İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ramazan Sağancığ Başvurusu (B. No: 2018/11206)

1. Başvuru, görevsizlik kararı veren mahkemede yeniden

Başvuru No2018/11206Tarih8 Haziran 2021Okuma16 dk · 3.298 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Ramazan Sağancığ Başvurusu

Karar tarihi
8 Haziran 2021
Başvuru Numarası
2018/11206
R.G. Tarih ve Sayı
7/9/2021 - 31591
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.298 kelime·16 dk okuma·22 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, görevsizlik kararı veren mahkemede yeniden

açılan davanın esasının incelenmeksizin reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim

hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 27/4/2018 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına gönderilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Askeri

Yargının Kaldırılmasına İlişkin Anayasa Değişikliği Süreci

7. 21/1/2017 tarihli ve 6771 sayılı Kanun'un 16.

maddesinin son fıkrası ile Anayasa'da askerî yargının düzenlendiği 145.

maddesi, Askerî Yargıtayın düzenlendiği 156. maddesi ve Askerî Yüksek İdare

Mahkemesinin (AYİM) düzenlendiği 157. maddesi ilga edilmiştir.

8. 6771 sayılı Kanun'un 17. maddesiyle de Anayasa'ya

geçici 21. madde eklenmiş; geçici 21. maddenin (E) fıkrasının birinci cümlesine

göre Askerî Yargıtay, AYİM ve askerî mahkemelerin kaldırıldığı ayrıca ifade

edilmiştir. Aynı fıkranın son paragrafına göre kaldırılan askerî yargı

mercilerinde görülmekte olan dosyalardan kanun yolu incelemesi aşamasında

olanlar ilgisine göre Yargıtay veya Danıştaya, diğer dosyaların ise ilgilisine

göre görevli ve yetkili adli veya idari yargı mercilerine dört ay içinde

gönderileceği öngörülmüştür.

9. 6771 sayılı Kanun'un 18. maddesinin c fıkrasına göre

Anayasa'ya eklenen geçici 21. maddenin (E) fıkrasının değiştirilen diğer

hükümler kapsamında yer alarak anılan Kanun'un yayımı tarihinde yürürlüğe

gireceği düzenlenmiştir. 6771 sayılı Kanun 11/2/2017 tarihli ve 29976 sayılı

Resmî Gazete'de yayımlanmış, 16/4/2017 tarihinde halk oylamasına sunularak

kabul edilmiştir. Halk oylaması sonuçlarına ilişkin Yüksek Seçim Kurulu kararı

27/4/2017 tarihli ve 30050 mükerrer sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır.

B. Bireysel

Başvuruya Konu Dava Öncesi Hukuki Süreç

10. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

ilgili olaylar özetle şöyledir:

11. Başvurucunun Şanlıurfa'nın Suruç ilçesi Mürşitpınar

Mahallesi'nde ikamet ettiği lojmandaki eşyalarının Suriye'deki çatışmalar

sırasında kullanılan patlayıcı maddelerden zarar görmesi sebebiyle meydana

gelen maddi zararının tazmini için görev yaptığı Komutanlığa yapmış olduğu

başvuru, Şanlıurfa Valiliğine (İdare) gönderilmiştir. İdare 11/9/2015 tarihli

yazısı ile başvurunun reddine karar vermiştir.

12. Başvurucu, Şanlıurfa 1. İdare Mahkemesinde (Mahkeme)

27/10/2015 tarihinde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 100 TL maddi

zararının tazmini talebiyle Şanlıurfa Valiliğine karşı tam yargı davası

açmıştır.

13. Mahkeme 31/3/2017 tarihli kararıyla davanın görev

yönünden reddine kesin olarak karar vermiş; karar gerekçesinde, idari eylemin

"askerî hizmete ilişkin bulunması ve asker kişiyi ilgilendirmesi"

koşullarının birlikte gerçekleştiğinin görüldüğünü, uyuşmazlığa konu dava da

AYİM'in görevli olduğunu ifade etmiştir. Karar başvurucuya 12/4/2017 tarihinde

tebliğ edilmiştir.

14. Başvurucu, başvuru formunda görevsizlik kararının

kendisine tebliğ edilmesi üzerine dava açmak üzere AYİM'e vermiş olduğu dava

dilekçesinin Anayasa'da yapılan değişiklikle askerî yargının kaldırılmış olduğu

gerekçesiyle AYİM tarafından kabul edilmediğini belirtmiştir.

C. Bireysel Başvuruya Konu Dava Süreci

15. Başvurucu, Anayasa'da yapılan değişiklik sonucunda

AYİM'in kapatılması üzerine idare mahkemelerinin görevli hâle geldiği

gerekçesiyle 3/5/2017 tarihinde Mahkemede yeniden tam yargı davası açmıştır.

16. Mahkeme 20/10/2017 tarihli kararıyla davanın

incelenmeksizin reddine istinaf yolu açık olmak üzere karar vermiştir. Karar

gerekçesinde; daha önceden tarafları ve konusu aynı olan davanın görev yönünden

reddedildiği, Anayasa değişikliği ile beraber AYİM'in kaldırıldığı iddiası ile

dava açılmış ise de Anayasa değişikliği sonrasında çıkarılacak uyum yasaları

ile askerî yargıda açılacak davaların hangi tarihten itibaren ve nasıl bir

süreçte sonuçlandırılacağının kanun hükmü ile ortaya konulacağı, dosyanın ancak

AYİM tarafından verilecek görevsizlik kararı neticesinde idari yargıya intikal

edebileceği ifade edilmiştir.

17. Başvurucu 14/12/2017 tarihinde istinaf kanun yoluna

başvurmuş, Bölge İdare Mahkemesi(İstinaf Mahkemesi) 15/2/2018 tarihli kararı

ile başvurunun kesinlik sınırının altında olduğu gerekçesi ile istinaf

başvurusunun incelenmeksizin reddine kesin olarak karar vermiştir.

18. İstinaf Mahkemesinin kararı başvurucuya 11/4/2018

tarihinde tebliğ edilmiştir.

19. Başvurucu 27/4/2018 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ

HUKUK

A. İlgili

Mevzuat

20. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü

Kanunu'nun "Görevli olmayan yerlere başvurma" kenar başlıklı

9. maddesinin (1) numaralı fıkrasının 2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı Kanun

Hükmünde Kararname'nin (703 sayılı KHK) 185. maddesiyle yapılan değişiklikten

önceki hâli şöyledir:

"Çözümlenmesi Danıştayın, idare ve

vergi mahkemelerinin görevlerine girdiği halde, adli veya askeri yargı

yerlerine açılmış bulunan davaların görev noktasından reddi halinde, bu

husustaki kararların kesinleşmesini izleyen günden itibaren otuz gün içinde

görevli mahkemede dava açılabilir. ..."

21. 2577 sayılı Kanun'un "Dilekçeler üzerine ilk

inceleme" kenar başlıklı 14. maddesinin (3) numaralı fıkrasının ilgili

kısmı şöyledir:

" Dilekçeler, ..

a) Görev ve yetki,

b) İdari merci tecavüzü,

c) Ehliyet,

d) İdari davaya konu olacak kesin ve

yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı,

e) Süre aşımı,

f) Husumet,

g) 3 ve 5 inci maddelere uygun olup

olmadıkları,

...

Yönlerinden sırasıyla incelenir."

22. 2577 sayılı Kanun'un "İlk inceleme üzerine

verilecek karar" kenar başlıklı 15. maddesinin (1) numaralı fıkrasının

(a) bendinin 703 sayılı KHK'nın 185. maddesiyle yapılan değişiklikten önceki

hâli şöyledir:

" 3/a bendine göre adli ve askeri

yargının görevli olduğu konularda açılan davaların reddine,

...

Karar verilir."

23. 25/8/2017 tarihli ve 30165 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanan 694 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması

Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (694 sayılı KHK) 36. maddesinin ilgili

kısmı şöyledir:

"Kaldırılan askeri yargı

mercilerinde görülmekte olan, tebliğde ve infaz aşamasında bulunanlar ile bu

mercilerin arşivlerinde bulunan işi bitmemiş dosyalardan;

a) Askeri Yargıtayda olanlar, Yargıtaya,

b) Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde

kanun yolu incelemesi aşamasında olanlar Danıştaya; diğerleri Ankara idare mahkemelerine,

c) Askeri mahkemelerde olanlar, görevli

ve yetkili adli yargı mercilerine,

ç) Askeri savcılıklarda olanlar, yetkili

Cumhuriyet Başsavcılıklarına,

21/1/2017 tarihli ve 6771 sayılı Türkiye

Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun yürürlüğe girdiği

tarihten itibaren dört ay içinde herhangi bir karara gerek kalmaksızın listeye

bağlanarak gönderilir.

Kaldırılan askeri yargı mercilerindeki

işi bitmiş dosyalar ile defter ve diğer evraklar, bu mercilerce Milli Savunma Bakanlığı

arşivine gönderilir.

Kaldırılan askeri yargı mercilerince

hüküm verilmekle birlikte henüz gerekçeli karan yazılmayan dosyalara ilişkin

kararlar en geç 15 gün içinde yazılır ve dosyaları tebliğ ve müteakip işlemler

için sekizinci fıkrada gösterilen adli ve idari yargı mercilerine gönderilir.”

24. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu'nun "Dava şartları" kenar başlıklı 114. maddesinin

ilgili kısmı şöyledir.

"(1) Dava şartları şunlardır:

...

ı) Aynı davanın, daha önceden açılmış ve

hâlen görülmekte olmaması

..."

B. Danıştay İçtihadı

25. Danıştay Beşinci Dairesinin 6/6/2016 tarihli ve

E.2016/3014, K.2016/3547 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

"...

Bir dava görülmekte iken, tarafları,

konusu ve sebebi aynı olan ikinci bir davanın esasının, derdestlik nedeniyle

incelenemeyeceği usul hukukunun genel ilkelerindendir.

İdari davaların konusunu genellikle

idari işlemler oluşturmaktadır. Bu bağlamda derdestlikten söz edilebilmesi için

davanın taraflarının, sebebinin ve konusunun aynı olması gerektiğinden, iptal

isteklerinin aynı işleme yöneltilmiş olması zorunludur.

..."

26. Danıştay Beşinci Dairesinin 26/2/2020 tarihli ve

E.2016/58751, K.20201644 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

"...

Tarafları ve konusu aynı olan bir

davanın, daha önce aynı veya başka bir mahkemede açıldığının ve görülmekte

olduğunun saptanması halinde, usul hukukunun temel kavramlarından biri olan

derdestlik müessesesinin ifade ettiği ''ilk davanın aynısı olan diğer davaların

açılmasında davacının hukuki yararı bulunmadığı'' olgusundan hareketle, sonraki

davaların derdestlik nedeniyle incelenmeksizin reddine karar verilmesi

gerekmektedir.

Derdestlik durumunun ortaya çıkması

için; aynı davanın birden fazla açılmış olması ve birinci davanın görülmekte

olması şartları birlikte gerçekleşmelidir. Davaların aynı dava olarak kabul

edilebilmesi de; davaların taraflarının, konularının, dava konusu işlemlerin

aynı olmasına bağlıdır.

..."

27. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 5/4/2017 tarihli

ve E.2015/3423, K.2017/1559 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

"...

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun

dava şartlarını düzenleyen 114. maddesinin 1. fıkrasının (ı) bendinde; "Aynı

davanın, daha önceden açılmış ve halen görülmekte olmaması", aynı fıkranın

(i) bendinde ise "Aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış

olması" hükmüne yer verilmek suretiyle "derdestlik" ve

"kesin hüküm" dava açma şartları arasında sayılmış olup; Kanunun 115.

maddesinde, mahkemenin dava şartı noksanlığını tespit etmesi halinde davayı

usulden reddedeceği kurala bağlanmış; 303. maddesinin 1.fıkrasında ise

"Bir davaya ait şekli anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada

maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının,

dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep

sonucunun aynı olması gerekir" hükmüne yer verilmiştir.

Uyuşmazlıkta, davacı tarafından, hizmet

sözleşmesinin feshedildiği iddiasıyla işe iade istemiyle Ankara 8. İş

Mahkemesinde açılan diğer bir davada, Mahkemenin 27/12/2012 günlü, E:2012/24,

K:2012/1136 sayılı kararıyla davanın reddine karar verildiği; anılan kararın

Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 15/04/2013 günlü, E:2013/6368, K:2013/6661 sayılı

kararıyla onanarak kesinleştiği anlaşılmaktadır.

Bu durumda, tarafları, konusu ve sebebi

aynı olan ve aynı hukuki çekişmeyi içeren işbu dava hakkında daha önce verilmiş

bulunan kesin hüküm nedeniyle, davanın esasının incelenmesine hukuken olanak

bulunmadığı gerekçesiyle, incelenmeksizin reddine karar verilmesi gerekirken,

Mahkemece bu husus araştırılmaksızın davanın görev yönünden reddi yolunda

verilen kararda hukuki isabet görülmemiştir.

..."

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

28. Mahkemenin 8/6/2021 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

29. Başvurucu; askerî yargının Mahkemenin görevsizlik

kararından sonra 6771 sayılı Kanun'la Anayasa'da yapılan değişiklik ile

kaldırıldığını, bunun üzerine açılan ikinci davada Mahkemenin uyuşmazlığı

çözmekle görevli olmasına ve hukuken var olmayan AYİM'de dava açılması imkânsız

olmasına rağmen davayı incelemeksizin reddettiğini belirtmiştir. Başvurucu,

Mahkemenin birinci ret kararına karşılık AYİM'e başvurduğunu, AYİM

görevlilerinin Anayasa değişikliğinin 27/4/2017 tarihinde yürürlüğe girdiğini

ve bu nedenle dava dilekçesini kabul etmeyeceklerini belirttiğini ifade

etmiştir. Başvurucu istinaf başvurusunun kesin olmak üzere incelenmeksizin reddedilmesi

neticesinde iç hukukta başka bir olağan kanun yolu bulunmadığını belirterek

adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

30. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvurucunun şikâyetlerinin Anayasanın 36. maddesinde güvence altına

alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkı yönünden

incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

31. Anayasa’nın "Hak arama hürriyeti"

kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes, meşru vasıta ve yollardan

faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve

savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

32. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

a. Hakkın

Kapsamı ve Müdahalenin Varlığı

33. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında,

herkesin yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma ve

savunma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeye erişim

hakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün

bir unsurudur. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine "adil

yargılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin

taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan adil

yargılanma hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi'ni (Sözleşme) yorumlayan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Sözleşme'nin

6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının mahkemeye erişim hakkını içerdiğini

belirtmektedir (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti., B.

No: 2014/13156, 20/4/2017, § 34)

34. Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru kapsamında yaptığı

değerlendirmelerde mahkemeye erişim hakkının bir uyuşmazlığı mahkeme önüne

taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını

isteyebilmek anlamına geldiğini ifade etmiştir (Özkan Şen, B. No:

2012/791, 7/11/2013, § 52).

35. Somut olaydaki tam yargı davasının görevsizlik kararı

verilen ve henüz yargı süreci tamamlanmadığı ifade edilen dava ile

taraflarının, konusunun ve sebebinin aynı olması sebebiyle incelenmeksizin

reddedilmesi nedeniyle başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yönelik bir müdahalede

bulunulduğu görülmüştür.

b. Müdahalenin

İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

36. Adil yargılanma hakkının görünümlerinden biri olan

mahkemeye erişim hakkı, mutlak bir hak olmayıp hakkın sınırlandırılması

mümkündür. Ancak mahkemeye erişim hakkına müdahalede bulunulurken Anayasa'nın

temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleri

düzenleyen 13. maddesinin de gözönünde bulundurulması gerekmektedir.

37. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:

“Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”

38. Anılan madde uyarınca temel hak ve özgürlükler,

demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmaksızın

Anayasa'nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak

kanunla sınırlanabilir. Bu nedenle öncelikle başvurucunun mahkemeye erişim

hakkına yapılan müdahalenin kanuni dayanağının bulunup bulunmadığının

incelenmesi gerekir.

39. Hak ve özgürlüklerin, bunlara yapılacak müdahalelerin

ve sınırlandırmaların kanunla düzenlenmesi bu haklara ve özgürlüklere keyfî

müdahaleyi engelleyen, hukuk güvenliğini sağlayan demokratik hukuk devletinin

en önemli unsurlarından biridir (Tahsin Erdoğan, B. No: 2012/1246,

6/2/2014, § 60).

40. Müdahalenin kanuna dayalı olması öncelikle şeklî

manada bir kanunun varlığını zorunlu kılar. Şeklî manada kanun, Türkiye Büyük

Millet Meclisi (TBMM) tarafından Anayasa'da belirtilen usule uygun olarak kanun

adı altında çıkarılan düzenleyici yasama işlemidir. Hak ve özgürlüklere

müdahale edilmesi ancak yasama organınca kanun adı altında çıkarılan

düzenleyici işlemlerde müdahaleye imkân tanıyan bir hükmün bulunması şartına

bağlıdır. TBMM tarafından çıkarılan şeklî anlamda bir kanun hükmünün

bulunmaması hakka yapılan müdahaleyi anayasal temelden yoksun bırakır (Ali

Hıdır Akyol ve diğerleri [GK], B. No: 2015/17510, 18/10/2017, § 56).

41. Kanunun varlığı kadar kanun metninin ve uygulamasının

da bireylerin davranışlarının sonucunu öngörebileceği kadar hukuki belirlilik

taşıması gerekir. Bir diğer ifadeyle kanunun kalitesi de kanunilik koşulunun

sağlanıp sağlanmadığının tespitinde önem arz etmektedir (Necmiye Çiftçi ve

diğerleri, B. No: 2013/1301, 30/12/2014, § 55). Müdahalenin kanuna dayalı

olması, iç hukukta müdahaleye ilişkin yeterince ulaşılabilir ve öngörülebilir

kuralların bulunmasını gerektirmektedir (Türkiye İş Bankası A.Ş. [GK],

B. No: 2014/6192, 12/11/2014, § 44). Kanunilik unsuru yönünden değerlendirme

yapılırken derece mahkemelerince müdahaleye imkân tanıyan kanun hükümlerinin

yorumu ve bu hükümlerin olaya uygulanması bariz takdir hatası ya da açık bir

keyfîlik içermediği sürece bu alanda bir inceleme yapılması bireysel başvurunun

amacıyla bağdaşmaz. Ancak derece mahkemelerinin müdahaleye imkân tanıyan kanun

hükmünü açık bir biçimde hatalı yorumladıkları ve uyguladıklarının tespiti

hâlinde müdahalenin kanunilik temelinden yoksun olduğu sonucuna ulaşılabilir (Ramazan

Atay, B. No: 2017/26048, 29/1/2020, § 29).

42. Somut olayda başvurucunun tazminat talebiyle açmış

olduğu tam yargı davasının yargı süreci tamamlanmamış dava ile taraflarının,

konusunun ve sebebinin aynı olduğu, başka bir deyişle davanın derdest

olduğu gerekçesiyle davanın incelenmeksizin reddine karar verilmiştir.

Mahkemenin 2577 sayılı Kanun'un 14. maddesi kapsamında yapılan inceleme

sonucunda söz konusu karara vardığı görülmektedir. Anılan maddede derdestlik

durumunun ilk inceleme şartı olarak sayılmadığı tespit edilmiştir. Danıştay

içtihatlarında derdestlik durumunun usul hukukunun temel kavramlarından olduğu

belirtilmiş, 6100 sayılı Kanun'un 114. maddesine atıfla dava şartı olduğu ifade

edilmiştir. Bu durumda derdestlik durumunun varlığının saptanabilmesi için

tarafları ve konusu aynı olan bir davanın daha önce aynı veya başka bir

mahkemede açıldığının ve görülmekte olduğunun tespit edilmesi gerekmektedir.

43. Anayasa'nın 6771 sayılı Kanun'un 17. maddesiyle

eklenen geçici 21. maddesinin ilgili kısmında "E) Bu Kanunun yürürlüğe

girdiği tarih itibarıyla Askerî Yargıtay, Askerî Yüksek İdare Mahkemesi ve

askerî mahkemeler kaldırılmıştır. Kaldırılan askerî yargı mercilerinde

görülmekte olan dosyalardan; kanun yolu incelemesi aşamasında olanlar ilgisine

göre Yargıtay veya Danıştaya, diğer dosyalar ise ilgisine göre görevli ve

yetkili adli veya idari yargı mercilerine dört ay içinde gönderilir." denilmektedir.

44. Başvurucunun açtığı ilk davada Mahkeme AYİM'in

görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiştir. Başvurucu,

görevsizlik kararı üzerine AYİM'e müracaat etmişse de, dilekçesi Anayasa

değişikliği üzerine 27/4/2017 tarihinden itibaren askerî yargının kaldırılmış

olduğu gerekçesiyle kabul edilmemiştir. Dava dilekçesinin kabul edilmemesi üzerine

başvurucu, görevsizlik kararını belirten Mahkemenin ilk kararının kendisine

tebliğ edildiği tarihten itibaren 21. günde söz konusu durumu belirterek

Mahkemede yeniden dava açmıştır.

45. Mahkeme, açılan yeni davada incelenmeksizin ret

kararı vermiş; derdestlik nedeniyle görevsizlik kararıyla sonuçlanan davanın

askerî yargıya intikal etmesi gerektiğini, yapılacak yasal düzenleme sonrasında

dosyanın askerî yargı tarafından yeniden idari yargıya gönderilmesi durumunda

söz konusu yargılamanın yine aynı dosya üzerinden devam edebileceğini

belirtmiştir. Mahkeme başka bir deyişle ilk davanın derdest olduğunu ifade

etmiştir.

46. Başvurucunun Anayasa değişikliğinden sonra askerî

yargının kaldırılmış olması sebebiyle açmış olduğu ikinci davada Mahkemenin ret

kararının gerekçesinde AYİM tarafından görevsizlik kararı verilmesi durumunda

davanın idari yargıya intikal edeceğinden bahsedilmiş ise de bu aşamada askerî

yargıda görülmekte olan bir dava bulunmadığı gibi yasal düzenleme sonrasında

dava dosyasının yeniden idari yargıya gönderilmesine karar verecek bir

mahkemenin de (AYİM) görev yapmadığı açıktır. Bu durumda incelenmeksizin ret

kararına konu olacak derdest bir davanın olmadığı anlaşılmaktadır. Sonuç olarak

Mahkemenin derdestlik nedeniyle davayı incelenmeksizin reddetmesinin kanuni

dayanağının bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır (benzer yöndeki karar için bkz. Muhammet

Kalip, B. No: 2017/34863, 13/10/2020).

47. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye

erişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

48. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda,

başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal

kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir

veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

49. Başvurucu yeniden yargılama ile 15.000 TL manevi ve

18.600 TL maddi tazminat talebinde bulunmuştur.

50. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan ([GK], B.

No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl

ortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesi

diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine

getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına

geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına işaret

etmiştir (Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).

51. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın

ihlal edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması

gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).

52. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veya

mahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılı

Kanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün

79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca, ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın

bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme,

usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklı olarak ihlali ortadan

kaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya

özgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi

tarafından ihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde

usul hukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili

mahkemenin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir

takdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir kararın kendisine ulaştığı

mahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam eden

ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (Mehmet

Doğan, §§ 58, 59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66, 67).

53. İncelenen başvuruda İdare Mahkemesi tarafından

yapılan yargılama nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği sonucuna

varılmıştır. Dolayısıyla somut başvuruda ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığı

anlaşılmaktadır.

54. Bu durumda mahkemeye erişim hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki

yarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgü

düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına

göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda

yapılması gereken iş yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesini

ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere

uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin

yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili mahkemeye gönderilmesine karar

verilmesi gerekir.

55. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yeniden yargılamanın yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat

talebinin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

56. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 294,70 TL

harç ve 3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.894,70 TL yargılama

giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının

ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak

üzere Şanlıurfa 2. İdare Mahkemesine(20/10/2017 tarihli ve E.2017/608,

K.2017/1177 sayılı kararına ait dava dosyası ile ilgilidir.) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,

E. 294,70 TL harç ve 3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 3.894,70 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 8/6/2021 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Kadir ÖZKAYA Üyeler : Engin YILDIRIM Celal Mümtaz AKINCI Rıdvan GÜLEÇ Basri BAĞCI Raportör : Hilmi Can TURAN Başvurucu : Ramazan SAĞANCIĞ Vekili : Av. Cihan KOÇ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2018/11206, 8 Haziran 2021 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Askeri
  10. B. Bireysel
  11. C. Bireysel Başvuruya Konu Dava Süreci
  12. IV. İlgili
  13. Hukuk
  14. A. İlgili
  15. B. Danıştay İçtihadı
  16. V. İnceleme Ve
  17. Gerekçe
  18. A. Başvurucunun
  19. B. Değerlendirme
  20. A. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin
  21. B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  22. C. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının
  23. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun
  24. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  25. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2018/11206
Tarih
8 Haziran 2021

İlgili Kararlar

  • Necati Vedat Erten Başvurusu (B. No: 2019/30850)
  • Sibel Duymaz Doğan Başvurusu (B. No: 2017/4785)
  • İsmail Sarıkabadayı ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/23696)
  • Yakup Ziya Genç Başvurusu (B. No: 2018/18585)
  • Aliye Yeşil ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/19159)
  • Hasan Bilge Başvurusu (B. No: 2018/6259)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.