İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Hüseyin Çınar ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/10248)

1. Başvuru, hisseli olarak malik olunan taşınmaz üzerinde imar

Başvuru No2014/10248Tarih12 Ocak 2017Okuma27 dk · 5.391 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Hüseyin Çınar Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
12 Ocak 2017
Başvuru Numarası
2014/10248
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

5.391 kelime·27 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, hisseli olarak malik olunan taşınmaz üzerinde imar

mevzuatına aykırı olarak inşa edilen ancak imar affından yararlandığı ve konut

olarak kullanıldığı belirtilen yapıların imar planlarına göre toplu konut

alanında kalması nedeniyle yıkılmasına karar verilmesine rağmen yapı bedelinin

ödenmediği iddiasıyla açılan davanın reddedilmesi sebebiyle mülkiyet ve adil

yargılanma haklarının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 25/6/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan

yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi

neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 24/12/2014 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 11/1/2016 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 9/2/2016 tarihli yazısında, Anayasa

Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen

başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi

(UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar

özetle şöyledir:

7. Başvurucular, murisleri İ.Ç.den veraseten intikal eden, Ankara ili Altındağ ilçesi Yenidoğan Mahallesi 6867 ada 7 parsel sayılı 363 m² yüz

ölçümlü taşınmazın 175/726 hissesinin maliki olup taşınmaz üzerinde ayrıca bir

adet iki katlı, bir adettek katlı olmak üzere konut

amaçlı kullanılan yapılar bulunmaktadır.

8. Başvurucuların hissedarı olduğu taşınmazı da kapsayan alanda

Ankara Büyükşehir Belediyesinin (Büyükşehir Belediyesi) 26/10/2001 tarihli ve

560 sayılı kararıyla kabul edilen1/5000 ölçekli Eski Altındağ Kentsel Dönüşüm

Projesi nazım imar planı ile bu plana göre Altındağ Belediyesinin (Belediye)

27/9/2002 tarihli ve 350 sayılı kararı ile kabul edilen 1/1000 ölçekli Eski

Altındağ Kentsel Dönüşüm Projesi II. etap imar planı, Büyükşehir Belediyesinin

3/2/2003 tarihli ve 1671-6962 sayılı kararı ile onaylanmıştır.

9. Bu kapsamda Belediye, 23/9/2004 tarihli ve 1186/1143 sayılı

kararı ile 1/1000 ölçekli Eski Altındağ Kentsel Dönüşüm Projesi II. etap imar

planına dayalı olarak hazırlanan 81460 sayılı parselasyon planını onaylamıştır.

10. Onaylanan parselasyon planına göre başvurucuların hissedarı

bulunduğu 6867 ada 7 parsel sayılı taşınmaz 23651 ada 1 parsel sayılı imar

parseline isabet etmesine rağmen başvuruculara ait 87,5 m² lik

hisse 23655 ada 1 parsel sayılı taşınmazda 40 m², 23656 ada 1 parsel sayılı

taşınmazda 41 m² ve 23659 ada 1 parsel sayılı taşınmazda 6 m² olacak şekilde

tahsis edilmiştir.

11. Parselasyon planına dayalı olarak başvuruculara ait

hisselerin yerinde korunmayıp başka imar ada ve parsellerine şuyulandırılması üzerine 6867 ada 7 parsel sayılı taşınmaz

üzerinde bulunan başvuruculara ait konut amaçlı kullanılan yapılar yıkılmış ve

kentsel dönüşüm projesi imar planlarına göre toplu konut sahasında kalan bu

alanda Belediye ile Başbakanlık Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) arasında

akdedilen sözleşmeye istinaden konutlar inşa edilmiştir.

12. Başvuruculardan Sevim Çınar, 6867 ada 7 parsel sayılı

taşınmazla ilgili 81460 sayılı parselasyon planının iptali istemiyle Belediye

aleyhine 4/7/2006 tarihinde Ankara 11. İdare Mahkemesinde iptal davası

açmıştır.

13. Mahkemenin 17/9/2008 tarihli ve E.2006/1700, K.2008/2027

sayılı kararı ile başvuruculara ait hisselerin isabet ettiği 23651 ada 1 parsel

sayılı taşınmazda korunarak toplu konut uygulaması için kat karşılığı veya

farklı anlaşmalar temin edilmesi gerekirken başka ada ve parsellere bölünerek

hisse tahsis edilmesinin imar mevzuatına aykırılık taşıdığı, başvurucuların

hissedar olduğu 6867 ada 7 parsel sayılı taşınmazın 23651 ada 1 sayılı imar

parselinin altlığına isabet ettiği, başvuruculara ait hisselerin öncelikle bu

parselde tahsisinin zorunlu olduğu ve parselasyon planında hukuka uyarlık

bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.

14. Temyiz üzerine Danıştay Altıncı Dairesinin 12/11/2012

tarihli ve E.2009/1431, K.2012/5863 sayılı kararı ile ıslah imar planı bulunan

bölgelerde 24/2/1984 tarihli ve 2981 sayılı İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı

Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler ve 6785 Sayılı İmar Kanunu'nun Bir

Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun'a göre parselasyon işlemi tesis

edilebileceği, somut olayda parselasyon işleminin dayanağı 1/1000 ölçekli imar

planı uyarınca 3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18. maddesi

uyarınca parselasyon işlemi yapılması gerektiği, bu nedenle 2981 sayılı Kanun

uyarınca yapılan parselasyon işleminde hukuka uyarlık bulunmadığı ve dava

konusu işlemin iptali yönündeki kararın sonucunda isabetsizlik görülmediği

belirtilerek hükmün onanmasına karar verilmiştir.

15. Karar düzeltme istemi ise aynı Dairenin 29/4/2014 tarihli ve

E.2013/5570, K.2014/3441 sayılı ilamıyla reddedilmiştir.

16. Öte yandan parselasyon işleminin iptali için Ankara 11.

İdare Mahkemesinde dava açılmasından sonra, Belediye Encümeninin 28/3/2007

tarihli 280 sayılı kararı ile imar planları tamamlanan ve 81460 nolu imar planında kentsel dönüşüm projesi kapsamında kalan

23651 ada üzerindeki başvurucuların murisine ait yapının yıkılıp boşaltılması

ve tapuluarazinin Belediyeye devredilmesi

karşılığında, TOKİ'nin yapacağı konutlardan Belediyeye ait olan dairelerin kura

çekimi sonucunda 81 m² lik arsanın karşılığı olan

bedel ile 20.275 TL enkaz bedelinin daire bedelinden düşülerek başvurucuların

murisi adına daire tahsisi yapılmasına karar verilmiştir.

17. Yine, Belediye Encümeninin 26/3/2008 tarihli ve 202 sayılı

kararı ile Belediye Meclisinin 7/6/2006 tarihli ve 533 sayılı kararına

istinaden, imar planı tamamlanan bölgelerde mülkiyeti tam veya hisseli olarak

Belediyeye ait bulunan parsellerinde ve bu parseller arasında kalan ucuz konut

alanları imar yolları, park alanları, pazar yeri ve rekreasyon alanları

üzerinde bulunan gecekondulardan tapulu olan veya tapusuz olup da 22/5/1986

tarihli ve 3290 sayılı, 18/5/1987 tarihli ve 3366 sayılı Kanunlar ile değişik

2981 sayılı Kanun'a göre imar affı müracaatları bulunanlara, 2981 sayılı

Kanun'un 3290 ve 3366 sayılı Kanunlar ile değişik 13. maddesinin (b) bendi ve

24/4/2001 tarihli ve 4650 sayılı Kamulaştırma Kanununda Değişiklik Yapılması

Hakkında Kanun'un 3. maddesine göre kamulaştırma bedeli ödenerek

kamulaştırılmalarına; tapulu veya tapusuz olup da belirtilen mevzuat

hükümlerine göre imar affı müracaatları bulunmayan gecekondu sahiplerinin

mağduriyetlerinin giderilmesi içinise enkaz bedeli

ödenmesine karar verilmiştir.

18. Ayrıca, Belediye Encümeninin 11/3/2009 tarihli ve 316 sayılı

kararı ile Belediye Meclisinin 2/12/2008 tarihli ve 537 sayılı kararında

belirtilen şartlara istinaden, başvuruculara tahsis edilecek 23647 ada 1 parsel

sayılı taşınmaz üzerinde yer alan C.1-6 blok, 7. kat 29 nolu

ve 8. kat 32 nolu dairelerin bedeli olan 165.000

TL'den, yapıların enkaz bedeli ve başvurucuların 23587 ada 3 parsel sayılı

taşınmazdaki 97.40 m² lik tapulu hissenin bedeli olan

toplam 69.4754 TL düşülerek geriye kalan 95.525 TL'nin peşin vadeli seçeneğe

göre ödenmesi suretiyle tahsis yapılması karşılığında tüm hakların belediyeye

terk edilmesi suretiyle uzlaşılması hususunda karar alınmıştır.

19. Başvurucular hissedarı oldukları 6867 ada 7 parsel sayılı

taşınmaz üzerinde bulunan ve konut amaçlı kullanılan yapılar için 2981 sayılı

Kanun kapsamında imar affı başvurusunda bulunulduğuna ilişkin tespit, müracaat

ve değerlendirme formları, emlak vergisi ödendiğine dair ödeme makbuzları

bulunmasına rağmen yalnızca enkaz bedeli teklif edilerek yıkım kararı

alındığını, yapıların bedelinin ödenmediğini belirterek yapıların

kamulaştırmasız el atılması suretiyle yıkılması nedeniyle şimdilik 10.000 TL

yapı bedelinin faiziyle birlikte tahsili istemiyle Belediye aleyhine 2/11/2009

tarihinde Ankara 9. Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açmışlardır.

20. Yargılama aşamasında davalı Belediyece yargı yolu itirazında

bulunulmuş, itiraz Mahkemece 10/11/2010 tarihinde reddedilmiştir. Davalı

Belediyenin olumlu görev uyuşmazlığı çıkarılmasına ilişkin dilekçesi üzerine

Danıştay Başsavcılığının 17/12/2010 tarihli kararıyla olumlu görev uyuşmazlığı

çıkarılmasına ve dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesine karar

verilmiştir.

21. Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümünün 4/7/2011 tarihli ve

E.2011/9, K.2011/142 sayılı kararıyla somut olayda idarenin 4/11/1983 tarihli

ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu kapsamında bir işleminin bulunmadığı,

davanın 2942 sayılı Kanun'un 14. maddesinde işaret edilen bedel artırma davası

niteliğinde olmadığı, imar planı ve buna dayalı imar uygulaması sonucunda

uğranılan zararların tazminine yönelik bulunan davanın tam yargı davası

kapsamında idari yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği ve idari yargının görevli

olduğu gerekçesiyle Ankara 9. Asliye Hukuk Mahkemesinin görev itirazının

reddine ilişkin kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.

22. Ankara 9. Asliye Hukuk Mahkemesi 7/12/2011 tarihli ve

E.2009/380, K.2011/396 sayılı kararıyla, Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümünün

4/7/2011 tarihli kararı doğrultusunda uyuşmazlığın çözümünde idari yargının

görevli olduğu gerekçesiyle dava dilekçesinin yargı yolu yönünden reddine karar

vermiştir.

23. Dava dilekçesinin yargı yolu yönünden reddi kararı üzerine

başvurucular, aynı gerekçelerle yapı bedelinden kaynaklanan 35.000 TL

tazminatın yasal faiziyle birlikte tahsili istemiyle Belediye aleyhine 12/12/2011

tarihinde Ankara 2. İdare Mahkemesinde tam yargı davası açmışlardır.

24. Mahkemenin 29/6/2012 tarihli ve E.2011/2513, K.2012/1508

sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili

kısmı şöyledir:

"2981 sayılı İmar ve Gecekondu Mevzuatına

Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler ve 6785 sayılı İmar Kanununun Bir

Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanunun 13. madddesinde

de, bu Kanunun 14. maddesinin a, b, c, d, e, g, h ve i bentleri kapsamında

kalmaları nedeniyle bulundukları yerde korunmayan gecekondu sahiplerinden hak

sahibi sıfatı taşıyanlarına bir gecekondu önleme veya ıslah bölgesinde veya

yakın bölgelerde yapılmış ıslah imar planları içinde meydana gelen boş imar

parsellerinin müstakil, hisseli veya kat mülkiyeti esaslarına göre verileceği,

bu gibi hallerde gecekondu sahibine ayrıcaenkaz

bedeli ödeneceği hükme bağlanmış olup, 2981 sayılı Kanundan yararlanamayacak

olanların sayıldığı 14/f maddesinde ise, 10 Kasım 1985 tarihinden sonra yapılan

gecekondular ile inşaasına başlanan imar mevzuatına,

ruhsat ve eklerine aykırı yapıların, 2981 sayılı Kanun hükümlerinden

yararlanamayacakları belirtilmiştir.

Anılan Yasa maddelerinin birlikte

değerlendirilmesinden, imar mevzuatına uygun olarak inşa edilmiş ruhsatlı

yapıların imar planı uyarınca kamulaştırılmaları durumunda, ilgililere 2942

sayılı Yasada öngörülen şekilde kamulaştırma bedeli ödeneceği, Hazine,

belediye, il özel idarelerine ait veya Vakıflar Genel Müdürlüğünün idaresinde

olan taşınmazlar üzerinde inşa edilen ve 2981 sayılı Yasadan yararlanan yapı

sahiplerine, taşınmazları bulunduğu yerde korunamaması durumunda enkaz bedeli

ödeneceği, bu iki husus dışında ruhsatsız olarak inşa edilen veya imar affından

yararlanmayan yapılar için imar planı uygulaması durumunda bir bedel

ödenmesinin sözkonusu olmayacağı sonucuna

varılmaktadır.

Dava dosyasının incelenmesinden, davacıların veraseten maliki oldukları Ankara İli, Altındağ İlçesi, Yenidoğan Mahallesi 6867 ada 7 parselde bulunan taşınmazın

toplu konut projesi içinde kaldığı ve üzerindeki yapının kaçak ve ruhsatsız

olması nedeniyle davalı idarece yıkıldığı Altındağ Belediye Encümeni kararıyla

ruhsatsız ve kaçak yapılar için enkaz bedeli ödenmesi yolunda karara varıldığı,

davacılar tarafından yapı bedelinin tamamının ödenmesi gerektiği iddiasıyla

bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Olayda taşınmaz üzerindeki binanın yasalara

uygun ve ruhsatlı bir yapı olmadığı ve tamamı Altındağ Belediyesine ayrılan

23651 adada kaldığı, 5393 sayılı Yasanın 73. maddesinde; kentsel dönüşüm ve

gelişim proje alanlarında bulunan yapıların boşaltılması, yıkılması ve

kamulaştırılmasına olanak tanındığı hususları dikkate alındığında, projelerin

Yasa'daki getirilen amacı doğrultusunda mevcut gecekonduların varlığını

sürdürmesinin proje kapsamında hukuken olanaklı görülmediğinden davacıların veraseten maliki oldukları taşınmazdaki yapının 775 sayılı

Gecekondu Kanunu'nun 18. maddesi uyarınca yıkımına ve yapı bedelinin

ödenmemesine ilişkin davalı idare tarafından tesis edilen işlemde hukuka aykrılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır."

25. Temyiz üzerine karar, Danıştay Ondördüncü

Dairesinin 12/3/2014 tarihli ve E.2012/10048, K.2014/3323 sayılı ilamı ile,

"Davacılar vekili tarafından; yıkılması

neticesinde, yapı bedelinden kaynaklanan 35.000,00 TL zararın dava tarihinden

itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyle dava açılmıştır.

Mahkeme tarafından da istem özetinin bu şekilde kurulmuş olmasına rağmen, sonuç

kısmında, davacıların yapı bedelinin yasal faiziyle tazmini isteminin kabulüne

hukuken olanak bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi

gerekirken, yapının 775 sayılı Gecekondu Kanunu'nun 18. maddesi uyarınca

yıkımına ve yapı bedelinin ödenmemesine ilişkin davalı idare tarafından tesis

edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine

şeklinde hüküm kurulmasında sonucu itibariyle isabetsizlik görülmemiştir."

denilmek suretiyle onanmıştır.

26. Karar, başvuruculara 26/5/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir.

27. Başvurucular 25/6/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuşlardır.

B. İlgili Hukuk

28. 3194 sayılı Kanun'un 10. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:

"Belediyeler; imar planlarının yürürlüğe

girmesinden en geç 3 ay içinde, bu planı tatbik etmek üzere 5 yıllık imar

programlarını hazırlarlar. ... Bu programlar, belediye meclisinde kabul

edildikten sonra kesinleşir. Bu program içinde bulunan kamu kuruluşlarına

tahsis edilen alanlar, ilgili kamu kuruluşlarına bildirilir. Beş yıllık imar

programları sınırları içinde kalan alanlardaki kamu hizmet tesislerine tahsis

edilmiş olan yerleri ilgili kamu kuruluşları, bu program süresi içinde

kamulaştırırlar. ..."

29. 3194 sayılı Kanun'un 18. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:

"İmar hududu içinde bulunan binalı veya

binasız arsa ve arazileri malikleri veya diğer hak sahiplerinin muvafakatı aranmaksızın, birbirleri ile, yol fazlaları ile,

kamu kurumlarına veya belediyelere ait bulunan yerlerle birleştirmeye, bunları

yeniden imar planına uygun ada veya parsellere ayırmaya, müstakil, hisseli veya

kat mülkiyeti esaslarına göre hak sahiplerine dağıtmaya ve re'sen

tescil işlemlerini yaptırmaya belediyeler yetkilidir. ...

...

Üzerinde bina bulunan hisseli parsellerde, şüyulanma sadece zemine ait olup, şüyuun giderilmesinde

bina bedeli ayrıca dikkate alınır.

Düzenleme sırasında, plan ve mevzuata göre

muhafazasında mahzur bulunmayan bir yapı, ancak bir imar parseli içinde

bırakılabilir. Tamamının veya bir kısmının plan ve mevzuat hükümlerine göre

muhafazası mümkün görülemeyen yapılar ise, birden fazla imar parseline de

rastlayabilir. Hisseli bir veya birkaç parsel üzerinde kalan yapıların

bedelleri, ilgili parsel sahiplerince yapı sahibine ödenmedikçe ve aralarında

başka bir anlaşma temin edilmedikçe veya şüyuu giderilmedikçe bu yapıların eski

sahipleri tarafından kullanılmasına devam olunur.

Bu maddede belirtilen kamu hizmetlerine

ayrılan yerlere rastlayan yapılar, belediye veya valilikçe kamulaştırılmadıkça

yıktırılamaz."

30. 3194 sayılı Kanun'un 20. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:

"Yapı:

a) Kuruluş veya kişilerce kendilerine ait

tapusu bulunan arazi, arsa veya parsellerde,

...

İmar planı, yönetmelik, ruhsat ve eklerine

uygun olarak yapılabilir."

31. 3194 sayılı Kanun'un 21. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:

"Bu Kanunun kapsamına giren bütün yapılar

için 26 ncı maddede belirtilen istisna dışında

belediye veya valiliklerden (....) yapı ruhsatiyesi

alınması mecburidir."

32. 3194 sayılı Kanun'un 32. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:

"Bu Kanun hükümlerine göre ruhsat

alınmadan yapılabilecek yapılar hariç; ruhsat alınmadan yapıya başlandığı veya

ruhsat ve eklerine aykırı yapı yapıldığı ilgili idarece tespiti, fenni mesulce

(...) tespiti ve ihbarı veya herhangi bir şekilde bu duruma muttali olunması

üzerine, belediye veya valiliklerce o andaki inşaat durumu tespit edilir. Yapı

mühürlenerek inşaat derhal durdurulur.

...

Ruhsata aykırılık olan yapıda, bu aykırılığın

giderilmiş olduğu veya ruhsat alındığı ve yapının bu ruhsata uygunluğu,

inceleme sonunda anlaşılırsa, mühür, belediye veya valilikçe kaldırılır ve

inşaatın devamına izin verilir.

Aksi takdirde, ruhsat iptal edilir, ruhsata

aykırı veya ruhsatsız yapılan bina, belediye encümeni veya il idare kurulu

kararını müteakip, belediye veya valilikçe yıktırılır ve masrafı yapı

sahibinden tahsil edilir."

33. 2942 sayılı Kanun'un 3. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:

"İdareler, kanunlarla yapmak

yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi

için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını;

bedellerini nakden ve peşin olarak veya aşağıda belirtilen hallerde eşit

taksitlerle ödemek suretiyle kamulaştırma yapabilirler."

34. 2981 sayılı Kanun'un 10. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:

"b) Üzerinde imar mavzuatına

aykırı olarak toplu binalar inşa edilmiş hisseli veya özel parselasyona dayalı

arsa veya arazilerde, kişilerin hisse miktarları ve fiili kullanma durumları

dikkate alınarak valilik veya belediyelerin talebi üzerine:

...

2. Kadastrosu veya tapulaması tamamlanmış

yerlerde ise bu Kanunla verilen yetkiler kadastro müdürlüklerince kullanılarak,

Islah imar planlarının yapılıp yapılmadığına

bakılmaksızın: onayların alınmasına ve ilanların yapılmasına (askı ilanları

hariç), komisyonların kurulmasına lüzum kalmaksızın 2613 sayılı Kadastro ve

Tapu Tahriri veya 766 sayılı Tapulama Kanunu hükümlerine göre hak sahipleri

tespit veya yeniden tayin edilerek adlarına tescil edilir.

...

c) İmar mevzuatına aykırı bina yapılmış,

hisseli arsa ve araziler veya özel parselasyona dayalı arazilerde, imar adası

veya parseli olabilecek büyüklükteki alanlarda, binalı veya binasız arsa ve

arazileri birbirleriyle, yol fazlalarıyla veya Devletin hüküm ve tasarrufu

altındaki yerlerle birleştirmeye bunları yeniden ada ve parsellere ayırmaya,

yapılara yeniden doğan imar ada veya parseli içinde kalanları yapı sahiplerine,

yapı olmayanları diğer hisse sahiplerine müstakil veya hisseli veya kat

mülkiyeti esaslarına göre vermeye, bunlar adına tescil ettirmeye ve tescil

işlemi dışında kalanların hisselerini 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununa göre

tespit edilecek bedeli peşin ödenmek veya parsel sahipleri aleyhine kanuni

ipotek tesis edilerek, tapu sicilinden terkin ettirmeye belediye veya

valilikler resen yetkilidir. ..."

35. 2981 sayılı Kanun'un 13. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:

"Tapu tahsis belgesi verilen gecekondular

hakkında aşağıdaki uygulamalar yapılır.

...

b) (Değişik :

22/5/1986 - 3290/6 md.) Hazine, belediye, il özel

idarelerine ait veya Vakıflar Genel Müdürlüğünün idaresinde olan veya bu Kanun

uyarınca mülkiyetlerine geçen arsa veya araziler üzerinde, ıslah imar planları

ile meydana getirilen imar parselleri içinde hak sahiplerine, yapılarının işgal

ettiği arazi de dikkate alınarak ıslah imar planında getirilen ölçülere uygun

şekilde arsa veya hisse tahsis edilir. Gecekondusu muhafaza edilemeyen hak

sahiplerine aynı bölgede veya diğer gecekondu ıslah veya önleme bölgesinde

başka bir arsa veya hisse verilir. Tahsis edilen arsa veya hissenin bedeli

4/11/1983 tarih ve 2942 sayılı Kanun veya 6/6/1984 tarih ve 3016 sayılı Kanuna

göre tespit edilir.

(Ek fıkralar :

18/5/1987 - 3366/5 md.):

14 üncü maddenin a, b, c, d, e, g, h ve i bentleri kapsamında kalmaları

nedeniyle, bulundukları yerde korunamayan gecekondu sahiplerinden hak sahibi

sıfatı taşıyanlarına, bir gecekondu önleme veya ıslah bölgesinde veya yakın

bölgelerde yapılmış ıslah imar planları içinde meydana gelen boş imar

parselleri müstakil, hisseli veya katmülkiyeti

esasına göre verilir. Bu gibi hallerde gecekondu sahibine ayrıca enkaz bedeli

bu Kanunla kurulan fondan belediye veya valilikçe ödenir."

36. 3/7/2005 tarihli ve 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun,

17/6/2010 tarihli ve 5998 sayılı Belediye Kanununda

Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun ile değişik 73. maddesi şöyledir:

"Belediye, belediye meclisi kararıyla;

konut alanları, sanayi alanları, ticaret alanları, teknoloji parkları, kamu

hizmeti alanları, rekreasyon alanları ve her türlü sosyal donatı alanları

oluşturmak, eskiyen kent kısımlarını yeniden inşa ve restore etmek, kentin

tarihi ve kültürel dokusunu korumak veya deprem riskine karşı tedbirler almak

amacıyla kentsel dönüşüm ve gelişim projeleri uygulayabilir. Bir alanın kentsel

dönüşüm ve gelişim alanı olarak ilan edilebilmesi için yukarıda sayılan

hususlardan birinin veya bir kaçının gerçekleşmesi ve

bu alanın belediye veya mücavir alan sınırları içerisinde bulunması şarttır.

...

...

Büyükşehir belediyeleri tarafından yapılacak

kentsel dönüşüm ve gelişim projelerine ilişkin her ölçekteki imar planı,

parselasyon planı, bina inşaat ruhsatı, yapı kullanma izni ve benzeri tüm imar

işlemleri ve 3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanununda

belediyelere verilen yetkileri kullanmaya büyükşehir belediyeleri yetkilidir.

Kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanlarında

bulunan yapıların boşaltılması, yıkımı ve kamulaştırılmasında anlaşma yolu

esastır. Kentsel dönüşüm ve gelişim projesi kapsamında bulunan gayrimenkul

sahipleri ve belediye tarafından açılacak davalar, mahkemelerde öncelikle

görüşülür ve karara bağlanır.

...

Kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanlarındaki

gayrimenkul sahipleri ve 24/2/1984 tarihli ve 2981 sayılı İmar ve Gecekondu

Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler ve 6785 Sayılı İmar Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanuna

istinaden, hak sahibi olmuş kimselerle anlaşmaları halinde kentsel dönüşüm ve

gelişim proje alanında hakları verilir. 2981 sayılı Kanun kapsamına girmeyen

gecekondu sahiplerine enkaz ve ağaç bedelleri verilir veya belediye imkanları

ölçüsünde kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanı dışında arsa veya konut satışı

yapılabilir. Bu kapsamda bulunanlara Toplu Konut İdaresi Başkanlığı ile işbirliği yapılmak suretiyle konut satışı da yapılabilir.

Enkaz ve ağaç bedelleri arsa veya konut bedellerinden mahsup edilir.

...

Belediye, kentsel dönüşüm ve gelişim

projelerini gerçekleştirmek amacıyla; imar uygulaması yapmaya, imar uygulaması

yapılan alanlardaki taşınmazların değerlerini tespit etmeye ve bu değer

üzerinden hak sahiplerine dağıtım yapmaya veya hasılat paylaşımını esas alan

uygulamalar yapmaya yetkilidir."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

37. Mahkemenin 12/1/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların İddiaları

38. Başvurucular, murislerinden veraseten

kendilerine intikal eden, hisseli olarak maliki bulundukları ve üzerinde bir

adet iki katlı, bir adet tek katlı konut olarak kullanılan yapılar bulunan

taşınmazın Büyükşehir Belediyesince onaylanan kentsel dönüşüm projesi imar

planlarına dayalı olarak parselasyona tabi tutulduğunu ve yerinde korunmayarak

başka imar ada ve parsellerine şuyulandırıldığını,

taşınmaz üzerinde bulunan yapıların ise toplu konut alanında kalması sebebiyle

yıkılarak yerine TOKİ tarafından binalar inşa edildiğini bu kapsamda;

- Yapıların bedelinin ödenmemesi sebebiyle adli yargı merciinde

açılan davada idari yargı yararına olumlu görev uyuşmazlığı çıkarılması üzerine

Uyuşmazlık Mahkemesincedavanın idari yargı yerinde

çözümlenmesi gerektiğine dair verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu,

-Uyuşmazlık Mahkemesinin kararından sonra Ankara 2. İdare

Mahkemesinde açılan tam yargı davasında, yıkılan yapılar yönünden muris

tarafından 2981 sayılı Kanun kapsamında imar affı başvurusunda bulunulduğuna

dair tespit formu, müracaat ve değerlendirme formu ile yapılar sebebiyle emlak

vergisi ödendiğine dair makbuz ve diğer belgelerin sunulmasına, yapıların imar

affından yararlanmış olmasına rağmen yapı bedelinin ödenmemesi yönünde verilen

kararın hatalı olduğunu,

- Mahkeme Kararının, aynı hukuki sebeplere dayalı olarak adli

yargı merciinde açılıp yerleşik içtihatlar doğrultusunda yapı bedeli ödenmesi

gerektiği yönünde verilen kararlarla ve Belediye Encümeninin 26/3/2008 tarihli

kararıyla çeliştiğini,

-2981 sayılı Kanun'un 10. maddesinin (c) bendine göre imar

affından yararlanmış bir yapının yıkılması hâlinde malikine yapı bedelinin

ödenmesi gerektiğini, yine 3194 sayılı Kanun'un 18. maddesinin onuncu bendinde,

arsa ve arazi düzenlemesine ilişkin olarak kamu hizmetlerine ayrılan yerlere

rastlayan yapıların belediye veya valilikçe kamulaştırılmadıkça

yıkılamayacağının düzenlendiği, yıkılan yapıların malik olunan ve imarı bulunan

taşınmaz üzerine yapılmış olmaları ve imar affından yararlanmış bulundukları

dikkate alındığında Mahkeme Kararının gerekçesinin aksine somut olayda

20/7/1966 tarihli ve 775 sayılı Gecekondu Kanunu'nun 18. maddesinin uygulama

olanağının bulunmadığını,

-Dosya kapsamındaki bilgi ve delillerin yeterince

değerlendirilmediğini, usul ve esasa ilişkin kanun hükümlerinin doğru

uygulanmadığını, ilgisiz gerekçelerle davanın reddedildiğini belirterek adil

yargılanma ve mülkiyet haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşler,

yargılamanın yenilenmesi ve maddi tazminat talebinde bulunmuşlardır.

B. Değerlendirme

39. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucular adil yargılanma ve mülkiyet

haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

40. Başvurucuların, yıkılan yapılar yönünden 2981 sayılı Kanun

kapsamında imar affı başvurusunda bulunulduğuna ve emlak vergisi ödendiğine

dair sunulan belgelerin değerlendirilmediği, yapıların imar affından

yararlanmış oldukları, Mahkeme Kararının Belediye Encümeninin 26/3/2008 tarihli

kararıyla ve aynı hukuki sebeplere dayalı olarak adli yargı merciinde açılıp

yapı bedeli ödenmesi gerektiği yönünde verilen yerleşik içtihatlarla çelişkili

bulunduğu, uyuşmazlığa ilişkinkanun hükümlerinin

doğru uygulanmadığı ve ilgisiz gerekçelerle davanın reddedildiği yönündeki

ihlal iddiaları bir bütün olarak adil yargılanma hakkı kapsamında gerekçeli

karar hakkı yönünden incelenmiş, Uyuşmazlık Mahkemesince verilen karara ilişkin

ihlal iddiaları ise ayrıca değerlendirilmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

a. Uyuşmazlık Mahkemesi Kararına İlişkin İddia

41. Başvurucular, Uyuşmazlık Mahkemesinin 4/7/2011 tarihli

Kararıyla, Ankara 9. Asliye Hukuk Mahkemesinin görev itirazının reddine ilişkin

kararının kaldırılmasına ve davanın idari yargı yerinde çözümlenmesi

gerektiğine karar verilmiş ise de davanın Yargıtay ilgili dairesinin yerleşik

içtihatları doğrultusunda kamulaştırmasız el atma davası olarak adli yargı

yerinde görülmesi gerektiğini, bu yönüyle kararın usul ve yasaya aykırı

olduğunu belirterek adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

42. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un geçici 1. maddesinin (8)

numaralı fıkrası uyarınca Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisinin

başlangıcı 23/9/2012 tarihi olup bu tarihten sonra kesinleşen nihai işlem ve

kararlar aleyhine yapılan bireysel başvurular incelenebilir (Zafer Öztürk, B. No: 2012/51, 25/12/2012,

§ 17).

43. Somut olayda, başvuruculara ait yapıların imar planları

uyarınca toplu konut alanında kalması nedeniyle yıkılması ve bu kapsamda yapı

bedellerinin tazmini istemiyle 2/11/2009 tarihinde Ankara 9. Asliye Hukuk

Mahkemesinde dava açılmış, yargılama aşamasında yargı yolu itirazında

bulunulmuş ise de itiraz 10/11/2010 tarihinde reddedilmiştir. Davalı

Belediyenin dilekçesi üzerine Danıştay Başsavcılığının 17/10/2010 tarihli

kararıyla olumlu görev uyuşmazlığı çıkarılmasına ve dosyanın Uyuşmazlık

Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü

4/7/2011 tarihinde kesin olarak verdiği kararla görev itirazının reddine

ilişkin Ankara 9. Asliye Hukuk Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın

çözümünde idari yargının görevli olduğuna karar vermiştir (§§ 20, 21). Bu

durumda, Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümünce 4/7/2011 tarihinde kesin olarak verilen

kararın, Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuruları incelemeye başladığı

23/9/2012 tarihinden önce kesinleştiği anlaşılmaktadır.

44. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının, diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin zaman bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Gerekçeli Karar Hakkının İhlaline İlişkin

İddialar

45. Başvurucuların gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği

iddiasına ilişkin başvurusunun açıkça dayanaktan yoksun olmaması ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir sebebin de bulunmaması

nedeniyle başvurunun bu kısmının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi

gerekir.

2. Esas Yönünden

46. Başvurucular, yıkılan yapılar yönünden 2981 sayılı Kanun

kapsamında imar affı başvurusunda bulunulduğuna ve emlak vergisi ödendiğine

dair sunulan belgelerin dikkate alınmadığını, yapıların imar affından

yararlanmış olduklarını, Mahkeme Kararının gerekçesinin Belediye Encümeninin

26/3/2008 tarihli kararıyla ve aynı hukuki sebeplere dayalı olarak adli yargı

merciinde açılıp yapı bedeli ödenmesi gerektiği yönünde verilen yerleşik

içtihatlarla çelişkili olduğunu, uyuşmazlığa ilişkin kanun hükümleri doğru

uygulanmayarak ilgisiz gerekçelerle davanın reddedildiğini iddia etmişlerdir.

47. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin,

meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı

veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu

düzenlenmiş; Anayasa’nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında ise bütün

mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılacağı belirtilmiştir.

48. Anayasa Mahkemesi Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme

yaptığı birçok kararında, ilgili hükmü Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme)

6. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihadı ışığında

yorumlamak suretiyle Sözleşmenin lafzi içeriğinde yer alan ve AİHM içtihadıyla

adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen gerekçeli karar hakkı ve

silahların eşitliği ilkesi gibi ilke ve haklara Anayasa’nın 36. maddesi

kapsamında yer vermektedir (Güher Ergun ve

diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 38).

49. Hakkaniyete uygun yargılamanın bir unsuru olan gerekçeli

karar hakkı, Anayasa'nın 141. maddesinin birinci fıkrası uyarınca mahkemelerin

uyması gereken bir yükümlülük olarak düzenlenmiştir. Bir muhakemede usule

ilişkin koruma sağlayan adil yargılanma hakkının önemli unsurlarından biri olan

gerekçeli karar hakkı, kişilerin adil bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve

denetlemeyi amaçlamaktadır (Sencer Başat ve

diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, § 31).

50. Anayasa’daki hakların etkili bir biçimde korunması için

davaya bakan mahkemelerin Anayasa'nın 36. maddesine göre “tarafların dayanaklarını, iddialarını ve delillerini

etkili bir biçimde inceleme görevi” vardır (Benzer yöndeki AİHM

kararı için bkz. Dulaurans/Fransa, B. No: 34553/97, 21/3/2000, §

33). AİHM içtihatları uyarınca bir mahkemenin, yargılamanın taraflarının esaslı

iddialarına yanıt vermekten ve tarafların temel şikâyetlerini incelemekten

kaçınması hâlinde Sözleşme’nin 6. maddesi davanın hakkaniyete uygun bir biçimde

incelenmesi hakkı bakımından ihlal edilmiş olur (Kuznetsov ve diğerleri/Rusya, B. No: 184/02, 11/1/2007, §§ 84, 85).

51. Mahkemeler kararlarını

hangi temele dayandırdıklarını yeterince açık olarak belirtme yükümlülüğü

altındadır. Bu yükümlülük, tarafların temyiz hakkını kullanabilmeleri için

gerekli olmasının yanı sıra (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Hadjianastassiou/Yunanistan, B. No: 12945/87, 16/12/1992,

§ 33); tarafların muhakeme sırasında ileri sürdükleri iddialarının kurallara

uygun biçimde incelenip incelenmediğini bilmeleri ve ayrıca demokratik bir

toplumda, kendi adlarına verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun

öğrenmesinin sağlanması için de gereklidir (Sencer

Başat ve diğerleri, § 34).

52. Zira bir davada tarafların hukuk düzenince hangi nedenle

haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri için usulüne

uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün içerik ve kapsamı ile bu hükme varılırken

mahkemenin neleri dikkate aldığını ya da almadığını gösteren, ifadeleri özenle

seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna

uyumlu hüküm fıkralarının bulunması

gerekçeli karar hakkı yönünden zorunludur (Sencer Başat ve diğerleri, § 38).

53. Mahkemelerin bu yükümlülüğü, yargılamada ileri sürülen her

türlü iddia ve savunmaya karar gerekçesinde ayrıntılı şekilde yanıt verilmesi

gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Ancak derece mahkemeleri, kendilerine sunulan

tüm iddialara yanıt vermek zorunda değilseler de (Yasemin Ekşi, B. No: 2013/5486, 4/12/2013, § 56) davanın

esas sorunlarının incelenmiş olduğu gerekçeli karardan anlaşılmalıdır (Boldea/Romanya, B. No: 19997/02, 15/2/2007, §

30).

54. Bir kararda tam olarak hangi unsurların bulunması gerektiği

davanın niteliğine ve koşullarına bağlıdır. Muhakeme sırasında açık ve somut

bir biçimde öne sürülen iddia ve savunmaların davanın sonucuna etkili olması,

başka bir deyişle davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte bulunması hâlinde

davayla doğrudan ilgili olan bu hususlara mahkemelerce makul bir gerekçe ile

yanıt verilmesi gerekir (Sencer Başat ve

diğerleri, § 35).

55. Aksi bir tutumla mahkemenin, davanın sonucuna etkili

olduğunu kabul ettiği bir husus hakkında ilgili

ve yeterli bir yanıt vermemesi veya yanıt verilmesini gerektiren

usul veya esasa dair iddiaların cevapsız bırakılmış olması hak ihlaline neden

olabilecektir (Sencer Başat ve diğerleri,

§ 39).

56. Başvurucular yıkılan yapılar yönünden 2981 sayılı Kanun

kapsamında imar affı başvurusunda bulunulduğunu, buna ilişkin olarak tespit

formunun, yeminli özel teknik büro ölçümünün, müracaat ve değerlendirme

formunun sunulduğunu, yapıların imar affından yararlanmış olduklarını, gerek

2981 sayılı Kanun'un 10. maddesinin (c) bendindeki gerek 3194 sayılı Kanun'un

18. maddesinin onuncu bendindeki düzenleme kapsamında değerlendirme yapılması

gerektiğini iddia etmişler; Mahkemece konu ile ilgisi bulunmayan ve yasal

dayanaktan yoksun gerekçelerle karar verildiğinden şikâyet etmişlerdir.

57. Somut olayda, Belediye Encümeninin 28/3/2007 tarihli

kararında, başvurucuların murisi İ.Ç.ye ait yapının tapusu ve 2981 sayılı Kanun

kapsamında imar affı müracaatı bulunduğu kabul edilmiş; yine Belediye

Encümeninin 26/3/2008 tarihli kararında, mülkiyeti tamamen veya hisseli olarak

Belediyeye ait bulunan parsellerde veya bu parseller arasında kalan ucuz konut

alanları, imar yolları, park alanları, pazar yeri ve rekreasyon alanları

üzerinde bulunan gecekondulardan tapulu veya tapusuz olup da 2981 sayılı

Kanun'a göre imar affı müracaatları bulunan yapıların 2981 sayılı Kanun'un 13.

maddesinin (b) bendi ve 4650 sayılı Kanun'un 3. maddesine göre kamulaştırma

bedeli ödenerek kamulaştırılmasına, imar affı müracaatları bulunmayan yapı

sahiplerinin mağduriyetlerinin giderilmesi için ise enkaz bedeli ödenmesine

karar verildiği belirtilmiştir.

58. Başvuruların hisseli olarak malik bulundukları tapulu

taşınmaz (arazi) üzerinde bulunan ancak imar mevzuatına aykırı olarak inşa

edildiği anlaşılan yapılar yönünden imar affı başvurusunda bulunulduğu

başvurucular tarafından iddia edilerek bu hususta bir kısım bilgi ve belgeler

sunulduğu gibi bu durum Belediye encümeninin 28/3/2007 tarihli kararında da

açıkça belirtilmiştir. Buna göre 2981 sayılı Kanun kapsamında imar affı

başvurusu kabul edilen yapılar yönünden kamulaştırma bedeli ödenmesini öngören

Belediye Encümeninin 26/3/2008 tarihli kararı ile imar mevzuatına aykırı yapı

yapılmış hisseli arsa ve araziler yönünden tapu verilmesini düzenleyen ve değer

biçme yöntemi bakımından 2942 sayılı Kanun'a atıf yapan 2981 sayılı Kanun'un

10. maddesinin (c) bendi birlikte değerlendirildiğinde başvuruya konu yıkılan

yapılar yönünden başvuruculara ödenmesi gereken bedelin belirlenmesinde

yapıların 2981 sayılı Kanun kapsamında imar affından yararlanmış olup

olmadıklarının tespitinin önem arz ettiği anlaşılmaktadır.

59. Bu durumda, başvurucuların hisseli olarak malik bulundukları

taşınmaz (arazi) üzerinde imar mevzuatına aykırı olarak inşa edildiği anlaşılan

yapılar yönünden 2981 sayılı Kanun kapsamında süresi içinde imar affı

başvurusunda bulunulup bulunulmadığı, başvuruya ilişkin olarak idarece yapılan

tespitler ile değerlendirmeler neticesinde işlem tesis edilip edilmediği, imar

affı başvurusunun sonuçlandırılıp sonuçlandırılamadığı araştırılarak imar

affından yararlanan yapıların ruhsatsız olarak değerlendirilmesinin mümkün

olmadığı da göz önüne alınmak suretiyle bu hususta başvurucularca usulünce

ileri sürülen iddia ve itirazların Mahkeme Kararında gerekçelendirilerek irdelenmemesi

gerekçeli karar hakkı yönünden sorun oluşturabilecektir.

60. Öte yandan, 775 sayılı Kanun'un 2. maddesinde gecekondu

deyimi ile, imar ve yapı işlerini düzenleyen mevzuata ve genel hükümlere bağlı

kalınmaksızın, kendisine ait olmayan arazi veya arsalar üzerinde, sahibinin

rızası alınmaksızın yapılan izinsiz yapıların kastedildiği belirtilmiştir.

Somut olayda, başvurucuların hisseli olarak malik bulundukları taşınmaz (arazi)

üzerinde imar mevzuatına aykırı olarak yapı inşa ettikleri anlaşılmakta olup

söz konusu yapılar yönünden 2981 sayılı Kanun kapsamında imar affı başvurusunda

bulunulduğu da dikkate alındığında, başvuruculara ait yapıların gecekondu

olarak nitelendirilip nitelendirilmeyeceği hususunun Mahkemece ayrıca

tartışılarak gerekçelendirilmesinin, yapıların niteliği ve imar mevzuatına göre

durumlarının ortaya konulmasından sonra uygulanacak mevzuat hükümlerinin ayrıca

irdelenmesinin başvurucuların şikâyetlerinin esası yönündenönemarz

ettiği değerlendirilmiştir.

61. Bu durumda başvurucuların ayrı ve açık bir yanıt verilmesini

gerektiren ve yıkılan yapılar yönünden bu yapıların niteliğinin belirlenmesi,

uygulanabilecek mevzuat hükümleri ve başvuruculara ödenmesi gereken bedelin

tespiti hususunu doğrudan etkileyecek esaslı unsur olan imar affı başvurusu ve

sonuçlarına ilişkin iddialar Mahkeme Kararında tartışılmamış ve

karşılanmamıştır. Bu nedenle yargılama süreci bir bütün olarak

değerlendirildiğinde başvurucunun gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği

sonucuna varılmıştır.

62. Açıklanan nedenlerle başvurucuların Anayasa'nın 36.

maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma haklarının ihlal edildiğine

karar verilmesi gerekir.

63. Öte yandan, başvuru formunda taraflar arasındaki

uyuşmazlığın sonucunu etkileyecek usul ve esasa ilişkin kanun hükümlerinin

doğru uygulanmaması, dosyadaki bilgi ve delillerin yeterince

değerlendirilmemesi sebebiyle ve ilgisiz gerekçelerle İdare Mahkemesince

verilen ret kararı kapsamında mülkiyet hakkının ihlal edildiğinden şikâyet

edilmiştir. Bu bakımdan, mülkiyet hakkına ilişkin şikâyetin temeli, hisseli

olarak malik bulunulan taşınmaz üzerindeki yapıların yıkılması suretiyle

gerçekleşen müdahalede gerçek zararı karşılayacak bir giderimin sağlanması

imkânının başvuruculara tanınmadığı hususu olup bu durum münhasıran İdare

Mahkemesinin ret kararına dayanmaktadır. Bu bakımdan, mülkiyet hakkına yönelik

ihlal iddiasının, adil yargılanma hakkının ihlali iddiasının incelenmesi sonucu

verilen karara bağlı olarak değerlendirmesi gerekeceğinden ve adil yargılanma

hakkının ihlal edildiği tespit edilmiş olduğundan mülkiyet hakkı yönünden bu

aşamada ayrıca inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

64. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir. …

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

65. Başvurucular, yeniden yargılama yapılmasına karar verilmesi

veya toplam78.135,20 TL maddi tazminatın ödenmesi talebinde bulunmuşlardır.

66. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamında gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği sonucuna

varılmıştır.

67. Gerekçeli karar hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılamasında hukuki yarar bulunduğundan ihlal

kararının bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 2. İdare

Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

68. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi için

başvurucuların uğradıklarını iddia ettikleri maddi zarar ile tespit edilen

ihlal arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucuların bu konuda herhangi bir

belge sunmamış olması nedeniyle maddi tazminat taleplerinin reddine karar

verilmesi gerekir.

69. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin

başvuruculara müşterek olarak ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Uyuşmazlık Mahkemesince verilen karara ilişkin ihlal

iddiasının zaman bakımından yetkisizlik

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Adil yargılanma hakkı kapsamında gerekçeli karar hakkının

ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 36.

maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamında gerekçeli

karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara

2. İdare Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucuların maddi tazminat taleplerinin REDDİNE,

E. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.006,10 TL yargılama giderinin başvuruculara MÜŞTEREK OLARAK ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

12/1/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin YILDIRIM

Üyeler

:

Recep KÖMÜRCÜ

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

Recai AKYEL

Raportör

:

Fatma KARAMAN ODABAŞI

Başvurucular

:

1. Hüseyin ÇINAR

2. Orhan ÇINAR

3. Sevim ÇINAR

4. Şennur ÇEPER

5. Hasan ÇINAR

6. Elif ÇINAR

Vekili

:

Av. Özkent

ŞAHİNER

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/10248, 12 Ocak 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucuların İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. A. 1. Uyuşmazlık Mahkemesince verilen karara ilişkin ihlal
  12. C. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkının ihlalinin
  13. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  14. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  15. Şahiner
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/10248
Tarih
12 Ocak 2017

İlgili Kararlar

  • Mehmet Timurağaoğlu ve Timurağaoğlu Taş. Taah. Tur. Gıda Tarım İth. İhr. San. ve Tic. A.ş. Başvurusu (B. No: 2014/11079)
  • Süleyman Salman Başvurusu (B. No: 2014/20468)
  • Yıldız Günsoy Başvurusu (B. No: 2014/19846)
  • İbrahim Özcan Başvurusu (B. No: 2014/11672)
  • İnanç Meçul Başvurusu (B. No: 2014/15205)
  • Ferihan Sarı Başvurusu (B. No: 2014/7261)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.