İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

İbrahim Halil Baran Başvurusu (B. No: 2017/27013)

1. Başvuru, gözaltı sırasında polis tarafından darp

Başvuru No2017/27013Tarih19 Kasım 2020Okuma17 dk · 3.318 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm İbrahim Halil Baran Başvurusu

Karar tarihi
19 Kasım 2020
Başvuru Numarası
2017/27013
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.318 kelime·17 dk okuma·23 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, gözaltı sırasında polis tarafından darp

edilme iddiasıyla yapılan şikâyetle ilgili olarak kovuşturmaya yer olmadığına

dair karar verilmesi nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına

ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 1/6/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden erişilen, Şanlıurfa

Cumhuriyet Başsavcılığının (Savcılık) soruşturma dosyasındaki bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

A. Soruşturmanın

Başlaması

8. 1981 doğumlu başvurucu %40 ortopedik özürlüdür.

9. Başvurucu Cumhurbaşkanı'na hakaret ve terör örgütü

propagandası yapma suçlarından Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından

yürütülen bir soruşturma kapsamında 11/1/2017 tarihinde gözaltına alınmıştır.

10. Nezarethaneye alınmadan önce ve nezarethane çıkışında

başvurucu hakkında düzenlenen sağlık raporlarında darp bulgusu

belirtilmemiştir.

11. Başvurucu 12 gün gözaltında tutulduktan sonra

23/1/2017 tarihinde sevk edildiği Sulh Ceza Hâkimliğince tutuklanmıştır.

12. Başvurucu, Sulh Ceza Hâkimliği tarafından yapılan

sorgusu sırasında gözaltında kötü muamele gördüğünü ileri sürmüştür. 23/1/2017

tarihli sorgu tutanağının ilgili kısmı şöyledir:

"...

Ben 11 Ocakta göz altına alındım, aynı

gün işkence gördüm, kendim yapmış olduğum kontrolde 4 kaburgam kırıktır. Beni

doktora götürmediler. Hayalarım burkuldu, bağırsaklarım ezildi, iki kişi

üzerime çıkarak göğüs kafesimi ve kaburgalarımı kırdılar. Bana bir polis kanuni

olarak bir şey yapamadıklarını ama illegal olarak hesap ödettirdiklerini

söyledi.

..."

13. Başvurucu vekilinin aynı gün Savcılığa verdiği

dilekçeyle başvurucunun gözaltında ağır işkence gördüğünü ve kendisinin

ivedilikle Adli Tıp Kurumuna sevk edilmesini talep etmesi üzerine Savcılık

soruşturma başlatmıştır.

B. Soruşturma

İşlemleri

14. Savcılık UYAP kayıtlarına göre 7/2/2017 tarihinde

hazırlandığı anlaşılan bir müzekkereyle Şanlıurfa İl Emniyet Müdürlüğünden

(kolluk) başvurucu vekilinin iddialarının araştırılarak konuyla ilgi bilgi ve

belgelerin temin edilmesini istemiştir.

15. Kolluk 25/2/2017 tarihli yazısıyla başvurucu hakkında

düzenlenen sağlık raporlarını Savcılığa bildirmiştir. Yazı ekinde gönderilen,

Balıklıgöl Devlet Hastanesi tarafından düzenlenen 11/1/2017, 16/1/2017,

21/1/2017 ve 23/1/2017 tarihli raporlarda darp ve cebir izi bulunmadığı

kayıtlıdır.

C. Soruşturma

Neticesinde Verilen Karar

16. Savcılık 28/2/2017 tarihli kararıyla kimliği belirsiz

şüpheliler hakkında işkence suçundan kovuşturmaya yer olmadığına dair karar

vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"...

Şikayetçi vekili şikayet dilekçesinde

gözaltında bulunan müvekkiline gözaltında kaldığı sürede işkence ve kötü

muamelede bulunulduğunu ifade ederek şikayette bulunmuştur.

Şikayetçiye ait adli rapor vs. belgeler

kolluktan istenilmiş usulünce dosyaya takılmış ve şikayetçinin işkence ve kötü

muameleye uğradığına dair somut bir bulgunun bulunmadığı görülmekle

Atılı suçların işlendiğini gösterir

yasal geçerli delil mevcut olmadığından kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına,

..."

17. Bu karara yapılan itiraz, Şanlıurfa 2. Sulh Ceza

Hâkimliğince 24/4/2017 tarihinde kesin olarak reddedilmiştir.

18. Başvurucu 4/5/2017 tarihinde tebliğ edilen karara

karşı 1/6/2017 tarihinde süresinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ

HUKUK

A. Ulusal Hukuk

19. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun

"İşkence" kenar başlıklı 94. maddesi şöyledir:

"(1) Bir kişiye karşı insan

onuruyla bağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, algılama

veya irade yeteneğinin etkilenmesine, aşağılanmasına yol açacak davranışları

gerçekleştiren kamu görevlisi hakkında üç yıldan oniki yıla kadar hapis

cezasına hükmolunur.

(2) Suçun;

a) Çocuğa, beden veya ruh bakımından

kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye ya da gebe kadına karşı,

b) Avukata veya diğer kamu görevlisine

karşı görevi dolayısıyla,

İşlenmesi halinde, sekiz yıldan onbeş

yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(3) Fiilin cinsel yönden taciz şeklinde

gerçekleşmesi halinde, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(4) Bu suçun işlenişine iştirak eden

diğer kişiler de kamu görevlisi gibi cezalandırılır.

(5) Bu suçun ihmali davranışla

işlenmesi halinde, verilecek cezada bu nedenle indirim yapılmaz.

(6) (Ek: 11/4/2013-6459/9 md.) Bu

suçtan dolayı zamanaşımı işlemez."

20. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi

Kanunu’nun "Bir suçun işlendiğini öğrenen Cumhuriyet savcısının görevi"

kenar başlıklı 160. maddesi şöyledir:

"(1) Cumhuriyet savcısı, ihbar

veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir

öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin

gerçeğini araştırmaya başlar.

(2) Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin

araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî

kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri

toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla

yükümlüdür."

B. Uluslararası

Hukuk

1. Uluslararası

Mevzuat

21. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 3.

maddesi şöyledir:

“İşkence yasağı

Madde 3- (1) Hiç kimse işkenceye,

insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele veya cezaya tabi tutulamaz.”

22. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği,

İşkence ve Diğer Zalimane, İnsanlık Dışı, Aşağılayıcı Muamele veya Cezaların

Etkili Biçimde Soruşturulması ve Belgelendirilmesi İçin El Kılavuzu’nun

(İstanbul Protokolü) birinci ekinin 2. maddesi şöyledir:

“Devletler, işkence ve kötü muamele

şikayetleri ve bildirimlerinin, anında ve etkili bir biçimde soruşturulmasını

sağlamakla yükümlüdürler. Açık bir şikayetin olmadığı durumlarda bile işkence

ve kötü muamele yapıldığına ilişkin belirtiler varsa, soruşturma yapılmalıdır.

Soruşturmayı yürütenler, bu tür olayların faili olduğundan şüphelenilen kişiler

ve onların hizmet ettiği kurum ve kuruluşlardan bağımsız, soruşturma

yürütebilecek vasıfta, tarafsız kişiler olmalıdır. Bu kişilerin tarafsız tıp

uzmanlarına veya konuyla ilgili diğer uzmanlara erişim veya bu tür uzmanları

çağırma yetkileri olmalıdır. Soruşturmalar yürütülürken, en yüksek profesyonel

standartlara uygun yöntemler kullanılmalı ve soruşturma sonuçları kamuya

açıklanmalıdır.”

23. İstanbul Protokolü’nün birinci ekinin 6. maddesi

şöyledir:

“6a) İşkence ve kötü muamele

soruşturmalarında çalışan tıp uzmanları her zaman en yüksek etik standartlara uygun

biçimde davranmalı ve tıbbi araştırma ve muayeneden önce kişinin

bilgilendirilmiş onamını almalıdır. Muayene, tıp biliminin kabul edilmiş

standartlarına uygun biçimde yürütülmelidir. Muayene, tıp uzmanın denetimi

altında, devlet görevlileri ve güvenlik güçleri mensuplarının mevcut olmadığı

bir ortamda, kişinin mahremiyetine saygı göstererek yapılmalıdır.

6b) Tıp uzmanı muayenenin hemen

sonrasında doğru bir yazılı rapor hazırlamalıdır. Bu raporda en azından

aşağıdaki bilgiler yer almalıdır:

(i) Görüşme Koşulları: Görüşme yapılan

kişinin adı, muayene sırasında mevcut olanların adları, bu kişilerin muayene

yapılan kişiyle olan ilişkileri, görüşmenin kesin tarihi, saati, görüşme

yapılan yerin adresi (uygun olduğu durumlarda görüşme yapılan odanın yeri), görüşme

yapılan yerin tanımı (örneğin klinik, cezaevi, ev vb.); görüşme yapıldığı

sıradaki koşullar (muayene için geldiğinde veya muayene sırasında kişinin tabii

olduğu kısıtlamalar, görüşme sırasında odada güvenlik güçlerinin mevcut olup

olmadığı, tutukluya eşlik edenlerin hal ve tavrı, muayeneyi yapan kişiye

yönelik tehditkar ifadeler vs.) ve diğer geçerli unsurlar;

(ii) Öykü: Gerçekleştiği iddia edilen

işkence ve kötü muamele yöntemleri, işkence ve kötü muamelenin ne zaman

gerçekleştiği, bütün fiziksel ve psikolojik semptomlar ve şikayetler de dahil

olmak üzere kişinin görüşme sırasında anlattığı öykünün detaylı bir raporu;

(iii) Fiziksel ve Psikolojik Muayene:

Uygun tanı koyucu testler ve mümkün olduğu durumlarda bütün yaralanmaların

renkli fotoğrafları da dahil olmak üzere klinik muayene sonucunda elde edilen

bütün fiziksel ve psikolojik bulguların kaydı.

(iv) Değerlendirme: Fiziksel ve

psikolojik bulgular ile işkence ve kötü muamele arasındaki muhtemel ilişkinin

değerlendirilmesi. Gerekli tıbbi ve psikolojik tedavi ve/veya yapılması gereken

başka tıbbi testler ve muayeneler için görüş ve tavsiyeler;

(v) Yazar: Raporda muayeneyi yapan

kişilerin adları açıkça belirtilmeli ve rapor hazırlayanlar tarafından

imzalanmalı;

6c) Hazırlanan rapor gizli tutulmalı ve

rapor muayene edilen kişiye veya kişinin yasal temsilcisi olarak atadığı

kimseye teslim edilmelidir. Muayene edilen kişi veya temsilcisinin muayene

süreci hakkındaki görüşleri de sorulmalı ve raporda bu kişilerin görüşlerine de

yer verilmelidir. Uygun olduğu durumlarda, işkence veya kötü muamele

iddialarını soruşturmakla yetkili olanlara da yazılı rapor verilmelidir. Bu

raporun yetkili kişilere güvenli bir biçimde ulaştırılmasını güvenceye almak,

Devlet'in sorumluluğudur. Muayene edilen kişinin rızası veya bu tür bir talepte

bulunma yetkisi bulunan mahkemenin yetki vermesi istisna olmak üzere, rapor

başka kimseye verilmemelidir.”

2. Avrupa İnsan

Hakları Mahkemesi İçtihadı

24. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) gözaltındaki

kişilerin tıbbi muayenelerinin, müdafi yardımından yararlanma hakkı ve

gözaltının üçüncü kişilere bildirilmesi hakkıyla beraber kötü muameleye karşı

en önemli tedbirlerden birini teşkil ettiğini ifade etmektedir. Buna göre adli

muayene sırasında elde edilen delil, tutuklularla ilgili soruşturmalar

esnasında ve tutukluların kötü muamele iddiasında bulunmaları hâlinde önemli

rol oynamaktadır. Bu nedenle AİHM’e göre gözaltındaki kimselerin tıbbi muayene

sistemi yargı sisteminin tamamlayıcı parçasıdır. Bu bilgiler ışığında AİHM’in

ilk görevi, mevcut davanın koşullarında, ulusal makamların gözaltındaki

kimselerin tıbbi muayene sisteminin etkili biçimde işlemesini sağlayıp

sağlamadıklarını belirlemektir (Salmanoğlu ve Polattaş/Türkiye, B. No:

15828/03, 17/3/2009, § 79)

25. İşkence ve kötü muamele iddialarının

araştırılmasındaki en önemli delillerden olan sağlık raporlarının, Avrupa

İşkenceyi Önleme Komitesi (CPT) tarafından tavsiye edilen standartlara ve

İşkence ve Diğer Zalimane, İnsanlık Dışı veya Aşağılayıcı Muamele veya

Cezaların Etkili Bir Biçimde Soruşturulması ve Belgelendirilmesine İlişkin

Kılavuz'da (İstanbul Protokolü) yer alan ilkelere uygun olması gerekmektedir.

Gerekli standartların altında kalan sağlık raporları tek başlarına kötü muamele

iddialarının kanıtlanması ya da aksinin ispatlanmasında yeterli görülmemektedir

(Ballıktaş/Türkiye, B. No: 7070/03, 20/10/2009, § 28).

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

26. Mahkemenin 19/11/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

27. Başvurucu;

i. Emniyet Müdürlüğünün bodrum katına götürülerek

gözlerinin bağlandığını, kendisine kelepçe takıldığını, kafasına tokmakla

vurulduğunu, hayalarının bayılıncaya kadar defalarca sıkıldığını, işkence ile

kaburgalarının kırıldığını, ailesine küfredildiğini, engelli ve Kürt kökenli

olmasından dolayı ayrımcı sözlere maruz kaldığını,

ii. Gözaltına alındığı tarih hariç doktora çıkarılmadığı

hâlde hakkında gözaltı sırasında sahte sağlık raporları düzenlendiğini,

düzenlenen raporların İstanbul Protokolü'ne aykırı olduğunu,

iii. Adli Tıp Kurumuna sevk talebi hakkında bir işlem

yapılmadığını,

iv. Gözaltında altı gün boyunca avukatıyla

görüştürülmediğini belirterek kötü muamele yasağının, adil yargılanma hakkının

ve etkili başvuru hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

28. İşkence ve kötü muamele yasağına ilişkin şikâyetlerin

devletin negatif ve pozitif yükümlülükleri dikkate alınarak maddi ve usul

boyutları bakımından ayrı ayrı incelenmesi gerekmektedir. Devletin negatif

yükümlülüğü bireyleri işkence, insanlık dışı veya aşağılayıcı muameleye ya da

cezaya tabi tutmama sorumluluğunu içerirken devletin pozitif yükümlülüğü hem

bireyleri bu tür muamelelerden korumayı (önleyici yükümlülük) hem de etkili bir

soruşturma yoluyla sorumluların tespitini ve cezalandırılmasını (soruşturma

yükümlülüğü) içermektedir. İşkence ve kötü muamele yasağının maddi boyutu,

negatif yükümlülük ile önleyici yükümlülüğü kapsamakta; pozitif yükümlülüğün

alanında kalan soruşturma yükümlülüğü ise usul boyutunu oluşturmaktadır (benzer

yöndeki inceleme usulünü içeren kararlar için bkz. Cezmi Demir ve diğerleri,

B. No: 2013/293, 17/7/2014, § 75; Mehmet Şah Araş ve diğerleri, B. No:

2014/798, 28/9/2016, § 64; Mustafa Rollas, B. No: 2014/7703, 2/2/2017, §

49).

29. Somut olayda başvurucu; polis tarafından işkence ve

kötü muameleye maruz kaldığını ifade ederek kötü muamele yasağının, adil

yargılanma hakkının ve etkili başvuru hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki

nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi

takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvuru

formu ve ekleri ile soruşturmadaki deliller kötü muamele yasağının maddi boyutu

bakımından incelemeye imkân vermemektedir. Başvurucunun adil yargılanma ve

etkili başvuru hakları kapsamında kalan iddiaları, kötü muamele yasağının usul

boyutu yönünden yapılacak inceleme ile ilişkili olduğundan anılan haklar

kapsamında ayrı bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir. Somut olaya

ilişkin değerlendirme; Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında,

sadece devletin pozitif yükümlülüğüne bağlı olarak ve etkili soruşturma

yükümlülüğü yönünden yapılmıştır.

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

30. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

a. Genel

İlkeler

31. Anayasa Mahkemesinin kötü muamele yasağı kapsamında

devletin sahip olduğu pozitif yükümlülükler açısından benimsediği temel

yaklaşıma göre devletin sorumluluğunu gerektirebilecek şartlar altında

gerçekleşen olaylarda Anayasa'nın 17. maddesi devlete, bu konuda ihdas edilmiş

bulunan yasal ve idari çerçevenin elindeki tüm imkânları kullanarak maddi ve

manevi varlığı tehlikede olan kişileri korumak için gereği gibi uygulanmasını,

buna ilave olarak işkence ve kötü muamele yasağına ilişkin ihlallerin

durdurulup cezalandırılmasını sağlayacak etkili idari ve yargısal tedbirleri

alma görevi yüklemektedir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B. No:

2012/752, 17/9/2013, § 52; G.G.K., B. No: 2014/19797 9/1/2018, § 45; E.A.

[GK], B. No: 2014/19112, 17/5/2018, § 49).

32. Anayasa’nın 17. maddesi ayrıca devlete, kişilerin

işkence ve eziyete ya da insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir ceza veya muameleye

-bu muameleler üçüncü kişiler tarafından yapılmış olsa bile- maruz

bırakılmalarını engelleyecek tedbirler alma ödevini yüklemektedir (Cezmi

Demir ve diğerleri, § 82; G.G.K., § 46; E.A., § 50).

33. Devletin kişinin maddi ve manevi varlığını koruma

hakkı kapsamında sahip olduğu bu pozitif yükümlülüğün usule ilişkin bir boyutu

da bulunmaktadır. Anayasa’nın 17. maddesi “Devletin temel amaç ve görevleri”

kenar başlıklı 5. maddesindeki genel yükümlülükle birlikte yorumlandığında

usul yükümlülüğü çerçevesinde devlet, her türlü fiziksel ve ruhsal saldırı

olayının sorumlularının belirlenmesini, gerekiyorsa cezalandırılmasını sağlayabilecek

etkili resmî bir soruşturma yürütmek durumundadır (Cezmi Demir ve diğerleri,

§ 110).

34. Kötü muamele konusundaki iddialar uygun delillerle

desteklenmelidir. İddia edilen olayların gerçekliğini tespit etmek için her

türlü şüpheden uzak, makul kanıtların varlığı gerekir. Bu kapsamdaki bir kanıt

yeterince ciddi, açık ve tutarlı emarelerden ya da aksi ispat edilmemiş

birtakım karinelerden oluşabilir. Bu bağlamda kanıtlar değerlendirilirken

ilgililerin süreçteki tutumları da dikkate alınmalıdır (Cezmi Demir ve

diğerleri, § 95; G.G.K., § 49).

35. Yürütülen ceza soruşturmalarının amacı, kişinin maddi

ve manevi varlığını koruyan mevzuat hükümlerinin etkili bir şekilde

uygulanmasını ve sorumluların ölüm ya da yaralama olayına ilişkin hesap

vermelerini sağlamaktır. Bu, bir sonuç yükümlülüğü değil uygun araçların

kullanılması yükümlülüğüdür. Diğer taraftan burada yer verilen değerlendirmeler

hiçbir şekilde Anayasa’nın 17. maddesinin başvuruculara üçüncü tarafları adli

bir suç nedeniyle yargılatma ya da cezalandırma hakkı ya da tüm yargılamaları

mahkûmiyetle ya da belirli bir ceza kararıyla sonuçlandırma ödevi yüklediği

anlamına gelmemektedir (Cezmi Demir ve diğerleri, § 113).

36. Etkili soruşturma yükümlülüğünün yerine getirilmiş

olduğunun kabulü için;

- Yetkili makamların olaydan haberdar olur olmaz resen

harekete geçerek olayı aydınlatabilecek ve sorumluların belirlenmesini

sağlayabilecek bütün delilleri tespit etmeleri (Cezmi Demir ve diğerleri,

§ 114),

- Soruşturmanın kamu denetimine açık olması ve

mağdurların meşru menfaatlerini korumak için soruşturmaya gerekli olduğu ölçüde

etkili katılımlarının sağlanması (Cezmi Demir ve diğerleri, § 115),

- Soruşturmadan sorumlu olan ve incelemeleri yapan

kişilerin olaylara karışan kişilerden bağımsız olması (Cezmi Demir ve

diğerleri, § 117),

-Soruşturmaların makul bir özenle ve süratle yürütülmesi

(Deniz Yazıcı, B. No: 2013/6359, 10/12/2014, § 96) gerekmektedir.

b. İlkelerin

Olaya Uygulanması

37. Yukarıda belirtilen ilke kararlarında da vurgulandığı

üzere Anayasa'nın 17. maddesinin gerektirdiği soruşturma, kural olarak olayın

gerçekleştiği koşulların belirlenmesini sağlayacak nitelikte olmalı; ayrıca

soruşturmada olay ve olgular ciddiyetle öğrenilmeye çalışılmalı ve soruşturmayı

sonlandırmak için aceleci bir tavırla temelden yoksun sonuçlara

dayanılmamalıdır.

38. Soruşturmanın etkililiğini sağlayan en alt seviyedeki

inceleme, her soruşturmanın kendine özgü koşullarına göre değişir. Bu koşullar,

ilgili bütün olay ve olgular temelinde ve soruşturmanın pratik gerçekleri

dikkate alınarak değerlendirilir. Bu nedenle soruşturmanın etkililiği

bakımından her olayda geçerli olmak üzere bir asgari soruşturma işlemler

listesi veya benzeri bir asgari ölçüt belirlemek mümkün değildir (Fahriye

Erkek ve diğerleri, B. No: 2013/4668, 16/9/2015, § 68).

39. Somut olayda başvurucu gözaltında çıkarıldığı ilk

anda kötü muameleye maruz kaldığını sorgusu sırasında dile getirmiştir. Bununla

birlikte aynı ifadesinde, kendisinin hiçbir şekilde doktora çıkarılmadığını

belirterek bir anlamda hakkında düzenlenen doktor raporlarının sahte olduğunu

ileri sürmüştür (bkz. §§ 12, 15). Bu iddianın dile getirildiği 23/1/2017

tarihli Sorgu Tutanağı'nın soruşturma dosyasına dâhil edilmediği görülmektedir.

Esasen soruşturma, başvurucu vekilinin aynı tarihli dilekçesiyle başvurucunun

Adli Tıp Kurumuna sevk edilmesi talebi üzerine başlatılmıştır.

40. Soruşturma sırasında Savcılık sadece başvurucunun

gözaltında kaldığı süre içinde alınan doktor raporlarını kolluktan istemekle

yetinmiştir. Bununla birlikte başvurucunun ifadesini alarak şikâyeti hakkında

detaylı bilgi sahibi olma yolunu tercih etmediği, böylelikle on iki gün

gözaltında tutulan başvurucunun işkence iddialarının hangi tarihe ait olduğunu

öğrenme yolunu seçmediği anlaşılmaktadır. Başvurucu soruşturma sırasında

kendisini ifade edebilme imkânını sadece takipsizlik kararı verildikten sonra

bu karara itiraz ettiği dilekçe ile bulabilmiştir.

41. Savcılık tarafından verilen takipsizlik kararının tek

dayanağı başvurucu hakkında düzenlenen sağlık raporlarında darp ve cebir izi

olmadığının kayıtlı olmasıdır. Hâlbuki başvurucu ilk anda bu raporlara itiraz

etmiş ve sahteliğini yargı mercii önünde ileri sürmüştür. Gözaltında tutulan

başvurucu hakkındaki raporların usulüne uygun düzenlenmesi sorumluluğu kamu

makamlarına aittir. İstanbul Protokolü'nde belirtilen standartların altında

kalan sağlık raporları tek başına kötü muamele iddialarının kanıtlanması ya da

aksinin ispatlanmasında yeterli görülmemelidir (bkz. § 15). Kaldı ki somut

olayda başvurucu, doktor raporlarının gıyabında düzenlendiği iddia etmektedir.

O hâlde soruşturma kapsamında sıhhati tartışmalı ve başvurucunun ilk andan beri

itiraz ettiği doktor raporlarına dayanılarak takipsizlik kararı verilmesinin

isabetli olduğu söylenemeyecektir.

42. Öte yandan soruşturmanın başlamasını sağlayan

dilekçedeki tek talebin başvurucunun Adli Tıp Kurumuna sevkinin sağlanarak

hakkında rapor düzenlenmesinden ibaret olduğu görülmüştür. Savcılık gözaltı

sırasında alınan raporların dosyaya dâhil edilmesiyle yetinmiş ve yeniden rapor

aldırma yolunu seçmemiştir. Soruşturma sonucunda verilen kovuşturmaya yer

olmadığına dair kararda neden yeniden rapor alma ihtiyacı duyulmadığına yönelik

herhangi bir açıklamanın mevcut olmadığı görülmektedir.

43. Yukarıdaki değerlendirmeler bir bütün olarak ele

alındığında somut olay kapsamında Savcılık tarafından soruşturmada gerekli

delillerin toplanarak bunun sonucunda bir değerlendirme yapılması hususunda

gerekli özenin gösterildiği söylenemez. Bununla birlikte yürütülen soruşturmadaki

eksiklikler ve başvurucunun iddialarını açıklığa kavuşturabilecek birtakım

deliller olmasına rağmen bu deliller toplanmaksızın olaydan sorumlu olduğu

iddia edilen şüpheliler hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar

verildiği için soruşturmanın etkili olmadığı değerlendirilmiştir.

44. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 17. maddesinin

üçüncü fıkrasında güvence altına alınan kötü muamele yasağının usul yükümlülüğü

yönünden ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

45. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda,

başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal

kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

46. Başvurucu 1.300.000 TL manevi tazminat talebinde

bulunmuştur.

47. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan kararında

ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genel

ilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875, 7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer bir

kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesinin

sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibi

ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir (Aligül

Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).

48. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması gerekmektedir

(Mehmet Doğan, §§ 55, 57).

49. İncelenen başvuruda Anayasa'nın 17. maddesinde

düzenlenen kötü muamele yasağının usul boyutu itibarıyla ihlal edildiği

sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla ihlalin Savcılıkça verilen kovuşturmaya yer

olmadığına dair karardan kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

50. Bu durumda kötü muamele yasağı ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgü

düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına

göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda

yapılması gereken iş, yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesini

ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere

uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin

yeniden soruşturma yapmak üzere Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığına (Soruşturma

No: 2017/3327) gönderilmesine karar verilmesi gerekmektedir.

51. Öte yandan somut olayda ihlalin tespit edilmesinin

başvurucunun uğradığı zararın giderilmesi bakımından yetersiz kalacağı açıktır.

Dolayısıyla eski hâle getirme kuralı çerçevesinde ihlalin bütün

sonuçlarıyla ortadan kaldırılabilmesi için kötü muamele yasağının ihlali

nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları

karşılığında başvurucuya net 20.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

52. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 257,50 TL harç ve

3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.257,50 TL yargılama giderinin

başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence

altına alınan kötü muamele yasağının usul boyutu itibarıyla İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin kötü muamele yasağı ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden soruşturma yapılmak üzere

Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucuya net 20.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

E. 257,50 TL harç ve 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 3.257,50 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 19/11/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Kadir ÖZKAYA

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

M. Emin KUZ

Rıdvan GÜLEÇ Yıldız SEFERİNOĞLU Raportör : Mustafa EKİM Başvurucu : İbrahim Halil BARAN Vekili : Av. Fırat AYÇİÇEK

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2017/27013, 19 Kasım 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Soruşturmanın
  10. B. Soruşturma
  11. C. Soruşturma
  12. IV. İlgili
  13. Hukuk
  14. A. Ulusal Hukuk
  15. B. Uluslararası
  16. V. İnceleme Ve
  17. Gerekçe
  18. A. Başvurucunun
  19. B. Değerlendirme
  20. A. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin
  21. B. Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence
  22. C. Kararın bir örneğinin kötü muamele yasağı ihlalinin
  23. F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun
  24. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  25. M. Emin KUZ
  26. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2017/27013
Tarih
19 Kasım 2020

İlgili Kararlar

  • Gülkan Sarp Başvurusu (B. No: 2018/34523)
  • Kahraman Eraslan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2019/8541)
  • Asike Parlar ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2019/18477)
  • Mehmet Çiçek Başvurusu (B. No: 2019/3574)
  • Havva Selçuk ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2019/30641)
  • S.a. Başvurusu (B. No: 2019/11368)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.