İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Hüsamettin Uyan Başvurusu (B. No: 2017/11369)

1. Başvuru, tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi

Başvuru No2017/11369Tarih21 Temmuz 2020Okuma18 dk · 3.697 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Hüsamettin Uyan Başvurusu

Karar tarihi
21 Temmuz 2020
Başvuru Numarası
2017/11369
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.697 kelime·18 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 12/1/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca tutuklamanın hukuki olmadığı şikâyeti

dışındaki iddialar yönünden kısmi kabul edilemezlik kararı verilmiş, başvurunun

tutuklamanın hukukiliğine ilişkin kısmının kabul edilebilirlik incelemesinin

Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

6. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî bir darbe

teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke

genelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiş ve olağanüstü hâl

19/7/2018 tarihine kadar birçok kez uzatılmıştır. Kamu makamları ve yargı

organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok

uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör

Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen

bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri

[GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).

9. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde

darbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa

bile FETÖ/PDY'nin kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık,

ticaret, sivil toplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelik

olarak Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturmalar yürütülmüş; çok

sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri uygulanmıştır (Aydın

Yavuz ve diğerleri, § 51; Mehmet Hasan Altan (2) [GK], B. No:

2016/23672, 11/1/2018, § 12).

10. Başvurucu en son Muş Adliyesinde hâkim olarak görev

yapmakta iken Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) Genel Kurulunun

24/8/2016 tarihli kararı ile meslekten ihraç edilmiş ve bu karar 29/11/2016

tarihinde kesinleşmiştir.

11. Darbe teşebbüsü sonrasında Muş Cumhuriyet

Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında başvurucu 16/7/2016

tarihinde gözaltına alınmıştır.

12. Başvurucu 19/7/2016 tarihinde Muş Cumhuriyet

Başsavcılığında ifade vermiştir. Başvurucunun ifade alma işlemi sırasında

müdafii de hazır bulunmuştur. Başvurucu ifadesinde özetle 1997-2002 yılları

arasında Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesinde okuduğunu, 2002 yılında

Ankara Türkiye Yüksek İhtisas Hastanesinde sağlık memurluğu yaptığını, akabinde

sözleşmeli subaylık sınavları için müracaat ettiğini, sınavı kazanması üzerine

2004-2007 yılları arasında askeriyede görev aldığını, 2007 yılı itibarıyla

ordudan ayrılıp avukatlık stajına başladığını, 2008 yılında da Adli Yargı

Hâkimlik Sınavı'nı kazandığını belirtmiştir. Başvurucu; eğitim ve meslek hayatı

boyunca FETÖ ile irtibatlı ve iltisaklı okullarda veya dershanelerde

okumadığını, örgütün yurtlarında veya evlerinde kalmadığını, hâkim adaylığı

döneminde ise Ankara'da ikamet eden ablasında kaldığını ifade etmiştir.

Başvurucu; eşi ile hâkim adaylığı döneminde yabancı dil kursunda tanıştığını,

2011 yılında eşinin Çorum Ortaköy kaymakamı olarak, kedisinin de Hatay Yayladağ

hâkimi olarak atandığını ancak eş durumundan Ortaköy'e geçici görevlendirme ile

geldiğini, bir yıl burada görev yaptıktan sonra Çorum'un Alaca ilçesine atandığını,

2014 yılına kadar Çorum'da görev yaptıktan sonra yaz kararnamesi ile Muş

Adliyesine atandığını belirtmiştir. Başvurucu, FETÖ/PDY denilen oluşumu basında

yer alan haberlerden tanıdığını, bu oluşuma karşı herhangi bir sempati

beslemediğini, FETÖ/PDY ile iltisaklı olan hiçbir kuruluşa herhangi bir para

vermediğini, bağışta bulunmadığını veya başka türlü yardım yapmadığını, yine bu

oluşum altında faaliyet yürüten dernekler vasıtasıyla herhangi bir kurban

bağışı veya başka türlü yardımı olmadığını ifade etmiştir. Başvurucu; meslek

hayatı boyunca yurt dışında eğitim, konferans ve seminer amaçlı

görevlendirilmediğini, hâkim adaylığı döneminde Adalet Akademisinde sınıf

temsilciliği görevi, Albüm Kurulu veya Yıllık Kurulunda görev almadığını, HSYK

seçimi sürecinde herhangi bir şekilde müşahitlik yapmadığını veya kamera çekimi

gerçekleştirmediğini, kimseden oy istemediğini, kendisinden de blok olarak oy

isteyen kimsenin olmadığını belirtmiştir.

13. Başvurucu, Başsavcılık tarafından anayasal düzeni

ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan tutuklanması istemiyle 19/7/2016

tarihinde Muş Sulh Ceza Hâkimliğine sevk edilmiştir. Başvurucu, müdafii

huzurunda yaptığı savunmasında önceki anlatımlarına benzer beyanlarda

bulunmuştur.

14. Başvurucu, Muş Sulh Ceza Hâkimliğince yapılan

sorgusunun ardından 19/7/2016 tarihinde, anayasal düzeni ortadan kaldırmaya

teşebbüs etme suçundan tutuklanmıştır. Tutuklama kararının ilgili kısmı

şöyledir:

"Yargı teşkilatı içerisindeki

Fethullahçı terör örgütü yapılanmasına mensup olduğu değerlendirilen 2740 Hakim

ve Cumhuriyet Savcısı'nın Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın talebi

doğrultusunda HSYK tarafından açığa alındıkları, şüphelinin açığa alınan

hakimler arasında yer aldığı, dosya içerisindeki mevcut bilgi ve belgelere göre

şüphelinin üzerine atılı suçu işlediği konusunda bu aşamada somut delillere

dayalı kuvvetli suç şüphesinin var olduğu, soruşturmaya konu suçun CMK'nın

100/3. Maddesinde düzenlenen katalog suçlar arasında yer alması ve darbe

teşebbüsünün henüz tam manasıyla bastırılmamış olması sebebiyle delilleri

karartma şüphesinin olması nedeniyle bir tutuklama nedeninin var olduğu, suçun

kanunda yazılan ceza miktarının alt ve üst sınırı dikkate alındığında

tutuklamanın ölçülü olacağı, suçun vehameti ve niteliği göz önüne alındığında

adli kontrol tedbirlerinin bu aşamada yetersiz kalacağı, tüm bu nedenlerle bu

aşamadaki mevcut delil durumu itibariyle tutuklama şart ve nedenlerinin

tamamının var olduğu kanaatiyle şüphelinin tutuklanmasına dair ... hüküm

kurulmuştur."

15. Başvurucu, tutuklama kararına itiraz etmiş; Bitlis

Sulh Ceza Hâkimliği 29/7/2016 tarihinde itirazın reddine kesin olarak karar

vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Şüphelilerin beyanları, Hakimler

ve Savcılar Yüksek Kurulunun açığa alma kararı, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı

Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Bürosunun 16/07/2016 tarihli yazısı, yine

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma

Bürosunun Emniyet Genel Müdürlüğüne hitaben yazmış olduğu yazı, Muş Sulh Ceza

Hakimliğinin 2016/132-134- 135 sorgu sayılı kararları, 2016/1234 D:iş sayılı

kararı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Muş Sulh Ceza

Hakimliğinin 2016/132-134 ve 2016/135 sorgu sayılı kararlarının usul ve yasaya

uygun olduğu anlaşıldığından itirazların reddine ilişkin ... şekilde hüküm

kurulmuştur."

16. Muş Cumhuriyet Başsavcılığı 8/8/2016 tarihinde

yetkisizlik kararı vererek dosyanın Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına

gönderilmesine karar vermiştir.

17. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde devam eden

soruşturma sürecinde başvurucunun tutma hâli ile ilgili olarak Ankara 9. Sulh

Ceza Hâkimligi 19/8/2016, Ankara 2. Sulh Ceza Hâkimliği 10/10/2016, Ankara 5.

Sulh Ceza Hâkimliği 11/9/2016, Ankara 8. Sulh Ceza Hâkimliği ise 2/12/2016 tarihli

kararları ile tutukluluğun devamına karar vermiştir. Başvurucu 2/12/2016

tarihli kararın 19/12/2016 tarihinde tebliğ edildiğini, 23/12/2016 tarihli

dilekçe ile bu karara itiraz ettiğini ancak itirazının karşılanmadığını ileri

sürmüş ve itiraz dilekçesinin bir örneğini bireysel başvuru dosyası kapsamında

ibraz etmiştir. UYAP üzerinden yapılan inceleme neticesinde başvurucunun

itirazının incelendiğine dair bir bilgi ya da belgeye ulaşılamamıştır.

18. Başvurucu 12/1/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

19. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 11/1/2017 tarihinde

yetkisizlik kararı ile dosyanın Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığına

gönderilmesine karar vermiştir.

20. Başvurucu, Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından

silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanması istemiyle Erzurum 1. Sulh

Ceza Hâkimliğine sevk edilmiştir. Başvurucu, müdafii huzurunda yaptığı

savunmasında önceki anlatımlarına benzer beyanlarda bulunmuştur.

21. Başvurucu, Erzurum 1. Sulh Ceza Hâkimliğince yapılan

sorgunun ardından 6/6/2017 tarihinde, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan

tutuklanmıştır. Tutuklama kararının ilgili kısmı şöyledir:

"...şüphelinin üzerine atılı suçun

niteliği, dosyadaki mevcut deliller ve belgeler karşısında kuvvetli suç

şüphesinin bulunduğu, atılı suçun 5271 Sayılı CMK'nun 100/3 maddesinde yer alan

tutuklama nedeni varsayılan katalog suçlar arasında bulunması nedeniyle

tutuklama nedeninin varsayılması, şüphelinin üzerine atılı suçun cezai

yaptırımının alt ve üst sınırı ile CMK'nun 109. maddesi göz önüne alındığında

muhtemel ceza ile tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunun ve bu aşamada adli

kontrol hükümlerinin şüphelinin kaçma ihtimalini bertaraf edecek nitelikte

olmadığı anlaşılmakla ve soruşturmanın devamlılığı da dikkate alındığında,

şüpheli HÜSAMETTİN UYAN'ın üzerine atılı Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma

suçundan CMK 100. maddesi gereğince TUTUKLANMASINA..."

22. Başvurucu hakkında 8/6/2017 tarihinde Başsavcılık

tarafından anayasal düzeni değiştirmeye teşebbüs suçundan kovuşturmaya yer

olmadığına dair ek karar ile resen tahliye kararı verilmiştir. Kararın

gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"...Muş Hakimi olarak görev yapan

Hüsamettin Uyan Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından görevlerinden

ihraç edilmesi üzerine hakkında soruşturma başlatıldığı, suçunun 'Anayasal

Düzeni Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs Etme' olma ihtimaline binaen hakkında tutuklama

kararının verildiği, sonradan eylemlerinin TCK 314/2 maddesindeki silahlı terör

örgütüne üye olma suçu şeklinde nitelendiği ve bu suçtan hakkında kamu davası

açılacağı, UYAP ortamında tutuklama kararı verilmiş olan 'Anayasal Düzeni

Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs Etme' suçunun silenemiyor olması nedeni ile bu

şekilde karar verilmesinin gerektiği anlaşıldığından...[karar verildi.]"

23. Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığının 8/6/2017 tarihli

iddianamesiyle başvurucu hakkında silahlı terör örgütüne üye olma

suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. İddianamede bu

suçlamaya esas alınan olgular şöyle özetlenebilir:

- Başvurucu, HSYK'nın 24/8/2016 tarihli kararı ile

meslekten ihraç edilmiştir.

- Malatya Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/20556

soruşturma dosyası kapsamında şüpheli sıfatıyla 16/10/2016 tarihinde ifadesi

alınan Mehmet Özbey başvurucu ile ilgili olarak "...Ardından tayinim

Osmancık'a çıktı. Osmancık'ta göreve başladıktan bir süre sonra Çorum ilinde

Cumhuriyet Savcısı olarak görev yapan S.U. (bu şahıs en son Çarşamba Savcısı

iken ihraç edildi) beni arayarak kahvaltıya davet etti. Kahvaltı için S.U.nun

evine gittim. Burada S.U.nun cemaat mensubu olduğunu ve benimle irtibata geçmek

üzere görevlendirildiğini anladım. Bu şekilde Osmancık'ta da cemaat benimle

irtibata geçti. Sonrasında toplantılara...Ayrıca Çorum'un hatırlamadığım bir

ilçesinde hakim olan Hüsamettin Uyan (en son ... sicil numarasıyla Muş hakimi

iken ihraç edildi) isimli kişi de toplantılarımıza geliyordu..."

şeklinde beyanda bulunmuştur.

- Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/104109

soruşturma dosyası kapsamında şüpheli sıfatıyla 10/11/2016 tarihinde ifadesi

alınan Mehmet Özdemir başvurucu ile ilgili olarak "...Hüsamettin Uyan

... isimli kişilerin bu yapıyla irtibatlı olduğunu biliyorum. Ancak bu

şahıslardan bir kısmıyla üniversiteden mezun olduktan sonra bir kısmıyla staj

bitiminden sonra pek görüşmedim..." şeklinde beyanda bulunmuştur.

24. Erzurum 3. Ağır Ceza Mahkemesi 30/6/2017 tarihinde

iddianamenin kabulüne karar vermiş ve E.2017/421 sayılı dosya üzerinden

kovuşturma aşaması başlamıştır.

25. Başvurucunun örgütle irtibatlı olduğunu iddia eden

tanık Mehmet Özdemir'in kovuşturma aşamasında alınan beyanının ilgili kısmı

şöyledir:

"...Ben Hakimlik stajımı 2009-2011

yılları arasında 11. Dönem olarak Ankara'da yaptım... Sanık Hüsamettin Uyan'ı

ve bu dosyanın tanığı İ.Y.'yi staj döneminden tanırım. Ben tanık İ.Y.'nin o

dönem cemaat olarak bilinen yapının içerisinde olduğunu biliyordum ancak somut

olarak hangi evde kaldığını veya ne tür sohbetlere katıldığını bilmiyorum.

Sanık Hüsamettin'i tanık İ.Y.'nin yanında çok görüyordum. İ.Y. ile yaptığımız

konuşmalarda sanık Hüsamettin Uyan'ın kim olduğunu sormuştum, tanık İ.Y. bana

hatırladığım kadarıyla bizden 5-6 yaş kadar büyük olduğunu, eşinin kaymakam

adayı olduğunu, mesleğe askerlikten geçtiğini söylemişti. Bu konuşma sırasında

yapıya yakın veya yapının içerisinde diye bir konuşma geçti ancak detayını tam

olarak hatırlamıyorum. Sanıkla bir samimiyetim yoktu, sadece tanışıklığımız

vardı. Bunun dışında sanığın FETÖ/PDY ile bağlantısına dair bilgim

yoktur..."

26. Başvurucu 30/11/2017 tarihli duruşmada adli kontrole

tabi tutulmak kaydıyla tahliye edilmiştir.

27. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih

itibarıyla ilk derece mahkemesinde derdesttir.

IV. İLGİLİ

HUKUK

28. İlgili hukuk için bkz. Adem Türkel, B. No:

2017/632, 23/1/2019, §§ 24-39); Mustafa Özterzi [GK], B. No: 2016/14597,

31/10/2019, §§ 33-48; ilgili Yargıtay kararları için bkz. A.L., B. No:

2016/63999, 9/1/2020, §§ 33-35.

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

29. Mahkemenin 21/7/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

30. Başvurucu; kuvvetli suç şüphesi olmaksızın ve

görevinden kaynaklanan güvencelere riayet edilmeksizin görevli olmayan bir

mahkeme tarafından tutuklandığını, olayda tutuklama nedenlerinin bulunmadığını,

tutuklamanın orantısız bir tedbir olduğunu ve adli kontrol tedbirinin neden

yetersiz kalacağının değerlendirilmediğini belirterek kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

31. Bakanlık görüşünde; kabul edilebilirlik yönünden

öncelikle başvurucu hakkında anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme

suçundan kovuşturmaya yer olmadığına dair ek karar verildiği, başvurucunun da

bu karar üzerine koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davası açtığı bildirilmiş

ancak başvurucu tarafından bireysel başvuru dosyasına bu yönde bilgi

verilmemesi nedeniyle başvuru hakkının kötüye kullanıldığı belirtilmiştir. Esas

yönünden ise başvurucu hakkında verilen tutuklama kararında ilgili makamların

tutuklamaya ilişkin ilgili ve yeterli gerekçe gösterdiği, bu gerekçeler kapsamında

başvurucunun tutukluluğunun keyfî olduğunun savunulamayacağı ifade edilmiştir.

32. Başvurucu; Bakanlık görüşüne karşı beyanında,

bireysel başvurunun yapıldığı tarihte sadece anayasal düzeni ortadan kaldırmaya

teşebbüs etme suçundan hakkında soruşturma yürütüldüğünü ve tutukluluk

tedbirinin uygulandığını, bu suç yönünden kovuşturmaya yer olmadığı kararı

verilmesi üzerine tazminat davası açtığını, delil olmadığı hâlde anılan suçtan

tutuklanması nedeniyle bireysel başvuru yaptığını belirtmiştir.

B. Değerlendirme

33. Anayasa'nın "Temel hak ve hürriyetlerin

sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesi şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

34. Anayasa'nın "Kişi hürriyeti ve

güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birinci fıkrası ile üçüncü

fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:

"Herkes, kişi hürriyeti ve

güvenliğine sahiptir.

...

Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti

bulunan kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesini veya

değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan

ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla tutuklanabilir."

35. Başvurucunun bu bölümdeki şikâyetlerinin Anayasa'nın

19. maddesinin üçüncü

fıkrası kapsamında incelenmesi gerekir.

1. Uygulanabilirlik

Yönünden

36. Anayasa'nın "Temel hak ve hürriyetlerin

kullanılmasının durdurulması" kenar başlıklı 15. maddesi şöyledir:

"Savaş, seferberlik, sıkıyönetim

veya olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâl

edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin

kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada

öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.

Birinci fıkrada belirlenen durumlarda

da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümler dışında, kişinin

yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğüne dokunulamaz; kimse din,

vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayı

suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu mahkeme kararı ile

saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz."

37. Anayasa Mahkemesi, olağanüstü yönetim usullerinin

uygulandığı dönemlerde alınan tedbirlere ilişkin bireysel başvuruları

incelerken Anayasa'nın 15. maddesinde ortaya konulan temel hak ve özgürlüklere

ilişkin güvence rejimini dikkate alacağını belirtmiştir. Buna göre olağanüstü

bir durumun bulunması ve bunun ilan edilmesinin yanı sıra bireysel başvuruya

konu temel hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden tedbirin olağanüstü durumla

bağlantılı olması hâlinde inceleme Anayasa'nın 15. maddesi uyarınca

yapılacaktır (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 187-191).

38. Soruşturma mercilerince başvurucuya yöneltilen ve

tutuklama tedbirine konu olan suçlama, başvurucunun darbe teşebbüsünün

arkasındaki yapılanma olduğu belirtilen FETÖ/PDY'nin üyesi olduğu iddiasıdır.

Anayasa Mahkemesi, anılan suçlamanın olağanüstü hâl ilanını gerekli kılan

olaylarla ilgili olduğunu değerlendirmiştir (Selçuk Özdemir [GK], B. No:

2016/49158, 26/7/2017, § 57).

39. Bu itibarla başvurucu hakkında uygulanan tutuklama

tedbirinin hukuki olup olmadığının incelenmesi Anayasa'nın 15. maddesi

kapsamında yapılacaktır. Bu inceleme sırasında öncelikle başvurucunun

tutuklanmasının başta Anayasa'nın 13. ve 19. maddeleri olmak üzere diğer

maddelerinde yer alan güvencelere aykırı olup olmadığı tespit edilecek,

aykırılık saptanması hâlinde ise Anayasa'nın 15. maddesindeki ölçütlerin bu

aykırılığı meşru kılıp kılmadığı değerlendirilecektir (Aydın Yavuz ve

diğerleri, §§ 193-195, 242; Selçuk Özdemir, § 58).

2. Kabul Edilebilirlik Yönünden

40. Başvurucu hakkında yürütülen soruşturma dosyası

incelendiğinde -Bakanlığın da itirazına konu olan- Başsavcılık tarafından

verilen kovuşturmaya yer olmadığı yönündeki ek kararda, anayasal düzeni ortadan

kaldırmaya teşebbüs etme suçundan soruşturma başlatıldığı ancak başvurucuya

isnat edilen eylemlerin terör örgütüne üye olma suçunu oluşturacağı

değerlendirilerek nitelemenin değiştirildiği, nitekim kamu davasının da anılan

suç yönünden açıldığı, buna mukabil ilk suçlama yönünden verilen tutuklama

kararının UYAP ortamından silinememesi nedeni ile bu şekilde karar verilmesi

gerektiği belirtilmiştir (bkz. § 21).

41. Başsavcılığın kararından da anlaşılabileceği üzere

esasen burada bir eyleme ilişkin soruşturmanın kovuşturmaya yer olmadığı kararı

ile sonuçlandırılması söz konusu değildir. Aksine isnat edilen suçun vasfına

ilişkin hukuki nitelendirmede değişikliğe gidildiği ancak UYAP üzerinden

değişiklik yapılamadığı için bu yönde bir uygulama yapıldığı görülmektedir. Bu

yüzden söz konusu kovuşturmaya yer olmadığı kararı üzerine koruma tedbirleri

nedeniyle tazminat davası açılabileceğini söylemek mümkün görünmemektedir.

Nitekim -diğer kovuşturmaya yer olmadığı kararlarının aksine- başvurucu

hakkındaki kararda da bu yönde (tazminat davası açılabileceğine ilişkin) bir

ibare bulunmamakta, dava açma yolu gösterilmemektedir.

42. Sonuç olarak açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve

kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden bulunmadığı

anlaşılan bu bölümdeki iddiaların kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi

gerekir.

3. Esas

Yönünden

a. Genel

İlkeler

43. Tutuklamanın hukukiliğinin incelenmesinde dikkate

alınacak genel ilkeler için bkz. Mustafa Baldır, B. No: 2016/29354,

4/4/2018, §§ 54-60; Zafer Özer, B. No: 2016/65239, §§ 38-45.

b. İlkelerin Olaya Uygulanması

44. Somut olayda öncelikle başvurucunun tutuklanmasının

kanuni dayanağının olup olmadığının belirlenmesi gerekir.

45. Başvurucu 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza

Kanunu'nun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Beşinci Bölümü'nde ''Anayasal Düzene

ve Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar'' başlığı altında düzenlenen 309/1

maddesi kapsamında tutuklanmıştır. Devam eden soruşturma sürecinde suçun

niteliğinde değişikliğe giden soruşturma makamı, başvurucunun tutukluluğunu

Kanun'da aynı başlık altında yer alan 314/2 maddesine dayandırmış ve darbe

teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğu belirtilen FETÖ/PDY'nin mensubu

olduğu suçlamasıyla devam ettirmiştir. Başvurucu 4/12/2004 tarihli ve 5271

sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 100. maddesi uyarınca tutuklanmıştır.

46. Diğer taraftan başvurucu 24/2/1983 tarihli ve 2802

sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nda hâkimlerle ilgili olarak öngörülen usule

ilişkin güvencelerin hiçbirine riayet edilmeksizin, yetkili ve görevli olmayan

mahkemece tutuklandığını iddia etmektedir.

47. Anayasa Mahkemesi, Yıldırım Turan ([GK], B.

No: 2017/10536, 4/6/2020) kararında ilgili kanunlar çerçevesinde konuyu

etraflıca değerlendirmiş ve Yargıtay içtihatlarına da değinerek terör örgütüne

üye olma suçunun kişisel bir suç olduğunu, Yüksek Mahkeme üyelerinden farklı

olarak hâkim ve Cumhuriyet savcıları yönünden ağır ceza mahkemesinin görevine

giren suçüstü hâli bulunmasa da kişisel suçlarına ilişkin olarak soruşturma

yürütülmesi için izin şartı bulunmadığını belirterek Vergi Mahkemesi üyesi

(hâkim) olan başvurucunun tutuklanmasının kanuni dayanağının bulunduğu sonucuna

varmıştır (Yıldırım Turan, §§ 102-147).

48. Somut olayda anılan karardan ayrılmayı gerektiren bir

durum söz konusu değildir. Dolayısıyla somut olayın koşullarında başvurucunun

kanuna aykırı olarak tutuklandığı iddiası yerinde değildir. Bu itibarla

başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin kanuni dayanağı

bulunmaktadır.

49. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama

tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce

tutuklamanın ön koşulu olan suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti

bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.

50. Başvurucu hakkındaki tutuklama ve tutukluluğa

itirazın reddi kararlarında kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut

olguların bulunduğu genel olarak belirtilmiş fakat bunlara ilişkin bir

açıklamaya yer verilmemiştir. Bununla birlikte başvurucunun HSYK tarafından

açığa alınmasına değinildiği görülmektedir.

51. Başvuruya konu soruşturma dosyasında ise başvurucu

hakkında iki tanık beyanının bulunduğu anlaşılmıştır. Nitekim iddianamede de

başvurucunun meslekten ihraç edilmiş olmasının yanı sıra bahsi geçen tanıkların

beyanlarına yer verilmiştir (bkz. § 23).

52. Somut olayda başvurucunun FETÖ/PDY ile bağlantılı bir

suç işleyip işlemediğinin belirlenmesinde temel olarak tanıklar Mehmet Özbey ve

Mehmet Özdemir'in ifadelerinin değerlendirilmesi gerekir.

53. Tanık Mehmet Özbey hâkimlik yapan bir yargı

mensubudur. Etkin pişmanlıktan yararlanmak istediğini belirterek 16/10/2016

tarihinde -şüpheli sıfatıyla verdiği- ifadede FETÖ/PDY içindeki konumuna ve

faaliyetlerine dair ayrıntılı açıklamalarda bulunmuştur. Tanık, Osmancık'a

tayinin çıkması üzerine burada Çorum savcısı olarak çalışan S.U.nun kendisini

kahvaltı için evine davet ettiğini ve adı geçen kişinin FETÖ/PDY mensubu

olduğunu ve kendisiyle irtibat için görevlendirildiğini ifade etmiştir.

Sonrasında toplantılara katılan kişilerden bahseden tanık, bunlardan birinin de

Çorum'un bir ilçesinde çalışan başvurucu olduğunu söylemiştir. Tanık ifadesinde

başvurucunun adını, son görev yerini, sicilini ve ihraç edildiği bilgisini de

vermiştir. Tanığın başvurucunun FETÖ/PDY ile bağlantılı yargı mensuplarınca

yapılan toplantılara başvurucunun da katıldığı yönündeki ifadesinin duruma veya

kanaate değil bizzat görgüye dayalı olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim başvurucu

da 2011-2014 yılları arasında Çorum'un Ortaköy ve Alaca ilçelerinde hâkimlik

yapmıştır.

54. Tanık Mehmet Özdemir de hâkim olarak görev yapmış bir

yargı mensubudur. Bu kişi 2002-2007 yılları arasında Marmara Üniversitesi Hukuk

Fakültesinde öğrenim görmüş, bu süre içinde FETÖ/PDY'ye ait evlerde kalmış,

sonra da Ankara'da örgütün hâkimlik sınavları için organize ettiği evlerde

sınava hazırlanmıştır. Tanık 10/11/2016 tarihinde -şüpheli sıfatıyla ifadesi

alınırken- okulda veya staj döneminde FETÖ/PDY ile bağlantılı olduğunu bildiği

kişileri söylemesinin istendiği sırada çok sayıda kişinin yanı sıra

başvurucunun da adını vermiştir.

55. Tanık beyanları bir bütün olarak incelendiğinde

başvurucunun özellikle hâkimlik mesleğini icra ettiği dönemde örgüt tarafından

gerçekleştirilen toplantılara katıldığı hususunun tanık Mehmet Özbey tarafından

ifade edildiği görülmektedir. Bu itibarla başvurucu yönünden suç şüphesinin

varlığını doğrulayan belirtiler dosya kapsamında bulunmaktadır. Bu durumda

özellikle tanık Mehmet Özbey olmak üzere tanık ifadelerinin -mahkûmiyete

yeterliliği tartışılır olmakla birlikte- tutuklama bakımından kuvvetli suç

belirtisi olarak kabul edilebileceği değerlendirilmiştir.

56. Ayrıca başvurucu hakkında uygulanan ve kuvvetli suç

şüphesinin bulunması şeklindeki ön koşulu yerine gelmiş olan tutuklama

tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının da değerlendirilmesi gerekir. Bu

değerlendirmede, tutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar da dâhil

olmak üzere somut olayın tüm özelliklerinin dikkate alınması gerekir.

57. Anayasa Mahkemesi, darbe teşebbüsü sonrasında

teşebbüsle bağlantılı veya doğrudan teşebbüsle olmasa da -teşebbüsün

arkasındaki yapılanma olan- FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlara ilişkin

soruşturmalarda delillerin sağlıklı bir şekilde toplanabilmesi ve

soruşturmaların güvenlik içinde yürütülebilmesi için tutuklama dışındaki koruma

tedbirlerinin yetersiz kalmasının söz konusu olabileceğini ifade etmiştir.

Anayasa Mahkemesi ayrıca FETÖ/PDY ile bağlantılı kişilerin teşebbüs sırasında

veya sonrasında ortaya çıkan kargaşadan yararlanmak suretiyle kaçma imkânının

ve bu dönemde delillere etki edilmesi ihtimalinin normal zamanda işlenen

suçlara göre çok daha fazla olduğuna dikkat çekmiştir (Aydın Yavuz ve

diğerleri, §§ 271, 272; Selçuk Özdemir, §§ 78, 79).

58. Öte yandan başvurucunun tutuklanmasına karar verilen

silahlı terör örgütüne üye olma suçu, Türk hukuk sistemi içinde ağır cezai

yaptırımlar öngörülen suç tipleri arasında olup isnat edilen suça ilişkin

olarak kanunda öngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret eden

durumlardan biridir (aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hüseyin Burçak,

B. No: 2014/474, 3/2/2016, § 61; Devran Duran [GK], B. No: 2014/10405,

25/5/2017, § 66). Anılan suç 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı

fıkrasında yer alan ve kanun gereği tutuklama nedeni varsayılabilen suçlar

arasındadır.

59. Somut olayda Muş Sulh Ceza Hâkimliğince başvurucunun

tutuklanmasına karar verilirken tutuklama nedeni olarak başvurucunun üzerine

atılı suçun tutuklama nedeni varsayılabilen suçlar listesinde olmasına, darbe

teşebbüsünün tam olarak bastırılamamış olmasına ve başvurucunun delilleri

etkileme ihtimalinin bulunmasına dayanıldığı görülmektedir. Dolayısıyla

tutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar ve somut olayın yukarıda

belirtilen özel koşulları ile Muş Sulh Ceza Hâkimliği tarafından verilen

kararın içeriği birlikte değerlendirildiğinde başvurucu yönünden dayanılan

tutuklama nedenlerinin olgusal temellerinin olduğu söylenebilir.

60. Başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülü olup

olmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın 13.

ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tüm

özellikleri dikkate alınmalıdır (Gülser Yıldırım (2) [GK], B. No:

2016/40170, 16/11/2017, § 151). Öncelikle terör suçlarının soruşturulması kamu

makamlarını ciddi zorluklarla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu nedenle kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkı, adli makamlar ve güvenlik görevlilerinin

-özellikle organize olanlar olmak üzere- suçlarla ve suçlulukla etkili bir

şekilde mücadelesini aşırı derecede güçleştirmeye neden olabilecek şekilde yorumlanmamalıdır

(aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Devran Duran, § 64). Özellikle

darbe teşebbüsüyle veya FETÖ/PDY ile bağlantılı soruşturmaların kapsamı ve

niteliği ile FETÖ/PDY'nin özellikleri de dikkate alındığında bu soruşturmaların

diğer ceza soruşturmalarına göre çok daha zor ve karmaşık olduğu ortadadır (Aydın

Yavuz ve diğerleri, § 350). Somut olayda da FETÖ/PDY ile bağlantılı olduğu

belirtilen başvurucuyla ilgili bir soruşturma söz konusudur.

61. Somut olayın yukarıda belirtilen özellikleri dikkate

alındığında Muş Sulh Ceza Hâkimliğinin isnat edilen suç için öngörülen

yaptırımın ağırlığını, işin niteliğini ve önemini de gözönünde tutarak

başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu ve adli kontrol

uygulamasının yetersiz kalacağı sonucuna varmasının keyfî ve temelsiz olduğu

söylenemez.

62. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklamanın

hukuki olmadığı iddiasına ilişkin olarak Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü

fıkrası ile güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal

edilmediğine karar verilmesi gerekir.

63. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği

hakkına tutuklama yoluyla yapılan müdahalenin bu hakka dair Anayasa'da (13. ve

19. maddelerde) yer alan güvencelere aykırılık oluşturmadığı görüldüğünden

Anayasa'nın 15. maddesinde yer alan ölçütler yönünden ayrıca bir inceleme

yapılmasına gerek görülmemiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle Anayasa'nın 19.

maddesinde güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının İHLAL

EDİLMEDİĞİNE,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde

BIRAKILMASINA,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

21/7/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Kadir ÖZKAYA Üyeler : Engin YILDIRIM Celal Mümtaz AKINCI Yıldız SEFERİNOĞLU Basri BAĞCI Raportör : Duygu KALUKÇU Başvurucu : Hüsamettin UYAN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2017/11369, 21 Temmuz 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İlgili
  10. Hukuk
  11. V. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. A. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine
  16. C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde
  17. D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2017/11369
Tarih
21 Temmuz 2020

İlgili Kararlar

  • Başkent Gazino İşletmeciliği Turizm Gıda Tic. Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2017/4991)
  • Kadri Enis Berberoğlu Başvurusu (B. No: 2018/30030)
  • Bestami Eroğlu Başvurusu (B. No: 2018/23077)
  • Arif Ali Cangı Başvurusu (B. No: 2016/4060)
  • E.ü. Başvurusu (B. No: 2016/13010)
  • Mehmet Beşir Arda Başvurusu (B. No: 2017/15460)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.