İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Hasan Çoşkun Başvurusu (B. No: 2014/2765)

1. Başvuru; zilyet olunan taşınmazların orman vasfıyla Hazine

Başvuru No2014/2765Tarih6 Nisan 2017Okuma16 dk · 3.278 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Hasan Çoşkun Başvurusu

Karar tarihi
6 Nisan 2017
Başvuru Numarası
2014/2765
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.278 kelime·16 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; zilyet olunan taşınmazların orman vasfıyla Hazine

adına tespit edilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının; tespite karşı açılan davanın

uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlali iddialarına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 28/2/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi

neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından, başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş sunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu 1941 doğumlu olup İzmir ili Seferihisar ilçesinde

ikamet etmektedir.

9. Başvurucu ve diğer iki davacı tarafından, Sivas ili Zara

ilçesi Söğütlüağıl köyü Çinigözer

mevkiinde kain ve yapılan kadastro çalışmaları sonucu 125 ada 3, 4, 5, 10, 14,

15, 16 ve 22 parsel numaralarıyla ve orman vasfıyla Hazine adına tespit gören

taşınmazlardan bazılarının tüm hissesinin, bazılarının ise 1/2 hissesinin

murisleri Hacı Ahmet'e ait olduğu ileri sürülerek 5/11/1997 tarihinde Zara

Kadastro Mahkemesinde (Mahkeme) tespite itiraz davası açılmıştır. Dava

dilekçesinde, bu taşınmazların yüz yıldan fazla bir süredir nizasız ve

fasılasız olarak kendilerinin ve murislerinin zilyetliği altında bulunduğu

iddia edilmiştir.

10. Mahkemece iki kez yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi

sonucu ikinci bilirkişi tarafından düzenlenen ve taşınmazın orman vasfında

olduğu kanaati belirtilen rapora dayanılarak 24/2/2006 tarihli kararla davanın

reddi yolunda hüküm kurulmuştur.

11. Karar, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin (Daire) 13/11/2006

tarihli kararıyla bozulmuştur. Daire kararında, iki bilirkişi raporu arasında

çelişki bulunduğuna dikkat çekilerek çelişen raporlara dayanılarak hüküm

kurulamayacağı belirtilmiştir. Daire, Mahkemece eski tarihli memleket haritası,

hava fotoğrafları ve varsa angajman planı getirtilerek yeniden bilirkişi

incelemesi yaptırılması gerektiğini vurgulamıştır. Gerekçede ayrıca, yapılacak

araştırma ve inceleme sonucu taşınmazların orman veya orman içi açıklık

olmadığının tespiti hâlinde zilyetlik durumunun araştırılması gerektiği ifade

edilmiştir.

12. Bozma kararına uyan Mahkemece, tekrar keşif ve bilirkişi

incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişiler tarafından düzenlenen raporu gözeten

Mahkeme 14/7/2008 tarihli kararıyla bir kısım taşınmazın orman vasfında

bulunmadığı ve zilyetlikle mülk edinme koşullarının oluştuğu gerekçesiyle bu

taşınmazlar yönünden davanın kabulü ile taşınmazların davacılar adına tesciline

hükmetmiştir.

13. Kararın temyizi üzerine Daire 5/2/2009 tarihli ilamla

Mahkeme kararını bozmuştur. Kararın gerekçesinde, bozma kararının gereğinin tam

olarak yerine getirilmediği belirtilerek bir önceki bozma kararındaki

gerekçeler yinelenmiştir.

14. Bozma kararına uyan Mahkeme, tekrar bilirkişi incelemesi

yaptırmıştır. Orman mühendislerinden oluşan bir heyet tarafından düzenlenen

raporda, taşınmazların orman sayılmayan yerlerden olduğu görüşü açıklanmıştır.

Mahkemece bu bilirkişi raporuna istinaden 6/7/2011 tarihli kararla 10, 15 ve 16

numaralı parsellerin başvurucunun da aralarında bulunduğu davacılar adına

tesciline karar verilmiştir. Kararın gerekçesinde, taşınmazların özel mülkiyete

elverişli olduğu ve 21/6/1987 tarihli ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. ve

17. maddelerindeki koşulların oluştuğu belirtilmiştir.

15. Anılan karar, Dairenin 8/2/2012 tarihli kararıyla tekrar

bozulmuştur. Kararın gerekçesinde, çevresi kadastro komisyonu kararıyla veya

hükmen orman olduğu tespit edilen taşınmazlarla çevrili olan ihtilaf konusu

taşınmazların orman içi açıklık niteliğinde olduğu saptaması yapılmıştır.

Kararda 31/8/1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 17. maddesi ile bu

maddenin yorumuna ilişkin Yargıtay içtihadı uyarınca, orman içi açıklıkların da

-öncesinde orman olup olmadığına bakılmaksızın- orman sayıldığı

hatırlatıldıktan sonra buraların özel mülkiyete konu edilmesinin mümkün

olmadığı vurgulanmıştır. Kararda ayrıca, zilyetlik yoluyla ormandan toprak

kazanılmasına imkân sağlayan 3402 sayılı Kanun'un 45. maddesinin ilgili

fıkralarının da Anayasa Mahkemesince iptal edildiği belirtilmiştir.

16. Mahkemece bozma kararına uyularak 11/10/2012 tarihli kararla

davanın reddine ve 10, 15 ve 16 parsel numaralı taşınmazların tespit gibi

tesciline hükmedilmiştir.

17. Dairenin 6/5/2013 tarihli ilamıyla Mahkeme kararı onanmış,

karar düzeltme istemi de aynı Dairenin 20/1/2014 tarihli kararıyla

reddedilmiştir.

18. Nihai karar 4/2/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiştir.

19. Başvurucu 28/2/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

1. İlgili Mevzuat

20. 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun

705. maddesi şöyledir:

"Taşınmaz mülkiyetinin kazanılması,

tescille olur.

Miras, mahkeme kararı, cebrî icra, işgal,

kamulaştırma hâlleri ile kanunda öngörülen diğer hâllerde, mülkiyet tescilden

önce kazanılır. Ancak, bu hâllerde malikin tasarruf işlemleri yapabilmesi,

mülkiyetin tapu kütüğüne tescil edilmiş olmasına bağlıdır."

21. 3402 sayılı Kanun'un 17. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

"Orman sayılmayan Devletin hüküm ve

tasarrufu altında bulunan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen araziden, masraf

ve emek sarfı ile imar ve ihya edilerek tarıma elverişli hale getirilen taşınmaz

mallar 14 üncü maddedeki şartlar mevcut ise imar ve

ihya edenler veya halefleri adına, aksi takdirde hazine adına tespit

edilir."

22. 6831 sayılı Kanun'un 17. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:

“Devlet ormanları içinde ... tarla açılması, işlenmesi, ekilmesi ve

orman içinde yerleşilmesi yasaktır. ...

Devlet ormanlarının herhangi bir suretle

yanmasından veya açıklıklarından faydalanılarak işgal, açma ... yollariyle elde edilecek yerlerle buralarda yapılacak her

türlü yapı ve tesisler, şahıslar adına tapuya tescil olunamaz. Buralara

doğrudan doğruya orman idaresince el konulur. ...

... ”

23. 15/7/2004 tarihli 25523 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanarak yürürlüğe giren 6831 Sayılı Orman Kanunu'na Göre Orman

Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmelik'in 26. maddesinin ilgili bölümü

şöyledir:

“Orman kadastro komisyonlarınca;

a) 6831 sayılı Kanunun 1 inci maddesine göre,

orman sayılan ve eskiden beri Devlete ait olduğu bilinen ormanlar, orman

içindeki kültür arazileri dışında 6831 sayılı Kanununun 17 nci maddesinde yer alan orman içinde bulunandoğal olarak ağaç ve ağaçcık

içermeyen, genel olarak otsu bitki veya bazı durumlarda yer yer odunsu bitkiler

içeren açıklıklar,

...

Devlet ormanı olarak sınırlandırılır.”

2. Yargıtay İçtihadı

24. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 8/4/2015 tarihli ve

E.2013/1602, K.2015/1162 sayılı karanının ilgili bölümü şöyledir:

“...

Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık,

dava konusu taşınmazların orman içi açıklık olarak orman vasfı ile Hazine adına

tesciline dair verilen kararın yerinde olup olmadığı; mahkemece bozma ilamında

değinilen araştırmaların yapılmasının gerekip gerekmediği noktasında

toplanmaktadır.

...

... uyuşmazlığın çözümünde 6831 sayılı

Kanun’un 17/2.maddesi gözetilerek, taşınmazların orman içi açıklık vasfında

olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Anılan maddede belirtildiği üzere orman

içi açıklıklar orman sayılmasa da, orman bütünlüğünün

korunması amacıyla orman olarak tescil edilmeleri zorunlu olup, yasa koyucu

tarafından böyle bir yerin zilyetlikle edinim olanağı engellenmiştir.

Taşınmazın anılan madde kapsamında orman içi açıklık vasfında olması için de; tapulu bir taşınmaz olmaması ve kural olarak dört

tarafının ormanla çevrili olması, bu nedenle ediniminin orman bütünlüğünü

bozması gerekir.

...”

25. Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 18/9/2007 tarihli ve

E.2007/9781, K.2007/10612 sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir:

“...

6831 sayılı Yasa'nın 17. maddesi, orman içi

açıklıklarda tarım ve inşaat yapılmasına, hayvancılık amacı ile ağıl yapılmasına,

bu kesimlerin özel mülke dönüşmesine izin vermez.

6831 sayılı Yasa madde: 17/1-2

Devlet ormanları içinde bu ormanların

korunması, istihsal ve imarı ile alakalı olarak yapılacak her nevi bina ve

tesisler müstesna olmak üzere; her çeşit bina ve ağıl inşası ve hayvanların

barınmasına mahsus yerler yapılması ve tarla açılması, işlemesi, ekilmesi ve

orman içinde yerleşilmesi yasaktır.

Devlet ormanlarının herhangi bir suretle

yanmasından veya açıklıklarından faydalanılarak işgal, açma veya herhangi şekilde

olursa olsun kesme, sökme, budama veya boğma yollarıyla elde edilecek yerlerle

buralarda yapılacak her türlü yapı ve tesisler, şahıslar adına tapuya tescil

olunamaz. Buralara doğrudan doğruya Orman İdaresi'nce el konulur. Yanan

yerlerde husule gelen enkaz hiçbir suretle eşhasa satılamaz. Bunlar resmi daire

ve müesseseler ihtiyacına tahsis olunur.

Yasa metninden açıkça anlaşıldığı gibi, hangi

nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda tarım, inşaat ve hayvancılık yapmak

amacı ile ağıl yapılamaz. Bu tür yerler özel mülk olamaz. Yönetim derhal el

koyma hakkına sahiptir. Orman içi açıklıklardan yararlanabilmek için zorunlu

olarak orman kullanılacaktır. Bu kullanım nedeniyle yeni açma, genişletme,

yangın oluşması önlenemeyecek ve orman bütünlüğü bozulacaktır.

Ayrıca, bu tür taşınmazların öncesinin orman

olma zorunluluğu yoktur. Zira, öncesi orman olan ve ormandan açılan

taşınmazlar, 6831 sayılı Yasa'nın 1. maddesi ve Yargıtay uygulamaları gereği

oluşan kesin içtihatlara göre zaten orman sayılmaktadır. 17. maddede tanımı

yapılan olgu, öncesi orman iken açılan yerlerle beraber ayrıca [HANGİ NEDENLE

OLURSA OLSUN ORMAN İÇİ AÇIKLIKLARIN KAZANILAMAYACAGI İLKESİNİ İÇERMEKTEDİR VE

AMACI ORMAN BÜTÜNLÜĞÜNÜ KORUMAKTIR].

Yasa koyucu ayrı bir kavram oluşturmuş ve hangi

nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda tarım ve inşaat ile özel mülke

dönüşme yolunu kapamıştır. Bu itibarla, dava konusu taşınmazın memleket

haritasında açık alanda gözükmesi bu olguyu değiştirmez. Etrafı ormanla çevrili

olan taşınmazlar özel mülke dönüşüp, tarım ve inşaata açıldığında orman

bütünlüğünün bozulacağı tartışmasızdır. Dairemizin bu yoldaki kararları

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nca benimsenmiş ve yerleşik kararlar halini

almıştır [Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 10.12.1997 gün ve 1997/20-830/1034,

10.12.1997 gün ve 1997/20-808/1039, 22.10.2003 gün ve 2003/20-665/614 sayılı

kararları].

Ayrıca, bu tür yerler yasa gereği orman

sayıldığı için, orman içi açıklık ve boşlukların zilyetlik yolu ile kazanılmasına

yasal olanak yoktur. Dolayısıyla bu yollarla ormandan toprak kazanımından söz

edilemeyeceğinden, orman içi açıklık olduğu saptanan taşınmazın özel mülke konu

olamayacağı gözetil-melidir.

Orman araştırması sonucunda davaya konu

taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu saptandığı takdirde, bu kez,

zilyetlik yolu ile kazanma koşullarının araştırılması gerekir.

...”

B. Uluslararası Hukuk

26. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi'ne ek (1) Numaralı Protokol’ün 1. maddesi anlamında ancak “mülk”

teşkil eden şeylere müdahale edilmesi koşuluyla anılan hükmün ihlali iddiasında

bulunabileceğini vurgulamaktadır (Kopecky/Slovakya,

B. No: 44912/98, 28/9/2004, § 35; Gratzinger ve Gratzingerova/Çek Cumhuriyeti, [BD-kk]B. No: 39794/98, 10/7/2002, § 69).(1) Numaralı Protokol

bağlamında “mülk” kavramı iç hukuktaki formel sınıflandırmadan bağımsız olarak

özerk bir anlam taşımaktadır (Beyeler/İtalya,

B. No:33202/96, 5/1/2000, §100; Eski

Yunanistan Kralı ve Diğerleri/Yunanistan, B. No: 25701/94,

23/11/2000, §60). “Mülk” kavramının özerk yorumlanması, maddi varlığı bulunan

şeylerle sınırlı olmaması anlamına da gelmektedir. Bu bağlamda, mal varlığını

oluşturan hak ve menfaatler de bu hüküm çerçevesinde mülkiyet hakkı kapsamında,

diğer bir deyişle “mülk” olarak değerlendirilebilir (Broniowski/Polonya, B. No: 31443/96, 22/6/2004,

§129).

27. AİHM’e göre (1) Numaralı Protokol’ün 1. maddesi mevcut

mülkleri veya varlıkları kapsamakta olup mülk edinmeyi garanti altına almaz (Kopecky/Slovakya, §35; Gratzinger ve Gratzingerova,

§ 69). Öte yandan, uzun zaman önce ortada kalkmış bir mülkiyet hakkının yeniden

canlandırılabileceği ümidi, 1 No'lu Protokol'ün 1.

maddesinin anlamında bir "mülk" olarak görülmeyeceği gibi şartları

yerine getirmemenin sonucu olarak sona eren şartlı bir talep de değildir (Gratzinger ve Gratzingerova,

§69).

28. Bununla birlikte AİHM, “mevcut mülk” veya mal varlığının

yanında, mülkiyet hakkından etkili yararlanmanın teminine yönelik en azından

"meşru bir beklenti"nin bulunduğunun iddia

edilebilmesine imkân tanıyan taleplerin de mülk kapsamına girdiğini kabul

etmektedir. Buna karşılık AİHM, mülkiyet hakkının tanınacağı umudunun (1)

Numaralı Protokol’ün 1. maddesi anlamında “mülk” olarak görülmesinin mümkün

olmadığını ifade etmektedir (Kopecky/Slovakya,

§ 35; Gratzinger ve Gratzingerova/Çek

Cumhuriyeti, § 69; Lihtenştayn

Prensi Hans-Adam II/Almanya, B. No:

42527/98, 12/7/2001, § 83; Stretch/Birleşik Krallık, B. No: 44277/98, 24/6/2003,§32).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

29. Mahkemenin 6/4/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Mülkiyet Hakkının

İhlal Edildiği İddiası Yönünden

1. Başvurucunun İddiaları

30. Başvurucu, yargılama sırasında Mahkemeye sunulan bilirkişi

raporlarında ihtilaf konusu taşınmazların orman sayılmayan yerlerden olduğu

belirtildiği hâlde gerek Mahkemece gerekse Daire tarafından aksi sonucu

ulaşılarak taşınmazın Haize adına tespit ve tescil edilmesi nedeniyle mülkiyet

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmektedir.

2. Değerlendirme

31. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).

32. Başvurucunun, bilirkişi görüşlerine itibar edilmediği

biçimindeki şikâyetinin özü, taşınmazların orman vasfının bulunup bulunmadığına

yöneliktir. Taşınmazların orman niteliğinde olup olmadığı, mülkiyet hakkı

güvencesinden yararlanabilecek bir "mülk"ün

varlığının tespiti bakımından önem taşımaktadır. Bu nedenle, yargılama sürecine

ilişkin iddiaların mülkiyet hakkı kapsamında incelenmesi uygun görülmüştür.

33. İddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak Anayasa'nın "Mülkiyet hakkı" kenar başlıklı

35. maddesi şöyledir:

"Herkes, mülkiyet ve miras haklarına

sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla

sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına

aykırı olamaz."

34. Anayasa'nın 35. maddesinin birinci fıkrasında Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.

denilmek suretiyle mülkiyet hakkı güvenceye

bağlanmıştır. Anayasa'nın anılan maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet hakkı,

ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığı

hakkını kapsamaktadır (AYM, E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, § 20). Bu bağlamda,

mülk olarak değerlendirilmesi gerektiğinde kuşku bulunmayan menkul ve

gayrimenkul mallar ile bunların üzerinde tesis edilen sınırlı ayni haklar ve

fikri hakların yanı sıra, icrası kabil olan her türlü alacak da mülkiyet

hakkının kapsamına dahildir (Mahmut Duran ve

diğerleri, B. No: 2014/11441, 1/2/2017, § 60).

35. Anayasa'nın 35. maddesinde düzenlenen mülkiyet hakkı; mevcut

mal, mülk ve varlıkları koruyan bir güvencedir. Bir kişinin hâlihazırda sahibi

olmadığı bir mülkün mülkiyetini kazanma hakkı, kişinin bu konudaki menfaati ne

kadar güçlü olursa olsun Anayasa'yla korunan mülkiyet kavramı içinde değildir.

Bu hususun istisnası olarak belli durumlarda bir "ekonomik değer"

veya icrası mümkün bir "alacağı" elde etmeye yönelik "meşru bir

beklenti" Anayasa'da yer alan mülkiyet hakkı güvencesinden yararlanabilir.

Meşru beklenti, makul bir şekilde ortaya konmuş icra edilebilir bir alacağın

doğurduğu, ulusal mevzuatta belirli bir kanun hükmüne veya başarılı olma

ihtimalinin yüksek olduğunu gösteren yerleşik bir yargı içtihadına dayanan,

yeterli somutluğa sahip nitelikteki bir beklentidir. Temelsiz bir hak kazanma

beklentisi veya sadece mülkiyet hakkı kapsamında ileri sürülebilir bir iddianın

varlığı meşru beklentinin kabulü için yeterli değildir (Kemal Yeler ve Ali Arslan Çelebi, B. No:

2012/636, 15/4/2014, § 36,37).

36. Somut olayda, başvurucunun fiili zilyedi olduğu ancak tapu

siciline kayıtlı bulunmayan taşınmazlar kadastro çalışması sonucu orman

vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir. Başvurucu ise bu taşınmazlara yüz

yıldan fazla bir süredir nizasız ve fasılasız zilyet olmaları nedeniyle

kendisine ve diğer mirasçılara ait olduğunu iddia etmektedir.

37. 4721 sayılı Kanun'un

705. maddesine göre taşınmaz mülkiyetinin kazanılabilmesi için kural olarak

tapu siciline tescil şarttır. Ancak; miras, mahkeme kararı, cebri icra, işgal,

kamulaştırma hâllerinde mülkiyet tescilden önce kazanılmaktadır. Benzer hüküm,

4721 sayılı Kanun'un 705. maddesinde de yer almaktadır. Dolayısıyla, Türk

hukukunda, miras, mahkeme kararı, cebri icra, işgal, kamulaştırma hâlleri

dışında taşınmaz mülkiyeti, tapu siciline yapılan tescilin sonucunda

kazanılmaktadır.

38. Olayda başvurucu ve diğer mirasçılar tarafından imar ve ihya

suretiyle üzerlerinde zilyetlik kurulan ihtilaf konusu taşınmazların tapuya

kayıtlı olmadığı hususunda tartışma bulunmamaktadır. Türk hukukunda gayrimenkul

mülkiyeti kural olarak tescil ile kazanılacağından başvurucular adına tapu

kütüğünde tescilli bulunmayan ihtilaf konusu taşınmazların başvurucuların

mülkiyetinde bulunduğundan söz edilemez.

39. Başvurunun mülkiyet

hakkı kapsamında incelenmesi gerekip gerekmediğinin tespiti bakımından ayrıca

zilyetlerin (başvurucuların), imar ve ihya ettikleri taşınmazların mülkiyetini

kazanacaklarına yönelik "meşru bir beklenti" içerisine girmelerine

neden olan bir kanun hükmünün veya açılacak davanın başarılı olma ihtimalinin

yüksek olduğunu gösteren yerleşik bir yargı içtihadının bulunup bulunmadığına

da bakılmalıdır.

40. 3402 sayılı Kanun'un 17. maddesiyle devletin hüküm ve

tasarrufu altında bulunan, masraf ve emek sarfı ile imar ve ihya edilerek

tarıma elverişli hâle getirilen taşınmaz malların imar ve ihya edenler veya

halefleri adına tespit edilmesi mümkün kılınmıştır. Ancak anılan maddede, orman

sayılmayan taşınmazların imar ve ihyasına izin verildiğinden hükmün aksi ile

yorumundan orman niteliği taşıyan taşınmazların imar ve ihya yoluyla mülk

edinilmesinin mümkün olmadığı anlaşılmaktadır.

41. Ayrıca 6831 sayılı Kanun'un 17. maddesinin birinci

fıkrasında, devlet ormanları içinde tarla açılması, işlenmesi, ekilmesi ve

orman içinde yerleşilmesi açık bir biçimde yasaklanmıştır. Aynı maddenin ikinci

fıkrasında da devlet ormanlarının herhangi bir suretle yanmasından veya

açıklıklarından faydalanılarak işgal ve açma yollarıyla elde edilecek yerlerin,

şahıslar adına tapuya tescil olunamayacağı, buralara doğrudan doğruya orman

idaresince el konulacağı belirtilmiştir. Bu hükümleri yorumlayan Yargıtay,

orman vasfını taşımasa bile orman içi açıkların da ormanlarla aynı statüye tabi

olduğunu, imar ve ihya suretiyle veya başka bir şekilde özel mülkiyete konu

edilemeyeceğini kabul etmiştir (bkz. § 24, 25).

42. Şu hâlde orman vasfı taşımasa bile orman içi açıklıkların

imar ve ihya suretiyle üzerinde zilyetlik tesis edilerek mülk edinilmesinin

mümkün olmadığı anlaşılmaktadır.

43. Taşınmazların orman içi açıklık vasfında olup olmadığının

tespiti maddi olgu ve delillerin değerlendirilmesine ilişkin bir husus olup

uzman mahkeme olarak davaya bakan derece mahkemelerinin takdirindedir. Anayasa

Mahkemesinin bireysel başvuru kapsamında derece mahkemelerinin maddi olay ve

olgular ile delillerin değerlendirilmesi hususundaki takdirini denetlemesi

kural olarak mümkün değildir. Ancak derece mahkemelerinin bu husustaki

değerlendirmelerinin bariz takdir hatası veya açık keyfîlik

içermesi ve bunun hak ve özgürlüklere müdahale teşkil etmesi hâlinde Anayasa

Mahkemesinin denetim hakkı saklıdır (Ahmet

Sağlam, B. No: 2013/3351, 18/9/2013, § 42).

44. Somut olayda, Mahkemece yapılan yargılama sırasında görüşüne

başvurulan bilirkişilerce ihtilaf konusu taşınmazların orman sayılmayan

alanlardan olduğu belirtilmiştir. Mahkeme, bu bilirkişi raporuna dayanılarak

taşınmazların başvurucu ve diğer davacılar adına tesciline karar vermiştir.

Ancak Daire, taşınmazların çevresinin kadastro komisyonu kararıyla veya hükmen

orman olduğu tespit edilen alanlarla çevrili olmasından hareketle orman içi

açıklık niteliğinde olduğu sonucuna ulaşmış ve bu sebeple Mahkeme kararını

bozmuştur. Mahkemece, Daire görüşü doğrultusunda davanın reddi yolunda hüküm

kurulmuştur.

45. Tüm bu hususlar birlikte dikkate alındığında, Hazine adına

yapılan tespitin iptaline ilişkin davada Mahkemece delillerin

değerlendirilmesinde ve yorumlanmasında açık ve bariz bir takdir hatasının

bulunmadığı ve yargılama sonucunda ihtilaf konusu taşınmazların orman içi

açıklık vasfını haiz olduğu yolunda ulaşılan kanaatin keyfîlik

içermediği sonucuna ulaşılmaktadır. Mahkemenin söz konusu taşınmazın orman içi

açıklık olduğu yolundaki kabulünün aksini düşünmeyi gerektirecek başkaca bir

neden de bulunmamaktadır. Dolayısıyla orman içi açıklık vasfında olduğu tespit

edilen taşınmazlar üzerinde imar ve ihya yoluyla mülkiyet tesisi hukuken

olanaklı olmadığından ihyanın, başvurucuyu, bu taşınmazların maliki

olabilecekleri yolunda meşru bir beklentiye sevkettiği

sonucuna ulaşılması mümkün değildir.

46. Belirtilen çerçevede,

orman içi açıklık niteliğinde olduğu tespit edilen taşınmazlara zilyet olan

başvurucu, hiçbir zaman bu taşınmazlara malik olmadığı gibi, mülk edineceği

yolunda meşru bir beklentiye de sahip bulunmadığından olayda "mülk"ün varlığından söz edilemez.

47. Açıklanan nedenlerle, başvurucunun "mülk"ünün

bulunmadığı anlaşıldığından, başvurunun mülkiyet hakkının ihlal edildiği

iddiası yönünden incelenmeksizin “konu

bakımından yetkisizlik” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

B. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

48. Başvurucu, yargılamanın yaklaşık on yedi yıl sürmesi

nedeniyle makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri

sürmüşlerdir.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

49. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

50. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

yargılamanın süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihi olarak davanın

ikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu zaman icra

aşamasını da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği, yargılaması devam

eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkının

ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13,

2/7/2013, §§ 50, 52).

51. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

yargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanın

karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Güher Ergun ve diğerleri, §§ 41-45).

52. Anılan ilkeler doğrultusunda Anayasa Mahkemesinin benzer

başvurularda verdiği kararlar dikkate alındığında somut olayda on altı yıl iki

ay devam eden yargılama süresinin makul olmadığı sonucuna varmak gerekir.

53. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

54. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya

da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir. …

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali

ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya

ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan

hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava

açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

55. Başvurucu, tazminat talebinde bulunmamıştır.

56. Başvuruda makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği

sonucuna varılmıştır.

57. Başvurucu tazminat talebinde bulunmadığından tazminata

hükmedilmesine gerek görülmemiştir.

58. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın konu bakımından yetkisizlik nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

D. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

E. Kararın bir örneğinin bilgi için Zara Kadastro Mahkemesine

(E.2012/13) GÖNDERİLMESİNE,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

6/4/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Nuri

NECİPOĞLU

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Ayhan KILIÇ

Başvurucu

:

Hasan ÇOŞKUN

Vekili

:

Av. Emin

ERGÜT

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/2765, 6 Nisan 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. Olursa Olsun Orman İçi Açıklıkların Kazanılamayacagı İlkesini İçermektedir Ve
  9. B. Uluslararası Hukuk
  10. B. No:33202/96, 5/1/2000, §100; Eski
  11. V. İnceleme Ve Gerekçe
  12. A. Mülkiyet Hakkının
  13. B. Makul Sürede
  14. C. 6216 Sayılı Kanun'un
  15. D. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  16. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  17. Necipoğlu
  18. Gökcan
  19. Hakyemez
  20. Ergüt
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/2765
Tarih
6 Nisan 2017

İlgili Kararlar

  • Asım Açıkel Başvurusu (B. No: 2014/2269)
  • Hüseyin Akbulut ve Yusuf Akbulut Başvurusu (B. No: 2014/7643)
  • Arif Engin Konuk Başvurusu (B. No: 2014/8269)
  • Yavuz Çorum Başvurusu (B. No: 2014/1334)
  • Culligan Trc Arıtım Teknolojileri San. ve Tic. A. Ş. Başvurusu (B. No: 2014/3091)
  • İzzettin Deli Başvurusu (B. No: 2014/16240)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.