İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Hüseyin Santalu Başvurusu (B. No: 2018/24701)

1. Başvuru, kolluk görevlilerinin hukuka aykırı kuvvet

Başvuru No2018/24701Tarih16 Haziran 2021Okuma18 dk · 3.546 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Hüseyin Santalu Başvurusu

Karar tarihi
16 Haziran 2021
Başvuru Numarası
2018/24701
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.546 kelime·18 dk okuma·19 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, kolluk görevlilerinin hukuka aykırı kuvvet

kullanımına yönelik şikâyetle ilgili yapılan soruşturmanın etkili yürütülmemesi

nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 3/8/2018 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından, başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına gönderilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

7. Başvuru formu ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı Bilişim

Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler doğrultusunda tespit

edilen ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. 1992 yılı doğumlu ve doktor olan başvurucu, İstanbul

ilinde yaşamaktadır.

9. 16/11/2017 tarihinde görev yaptığı hastaneden evine

dönmek üzere saat 09.30'da Mecidiyeköy Metro İstasyonu'na gittiğini beyan eden

başvurucu, üç kolluk görevlisi tarafından üstünün ve eşyalarının aranmak

istenmesi nedeniyle fiziksel şiddete uğradığını iddia etmiş ve olaydan bir gün

sonra kolluk görevlileri hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına (Savcılık)

şikâyette bulunmuştur. Başvurucu yaşanan olayın en önemli delili olan kamera

görüntülerinin ivedilikle temin edilmesini talep ettiğini şikâyet dilekçesinde

vurgulamıştır.

10. Olayın oluş şekli bakımından başvurucu ile kolluk

görevlilerinin anlatımları arasında farklılıklar bulunmaktadır.

11. Başvurucunun anlatımına göre, başvurucu metro

turnikelerinden geçerken üç polis memuru yanına gelerek arama yapmak istemiş,

kendisine yazılı herhangi bir arama kararı göstermemişler, arama yapmak için

yazılı karara gerek olmadığını söylemiş ve başvurucuya bağırmışlardır. Ardından

başvurucuyu kolundan ve boynundan tutarak istasyonun ücra bir köşesine götüren

görevliler, burada başvurucuyu darbetmiş, gözaltına almaya çalışmış, bir saate

yakın süre bu köşede hukuka aykırı şekilde tutmuşlardır. İddiaya göre

başvurucu, avukatına cep telefonuyla ulaşmak istemişse de kolluk görevlileri

cep telefonunu elinden aldıkları için ilk aşamada avukatına ulaşamamış, yaşanan

olay hakkında tutanak düzenlenmesini talep etmiş, bu talebi kolluk görevlileri

tarafından kabul edilmemiş, bunun üzerine başvurucu tek taraflı tutanak

düzenlemiş ve daha sonra serbest bırakılmıştır.

12. Başvurucu tarafından düzenlenen 6/11/2017 tarihli

tutanakta, mahkeme veya savcılık kararı olmaksızın ve herhangi bir engel

çıkarmamasına rağmen üç polis memuru tarafından başvurucunun gözaltına

alındığı, cep telefonuna bir süre el konulduğu, uygulamanın gerekçesi hakkında

kendisine bilgi verilmediği, ayrıca polis memurlarının imzadan imtina ettikleri

belirtilmiştir.

13. Başvurucu olayın ardından S.B.Ü. İstanbul Eğitim ve

Araştırma Hastanesine (Eğitim ve Araştırma Hastanesi) başvurmuştur. Başvurucu

hakkında 16/11/2017 tarihinde saat 10.24'teadli rapor düzenlenmiştir. Rapor

şöyledir:

"Yarım saat önce Mecidiyeköy metro

istasyonunda üç tane polis tarafından darp edildiği beyanıyla gelen hasta. Her

iki kolunu, sırtını, boynunu tırnaklarıyla sıkmışlar ve belirttiği kısımları

tartaklamışlar, vurmuşlar. Sol ön kolda 1 adet 5-6 cm uzunluğunda 1mm

genişliğinde eritemli alan (tırnak izi?), sol skapula arkasında ve boyunda ağrı

hissediyor. Palpasyonla sol skapula arkasında hafif hassasiyet mevcut. Boyunda

hareketle olan ve palpasyonla artan ağrısı mevcut. Diğer sistem muayeneleri

doğal"

14. Savcılık şüpheli polis memurları F.G., Y.A. ile

komiser yardımcısı İ.K.nın kimliğini belirlemiş; F.G. ile Y.A.nın savunmasını

almıştır. Şüpheli polisler savunmalarında suçlamaları kabul etmemiştir.

Şüphelilerin benzer anlatımına göre başvurucu X-Ray cihazından geçerken cihazın

uyarı vermesi nedeniyle başvurucunun çantasını aramak istediklerinde başvurucu

aramaya itiraz etmiş, "Niye beni arıyorsunuz, sizinle görüşeceğiz,

burada kalmayacak." diye bağırarak avukatını aramıştır. Bu sırada

başvurucuyu güvenlik kulübesine davet etmişler, çanta aramasında suç unsuru

tespit edilmemesi ve başvurucunun Genel Bilgi Toplama Sistemi (GBT)

sorgulamasında sorunsuz olduğunun anlaşılmasının ardından başvurucuyu serbest

bırakmışlardır. Herhangi bir fiziksel temasın olmadığını belirten polislerin

ifadesine göre başvurucu serbest kaldıktan yirmi dakika sonra geri gelerek

elindeki kâğıdı kendilerinin ve orada bulunan güvenlik görevlilerinin

imzalamasını istemiş, bunu kabul etmemelerinin üzerine başvurucu bağırarak olay

yerinden ayrılmıştır.

15. Savcılık, başvurucunun yaralanmasının niteliğinin

belirlenmesi için İstanbul Adli Tıp Şube Müdürlüğünden (ATK) görüş sormuştur.

ATK'nın 7/12/2017 tarihli raporunda Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından

düzenlenen rapora atıf yapılarak başvurucunun yaralanmasının basit tıbbi

müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olduğu belirtilmiştir.

16. Bu arada başvuru konusu olan olaya ilişkin İstanbul

Emniyet Müdürlüğü tarafından disiplin soruşturması açılmıştır. Disiplin

soruşturması kapsamında metro istasyonunu gösteren kamera görüntüleri 3/1/2018

tarihinde talep edilmiş, 24/1/2018 tarihinde kayıt saklama süresi olan on beş

günün dolması nedeniyle kayıtların silindiği bildirilmiştir. Ayrıca

İstanbul 12. Sulh Ceza Hâkimliğince 7/11/2017 ile 17/11/2017 tarihleri arasında

Mecidiköy Mahallesi'ni de kapsayacak şekilde önleme araması kararı verildiği

disiplin soruşturma dosyasına yansımıştır.

17. Şüpheli kolluk amiri -komiser yardımcısı- İ.K. ile

kolluk memurlarıF.G. ve Y.A.nın disiplin soruşturması kapsamında 25/1/2018

tarihinde ifadeleri alınmıştır. Benzer savunmada bulunan kolluk görevlileri,

başvurucunun X-Ray cihazından geçerken cihazın yoğun şekilde uyarı vermesi

nedeniyle çantasını aramak istediklerini, başvurucunun "Bu kadar insan

içerisinde neden ben? Tipimi beğenmediniz, sizi şikâyet ederim." demesi

üzerine X-Ray cihazının uyarı verdiğini açıklayarak şüpheli davranışlarda

bulunması üzerine başvurucuyu güvenlik noktasına götürdüklerini, güvenlik

noktasının kapısının açık olduğunu belirtmişlerdir. Kolluk görevlileri üst

araması ve GBT sorgulaması yaptıktan sonra başvurucuyu serbest bıraktıklarını,

başvurucunun olayla ilgili tutanak tutulmasını istediğini ancak iddia ettiği

gibi fiziksel temaslarının bulunmadığını veya onurunu kıracak sözler söylemediklerini

ifade etmişlerdir.

18. Metro istasyonunda güvenlik görevlisi olarak çalışan

T.K., T.G. ve M.C.E. disiplin soruşturması kapsamında alınan ifadelerinde olay

saatinde olay yerinde bulunmadıklarını, dolayısıyla olaya ilişkin bilgilerinin

olmadığını belirtmiştir. Diğer taraftan tanıklar M.K. ile M.H. -bazı

farklılıklar bulunmakla birlikte- benzer söylemlerinde, dikkat çekici sırt

çantalı bir şahsın (başvurucunun) polisler tarafından aranmak istenmesi

nedeniyle "Neden özellikle beni arayacaksınız? Beni

arayamazsınız." şeklinde itiraz etmesi üzerine polislerin

"Şüphelendiğimiz her yolcunun kimlik, gbt sorgulaması ve üst araması

yapıyoruz, size özel bir durum değil." diye açıklama yapmasına rağmen

başvurucunun çantasını aratmak istemediğini ifade etmişlerdir. Ardından polis

memurlarıyla başvurucunun dinlenme kabinine gittiklerini gördüklerini belirten

tanıklar daha sonra gelişen olaylarla ilgili bilgilerinin olmadığını beyan

etmişlerdir.

19. Disiplin soruşturması sonunda muhakkik komiser

yardımcısı D.İ. tarafından düzenlenen 13/2/2018 tarihli raporun sonuç

bölümünde; kolluk görevlilerinin hizmet içinde resmi sıfatının gerektirdiği

saygınlığı ve güven duygusunu sarsacak eylem ve davranışlarda bulunma suçunu

işledikleri hususu sübuta ermediği anlaşıldığından adı geçenler hakkında "ceza

tayinine mahal olmadığına" ilişkin görüş bildirilmiştir.

20. Savcılık, disiplin soruşturma dosyasını temin ederek

soruşturmada yapılan işlemler ile varılan kanaate atıf yapmak suretiyle

"şikayetçinin mücerret iddiası dışında şüphelilerin atılı suçları

işlediklerine dair haklarında dava açılmasını gerektirir nitelikte delil

olmadığı" gerekçesine istinaden 5/5/2018 tarihinde şüpheli kolluk

görevlileri hakkında kovuşturma yapılmamasına karar vermiştir.

21. Başvurucu, Savcılık kararına itiraz etmiş,

başvurucunun itirazı İstanbul 9. Sulh Ceza Hâkimliğinin 25/6/2018 tarihli

kararıyla reddedilmiştir. Anılan ret kararı başvurucuya 4/7/2018 tarihinde

tebliğ edilmiştir.

22. Başvurucu 3/8/2018 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ

HUKUK

A. Ulusal Hukuk

23. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun

"Kasten yaralama" kenar başlıklı 86. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"(1) Kasten başkasının vücuduna acı

veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi,

bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Kasten yaralama fiilinin kişi

üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif

olması halinde, mağdurun şikayeti üzerine, dört aydan bir yıla kadar hapis veya

adli para cezasına hükmolunur.

(3) Kasten yaralama suçunun;

...

d) Kamu görevlisinin sahip bulunduğu

nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,

...

İşlenmesi hâlinde, şikayet aranmaksızın,

verilecek ceza yarı oranında artırılır."

24. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi

Kanunu'nun "Bir suçun işlendiğini öğrenen Cumhuriyet savcısının

görevi" kenar başlıklı 160. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"Cumhuriyet savcısı, ihbar veya

başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir

öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin

gerçeğini araştırmaya başlar."

B. Uluslararası

Hukuk

25. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 3.

maddesi şöyledir:

"Hiç kimse işkenceye, insanlık dışı

ya da onur kırıcı ceza veya işlemlere tabi tutulamaz."

26. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Sözleşme'nin 3.

maddesi ile ilgili içtihatlarında kötü muamele yasağının demokratik toplumların

en temel değeri olduğunu vurgulamış; terörle ya da organize suçla mücadele gibi

en zor şartlarda dahi mağdurların davranışlarından bağımsız olarak işkence,

insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya işlemlerin Sözleşme'yle

yasaklandığını belirtmiştir. AİHM, kötü muamele yasağının Sözleşme'nin 15.

maddesinde belirtilen toplum hayatını tehdit eden kamusal tehlike hâlinde dahi

hiçbir istisnaya yer vermediğini içtihatlarında hatırlatmıştır (Selmouni/Fransa,

B. No: 25803/94, 28/7/1999, § 95; Labita/İtalya [BD], B. No: 26772/95,

6/4/2000, § 119).

27. Öte yandan bir muamele veya cezanın kötü muamele

olduğunu söylenebilmesi için eylemin minimum ağırlık eşiğini aşması

beklenir (Raninen/Finlandiya, B. No: 20972/92, 16/12/1997, § 55; Erdoğan

Yağız/Türkiye, B. No: 27473/02, 6/3/2007 §§ 35-37; Gafgen/Almanya [BD],

B. No: 22978/05, 1/6/2010, §§ 88-90; Costello-Roberts/Birleşik Krallık,

B. No: 13134/87, 25/3/1993, § 30).

28. AİHM'e göre ceza infaz kurumundaki bir kişi üzerinde

fiziksel güce başvurulması -bu kişinin kendi eylemi kesinlikle gerekli

kılmadığı sürece- insan onuruna zarar verir ve prensip olarak Sözleşme'nin 3.

maddesini ihlal eder (Satık ve diğerleri/Türkiye, B. No:

31866/96, 10/10/2000, § 54).

29. AİHM, Sözleşme'nin 3. maddesinin tartışılabilir ve

makul şüphe uyandıran kötü muamele iddialarının etkin biçimde soruşturma

yükümlülüğü getirdiğine dikkat çekmektedir (Labita/İtalya, § 131; Tepe/Türkiye,

B. No: 31247/96, 21/12/2004, § 48). AİHM’in içtihadında tanımlanan etkinlik

için minimum standartlar soruşturmanın bağımsız, tarafsız, kamu denetimine açık

olmasını, yetkili makamların titizlikle ve süratli biçimde çalışmasını

gerektirmektedir (Mammadov/Azerbaycan, B. No: 34445/04, 11/1/2007, § 73;

Çelik ve İmret/Türkiye, B. No: 44093/98, 26/10/2004, § 55).

30. AİHM, insan hakları ihlalleri ile ilgili iddialarda

soruşturma yükümlülüğünün mutlaka iddiayı kabul etme anlamına gelmediğini ancak

iddiaların ciddiye alınması ve adil bir sonucu garanti eden bir usulle

soruşturulması gerektiğini birçok kararında dile getirmiştir (Saçılık ve

diğerleri/Türkiye, B. No: 43044/05, 45001/05, 5/7/2011, §§ 90, 91).

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

31. Mahkemenin 16/6/2021 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

32. Başvurucu; kolluk görevlilerinin keyfî ve hukuka

aykırı şekilde fiziksel müdahalesine maruz kalması neticesinde yaralandığını,

kamuya açık bir alanda saygınlığının zedelendiğini, hürriyetinden yoksun

bırakıldığını, buna rağmen yaptığı şikâyetin Savcılıkça etkili bir şekilde

soruşturulmadığını, kamera görüntülerinin incelenmediğini, Emniyet Müdürlüğünün

disiplin soruşturmasındaki görüşü esas alınarak kolluk görevlileri hakkında

ceza davası açılmadığını belirterek kötü muamele yasağının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

33. Anayasa’nın iddianın değerlendirilmesinde dayanak

alınacak "Kişinin dokunulmazlığı, maddî ve manevî varlığı"

kenar başlıklı 17. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

"Kimseye işkence ve eziyet

yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi

tutulamaz.”

34. Anayasa’nın "Devletin temel amaç ve

görevleri" kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Devletin temel amaç ve görevleri, …

Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve

mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti

ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve

sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için

gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

35. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

a. Genel

İlkeler

36. Devletin kişinin maddi ve manevi varlığını koruma

hakkı kapsamındaki pozitif yükümlülüğünün usule ilişkin bir boyutu

bulunmaktadır. Bu usul yükümlülüğü çerçevesinde devlet, her türlü fiziksel ve

ruhsal saldırı olayının sorumlularının belirlenmesini ve gerekiyorsa

cezalandırılmasını sağlayabilecek etkili resmî bir soruşturma yürütmek

durumundadır. Bu tarz bir soruşturmanın temel amacı, söz konusu saldırıları

önleyen hukukun etkin bir şekilde uygulanmasını güvenceye almak ve karıştıkları

olaylarda kamu görevlilerinin ya da kurumlarının kendi sorumlulukları altında

meydana gelen olaylar için hesap vermelerini sağlamaktır (Cezmi Demir ve

diğerleri, B. No: 2013/293, 17/7/2014, § 110).

37. Buna göre bireyin bir devlet görevlisi tarafından

hukuka aykırı olarak ve Anayasa’nın 17. maddesini ihlal eder biçimde bir

muameleye tabi tutulduğuna ilişkin savunulabilir bir iddiasının bulunması

hâlinde -Anayasa’nın 17. maddesi “Devletin temel amaç ve görevleri”

kenar başlıklı 5. maddesindeki genel yükümlülükle birlikte yorumlandığında-

etkili resmî bir soruşturmanın yapılmasını gerektirmektedir. Bu soruşturma,

sorumluların belirlenmesini ve cezalandırılmasını sağlamaya elverişli

olmalıdır. Bu mümkün olmazsa bu madde sahip olduğu öneme rağmen pratikte

etkisiz hâle gelecek ve bazı hâllerde devlet görevlilerinin fiilî

dokunulmazlıktan yararlanarak kontrolleri altında bulunan kişilerin haklarını

istismar etmeleri mümkün olacaktır (Tahir Canan, B. No: 2012/969,

18/9/2013, § 25).

38. Ancak etkili bir soruşturmanın başlatılabilmesi için

öncelikle kötü muamele iddialarının uygun delillerle desteklenmesi gerekir. Bu

nitelikteki bir kanıt yeterince ciddi, açık ve tutarlı emarelerden ya da aksi

ispat edilemeyen birtakım karinelerden de oluşabilir. Ancak bu uygun koşulların

tespiti hâlinde etkili bir soruşturma yükümlülüğün gerekliliğinden

bahsedilebilir (C.D., B. No: 2013/394, 6/3/2014, § 28).

39. Yürütülecek ceza soruşturmaları, sorumluların

tespitine ve cezalandırılmalarına imkân verecek şekilde etkili ve yeterli

olmalıdır. Soruşturmanın etkili ve yeterli olduğundan söz edilebilmesi için

soruşturma makamlarının resen harekete geçerek olayı aydınlatabilecek ve

sorumluların tespitine yarayabilecek bütün delilleri toplamaları gerekir.

Dolayısıyla kötü muamele iddialarının gerektirdiği soruşturma bağımsız bir

şekilde hızlı ve derinlikli yürütülmelidir. Diğer bir ifadeyle yetkililer, olay

ve olguları ciddiyetle öğrenmeye çalışmalı; soruşturmayı sonlandırmak ya da

kararlarını temellendirmek için çabuk ve temelden yoksun sonuçlara dayanmamalıdır

(Cezmi Demir ve diğerleri, § 114).

40. Devletin pozitif yükümlülüğü kapsamında bazen tek

başına soruşturma yapılmamış olması veya yeterli soruşturma yapılmamış olması

da kötü muamele teşkil edebilmektedir. Dolayısıyla şartlar ne olursa olsun

yetkililer, resmî şikâyet yapılır yapılmaz harekete geçmelidir. Şikâyet

yapılmadığında bile işkence veya kötü muamele olduğunu gösteren yeterli, kesin

belirtiler olduğunda soruşturma açılması sağlanmalıdır. Bu bağlamda

soruşturmanın derhâl başlaması, bağımsız biçimde, kamu denetimine tabi olarak

özenli ve süratli yürütülmesi ve bir bütün olarak etkili olması gerekir (Cezmi

Demir ve diğerleri, § 116).

41. Öte yandan kamu görevlileri tarafından

gerçekleştirildiği ileri sürülen kötü muamele iddiaları hakkında yürütülen

soruşturmanın etkili olduğunun kabul edilebilmesi için soruşturmadan sorumlu ve

tetkikleri yapan kişiler, olaylara karışan kişilerden bağımsız olmalıdır.

Soruşturmanın bağımsızlığı sadece hiyerarşik ya da kurumsal bağlantının

olmamasını değil aynı zamanda somut bir bağımsızlığı da gerektirir (Cezmi

Demir ve diğerleri, § 117).

b. İlkelerin

Olaya Uygulanması

42. Başvurucu, kolluk görevlileri tarafından hukuka

aykırı şekilde fiziksel müdahaleye maruz kalarak yaralandığını iddia etmiş ve

kolluk görevlileri hakkında şikayetçi olmuştur.

43. Bir devlet görevlisi tarafından hukuki sınırların

aşılarak Anayasa’nın 17. maddesini ihlal eder biçimde bir muameleye tabi

tutulduğuna ilişkin bir iddianın soruşturma makamına iletilmesi durumunda

etkili soruşturma yükümlülüğünün başlaması için öncelikle gerekli olan husus,

söz konusu iddianın savunulabilir olmasıdır. İddianın savunulabilir olması,

açık ve olgulara ilişkin ayrıntı içermesinin yanında ancak makul kanıtlarla

desteklenmesiyle mümkündür. Böylesine bir iddianın varlığı hâlinde olayın

aydınlatılarak sorumluların belirlenmesini ve gerekirse cezalandırılmasını

sağlamaya elverişli, etkili bir soruşturma yapılması gerekmektedir.

44. Başvurucu, olay yeri ve zamanını belirterek maruz

kaldığını iddia ettiği muameleyi ayrıntılarıyla şikâyet dilekçesinde

açıklamıştır. Ayrıca olay günü düzenlendiğini ileri sürdüğü tutanağı ve sağlık

raporunu soruşturma dosyasına sunmuştur. Başvurucu hakkında olay günü

düzenlenen sağlık raporunda başvurucunun darp iddialarını destekler mahiyette

söylemlerine yer verildiği ve bazı fiziki yaralanma bulgularının tespit

edildiği dikkate alındığında başvurucunun iddiasının savunulabilir olduğu, bu

bağlamda Savcılığın etkili soruşturma yükümlülüğünün başladığı kabul

edilmelidir.

45. Savcılıkça soruşturma kapsamında iki kolluk memurunun

şüpheli olarak ifadesi alınmış, başvurucu tarafından sunulan sağlık raporuna

göre yaralanmasının niteliğinin belirlenmesi amacıyla ATK'dan görüş sorulmuş,

Emniyet Müdürlüğü tarafından yürütülen disiplin soruşturma evrakları temin

edildikten sonra kolluk görevlileri hakkında isnat edilen eylemlerin

gerçekleştiğine dair delil bulunmadığına kanaat getirilerek haklarında ceza

davası açılmamasına karar verilmiştir.

46. Öncelikle başvurucunun olaya ilişkin şikâyet ve

delillerinin Savcılıkça tespit edilmediği, şikâyet dilekçesinde özellikle temin

edilmesini talep ettiği kamera görüntülerinin araştırılmadığı, bu çerçevede

başvurucunun soruşturmaya etkin katılımının sağlanmadığı anlaşılmıştır.

47. Öte yandan kamu görevlilerince yapıldığı ileri

sürülen kötü muamele iddialarına ilişkin olarak yürütülen soruşturmanın

etkililiği için soruşturmanın uygulamadaki bağımsız ve tarafsızlığının da

sağlanması gerekmektedir. Başka bir ifadeyle anılan ilke, soruşturmanın hukuki

olduğu kadar fiilî olarak tarafsız ve bağımsızlığının sağlanmış olmasını

gerektirir.

48. Savcılık tarafından şüpheli üç kolluk görevlisinin

kimliği belirlenmiş ise de iki kolluk memurunun şüpheli olarak savunması

alınmasına karşın diğer şüpheli kolluk amiri İ.K.nın savunması bizzat

alınmamış, disiplin soruşturması aşamasında bir kolluk memuru tarafından alınan

savunmasıyla yetinilmiştir. Ayrıca olayın görgü tanıkları olarak güvenlik

görevlilerinin beyanlarının da disiplin soruşturması kapsamında kolluk

görevlilerince tespit edildiği, kamera görüntüleriyle ilgili talebin disiplin

soruşturması kapsamında geç iletilmesi nedeniyle görüntülere ulaşılamadığı,

disiplin soruşturma raporunda kolluk görevlilerinin cezalandırılmasını

gerektirecek delil bulunmadığı kanaatinin Savcılık kararına esas alındığı

gözlemlenmiştir.

49. Bu durumda Savcılık yerine kolluk görevlilerince

şüpheli İ.K.nın savunması ile tanık beyanlarının alınması, delillerin yine bu

birimce toplanmaya çalışılması ve daha önemlisi disiplin soruşturması sonucunda

oluşan kanaatin Savcılık soruşturma sonucuna dayanak yapılmasının soruşturmanın

tarafsız ve bağımsız makamlarca yürütülmesi gerektiği ilkesiyle bağdaşmadığı

değerlendirilmiştir.

50. Dahası soruşturma makamlarınca ulaşılan sonuçların

delillerin nesnel analizine dayanması adalete olan inancın sarsılmaması ve

soruşturmanın etkili yürütüldüğü hususunda tereddüt oluşmaması bakımından

elzemdir. Ayrıca kamu görevlilerinin eylemleri dolayısıyla kötü muamele

yasağının ihlal edildiğine yönelik şikâyetlerin araştırılmasında soruşturma

makamlarının tutumu bu olaylara müsamaha gösterilmeyeceği izlenimi verilmesi

yönünden büyük öneme sahiptir.

51. Somut olayda kolluk görevlileri başvurucuya fiziksel

temasta bulunmadıkları yönünde savunma yapmalarına karşın başvurucunun olay günü

yaralandığını destekleyen sağlık raporunun bulunduğu dikkate alındığında oluşan

bu çelişkinin Savcılık kararında tartışılmadan iddiaları destekleyen delil

bulunmadığı sonucuna ulaşılmasından dolayı soruşturma makamınca delillerin

nesnel olarak analiz edildiği hususunda tereddüt oluşmuştur.

52. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde

yürütülecek adli sürecin mutlaka bir dava açılması ya da açılan davanın belli

bir hükümle sonuçlanması gerektiği anlamına gelmemekle birlikte başvurucuya

karşı kötü muamele oluşturduğu iddia edilen eylemlere yönelik olayın

aydınlatılması amacıyla etkili bir ceza soruşturması yürütülmediği sonucuna

ulaşılmıştır.

53. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 17. maddesinin

üçüncü fıkrasında güvence altına alınan kötü muamele yasağının usul boyutunun

ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

54. Yukarıda belirtilen soruşturmadaki eksiklikler

doğrultusunda bu aşamada olguların gerçekliği konusunda kanaat oluşmadığından

kötü muamele yasağının maddi boyutu itibarıyla bir inceleme yapılmasına olanak

bulunmadığı değerlendirilmiştir.

3. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

55. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda,

başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal

kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

56. Başvurucu, ihlalin tespiti ile 5.000 TL maddî, 50.000

TL manevî tazminat talebinde bulunmuştur.

57. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan ([GK], B.

No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl

ortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesi

diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine

getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına

geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına işaret

etmiştir (Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).

58. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması

gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).

59. İhlalin kovuşturmaya yer olmadığı ya da daimî arama

kararı gibi bazı nedenlerle soruşturmanın sonlandırılmasından kaynaklandığı

durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı

fıkrası ile Anayasa İçtüzüğü’nün 79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a)

bendi uyarınca, ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden

soruşturma yapılması için kararın bir örneğinin ilgili Cumhuriyet

Başsavcılığına gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme, usul

hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklı olarak, ihlali ortadan kaldırmak

amacıyla yeniden soruşturma yapılması sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya

özgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi

tarafından ihlal kararına bağlı olarak yeniden soruşturma yapılması kararı

verildiğinde usul hukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak

ilgili Cumhuriyet Başsavcılığının yeniden soruşturma yapılması sebebinin

varlığını kabul hususunda herhangi bir takdir yetkisi bulunmamaktadır.

Dolayısıyla böyle bir kararın kendisine ulaştığı Cumhuriyet başsavcılığının

yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararı nedeniyle yeniden soruşturma yapma kararı vererek devam eden ihlalin

sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (benzer yöndeki

kararlar için bkz. Mehmet Doğan, §§ 58, 59; Aligül Alkaya ve

diğerleri (2), §§ 57-59, 66, 67).

60. Başvuruda, kolluk görevlileri hakkında etkili

soruşturma yapılmaması nedeniyle Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının

usul boyutuyla ihlal edildiği sonucuna varılmıştır. Kötü muamele yasağının usul

boyutuna yönelik ihlalin Cumhuriyet Başsavcılığının işlemlerinden kaynaklandığı

anlaşılmıştır.

61. Bu durumda kötü muamele yasağının usul boyutuna

yönelik ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden soruşturma

yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden soruşturma ise

bireysel başvuruya özgü düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına

yöneliktir. Bu kapsamda yapılması gereken iş yeniden soruşturma kararı

verilerek Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal

kararında belirtilen ilkelere uygun yeni bir soruşturma yapılmasından

ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin yeniden soruşturma yapılmak üzere

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmesi

gerekmektedir.

62. Öte yandan somut olayda ihlalin tespit edilmesinin

başvurucunun uğradığı zararların giderilmesi bakımından yetersiz kalacağı

açıktır. Dolayısıyla eski hâle getirme kuralı çerçevesinde ihlalin bütün

sonuçlarıyla ortadan kaldırılabilmesi için kötü muamele yasağının ihlali

nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları

karşılığında başvurucuya net 20.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

63. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi

için başvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlal

arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucunun bu konuda herhangi bir belge

sunmamış olması nedeniyle maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi

gerekir.

64. 294,70 TL başvuru harcı ile 3.600 TL vekâlet

ücretinden oluşan toplam 3.894,70 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine

karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence

altına alınan kötü muamele yasağının usul boyutunun İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin kötü muamele yasağının usule

ilişkin boyutunun ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden

soruşturma yapılmak üzere İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucuya net 20.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

E. 294,70 TL başvuru harcı ile 3.600 TL vekâlet

ücretinden oluşan toplam 3.894,70 TL yargılama giderinin başvurucuya

ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 16/6/2021 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Kadir ÖZKAYA Üyeler : Engin YILDIRIM Celal Mümtaz AKINCI Rıdvan GÜLEÇ Yıldız SEFERİNOĞLU Raportör : Elif ÇELİKDEMİR ANKITCI Başvurucu : Hüseyin SANTALU Vekili : Av. Murat AYGÜN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2018/24701, 16 Haziran 2021 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İlgili
  10. Hukuk
  11. A. Ulusal Hukuk
  12. B. Uluslararası
  13. V. İnceleme Ve
  14. Gerekçe
  15. A. Başvurucunun
  16. B. Değerlendirme
  17. A. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin
  18. B. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence
  19. C. Kararın bir örneğinin kötü muamele yasağının usule
  20. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun
  21. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  22. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2018/24701
Tarih
16 Haziran 2021

İlgili Kararlar

  • Mehmet Erdoğan Başvurusu (B. No: 2018/15596)
  • Muhammed Avcı ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/20455)
  • Fatma Çilali Başvurusu (B. No: 2018/26394)
  • Emin Gürcan Çavdaroğlu Başvurusu (B. No: 2018/16747)
  • Dicle Enerji Yatırım Sanayi ve Ticaret A.ş. Başvurusu (B. No: 2018/13737)
  • Ramazan Sağancığ Başvurusu (B. No: 2018/11206)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.