İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

İbrahim Kızılkaya Başvurusu (B. No: 2014/2517)

1. Başvuru, mahkûmiyet kararının onanmasına ilişkin görüş içeren

Başvuru No2014/2517Tarih5 Nisan 2017Okuma11 dk · 2.215 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm İbrahim Kızılkaya Başvurusu

Karar tarihi
5 Nisan 2017
Başvuru Numarası
2014/2517
R.G. Tarih ve Sayı
23/5/2017-30074
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.215 kelime·11 dk okuma·19 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, mahkûmiyet kararının onanmasına ilişkin görüş içeren

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tebliğnamesinin

tebliğ edilmemesi ve haksız olarak mahkûmiyete karar verilmiş olması

nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 25/2/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleolaylar

özetle şöyledir:

8. Van Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen S.2010/1243 sayılı

soruşturma neticesinde KCK-TM Van yapılanmasında il sorumlusu olduğu iddiasıyla

ve örgüt üyesi olma suçundan cezalandırılması istemiyle 18/7/2010 tarihinde

başvurucu hakkında dava açılmıştır.

9.Van 3. Ağır Ceza Mahkemesi, başvurucunun müsnet

suçtan 7 yıl 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar vermiştir.

10.Kararın temyizi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı

tarafından hazırlanan onama istemli tebliğnamenin

başvurucuya veya müdafiine tebliğ edildiğine dair

herhangi bir bilgi veya kayda rastlanmamıştır. Tebliğnamede,

mahkûmiyet kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle onanması talep

edilmiştir.

11. Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 12/12/2013 tarihli ve

E.2013/4819, K.2013/15435 sayılı ilamıyla İlk Derece Mahkemesinin kararı

onanmıştır.

12. Başvurucu, nihai karardan 29/1/2014 tarihinde haberdar

olmuştur.

13. Başvurucu 25/2/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

14. 23/3/2005 tarihli ve 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun

Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 8. maddesi uyarınca 4/4/1929

tarihli ve 1412 sayılı mülga Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 316. maddesinin

üçüncü fıkrası karar tarihinde yürürlükte bulunduğu şekliyle şöyledir:

“Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen tebliğname,

hükmü temyiz etmeleri veya aleyhlerine sonuç doğurabilecek görüş içermesi

halinde sanık veya müdafii ile müdahil, şahsi davacı

veya vekillerine dairesince tebliğ olunur. İlgili taraf tebliğden itibaren yedi

gün içinde yazılı olarak cevap verebilir.”

B. Uluslararası Hukuk

15. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 1/6/2010

tarihinden geçerli olmak üzere 14. Protokol'le değişik 35. maddesinin (3)

numaralı fıkrası şöyledir:

“Aşağıdaki hallerde Mahkeme, 34. madde uyarınca sunulan bireysel

başvuruları kabul edilemez bulur:

a) Başvurunun konu bakımından Sözleşme veya Protokollerinin

hükümleriyle bağdaşmaması, açıkça dayanaktan yoksun veya bireysel başvuru

hakkının kötüye kullanılması niteliğinde olması veya;

b) Başvurucunun önemli bir zarar görmemiş olması; meğer ki Sözleşme ve

Protokolleri ile güvence altına alınan insan haklarına saygı ilkesi başvurunun

esastan incelenmesini gerektirsin. Ancak ulusal bir mahkeme tarafından gereği

gibi incelenmemiş hiçbir dava bu gerekçe ile reddedilemez."

16. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Sözleşme'nin 35.

maddesine 14. Protokol'le eklenerek 1/6/2010 tarihinde yürürlüğe giren önemsiz

zarar kriterine ilişkin içtihadında bu yeni kriterin, Sözleşme ve protokolleri

ile güvence altına alınan hakların Avrupa düzeyinde hukuksal açıdan korunmasını

sağlama yönündeki temel görevine yoğunlaşması için önemsiz başvuruları

ivedilikle inceleme olanağı vermesi amacıyla oluşturulduğunu belirtmektedir (Stefanescu/Romanya (k.k.),

B. No: 11774/04, 12/4/2011, § 35). Deminimis non curat praetor prensibine göre yeni kabul edilebilirlik

şartının -bir hak ihlali ne denli gerçek olursa olsun- uluslararası bir mahkeme

tarafından incelenmeyi gerektirecek asgari bir ağırlık düzeyine ulaşması

gerektiği görüşüne dayanır (Korolev/Rusya (k.k.),

B. No: 25551/05, 1/7/2010). Bu kriterin incelenmesinde ihlal edildiği iddia

edilen hakkın mahiyetini, ihlal iddiasının ciddiyeti ve/veya ihlalin başvuranın

kişisel durumu üzerinde oluşturacağı olası sonuçları da gözönünde

bulundurmak gerekir (Giusti/İtalya, B. No: 13175/03, 18/10/2011, §

34).

17. AİHM, söz konusu kriteri uygularken Sözleşme ve

protokollerinin güvence altına aldığı insan haklarına saygının başvurunun

esastan incelenmesini gerektirip gerektirmediği hususunu da incelemektedir. Bu

kapsamda AİHM, önem kriteri getirilmeden önce deönüne

gelmiş olan Sözleşme ile ilgili hususta açık ve çokça uygulanmış olan bir

içtihadın bulunması durumunda bu incelemenin yapılmasının gerekli olmadığına

hükmettiğini (Van Houten/Hollanda

(kayıttan düşürme), B. No: 25149/03, 29/9/2005, §§ 33-38; Kavak/Türkiye (k.k.),

B. No: 34719/04 ve 37472/05, 19/5/2009) hatırlatarak mahkeme içtihatlarını

genişletebilecek veya bunlara katkı sağlayabilecek nitelikteolmayan

başvuruları incelememektedir (Tayfun

Görgün/Türkiye (k.k.), B. No: 42978/06,

16/9/2014).

18. AİHM, Danıştay savcısının görüşünün tebliğ edilmemesi

nedeniyle çelişmeli yargılama ilkesinin ihlal edildiği iddiasına ilişkin

şikâyeti incelemiş; Danıştay savcısının görüşünde başvurucunun yorum yapmasını

gerektirecek yeni herhangi bir argümanın ileri sürülmediği, Danıştayın

başvurucunun temyiz başvurusunu reddetmek için söz konusu görüşe dayanmadığı ve

ilgililerin söz konusu görüşe cevap olarak davanın incelenmesi için yeni ve

uygun belgeler ileri sürdüklerini kanıtlayamadıkları saptamasında bulunarak

yukarıda belirtilen kriter kapsamında kabul edilemezlik kararı vermiştir (Aysel Kılıç ve diğerleri/Türkiye (k.k.), B. No: 33162/10).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

19. Mahkemenin 5/4/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Silahların Eşitliği ve

Çelişmeli Yargılama İlkelerinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

20. Başvurucu, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tebliğnamesinin kendisine veya müdafiine

tebliğ edilmemesi nedeniyle silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama

ilkelerinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

21.30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik şartları ve incelenmesi”

kenar başlıklı 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"Mahkeme, Anayasanın

uygulanması ve yorumlanması veya temel hakların kapsamının ve sınırlarının

belirlenmesi açısından önem taşımayan ve başvurucunun önemli bir zarara

uğramadığı başvurular ile açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul

edilemezliğine karar verebilir."

22. Başvurucunun ileri sürdüğü ihlal iddialarının niteliği

nazara alınarak başvurunun kabul edilebilirlik kriterlerinden olan anayasal ve

kişisel önemden yoksun olma kriteri yönünden incelenmesi gerekir.

a. Anayasal ve Kişisel

Önemden Yoksun Olma Kriterine İlişkin Genel İlkeler

23. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasında herkesin

bireysel başvuru hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Buna karşılık yukarıda

yer verilen Kanun maddesinde (bkz. § 21) anayasal ve kişisel önemi düşük olan

veya bulunmayan başvuruların esastan incelenmeksizin reddedilebileceği hüküm

altına alınmıştır. Anılan düzenlemenin kaynağı, hâkimin küçük/önemsiz işlerle

uğraşmaması gerektiğini ifade eden kadim De minimis non curat

praetor ilkesidir. Bu ilkenin temelinde

yatan düşüncelerden biri mahkemelerin asıl işlevlerine odaklanmalarını sağlamak

ve buna engel teşkil edecek olan önem derecesi düşük davaların ve başvuruların

iş yükü oluşturmasını önlemektir (K.V.

[GK], B. No: 2014/2293,

1/12/2016, § 47).

24. Anılan hükümle anayasal ve kişisel önemden yoksun

başvuruların esastan incelenmemesine imkân tanıyan ek bir kabul edilebilirlik

kriteri getirilmiştir. Dolayısıyla diğer tüm kabul edilebilirlik kriterlerini

taşısa hatta esas hakkında incelemeye geçildiğinde ihlal kararı verilebilecek

nitelikte olsa bile Kanun’da belirtilen nitelikteki bir başvuru kabul edilemez

bulunabilecektir (K.V., § 55).

Kanun’da anayasal ve kişisel önemden yoksun başvuruların kabul edilemez bulunabilmesi

için iki koşul öngörülmüştür: “Anayasal önem” olarak adlandırılabilecek olan

birinci koşul "başvurunun Anayasa’nın uygulanması ve yorumlanması veya

temel hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi açısından önem

taşımaması”, “kişisel önem” olarak adlandırılabilecek olan ikinci koşul ise

“başvurucunun önemli bir zarara uğramaması”dır (K.V., § 57).

25. Anayasal önem koşulunun uygulanmasıyla ilgili olarak kanun

koyucu “Anayasa’nın uygulanması açısından önem taşıma”, “Anayasa’nın

yorumlanması açısından önem taşıma” ve “temel hakların kapsamının ve

sınırlarının belirlenmesi açısından önem taşıma” şeklinde üç unsur belirlemiş

olmakla birlikte temel hak ve özgürlüklerle ilgili Anayasa hükümlerinin

yorumlanması -işin doğası gereği- temel hak ve özgürlüklerin kapsamının ve

sınırlarının belirlenmesini de içermektedir. Bu nedenle anayasal önemin, temel

hak ve özgürlüklere ilişkin Anayasa hükümlerinin “yorumlanması” ve

“uygulanması” açısından önem taşıma şeklinde ifade edilebilecek iki unsurunun

bulunduğunu kabul etmek gerekir (K.V.,

§ 61).

26. İşin doğası ve kanun metni dikkate alındığında bir

başvurunun anayasal öneminin bulunduğu sonucuna varılabilmesi için onun bu iki

unsurdan biri açısından önem taşımasının yeterli olduğu anlaşılmaktadır (K.V., § 62). Anayasa hükümlerinin

yorumlanması açısından önem taşıma unsurunun başta Anayasa Mahkemesinin

bireysel başvuru yoluyla daha önce yorumlamadığı meseleleri kapsadığında kuşku

bulunmamaktadır. Bununla birlikte mahkeme, bir meseleyle ilgili olarak daha

önce Anayasa’nın ilgili hükümlerini yorumlamış olsa bile değişen durumları

dikkate alarak yeniden yorumlama ihtiyacı duyabilir. Bu durumda da o meseleye

ilişkin başvurunun anayasal öneminin bulunduğunu kabul etmek gerekir(K.V., § 63).

27. Anayasa’nın uygulanması açısından önem taşıma unsuru ise

özellikle mahkemenin Anayasa hükümleriyle ilgili yorumu ile kamu makamları ve

derece mahkemelerinin uygulamaları arasındaki farklılıkta kendisini gösterir.

Ancak her uygulama farklılığı, başvurunun Anayasa’nın uygulanması açısından

“önemli” olduğu anlamına gelmez. Anayasa hükümlerinin uygulanması açısından

başvurunun önem taşıdığının söylenebilmesi için kamu makamları ve derece

mahkemelerinin belli bir meseleye ilişkin uygulamalarının Anayasa Mahkemesi

yorumlarından farklı olması ve bu farklılığın da önemli olması gerekir (K.V., § 64).

28. Kişisel önemin bulunmaması koşulu, başvurucunun önemli bir

zarara uğramamış olmasını ifade eder. Bu koşul, somut olayın başvurucunun

kişisel durumu üzerindeki olumsuz etkisinin derecesiyle ilgilidir. Somut olayda

ortaya çıkan kişisel zararın önemli olup olmadığını başvurucunun subjektif algısı belirlemez. Bu husus başvurucunun içinde

bulunduğu koşullar da dâhil olmak üzere her olayın kendine özgü koşulları

dikkate alınarak ve objektif verilerden hareket edilerek Anayasa Mahkemesi

tarafından değerlendirilir (K.V.,

§§ 66, 67).

29. Zararın parayla ölçülüp ölçülememesi, onun önemini

değerlendirme bakımından belirleyici değildir. Parayla ölçülmesi mümkün olmayan

zararlar yönünden de anayasal ve kişisel önemden yoksun olma kriterinin

uygulanması mümkündür. Öte yandan parayla ölçülebilen zararlar yönünden her

başvurucu için geçerli olacak ve kişisel önem koşulunun belirlenmesinde esas

alınacak belli bir meblağ belirlenmesi mümkün değildir. Belli bir meblağ,

başvurucuların içinde bulundukları kişisel koşullara göre farklı önem

derecesine sahip olabilir (K.V.,§

68).

b. İlkelerin Olaya

Uygulanması

i. Anayasal Önem Yönünden

30. Başvurucu, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tebliğnamesinin kendisine veya müdafiine

tebliğ edilmemesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür. Başvurucunun bu iddiası, adil yargılanma hakkı kapsamındaki

silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerine ilişkindir.

31. Anayasa Mahkemesi, önüne gelen iddialara ilişkin birçok

başvuruda silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin kapsam ve

içeriğini belirlemiştir. Bu kapsamda;

- Askeri Yüksek İdare Mahkemesi başsavcısının görüşünün (Yaşasın Aslan, B. No: 2013/1134,

16/5/2013, §§ 32-37; Kamil Koç, B. No: 2012/660, 7/11/2013, §§

42-48; Ramazan Tosun, B. No:

2012/998, 7/11/2013, §§ 34-42; Muharrem

Keserci, B. No: 2012/575, 8/5/2014, §§ 43-55),

- Danıştay Başsavcılığı görüşünün (Ahmet Teyit Keşli, B. No: 2013/2237,

18/9/2014, §§ 55-65; Abdulselam Tunç, B. No: 2013/6986, 5/11/2014, §§

56-66; Zeki Güngör, B. No:

2013/8491, 31/3/2016, §§ 46-57; Fahri

Gösteriş, B. No: 2013/1297, 13/4/2016, §§ 27-37),

- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tebliğnamesinin

(Gürhan Nerse,

B. No: 2013/5957, 30/12/2014, §§ 33-40

Zekayi Çelebi, B. No: 2014/5633, 18/5/2016, §§ 25-30; Özgür Murat Engin, B. No: 2014/7806, 21/9/2016, §§ 38-44),

- Cumhuriyet savcısından alınan görüşün (Laleş Çeliker, B.

No: 2013/8413, 21/9/2016, §§

24-31) taraflara tebliğ edilmemesine ilişkin şikâyetlerin Anayasa Mahkemesi

tarafından incelendiği; somut başvuruda dile getirilen şikâyetlere benzer

şekilde silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiği

iddialarına ilişkin başvurularda ilgili Anayasa kurallarının yorumlandığı

anlaşılmaktadır.

32. Anılan başvurularda başvurucunun yargılama mercileri

önündeki başarı şansını zedeleyen her türlü mütalaadan haberdar edilme hakkına

sahip olduğu ve bu nitelikteki mütalaalara karşı başvuruculara yazılı görüş

bildirme olanağının tanınmamasının silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama

ilkelerini ihlal ettiği sonucuna varılmıştır. Her ne kadar başvurucunun

şikâyetine konu uygulamanın Anayasa Mahkemesinin yukarıda yer verilen

içtihatlarında benimsediği yorumlardan farklı olduğu ileri sürülebilirse de bu

farklılığın genel bir soruna işaret etmediği anlaşılmaktadır.

33. Buna göre Mahkemenin sıklıkla uygulanmış açık bir

içtihadının bulunduğusilahların eşitliği ve çelişmeli

yargılama ilkelerinin ihlal edildiğine ilişkin başvurunun genel bir soruna

işaret etmediği gibi Anayasa'nın uygulanması ve yorumlanması veya temel

hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi açısından da önem taşıdığının

ortaya konulamadığı sonucuna varılmıştır.

ii. Kişisel ÖnemYönünden

34. Başvurucu, onama istemli Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tebliğnamesinin kendisine veya müdafiine

tebliğ edilmediğini ileri sürmektedir.

35. Anılan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tebliğnamesi,

sanık (başvurucu) tarafından ileri sürülen temyiz nedenlerinin yerinde

olmadığına ve temyiz başvurusunun reddedilmesi gerektiğine ilişkindir. Tebliğnamede esasen başvurucunun yorumlarını gerektirecek

daha önce tartışılmayan konulara ilişkin yeni herhangi bir argüman ileri

sürülmemektedir. Tebliğnamenin esaslı

değerlendirmeler ya da başvurucunun bilgisi dâhilinde olmayan ek açıklamalar

içermediği, usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle hükmün onanmasının talep

edildiği görülmektedir. Diğer taraftan Yargıtay, onama kararının gerekçesinde tebliğnameye kesinlikle atıf yapmamaktadır.

36. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tebliğnamesinin

tebliğ edilmemesinin kendisine ciddi anlamda zarar verdiği ve kendisi için ne

denli önemli olduğu hususunda başvurucunun herhangi bir açıklamasının olmadığı

da gözetildiğinde başvurunun bu kısmı açısından önemli bir zarar olduğu

kanaatine ulaşılamamıştır.

iii. Sonuç

37. Yukarıda açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının

Anayasa'nın yorumlanması ve uygulanması açısından önem taşımadığı gibi

başvurucunun da önemli bir zarara uğramadığı sonucuna varılmaktadır.

38. Açıklanan gerekçelerle anayasal ve kişisel önemden yoksun

olduğu anlaşılan başvurunun diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden

incelenmeksizin kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Diğer İhlal İddiaları

39. Başvurucu; yasal bir partinin seçim çalışmalarında görev

aldığını, çoğu lehe yorumlanabilecek telefon görüşmesi içeriklerinin dışında

aleyhinde başkaca delil bulunmadığını ve haksız olarak mahkûmiyetine karar

verildiğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

40. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında, kanun

yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda

incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde dava

konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ileuyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun adil olup olmaması

bireysel başvurukonusu olamaz. Ancak bireysel başvuru

kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden, bariz takdir hatası veya

açık bir keyfîlik içeren tespit ve sonuçlar bu

kapsamda değildir (Ahmet Sağlam,

B. No: 2013/3351, 18/9/2013, § 42).

41. Somut olayda Mahkemece, başvurucunun mahkûmiyetine dayanak

teşkil eden telefon görüşmeleri ile hakkında önceden verilmiş mahkûmiyet

hükmüne gerekçeli kararda yer verilmek suretiyle başvurucunun Van ilinde

örgütsel çalışmalarda bulunduğu, bu kapsamda örgütsel toplantılara, zaman zaman

da yasa dışı toplumsal olaylara katıldığı sabit görülerek terör örgütü üyesi

olma suçundan cezalandırılmasına karar verilmiştir. Başvurucunun anılan

iddialarının esas itibarıyla derece mahkemelerince delillerin

değerlendirilmesinde isabet bulunmadığına ve dolayısıyla kararın sonucuna

ilişkin olduğu görülmektedir. Yapılan incelemede, mahkemenin ve Yargıtayın kararında bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik oluşturan herhangi bir durum da tespit

edilmemiştir.

42. Başvurucu tarafından ileri sürülen ihlal iddialarının

yukarıda belirtilen içtihat kapsamında kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu

sonucuna varıldığından başvurunun bu kısmının

açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna

karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin

ihlal edildiğine ilişkin iddianın anayasal

ve kişisel önemden yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Diğer ihlal iddialarının açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,

C. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

5/4/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör

:

Akif

YILDIRIM

Başvurucu

:

İbrahim

KIZILKAYA

Vekili

:

Av. Aziz

URFİOĞLU

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/2517, 5 Nisan 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Silahların Eşitliği ve
  11. B. No: 2013/5957, 30/12/2014, §§ 33-40
  12. B. Diğer İhlal İddiaları
  13. A. 1. Silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin
  14. C. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  15. Yıldırım
  16. Özgüldür
  17. Topal
  18. M. Emin KUZ
  19. Yıldırım
  20. Kızılkaya
  21. Urfioğlu
  22. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/2517
Tarih
5 Nisan 2017

İlgili Kararlar

  • Gazal Yaman ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/20319)
  • Ayşe Yeşil ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/11133)
  • Yryskul Beıshenalıev Başvurusu (B. No: 2016/7458)
  • Ali Öner ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/3551)
  • Fevzi Kayacan Başvurusu (B. No: 2014/8978)
  • Sami Güzelyurt Başvurusu (B. No: 2014/177)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.