İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

İbrahim Akan Başvurusu (B. No: 2014/10628)

(Başvuru

Başvuru No2014/10628Tarih16 Kasım 2016Okuma11 dk · 2.189 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm İbrahim Akan Başvurusu

Başvuru No
2014/10628
Karar tarihi
16 Kasım 2016
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.189 kelime·11 dk okuma·16 bölüm

(Başvuru

Numarası: 2014/10628)

Karar

Tarihi: 16/11/2016

İKİNCİ

BÖLÜM

KARAR

Başkan : Engin

YILDIRIM

Üyeler :

Serdar ÖZGÜLDÜR

Osman

Alifeyyaz PAKSÜT

Recep KÖMÜRCÜ

Recai AKYEL

Raportör : Murat

ŞEN

Başvurucu : İbrahim

AKAN

Vekili :

Av. Ramazan DEMİR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, gösterilere müdahale

etmekte olan kolluk kuvvetlerinin attığı gaz kapsülünün gözüne isabet etmesi

üzerine sol gözü işlevini sürekli olarak kaybeden başvurucunun Vali ve İl

Emniyet Müdürü hakkında yaptığı şikâyetin işleme konulmamasının insan haysiyeti

ile bağdaşmayan muamele yasağı ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme

hakkını ihlal ettiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 19/6/2014 tarihinde

İstanbul 48. Asliye Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve

eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona

sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca

29/6/2014 tarihinde, başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar

verilmiştir.

4. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca

29/6/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı 17/10/2014

tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte

yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği

bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü

15/12/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.

7. Bakanlık tarafından Anayasa

Mahkemesine sunulan görüş 22/12/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanlarını 6/1/2015 tarihinde ibraz

etmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

8. Başvuru

formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:

9. İstanbul

Valiliği 18/1/2013 tarihli ve 800 sayılı yazılarıyla 6/10/1983 tarihli ve 2911

sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'nun 6. maddesi uyarınca

İstanbul'da toplantı ve gösteri yürüyüşü alanları olarak Kartal, Kadıköy,

Kadıköy Salı Pazarı ve Kazlıçeşme meydanlarını belirlemiştir.

10. TÜRK-İŞ

Konfederasyonu 2/4/2013 tarihli ve 2013-5 sayılı dilekçesiyle 1 Mayıs gününü

Taksim Meydanı'nda kutlamak istemiştir. Ayrıca birçok sendika ve sivil toplum

kuruluşu da kamuoyuna 1 Mayıs'ın Taksim Meydanı'nda kutlanacağını bildirmiştir.

11. İstanbul

Valiliği, anılan meydanda İstanbul Büyükşehir Belediyesinin 2012 yılı sonunda

yayalaştırma projesi kapsamında inşaat çalışmasına başlaması, inşaat alanında

30-40 metre derinliğinde çukurlar ile çok geniş bir alanda hafriyat olması ve

mevcut fiziki şartların gösteriye katılacakların hayatı için tehdit

oluşturabileceği, güvenlik önlemlerinin alınmasında yetersiz kalınacağı

gerekçeleriyle 1 Mayıs'ın Taksim Meydanı'nda kutlanmasına izin vermemiştir.

12. Anılan

Valilik kararına rağmen göstericiler 1 Mayıs 2013 günü Taksim Meydanı'na

girmeye çalışmışlardır. Bunun üzerine kolluk, göstericilere müdahale etmiş;

göstericiler ve kolluk mensupları arasında yaralananlar olmuştur. Ayrıca bazı

göstericiler tarafından özel kişilerin ve kamunun mallarına zarar verilmiştir.

13. Başvurucunun

iddiasına göre başvurucu 1/5/2013 tarihinde ablasının evinegiderken o bölgede

gösterilere müdahale etmekte olan kolluk kuvvetlerinin attığı gaz kapsülünün

gözüne isabet etmesi üzerine yaralanmıştır. Başvurucu, İstanbul Eğitim ve

Araştırma Hastanesine kaldırılmış ve gözünden ameliyata alınmıştır.

Başvurucunun yaralanmasına ilişkin olarak İstanbul Adli Tıp Şube Müdürlüğünün

17/1/2014 tarihli ve 2014/1144 sayılı raporunun ilgili kısmı şöyledir:

"...

Kişide göz perforasyonuna neden olan

yaralanmasının;

1-Kişinin yaşamını tehlikeye sokan

bir durum OLMADIĞI,

2-Kişi üzerindeki etkisinin basit bir

tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif OLMADIĞI,

3-Kişide kemik kırığı tarif

edilmediği,

4-Sol kaştaki yaralanmasının yüzde

sabit iz niteliğinde OLDUĞU,

5-Sol göz kaybına neden olan

yaralanmasının duyularından birinin işlevinin sürekli yitirilmesi niteliğinde

OLDUĞU kanaatini bildiri rapordur."

14. Anılan

yaralanmaya ilişkin olarak başvurucu 11/7/2013 tarihinde Başbakan, İçişleri

Bakanı, İstanbul Valisi, İstanbul İl Emniyet Müdürü ve doğrudan eylemi

gerçekleştiren kolluk görevlileri hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına

şikâyetçi olmuştur.

15. İstanbul

Cumhuriyet Başsavcılığı, başvurucunun şikâyetlerinin sadece kendine doğrudan

müdahalede bulunan polisleri değil olay tarihinde görevli Başbakan, İçişleri

Bakanı, İstanbul Valisi ve İstanbul İl Emniyet Müdürünü de kapsadığından

soruşturma dosyasını tefrik ederek Başbakan ve İçişleri Bakanı hakkındaki

şikâyetlerin 2013/109924 sayılı, İstanbul Valisi ve İstanbul İl Emniyet Müdürü

hakkındaki şikâyetlerin 2013/104316 sayılı ve doğrudan müdahalede bulunan

polisler hakkında şikâyetlerinin 2013/63476 sayılı Soruşturma dosyalarına

kaydedilmesine karar vermiştir.

16. İstanbul Valisi ve İstanbul İl

Emniyet Müdürü hakkındaki şikâyetlerin görevi kötüye kullanma suçu kapsamında

kaldığı değerlendirilerek 2/12/1999 tarihli ve 4483 sayılı Memurlar ve Diğer

Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkındaki Kanun'un 3. maddesinin son fıkrası

ve 12. maddesinin birinci fıkrası uyarınca valilerle ilgili yapılacak hazırlık

soruşturmasının Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı veya Başsavcı Vekili tarafından

yapılacağından İstanbul Valisi ve İstanbul İl Emniyet Müdürü hakkındaki başvurucunun

şikâyeti 2/8/2013 tarihli ve K.2013/476 sayılı görevsizlik kararı ile Yargıtay

Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiştir.

17. Başvurucunun yaralanmasına

doğrudan neden olan kolluk görevlileri hakkındaki soruşturma İstanbul

Cumhuriyet Başsavcılığının 21/11/2014 tarihli ve 2013/63476 sayılı yazılarına

göre anılan tarihte devam etmektedir. Başvuru dosyasının incelendiği tarih

itibarıyla ise dosyanın akıbeti hakkında başvurucu tarafından herhangi bir

bilgi verilmediği görülmüştür.

18. Başvurucunun İstanbul Valisi ve

İstanbul İl Emniyet Müdürü hakkında yapmış olduğu şikâyete yönelik olarak

İçişleri Bakanlığı 8/11/2013 tarihli ve 29428 sayılı kararıyla işleme koymama

kararı vermiştir.

19. Başvurucunun İçişleri Bakanlığının

kararına karşı yaptığı itiraz, Danıştay 1. Dairesinin 5/3/2014 tarihli ve

E.2013/1861, K.2014/319 sayılı kararıyla oyçokluğuyla reddedilmiştir. Kararın

gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Dosyanın incelenmesinden,

Taksim Meydanının İstanbul'da toplantı ve gösteri yürüyüşü yapılacak alanlar

arasında belirlenen ve Valiliğin 18.1.2013 tarihli yazısıyla kamuoyuna

duyurulan meydanlardan olmadığı, bu Meydanda 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü

Kutlamasına izin verilmediği, kaldı ki söz konusu alanda yayalaştırma projesi

kapsamında büyük çaplı inşaat çalışması yapıldığı ve Meydanın fiziki

şartlarının toplanma için uygun olmadığı, göstericilerin şiddet kullanmaları

üzerine kamu düzeninin gerektirdiği ölçüde müdahalede bulunulduğu, bu

nedenlerle şikayetin, 4483 sayılı Kanunun 4 üncü maddesi kapsamında ön inceleme

yapılmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, ... [karar

verilmiştir]"

20. Anılan karar 21/5/2014 tarihinde

başvurucuya tebliğ edilmiştir.

21. Başvurucu 19/6/2014 tarihinde

bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

22. 4483 sayılı Kanun'un 3. maddesinin

ilgili kısımları şöyledir:

“Soruşturma izni yetkisi;

...

e) Bakanlar Kurulu kararı ile veya

Başbakanlık ve bakanlıklar ile bağlı kuruluşların merkez teşkilâtında görevli

olup, ortak kararla atanan memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında ilgili

bakan veya Başbakan,

...

Ast memur ile üst memurun aynı

fiile iştiraki halinde izin, üst memurun bağlı olduğu merciden istenir.”

23. 4483 sayılı Kanun'un 12.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Hazırlık soruşturması genel hükümlere

göre yetkili ve görevli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılır. Ancak

Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Sekreteri,

müsteşarlar ve valiler ile ilgili olarak yapılacak olan hazırlık soruşturması

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı veya Başsavcıvekili, kaymakamlar ile ilgili

hazırlık soruşturması ise il Cumhuriyet başsavcısı veya başsavcıvekili

tarafından yapılır.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

24. Mahkemenin 16/11/2016 tarihinde

yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

25. Başvurucu 1/5/2013 tarihinde

ablasının evine giderken 1 Mayıs nedeniyle gösteri yapanlara müdahale eden

kolluk kuvvetlerinin kullandığı gaz kapsülünün hedefi olduğunu, göstericilere

müdahale eden polisin yakın mesafeden kendisini nişan alarak gaz kapsülünü

ateşlediğini, bu nedenle sol gözünün sürekli olarak işlevini yitirdiğini,

İstanbul Valisi ve İstanbul İl Emniyet Müdürünün Anayasa, yasa ve Avrupa İnsan

Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarına aykırı olarak 1 Mayıs kutlamalarının

Taksim Meydanı'nda yapılmasına izin vermeyerek meydana gelen şiddet

olaylarından sorumlu olduğunu ve onlar hakkında şikâyetçi olduğunu ancak

İçişleri Bakanlığının işleme koymama kararı verdiğini, anılan karara yaptığı

itirazın ise Danıştay 1. Dairesi tarafından reddedildiğini ve böylelikle anılan

kamu görevlileri hakkında yargılama sürecinin engellendiğini belirterek

Anayasa'nın 17., 26., 34., 36. ve 40. maddelerinde yer alan haklarının ihlal

edildiğini ileri sürmüş ve tazminat talep etmiştir.

B. Değerlendirme

26. Anayasa Mahkemesi, olayların

başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve

olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No:

2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun yukarıda belirtilen iddialarının özü 1

Mayıs gösterilerinin Taksim Meydanı'nda yapılmasına izin verilmemesi ve sol

gözünü kaybetmesine neden olan şiddet olaylarından sorumlu olarak gördüğü

İstanbul Valisi ve İstanbul İl Emniyet Müdürü hakkındaki şikâyetlerinin işleme koymama

kararı ile sonuçsuz kalmasına ilişkindir.

27. Başvurucu, kendisinin beyanı

kapsamında 1 Mayıs gösterilerine katılmamıştır. Dolayısıyla başvurucunun

Anayasa'nın 34. maddesinde düzenlenen toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme

hakkının ihlal edildiği iddiaları tamamen varsayıma dayanmaktadır. Bu nedenle

başvurucunun katılmadığı bir gösteri nedeniyle "katılsaydı"

varsayımından hareketle kolluk kuvvetlerinin müdahalesinin toplama hakkını

ihlal ettiği iddialarının incelenmesine gerek görülmemiştir. Öte

yandan başvurucunun Anayasa'nın 36. ve 40. maddeleri kapsamında adil yargılanma

ve etkili başvuru haklarının ihlal edildiğine yönelik iddialarının, Anayasa'nın

17. maddesi kapsamındaincelenmesi gereken hususlar olduğu gözetilerek ayrıca

değerlendirilmemiştir.

28. Bu nedenle somut olaya ilişkin

değerlendirme, başvuruya konu olayın kendine özgü koşulları dikkate alınarak

Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında ve sadece devletin pozitif

yükümlülüğüne bağlı olarak etkili soruşturma yükümlülüğü bakımından

yapılmıştır.

29. Başvurucu, 1 Mayıs'ın Taksim

Meydanı'nda kutlanmasına izin verilmemesi üzerine meydana gelen şiddet olayları

esnasında gösterilere katılmamasına rağmen yakın mesafeden nişan alınmak

suretiyle gaz kapsülü atışı ile sol gözünü kaybetmesine ilişkin olarak İstanbul

Valisi ve İl Emniyet Müdürü hakkındaki şikâyetinin sonuçsuz kalmasının insan

haysiyeti ile bağdaşmayacak muamele yasağını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

30. Bakanlık görüşünde, başvurucunun

yaralanmasına neden olan eylemi gerçekleştiren kolluk görevlileri hakkındaki

soruşturmanın devam ettiği ancak İstanbul Valisi ve İl Emniyet Müdür hakkındaki

şikâyetlerin işleme konulmamasına karar verildiği belirtilerek başvuru

yollarının tüketilip tüketilmediğinin değerlendirilmesi gerektiği ifade

edilmiştir.

.

31. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı

olarak 1 Mayıs gösterilerinde kolluk görevlileri aleyhine yapılan şikâyetlerin

tek bir dosyada birleştirildiğini ve iki yıl geçmiş olmasına rağmen herhangi

bir kimlik tespiti yapılmadığını belirtmiştir. Öte yandan İstanbul Valisi ve İl

Emniyet Müdürü hakkında yaptığı şikâyetin herhangi bir ön inceleme yapılmadan

işleme konulmamasının insan haysiyeti ile bağdaşmayacak muamele yasağının usul

boyutunun ihlali anlamına geldiğini, barışçıl gösterilere orantısız müdahale

eden kolluk görevlilerinin bağlı olduğu ve talimatı ile hareket ettikleri

herkesin hak ihlallerinden sorumlu olduklarını ileri sürmüştür.

32. Anayasa'nın 17. maddesinin birinci

ve üçüncü fıkraları şöyledir:

"Herkes, yaşama, maddi ve manevi

varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.

...

Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz;

kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi

tutulamaz."

33. Bireyin,

bir devlet görevlisi tarafından hukuka aykırı olarak ve Anayasa’nın 17.

maddesini ihlal eder biçimde bir muameleye tabi tutulduğuna ilişkin

savunulabilir bir iddiasının bulunması hâlinde olay hakkında etkili resmî bir

soruşturmanın yürütülmesi gerekmektedir (Tahir Canan, § 25). Ancak bu

konuda bir soruşturmanın başlayabilmesi için öncelikle işkence ve kötü muamele

konusundaki iddialar uygun delillerle desteklenmelidir. İddia edilen olayların

gerçekliğini tespit etmek için her türlü makul şüpheden uzak kanıtların varlığı

gerekir. Bu nitelikteki bir kanıt yeterince ciddi, açık ve tutarlı emarelerden

ya da aksi ispat edilemeyen birtakım karinelerden de oluşabilir. Ancak bu uygun

koşulların tespiti hâlinde bir soruşturma yükümlülüğünün bulunduğundan

bahsedilebilir (C.D., B. No: 2013/394, 6/3/2014, § 28).

34. Söz

konusu soruşturma, sorumluların belirlenmesini ve cezalandırılmasını sağlamaya

elverişli olmalıdır. Şayet bu mümkün olmazsa bu madde, sahip olduğu öneme

rağmen pratikte etkisiz hâle gelecek ve bazı hâllerde devlet görevlilerinin

fiilî dokunulmazlıktan yararlanarak kontrolleri altında bulunan kişilerin

haklarını istismar etmeleri mümkün olacaktır. Devletin pozitif yükümlülüğü

kapsamında bazen tek başına soruşturma yapılmamış olması yahut yeterli

soruşturma yapılmamış olması da kötü muamele teşkil edebilmektedir. Bu bağlamda

soruşturmanın derhâl başlaması, kamu denetimine tabi olarak bağımsız biçimde

özenli ve süratli yürütülmesi ve bir bütün olarak etkili olması gerekir (Tahir

Canan, § 25).

35. Somut

olay bu ilkeler kapsamında incelendiğinde başvurucunun iddialarının eylemi

gerçekleştiren kolluk görevlilerine yönelik olmadığı, 1 Mayıs kutlamalarının

Taksim Meydanı'nda yapılmasına izin vermeyen ve kolluk kuvvetlerine müdahale

talimatı veren İstanbul Valisi ve İstanbul İl Emniyet Müdürü hakkında işleme

koymama kararı verilme olduğu anlaşılmaktadır. Bu bağlamda başvurucu, başvuru

formunda esas olarak İstanbul Valiliğinin aldığı karar üzerine İstanbul Valisi

ve İl Emniyet Müdürü'nün Taksim Meydanı'nda 1 Mayıs gösterisinin yapılmamasına

yönelik aldığı önlemlerden dolayı cezalandırılmasına yönelik soruşturma

yapılmasının engellenmesinin insan haysiyeti ile bağdaşmayacak muamele yasağını

ihlal ettiğini ileri sürmüştür. İstanbul Valisi ve İl Emniyet Müdürü'nün

verdiği talimatlar neticesinde kolluk görevlilerinin orantısız güç kullandığını

ve bu nedenle sol gözünü kaybetmesinden dolayı anılan kamu görevlileri hakkında

soruşturma yapılarak cezalandırılmaları gerektiği iddia edilmiştir.

36. Kolluk

müdahalesinden dolayı cezalandırılması talep edilen üst düzey kamu görevlileri

hakkında Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası gereğince devletin etkili

bir soruşturma yükümlülüğünden bahsedebilmek için öncelikle savunulabilir bir

iddianın ortaya konulması gerekmektedir. Savunulabilir bir iddianın esasını

hakkında soruşturma yapılacak kişilerin, mağdurun yaralanmasından ceza hukuku

anlamında sorumlu olabilme ihtimalinin ortaya konulması oluşturmaktadır. Aksi

takdirde devletin ceza hukuku kapsamında sorumlu olmayan kişiler hakkında da

makul kabul edilemeyecek bir şekilde soruşturma yükümlülüğü altına sokulması

söz konusu olur.

37.

Başvuru konusu olayda başvurucu, İstanbul Valisi ve İl Emniyet Müdürü'nün

talimatları nedeniyle şiddet olaylarının gerçekleştiğini ve bu nedenle sol

gözünü kaybettiğini ileri sürmüştür. Bu iddiaya ilişkin başvurucu, anılan kamu

görevlilerinin verdiği somut bir talimattan bahsetmemiştir. Genel olarak 1

Mayıs kutlamalarının Taksim'de yapılmasına izin verilmemesinin ve buna ilişkin

önlem alınması talimatı verilmesinin Vali ve Emniyet Müdürü'nün sorumluluğu

için yeterli olduğu belirtilmiştir. Başvurucunun ortaya koyduğu soyut iddialar

temelinde anılan kamu görevlilerinin, başvurucunun yaralanmasından ceza hukuku

kapsamında doğrudan sorumlu olduğunu söylemek mümkün gözükmemektedir.

Başvurucu, kolluğun ölçüsüz müdahalesi ile üst düzey kamu görevlilerinin

talimatları arasında ceza hukuku kapsamında illiyet bağının gösterebilir

savunulabilir bir bilgi veya belge de ortaya koymamıştır. Üst düzey kamu

görevlilerinin 1 Mayıs gösterilerinin Taksim'de yapılmasının engellenmesine

yönelik talimatları da anılan illiyet bağının kurulması için yeterli olduğu

söylenemez. Zira üst düzey kamu görevlilerinin müdahale talimatının, kolluk

görevlilerinin yetkisini aşacak ve suç oluşturacak nitelikte hareket etmelerine

yönelik olduğuna yönelik herhangi bir somut kanıt gösterilmemiştir. Dolayısıyla

somut olayda üst düzey kamu görevlileri hakkında işlemden kaldırma kararı

verilmesi etkili soruşturma yükümlülüğünün yerine getirilmediği olarak

yorumlanamaz.

38. Bu

açıklamalar ışığında başvurucunun insan haysiyeti ile bağdaşmayan muameleye

tabi tutulduğu iddiaları için İstanbul Valisi ve İl Emniyet Müdürü hakkında

soruşturma yapılmasını gerekli kılar nitelikte kolluğun orantısız müdahalesi

ile İstanbul Valisi ve İl Emniyet Müdürü talimatları arasındailliyet bağını

gösterir hiçbir kanıt unsuru bulunmadığı dolayısıyla Anayasa’nın 17. maddesinin

üçüncü fıkrası kapsamındaki iddialarının soyut ve kanıtlanmamış şikâyetlerden

oluştuğu anlaşılmaktadır.

39. Açıklanan

nedenlerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden

incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. İnsan haysiyeti ile bağdaşmayacak

muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca

tahsil edilmesi mağduriyetine neden olacağından başvurucunun yargılama

giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA16/11/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE

karar verildi.

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/10628, 16 Kasım 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İkinci
  4. Bölüm
  5. Karar
  6. Yıldırım
  7. Şen
  8. Akan
  9. I. Başvurunun Konusu
  10. II. Başvuru Süreci
  11. III. Olay Ve Olgular
  12. A. Olaylar
  13. B. İlgili Hukuk
  14. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  15. A. Başvurucunun İddiaları
  16. B. Değerlendirme
  17. A. İnsan haysiyeti ile bağdaşmayacak
  18. B. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/10628
Tarih
16 Kasım 2016

İlgili Kararlar

  • Mustafa Ulu Başvurusu (B. No: 2014/25)
  • Ferhat Tağay Başvurusu (B. No: 2014/12497)
  • Bülent Mert Başvurusu (B. No: 2014/7786)
  • Tuncay Gündoğan Başvurusu (B. No: 2014/1211)
  • G. A. Başvurusu (B. No: 2014/8348)
  • Ali Akyüz Başvurusu (B. No: 2014/4570)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.