İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Hüseyin Ünal ve Mehmet Ünal Başvurusu (B. No: 2016/14222)

1. Başvuru, temyiz talebinin süre yönünden reddedilmesi

Başvuru No2016/14222Tarih29 Mayıs 2019Okuma17 dk · 3.301 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Hüseyin Ünal Ve Mehmet Ünal Başvurusu

Karar tarihi
29 Mayıs 2019
Başvuru Numarası
2016/14222
R.G. Tarih ve Sayı
18/7/2019-30835
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.301 kelime·17 dk okuma·19 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, temyiz talebinin süre yönünden reddedilmesi

nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 4/8/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas

incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

8. Başvuruculara karşı İstanbul 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde

(Mahkeme) açılan davada davacılar, murislerinin İstanbul Sarıyer’de bulunan üç

katlı bir apartmanın giriş katındaki daireyi Gayrımenkul Satış Vaadi Sözleşmesi ile başvurucu

Hüseyin Ünal'dan satın aldığını, davalı Hüseyin Ünal'ın sonradan iradesini

değiştirerek taşınmazı ölünceye kadar bakma akdi ile yeğeni Mehmet Ünal'a

temlik ettiğini belirterek tapu kaydının iptali ile adlarına tescilini talep

etmişlerdir.

9. Mahkeme 10/7/2014 tarihli kararıyla davayı kabul etmiştir.

10. Başvurucular vekili gerekçeli kararı 22/9/2014 tarihinde

tebellüğ etmiş,UYAP yoluyla

3/10/2014 tarihinde hükmü temyiz etmiştir.

11. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi (Daire) 15/12/2015 tarihli

kararında hükmün başvuruculara usulüne uygun tebliğ edildiğini, on beş günlük

yasal süre geçtikten sonra temyiz isteminde bulunulduğunu belirterek süre aşımı

nedeniyle temyiz isteminin reddine karar vermiştir.

12. Karar düzeltme talebi, aynı Dairenin 12/5/2016 tarihli

kararıyla reddedilmiştir.

13. Ret kararı 19/7/2016 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş,

4/8/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

1. Kanun Hükümleri

14. 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı mülga Hukuk Usulü

Muhakemeleri Kanunu'nun 432. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Temyiz süresi onbeş

gündür. Bu süre 8/1/1943 tarih ve 4353 sayılı Kanuna tabi kamu kuruluşları

hakkında otuz gündür.Temyiz

süreleri, ilamın usulen taraflardan her birine tebliği ile işlemeye

başlar."

15. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu'nun geçici 3. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"Bölge adliye mahkemelerinin, 26/9/2004

tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye

Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmî Gazete’de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086

sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam

olunur."

"Bölge adliye mahkemelerinin göreve

başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar

hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26/9/2004 tarihli ve 5236

sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 454 üncü

madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur."

16.6100 sayılı Kanun'un 445. maddesi şöyledir:

"Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP),

adalet hizmetlerinin elektronik ortamda yürütülmesi amacıyla oluşturulan

bilişim sistemidir. Dava ve diğer yargılama işlemlerinin elektronik ortamda

gerçekleştirildiği hâllerde UYAP kullanılarak veriler kaydedilir ve saklanır.

Elektronik ortamda, güvenli elektronik imza

kullanılarak dava açılabilir, harç ve avans ödenebilir, dava dosyaları

incelenebilir. Bu Kanun kapsamında fizikî olarak hazırlanması öngörülen tutanak

ve belgeler güvenli elektronik imzayla elektronik ortamda hazırlanabilir ve

gönderilebilir. Güvenli elektronik imza ile oluşturulan tutanak ve belgeler

ayrıca fizikî olarak gönderilmez, belge örneği aranmaz.

Elektronik ortamdan fizikî örnek çıkartılması

gereken hâllerde tutanak veya belgenin aslının aynı olduğu belirtilerek hâkim

veya görevlendirdiği yazı işleri müdürü tarafından imzalanır ve mühürlenir.

Elektronik ortamda yapılan işlemlerde süre gün

sonunda biter.

Mahkemelerde görülmekte olan dava, çekişmesiz

yargı, geçici hukuki koruma ve diğer tüm işlemlerde UYAP’ın

kullanılmasına dair usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenir."

17. 15/1/2004 tarihli ve 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu'nun

5. maddesi şöyledir:

"Güvenli elektronik imza, elle atılan

imza ile aynı hukukî sonucu doğurur.

Kanunların resmî şekle veya özel bir merasime

tabi tuttuğu hukukî işlemler ile teminat sözleşmeleri güvenli elektronik imza

ile gerçekleştirilemez."

18. Olay tarihinde yürürlükte olan, 3/4/2012 tarihli ve 28253

sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren

mülga Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği'nin (Yönetmelik) 5. maddesinin ilgili

kısımları şöyledir:

"...

Taraf ve vekilleri ile diğer ilgililer güvenli

elektronik imza ile imzalamak suretiyle UYAP vasıtasıyla mahkemeler veya hukuk

dairelerine elektronik ortamda bilgi ve belge gönderebilirler.

Gelen evraktan sorumlu personel, UYAP

üzerinden mahkeme veya hukuk dairelerine gönderilen ve iş listesine düşen

belgeleri derhal ilgili kişiye ya da doğrudan dosyasına aktarır. Hâkimin

onayını gerektiren evrak hâkimin iş listesine yönlendirilir.

...

Elektronik ortamda yapılan işlemlerde süre gün

sonunda biter. Elektronik ortamda yapılacak işlemlerin, ertesi güne sarkmaması

açısından saat 00:00’a kadar yapılması zorunludur.

Fizikî ortamda yapılan işlemlerde süre mesai

saati sonunda biter."

19. Mülga Yönetmelik'in 48. maddesinin ilgili kısımları

şöyledir:

"...

Taraf vekillerince UYAP üzerinden güvenli

elektronik imza ile kanun yolu başvuru dilekçesi gönderilebilir. Bu işler için

ayrıca elle atılmış imzalı belge istenmez. Avukatların UYAP Avukat Bilgi

Sistemi üzerinden kanun yolu başvuru dilekçesi gönderebilmeleri için elektronik

imza sahibi olmaları gerekir. Kanun yolu harçları avukat tarafından elektronik

ortamda mahkeme veznesi hesabına aktarılır. Ayrıca bu işlemlerin Barokart veya kredi kartı gibi ödeme araçlarıyla yapılması

sağlanabilir. Kanun yolu başvurusu, dilekçenin sisteme kaydedildiği tarihte

yapılmış sayılır. İşlem sonucunda başvuru sahibinin elektronik ortamda

erişebileceği bir alındı belgesi oluşturulur.

Elektronik ortamda kanun yolu başvurusu saat

00:00’a kadar yapılabilir.

..."

2. Yargıtay Kararı

20. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20/1/2014 tarihli ve

E.2013/14-742, K.2014/16 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

"...

..Cumhuriyet Başsavcılıkları ile Adli Yargı İlk Derece Ceza Mahkemeleri

Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik ve Hakimler ve Savcılar

Yüksek Kurulunun ilgili genelgesine göre UYAP'a

kaydedilerek elektronik ortama aktarılan belgelerle ilgili kayıt tarihinin

ilgili işlemler yönüyle havale tarihi olarak esas alınması gerekmektedir.

..."

.21. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 25/1/1985 tarihli ve

E.1984/5, K.1985/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı sayılı kararının

ilgili kısmı şöyledir:

"...

...Harca tabi olmasına rağmen hesap edilip

ilgilisinden alınmadan temyiz defterine kaydedilen temyiz dilekçeleri hakkında

da HUMK`nın 434/3. maddesinde öngörülen eksik harç

ödenmesi ile ilgili işlemin kıyasen uygulanması ve bu durumda temyiz isteminin,

temyiz defterine kaydedildiği tarihte yapılmış sayılması gerekmektedir.

..."

B. Uluslararası Hukuk

22. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 6. maddesinin

ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes

davasının medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai

alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan,

kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından kamuya açık olarak

ve makul bir süre içinde, görülmesini isteme hakkına sahiptir...”

23. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) mahkemeye erişim

hakkının Sözleşme'nin 6. maddesinde yerini bulan güvencelerin doğal bir parçası

olduğunu (Lawyer Partners A.S./Slovakya, B.

No: 54252/07..., 16/6/2009, § 52), bu kapsamda herkesin kişisel hak ve

yükümlülükleriyle ilgili her türlü iddiasını bir mahkeme veya yargı yeri önüne

getirme hakkının güvence altına alındığını (Golder/Birleşik Krallık [GK], B. No: 4451/70, 21/2/1975, § 36)

belirtmiştir. Yine AİHM, Sözleşme'nin 6. maddesinde mahkeme kararlarına karşı

kanun yolu başvurusunda bulunma hakkının güvence altına alınmadığını ancak

devletin kendi takdirine bağlı olarak taraflara kanun yolu başvurusunda bulunma

hakkı tanıması durumunda bu incelemeyi yapan mahkeme önünde uygulanan muhakeme

usulünün bu ilkelere uygun olması gerektiğini belirtmiştir (Delcourt/Belçika, B. No: 2689/65, 17/1/1970, §§ 25, 26).

24. Bu değerlendirmeye benzer şekilde AİHM, bir hukuk davasında

bölge adliye mahkemesi ilamına yönelik itirazın süre yönünden reddedilmesi

nedeniyle yapılan başvuruyu mahkemeye erişim hakkı kapsamında değerlendirerek

kanun yolu incelemesinde uygulanacak usulün Sözleşme'nin 6. maddesi kapsamında

değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir (Mushta/Ukrayna, B. No: 8863/06, 18/11/2010, §§ 37-42).

25. AİHM, mahkemeye erişim hakkına yönelik birtakım

sınırlandırmaların kabul edilebileceğini ancak sınırlamaların meşru bir amaca

yönelik olmadığı veya kullanılan yöntem ile ulaşılması hedeflenen amaç arasında

makul bir orantısallık ilişkisinin bulunmadığı

durumlarda kısıtlamaların Sözleşme'nin 6. maddesinin birinci fıkrasına uygun

olmayacağını belirtmiştir (Ashingdane/Birleşik Krallık,B.

No: 8225/78, 28/5/1985, § 57).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

26. Mahkemenin 29/5/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

27. Başvurucular avukatları aracılığı ile UYAP sisteminden

Mahkemeye 3/10/2014 tarihinde temyiz dilekçesini gönderdiklerini ancak

Mahkemenin araya Kurban Bayramı girmesi nedeniyledilekçeyi8/10/2014 tarihinde

işleme koyduğunu, temyiz harcını da 1086 sayılı mülga Kanun'un 434. maddesinin

(3) numaralı fıkrası uyarınca herhangi bir bildirim olmadan 9/10/2014 tarihinde

yatırdıklarını, süresinde temyiz talebinde bulunmalarına rağmen Yargıtay 14.

Hukuk Dairesi tarafından temyiz dilekçelerinin reddedildiğini belirterek

Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüş ve yeniden yargılama talebinde bulunmuşlardır.

B. Değerlendirme

28. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes,

meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı

veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”

29. Başvurucuların şikâyetinin özünün temyiz talebinin esasının Yargıtayca incelenmemesine yönelik olması nedeniyle iddia,

adil yargılanma hakkının güvenceleri arasında yer alan mahkemeye erişim hakkı

kapsamında incelenmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

30. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Müdahalenin Varlığı ve Hakkın Kapsamı

31. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma ve savunma

hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeye erişim hakkı,

Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün bir

unsurudur. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine adil yargılanma ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede,

Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan

adil yargılanma hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Sözleşme'yi yorumlayan AİHM, Sözleşme'nin 6. maddesinin (1)

numaralı fıkrasının mahkemeye erişim hakkını içerdiğini belirtmektedir (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur.

San. ve Tic. Ltd. Şti., B. No: 2014/13156, 20/4/2017,§

34).

32. Mahkemeye erişim hakkı bir uyuşmazlığı mahkeme önüne

taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını

isteyebilmek anlamına gelmektedir (Özkan Şen,

B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 52).

33. Mahkeme kararlarının hukuka uygun olup olmadığına yönelik

uyuşmazlığın çözümlenmek üzere bir yargı makamı önüne taşınması kanun yoluna başvurma olarak

nitelendirilmektedir. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak

arama özgürlüğü, bir temel hak olmanın yanında diğer temel hak ve

özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmayı ve bunların korunmasını sağlayan

en etkili güvencelerden biridir. Adil yargılanma hakkı bir mahkeme kararına

karşı üst yargı yollarına başvurabilmeyi güvence altına almamakla birlikte

gerek suç isnadına bağlı yargılamalarda gerekse medeni hak ve yükümlülüklere

ilişkin yargılamalarda istinaf veya temyiz gibi kanun yollarına başvurma imkânı

tanınmış ise bu kanun yolları yönünden de adil yargılanma hakkı kapsamındaki

güvencelerin sağlanması gerekir (Hasan İşten,

B. No: 2015/1950, 22/2/2018, § 37).

34.Süre yönünden temyiz talebinin reddedilmesinin mahkemeye

erişim hakkına bir müdahale teşkil ettiği açıktır.

b. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

35.Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:

“Temel

hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili

maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir.

Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve

lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”

36. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa’nın 36. maddesinin

ihlalini teşkil edecektir.

37. Bu sebeple müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen

ve somut başvuruya uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, haklı bir sebebe

dayanma, ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının

belirlenmesi gerekir.

i. Kanunilik

38. Başvuru konusu olayda temyiz talebini Yargıtay Dairesinin

1086 sayılı mülga Kanun'un 432. maddesinde öngörülen sürede yapılmadığı

gerekçesiyle reddettiği anlaşılmaktadır.

39. Yargıtay Dairesinin bu hükmü esas alarak verdiği ret

kararına göre yapılan müdahalenin kanun tarafından öngörülme ölçütünü

karşıladığı sonucuna varılmıştır.

ii. Meşru Amaç

40. Yargısal başvuruların bir süreye bağlanmasının meşru

amacının ne olduğu hususu benzer nitelikteki başvurularda Anayasa Mahkemesi

tarafından incelenmiştir. Anayasa Mahkemesi bu incelemelerinde kanun yolu

başvurularında süre koşulu öngörülmesinin en genel ifadesiyle hukuki güvenlik

ve istikrarın sağlanması şeklinde bir meşru amacının bulunduğuna işaret

etmiştir (daha ayrıntılı değerlendirme için bkz. Ertuğrul Dalbaş, B. No: 2014/7805,

25/10/2017, § 59).

iii. Ölçülülük

41. Temyiz talebinin reddedilmesi nedeniyle başvurucuların

mahkemeye erişimine getirilen sınırlamanın ölçülü olup olmadığı ve başvuruculara

ağır bir yük getirip getirmediği hususlarının değerlendirilmesi gerekir.

(1)

Genel İlkeler

42. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeye

erişim hakkı mutlak olmayıp sınırlamalara konu olabilir. Ancak Anayasa'nın 13.

maddesinde yer alan ölçülülük ilkesi uyarınca anılan sınırlamaların mahkemeye

erişimi imkânsız hâle getirmemesi ya da aşırı derecede zorlaştırmaması gerekir.

Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen hukuki veya fiilî sınırlamalar

mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (Özkan

Şen, § 52).

43. Yargısal başvuruların birtakım usul kurallarına tabi

kılınması tek başına mahkemeye erişim hakkını zedelemez. Bununla birlikte yargısal

başvuru usullerinin belirli ve öngörülebilir olması gerekir. Anayasa'nın 36.

maddesinde güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkı mutlak olmayıp

sınırlamalara konu olabilir. Ancak Anayasa'nın 13. maddesinde yer alan

ölçülülük ilkesi uyarınca anılan sınırlamaların mahkemeye erişimi imkânsız hâle

getirmemesi ya da aşırı derecede zorlaştırmaması gerekir. Kişinin mahkemeye

başvurmasını engelleyen hukuki veya fiilî sınırlamalar mahkemeye erişim hakkını

ihlal edebilir (Özkan Şen, § 52).

44. Yargısal başvuruların birtakım usul kurallarına tabi

kılınması tek başına mahkemeye erişim hakkını zedelemez. Bununla birlikte

yargısal başvuru usullerinin belirli ve öngörülebilir olması gerekir. Dava

açılmasına veya diğer kanun yollarına başvurulmasına ilişkin dilekçelerin

yetkili mahkemelere sunulma yöntemine dair kanuni veya fiilî belirsizliklerin

bulunması, kişilerin mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (Hasan İşten, § 45).

45. Öte yandan mahkemelerin dilekçelerin sunulması yöntemine

ilişkin usul kurallarını uygularken kişilerin mahkemeye erişimlerini

engelleyecek veya aşırı derecede zorlaştıracak ölçüde şekilcilikten kaçınmaları

gerekir. Ayrıca mahkemelerin iç işleyişlerine ilişkin süreçlerdeki aksama ve

hatalardan kaynaklanan sorumluluk, yargısal koruma talep eden bireylere

yüklenmemelidir. Bu bakımdan yargısal başvurulara dair dilekçelerini ilgili

mevzuatta öngörülen usule uygun olarak yetkili yargı merciine sunan kişilerin

kendilerine atfedilemeyen ve tamamen mahkemelerin iç işleyişinden kaynaklanan

hata ve aksamalardan sorumlu tutularak mahkemeye erişimlerinin engellenmesi bu

hakka yapılan müdahaleyi ölçüsüz kılabilir. Özellikle kanun yoluna başvurma

yönündeki istek ve iradesini ortaya koymuş olan başvurucular yönünden bu tür

müdahaleler, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeye erişim

hakkının ihlaline sebep olabilir (Hasan

İşten, § 46).

46. Anayasa Mahkemesine gelen benzer bir başvuruda, başvurucular

Yargıtay onama kararına karşı UYAP üzerinden süresinde karar düzeltme talebinde

bulunmuşlar ancak dilekçe mahkeme görevlileri tarafından yasal süre dolduktan

bir gün sonra işleme konulmuştur. Yargıtay, dilekçenin işleme alınma tarihini

esas alarak başvurucuların karar düzeltme talebini süre yönünden reddetmiştir.

Anayasa Mahkemesi; mahkeme yazı işlerinin gecikmesinden kaynaklanan uygulamanın

yanlış bir olguya dayanılarak açık bir hata ile gerçekleştirildiğini,

başvurucuların kanun yolunu kullanması imkânını ortadan kaldırdığını ve

başvurucular üzerinde ağır bir yüke sebep olduğunu, başvurucuların katlanmak

zorunda kaldığı külfetin hedeflenen meşru amaçlarla orantısız olduğunu

belirterek mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir (Nebi Karataş ve diğerleri, B. No:

2014/13001, 8/3/2017, § 60).

(2)

İlkelerin Olaya Uygulanması

47. Başvurucular, yasal süre içinde temyiz talebinde

bulunmalarına rağmen Yargıtay tarafından taleplerinin reddedildiğini belirterek

kanun yoluna başvuru hakkının engellendiğini iddia etmiştir.

48. Somut olayda değerlendirilmesi gereken mesele,

başvurucuların temyiz talebinin kanun yolu incelemesine konu yapılmamasının

mahkemeye erişim hakkına orantısız bir müdahale oluşturup oluşturmadığıdır.

49. Başvurucular 3/10/2014 tarihli dilekçelerinde ayrıntılı bir

şekilde itirazlarını dile getirerek temyiz talebinde bulunmuş, temyiz harcını

da 1086 sayılı mülga Kanun'un 434. maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca

Mahkemece kendilerine bir bildirimde bulunmadan 9/10/2014 tarihinde

yatırmışlardır. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi ise başvurucuların temyiz

taleplerini on beş günlük yasal temyiz süresi geçirildikten sonra yapıldığını

belirterek reddetmiştir.

50. Olay tarihinde yürürlükte olan 1086 sayılı mülga Kanun'un

432. maddesinde tebliğden itibaren on beş gün içinde temyiz talebinde bulunulabileceği

belirtilmiştir.

51. 6100 sayılı Kanun'un 445. maddesinde, elektronik ortamda

güvenli elektronik imza kullanılarak dava açılabileceği, harç ve avansın

ödenebileceği, dava dosyalarının incelenebileceği, Kanun kapsamında fiziki

olarak hazırlanması öngörülen tutanak ve belgelerin güvenli elektronik imzayla

elektronik ortamda hazırlanarak gönderilebileceği belirtilmiştir.

52. Yine başvuru konusu olay tarihinde yürürlükte bulunan mülga

Yönetmelik'in 5. ve 48. maddelerinde, taraf ve vekilleri ile diğer ilgililerin

güvenli elektronik imza ile imzalamak suretiyle UYAP vasıtasıyla mahkemeler

veya hukuk dairelerine elektronik ortamda bilgi ve belge gönderebilecekleri,

taraf vekillerince UYAP üzerinden güvenli elektronik imza ile kanun yolu

başvuru dilekçesinin gönderilebileceği, bu işler için ayrıca elle atılmış

imzalı belge istenmeyeceği, avukatların UYAP Avukat Bilgi Sistemi üzerinden

kanun yolu başvuru dilekçesi gönderebilmeleri için elektronik imza sahibi

olmalarının gerekli olduğu, kanun yolu harçlarının avukat tarafından elektronik

ortamda mahkeme veznesi hesabına aktarılacağı, kanun yolu başvurusunun

dilekçenin sisteme kaydedildiği tarihte yapılmış sayılacağı belirtilmiştir.

53. Başvuru formuna ekli belgeler ve UYAP'tan

yapılan incelemede tebligat mazbatasına göre Mahkemenin gerekçeli kararının

tebliğ tarihinin 22/9/2014 olduğu, PTT kayıtlarında ise tebliğ tarihinin

22/9/2014 ve 24/9/2014 tarihleri olarak gösterildiği anlaşılmaktadır. Başvurucu

vekilininUYAP vasıtasıyla 3/10/2014 tarihinde temyiz

talebinde bulunduğu, Mahkeme Kalemince dilekçenin 8/10/2014 günü saat 09.05'te

işleme alındığı, Mahkemece bu tarih esas alınarak süresinde olduğundan bahisle Yargıtaya dosya gönderme kontrol formu düzenlendiği

anlaşılmıştır.

54. Başvurucuların temyiz talebi, on beş günlük kanuni

süresinden sonra yapıldığı gerekçesiyle reddedilmiştir.

55.Yukarıda belirtilen tespitlere göre temyize konu mahkeme

kararının 22/9/2014 tarihinde tebellüğ eden başvurucular vekilince UYAP

üzerinden 3/10/2014tarihinde temyiz talebinde bulunulmuş olmasına rağmen

mahkeme görevlileri tarafında bayram tatilinden dolayı dilekçenin 8/10/2014

tarihinde işleme konulması ve Yargıtay 14. Hukuk Dairesince de temyiz tarihi

olarak bu tarihin esas alınması suretiyle temyiz dilekçesinin süre yönünden

reddedilmesi öngörülebilirlik sınırları içinde değerlendirilemeyecektir. Yanlış

bir olguya dayanılarak açık bir hata ile gerçekleştirildiği anlaşılan

uygulamanın başvurucuların kanun yolunu kullanması imkânını ortadan kaldırdığı,

başvurucular üzerinde ağır bir yüke sebep olduğu, bu suretle başvurucuların

katlanmak zorunda kaldığı külfetin hedeflenen meşru amaçlarla orantısız olduğu,

dolayısıyla müdahalenin ölçülü olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

56. Yukarıda açıklanan gerekçelerle başvurucuların Anayasa’nın

36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki

mahkemeye erişim haklarının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

57.30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralı

fıkrasının ilgili kısmı ve (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir."

58. Başvurucular yeniden yargılama ile 56.670 TL maddi tazminat

kararı verilmesi talebinde bulunmuştur.

59. Anayasa Mahkemesinin

Mehmet Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında, ihlal

sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi

hususunda genel ilkeler tayin edilmiştir.

60. Mehmet Doğan

kararında özetle uygun giderim yolunun belirlenebilmesi açısından öncelikle

ihlalin kaynağının tayin edilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Buna göre ihlalin

mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün

79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca kural olarak ihlali

ve ihlalin sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapılmak üzere

kararın bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmedilir (Mehmet Doğan, §§ 57, 58).

61. Anayasa Mahkemesinin tespit edilen ihlalin giderilmesi

amacıyla yeniden yargılama yapılmasına hükmettiği hâllerde ilgili usul

kanunlarında düzenlenen yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak

yargılamanın yenilenmesi sebebinin varlığının kabulü ve önceki kararın

kaldırılması hususunda derece mahkemesinin herhangi bir takdir yetkisi

bulunmamaktadır. Zira ihlal kararı verilen hâllerde yargılamanın yenilenmesinin

gerekliliği hususundaki takdir derece mahkemelerine değil ihlalin varlığını

tespit eden Anayasa Mahkemesine bırakılmıştır. Derece mahkemesi, Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında belirttiği doğrultuda ihlalin sonuçlarını gidermek

üzere gereken işlemleri yapmakla yükümlüdür (Mehmet

Doğan, § 59).

62. Anayasa Mahkemesi başvurucunun temyiz isteğinin süreden

reddine karar verilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği

sonucuna varmıştır. Dolayısıyla somut başvuruda ihlalin Daire kararından

kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

63. Bu durumda mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır.

Buna göre yeniden yapılacak yargılama ise 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına

yöneliktir. Bu kapsamda Daire tarafından yapılması gereken iş, temyiz isteminin

süre aşımı nedeniyle reddi yolundaki kararını kaldırarak temyiz istemini -usule

ilişkin diğer meselelerde de bir eksiklik söz konusu değilse- esastan

incelemekten ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin dosyanın Yargıtay 14.

Hukuk Dairesine gönderilmesini sağlamak üzere İstanbul 2. Asliye Hukuk

Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

64. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 239,50 TL harç ve 2.475

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.714,50 TL yargılama giderinin

başvuruculara müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak amacıyla

ilgili Yargıtay Dairesine gönderilmek üzere İstanbul 2. Asliye Hukuk

Mahkemesine (E.2012/367, K.2014/274) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucuların tazminat taleplerinin REDDİNE,

E. 239,50 TL harç ve 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.714,50 TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARA MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

.

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

29/5/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Üyeler

:

Burhan ÜSTÜN

Hicabi DURSUN

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Fatma Burcu

NACAR YÜCE

Başvurucular

1. Hüseyin ÜNAL

2. Mehmet

ÜNAL

Vekili

:

Av. Uğur

ÖZÜBEK

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2016/14222, 29 Mayıs 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucuların
  11. B. Değerlendirme
  12. A. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın
  13. B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  14. C. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının ihlalinin
  15. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve
  16. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  17. Gökcan
  18. Hakyemez
  19. Nacar Yüce
  20. Ünal
  21. Özübek
  22. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2016/14222
Tarih
29 Mayıs 2019

İlgili Kararlar

  • İbrahim Özden Kaboğlu Başvurusu (B. No: 2015/18503)
  • Erol Kesgin Başvurusu (B. No: 2015/11192)
  • H.g. Başvurusu (B. No: 2017/14716)
  • Erdal Karadaş Başvurusu (B. No: 2017/22700)
  • B.ç. ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/10144)
  • Bahadır Büyüksolak ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/314)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.