İçeriğe geç
AC
Birinci Bölüm Başvuru No: 2014/16289 Tarih:

İbrahim Halil Ata Başvurusu (B. No: 2014/16289)

Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

İBRAHİM HALİL ATA BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2014/16289)

Karar Tarihi: 12/12/2018

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, uyarlama yargılamasında aleyhe temyiz talebi olmamasına

rağmen kararın bozulması ve daha yüksek bir cezaya hükmedilmesi ile

yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması nedenleriyle adil yargılanma

hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 29/9/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

6. Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığının

21/4/1994 tarihli iddianamesi ile başvurucu hakkında silahlı terör örgütü üyesi

olma ve patlayıcı madde atma suçlarından kamu davası açılmıştır.

7. Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesinin (DGM) 7/2/1995 tarihli

kararı ile başvurucunun müsnet suçlardan hapis

cezasıyla cezalandırılmasına hükmedilmiştir. Yargıtay 9. Ceza Dairesinin

23/10/1995 tarihli kararı ile hüküm onanmıştır.

8. Başvurucunun cezasının infazı devam ederken 26/9/2004 tarihli

ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu 12/10/2004 tarihli ve 25611 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak 1/6/2005 tarihinde yürürlüğe

girmiştir.

9. Başvurucu 5237 sayılı Kanun ile getirilen değişikliklerin

lehine olduğu gerekçesiyle uyarlama talebinde bulunmuştur.

10. Talebi kabul eden (kapatılan) Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi

(CMK 250. madde ile görevli) (Mahkeme), başvurucunun eylemlerine temas eden 1/3/1926

tarihli ve 765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu ile 5237 sayılı Kanun hükümlerini

karşılaştırarak lehe kanun tespiti yapmıştır. Mahkemece 24/5/2011 tarihli

kararla başvurucu hakkında örgüt üyesi olma, mala zarar verme, patlayıcı madde

nakletme ve patlayıcı madde atma suçlarından hapis ve adli para cezalarına

hükmedilmiştir.

11. Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 2/1/2012 tarihli kararı ile

örgüt üyesi olma ve bir kısım eyleme ilişkin mala zarar verme suçlarından

kurulan hükmün onanmasına, patlayıcı madde nakletme ve patlayıcı madde atma

suçlarından verilen hükmün ise bozulmasına karar verilmiştir.

12. Bozma kararına uyularak devam edilen yargılama sonucunda

Mahkeme 2/4/2013 tarihli kararla başvurucu hakkında patlayıcı maddeyi atmak

için nakletme suçundan 9 yıl süreyle hapis ve 90.000 TL adli para cezasına,

patlayıcı madde kullanmak suretiyle kamu malına zarar verme suçundan ise üç yıl

süreyle hapis cezasına hükmetmiştir.

13. Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 5/6/2014 tarihli kararı ile

patlayıcı madde bulundurma suçu yönünden kurulan hükmün onanmasına, mala zarar

verme suçundan kurulan hükmün ise bozulmasına karar verilmiştir.

14. Başvurucu, hükmün onanan kısmından 28/8/2014 tarihinde

haberdar olduğunu beyan ederek 29/9/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

15. Mahkemenin 12/12/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

16. Başvurucu; uyarlama yargılaması sonucunda aleyhe temyiz

yasağı ve kazanılmış hak ilkelerine aykırı olmak suretiyle asıl yargılamada

verilen cezalardan daha yüksek miktarda ceza verildiğini, bu cezaların alt

sınırdan uzaklaşılarak tayin edildiğini, yargılamanın uzun sürdüğünü, bağımsız

ve tarafsız bir mahkemede yargılanmadığını belirterek adil yargılanma hakkı ile

özgürlük ve güvenlik hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

17. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun ihlal iddialarının adil

yargılanma hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

18. Kesinleşmiş mahkûmiyet hükmünde değişiklik (uyarlama)

yargılaması; asıl ceza yargılamasının bütünüyle sonuçlanıp hükmün

kesinleşmesinden sonra ancak infazın tamamlanmasından önce yürürlüğe giren bir

ceza yasasının kesinleşmiş mahkûmiyet hükmüne, dolayısıyla infaza etkisi

bulunup bulunmadığının saptanmasına ilişkin ve esas itibarıyla infazı

ilgilendiren ve etkileyen bir yargılama faaliyetidir. Bu tali yargılamada, asli

ceza yargılaması sürecinde kesinleşmiş bulunan önceki kararın dışına

çıkılamayacak; oradaki suça konu sabit eyleme uygulanması olanağı bulunan yeni

yasadaki hükümler bütünüyle tatbik olunduktan sonra yeni yasanın lehe sonuç

doğurduğunun saptanması hâlinde hükümlünün bu sonuçtan faydalanması için infaza

konu olabilecek nitelikte bir hüküm kurulmasıyla yetinilecektir (Yargıtay Ceza

Genel Kurulu, E.2013/8-604, K.2015/204, 9/6/2015).

19. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı

fıkrasına göre bireysel başvurunun incelenebilmesi için kamu gücü tarafından

ihlal edildiği iddia edilen hakkın Anayasa’da güvence altına alınmış olmasının

yanı sıra Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) ve Türkiye’nin taraf

olduğu Sözleşme'ye ek protokoller kapsamına da

girmesi gerekir. Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalan hak

ihlali iddiasını içeren başvurular bireysel başvurunun kapsamında değildir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, §

18).

20. Sözleşme’nin 6. maddesinde, adil yargılanmaya ilişkin hak ve

ilkelerin medeni hak ve yükümlülükler ile ilgili uyuşmazlıkların ve bir suç

isnadının esasının karara bağlanması esnasında geçerli olduğu belirtilerek

hakkın kapsamı bu konularla sınırlandırılmıştır. Dolayısıyla bahsedilen hâller

dışında kalan adil yargılanma hakkının ihlali iddiasına dayanan başvurular,

Anayasa ve Sözleşme kapsamı dışında kalacağından bireysel başvuruya konu olamaz

(Onurhan Solmaz, § 23).

21. Somut olayda başvurucu, suç isnadının esasının çözümlendiği

bir aşamada (hükmün kesinleşmesinden sonra) ve kesinleşmiş mahkûmiyet hükmüne

konu kurallarda değişiklik yapılması üzerine gerçekleştirilen uyarlama

yargılamasıyla ilgili olarak şikâyetlerini dile getirmektedir. Başvurucunun

ihlal iddiasının suç isnadı altında

olduğu bir aşamaya ilişkin olmadığı, dolayısıyla başvurunun adil yargılanma

hakkı kapsamına girmediği anlaşılmaktadır (benzer yöndeki bir karar için bkz. İnan Çoban, B. No: 2014/15208,

19/12/2017).

22. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul

edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın konu bakımından yetkisizlik nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

12/12/2018tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör Yrd.

:

Zehra

GAYRETLİ

Başvurucu

:

İbrahim

Halil ATA

Vekili

:

Av. Abdulkadir

GÜLEÇ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/16289, 12 Aralık 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası