İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Halil Güler Başvurusu (B. No: 2015/11002)

1. Başvuru, davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi

Başvuru No2015/11002Tarih3 Temmuz 2018Okuma15 dk · 2.963 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Halil Güler Başvurusu

Karar tarihi
3 Temmuz 2018
Başvuru Numarası
2015/11002
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.963 kelime·15 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi

nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 3/7/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

8. İnşaat işçisi olan başvurucu, satın aldığı ev için Bankadan

konut kredisi kullanmıştır.

9. Başvurucu, kullandığı konut kredisinden dosya masrafı adı

altında yapılan 1.500 TL kesintinin iadesi talebiyle 1/2/2013 tarihinde Banka

aleyhine dava açmıştır. Başvurucu, dava dilekçesinde ikamet adresini bildirmiş

ve 1/2/2013 tarihli inceleme tutanağında bu adrese yer verilmiştir.

10. Konut kredisine ilişkin belgelerin temini amacıyla 30/5/2013

tarihinde ek tensip tutanağı düzenlenmiştir. Anılan ek tensip tutanağında da

başvurucunun bildirdiği adres esas alınmıştır.

11. Belgelerin temini ve davalı Bankanın cevap dilekçesini

sunması üzerine 30/5/2013 tarihinde ikinci bir ek tensip tutanağı düzenlenerek

8/10/2013 tarihli duruşma gününün taraflara tebliğine karar verilmiştir.

Başvurucu hakkında düzenlenen davetiyede daha önceki adreslerden farklı bir yer

adres olarak belirtilmiştir.

12. Başvurucunun dava dilekçesinde bildirdiğinden farklı bir adres

içeren davetiye 13/6/2013 tarihinde muhatabın belirtilen adresten ayrıldığı ve

yeni adresinin tespit edilemediği gerekçesiyle 12/1/1959 tarihli ve 7201 sayılı

Tebligat Kanunu'nun 21. maddesi uyarınca tebliğ evrakı muhtara verilmek ve

belirtilen adres kapısına ihbarname yapıştırılmak suretiyle tebliğ edilmiştir.

13. Ankara 4. Tüketici Mahkemesi, başvurucunun 8/10/2013 tarihli

duruşmaya katılmaması nedeniyle dosyanın yenileninceye kadar işlemden

kaldırılmasına karar vermiş ve 25/4/2014 tarihinde üç aylık yenileme süresi

dolduğundan davanın açılmamış sayılmasına (Yargıtay yolu açık olmak üzere)

karar vermiştir. Mahkeme, davanın açılmamış sayılmasının yanı sıra kendisini

vekille temsil ettiren davalı Banka lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan

Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 750 TL vekâlet ücretine de karar

vermiştir.

14. Karar başvurucu tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay 13.

Hukuk Dairesi 30/3/2015 tarihli kararla ilk derece mahkemesi kararı dava değeri

itibarıyla kesin olduğundan temyiz dilekçesinin reddine karar vermiştir.

15. Nihai karar 3/6/2015 tarihinde tebliğ edilmiş ve başvurucu

3/7/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

16. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun ''Tarafların duruşmaya gelmemesi,

sonuçları ve davanın açılmamış sayılması'' kenar başlıklı 150.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"(1)

Usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflar, duruşmaya gelmedikleri veya

gelip de davayı takip etmeyeceklerini bildirdikleri takdirde dosyanın işlemden

kaldırılmasına karar verilir.

(2)

Usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflardan biri duruşmaya gelir,

diğeri gelmezse, gelen tarafın talebi üzerine, yargılamaya gelmeyen tarafın

yokluğunda devam edilir veya dosya işlemden kaldırılır. Geçerli bir özrü

olmaksızın duruşmaya gelmeyen taraf, yokluğunda yapılan işlemlere itiraz

edemez.

...

(5) İşlemden

kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde yenilenmeyen davalar, sürenin

dolduğu gün itibarıyla açılmamış sayılır ve mahkemece kendiliğinden karar

verilerek kayıt kapatılır.

(7)

Hangi sebeple olursa olsun açılmamış sayılan davadaki talep dahi vaki olmamış

sayılır."

17. 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi şöyledir:

"(1) Bölge adliye mahkemelerinin,

26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge

Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmî Gazete’de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086

sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam

olunur.

(2)

Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz

yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı

Kanunun 26/9/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki

427 ilâ 454 üncü madde hükümlerinin uygulanmasına

devam olunur.

(3) Bu

Kanunda bölge adliye mahkemelerine görev verilen hallerde bu mahkemelerin

göreve başlama tarihine kadar 1086 sayılı Kanunun bu Kanuna aykırı olmayan

hükümleri uygulanır."

18.

18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun

temyiz incelemesi sırasında yürürlükte bulunan 427. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"Mahkemelerden

verilen nihai kararlara karşı temyiz yoluna başvurulabilir. Davada haklı çıkmış

olan taraf da hukuki yararı bulunmak şartıyla, hükmü temyiz edebilir.

Miktar veya değeri onmilyon

lirayı geçmeyen taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar

kesindir.''

19. 14/7/2004 tarihli ve 5219 sayılı Kanun'un 19. maddesinin

ilgili kısmı şöyledir:

''c) 427 nci

maddesinin ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında yer alan ve ek 3 üncü

maddesine göre 'kırkmilyon' olarak uygulanması

öngörülen parasal sınır 'birmilyar' lira; beşinci

fıkrasında yer alan ve ek 3 üncü maddesine göre 'sekizyüzmilyon'

olarak uygulanması öngörülen duruşma sınırı 'onmilyar'

lira; 'altıyüzmilyon' olarak uygulanması öngörülen

karar düzeltme sınırı 'altımilyar' lira,

...

Olarak değiştirilmiştir.''

20. 7201 sayılı Kanun’un 21. maddesinin ikinci fıkrası şöyledir:

"Gösterilen adres muhatabın adres kayıt

sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten

sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o

yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya

memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva

eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin

kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayanın kapısına yapıştırır.

İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

21. Mahkemenin 3/7/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

22. Başvurucu, dosya masrafı adı altında davalı Banka tarafından

haksız olarak tahsil edilen ödemenin iadesi istemiyle açmış olduğu davada

duruşma gününün kendisine usulüne uygun tebliğ edilmediği hâlde belirlenen gün

ve saatte yapılan duruşmaya iştirak etmediği gerekçesiyle dosyanın işlemden

kaldırıldığını belirterek bu tarihten itibaren üç aylık yenileme süresi içinde

davasını yenilemediği gerekçesiyle davanın açılmamış sayılmasına ve aleyhine

vekâlet ücretine karar verilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

23. Anayasa’nın "Hak

arama hürriyeti" kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

"Herkes, meşru vasıta ve yollardan

faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve

savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

24. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddialarının adil yargılanma

hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkı yönünden incelenmesi gerektiği

değerlendirilmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

25. Bireysel başvurunun ön şartlarından biri de başvuru

süresidir. Süre, başvurunun her aşamasında dikkate alınması gereken bir usul

hükmüdür.

26. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 47. maddesinin (5) numaralı

fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün (İçtüzük)

64. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca bireysel başvuruların başvuru

yollarının tüketildiği tarihten, başvuru yolu öngörülmemiş ise ihlalin

öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde Anayasa Mahkemesine doğrudan veya

diğer mahkemeler ya da yurt dışı temsilcilikler vasıtasıyla yapılması gerekmektedir

(Yasin Yaman, B. No: 2012/1075,

12/2/2013, §§ 18, 19).

27. Somut olayda ilk derece mahkemesinin kararına yönelik temyiz

isteği, kararın miktar itibarıyla kesin olduğu ve karara karşı herhangi bir

kanun yolunun bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmişse de ilk derece mahkemesi

anılan kararda Yargıtay yolunu açık olarak göstermiştir. Dolayısıyla

başvurucunun buna güvenerek hükmü temyiz ettiği ve Yargıtay kararının

tebliğinden itibaren otuz günlük süre içinde bireysel başvuruda bulunduğu

nazara alındığında bireysel başvurunun süresi içinde yapıldığının kabulü

gereklidir.

28. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin başvurunun kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Hakkın Kapsamı ve

Müdahalenin Varlığı

29. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma ve savunma

hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeye erişim hakkı,

Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün bir

unsurudur. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine adil yargılanma ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede,

Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan

adil yargılanma hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Avrupa

İnsan Hakları Sözleşmesi'ni (Sözleşme) yorumlayan Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi, Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının mahkemeye erişim

hakkını içerdiğini belirtmektedir (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd.

Şti., B. No: 2014/13156, 20/4/2017, § 34).

30. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama

özgürlüğü, bir temel hak olmanın yanında diğer temel hak ve özgürlüklerden

gereken şekilde yararlanılmayı ve bunların korunmasını sağlayan en etkili

güvencelerden biridir. Bu bakımdan davanın bir mahkeme tarafından görülebilmesi

ve kişinin adil yargılanma hakkı kapsamına giren güvencelerden faydalanabilmesi

için ilk olarak kişiye iddialarını ortaya koyma imkânının tanınması gerekir.

Diğer bir ifadeyle dava yoksa adil yargılanma hakkının sağladığı güvencelerden

yararlanmak mümkün olmaz (Mohammed Aynosah, B. No:

2013/8896, 23/2/2016, § 33).

31. Somut olayda ilk derece mahkemesince başvurucunun davasının

açılmamış sayılmasına karar verilmesi mahkemeye erişim hakkına yönelik bir

müdahale oluşturmaktadır.

b. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

32. Anayasa'nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, ... yalnızca

Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak

kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... ölçülülük ilkesine aykırı

olamaz."

33. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşullara uygun olmadığı müddetçe Anayasa’nın 36. maddesinin

ihlalini teşkil edecektir. Bu sebeple müdahalenin somut başvuruya ilişkin

olarak Anayasa’nın 13. maddesinde düzenlenmiş olan kanun tarafından öngörülme,

haklı bir sebebe dayanma, ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun

olup olmadığının belirlenmesi gerekir.

i. Kanunilik

34. Başvurucunun davasının açılmamış sayılmasına dair kararın

6100 sayılı Kanun'un 150. maddesine (bkz. § 16) dayandığı görülmektedir. Bu

itibarla somut olayda başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yönelik müdahalenin

kanuni dayanağının mevcut olduğu anlaşılmıştır.

ii. Meşru Amaç

35. Anayasa'nın 36. maddesinde, hak arama özgürlüğü güvence

altına alınmıştır. Maddede, hak arama özgürlüğü için herhangi bir sınırlama

nedeni öngörülmemiş olmakla birlikte bunun hiçbir şekilde sınırlandırılması

mümkün olmayan mutlak bir hak olduğu söylenemez. Özel sınırlama nedeni

öngörülmemiş hakların da hakkın doğasından kaynaklanan bazı sınırları bulunduğu

kabul edilmektedir. Ayrıca hakkı düzenleyen maddede herhangi bir sınırlama

nedenine yer verilmemiş olsa da Anayasa'nın başka maddelerinde yer alan

kurallara dayanılarak bu hakların sınırlandırılması mümkün olabilir (AYM,

E.2015/96, K.2016/9, 10/2/2016, § 10).

36. Yargılamada taraflara belirli usule ilişkin güvenceler

sağlayan adil yargılanma hakkının önemli unsurlarından biri de makul sürede yargılanma hakkıdır.

Anayasa'nın 141. maddesinde "Davaların

en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması yargının görevidir"

denilmek suretiyle davaların makul bir süre içinde bitirilmesi gerekliliği

açıkça ifade edilmiştir. Bu ilke gereğince devlet, yargılamaların gereksiz yere

uzamasını engelleyecek etkin çareler oluşturmak zorundadır. Bu bağlamda hukuk

sisteminin ve özellikle yargılama usulünün yargılamaların makul süre içinde

bitirilmesini olanaklı kılacak şekilde düzenlenmesi ve davaların nedensiz

olarak uzamasına yol açacak usul kurallarına yer verilmemesi, mahkemelerin

nicelik ve nitelik bakımından yeterli miktarda insan kaynağı, araç ve

gereçlerle donatılması makul sürede yargılanma ilkesinin bir gereğidir (AYM,

E.2013/4, K.2013/35, 28/2/2013). Dolayısıyla yargılamaların makul sürede

tamamlanması amacıyla mahkemeye erişim hakkına müdahalede bulunulması

mümkündür.

37. Kanun koyucu, 6100 sayılı Kanun'un 150. maddesinin (1)

numaralı fıkrasında; medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin davaların takip

edilmemesi hâlinde davanın açılmamış sayılmasına hükmedilmesini öngörmüştür.

Amaç, tarafları davalarını takip etmeye zorlamak ve bu suretle yargılamanın

gereksiz yere sürüncemede kalmasını önlemektir. Davanın açılmamış sayılmasına

ilişkin bu düzenlemenin yargılamanın makul süre içinde tamamlanmasını temine

yönelik bir çare olduğu açıktır. Dolayısıyla somut olaydaki müdahalenin meşru

bir amaca dayandığı anlaşılmaktadır.

iii. Ölçülülük

(1) Genel

İlkeler

38. Ölçülülük ilkesi elverişlilik,

gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden

oluşmaktadır. Elverişlilik

öngörülen müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli

olmasını, gereklilik ulaşılmak

istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafif

bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile

ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini

ifade etmektedir (AYM, E.2011/111, K.2012/56, 11/4/2012; E.2014/176, K.2015/53,

27/5/2015; E.2016/13, K.2016/127, 22/6/2016; Mehmet

Akdoğan ve diğerleri, B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 38).

39. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeye

erişim hakkı mutlak olmayıp sınırlamalara konu olabilir. Ancak Anayasa'nın 13.

maddesinde yer alan ölçülülük ilkesi uyarınca anılan sınırlamaların mahkemeye

erişimi imkânsız hâle getirmemesi ya da aşırı derecede zorlaştırmaması gerekir.

40. Tebligat, yetkili makamlarca birtakım hukuki işlemlerin bu

işlemin hukuki sonuçlarından etkilenmeleri amaçlanan kişilere kanuna uygun

şekilde bildirimi ve bu bildirimin usulüne uygun olarak yapıldığının belgelendirilmesi

işlemidir. Usulüne uygun işlemlerin kendilerine bağlanan hukuki sonuçları

doğurabilmesi için muhatabına bildirilmesi gerekir. Usulüne uygun olarak

yapılan tebligat, Anayasa'da güvence altına alınmış olan iddia ve savunma

hakkının tam olarak kullanılabilmesinin ve bireylere tanınan hak arama

hürriyetinin önemli güvencelerinden biridir (AYM, 13/11/2014,E.2013/95,

K.2014/176).

41. Yetkili makamların tebliğ işlemlerini yürütürken gerekli

özeni göstermemesi nedeniyle tebliğin muhatabı, tebliğ konusuna vâkıf

olamayabilir. Böyle bir durumda kişinin herhangi bir kusuru bulunmadığı hâlde

kişiyi tebligata bağlanan sonuçtan sorumlu tutmak hakkın varlığını anlamsız

kılabilir ve bu suretle mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahaleyi ölçüsüz

hâle getirebilir (benzer yöndeki karalar için bkz. Yaşar Çoban [GK], B. No: 2014/6673, 25/7/2017, § 65; Ertuğrul Dalbaş,

B. No: 2014/7805, 25/10/2017,§ 64).

(2) İlkelerin

Olaya Uygulanması

42. Somut olayda başvurucu tarafından açılan davanın

başvurucunun duruşmaya gitmemesi nedeniyle açılmamış sayılmasına

hükmedilmesinin yargılamanın sürüncemede bırakılmasının önlenmesi ve makul

sürede tamamlanması amacı bakımından elverişli ve gerekli olmadığı

söylenemeyecektir. Somut başvuru bakımından asıl tartışılması gereken,

müdahalenin orantılı olup olmadığıdır.

43. Olayda başvurucunun dava dilekçesinde bildirdiği adresin

inceleme tutanağı ile 4/2/2013 tarihli ek tensip tutanağında açıkça yer

almasına rağmen 30/5/2013 tarihli tensip tutanağı ve buna göre düzenlenen duruşma

gününü belirtir davetiyede farklı bir adrese yer verilmiştir. Tebliğ mazbatası

başvurucunun bildirmediği bir adrese gönderilmiştir. Üstelik başvurucunun

anılan adresten ayrıldığı belirtilerek 7201 sayılı Kanun'un 21. maddesinin

ikinci fıkrası uyarınca tebligat evrakının ilgili yer muhtarına verilmesi ve

kapıya ihbarname yapıştırılması suretiyle tebligat gerçekleştirilmiştir.

44. UYAP aracılığıyla Merkezî Nüfus İdare Sistemi (MERNİS)

adresine ilişkin yapılan araştırmada başvurucunun 10/6/2009 tarihinden itibaren

mahkeme davetiyesinin tebliğ edildiği adreste ikamet etmekte iken 30/11/2012

tarihinde dava dilekçesinde bildirmiş olduğu adrese taşındığı saptanmıştır. Bu

itibarla başvurucunun dava dilekçesinde bildirmiş olduğu adresin güncel MERNİS

adresi olduğu da sabittir.

45. Davanın açıldığı tarihte güncel MERNİS adresinde ikamet

etmekte olan başvurucunun duruşma gününü belirtir davetiyenin önceki adresine

tebligata çıkarılmasının sebebi derece mahkemesince açıklanmamıştır.

Başvurucunun 10/6/2009 tarihinde taşındığı yeni evinin adresini MERNİS

kayıtlarında güncellediği ve dava dilekçesinde MERNİS kayıtlarındaki yeni

adresini bildirdiği gözetildiğinde herhangi bir özensizliğinden veya davasını

takip etme niyetinden şüphe duyulmasını gerektirir bir nedenin varlığından söz

edilemez. Öte yandan dosyanın işlemden kaldırılması öncesinden başlamak üzere

üç aylık yenileme süresi içinde başvurucunun usulüne aykırı olarak yapılan

tebligatı öğrendiğine ilişkin herhangi bir iddia ileri sürülmediği gibi

başvurucu aleyhine bu hususta herhangi bir belge ve bilgi de bulunmamaktadır.

46. Hâl böyle olunca dava açılmadan önce taşındığı ve MERNİS

kayıtları ile uyumlu olan yeni adresini tebligat adresi olarak dava

dilekçesinde yazdığı hâlde duruşma davetiyesinin başvurucunun 10/6/2009

tarihinden önce oturduğu adresine gönderilmesi ve bunun sonucunda anılan

adresinde bulunmayan başvurucunun davasının açılmamış sayılmasına hükmedilmesi

başvurucuya olağanın ötesinde bir külfet yüklemiştir. Bu durumda başvurucunun

mahkemeye erişim hakkından faydalanmasındaki bireysel yarar ile davaların makul

süre içinde sonuçlanmasındaki kamusal yarar arasında adil bir denge

kurulamadığı ve mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahalenin orantısız olduğu

sonucuna ulaşılmıştır.

47. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 36.

maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye

erişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

48. 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

"(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir."

49. Anayasa Mahkemesinin

Mehmet Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında, ihlal

sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi

hususunda genel ilkeler tayin edilmiştir.

50. Mehmet Doğan

kararında özetle uygun giderim yolunun belirlenebilmesi açısından öncelikle

ihlalin kaynağının tayin edilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Buna göre ihlalin

mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası ile İçtüzük’ün 79. maddesinin

(1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca kural olarak ihlali ve ihlalin

sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir

örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmedilir (Mehmet Doğan, §§ 57, 58).

51. Anayasa Mahkemesinin tespit edilen ihlalin giderilmesi

amacıyla yeniden yargılama yapılmasına hükmettiği hâllerde ilgili usul

kanunlarında düzenlenen yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak

yargılamanın yenilenmesi sebebinin varlığının kabulü ve önceki kararın

kaldırılması hususunda derece mahkemesinin herhangi bir takdir yetkisi

bulunmamaktadır. Zira ihlal kararı verilen hâllerde yargılamanın yenilenmesinin

gerekliliği hususundaki takdir derece mahkemelerine değil ihlalin varlığını

tespit eden Anayasa Mahkemesine bırakılmıştır. Derece mahkemesi, Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında belirttiği doğrultuda ihlalin sonuçlarını gidermek

üzere gereken işlemleri yapmakla yükümlüdür (Mehmet

Doğan, § 59).

52. Başvurucu, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğinin

tespitiyle maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

53. Anayasa Mahkemesi; başvurucunun katılmadığı duruşmaya

ilişkin davetiyenin dava dilekçesinde bildirdiği ve MERNİS kayıtları ile uyumlu

olan adresi yerine başka bir adrese tebligata çıkarılması, bunun sonucunda

davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi nedeniyle mahkemeye erişim

hakkının ihlal edildiği sonucuna varmıştır. Dolayısıyla somut başvuruda ihlalin

mahkeme kararından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

54.

Bu durumda mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır.

Buna göre yapılacak yeniden yargılama ise 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına

yöneliktir. Bu kapsamda derece mahkemesince yapılması gereken iş; öncelikle

davanın açılmamış sayılmasına ilişkin kararını ortadan kaldırmak, ardından

ihlale yol açan tebligat işlemini yenilemekten ibarettir. Bu sebeple kararın

bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 4. Tüketici Mahkemesine

gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

55. Mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğu

sonucuna varıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

56. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harçtan oluşan

yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

SONUÇ / HÜKÜM

C. Kararın bir örneğinin ihlalin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 4. Tüketici

Mahkemesine (E.2013/551, K.2014/694) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,

E. 226,90 TL harçtan oluşan yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

3/7/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

M. Emin KUZ

Rıdvan GÜLEÇ Raportör : Heysem KOCAÇİNAR Başvurucu : Halil GÜLER

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/11002, 3 Temmuz 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Başvurucunun İddiaları
  9. B. Değerlendirme
  10. VI. Hüküm
  11. A. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın
  12. B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  13. E. 226,90 TL harçtan oluşan yargılama giderinin BAŞVURUCUYA
  14. F. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  15. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  16. Yıldırım
  17. Kömürcü
  18. M. Emin KUZ
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/11002
Tarih
3 Temmuz 2018

İlgili Kararlar

  • G. B. ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/15273)
  • Abdullah Altun Başvurusu (B. No: 2014/2894)
  • B.ş.t. ve Ozancan Yılmaz Başvurusu (B. No: 2015/7485)
  • Miyase İlknur ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/15242)
  • Umut Tamaç Başvurusu (B. No: 2014/13514)
  • Ebru Bilgin Başvurusu (B. No: 2014/7998)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.