların sayısı, davanın uluslararası

unsurları, bilirkişi deliline ihtiyaç, yazılı delillerin hacmi gibi birçok

unsuru incelemektedir (Pretto ve Diğerleri/İtalya, B. No: 7984/77,

8/12/1983, § 32; Eckle/Almanya, B. No:8130/78, 15/7/1982, § 81; Buchholz/Almanya, B. No: 7759/77, 6/5/1981, § 55; Neumeister/Avusturya, B. No: 1936/63, 27/6/1968, §

21). AİHM bir kararında, davanın karmaşıklığı ile ilgili olarak, davadaki sanık

sayısı, suçun ekonomik boyutu, bilirkişi raporuna ihtiyaç duyulması gibi

nedenlerle 7 yıl 27 gün süren yargılama sürecinin makul olduğunu belirtmiştir (M.A.T./Türkiye, B. No: 63964/00,

19/1/2007, § 40).

55. Davanın taraflarının ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu açısından ceza davalarında sanık, adli makamlarla aktif bir

işbirliği yapmak zorunda olmadığı gibi hukuk sisteminin sunduğu savunma

imkânlarını kullandığı için de kusurlu bulunamaz. Diğer taraftan devlet, kendi

idari ve yargısal organlarına yüklenebilecek gecikmelerden sorumludur. AİHM,

yetkili makamların tutumu ölçütünü, esas olarak, meydana gelen gecikmeden

devletin ihmal ve kusuru nedeniyle sorumlu olup olmadığına bakarak ele

almaktadır (Zana/Türkiye, B. No: 18954/91, 25/11/1997, §§

79–82). AİHM, yargılamada ortaya çıkan her bir hareketsiz geçen dönemi veya

ertelemeleri ayrı ayrı değerlendirmektedir. Bununla birlikte AİHM, bir

başvuruda yargısal organlara yüklenebilecek 15 aylık bir gecikme periyoduna

rağmen, ulusal yargı makamları önünde 7 yıl 4 ay süren davanın oldukça karmaşık

olduğunu göz önünde bulundurarak makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edilmediğine karar vermiştir (Neumeister/Avusturya,

B. No: 1936/63, 27/6/1968, §§ 20–21). AİHM ayrıca yargı makamlarının davaları

birleştirme, delil toplama gibi nedenlerle davayı uzatmalarının belli bir yere

kadar makul görülebileceğini belirtmektedir (Ewing/Birleşik Krallık (Avrupa Komisyonu Raporu), B. No:

11224/84, 7/10/1987, § 151).

56. Dava dosyasının incelenmesinde, Adana Cumhuriyet

Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında Ahmet Çakar’ın 2/12/2007

tarihinde gözaltına alınarak 5/12/2007 tarihinde tutuklandığı, Cesur Çakar’ın

3/12/2007 tarihinde gözaltına alınarak 5/12/2007 tarihinde tutuklandığı ve

Cesaret Çakar’ın 1/2/2008 tarihinde gözaltına alınarak aynı tarihte

tutuklandığı tespit edilmiştir. Başvurucular hakkında 8/2/2008 tarihinde yedi

ayrı suçtan cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açıldığı, yargılamaya

başlayan Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesince, davanın tensip zaptının

düzenlenmesinden sonra birleşen dosyalarla birlikte toplam otuz beş şüphelinin

savunmaları ile on müşteki ve sekiz mağdurun beyanlarının alındığı, tarafların

sundukları delillerin toplandığı, telefon tape

kayıtlarının incelendiği, yargılamanın başladığı tarihten itibaren, aralarında

bağlantı görülen farklı dava dosyalarının birleştirilmesine ilk bir buçuk aylık

yargılama süresi içinde karar verildiği, duruşmaların ortalama iki ayda bir

dolayısıyla makul denilebilecek aralıklarla gerçekleştirildiği, yargılama

süresince dosyanın incelemeye alındığı herhangi bir duruşmanın olmadığı

görülmektedir. Mahkemece 27/5/2010 tarihli karar ile başvurucuların

mahkûmiyetlerine karar verildiği, temyiz üzerine Yargıtay 6. Ceza Dairesinin

26/9/2012 tarihli ilâmı ile hükmün bozulduğu anlaşılmıştır. Bozma ilâmına

uyularak yapılan yargılamada Mahkemece 31/10/2013 tarihinde verilen gerekçeli

kararın başvuruculardan Cesur Çakar ve Cesaret Çakar tarafından 28/1/2014

tarihinde, Ahmet Çakar tarafından 6/2/2014 tarihinde temyiz edildiği ve

7/3/2014 tarihinde temyiz incelemesi için Yargıtaya

gönderildiği belirlenmiştir. Bireysel başvurunun karara bağlandığı tarih

itibarıyla on bir ayı aşkın süredir temyiz incelemesinin devam ettiği tespit

edilmiştir. Sonuç olarak, soruşturma ve yargılama safhalarıyla temyiz süreci

birlikte değerlendirildiğinde, yargılama faaliyetlerinde hareketsiz kalınan bir

dönemin bulunmadığı, yargı mercilerine atfedilebilecek bir kusurun olmadığı ve

gerekli özenin gösterildiği görülmüştür.

57. Yargılama süresinin makul olup olmadığının

değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gereken davadaki sanık sayısı,

dosyada birleştirme kararı verilip verilmediği, davanın karmaşıklığı, atılı

suçların vasıf ve mahiyeti, söz konusu suçlar için öngörülen cezaların miktarı

gibi unsurlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde somut başvuru bakımından

yargılama süresinin makul olduğu görülmektedir.

58. Açıklanan nedenlerle, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edilmediğine karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucuların,

1. Özgürlük ve güvenlik

haklarının ihlal edildiği yönündeki iddialarının "süre aşımı" nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Makul sürede yargılanma

haklarının ihlal edildiği yönündeki iddialarının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

3. Anayasa’nın

36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının İHLAL

EDİLMEDİĞİNE,

B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde bırakılmasına,

25/2/2015 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi. Başkan : Alparslan ALTAN Üyeler : Serdar ÖZGÜLDÜR Osman Alifeyyaz PAKSÜT Recep KÖMÜRCÜ Celal Mümtaz AKINCI Raportör Yrd. : Derya ATAKUL Başvurucular : Ahmet ÇAKAR Cesaret ÇAKAR Cesur ÇAKAR Vekilleri : Av. Nazan Fulya ALİSİNANOĞLU SEÇER

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/1519, 25 Şubat 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucuların İddiaları
  14. B. Değerlendirme
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/1519
Tarih
25 Şubat 2015

İlgili Kararlar

  • Salahattin Özek Başvurusu (B. No: 2014/6978)
  • Osman Bayrak Başvurusu (B. No: 2013/3803)
  • Ergün Poyraz Başvurusu (B. No: 2013/2809)
  • M.b. Başvurusu (B. No: 2013/2123)
  • Ayşe Başcı ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/5367)
  • Mustafa Asiler Başvurusu (B. No: 2013/3578)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.