İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Hasan Güngör Başvurusu (B. No: 2015/1554)

1. Başvuru, bir siyasi partinin ilçe binasında açlık grevi

Başvuru No2015/1554Tarih25 Aralık 2018Okuma20 dk · 4.028 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Hasan Güngör Başvurusu (2)

Karar tarihi
25 Aralık 2018
Başvuru Numarası
2015/1554
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.028 kelime·20 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, bir siyasi partinin ilçe binasında açlık grevi

yapanların ziyaret edildiği gerekçesiyle disiplin cezası verilmesinin ifade

özgürlüğünü ihlal ettiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 19/1/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucu 1971 doğumlu olup olay tarihinde Diyarbakır'da

Merkez Celal Güzelses İlköğretim Okulunda sınıf

öğretmeni olarak görev yapmaktadır. Aynı zamanda Eğitim ve Bilim Emekçileri

Sendikası (Eğitim-Sen/Sendika) Diyarbakır Yönetim Kurulu üyesi ve Şube

sekreteri olarak sendikal faaliyet yürütmektedir.

10. Olay tarihinde, (Kapatılan) Demokratik Toplum Partisinin

(DTP) Diyarbakır Merkez ilçe binasında ceza infaz kurumundaki koşullara dikkat

çekmek amacı ile grev yapılmaktadır. Başvurucu 16/5/2007 tarihinde açlık grevi

yapanları ziyaret etmiştir. Başvurucu hakkında DTP'nin

binasında açlık grevinde bulunanları ziyaret ettiği gerekçesiyle 14/7/1965

tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin D bendinin

(o) alt bendi (bkz. § 18) uyarınca 20/11/2007 tarihinde bir yıl süre ile kademe

ilerlemesinin durdurulması disiplin cezası verilmiştir. Başvurucu hakkındaki

muhakkik raporunda yer alan tespitlerin bir kısmı şöyledir:

"...İlimiz Emniyet Müdürlüğünün ...

yazılarında; İlimiz Merkezinde faaliyet gösteren 'Tutuklu Hükümlü Aileleri

Demokratik Hukuk ve Dayanışma Derneği (TUHAD-DER) tarafından İmralı'da tutuklu

bulunan PKK/KONGRAGEL terör örgütü elebaşısı Abdullah

Öcalan'ın sağlık durumuna dikkat çekmek amacıyla 16/7/2007 günün saat 08.00

sularında İlimiz Celal Güzelses İlköğretim Okulunda

sınıf öğretmeni olarak görev yapan [başvurucunun] DTP Merkez ilçe binasına

gelerek açlık grevine katılan kişileri ziyaret ettiği belirtilerek

[başvurucunun] DTP Merkez ilçe binasına gittiğine ilişkin iddia resim ve CD

kaydıyla desteklenmiştir.

[Başvurucu]

ise ifadesinde; DTP Merkez ilçe binasına yaptıkları ziyaretin DTP ve PKK terör

örgütü elebaşısı Abdullah Öcalan'ı desteklemek

amacıyla yapılmadığını belirterek Diyarbakır Demokrasi Platformu bileşeni

olarak Eğitim-Sen adına katıldığını belirtmiş ise de, söz konusu ziyaretin bir

siyasi parti binasında olması ve devlet memuru olan [başvurucunun] DTP

Diyarbakır merkez ilçe binasında açlık grevinde bulunanları ziyaret etmesi

fiilinin, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 7. maddesinde belirtilen

'Devlet memurları ...herhangi bir siyasi parti... yararına davranışta

bulunamazlar' hükmüne aykırı hareket ettiği anlaşılmaktadır.

Bu duruma göre [başvurucunun] DTP...binasına

gittiği iddiasının sübuta erdiği ve sübuta eren bu fiiilin

657 sayılı Kanunun...maddesi uyarınca 'herhangi bir siyasi parti yararına veya

zararına fiilen faaliyette bulunmak' kapsamında olduğundan, '1 yıl kademe

ilerlemesinin durdurulması' cezası ile cezalandırılmasının uygun

olacağı..."

11. Başvurucu anılan işlemin iptali ve uğradığı zararın tazmini

talebiyle Diyarbakır İdare Mahkemesinde (Mahkeme) iptal davası açmıştır.

Mahkeme 12/6/2009 tarihinde davayı reddetmiştir.

12. Mahkeme;

i. Kararının

gerekçesinde 657 sayılı Kanun'un

memurların siyasi faaliyette bulunması ve öngörülen yaptırıma ilişkin 7. ve

125. maddesinin D bendinin (o) alt bendine atıfta bulunmuştur. Yine 25/6/2001

tarihli ve 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu'nun "Sendika ve Konfederasyonların Yetki ve

Faaliyetleri" başlıklı 19. maddesine değinen Mahkeme 16/5/2007

tarihinde Diyarbakır Merkez ilçesinde bulunan DTP binasında ceza infaz

kurumundaki koşullara dikkat çekmek amacı ile grev yapıldığını, bu grevin bir

parti binasında yapılması karşısında grevin bir parti eylemi olduğunun kabulü

gerekeceğini, çeşitli sivil toplum kuruluşlarının ve başvurucunun yöneticisi

olduğu Sendikanın da grevi yapan kişileri ziyaret etmelerinin anılan grevi

destekledikleri anlamına geleceğini belirtmiştir.

ii. Bu şekilde ziyaret yapanların bir parti faaliyetini desteklediklerinin

açık olduğunu, bu durumun parti yararına faaliyet niteliği taşıdığını,

başvurucu tarafından da bahsi geçen ziyaret gerçekleştirilmekle greve ve

dolayısıyla parti faaliyetine destek verildiğini ifade etmiştir.

iii. Her ne kadar başvurucu, Sendikayı temsilen ziyarete

katıldığını ileri sürse de 4688 sayılı Kanun'un 19. maddesine göre sendikanın

faaliyetlerinin ancak kamu görevlilerini ilgilendiren meselelerle sınırlı

olduğuna ve yapılan ziyaretin ise kamu görevlileri ile ilgili bir yanının bulunmadığına

dikkat çekmiştir.

iv. Bu durumda başvurucunun DTP binasında grev yapanları ziyaret

ederek fiilen bu Parti yararına faaliyette bulunduğunu ve bu suretle 657 sayılı

Kanun'un yukarıda anılan maddesinde belirtilen fiilin faili olduğunu belirterek

disiplin cezasına ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığına karar

vermiştir.

v. Başvurucunun

işlem nedeni ile yoksun kaldığını öne sürdüğü parasal hakların tazmini

istemini, dava konusu işlemin hukuka uygunluğunun ortaya konulmuş olması

nedeniyle reddetmiştir.

13.Başvurucu kararı temyiz etmiştir. Danıştay 2/4/2013 tarihinde

kararı onamıştır. Başvurucunun karar düzeltme talebi de 7/11/2014 tarihinde Danıştayca reddedilmiştir. Ret kararı başvurucuya

19/12/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir.

14. Başvurucu 19/1/2015 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

15. Başvurucu hakkında mevcut başvuruya konu soruşturma dışında

iki ayrı disiplin soruşturması daha yürütülmüştür. Bu soruşturmaların konusu

21/4/2007 tarihinde DTP'nin Belediye Konukevi önünde

düzenlediği basın açıklamasına katılma ve 15/6/2007 tarihinde yine DTP'nin Sur Belediye Başkanı ve Meclis üyelerinin bir

parkta düzenlediği basın açıklamasına katılma eylemleridir. Başvurucu 21/4/2007

tarihli olay nedeniyle bir yıl süre ile kademe ilerlemesinin durdurulması

disiplin cezası almıştır. Bu cezaya ilişkin olarak başvurucu, Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuru yapmış olup 24/2/2016 tarihinde Anayasa Mahkemesi

ifade özgürlüğünün ihlal edilmesi nedeniyle yeniden yargılama yapılması yönünde

karar vermiştir (Hasan Güngör, B.

No: 2013/6152, 24/2/2016). Başvurucu 15/6/2007 tarihli olay nedeniyle fiilin

tekerrür etmesinden dolayı Millî Eğitim Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun

16/4/2008 tarihli kararıyla memuriyetten ihraç edilmiştir.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

16. Anayasa'nın 68. maddesinin 5. fıkrası şöyledir:

"Hâkimler ve savcılar, Sayıştay dahil

yüksek yargı organları mensupları, kamu kurum ve kuruluşlarının memur

statüsündeki görevlileri, yaptıkları hizmet bakımından işçi niteliği taşımayan

diğer kamu görevlileri, Silahlı Kuvvetler mensupları ile yükseköğretim öncesi

öğrencileri siyasî partilere üye olamazlar."

17. 657 sayılı Kanun’un 7. maddesi şöyledir:

"Devlet memurları siyasi partiye üye

olamazlar, herhangi bir siyasi parti, kişi veya zümrenin yararını veya zararını

hedef tutan bir davranışta bulunamazlar; görevlerini yerine getirirlerken dil,

ırk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep gibi ayırım

yapamazlar; hiçbir şekilde siyasi ve ideolojik amaçlı beyanda ve eylemde

bulunamazlar ve bu eylemlere katılamazlar.

Devlet memurları her durumda Devletin

menfaatlerini korumak mecburiyetindedirler. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına ve

kanunlarına aykırı olan, memleketin bağımsızlığını ve bütünlüğünü bozan Türkiye Cumhuriyetinin güvenliğini tehlikeye düşüren

herhangi bir faaliyette bulunamazlar. Aynı nitelikte faaliyet gösteren herhangi

bir harekete, gruplaşmaya, teşekküle veya derneğe katılamazlar, bunlara yardım

edemezler."

18. Anılan Kanun'un 125. maddesinin D bendinin (o) alt bendi

şöyledir:

“Devlet

memurlarına verilecek disiplin cezaları ile her bir disiplin cezasını

gerektiren fiil ve haller şunlardır:

D - Kademe ilerlemesinin durdurulması : Fiilin ağırlık derecesine göre

memurun, bulunduğu kademede ilerlemesinin 1 - 3 yıl durdurulmasıdır.

Kademe ilerlemesinin durdurulması cezasını

gerektiren fiil ve haller şunlardır:

...

o) Herhangi bir siyasi parti yararına veya

zararına fiilen faaliyette bulunmak.”

19. Aynı Kanun'un 125. maddesinin E bendinin (a), (b), (c) ve

(ı) alt bentleri şöyledir:

" E - Devlet

memurluğundan çıkarma : Bir daha Devlet memurluğuna atanmamak üzere memurluktan

çıkarmaktır.

Devlet memurluğundan çıkarma cezasını

gerektiren fiil ve haller şunlardır:

a)İdeolojik veya siyasi amaçlarla kurumların huzur, sükun ve çalışma düzenini

bozmak, boykot, işgal, kamu hizmetlerinin yürütülmesini engelleme , işi

yavaşlatma ve grev gibi eylemlere katılmak veya bu amaçlarla toplu olarak

göreve gelmemek, bunları tahrik ve teşvik etmek veya yardımda bulunmak,

b) Yasaklanmış her türlü yayını veya siyasi

veya ideolojik amaçlı bildiri, afiş, pankart, bant ve benzerlerini basmak,

çoğaltmak, dağıtmak veya bunları kurumların herhangi bir yerine asmak veya

teşhir etmek,

c) Siyasi partiye girmek,

...

ı) Siyasi ve ideolojik eylemlerden arananları

görev mahallinde gizlemek,"

B. Uluslararası Hukuk

20. AİHM'in Kara/Türkiye (B. No: 22766/04, 30/6/2009) kararı şu şekilde

özetlenebilir:

i. Başvurucu, Anadolu Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Yardımlaşma

Derneğinin (TAYAD) başkanıdır. Derneğin Yönetim Kurulu 29/11/2000 tarihinde F

tipi ceza infaz kurumuna nakledilmelerini protesto etmek üzere o dönemde açlık

grevi başlatan tutukluları desteklemek amacıyla 1/12/2000 tarihinden itibaren

üyelerinin de belirli olmayan bir süre için açlık grevine başlamalarına karar

vermiştir. 2/12/2000 tarihinde Dernek bir broşür dağıtmıştır. Ceza infaz

kurumlarında yapılan açlık grevlerini desteklemek amacıyla dışarıda başlatılan

açlık grevi nedeniyle başvurucu hakkında açlık grevi organize etmek ve broşür

dağıtmak suçlarından 6 ay hapis cezasına hükmedilmiş ve bu ceza 547.560.000 TL

(günümüzdeki nominal karşılığı yaklaşık 547 TL) para cezasına çevrilmiştir.

ii. Başvurucunun TAYAD

üyesi olduğunu hatırlatan AİHM, olayın meydana geldiği dönemde yeni ceza infaz

kurumu rejiminde koğuş yerine bir ila üç kişilik yaşam birimleri öngören F tipi

ceza infaz kurumu kurulmasını protesto etmek amacıyla tutukluların açlık

grevleri başlattığını belirtmiştir. AİHM, başvurucu ve diğer TAYAD üyelerinin

bu iki tip eylemi uygulamaya koyarak sadece ceza infaz kurumlarında başlatılan

açlık grevleri ve F tipi ceza infaz kurumlarının kendi deyimleriyle içler acısı

durumdaki tutukluk koşulları hakkında kamuoyunun duyarlılığını artırmayı

amaçladıklarını ifade etmiştir. AİHM'e göre başvurucu

somut olayda başkalarını açlık grevi yapmaya veya şiddet uygulamaya ya da

silahlı direnişe ve ayaklanmaya teşvik etmemiş, sadece aralarında yakın

akrabasının da bulunduğu tutuklularla dayanışma içinde yapılan bu eylemler

vasıtasıyla Türk toplumunun gündeminde olan bir konu üzerinde kamuoyunun

duyarlılığını artırmak istemiştir.

iii. Sonuç olarak AİHM,

demokratik bir toplumda ifade özgürlüğünün çok önemli bir yeri olmasına da

vurgu yaparak verilen cezanın demokratik toplumda gerekli olmadığını belirtmiş

ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 10. maddesinin ihlal edildiğine

karar vermiştir.

21. Devlet memurları söz konusu olduğunda görüşlerin dengeli ve

siyaseten yansız olarak açıklanıp açıklanmadığı, kişisel tavırlar sergilenip

sergilenmediği ve tarafsızlıklarının güvence altında olup olmadığı ifade

özgürlüğü incelemesinde değerlendirmeye alınır. Bu bağlamda AİHM

uygulamalarında memurun bulunduğu konum ile görev yaptığı alanla ilgili olarak

ödev ve sorumluluk derecesini belirlemede ulusal makamlara bir takdir marjı

tanınmaktadır (İsmail Sezer/Türkiye,

B. No: 36807/07, 24/3/2015, § 28; Ahmed ve

diğerleri/Birleşik Krallık, B. No: 22954/93, 2/9/1998, §§ 53, 54; Vogt/Almanya [BD], B. No: 17851/91, 26/9/1995,

§§ 51-53; Otto/Almanya (k.k.),

B. No: 27574/02, 24/11/2005).

22. Devletin kamu hizmetinde çalışan memurlarına bir bağlılık

görevi getirmesi, ödev ve sorumluluklar yüklemesi memurların statüleri gereği

meşru kabul edilebilir bir durumdur. Fakat devlet memurlarının da birey olduğu,

siyasi görüş sahibi olma, ülke sorunlarıyla ilgilenme, tercih yapma gibi sosyal

yönlere sahip olduğu ve bu nitelikleriyle AİHS’in 10.

ve 11. maddelerinden yararlanma haklarının bulunduğu şüpheden uzaktır (İsmail Sezer/Türkiye, § 52; Vogt/Almanya, § 53).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

23. Mahkemenin 25/12/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

24. Başvurucu, bir siyasi partinin binasında açlık grevi

yapanları ziyaret etmesinin memurlar için öngörülen siyasi parti yararına

faaliyet yasağı kapsamında değerlendirilmesinin düşünce ve ifade özgürlüklerini

ihlal ettiğini ileri sürmüştür. Başvurucuya göre söz konusu yasağın amacı

devlet memurlarının kimliklerinden yararlanarak ve bu kimlikleri sebebiyle

sahip oldukları olanakları bir siyasi partinin yararına ya da zararına

kullanmalarını önlemektir. Başvurucu; ülke sorunlarını gözleme, izleme ve buna

ilişkin getirilen çözümleri takip etmenin her vatandaş gibi memurların da hakkı

olduğunu ifade etmiştir.

25. Başvurucu; siyasi düşüncesi nedeniyle böyle bir yaptırıma

uğradığını, aynı konumdaki devlet memurlarının başka siyasi parti toplantı ve

mitinglerine katıldığı bilindiği hâlde haklarında işlem yapılmadığını

belirterek belli siyasi görüşlere yakınlık nedeniyle temel haklarının

sınırlanmasının ayrımcılık yasağını ihlal ettiğini iddia etmiştir.

26. Bakanlık görüşünde; AİHM ve Anayasa Mahkemesi kararlarına

yer verilerek kamu görevlilerinin ifade özgürlüğünün söz konusu olması

durumunda ulusal makamların belli bir takdir alanına sahip olduğu, devlet

memurlarının sadakat ve ihtiyat görevinin özel bir önemi olduğu belirtilmiştir.

Anılan görüşte, kamu hizmetini ifa eden kişilerin ayrımcılık yapmayacak şekilde

tarafsız görünmesinin önemine dikkat çekilmiştir. Bu nedenle kamu

görevlilerinin konumları gereği daha dikkatli davranmaları ve AİHS'in 10. maddesinin ikinci paragrafında belirtilengörev ve sorumluluklarının bilincinde olmaları

gerektiği ifade edilmiştir. Bakanlık görüş yazısında; başvurucunun disiplin

cezasına konu olan eyleminin sadece parti binasını ziyaret etmesinden ibaret

olmadığı, bu eyleminin İmralı'da bulunan PKK/KONGRA-GEL terör örgütü elebaşının

sağlık durumuna dikkat çekmek amacıyla gerçekleştirildiği, başvurucunun orada

bulunmak suretiyle bu siyasi eyleme destek verdiği görüşüne yer verilmiştir.

27. Bakanlık, başvurucunun bir siyasi parti binasında açlık

grevi yapanları ziyaret ederek kanunlar tarafından kendisine yüklenen tarafsız

bir görünüm sergileme yükümlülüğüne aykırı hareket ettiğini belirtmiştir. Yine

Bakanlıkça başvurucunun sınıf öğretmeni olması nedeniyle ilköğretim

öğrencilerinin kişiliklerinin belirlenmesinde etkisinin oldukça fazla olduğuna

ve ziyaret ettiği siyasi partinin terör örgütüyle bağlantıları

değerlendirilerek devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne aykırı

nitelikteki fiillerin işlendiği bir odak hâline geldiği gerekçesiyle 2009

yılında Anayasa Mahkemesi kararıyla kapatıldığına işaret edilmiştir.

28. Bakanlık tarafından başvurucunun daha önce de benzer

eylemleri nedeniyle disiplin cezası aldığı, eylemlerinin anlık eylemlerden

ziyade süreklilik arz ettiği belirtilmiştir. Başvurucunun daha önce de DTP'nin basın açıklamasına katılması nedeniyle aldığı

kademe ilerlemesinin durdurulması cezasına ilişkin olarak her ne kadar Anayasa

Mahkemesi ihlal kararı vermiş ise de bu başvuruda ifade özgürlüğüne yapılan

müdahalenin acil bir sosyal ihtiyaçtan kaynaklandığı ve demokratik toplumda

gerekli olduğu ifade edilmiştir.

B. Değerlendirme

29. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun ayrımcılık yasağının ihlaline

ilişkin iddialarının başka bir haktan bağımsız ve soyut biçimde ileri sürülmesi

mümkün olmadığından bir bütün olarak ifade özgürlüğü kapsamında incelenmesi

gerektiği değerlendirilmiştir (Hasan Güngör,

§§ 20, 21) .

30. Anayasa’nın “Düşünceyi

açıklama ve yayma hürriyeti” kenar başlıklı 26. maddesi şöyledir:

"Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz,

yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma

hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya

fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar...

Bu hürriyetlerin kullanılması, ...kamu

düzeninin, ... korunması ... amaçlarıyla sınırlanabilir.

…

Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin

kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir."

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

31. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan ifade

özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Müdahalenin Varlığı

32. Başvurucu hakkında bir siyasi parti binasında açlık grevi

yapanları ziyaret ettiği gerekçesiyle 1 yıl süreyle kademe ilerlemesinin

durdurulması cezası uygulanmıştır. Söz konusu disiplin cezası ile başvurucunun

ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahale yapılmıştır.

b. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

33. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa’nın 26. maddesinin

ihlalini teşkil edecektir. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:

“Temel hak ve hürriyetler, ... yalnızca Anayasanın

ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla

sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... demokratik toplum düzeninin ...

gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”

34. Bu sebeple müdahalenin, Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen

ve somut başvuruya uygun düşen kanunlar tarafından öngörülme, Anayasa’nın

ilgili maddesinde belirtilen nedenlere dayanma vedemokratik

toplum düzeninin gereklerine uygunluk koşullarını sağlayıp sağlamadığının

belirlenmesi gerekir.

i. Kanunilik

35. 657 sayılı Kanun’un 125. maddesinin kanunla sınırlama ölçütünü karşıladığı

sonucuna varılmıştır.

ii. Meşru Amaç

36. Müdahalenin kamu düzeninin

korunmasına yönelik önlemlerin bir parçası olduğu ve meşru bir amaç

taşıdığı sonucuna varılmıştır.

iii. Demokratik Toplum

Düzeninin Gereklerine Uygunluk

(1) Genel

İlkeler

(a) Demokratik

Toplumda İfade Özgürlüğünün Önemi

37. Anayasa Mahkemesi ifade özgürlüğü bağlamında

"demokratik toplum düzeninin gerekleri" ifadesinden ne anlaşılması

gerektiğini daha önce pek çok kez açıklamıştır. İfade özgürlüğü, kişinin haber

ve bilgilere, başkalarının fikirlerine serbestçe ulaşabilmesi, düşünce ve

kanaatlerinden dolayı kınanamaması ve bunları tek başına veya başkalarıyla

birlikte çeşitli yollarla serbestçe ifade edebilmesi, anlatabilmesi,

savunabilmesi, başkalarına aktarabilmesi ve yayabilmesi anlamına gelir.

Çoğunluğa muhalif olanlar da dâhil olmak üzere düşüncelerin her türlü araçla

açıklanması, açıklanan düşünceye paydaş sağlanması, düşünceyi gerçekleştirme ve

gerçekleştirme konusunda başkalarını ikna etme çabaları ve bu çabaların hoş

görüyle karşılanması çoğulcu demokratik düzenin gereklerindendir. Dolayısıyla

toplumsal ve siyasal çoğulculuğu sağlamak, her türlü düşüncenin barışçıl bir

şekilde ve serbestçe ifadesine bağlıdır. Bu itibarla düşünceyi açıklama ve

yayma özgürlüğü demokrasinin işleyişi için yaşamsal önemdedir (Bekir Coşkun [GK], B. No: 2014/12151,

4/6/2015, §§ 33-35; Mehmet Ali Aydın [GK],

B. No: 2013/9343, 4/6/2015, §§ 42-43; Tansel

Çölaşan, B. No: 2014/6128, 7/7/2015, §§ 35-38).

(b) Müdahalenin

Demokratik Toplum Düzeninin Gereklerine Uygun Olması

38. Temel hak ve özgürlüklere yönelik bir müdahalenin demokratik

toplum düzeninin gereklerine uygun

kabul edilebilmesi için zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı

bir müdahale olması gerekir. Açıktır ki bu başlık altındaki değerlendirme, sınırlamanın

amacı ile bu amacı gerçekleştirmek üzere başvurulan araç arasındaki ilişki

üzerinde temellenen ölçülülük ilkesinden bağımsız yapılamaz. Çünkü Anayasa’nın

13. maddesinde "demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı

olmama" ve "ölçülülük ilkesine aykırı olmama" biçiminde iki ayrı

kritere yer verilmiş olmakla birlikte bu iki kriter bir bütünün parçaları olup

aralarında sıkı bir ilişki vardır (Bekir

Coşkun, §§ 53-55; Mehmet Ali

Aydın, §§ 70-72; AYM, E.2018/69, K.2018/47, 3/5/2018, § 15; AYM,

E.2017/130, K.2017/165, 29/11/2017, § 18).

39. İfade özgürlüğü üzerindeki sınırlamanın demokratik bir

toplumda zorlayıcı bir toplumsal ihtiyacın karşılanması amacına yönelik ve

istisnai nitelikte olması gerekir. Müdahaleyi oluşturan tedbirin zorunlu bir

toplumsal ihtiyacı karşıladığının kabul edilebilmesi için amaca ulaşmaya

elverişli olması, başvurulabilecek en son çare ve alınabilecek en hafif önlem

olarak kendisini göstermesi gerekmektedir. Amaca ulaşmaya yardımcı olmayan veya

ulaşılmak istenen amaca nazaran bariz bir biçimde ağır olan bir müdahalenin

zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığı söylenemeyecektir (bazı

farklılıklarla birlikte bkz. Bekir Coşkun,

§ 51; Mehmet Ali Aydın, § 68; Tansel Çölaşan, § 51).

40. Anayasa Mahkemesinin bir görevi de bireylerin fikirlerini

ifade özgürlüğü yoluyla ifade etme hakları ile Anayasa'nın 26. maddesinin

ikinci fıkrasında belirtilen meşru amaçlar arasında adil bir dengenin sağlanıp

sağlanamadığını denetlemektir. Meşru amaçların bir olayda varlığının hakkı

ortadan kaldırmadığı vurgulanmalıdır. Önemli olan bu meşru amaçla hak arasında

olayın şartları içinde bir denge kurmaktır ( bkz. Bekir Coşkun, § 44, 47, 48; Hakan Yiğit, B. No: 2015/3378, 5/7/2017,§§

58, 61, 66).

41. Orantılılık ise sınırlamayla ulaşılmak istenen amaç ile

başvurulan sınırlama tedbiri arasında aşırı bir dengesizlik bulunmamasına

işaret etmektedir. Diğer bir ifadeyle orantılılık, bireyin hakkı ile kamunun

menfaatleri veya müdahalenin amacı başkalarının haklarını korumak ise diğer

bireylerin hak ve menfaatleri arasında adil bir dengenin kurulmasına işaret

etmektedir. Dengeleme sonucu müdahalede bulunulan hakkın sahibine terazinin

diğer kefesinde bulunan kamu menfaati veya diğer bireylerin menfaatine nazaran

açıkça orantısız bir külfet yüklendiğinin tespiti halinde orantılılık ilkesi

yönünden bir sorunun varlığından söz edilebilir. Kamu gücünü kullanan

organların düşüncelerin açıklanmasına ve yayılmasına müdahale ederken ifade

özgürlüğünün kullanılmasından kaynaklanan yarardan daha ağır basan korunması gereken

bir menfaatin ve kişiye yüklenen külfeti dengeleyici mekanizmaların varlığını

somut olgulara dayanarak göstermeleri gerekir (bazı farklılıklarla birlikte

bkz. Bekir Coşkun, §§ 57; Tansel Çölaşan, §§

46, 49, 50; Hakan Yiğit, §§ 59,

68).

42. Buna göre, ifade özgürlüğüne yapılan bir müdahale, zorunlu

bir toplumsal ihtiyacı karşılamıyorsa ya da zorunlu bir toplumsal ihtiyacı

karşılamakla birlikte orantılı değilse, demokratik toplum düzeninin gereklerine

uygun bir müdahale olarak değerlendirilemez.

43. Anayasa Mahkemesi müdahalenin demokratik bir toplum

düzeninin gereklerine uygun olup olmadığını olayların bütününe ve her olayın

kendine has özelliklerine göre takdir edecektir. Bu bağlamda idare ve derece

mahkemelerince müdahalenin gerekçelerinin ilgili ve yeterli surette ortaya

konulup konulmadığı değerlendirilecektir.

(2) İlkelerin

Olaya Uygulanması

44. Anayasa Mahkemesi önündeki mesele, öğretmen ve sendika

yöneticisi olan başvurucuya bir partinin binasında açlık grevi yapanları

ziyaret etmesi nedeniyle disiplin cezası verilmesinin demokratik toplumda

gereklerine uygun olup olmadığıdır.

45. Somut olayda başvurucu; Sendikayı temsilen yöneticilik

görevinin gereği olarak bu ziyarette bulunduğunu, ziyaretin amacının bir parti

eylemine katılmak olmadığını, herhangi bir slogan atmadığını ve pankart

açmadığını ifade etmiştir. İlk derece mahkemesi, başvurucunun açlık grevlerine

yaptığı ziyaret dışında başka bir eylemini tespit etmemiş ve ziyaretin sendikal

faaliyetlerle ilgili olmadığını ifade etmiştir.

46. Anayasa’nın 26. maddesinin birinci fıkrası, ifade

özgürlüğüne içerik bakımından bir sınırlama getirmemiştir. İfade özgürlüğü

siyasi, sanatsal, akademik veya ticari düşünce ve kanaat açıklamaları gibi her

türlü ifadeyi kapsamına almaktadır (Ergün

Poyraz (2) [GK], B: No: 2013/8503, 27/10/2015, § 37; Önder Balıkçı, B. No: 2014/6009,

15/2/2017, § 40; Kemal Kılıçdaroğlu,

B. No: 2014/1577, 25/10/2017 § 52). Bu itibarla açlık grevi yapmak (Mehmet Ayata, B. No: 2013/2920, 7/7/2015, § 24) bir çeşit ifade yöntemi

olduğu gibi açlık grevi yapanları ziyaret etmenin de benzer şekilde ifadenin

bir türü olduğu kabul edilmelidir.

47. İfade özgürlüğü genel çerçevesinde siyasi partilerin hedefi;

fikirleri ve bunları topluma ulaştırma özgürlüğünü korumak, bireylerin seçme ve

tercih yapma imkânına zemin hazırlamak, demokrasinin doğru şekilde işlemesini

sağlamak ve çoğulculuk, açık fikirlilik ve hoşgörü gibi kavramların içi boş

kavramların ötesine geçmesine yardım etmek olduğundan demokrasinin vazgeçilmez

araçları olarak kabul edilir. Bu bağlamda siyasi partilerin veya diğer

toplumsal örgütlenmelerin kamuyu ilgilendiren sorunlarla ilgili gösteri,

yürüyüş veya basın açıklaması yapması veya daha farklı barışçıl yöntemlerle

sesini duyurmaya çalışması ve farkındalık oluşturarak çoğunluğun dikkatini

çekmesi bu özgürlük kapsamında beklenen bir sonuçtur (Hasan Güngör, § 45).

48. Anayasa’nın 26. maddesinin asıl işlevi herkesin ifade

özgürlüğünü korumaktır. Dolayısıyla devlet memurları da toplumun diğer bütün

bireyleri gibi ifade özgürlüğünden yararlanır (Hasan

Güngör, § 15) . Memuriyet güvenceli bir

şekilde asli ve sürekli olarak ifa edilen bir kamu hizmeti olup sade

vatandaşlara göre daha fazla kısıtlama içermektedir. Devletmemurlarının

bulunduğu konum, görev yaptığı alanla ilgili olarak ödev ve sorumluluk

derecesini belirlemede devletin takdir marjı geniş olmakla birlikte

özgürlükleri sınırlama niteliği taşıyan müdahalelerin de bir sınırının olduğu

da unutulmamalıdır (Hasan Güngör,

§ 48).Aynı zamanda memur statüsüne sahip olan

başvurucu için de temel kısıtlamalardan biri siyaset yapma yasağıdır. Bu

yasağın kapsamı ve çerçevesi Anayasa ve kanunlarda belirlenmiştir (bkz. §§

16-19).

49. Bu çerçevede, siyasi partiye üye olmak açıkça memurların

siyaset yasağı kapsamında kalmaktadır. Bununla birlikte mevcut siyasi

oluşumların yararına ya da zararına faaliyet yapıldığı veya dinî, felsefi,

mezhepsel görüşlerini, cinsiyet ayrımcılığı gibi ayrımcılıkları kamu hizmetine yanısıtır şekilde hizmeti yerine getirildiği iddialarının memurların

siyaset yasağının kapsamında kaldığını söylemek her zaman kolay değildir. Bu

nedenle siyasi parti üyeliği dışında memurların kamu hizmetini yerine

getirirken uygulamaları ve faaliyetlerinin siyaset yasağı kapsamına girip

girmediğinin her olayın kendi şartları içinde titizlikle incelenmesi ve

müdahale konusu eylemin bir siyasi parti yararına olduğunun makul gerekçelerle

ortaya konulması gereklidir. Zira çoğulculuk, hoşgörü ve açık fikirlilik

demokrasinin temelleri olup düşünce ve ifade özgürlüğünü sınırlayan

müdahalelerin dar yorumlanması zorunludur.

50. Başvurucunun Anayasa Mahkemesine yaptığı daha önceki bir

bireysel başvuru üzerine verilen kararda benzer iddialar değerlendirilmiş olup

başvurucunun bir devlet okulunda sınıf öğretmeni ve aynı zamanda sendika

temsilcisi olduğu gözönüne alındığında devlet

memurlarının ifade özgürlüğü kapsamında düşünceyi açıklama özgürlüğünden

bütünüyle mahrum bırakılamayacaklarını dikkate almak gerektiği belirtilmiştir.

Aynı kararda demokratik bir toplumda gerekliliği tartışılmaz olan durumlarda

ordu, emniyet veya başka bazı alanlarda siyasi ve toplumsal faaliyetlere

sınırlamalar getirilmesi mümkün olduğu ifade edilerek başvurucunun bu türden

sınırlamalara tabi tutulmasını gerektiren veya başka güvenlik tehdidi oluşturan

bir görevde bulunmadığı, görevinde tarafsızlığını ihlal edici tavır ve

eylemlerinin bulunduğuna ilişkin olarak okul idaresinden yakınmalar olmadığı

belirtilmiştir. Yine söz konusu kararda; başvuruya verilen disiplin cezasının

beş dereceli disiplin cezası sisteminde dördüncü dereceden ve nitelikli

sayılabilecek bir ceza olduğu, başvurucunun memuriyet görevinin sona ermesine doğrudan

sebep olmasa da tekerrür durumunda görevden atılmasına neden olabileceği ve

bireyin ifade özgürlüğünü engelleyecek niteliğe sahip olduğuna işaret edilerek

başvurucunun ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar verilmiştir (Hasan Güngör, §§ 51-55).

51. Eldeki başvuruda başvurucunun eylemi açlık grevi yapanları

ziyaret etmekten ibarettir. Başvurucunun ziyareti idarece bir siyasi parti

yararına faaliyet kapsamında değerlendirilmiştir. Ziyaretin bir siyasi parti

faaliyetine destek vermek veya katılmak olduğunun ve buna bağlı olarak disiplin

cezası uygulanmasının idarenin tutanaklarında ve mahkeme kararında makul

gerekçelerle gösterilmesi gereklidir. Zira serbest seçimlerin bulunduğu bir

ortamda bireyin gerek siyasi tercihlerini yapabilme amacının doğurduğu ihtiyacı

gerek siyasal ve toplumsal olaylarla ilgili bilgi edinme merakı ve

duyarlılığını gösterme talebi göz ardı edilmemelidir (Hasan Güngör, § 53). Somut olayda,

başvurucunun bir siyasi parti binasında açlık grevi yapanları ziyaret etmesi

eyleminin siyasi parti yararına bir faaliyet olarak kabul edildiği ve

gerekçenin bundan ibaret olduğu görülmektedir. Söz konusu ziyaret dışında

başvurucunun herhangi bir kınanabilir eylemi olduğu yönünde bir tespit

bulunmamaktadır.

52. Tüm bu unsurlar birlikte değerlendirildiğinde, ziyaretin

salt parti binasında gerçekleşmiş olmasının doğrudan bir siyasi parti yararına

kabul edilmesinin tek başına

başvurucunun ifade özgürlüğünün kısıtlanması için ilgili ve yeterli bir gerekçe

olduğu söylenemez.

53. Sonuç olarak mevcut başvuruda Anayasa'nın 26. maddesinde

güvence altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

54. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

55. Başvurucu, tazminat talebinde bulunmamıştır.

56. İfade özgürlüğünün ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

57. Başvurucunun ifade özgürlüğünün ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunduğundan kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere Diyarbakır

1. İdare Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

58. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harç ve 1.980

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.206.90 TL

yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade

özgürlüğünün İHLAL EDİLDİĞİNE,

SONUÇ / HÜKÜM

C. Kararın bir örneğinin ihlalin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Diyarbakır 1. İdare

Mahkemesine (E.2007/2376, K.2009/1113) GÖNDERİLMESİNE,

D. 226,90 TL harç ve 1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.206,90 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

25/12/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör : Yücel ARSLAN Başvurucu : Hasan GÜNGÖR Vekili : Av. Mehmet Yahya EKMEN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2015/1554, 25 Aralık 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. B. No: 36807/07, 24/3/2015, § 28; Ahmed ve
  10. V. İnceleme Ve Gerekçe
  11. A. Başvurucunun İddiaları
  12. B. Değerlendirme
  13. B. No: 2013/9343, 4/6/2015, §§ 42-43; Tansel
  14. VI. Hüküm
  15. A. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL
  16. B. Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade
  17. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve
  18. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  19. Gökcan
  20. Hakyemez
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2015/1554
Tarih
25 Aralık 2018

İlgili Kararlar

  • Tuncay Kaya Başvurusu (B. No: 2016/11377)
  • Fehmi Arı ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/13034)
  • Yasemin Bodur Başvurusu (B. No: 2017/29896)
  • Demirdöven Köyü Tüzel Kişiliği ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/14359)
  • Ahmet Öner ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/486)
  • Mirze Erbağan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/1072)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.