İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Hamiyet Sürücü Başvurusu (B. No: 2017/32292)

1. Başvuru, işe iade istemiyle açılan davanın karar

Başvuru No2017/32292Tarih14 Ekim 2020Okuma18 dk · 3.525 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Hamiyet Sürücü Başvurusu

Karar tarihi
14 Ekim 2020
Başvuru Numarası
2017/32292
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.525 kelime·18 dk okuma·21 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, işe iade istemiyle açılan davanın karar

verilmesine yer olmadığına dair bir hükümle sonuçlanması nedeniyle mahkemeye

erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 21/8/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

olaylar özetle şöyledir:

A. Bireysel

Başvurudan Önceki Süreç

8. Başvurucu, En-Ka Temizlik San. ve Tic. Ltd. Şti.nin

işçisi olarak Van Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü Çocuk Evleri

Koordinasyon Merkezi Müdürlüğünde (Kurum) çocuk bakım elamanı olarak

çalışmaktayken hakkında yapılan güvenlik soruşturması kapsamında terör

örgütleri ile irtibatı, iltisakı, örgütlere mensubiyeti ve aidiyeti olduğu

gerekçesiyle 5/5/2017 tarihinde iş akdi feshedilmiştir.

9. Başvurucu 11/5/2017 tarihli dilekçesiyle iş akdinin

geçerli bir nedene dayanılmadan feshedildiğini belirterek asıl işveren ve alt

işveren aleyhine işe iade istemiyle dava açmıştır.

10. Van 1. İş Mahkemesi 19/7/2017 tarihli karar ile kamu

kurumu niteliğindeki bir işyerinde işçi statüsüyle çalışmakta olan başvurucunun

iş sözleşmesinin 22/7/2016 tarihli ve 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında

Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname (KHK) hükümlerine dayalı

olarak feshedildiği ve 2/1/2017 tarihli ve 685 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri

İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında KHK hükümleri uyarınca davayı inceleme

yetkisinin Olağanüstü Hal İşlemlerini İnceleme Komisyonuna (OHAL Komisyonu) ait

olduğu gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına ve dosyanın OHAL

Komisyonuna gönderilmesine kesin olarak karar vermiştir.

11. Nihai karar 24/7/2017 tarihinde tebliğ edilmiş,

başvurucu 21/8/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. Bireysel

Başvurudan Sonraki Süreç

12. Başvurucu, karara karşı 22/11/2017 tarihinde istinaf

başvurusunda bulunmuştur.

13. Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi

(Daire) 22/3/2018 tarihli kararıyla istinaf başvurusunu reddetmiştir. Daire

gerekçesinde; Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas

yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, karar verilmesine yer olmadığına yönelik

verilen karara ilişkin süresinde istinaf talebinde bulunulmadığı gibi

yargılamanın yenilenmesi şartlarının da oluşmadığı, dosyanın gönderilmesine

karar verilen OHAL Komisyonunun görevsiz olduğuna karar vermesi durumunda

dosyanın mahkemesine iadesine karar verebileceğini belirterek istinaf talebini

reddetmiştir.

14. OHAL Komisyonunun 6/6/2018 tarihli kararında,

başvurucu hakkında KHK kapsamında herhangi bir işlem tesis edilmediği,

dolayısıyla OHAL Komisyonunca yapılacak işlem bulunmadığı belirtilerek dosyanın

Mahkemeye iadesine karar verilmiş, dosya ile ilgili olarak Mahkemece herhangi

bir işlem yapılmamıştır.

IV. İLGİLİ

HUKUK

A. Ulusal Hukuk

1. Kanun

Hükümleri

15. Karar tarihinde yürürlükte bulunan 30/1/1950 tarihli

ve 5521 sayılı mülga İş Mahkemeleri Kanunu'nun 1. maddesi şöyledir:

"İş Kanununa göre işçi sayılan

kimselerle (o kanunun değiştirilen ikinci maddesinin Ç, D ve E fıkralarında

istisna edilen işlerde çalışanlar hariç) işveren veya işveren vekilleri

arasında iş akdinden veya iş Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan

hukuk uyuşmazlıklarının çözülmesi ile görevli olarak lüzum görülen yerlerde iş

mahkemeleri kurulur.''

16. 12/10/2017 tarihli ve 7036 sayılı İş Mahkemeleri

Kanunu'nun 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"(1) İş mahkemeleri;

a) 5953 sayılı Kanuna tabi gazeteciler,

854 sayılı Kanuna tabi gemiadamları, 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş

Kanununa veya 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun İkinci

Kısmının Altıncı Bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmelerine tabi işçiler ile

işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya

kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklarına,

...

ilişkin dava ve işlere bakar."

17. 22/5/2003 tarihli 4857 sayılı İş Kanunu'nun

''İşverenin haklı nedenle derhal fesih hakkı'' kenar başlıklı 25.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“II- Ahlak ve iyi niyet kurallarına

uymayan haller ve benzerleri:

a) İş sözleşmesi yapıldığı sırada bu

sözleşmenin esaslı noktalarından biri için gerekli vasıflar veya şartlar

kendisinde bulunmadığı halde bunların kendisinde bulunduğunu ileri sürerek,

yahut gerçeğe uygun olmayan bilgiler veya sözler söyleyerek işçinin işvereni

yanıltması.

b) İşçinin, işveren yahut bunların aile

üyelerinden birinin şeref ve namusuna dokunacak sözler sarfetmesi veya

davranışlarda bulunması, yahut işveren hakkında şeref ve haysiyet kırıcı

asılsız ihbar ve isnadlarda bulunması.

c) İşçinin işverenin başka bir işçisine

cinsel tacizde bulunması.

d) İşçinin işverene yahut onun ailesi

üyelerinden birine yahut işverenin başka işçisine sataşması, işyerine sarhoş

yahut uyuşturucu madde almış olarak gelmesi ya da işyerinde bu maddeleri

kullanması.

e) İşçinin, işverenin güvenini kötüye

kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi

doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması.

f) İşçinin, işyerinde, yedi günden fazla

hapisle cezalandırılan ve cezası ertelenmeyen bir

suç işlemesi.

g) İşçinin işverenden izin almaksızın

veya haklı bir sebebe dayanmaksızın ardı ardına iki iş günü veya bir ay içinde

iki defa herhangi bir tatil gününden sonraki iş günü, yahut bir ayda üç iş günü

işine devam etmemesi.

h) İşçinin yapmakla ödevli bulunduğu

görevleri kendisine hatırlatıldığı halde yapmamakta ısrar etmesi.

ı) İşçinin kendi isteği veya savsaması

yüzünden işin güvenliğini tehlikeye düşürmesi, işyerinin malı olan veya malı

olmayıp da eli altında bulunan makineleri, tesisatı veya başka eşya ve maddeleri

otuz günlük ücretinin tutarıyla ödeyemeyecek derecede hasara ve kayba

uğratması."

18. 4857 sayılı Kanun'un ''Derhal fesih hakkını

kullanma süresi'' kenar başlıklı 26. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"24 ve 25 inci maddelerde

gösterilen ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan hallere dayanarak işçi veya

işveren için tanınmış olan sözleşmeyi fesih yetkisi, iki taraftan birinin bu

çeşit davranışlarda bulunduğunu diğer tarafın öğrendiği günden başlayarak altı

iş günü geçtikten ve her halde fiilin gerçekleşmesinden itibaren bir yıl sonra

kullanılamaz. Ancak işçinin olayda maddi çıkar sağlaması halinde bir yıllık

süre uygulanmaz.''

19. 4857 sayılı Kanun'un ''Sözleşmenin feshinde usul''

kenar başlıklı 19. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"İşveren fesih bildirimini yazılı olarak yapmak ve fesih sebebini

açık ve kesin bir şekilde belirtmek zorundadır.''

20. 4857 sayılı Kanun'un ''Feshin geçerli sebebe

dayandırılması'' kenar başlıklı 18. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

''Otuz

veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan

işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin

yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin

gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.''

21. 667 sayılı KHK'nın 4. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"(1) Terör örgütlerine veya Milli

Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna

karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı

yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen;

...

f) 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı

Devlet Memurları Kanunu ile bu Kanun Hükmünde Kararnamenin 3 üncü maddesinde

belirtilenler hariç diğer mevzuata tabi her türlü kadro, pozisyon ve statüde

(işçi dahil) istihdam edilen personel, ilgili kurum veya kuruluşun en üst

yöneticisi başkanlığında bağlı, ilgili veya ilişkili bakan tarafından

oluşturulan kurulun teklifi üzerine ilgisine göre ilgili bakan onayıyla kamu

görevinden çıkarılır,

g) Bir bakanlığa bağlı, ilgili veya

ilişkili olmayan diğer kurumlarda her türlü kadro, pozisyon ve statüde (işçi

dahil) istihdam edilen personel, birim amirinin teklifi üzerine atamaya yetkili

amirin onayıyla kamu görevinden çıkarılır."

22. 685 sayılı KHK'nın 1. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"(1) Anayasanın 120 nci maddesi

kapsamında ilan edilen ve 21/7/2016 tarihli ve 1116 sayılı Türkiye Büyük Millet

Meclisi Kararıyla onaylanan olağanüstü hal kapsamında, terör örgütlerine veya

Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette

bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti,

aidiyeti, iltisakı veya bunlarla irtibatı olduğu gerekçesiyle başka bir idari

işlem tesis edilmeksizin doğrudan kanun hükmünde kararname hükümleri ile tesis

edilen işlemlere ilişkin başvuruları değerlendirmek ve karara bağlamak üzere

Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu kurulmuştur.''

23. 685 sayılı KHK'nın geçici 1. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“Bu dosyalar hakkında yargı

mercilerince karar verilmesine yer olmadığına ve tarafların yaptıkları

masrafların üzerlerinde bırakılmasına dosya üzerinden kesin olarak karar

verilir, vekâlet ücretine hükmedilmez. Bu dosyalar, yeni bir başvuru şartı

aranmaksızın incelenmek üzere Komisyona gönderilir.”

2. Yargısal Kararlar

24. Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 28/3/2018 tarihli ve

E.2017/24765, K.2018/6824 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

"Davacı, davalı işyerinde

çalışırken FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakının bulunduğu

şüphesiyle 667 sayılı KHK’nın 4. maddesinin 1. fıkrasının g bendi gereğince işten

çıkartılmıştır. Aynı KHK’nın 4. maddesinin 2. fıkrasının ise '1. fıkra uyarınca

görevine son verilenler bir daha kamu hizmetinde istihdam edilemez, doğrudan

veya dolaylı olarak görevlendirilemezler' hükmüne yer verilmiş ise de fesih

işlemine karşı yargı yolu açık olduğuna göre yargı makamları işten çıkartılmış

olan işçinin FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakına dair delil durumunu

değerlendirerek sonucuna göre karar vermelidir.

Somut olay bakımından davacının FETÖ/PDY

ile irtibat ve iltisakı bakımından dosyaya 667 sayılı KHK’nın 4. maddesinin 1.

fıkrasının g bendindeki usule göre işten çıkarıldığı hususu dışında hiçbir

delil sunulamamış, ayrıca davacı hakkında adli veya idari soruşturma da

yapılmamıştır. Açıklanan delil durumuna göre davacının FETÖ/PDY ile irtibat ve

iltisaklı olduğuna dair somut hiçbir delil gösterilemediğinden davanın kabulü

gerekirken işverenin feshinin geçerli olduğunu kabul eden Bölge Adliye Mahkemesi

kararının bozularak ortadan kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.''

25. Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin 20/10/2017 tarihli ve

E.2017/43277, K.2017/25144 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

"Davacının iş sözleşmesinin feshi

667 sayılı KHK'nın 4. maddesi doğrultusunda davalı işverence oluşturulan

komisyon kararıyla davalı idare tarafından gerçekleştirilmiştir.

Davacı işçi 4857 sayılı İş Kanunu

hükümleri çerçevesinde çalışmış olmakla iş sözleşmesinin 29.07.2016 tarihindeki

feshinde İş Kanunu'nun 18. ve devamı maddeleri hükümleri uygulanmalıdır.

Somut olayda davacının iş akdinin

feshine neden olan bilgi ve belge işverence tam olarak ibraz edilememiştir.

Davacının iş akdinin feshine dayanak objektif değerlendirmelerin neler olduğu,

hangi bilgi ve belgelerin feshe gerekçe yapıldığı davalı Kurumdan

araştırılmalı; ayrıca davacı hakkında mevcut ise adli ya da idari soruşturma

evrakları, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı'nın Terörle

Mücadele, Kaçakçılık, Organize Suçlar ve İstihbarat ile ilgili birimlerinden ve

Bilgi Teknolojileri Kurumundan varsa davacı ile ilgili bilgi ve belgeler ile

yine Bank Asyaya açılmış mevduat hesapları, hesap hareketleri ve bankacılığa

ilişkin işlemler olup olmadığı sorulmalı, tüm bilgi ve belgeler değerlendirilerek

sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. Eksik incelemeyle yazılı gerekçe ile davanın

reddi hatalı olup bozmayı gerektirir.''

B. Uluslararası

Hukuk

26. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6.

maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"Herkes davasının, medeni hak ve

yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ... konusunda karar verecek olan,... bir

mahkeme tarafından ... görülmesini isteme hakkına sahiptir..."

27. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Sözleşme'nin

6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının açık bir biçimde mahkeme veya yargı

merciine erişim hakkından söz etmese de -maddede kullanılan terimler bir bütün

olarak bağlamıyla birlikte dikkate alındığında- mahkemeye erişim hakkını da

garanti altına aldığı sonucuna ulaşıldığını belirtmiştir (Golder/Birleşik

Krallık [GK], B. No: 4451/70, 21/2/1975, §§ 28-36). AİHM'e göre mahkemeye

erişim hakkı Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasında mündemiçtir. Bu

çıkarsama, Sözleşmeci devletlere yeni yükümlülük yükleyen genişletici bir yorum

olmayıp 6. maddenin (1) numaralı fıkrasının birinci cümlesinin lafzının

Sözleşme'nin amaç ve hedefleri ile hukukun genel prensiplerinin gözetilerek

birlikte okunmasına dayanmaktadır. Sonuç olarak Sözleşme'nin 6. maddesinin (1)

numaralı fıkrası, herkesin medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili iddialarını

mahkeme önüne getirme hakkına sahip olmasını kapsamaktadır (Golder/Birleşik

Krallık, § 36).

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

28. Mahkemenin 14/10/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

29. Başvurucu; görevinden OHAL KHK'ları ile ihraç

edilmediğini, güvenlik araştırması sonucuna göre iş akdinin feshedildiğini,

dolayısıyla OHAL Komisyonuna başvuru şartlarını taşımadığı hâlde Mahkemenin

davayı incelemeden dosyayı OHAL Komisyonuna gönderdiğini, Mahkemenin davanın

esasını çözümlemeden bu şekilde karar vermesi nedeniyle mahkemeye erişim

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

30. Anayasa’nın iddianın değerlendirilmesinde dayanak

alınacak “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin

birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan

faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve

savunma (Değişik ibare: 3.10.2001-4709/14 md.) ile adil yargılanma hakkına

sahiptir.”

31. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvurucunun temel iddiasının davanın esası hakkında karar verilmemesine

yönelik olması nedeniyle başvuru, mahkemeye erişim hakkı kapsamında

incelenmiştir.

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

32. Başvuru konusu dava sürecinde Mahkemenin dosyayı OHAL

Komisyonuna gönderdiği, Komisyonun da herhangi bir karar vermeden dosyayı

Mahkemeye iade ettiği anlaşılmış ise de Mahkemenin 19/7/2017 tarihli kararı

nihai karar niteliğinde olduğu gibi Komisyonun iadesinden sonra Mahkemenin

herhangi bir işlem yapmadığı, dolayısıyla bireysel başvuru açısından başvuru

yollarının tüketildiğinin kabul edilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

33. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine yönelik iddianın kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

a. Müdahalenin

Varlığı ve Hakkın Kapsamı

34. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında

herkesin yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma ve

savunma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeye erişim hakkı,

Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün bir

unsurudur. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine adil yargılanma

ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası

sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılanma hakkının madde metnine

dâhil edildiği vurgulanmıştır. AİHM, Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı

fıkrasının mahkemeye erişim hakkını içerdiğini belirtmektedir (Özbakım Özel

Sağlık Hiz. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti., B. No:2014/13156, 20/4/2017,

§ 34).

35. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak

arama özgürlüğü, bir temel hak olmanın yanında diğer temel hak ve

özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmayı ve bunların korunmasını sağlayan

en etkili güvencelerden biridir. Bu bakımdan davanın bir mahkeme tarafından

görülebilmesi ve kişinin adil yargılanma hakkı kapsamına giren güvencelerden

faydalanabilmesi için ilk olarak kişiye iddialarını ortaya koyma imkânının

tanınması gerekir. Diğer bir ifadeyle dava yoksa adil yargılanma hakkının

sağladığı güvencelerden yararlanmak mümkün olamaz (Mohammed Aynosah, B.

No: 2013/8896, 23/2/2016, § 33).

36. Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru kapsamında yaptığı

değerlendirmelerde mahkemeye erişim hakkının bir uyuşmazlığı mahkeme önüne

taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını

isteyebilmek anlamına geldiğini ifade etmiştir (Özkan Şen, B. No:

2012/791, 7/11/2013, § 52).

37. Öte yandan Anayasa'nın 36. maddesinin ikinci

fıkrasında hiçbir mahkemenin görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan

kaçınamayacağı belirtilmiştir. Bu bağlamda adil yargılanma hakkı, koşulları

bulunduğu takdirde kişilere davanın görüldüğü mahkemeden uyuşmazlığın esasının

incelenmesini isteme güvencesini de sağlar.

38. Somut olayda başvurucunun işe iade istemli davasının

esası hakkında bir inceleme yapılmaması nedeniyle mahkemeye erişim hakkına

yönelik bir müdahalenin bulunduğu görülmektedir.

b. Müdahalenin

İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

39. Adil yargılanma hakkının görünümlerinden biri olan

mahkemeye erişim hakkı, mutlak bir hak olmayıp bu hakkın sınırlandırılması

mümkündür. Ancak mahkemeye erişim hakkına müdahalede bulunulurken Anayasa'nın

temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleri

düzenleyen 13. maddesinin gözönünde bulundurulması gerekmektedir.

40. Anayasa'nın 13. maddesi şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

41. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa'nın 13. maddesinde

belirtilen koşullara uygun olmadığı takdirde 36. maddesinin ihlalini teşkil

edecektir. Bu sebeple müdahalenin Anayasa'nın 13. maddesinde öngörülen ve somut

başvuruya uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, haklı bir sebebe dayanma

(meşru amaç) ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup

olmadığının belirlenmesi gerekir

42. Hak ve özgürlüklerin, bunlara yapılacak müdahalelerin

ve sınırlandırmaların kanunla düzenlenmesi bu haklara ve özgürlüklere keyfî

müdahaleyi engelleyen, hukuk güvenliğini sağlayan demokratik hukuk devletinin

en önemli unsurlarından biridir (Tahsin Erdoğan, B. No: 2012/1246,

6/2/2014, § 60).

43. Müdahalenin kanuna dayalı olması öncelikle şeklî

manada bir kanunun varlığını zorunlu kılar. Şeklî manada kanun, Türkiye Büyük

Millet Meclisi (TBMM) tarafından Anayasa'da belirtilen usule uygun olarak kanun

adı altında çıkarılan düzenleyici yasama işlemidir. Hak ve özgürlüklere

müdahale edilmesi ancak yasama organınca kanun adı altında çıkarılan

düzenleyici işlemlerde müdahaleye imkân tanıyan bir hükmün bulunması şartına

bağlıdır. TBMM tarafından çıkarılan şeklî anlamda bir kanun hükmünün

bulunmaması hakka yapılan müdahaleyi anayasal temelden yoksun bırakır (Ali

Hıdır Akyol ve diğerleri [GK], B. No: 2015/17510, 18/10/2017, § 56).

44. Somut olayda Van Aile ve Sosyal Politikalar İl

Müdürlüğü bünyesinde alt işverene bağlı olarak çalışan başvurucunun işe iade

istemiyle açmış olduğu davada OHAL Komisyonunun görevli olduğu gerekçesiyle

karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiştir.

45. Mahkemenin dayanmış olduğu 685 sayılı KHK'nın ilgili

maddesinde terör örgütlerine veya devletin millî güvenliğine karşı faaliyette

bulunduğuna Millî Güvenlik Kurulunca karar verilen yapı, oluşum veya gruplara

üyeliği, mensubiyeti, aidiyeti, iltisakı veya bunlarla irtibatı olduğu

gerekçesiyle başka bir idari işlem tesis edilmeksizin doğrudan KHK hükümleri

ile tesis edilen işlemlere ilişkin başvuruları değerlendirmek ve karar vermek

üzere bir inceleme komisyonunun kurulduğu belirtilmektedir. Anılan KHK'nın

yürürlüğe girmesinden sonra benzer uyuşmazlıkların temyiz mercii Yargıtay 9. ve

22. Hukuk Daireleri, doğrudan KHK ile iş akdi feshedilenler hariç olmak üzere

KHK'nın verdiği yetkiye dayalı olsa bile idari tasarrufla iş akdi

feshedilenlerin açmış olduğu işe iade davalarının esastan inceleneceğine dair

kararlar vermiştir (bkz. §§ 24, 25).

46. İş mahkemeleri, karar tarihinde yürürlükte bulunan

5521 sayılı mülga Kanun -ve aynı zamanda bu Kanunu yürürlükten kaldıran 7036

sayılı Kanun- hükümlerine göre işçi sayılan kişilerle işveren arasındaki iş

sözleşmesine veya 4857 sayılı Kanun'a dayanan uyuşmazlıkların çözümü için

kurulmuş mahkemelerdir. 685 sayılı KHK'nın 1. maddesinde OHAL Komisyonunun

yetkisinin başka bir idari işlem tesis edilmeksizin doğrudan kanun hükmünde

kararname hükümleri ile tesis edilen işlemlere ilişkin başvurularla sınırlı

olduğu herhangi bir duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıkça düzenlenmiş ve

Yargıtay uygulamalarında da KHK'ya dayalı hukuki işlemle tesis edilen fesih

işlemlerinin yargısal denetime tabi olduğu net bir şekilde ifade edilmiştir (Ahmet

Özdoğan, B. No: 2017/26326, 9/1/2019, § 45).

47. Buna göre somut olayda ilk derece mahkemesinin OHAL

Komisyonunu işaret ederek önüne gelen uyuşmazlığın esası hakkında inceleme

yapmadan yargılamayı sona erdirmesinin kanuni dayanağının bulunmadığı sonucuna

varılmıştır.

48. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde

güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

49. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda,

başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal

kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

50. Başvurucu, ihlalin tespit edilmesini istemiş ve

tazminat talebinde bulunmuştur.

51. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan kararında

ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genel

ilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875, 7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer bir

kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesinin

sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibi ilgili

hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir (Aligül

Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).

52. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması

gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).

53. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veya

mahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılı

Kanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile İçtüzük’ün 79. maddesinin (1)

numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca, ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili

mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme, usul hukukundaki

benzer hukuki kurumlardan farklı olarak, ihlali ortadan kaldırmak amacıyla

yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya özgülenen bir giderim

yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararına

bağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde, usul hukukundaki

yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili mahkemenin yeniden

yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir takdir yetkisi

bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir karar kendisine ulaşan mahkemenin yasal

yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı

nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam eden ihlalin sonuçlarını

gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (Mehmet Doğan, §§

58-59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66-67).

54. Anayasa Mahkemesi, başvurucunun işe iade istemiyle

açmış olduğu davada idari bir organın görevi kapsamında kaldığı gerekçesiyle

karar verilmesine yer olmadığı yönünde karar verilmesinin mahkemeye erişim

hakkını ihlal ettiği sonucuna varmıştır. Dolayısıyla somut başvuruda ihlalin

mahkeme kararından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

55. Bu durumda mahkemeye erişim hakkına yönelik ihlalin

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgü

düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına

göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda

yapılması gereken iş, yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesini

ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere

uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin

yeniden yargılama yapılmak üzere Van 1. İş Mahkemesine gönderilmesine karar

verilmesi gerekmektedir.

56. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yeniden yargılama yapılmasının yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından

tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

57. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 257,50 TL harç ve

3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.257,50 TL yargılama giderinin

başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin Anayasa'nın 36. maddesinde

güvenceye bağlanan mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Van 1. İş Mahkemesine

(E.2017/499-K.2017/792) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,

E. 257,50 TL harç ve 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 3.257,50 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin bilgi için Erzurum Bölge Adliye

Mahkemesi 6. Hukuk Dairesine GÖNDERİLMESİNE,

H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 14/10/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Serdar ÖZGÜLDÜR Burhan ÜSTÜN Hicabi DURSUN Selahaddin MENTEŞ Raportör : Fatma Burcu NACAR YÜCE Başvurucu : Hamiyet SÜRÜCÜ Vekili : Av. Öznur AKIN ÖZKAPLAN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2017/32292, 14 Ekim 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Bireysel
  10. B. Bireysel
  11. IV. İlgili
  12. Hukuk
  13. A. Ulusal Hukuk
  14. B. Uluslararası
  15. V. İnceleme Ve
  16. Gerekçe
  17. A. Başvurucunun
  18. B. Değerlendirme
  19. A. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin
  20. B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  21. C. Kararın bir örneğinin Anayasa'nın 36. maddesinde
  22. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun
  23. H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  24. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2017/32292
Tarih
14 Ekim 2020

İlgili Kararlar

  • A.b. Başvurusu (B. No: 2018/2626)
  • Fatih Aktaş Başvurusu (B. No: 2017/38605)
  • Ahmet Gülbeyaz Başvurusu (B. No: 2018/7688)
  • Ferhan Arslan Başvurusu (B. No: 2019/19502)
  • Nuri Kadir Küçüktütüncü Başvurusu (B. No: 2019/18928)
  • Nuray Kırdal Başvurusu (B. No: 2016/3580)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.