İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Hatice Foster Başvurusu (B. No: 2015/6774)

1. Başvuru, şüpheli ölüm olayı hakkındaki ceza soruşturmasının

Başvuru No2015/6774Tarih20 Mart 2019Okuma21 dk · 4.182 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Hatice Foster Başvurusu

Karar tarihi
20 Mart 2019
Başvuru Numarası
2015/6774
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.182 kelime·21 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, şüpheli ölüm olayı hakkındaki ceza soruşturmasının

etkili yürütülmemesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 15/4/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAYLAR VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi

(UYAP) aracılığıyla erişilen belgelere göre ilgili olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucu 2/2/2011 tarihinde vefat eden D.J.S.nin

annesidir.

10. 155 Polis İmdat Haber Merkezine 2/2/2011 günü saat 06.50

sıralarında, İstanbul'un Kadıköy ilçesinde bulunan bir adresteki şüpheli ölüm

olayı bildirilmiştir.

11. Olay yerine giden kolluk görevlileri, olay yerinde bulunan

sağlık görevlilerinden D.J.S.nin ölmüş olduğunu

öğrenmişlerdir.

12. Olaydan haberdar edilen Kadıköy Cumhuriyet Başsavcılığı

(Cumhuriyet Başsavcılığı) şüpheli ölüm hakkında derhâl soruşturma başlatmıştır.

13. Cumhuriyet savcısı olay yerinde incelemelerde bulunup kolluk

görevlilerine kriminal incelemeler konusunda

talimatlar vermiştir.

14. Olay Yeri İnceleme Biriminde (OYİB) görevli polis memurları,

olay yerini inceleyip olay yerinin krokisini çizmişlerdir. Ayrıca olay yerini

fotoğraflayıp kameraya almışlardır.

15. Olay yeri incelemesine ilişkin raporda; başka hususların

yanında cesedin yatağın üzerinde bulunduğu, ceset üzerindeki kot pantolonun

ıslak olduğu, cesedin sol kaşı üzerinde yaklaşık 1 cm genişliğinde, tam

belirgin olmayan bir ekimoz bulunduğu, yatak

üzerindeki kadın çantasında başka nesneler yanında içinde ilaçlar olan bir

poşet ile astım hastalarınca kullanılan bir ilacın (inhaler)

bulunduğu, yatak kenarında yerde bir adet kadın külotu olduğu ve olay yerinden

mukayeseye elverişli parmak izi elde edilemediği belirtilmiştir.

16. Olay yerinde bulunan ve delil olabileceği değerlendirilen

birçok giysi, sigara izmariti ile çeşitli eşya muhafaza altına alınmıştır.

17. Ölü muayenesi Cumhuriyet savcısının huzurunda bir hekimce

yapılmıştır. Ölü muayenesine ilişkin tutanakta, alnın solunda bulunan 0,5x1,5

cm boyutundaki sıyrık dışında travma bulgusu, delici ve kesici alet veya ateşli

silah yarası tespit edilemediği belirtilerek kesin ölüm nedeninin

belirlenebilmesi için otopsi işleminin gerektiği açıklanmıştır.

18. Kolluk görevlileri ölüm olayının meydana geldiği dairede

yaşayan H.K.A.nın ifadesini

almıştır. İfadesinde H.K.A., olay gecesi saat 00.30 sıralarında arkadaşları

İ.S., G.P. ve B.A. ile birlikte bir eğlence mekânına gittiklerini, ölenle

burada tanıştığını, bu yerden ölenle birlikte ayrıldığını, ölen ve arkadaşları

H.P. ve B.A. ile birlikte bir ticari taksiye bindiklerini, arkadaşlarını

evlerine bırakıp saat 04.00 sıralarında ölenle birlikte evine gittiklerini, bir

müddet oturduktan sonra ölenin boğazından hırıltılar gelmeye başladığını,

ölenin isteği üzerine kendisine bir miktar yiyecek verdiğini, ölenin bir iki

yudum içki içmesinden sonra yatak odasına geçtiklerini, ölenin boğazından

tekrar hırıltılar geldiğini, kendisine gelebileceği düşüncesiyle öleni banyoya

götürüp soğuk su ile yıkadığını, ölen kötüleşince evine yakın olan A...

Polikliniğine gittiğini, burada kimsenin olmadığını, anılan kliniğin güvenlik

görevlisinin yönlendirmesi ile İ... Vakfına ait polikliniğe gittiğini, burada

da kimseyi bulamadığını, saat 06.30 sıralarında ailecek üye oldukları, bireysel

ürünler satış ve pazarlamasını yapan bir şirketi arayıp cankurtaran istediğini

ve 10-15 dakika kadar sonra cankurtaranın geldiğini söylemiştir.

19. Soruşturma makamlarının şirket ile yaptıkları yazışmadan H.K.A.nın saat 06.30 sıralarında

şirketi aradığı, sağlık hizmeti bir başka firma tarafından verildiğinden

şirketin H.K.A. ile ilgili sağlık firması arasında yalnızca telefon bağlantısı

tesis ettiği öğrenilmiştir.

20. Kolluk görevlileri H.K.A.nın

ifadesinde bahsi geçen İ.S., G.P. ve B.A.nın,H.K.A.nın

oturduğu binanın yöneticisi E.N.A. ile aynı binada oturan N.I.Y.nın

ve ölenin eşi İ.Y.S.nin ifadelerini almıştır. İfade

tutanaklarına göre;

i. İ.S.nin olay hakkında herhangi bir

bilgisi bulunmamaktadır. Zira saat 02.00 sıralarında eğlence mekânından

ayrılmıştır.

ii.G.P. ve B.A., ölen ve H.K.A. ile

birlikte saat 03.00 sıralarında eğlence mekânından ayrılıp taksiye binmişlerdir

ancak evlerinin önünde taksiden inmişlerdir.

iii. E.N.A. ve N.I.Y. olay gecesi binada herhangi bir ses veya

gürültü duymamıştır.

iv. İ.Y.S., eşiyle en son 1/2/2011 günü saat 22.30'da telefonla

görüşmüştür.

21. 2/2/2011 tarihinde saat 23.00 sıralarında bir polis

merkezini telefonla arayan ve ismini M.G. olarak belirten kişi, 2/2/2011

tarihinde saat 05.30 sıralarında bir sosyal paylaşım sitesindeki bir sohbet

odasında B.Ç. isimli bir kişiyle yaptığı sohbetin yarıda kaldığını, bir süre

sonra D.J.S.nin anılan sosyal paylaşım sitesinde

mevcut hesabının bloke edildiğini ve kısa bir süre sonra da D.J.S.nin

öldüğünü, ayrıntılı bilgilere sosyal paylaşım sitesinde B.Ç. ismi arattırılarak

ulaşılabileceğini kolluk birimlerine ihbar etmiştir.

22. A... Polikliniğinin, Y... Ü... Polikliniğinin ve G... işletme adlı bir işyerinin güvenlik kamerası kayıtları

kolluk görevlilerince incelenmiştir. Söz konusu incelemeye ilişkin tutanaklara

göre;

i. Kamera saatine göre saat 06.00'da koşarak A... Polikliniğinin

kapısına gelen siyah giyimli bir kişi saat 06.01'de elinde telefonla koşarak

gitmiştir. Kamera saatine göre 06.12'de A... Polikliniğinin kapısına gelen gri

giyimli bir kişi saat 06.13'te Polikliniğinin arka kapısından içeri bakmış,

saat 06.14'te de bina kapısındaki bir kişiyle konuşup gitmiştir.

ii. Kamera saatine göre saat 00.07'te siyah giyimli bir kişi

Y... Ü... Polikliniği kapısından hızlı adımlarla yürüyerek gitmiştir.

iii. G... işletme adlı iş yerinin

kamera kayıtlarına göre kamera saatine göre 06.25'te siyah giyimli olduğu düşünülen

bir kişi kaldırımdan geçmiş, saat 06.54'te iki farklı kişi, saat 06.55 ve

06.58'de başka iki kişi daha yoldan geçmiştir.

23. Cumhuriyet Başsavcılığı, H.K.A.nın 2/2/2011 tarihinde mobil telefon yoluyla

kurduğu iletişimin tespitine ilişkin raporları Bilgi Teknolojileri ve İletişim

Kurumundan getirtip incelemiştir.

24. F.N.E. isimli bir kişi, H.K.A. ile aynı binada oturduğunu,

olay gecesi ölenle H.K.A.nın

kavga ettiğini, tehdit nedeniyle kimsenin bu durumu bildirmediğini, 3/2/2011

günü saat 02.30 sıralarında H.K.A.nın evinden

tartışma sesleri geldiğini ve bir kadının "Vurma!" diye bağırdığını iddia ettiği 10/2/2011 tarihli

dilekçeyi soruşturma makamlarına vermiştir. Cumhuriyet savcısı dilekçeye, tarih

ve saatin olay gün ve saatiyle örtüşmediği ve dilekçe verenin tanık olarak

değerlendirilmesine gerek görülmediği notunu düşmüştür. Bununla birlikte

ilerleyen zamanda F.N.E.nin şüpheli ile aynı binada

oturup oturmadığı kolluk görevlilerince araştırılmış ve apartman yöneticisinin

oğlu olduğunu beyan eden İ.A.dan binada F.N.E. isimli

bir kişinin oturmadığı öğrenilmiştir.

25. Olay yerinden elde edilen çeşitli eşya üzerinde yapılan

inceleme sonuçlarına ilişkin İstanbul Kriminal Polis

Laboratuvarının (Laboratuvar) 13/3/2011 tarihli uzmanlık raporunda; sigara

izmaritleri üzerinde belirlenen genotip özelliklerin H.K.A.ya, ölen dışında iki farklı

kadına ve H.K.A. dışında başka bir erkeğe ait olduğu, olay yerinde bulunan

külottaki izler üzerinde belirlenen genotip

özelliklerin ise ölen ile üçüncü bir erkek şahsa ait olduğu belirtilmiştir.

26. Adli Tıp Kurumu Başkanlığınca (ATK) düzenlenen 25/3/2011

tarihli otopsi raporunda; kanda 208 mg/dl etanol bulunduğu, metanol

ve siyanür bulunmadığı, astım tedavisinde kullanılan bazı ilaçlara ait etken

maddelerin bulunduğu, kanda ve idrarda belli bir düzeyde kafein bulunduğu,

kanda ve idrarda uyutucu veya uyuşturucu maddelerin bulunmadığı, iç organlar ve

midede yapılan toksikolojik analiz sonucu sistematik

olarak aranan maddelerin bulunmadığı ancak kafein bulunduğu ve kesin ölüm

nedeni konusunda 1. Adli Tıp İhtisas Dairesinden (İhtisas Dairesi) görüş

sorulması gerektiği belirtilmiştir.

27. Cumhuriyet Başsavcılığı 11/4/2011 tarihinde, ölenin doktoru A.G.yi tanık olarak dinlemiştir.

İfadesinde A.G., ölenin ileri derecedeki astım hastalığı nedeniyle daha önce

tedavi gördüğünü, ölenle bir hafta kadar önce telefonda görüştüğünü, yaptıkları

görüşmede ölenin iki buçuk üç yıldır ilaç kullanmaya ihtiyaç duymadığını ve

sigarayı bıraktığını söylediğini, tıbbi müdahale yapılmasa bile astım

krizlerinin ölüme neden olma ihtimalinin çok düşük olduğunu, alkol ve sigara

tüketiminin astım krizlerini tetiklediğini, kronik astım krizinin ölüme neden

olamayacağını düşündüğünü söylemiştir.

28. Ölenin eşi İ.Y.S. Cumhuriyet Başsavcılığında verdiği

12/4/2011 tarihli ifadesinde, ölenin akciğerlerdeki hava yollarını genişleterek

daha kolay nefes alıp vermeye yarayan bir ilaç (inhaler)

kullandığını ve günde dört beş tane sigara içtiğini ifade etmiştir.

29. İhtisas Kurulunca 8/6/2011 tarihinde düzenlenen raporda;

otopsi raporunda ölüme müessir travmatik bir lezyonun

tarif edilmediği, alkolün kolaylaştırıcı etkisiyle kanda bulunan ilaçların

muhtemel yan etkilerine bağlı olarak ölümün meydana gelmiş olduğu, bütün acil

durumlarda erken müdahalenin önemli olduğu tıbben bilinmekle birlikte mevcut

vakada erken müdahale edildiği takdirde kişinin kurtulup kurtulamayacağı

hususunda kesin bir görüş bildirmenin tıbben mümkün olmadığı belirtilmiştir.

30. Cumhuriyet Başsavcılığı 30/6/2011 tarihinde H.K.A.nın ifadesini almıştır.

H.K.A. daha önce verdiği ifadesiyle benzer yönde ifade verip İ... Vakfına ait

polikliniğin kapalı olması nedeniyle koşarak eve döndüğünü, ablasının eşini

telefonla arayıp ablası S.S. ile görüşerek Şirketin telefonunu öğrendiğini ve

bu sayede cankurtaran çağırdığını, daha önce ihtiyaç duymadığı için Alo 112

Acil Çağrı Merkezini aramanın aklına gelmediğini, evindeki sigara

izmaritlerinden elde edilen DNA profillerinin daha önce eve gelen misafirlerine

ait olabileceğini ve olay gecesinde evde yalnızca ölenle kendisinin olduğunu

beyan etmiştir.

31. Yürüttüğü soruşturma sonunda ölenin hastalığı ve kullandığı

ilaçların almış olduğu alkol nedeniyle yan etkileri sonucu hayatını kaybettiği,

meydana gelen olayda herhangi bir kimsenin kastının, kusurunun veya ihmalinin

tespit edilemediği, şüphelinin ölenin rahatsızlanması üzerine öleni terk

etmediği, önce evinin yakınlarındaki polikliniklerden daha sonra da ailece üye

oldukları bir şirketin çağrı merkezinden yardım istediği ve bu merkezden gelen

cankurtaranın olaya müdahale ettiği gerekçeleriyle yardım veya bildirim

yükümlülüğünün yerine getirmeme sonucu ölüme neden olma suçunun unsurlarının oluşmadığı sonucuna

varan Cumhuriyet Başsavcılığı 5/7/2011 tarihinde şüpheli hakkında kovuşturmaya

yer olmadığına dair karar (kovuşturmasızlık kararı)

vermiştir.

32. Başvurucu vekili, olay yerinden elde edilen sigara

izmaritleri üzerinde başka şahıslara ait DNA örneklerinin tespit edildiğini, bu

durumun olay yerinde ölen ve şüpheli H.K.A. dışında başka kişilerin de

bulunduğunu gösterdiğini, bu kişilerin kim olduğunun tespiti gerektiğini ve

şüpheli H.K.A.nın ifadesinin

yeniden alınmasının lazım geldiğini belirtip ölenin doktoru A.G.nin

ifadesine de dikkat çekerek kovuşturmasızlık kararına

itiraz etmiştir.

33. Ölenin eşi İ.Y.S.nin vekili ise kovuşturmasızlık kararına yaptığı itirazda, şüphelinin

yardım etmeme eyleminin kasten öldürmenin ihmalî

davranışla işlenmesi suçunu

oluşturduğunu, sigara izmaritlerinden elde edilen DNA profillerine göre olay

yerinde ölen ve şüpheli dışında bir erkek ile bir kadın bulunduğunu, bu

kişilerin belirlenmesi gerektiğini ve iletişimin tespitine dair raporlara göre

şüphelinin olay gecesi SMS yoluyla sık iletişim kurduğu H.A. isimli kişinin

dinlenmesi gerektiğini iddia etmiştir.

34. Kovuşturmasızlık kararına yapılan

itiraz, Üsküdar 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 26/9/2011 tarihli kararıyla

reddedilmiştir.

35. Başvurucu vekili ile ölenin eşinin vekili, Üsküdar 2. Ağır

Ceza Mahkemesi kararının kanun yararına bozulması için Bakanlıktan talepte

bulunmuştur.

36. Bakanlığın talebi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesi; evde

ölen ve şüpheli kişiler dışındaki kişilere ait DNA'ya rastlandığı, bu kişilerin

kimler olduğunun tespit edilmediği ve ifadelerinin alınmadığı, şüphelinin

sağlık hizmetlerini 06.22 sıralarında aradığı, A... Polikliniğinin kamera

kayıtlarında saat 06.00 sıralarında, G... işletme adlı

işyerinin kamera kayıtlarında ise 06.25 sıralarında kimliği tespit edilemeyen

kişilerin görüntülendiği ve olay yerine sadece beş dakika mesafede Y... Ü... Polikliğinin bulunduğu hususlarına işaret ederek kanun

yararına bozma talebini yerinde bulmuştur.

37. Kanun yararına bozma sonrasında Cumhuriyet Başsavcılığı,

şüpheli H.K.A.nın ifadesini

yeniden almıştır. İfadesinde H.K.A., küllük içinde bulunan sigara

izmaritlerinin olay gününden önce evine gelen arkadaşlarına ait olabileceğini,

küllüğün birkaç gündür dökülmemiş olabileceğini, evine gelen arkadaşlarının

kimler olduğunu hatırlamadığını, ayrıca olay sabahı eve gelen polis memurları

ile babası ve ablasının evde sigara içtiğini, izmaritlerin bu kişilere de ait

olabileceğini, olay tarihinde evde ölenle yalnız olduklarını, Y... Ü...

Polikliniğinin kapısının kapalı olduğunu, bu Poliklinik ile daha önceki

ifadesinde geçen İ... Vakfı Polikliniğinin aynı yer olduğunu, A... Polikliniği

ile Yargıtay kararında bahsi geçen G... işletme adlı

işyerinin evine yakın olduğunu, kamera kayıtlarındaki kişilerin kendisiyle veya

olayla bir ilgisinin bulunmadığını söylemiştir.

38. Cumhuriyet Başsavcılığı 30/10/2012 tarihinde, şüphelinin

yardım veya bildirim yükümlülüğünün yerine getirmeme sonucu ölüme neden olma

suçunu işlediği iddiasıyla hakkında bir iddianame düzenlemiştir.

39. İstanbul Anadolu 36. Asliye Ceza Mahkemesince (Ceza Mahkemesi)

yapılan yargılamada sanığın sorgusu yapılmış, başvurucunun ifadesi alınmış,

Adli Tıp Uzmanı M.Ö. ile tanık T.Ö.nün

beyanları tespit edilmiştir.

i. Sorgusunda önceki ifadeleri ile aynı doğrultuda beyanda

bulunan sanık H.K.A. ilave olarak ağır bir hastalığı olmadığı için daha çabuk

ulaşabileceği düşüncesiyle polikliniğe gittiğini, ilk hırıltı sesi ile evden

çıkması arasında yarım saat ya da 45 dakika bulunduğunu söylemiştir.

ii. Başvurucu ifadesinde, olayın nasıl meydana geldiğini

bilmediğini ancak sanığın 112 Acil Servisi aramadığı için kızının ölümüne sebep

olduğunu beyan etmiştir.

iii. M.Ö., ölenin alnının solundaki sıyrığın ölümle herhangi bir

ilgisinin olmadığını beyan etmiştir.

iv. T.Ö., ölenin sanıkla saat 02.00-02.30 sıralarında eğlence

yerinden ayrıldığını ifade etmiştir.

40. Ceza Mahkemesi, erken müdahale olması hâlinde ölümün

engellenip engellenemeyeceği hususunda ATK Genel Kurulundan (Genel Kurul) rapor

talep etmiştir.Genel Kurul

5/6/2014 tarihli raporunda, İhtisas Kurulunca düzenlenen raporla aynı yönde

görüş bildirmiştir.

41. Yaptığı yargılama sonunda Ceza Mahkemesi, yardım veya bildirim yükümlülüğünün yerine

getirilmemesi suçunu işlediği gerekçesiyle sanığın neticeten 2 ay 15

gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verip hükmün açıklanmasını geri bırakmıştır.Kararın ilgili bölümü

şöyledir:

"...

Sanık hakkında TCK 98/2 maddesi gereğince

yardım veya bildirim yükümlülüğünü yerine getirmeme sonucu ölüme neden olma

suçundan dolayı kamu davası açılmıştır. Bu suçun oluşması için, maddenin

gerekçesine, yerleşmiş yargıtay içtihatlarına ve

maddenin amacına göre, sanığın eylemi ile ölüm sonucu arasında illiyet bağının

kurulması şarttır. Bu nedenle Adli Tıp Kurumu Genel Kurulundan görüş sorulmuş,

ATK Genel Kurulu 05/06/ 2014 tarihli raporunda [']Bütün acil durumlarda erken müdahalenin önemli olduğu

tıbben bilinmekle birlikte, bu vakada erken müdahale edildiği taktirde kişinin

kurtulup kurtulmayacağı konusunda kesin bir görüş belirtilemeyeceğini

['] bildirmiştir. Bu durumda, sanığın

maktulün rahatsızlığının hemen sonrası sağlık birimlerine haber vererek sağlık

kuruluşuna ulaşmasını sağlaması halinde ölümüne engel olabileceği konusunda

kesin bir sonuca ulaşılamadığından, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince,

sanığın eyleminde bu suçun yasal unsurlarının oluşmadığı kanaatine varılmıştır.

Ancak maktulün, sanığın ikrarına göre de, saat 04:00 sıralarında rahatsızlandığı, kendini

kaybettiği, sanığın maktülün sağlık yardımına

ihtiyacı olduğunu bilmesi gerekmesinerağmen, kişisel

endişeler ileönce kendi imkanları ile maktule

müdahalede bulunduğu, maktulü evde yalnız bırakarak sağlık kuruluşlarına gidip

yardım getirmeye çalıştığı, bu şekilde üç saate yakın zaman maktule sağlık

yardımının ulaşmamasına sebebiyet verdiği tüm dosya kapsamından anlaşılmıştır.

TCK 98/1 maddesinde kendini idare edemeyecek

durumda olan kimseye hal ve koşulların elverdiği ölçüde yardım etmeyen ya da

durumu derhal ilgili makamlarabildirmeyen kişinin

cezalandırılması öngörülmüştür. Dosyamızdaki olayda da,

sanığın maktulün kendinde olmadığı sırada, durumu derhal yetkili makamlara

bildirmediği, maktulün durumuna göre müdahalede bulunmadığı açıktır. Bu nedenle

sanığın eyleminin TCK 98/1 maddesinde düzenlenen suça uyduğu kabul edilmiştir.

..."

42. Başvurucu vekili, sanığa yüklenen suçun 26/9/2004 tarihli ve

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 98. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca

ve üst hadden uygulanması gerektiği ve sanık hakkında takdirî

indirim nedeninin uygulanmamasının lazım geldiği iddialarıyla karara itiraz

etmiştir.

43. Başvurucu vekilinin itirazı İstanbul Anadolu 6. Ağır Ceza

Mahkemesinin 23/3/2015 tarihli kararıyla reddedilmiştir.

44. Bu karar başvurucu vekiline 6/4/2015 tarihinde tebliğ

edilmiş olup bireysel başvuru 15/4/2015 tarihinde yapılmıştır.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

45. 5237 sayılı Kanun'un "Kasten

öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi" kenar başlıklı 83.

maddesi şöyledir:

"(1) Kişinin yükümlü olduğu belli bir icrai davranışı gerçekleştirmemesi dolayısıyla meydana

gelen ölüm neticesinden sorumlu tutulabilmesi için, bu neticenin oluşumuna

sebebiyet veren yükümlülük ihmalinin icrai davranışa

eşdeğer olması gerekir.

(2)

İhmali ve icrai davranışın eşdeğer kabul edilebilmesi

için, kişinin;

a) Belli bir icrai

davranışta bulunmak hususunda kanunî düzenlemelerden veya sözleşmeden

kaynaklanan bir yükümlülüğünün bulunması,

b) Önceden gerçekleştirdiği davranışın

başkalarının hayatı ile ilgili olarak tehlikeli bir durum oluşturması, gerekir.

(3) Belli bir yükümlülüğün ihmali ile ölüme

neden olan kişi hakkında, temel ceza olarak, ağırlaştırılmış müebbet hapis

cezası yerine yirmi yıldan yirmibeş yıla kadar,

müebbet hapis cezası yerine onbeş yıldan yirmi yıla

kadar, diğer hâllerde ise on yıldan onbeş yıla kadar

hapis cezasına hükmolunabileceği gibi, cezada indirim de yapılmayabilir."

46. 5237 sayılı Kanun'un "Yardım

veya bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi" kenar

başlıklı 98. maddesi şöyledir:

(1)

Yaşı, hastalığı veya yaralanması dolayısıyla ya da başka herhangi bir nedenle

kendini idare edemeyecek durumda olan kimseye hâl ve koşulların elverdiği

ölçüde yardım etmeyen ya da durumu derhâl ilgili makamlara bildirmeyen kişi,

bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.

(2) Yardım veya bildirim yükümlülüğünün yerine

getirilmemesi dolayısıyla kişinin ölmesi durumunda, bir yıldan üç yıla kadar

hapis cezasına hükmolunur.

47. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun

231. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:

"...

(5)

(Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) Sanığa yüklenen suçtan

dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl (2) veya daha az

süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri

bırakılmasına karar verilebilir. Uzlaşmaya ilişkin hükümler saklıdır. Hükmün

açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç

doğurmamasını ifade eder.

(6)

(Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) Hükmün açıklanmasının

geri bırakılmasına karar verilebilmesi için;

a) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm

olmamış bulunması,

b) Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile

duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç

işlemeyeceği hususunda kanaate varılması,

c) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun

uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle

tamamen giderilmesi,

gerekir. (Ek cümle: 22/7/2010 - 6008/7 md.) Sanığın kabul etmemesi hâlinde, hükmün açıklanmasının

geri bırakılmasına karar verilmez.

(7)

(Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) Açıklanmasının geri

bırakılmasına karar verilen hükümde, mahkûm olunan hapis cezası ertelenemez ve

kısa süreli olması halinde seçenek yaptırımlara çevrilemez.

(8)

(Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) Hükmün açıklanmasının

geri bırakılması kararının verilmesi halinde sanık, beş yıl süreyle denetim

süresine tâbi tutulur. (Ek cümle: 18/6/2014-6545/72 md.)

Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün

açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez.Bu

süre içinde bir yıldan fazla olmamak üzere mahkemenin belirleyeceği süreyle,

sanığın denetimli serbestlik tedbiri olarak;

a) Bir meslek veya sanat sahibi olmaması

halinde, meslek veya sanat sahibi olmasını sağlamak amacıyla bir eğitim

programına devam etmesine,

b) Bir meslek veya sanat sahibi olması

halinde, bir kamu kurumunda veya özel olarak aynı meslek veya sanatı icra eden

bir başkasının gözetimi altında ücret karşılığında çalıştırılmasına,

c) Belli yerlere gitmekten yasaklanmasına,

belli yerlere devam etmek hususunda yükümlü kılınmasına ya da takdir edilecek

başka yükümlülüğü yerine getirmesine,

karar verilebilir. Denetim süresi içinde dava zamanaşımı durur.

(9)

(Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) Altıncı fıkranın (c)

bendinde belirtilen koşulu derhal yerine getiremediği takdirde; sanık hakkında

mağdura veya kamuya verdiği zararı denetim süresince aylık taksitler halinde

ödemek suretiyle tamamen gidermesi koşuluyla da hükmün açıklanmasının geri

bırakılması kararı verilebilir.

(10) (Ek:

6/12/2006-5560/23 md.)Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve

denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı

takdirde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın

düşmesi kararı verilir.

(11)

(Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) Denetim süresi içinde

kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin

yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme,

kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu

değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz

edilmemesine ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının

ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir

mahkûmiyet hükmü kurabilir.

(12)

(Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) Hükmün açıklanmasının

geri bırakılması kararına itiraz edilebilir.

(13)

(Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) Hükmün açıklanmasının

geri bırakılması kararı, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir. Bu kayıtlar, ancak

bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim

veya mahkeme tarafından istenmesi halinde, bu maddede belirtilen amaç için

kullanılabilir.

(14)

(Değişik: 23/1/2008 – 5728/562 md.) Bu maddenin

hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümleri, Anayasanın 174 üncü

maddesinde koruma altına alınan inkılâp kanunlarında yer alan suçlarla ilgili

olarak uygulanmaz.."

B. Uluslararası Hukuk

48. Konuyla ilgili uluslararası hukuka ilişkin bilgiler Yasin Ağca, B. No: 2014/13163, 11/5/2017,

§§ 91-96 kararında yer almaktadır.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

49. Mahkemenin 20/3/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

50. Başvurucu, ölenin saat 04.00 sıralarında rahatsızlanmasına

rağmen sanığın cankurtaran veya polisi aramak yerine sokaklarda doktor

aradığını ve bu şekilde kasten ölüme sebebiyet verdiğini oysa ölenin

rahatsızlanmasının hemen sonrasında 112 Acil Çağrı Merkezinin aranması durumunda

ölenin hastaneye yetiştirilebileceğini, sanığın kusuru olmasaydı ölenin hayatta

kalacağını, kamera görüntülerine göre sanığın evde ölmek üzere hastası olan bir

kişi gibi hareket etmediğini, öleni evde kaderine terk ettiğini ve sanığın 5237

sayılı Kanun'un 98. maddesinin (2) numaralı fıkrasında düzenlenen yardım veya

bildirim yükümlülüğünün yerine getirmeme sonucu ölüme neden olma suçu nedeniyle üst hadden

cezalandırılması gerektiğini belirterek yaşam hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

51. Bundan başka başvurucu; Ceza Mahkemesinin gerekçesinin

yerinde olmadığını, hakkaniyete uygun yargılama yapılmadığını ve Ceza

Mahkemesinin takdir yetkisini ölüme sebebiyet veren sanığın ihmalkâr

davranışlarını hafifletmek için kullandığını belirtip ceza hukuku sisteminin

şikâyet edilen kanun dışı fiilin etkili bir şekilde önlenmesini sağlayan

caydırıcı bir etkiye sahip olmadığını ima ederek adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini iddia etmiştir.

52. Bakanlık görüşünde; başvurucunun yaşam hakkının yaşamı

koruma yükümlülüğüne ilişkin maddi boyutu ile etkili soruşturma yükümlülüğüne

ilişkin usul boyutu yönünden bir şikâyetinin bulunmadığı, şikâyetin delillerin

değerlendirilmesine ve verilen sonuç cezanın yeterliliğine ilişkin olduğu

belirtilerek incelemenin Ceza Mahkemesince varılan tespit ve sonuçların açık

bir keyfîlik içerip içermediği yönünden yapılması

gerektiği ifade edilmiştir.

53. Bakanlık görüşüne karşı beyanında başvuru formunda dile getirdiği

iddialarını tekrar eden başvurucu ek olarak Bakanlık görüşünde belirtilenin

aksine etkili soruşturma yükümlülüğünün ihlal edildiğine yönelik şikâyetlerinin

bulunduğunu, sanığın evinde başka kişilere ait izler bulunmasına rağmen

başvuruya konu soruşturmada bu izlerin ait olduğu kişilerin tespit edilip

ifadelerine başvurulmadığını ve ATK tarafından düzenlenen raporda erken

müdahale hâlinde ölenin kurtulup kurtulamayacağının belirtilmediğini öne

sürmüştür.

B. Değerlendirme

54. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddialarının özü, şüpheli ölüm

olayı hakkında yürütülen soruşturmanın etkisizliğine ilişkindir. Bu nedenle

Anayasa Mahkemesi, başvurunun münhasıran yaşam hakkının etkili soruşturma

yükümlülüğüne ilişkin usul boyutu kapsamında incelenmesi gerektiği

kanısındadır.

55. İddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak Anayasa’nın “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı”

kenar başlıklı 17. maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"Herkes, yaşama...

hakkına sahiptir."

56. Anayasa’nın "Devletin

temel amaç ve görevleri" kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili

bölümü şöyledir:

“Devletin temel amaç ve görevleri, (...)

kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle

bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri

kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları

hazırlamaya çalışmaktır.”

57. Devletin yaşam hakkı kapsamındaki pozitif yükümlülüklerinin

korumaya ilişkin maddi yönü yanında usule ilişkin yönü de bulunmaktadır. Bu

yükümlülük, doğal olmayan her ölüm olayının sorumlularının belirlenmesini ve

gerekiyorsa cezalandırılmasını sağlayabilecek etkili bir soruşturma yürütmeyi

gerektirir. Bu soruşturmanın temel amacı, yaşam hakkını koruyan hukukun etkili

bir şekilde uygulanmasını ve varsa sorumluların hesap vermelerini sağlamaktır (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B. No:

2012/752, 17/9/2013, § 54).

58. Şüpheli bir ölüm olayı hakkında yürütülen ceza

soruşturmasının Anayasa’nın 17. maddesinin gerektirdiği etkinlikte olduğunun

kabul edilebilmesi için;

-Soruşturma makamlarının haberdar olur olmaz resen harekete

geçerek ölüm olayını aydınlatabilecek ve sorumluların belirlenmesini

sağlayabilecek bütün delilleri tespit etmeleri (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 57),

-Soruşturma sürecinin kamu denetimine açık olması ve ölen

kişinin yakınlarının meşru menfaatlerini korumak için soruşturma sürecine

gerekli olduğu ölçüde katılabilmeleri (Serpil

Kerimoğlu ve diğerleri, § 58),

-Soruşturmanın makul bir özen ve süratle yürütülmesi (Salih Akkuş, B. No: 2012/1017, 18/9/2013,

§ 30) gerekir.

59. Soruşturma makamlarının olaydan haberdar olur olmaz resen

hareket geçmesi, soruşturma sürecinin kamu denetimine ve gerektiği ölçüde

ölenin yakınlarına açık olması ve soruşturmanın makul bir özen ve süratle

yürütülmesi konularında başvurucunun herhangi bir şikâyeti bulunmadığı gibi bu

hususlarda Anayasa Mahkemesince resen tespit edilen bir eksiklik de

bulunmamaktadır.

60. Öte yandan başvurucu tarafından sanığın evinde başka

kişilere ait izler bulunmasına rağmen soruşturmada bu kişilerin tespit edilip

ifadelerine başvurulmadığı iddia edilmektedir. Bu nedenle soruşturmanın,

yetkili makamlarca ölüm olayını aydınlatabilecek ve sorumluların belirlenmesini

sağlayabilecek bütün delillerin tespit edilip edilmediği yönünden incelenmesi

gerekir.

61. Somut olayda, olay günü Cumhuriyet savcısı ve OYİB

görevlilerince incelenen olay yeri fotoğraflanıp kamera kaydına alınmıştır.

Ayrıca olay yerinin bir krokisi çizilmiştir. Ölüm nedeninin tespiti için ölü

muayenesi ve otopsi işlemleri yapılıp İhtisas Kurulundan rapor alınmıştır. Ölüm

olayını çevreleyen koşulların tespiti için olay yerinde bulunan olası deliller

Laboratuvarca incelenmiş, olay hakkında bilgi sahibi olabileceği

değerlendirilen kişilerin ifadelerine başvurulmuş, çevredeki iki sağlık

kuruluşu ile bir işyerinin kamera kayıtları incelenmiş ve başvurucunun kızının

ölü olarak bulunduğu dairede yaşayan kişinin telefon yoluyla kurduğu iletişim

tespit edilmiştir. Ölene erken müdahale edilmesi hâlinde hayatta kalıp

kalamayacağı hususunda İhtisas Kurulu ile Genel Kuruldan rapor alınmış ve

soruşturmanın sonunda Ceza Mahkemesince sanığın yardım veya bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi suçunu işlediği sonucuna varılmıştır.

Mevcut durumda Anayasa Mahkemesi, ölüm olayını çevreleyen koşulların tespiti ve

varsa ölüm olayının sorumlularının belirlenmesi için gerekli adımların atıldığı

kanaatindedir.

62. Unutulmamalıdır ki Anayasa’nın 17. maddesi gereğince

yürütülecek soruşturmalarda soruşturma makamlarının olayın gelişimine ve

delillerin elde edilmesine ilişkin olarak ileri sürülen her türlü iddiayı ve

talebi karşılama zorunluluğu bulunmamaktadır. Soruşturma kapsamında yürütülecek

soruşturma işlemlerinin belirleyicisi, yetkili soruşturma makamlarıdır (Yavuz Durmuş ve diğerleri, B. No:

2013/6574, 16/12/2015, § 62).

63. Başvurucu, sanığın daha ağır yaptırım gerektiren yardım veya

bildirim yükümlülüğünü yerine getirmeme sonucu ölüme neden olma suçu nedeniyle

üst hadden cezalandırılması gerektiği fikrindedir.

64. Bu noktada Anayasa Mahkemesinin doğrudan ilgili soruşturma

ve yargılama makamlarının yerine geçecek şekilde delillerin değerlendirmesini

kendisinin yapmasının veya yürütülmesi gerekli olan soruşturma işlemlerini

belirlemesinin söz konusu olamayacağı belirtilmelidir. Başka bir ifadeyle

Anayasa Mahkemesinin görevi, bu makamların maddi olaylara ilişkin yaptıkları

değerlendirmenin yerine kendi değerlendirmesini koymak değildir (Hıdır Öztürk ve Dilif

Öztürk, B. No: 2013/7832, 21/4/2016, § 185). Bu konuda asıl sorumlu

ve yetkili olanlar, ilk elden olayları inceleyen yetkili adli ve idari

mercilerdir. Bunun aksine bir durum, ancak olaya ilişkin kesin ikna edici

nitelikte bulguların varlığı hâlinde söz konusu olabilir (Cemil Danışman, B. No: 2013/6319,

16/7/2014, § 58).

65. Bununla birlikte soruşturma makamlarınca olayın sebebinin

objektif analizinin yapılması ve soruşturma sonucunda alınan kararın elde

edilen tüm bulguların kapsamlı, nesnel ve tarafsız bir analizine dayalı olması

gerekmektedir (Cemil Danışman, §

99).

66. Başvuruya konu soruşturmada, başvurucunun olayın sebebinin

objektif bir değerlendirmesinin yapılmadığını ve elde edilen delillerin

kapsamlı, nesnel ve tarafsız bir analizine dayalı olarak sonuca ulaşılmadığını

söyleyebilmeyi mümkün kılan bir durum söz konusu değildir. Zira başvurucunun

aksi yöndeki iddiaları doğrultusunda kesin ikna edici nitelikte bir bulgu elde

edilememiştir.

67. Başvurucu, Ceza Mahkemesinin takdir yetkisini ölüme

sebebiyet veren sanığın ihmalkâr davranışlarını hafifletmek için kullandığını

belirterek -dolaylı da olsa- hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar

verilmesinden yakınmıştır.

68. Başvurucunun kızının ölmeden önce yardıma muhtaç hâle

gelmesine sanığın kasten sebebiyet verdiğine dair bir iddianın bulunmadığını ve

bu yönde herhangi bir delil veya emarenin de mevcut olmadığını nazara alan

Anayasa Mahkemesine göre yaşam hakkının etkili soruşturma yükümlülüğüne ilişkin

usul boyutu sanık hakkında hükmün

açıklanmasının geri bırakılması müessesesinin uygulanmamasını

zorunlu kılmamaktadır.

69. Açıklanan gerekçelerle yaşam hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA

20/3/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Recep

KÖMÜRCÜ

Rıdvan GÜLEÇ

Recai AKYEL

Yıldız

SEFERİNOĞLU

Raportör

:

Murat İlter

DEVECİ

Başvurucu

:

Hatice

FOSTER

Vekili

:

Av. Ersan

TAŞTEKİN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/6774, 20 Mart 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olaylar Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucunun İddiaları
  11. B. Değerlendirme
  12. B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA
  13. Yıldırım
  14. Kömürcü
  15. Seferinoğlu
  16. Deveci
  17. Foster
  18. Taştekin
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/6774
Tarih
20 Mart 2019

İlgili Kararlar

  • Nevin Akın Başvurusu (B. No: 2015/12719)
  • Şeyhmus Erdoğan ve Ümit Serkan Ekmekçiler Başvurusu (B. No: 2016/2877)
  • Bünyamin Kaçmaz Başvurusu (B. No: 2015/19038)
  • F.h.a. Başvurusu (B. No: 2018/30441)
  • İrfan Kaygusuz Başvurusu (B. No: 2016/76282)
  • Taşimpeks Granit ve Mermer San. ve Tic. Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2016/9000)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.