İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

İbrahim Tikan Başvurusu (B. No: 2017/39417)

1. Başvuru; ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunan

Başvuru No2017/39417Tarih13 Ekim 2020Okuma13 dk · 2.623 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm İbrahim Tikan Başvurusu

Karar tarihi
13 Ekim 2020
Başvuru Numarası
2017/39417
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.623 kelime·13 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru; ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunan

başvurucuya kurum içinde atmış olduğu bir slogandan dolayı disiplin cezası

verilmesi nedeniyle ifade özgürlüğünün, başvurucunun duruşmada hazır bulunma

talebi reddedilerek ses ve görüntü aktarımı suretiyle duruşmaya katılımının

sağlanmaya çalışılması nedeniyle duruşmada hazır bulunma hakkının ihlal

edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 6/12/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne

ve başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına

karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

6. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu birtakım suçların yanı sıra 26/9/2004

tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 302. maddesinde yer alan devletin

birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçu kapsamında da hükümlü olup başvuru

tarihinde İzmir 2 No.lu F tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumunda (Ceza

İnfaz Kurumu) bulunmaktadır. Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 22/5/2018

tarihli içtima kararı kapsamında hazırlanan müddetnameye göre başvurucunun

hapis cezası ömür boyu infaz edilecektir.

9. Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü Disiplin Kurulu

Başkanlığınca (Disiplin Kurulu) başvurucunun da aralarında bulunduğu toplam on

beş tutuklu/hükümlü hakkında 15/7/2017 tarihinde tutulan tutanağa istinaden

"gereksiz olarak marş söyleme veya slogan atma" eyleminde

bulundukları gerekçesiyle disiplin soruşturması başlatılmıştır.

10. 15/7/2017 tarihinde üç infaz koruma memurunun

imzaladığı tutanakta, farklı odalarda kalan söz konusu kişilerin saat 21.00'de

"Baskılar bizi yıldıramaz, biji serok apo, keyfi uygulamalara son."

şeklinde slogan atmaları nedeniyle Kurumun genel işleyişini aksattıkları ve

gereksiz gürültüye yol açtıkları belirtilmiştir. Bunun üzerine 17/7/2017

tarihinde disiplin soruşturması başlatılmıştır. 18/7/2017 tarihinde üç gün

içinde savunmasını vermesi başvurucudan istenmiştir.

11. Başvurucunun da aralarında bulunduğu kişilerin sözlü

olarak savunma vermek istemesi üzerine 24/7/2017 tarihinde başvurucunun

savunması sözlü olarak alınmıştır. Sözlü savunma sırasında ifade veren kişiler

belirtilen tarihte slogan attıklarının doğru olduğunu, ancak "Baskılar

bizi yıldıramaz, keyfi uygulamalara son." şeklinde slogan

atmadıklarını ileri sürmüşler; attıkları sloganın İmralı'da uygulanan

baskıların kaldırılması amacıyla "Biji serok apo" şeklinde

olduğunu, söz konusu sloganı da Kurumdan kaynaklanan herhangi bir şeyi protesto

etme amacıyla atmadıklarını beyan etmişlerdir.

12. Disiplin Kurulunca 25/7/2017 tarihinde yapılan

değerlendirme neticesinde Olay Tutanağı'nda belirtilen sloganın atılmadığı,

buna karşın söz konusu kişilerin ifadelerinde beyan ettikleri sloganı

attıkları, bu şekilde slogan atma eyleminin gerçekleştiği kabul edilmiştir. Bu

kapsamda eylemin 29/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik

Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un (Kanun) 42. maddesinin (2) numaralı

fıkrasının (e) bendi kapsamında belirtilen hükme uyduğu gerekçesiyle -daha önce

kaldırılmamış disiplin cezası olmayanlar bakımından- 1 ay mektup, faks, telgraf

almak ve yollamaktan, telefon etmekten yoksun bırakma disiplin cezası

verilmiştir. Başvurucunun da aralarında bulunduğu on iki kişi hakkında ise

Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca bir üst ceza uygulanması

gerekmiş, slogan atma eylemini tekrarlamaları sebebiyle Kanun'un 43. maddesinin

(1) numaralı fıkrası gereğince 2 ay ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma

disiplin cezası verilmiştir.

13. Başvurucu, disiplin cezası verilmesi dolayısıyla

İnfaz Hâkimliğine şikâyette bulunmuştur. Başvurucu İnfaz Hâkimliğine yazdığı

dilekçede soruşturmanın kanunda belirtilen sürelere uygun yapılmadığı, atılan

slogandan dolayı disiplin cezası verilmesinin ifade özgürlüğünü ihlal ettiğini

ileri sürmüştür.

14. İzmir 1. İnfaz Hâkimliği (İnfaz Hâkimliği) 14/8/2017

tarihinde tensip zaptı düzenlemiştir. Tensip zaptının ilgili kısmı şu

şekildedir:

"1- ... 25/07/2010 tarihinde

yürürlüğe giren 6008 sayılı yasa ile değişik 4675 sayılı infaz hakimliğinin 6.

maddesi uyarınca süresi içerisinde verilen itiraz dilekçesi nedeniyle adı geçen

h/t'ların konuya ilişkin hakim huzurunda beyanlarının tespitine,

2- İtiraz edenlerin ifade tespiti için

duruşma gününde ve saatinde hazır edilmeleri için İzmir 2 No'lu F Tipi Yüksek

Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna yazı yazılmasına

..."

15. Bu kapsamda ayrıca savunması alınacak kişilerin

sayıca çok olması, adli tatil tarihine kadar belirlenen duruşma günlerinin dolu

olması, adli tatil süresine kadar duruşma haricî gelen işlere ilişkin

kararların yazılması zorunluluğu, duruşma hâkiminin de adli tatilden

yararlanacak olması ve adli tatil süresi içine duruşmalı işlerin konulmamasına

yönelik genel uygulamanın dikkate alındığı tensip zaptında ifade edilmiş;

duruşmanın 21/9/2017 tarihinde yapılmasına karar verilmiştir. Tensip zaptı başvurucuya

15/8/2017 tarihinde tebliğ edilmiştir.

16. İzmir İl Jandarma Komutanlığı Buca Kırıklar Özel Tip

Cezaevi Bölük Komutanlığının 20/9/2017 tarihinde İnfaz Hâkimliğine sunduğu

dilekçede, duruşmanın ses ve görüntü bilişim sistemi (SEGBİS) aracılığıyla yapılması

talep edilmiştir. Bu kapsamda mevcut görev yoğunluğu ile bunun gerektirdiği

personel ihtiyacı, alınan istihbari nitelikteki bilgiler doğrultusunda bölücü

terör örgütü mensupları tarafından Ceza İnfaz Kurumuna ve personeline yönelik

eylem yapılabileceği, bölücü terör örgütü mensuplarınca Buca'da yapılan bombalı

saldırı sonucunda ortaya çıkan terör tehdidi gözönüne alınarak terör örgütü

üyeliği kapsamında tutulan on beş hükümlü/tutuklu ile birlikte yapılacak

duruşmanın SEGBİS yoluyla yapılması istenmiştir.

17. İnfaz Hâkimliği, söz konusu talebi değerlendirmek

üzere 20/9/2017 tarihinde duruşma açmıştır. Yukarıda gösterilen gerekçeler

yanında SEGBİS yoluyla ifade alımının -itiraz edenler bakımından- yeni bir ceza

tayinine yol açmayacak olması dikkate alınmış, ayrıca Yargıtay kararlarına göre

SEGBİS yoluyla ifade alımının uygun görülen bir gerekçeye dayandığını ifade

edilerek başvurucunun da aralarında bulunduğu on beş kişinin duruşmada bizzat

hazır edilmelerinden vazgeçilmesine ilişkin karar verilmiştir.

18. Bu kapsamda duruşmanın icra edileceği tarih ve saatte

on beş kişinin Ceza İnfaz Kurumunun SEGBİS salonunda hazır edilmesinin

istenmesine, SEGBİS yoluyla ifade vermek istemeyenler bakımından bu haktan

vazgeçmiş sayılacaklarının itiraz edenlere tebliğ edilmesine ilişkin karar

verilmiştir. Aynı gün tebligat yapılmıştır.

19. Bir sonraki günde yapılan duruşmada kimlik tespiti

öncesi başvurucu, SEGBİS yöntemiyle savunma vermek istemediğini ve duruşmada

hazır olmak istediğini, mahkemeye gelmek istediğini, talebi kabul edilirse

savunma vereceğini bildirmiş; başka bir beyanı olmadığını da ifade etmiştir.

İnfaz Hâkimliği, başvurucunun ve başvurucuyla benzer söylemlerde bulunan diğer

on üç kişinin savunma hakkından vazgeçmiş sayılmasına dair karar vermiştir. Bir

tutuklunun bu arada tahliye edilmesi nedeniyle duruşma 19/10/2017 tarihine

ertelenmiştir.

20. İnfaz Hâkimliği, diğer kişinin de beyanlarını

aldıktan sonra soruşturmanın kanunda öngörülen sürelere uygun olarak

yapıldığını belirterek şikâyeti 2/11/2017 tarihinde reddetmiştir. Gerekçede;

ceza infaz kurumunun toplu bir yaşam alanı olması, kurumda barındırılan tutuklu

ve hükümlülerin farklı suç gruplarından oluşması, kurum düzen ve disiplinin

salt bu nedenle dahi bozulacak olması dikkate alınmıştır. Bu kapsamda 5275

sayılı Kanun'un 37. maddesindeki genel unsurun oluştuğu ve diğer yandan da bu

genel unsurun oluşması karşısında slogan atmanın başlı başına bir disiplin suçu

olarak tanımlanmasına göre bu eylemin ifade özgürlüğü kapsamında

değerlendirilmesine olanak bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

21. İnfaz Hâkimliğinin kararı 7/11/2017 tarihinde tebliğ

edilmiştir. Başvurucu, 14/11/2017 tarihinde itirazda bulunmuştur. Başvurucunun

itiraz dilekçesi şu şekildedir:

"2. Ağır Ceza Mahkemesine

İzmir

İzmir 1. İnfaz Hâkimliğinin 2017/4151

Esas 2017/5772 no.lu kararına itiraz ediyor, iptalini talep ediyorum.

Gereği için bilginize sunulur."

22. İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesi 22/11/2017 tarihinde

itiraza konu kararın usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek itirazı kesin

olarak reddetmiştir.

23. Başvurucu 6/12/2017 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ

HUKUK

24. 5275 sayılı Kanun’un "Disiplin cezalarının

niteliği ve uygulama koşulları" kenar başlıklı 37. maddesi şöyledir:

“Hükümlü hakkında kurumda, düzenli

bir yaşamın sürdürülmesi, güvenliğin ve disiplinin sağlanması bakımından kanun,

tüzük, yönetmelikler ile idarenin uyulmasını emrettiği veya gerekli kıldığı

davranış ve tutumları, kusurlu olarak ihlâl ettiğinde, eyleminin niteliği ile

ağırlık derecesine göre Kanunda belirtilen disiplin cezaları uygulanır.

Suç oluşturan eylemlerden dolayı açılan

kamu davası, disiplin soruşturması yapılmasını ve cezanın uygulanmasını

engellemez.”

25. 5275 sayılı Kanun’un "Haberleşme veya iletişim

araçlarından yoksun bırakma veya kısıtlama" kenar başlıklı 42.

maddesinin (2) numaralı fıkrasının (e) bendi şöyledir:

“(1) Haberleşme veya iletişim

araçlarından yoksun bırakma veya kısıtlama cezası, hükümlünün bir aydan üç aya

kadar mektup, faks ve telgraf almak ve yollamaktan, televizyon izlemekten,

radyo dinlemekten, telefon etmekten ve diğer iletişim araçlarından

yararlanmaktan tamamen veya kısmen yoksun bırakılmasıdır.

(2) Bu cezayı gerektiren eylemler

şunlardır:

…

e) Gereksiz olarak marş söylemek veya

slogan atmak,

…”

26. 5275 sayılı Kanun’un "Ziyaretçi kabulünden

yoksun bırakma" kenar başlıklı 43. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma

cezası, hükümlünün bir aydan üç aya kadar ziyaretçi görüşüne çıkarılmamasıdır.”

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

27. Mahkemenin 13/10/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. İfade

Özgürlüğünün İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

28. Başvurucu, slogan atmanın bir suç olmadığını, A.Ö.

üzerinde tecrit olduğunu, bunu protesto etmek için slogan attığını, herhangi

bir gelişme olmadığı için tepkisini bu şekilde dile getirdiğini, Kurum

güvenliğini tehlikeye sokan bir durum olmadığını ve ifade hürriyetinin ihlal

edildiğini belirtmiştir.

29. Bakanlık görüşünde ifade özgürlüğüyle ilgili genel

ilkelere yer verildikten sonra Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesinin konuya ilişkin kararları belirtilmiş, başvurucunun

gerçekleştirdiği eylem neticesinde disiplin cezasıyla cezalandırılmasının ifade

özgürlüğünü ihlal etmediği görüşü ifade edilmiştir.

30. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında

iddialarını yinelemiştir.

2. Değerlendirme

31. Hükümlü ve tutuklular, Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi'nin (Sözleşme) ortak alanı kapsamında kalan temel hak ve

hürriyetlerin tamamına kural olarak sahiptirler (Mehmet Reşit Arslan ve

diğerleri, B. No: 2013/583, 10/12/2014, § 65). Bu bağlamda hükümlü ve

tutukluların ifade özgürlüğü de Anayasa ve Sözleşme kapsamında koruma

altındadır (Murat Karayel (5), B. No: 2013/6223, 7/1/2016, § 27).

32. Öte yandan ifade özgürlüğü mutlak bir hak değildir ve

Anayasa'nın 26. maddesinin ikinci maddesinde öngörülen sebeplerle

sınırlanabilir. Bu bağlamda ceza infaz kurumunda bulunmanın kaçınılmaz sonucu

olarak suçun önlenmesi ve disiplinin sağlanması gibi kurumda güvenliğin ve

düzenin korunmasına yönelik kabul edilebilir gerekliliklerin olması durumunda

mahpusların sahip olduğu haklara sınırlama getirilebilecektir (Murat Karayel

(5), § 29).

33. 5275 sayılı Kanun’un 40. maddesinin (2) numaralı

fıkrasının (e) bendinde, öngörülebilir ve ulaşılabilir bir şekilde gereksiz

olarak marş söyleme veya slogan atma eylemine karşılık gelen disiplin

yaptırımı kabul edildiğinden başvurucunun ifade özgürlüğüne yönelik müdahalenin

kanuni dayanağının olduğu açıktır. Slogan atma nedeniyle başvurucuya disiplin

cezası verilmesinin ceza infaz kurumu düzeninin ve güvenliğinin sağlanması,

suçun önlemesi amacıyla yapıldığı, bunun da Anayasa’nın ifade özgürlüğüne

ilişkin 26. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında meşru bir amaç taşıdığı

sonucuna varılmıştır. Ancak bu sınırlandırmaların da Anayasa’nın 13. maddesinde

güvence altına alınan demokratik toplum düzeninin gerekleri ve ölçülülük

ilkelerine uygun olması gerekir (demokratik toplum düzeninin gerekleri ve

ölçülülük ilkelerine ilişkin açıklamalar için bkz. Murat Karayel (5), §§

38-41).

34. Anayasa Mahkemesi -5275 sayılı Kanun’un 37. maddesini

de dikkate aldığında- ceza infaz kurumunda yalnızca slogan atılmasının aynı

Kanun'un 42. maddesinde öngörülen disiplin suçunu oluşturabilmesi için yeterli

olmayıp bu eylemin ceza infaz kurumundaki güvenliği veya disiplini bozacak ya

da düzenli yaşamın sürdürülmesini önleyecek şekilde gerçekleştirilmesi

gerektiğini kabul etmiştir (AYM, E.2013/6, K.2013/111, 10/10/2013; Murat

Karayel (5), §§ 43, 44). Bununla birlikte ceza infaz kurumlarında düzenin

ve güvenliğin sağlanması için, özellikle terör örgütüne bağlılığı canlı tutmaya

katkıda bulunabilecek toplu eylemlere karşı daha hassas olunması gerektiği

hususunda herhangi bir tereddüt bulunmadığını da ifade etmiştir (Murat

Karayel (5), § 46). Dolayısıyla somut olayda başvurucunun gerçekleştirdiği

slogan atma eyleminin Kurumdaki güvenliği veya disiplini bozacak ya da düzenli

yaşamın sürdürülmesini önleyecek nitelikte kabul edilmesinin mümkün olup

olmadığı incelenmelidir.

35. İlk olarak belirtilmelidir ki olay günü başvurucu ve

diğer bazı hükümlü ya da tutuklular bir protesto gösterisi gerçekleştirmiştir.

Başvurucuyla birlikte terör suçundan dolayı Ceza İnfaz Kurumunda bulunduğu

anlaşılan hükümlü/tutuklu toplam on beş kişi, A.Ö.nün ceza infaz kurumundaki

koşullarını protesto etmek için olay günü saat 21.00'de slogan atmıştır.

36. İkinci olarak söz konusu eylemin kalabalık bir grup

tarafından gerçekleştirildiği unutulmamalıdır. Ayrıca eyleme katılan kişilerin

tamamının terör suçlarından tutuklu ya da hükümlü olduğu da dikkatle

değerlendirilmesi gereken olgudur.

37. Ceza infaz kurumlarında düzenin ve güvenliğin

sağlanması için toplu eylemlere karşı daha hassas olunması gerektiği konusunda

herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır. Eylemin slogan atarak gerçekleştirilmiş

olması bu durumu değiştirmemektedir. Özellikle terör örgütü temelinde hareket

edilmesi hâlinde bu durum daha da bariz olarak ortaya çıkmaktadır. Başvuru

konusu olayda, devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçundan mahkûm

olan başvurucu diğer on dört kişiyle birlikte terör örgütü (eski) liderinin

ceza infaz kurumundaki şartlarının tecrit niteliğinde olduğunu iddia ederek

slogan atmıştır. Protestoya konu olayın bir terör örgütü liderinin tutulma

koşullarına yönelik olması ve bu protestonun toplu olarak belirli bir

organizasyon içinde yapılması Ceza İnfaz Kurumu idaresi tarafından Kurumun

düzeni ve güvenliği açısından tehdit olarak değerlendirilmiştir.

38. Toplu hâlde slogan atan, disiplini bozacak şekilde

birlikte hareket eden mahpusların terör suçlarından hükümlü ya da tutuklu

oldukları gözönüne alındığında söz konusu eylemin terör örgütüne bağlılığı

canlı tutmaya katkıda bulunabilecek toplu ve sistematik eylem niteliğinde

olduğu da gözetilmelidir (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Şükrü

Yıldız, B. No: 2015/18720, 9/5/2018, § 27).

39. Sonuç olarak başvurucunun ceza infaz kurumunda

bulunmanın gerektirdiği sorumluluğa uygun davranmaması nedeniyle verilen

cezanın zorunlu bir ihtiyacı karşıladığı, başvurulan yöntemden beklenen fayda

ile Ceza İnfaz Kurumundaki disiplinin sağlanması arasındaki dengenin kurulduğu

sonucuna ulaşılmıştır. Öte yandan bu tehdide yönelik olarak Ceza İnfaz Kurumu

idaresi, çok ağır olduğu söylenemeyecek bir disiplin cezası ile düzenin ve

güvenliğin bozulmasını engellemeye yönelik hareket etmiştir. Nitekim daha önce

hakkında disiplin cezası tesis edilmeyen kişilere 1 ay mektup, faks, telgraf

almak ve yollamaktan, telefon etmekten yoksun bırakma disiplin cezası

verilmiştir (ölçülülük noktasında benzer yönden bir değerlendirme için bkz. Hurşit

Çetin, B. No: 2013/2610, 6/10/2015, § 55). Bununla birlikte başvurucunun da

aralarında bulunduğu on iki kişinin daha önce de slogan atma eylemlerinde

bulunması ve haklarında kaldırılmamış disiplin cezalarının olması dikkate

alınmıştır. Bu gerekçelerle 5275 sayılı Kanun'un 42., 43. ve 48. maddeleri

uyarınca verilen 2 ay ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma cezasının da ölçülü

olmadığı söylenemez (ölçülülük noktasında benzer yönden bir değerlendirme için

bkz. Cihat Özdemir, B. No: 2015/214, 9/5/2018, § 25).

40. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Anayasa Mahkemesince kabul

edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Bu bağlamda başvurucunun

ihlal iddialarını kanıtlayamadığı, temel haklara yönelik bir müdahalenin

olmadığı veya müdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veya

zorlama şikâyetlerden ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul

edilebilir (Hikmet Balabanoğlu, B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).

41. Somut olayda ifade özgürlüğüne yönelik bir ihlalin

olmadığı açıktır.

42. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının, diğer

kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Duruşmada

Hazır Bulunma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

43. Başvurucu; İnfaz Hâkimliğinin duruşmada hazır

bulunmak suretiyle savunmasını almadığını, böylece kendini etkili şekilde

savunma imkânından mahrum bırakıldığını belirterek savunma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

44. Bakanlık görüşünde; SEGBİS ile ilgili mevzuat

hakkında açıklamalarda bulunularak SEGBİS yönteminin hangi durumlarda

uygulanabileceğinin, hangi mercinin bu yöntemin kullanılmasına karar verme

yetkisine sahip olduğunun ve ses-görüntü bağlantısı için gerekli olan teknik

altyapıya ilişkin koşulların ilgili mevzuatta açık bir şekilde düzenlendiği

belirtilmiştir. Görüş yazısında; SEGBİS ile ifadesi alınanların duruşma

salonundakileri görebilme ve söylenenleri duyabilme imkânı olduğu, yargılama

makamının ve duruşmada hazır bulunan diğer kişilerin de aynı şekilde ifade

alma, beyanda bulunma ve soru yöneltme gibi yargısal işlemleri karşılıklı

olarak gerçekleştirebilme imkânına sahip olduğu, başka bir ifadeyle SEGBİS'in

içerdiği bu özellikler sayesinde yargılamanın unsurlarından biri olan yüz

yüzelik ilkesinin gerçekleştiği belirtilmiştir.

45. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında

iddialarını yinelemiştir.

2. Değerlendirme

46. Anayasa'nın “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan

faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve

savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”

47. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvurucunun iddiaları adil yargılanma hakkı kapsamında, duruşmada hazır

bulunma hakkı yönünden incelenmiştir.

48. Bireysel başvurunun ikincil niteliğinin bir sonucu

olarak olağan kanun yollarında ve mahkemeler önünde ileri sürülmeyen iddialar

ile bu mahkemelere sunulmayan bilgi ve belgeler bireysel başvuru konusu

edilemez (Bayram Gök, B. No: 2012/946, 26/3/2013, § 20).

49. Somut olayda başvurucunun ihlale neden olduğunu ileri

sürdüğü iddiayı itiraz kanun yolu sürecinde dile getirmediği (bkz. § 21), bu

iddiasına ilişkin bilgi veya belge sunmadığı, böylece başvuru yollarını usulüne

uygun tüketmediği anlaşılmaktadır.

50. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer

kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının

tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

2. Duruşmada hazır bulunma hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL

EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Adli yardım talebinin kabulü ile geçici olarak muaf

tutulan 257,50 TL harçtan oluşan yargılama giderinin 12/1/2011 tarihli ve 6100

sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin (1) numaralı fıkrası

uyarınca başvurucudan TAHSİLİNE 13/10/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar

verildi. Başkan : Kadir ÖZKAYA Üyeler : M.Emin KUZ Rıdvan GÜLEÇ Yıldız SEFERİNOĞLU Basri BAĞCI Raportör : Hikmet Murat AKKAYA Başvurucu : İbrahim TİKAN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2017/39417, 13 Ekim 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İlgili
  10. Hukuk
  11. V. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. İfade
  14. B. Duruşmada
  15. A. 1. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2017/39417
Tarih
13 Ekim 2020

İlgili Kararlar

  • Süreyya Başlı Başvurusu (B. No: 2018/18795)
  • Mehmet Şale Başvurusu (B. No: 2018/13935)
  • Ebru Alıravcı Başvurusu (B. No: 2019/5310)
  • Adem Gülmez ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2019/777)
  • Recep Tunç ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/29522)
  • C. D.a. Başvurusu (B. No: 2017/28025)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.